Kategoriler
Edebiyat

Öyle İşte

ÖYLE İŞTE…

Çocukluk; adalet dağıtan, zayıfı koruyan
çizgi kahramanlarımız vardı
ve rüyalarımızı süsleyen masallarla
büyüdük biz…

Gençlik ; bir yanda gelecek telaşı, bir umut…
öbür yanda aşk romanları okuduklarımız
ve başımızda kavak yelleri, şairdik hepimiz…

Orta yaş ; araştırmalar, denemelerle geçti….
küçüklerin aklı ermiyor,
büyükler birşey anlamıyor dedik
ve sanki herşeyi biliyorduk biz…

Yaşlılık ; onun, bunun vaatlerine inandık, martavallara kandık,
büyüttük ellerimizle sahte kahramanları biz…
umutlar kırılınca, anılara döndük
ve geçmişle avunduk biz…

Bir ömür ; sağa saptık, sola baktık,
indik aşağı, çıktık yukarı,
her yer rampa…
düz yol aradık biz…
geldik, gidiyoruz işte, dünyayı değiştiremedik
ve bu dünyanın kargaşasında
ahireti kurtarabildik mi? biz…

Yaşar YURTDAŞ

Kategoriler
Genel

Milli Mücadelede Sivrihisar

KURTULUŞ SAVAŞINDA SİVRİHİSAR

Milli Mücadele’de düşman işgaline uğrayan yörelerimizden biri de Sivrihisar yöresidir. Mondros Mütarekesi sonrasında Sivrihisar, stratejik bir merkez olarak hem siyasi hem askeri birçok olaya sahne olmuştur. Ankara ve Eskişehir gibi Milli Mücadelenin iki önemli merkezine yakın bir konuma sahip olan Sivrihisar; önce İngiliz Kontrol Kıtaları tarafından işgal edilen Eskişehir’in kurtarılması amacıyla gerçekleşen I.ve II. Eskişehir Harekâtlarında, sonra da Kütahya-Eskişehir Muharebelerinin sonucunda Yunan işgal kuvvetlerinin ileri harekatı sırasında önemli bir merkez olarak milli kuvvetlere kucak açmıştır. Siyasi gelişmeler karşısında ilk andan itibaren milli kuvvetler safında yer alarak, zaferin kazanılmasına kadar bu durumunu muhafaza etmiştir.

Milli Mücadelenin ilk günlerinde Eskişehir’deki İngiliz birliklerine karşı gerçekleştirilecek harekât için 13 Eylül 1919’da Sivrihisar’a gelen Ali Fuat Paşa, Sivas’ta Kongre Heyet-i Merkeziyesi’ne 14 Eylül’de çektiği telgrafta, maiyetindeki müfreze ile Sivrihisar’a geldiğini ve her tarafta çok iyi karşılandığını; buradan birkaç bin “millî efrad” alarak, Eskişehir’e hareket edeceğini bildirdi. Öte yandan aynı gün Eskişehir’deki Kolordu Kumandanı Kiraz Hamdi Paşa; Harbiye Nezaretine çektiği telgrafta, Sivrihisar ve Haymana taraflarında milli teşkilatlar kurulduğunu ve bu teşkilatların günden güne güçlendiklerini bildiriyordu.

Bu arada Milli Mücadele’nin en kritik günlerinde, Sivrihisar ileri gelenleri, Sivas Umumî Kongre Heyeti’nin İstanbul’daki Damat Ferit Paşa hükümeti ile münasebeti kesme kararına uyarak; Eskişehir, İstanbul Hükümeti ile ilişkilerini kesinceye kadar bağımsız kalacaklarını bildirdiler. Bu durumla ilgili olarak da İstanbul Hükümeti yanlısı Kolordu Kumandanı Kiraz Hamdi Paşa, Eskişehir’den Harbiye Nezaretine gönderdiği yazıda durumu şöyle bildiriyordu: “Eskişehir Sancağı’nın Mihalıçcık ve Sivrihisar kazaları da kongre mukarreratına tabiiyetle, merkez Liva ile alâkalarını kesmişlerdir. Sivrihisar ellerindedir”. Hamdi Paşa’nın büyük bir telaşla İstanbul’a bildirdiği bu durum, bölgeye hakim olma açısından son derece önemli bir gelişme idi. Bu fiili durum karşısında İstanbul hükümeti yanlısı Eskişehir Mutasarrıfı Hilmi ve Kolordu Kumandanı Hamdi Paşa’nın cesaretleri büsbütün kırılmıştı.

Öte yandan Ali Fuat Paşa Eskişehir ve çevresindeki durumla ilgili, 20/21 eylül tarihli raporunda; Mihalıççık, Mahmûdiye ve Seyitgazi milli müfrezelerinin yanında, Sivrihisar milli müfrezesinin de katıldığı bir kuvvetle Eskişehir’in doğusunu tuttuklarını belirtmektedir. Aynı şekilde, Eskişehir’deki ingiliz birliklerine karşı Eskişehir dışında ulusal harekatı muhakkak bir surette kabul ettirecek ve şehri süratle sarabilecek kudret ve kuvvete millî müfrezelerle halk kitlelerinin katılmasını sağlayacaktı. Teşkilatın merkezi Sivrihisar olacaktı ve bu teşkilat Sivrihisar’dan yönetilecekti. Nitekim Sivrihisar müfrezelerinin de katkılarıyla gerçekleşen Eskişehir harekatlarıyla, İngilizler Eskişehir’den çıkarılmışlardı. Bu arada Sivas Kongresi günlerinde Mihalıççık ve Seyitgazi ile birlikte Sivrihisar Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de oluşturulmuş ve cemiyet, faaliyetlerine başlamıştı. 

[otw_shortcode_content_toggle title=”Yapılan seçimlere katılan diğer adaylar ve aldıkları oylar şöyleydi: » tıklayın” opened=”closed”]

Çerkezzâde Ahmet Efendi 58, Köfterzade Ahmet Efendi 49, Müftü Mehmet Ali Efendi 48, Bölük Emini Süleyman Efendi 41, Sarının Hacı Ali Ağa 38, Kuzadzade Hacı Halil İbrahim Ağa 37, Sabık Kaymakam Rıfat Bey 25, Zayimzade Hacı Ali Ağa 23, Hacı Kösezade Mustafa Efendi 22, Potuoğlu Abidin Efendi 19, Berber Hacı Ahmet Ağa 14, Sölpükzade Ali Efendi 12, Boyacıoğlu Mustafa Efendi 11

(Tahsin Özalp, Sivrihisar Tarihi, Eskişehir 1960, s.171.)

[/otw_shortcode_content_toggle]

Kütahya Eskişehir Muharebelerinin kaybedilmesi üzerine 15 Ağustos 1921 tarihinde durgun ve sıcak bir havada ilerleyen Yunan kuvvetleri, Sivrihisar’ı işgal ettiler. 18 Ağustos’ta da Yunan karargahı Sivrihisar’a geldi.

Sakarya Savaşı sonuna kadar Yunan işgalinde kalan Sivrihisar’a, savaşı müteakip, 13 Eylül 1921 günü Türk atlıları bir baskın yaptılar ve 400 esir Türk erini kurtardılar. İki Yunan doktor, Yunan hastaları ve erleri esir alındı. 15 Eylül 1921 günü Yunan kuvvetlerinin saldırısı üzerine Türk kuvvetleri Sivrihisar’ı terk ettiler. Ancak 20 Eylül 1921’de bir Süvari bölüğü tarafından Sivrihisar yeniden Türk kuvvetlerinin eline geçti. 6 Ekim 1921 tarihinde de Batı Cephesi Karargahı, Polatlı’dan Sivrihisar’a nakledildi. Bu tarihten itibaren Sivrihisar, bölgedeki işgal kuvvetlerine karşı girişilecek harekâtta, merkezî konumunu muhafaza etti.

Milli Mücadele tarihinde Sivrihisar, ilk defa Ankara dışında bir Heyet-i Vekile (Bakanlar Kurulu) toplantısına ev sahipliği yapmakla da ayrı bir öneme sahiptir. Zira Yunan ileri harekatı sırasında Meclisin Kayseri’ye taşınması bile düşünülmüşken, böyle bir toplantının Sivrihisar’da yapılması, koşulların değiştiğini, zaferin yakın olduğunu gösterdiği gibi ordu ve halk üzerinde olumlu bir etki de yaratmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın çağrısı üzerine 25 Mart 1922 günü Sivrihisar’a gelen Heyet-i Vekile üyeleri halk ve askerler tarafından karşılanmıştır. Burada İtilaf Devletlerinin 22 Mart tarihli ateşkes önerisine verilecek cevap tartışılmıştır. Diğer yandan Sivrihisar aynı günlerde çok önemli iki konuğu ağırlamıştır. 28 Mart 1922 günü Sovyet Rusya Elçisi Aralov ve Azerbaycan Elçisi Abilov, Polatlı’dan Sivrihisar’a gelerek M.Kemal Paşa tarafından resmi törenle karşılandılar. Geceyi Sivrihisar’da geçiren konuklar ertesi gün Sivrihisar’da bir okulu ziyaret ederek, öğrencilerin Mustafa Kemal Paşa hakkında söyledikleri şarkıları dinleyip, öğretmenlerini ödüllendirdiler. Öğleden sonra da Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Sivrihisar’dan ayrıldılar.

Sivrihisarlıların Kuva-yı Milliye’nin ikmali hususundaki katkılarını ise şöyle özetlemek mümkündür:

1-Sivrihisar halkı tarafından 50 kişilik bir müfreze teşkil edilmiştir. Her türlü ikmali Sivrihisarlılar tarafından yapılan bu müfreze; kaza ve civarının güvenliğinin sağlanmasına çalıştığı gibi, İngilizlerin Eskişehir’den uzaklaştırılmasında ve Bolu İsyanı’nın bastırılmasında da üstün hizmetlerde bulunmuştur.

2-Batı Cephesi Komutanlığının göreve başladığı esnada Sivrihisarlılar, 35 bin lira nakit para yardımı yapmakla, yardımın en güzel örneğini vermişlerdir. Daha sonraki günlerde bu yardımlar devam etmiş, 500 adet mavzer tüfeği ve 43 at (koşumlarıyla beraber) askerimize hediye edilmiştir.

3-Bütün Anadolu’ya örnek olmak üzere Sivrihisar ismi ile bir uçak satın alınarak Türk ordusuna bağışlanmıştır (18 Haziran 1921).

4-Halkın ulusal hareket lehindeki çalışmalarını öğrenen düşman, en feci zulüm ve vahşeti yaparak, Sivrihisar’ın köylerinin tamamına yakınını tümüyle yakmış, 150 bin koyun ile 40 bin sığırı ve çok miktarda eşyayı gasp etmiştir.

Halk, uğradığı zulüm ve vahşetlerden asla ümitsizliğe kapılmamış; evlatlarını cepheye göndermiş olan ihtiyar ana ve babalar, omuzlarında ordunun günlük ihtiyaçlarını taşıma isini üstlenmişlerdir. Bu arada bir yıl süreyle Sivrihisar merkezinde karargah kuran 3. Kolordu’nun bütün subay ve erlerine halk, yaralı gönüllerini açmış; gerektiğinde kendi yiyecek ve içeceklerini onlarla paylaşmıştır.

5-Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne 50 bin lira gönderilmiştir.

6-Ordunun taşımacılıkta kullandığı zayıf hayvanlar, düşman tarafından yakılan köylerin halkına dağıtılmıştır. Köylü bu hayvanları besleyerek işe yarar hale getirmiştir. Bunlar, Büyük Taarruz esnasında, 500 araba ile 2. Ordunun emrinde önemli nakliye hizmetinde bulunmuşlardır.

7-Ocak 1921-Temmuz 1921 tarihleri arasında Hilal-i Ahmer (Kızılay) tarafından düzenlenen bağış kampanyası dolayısıyla Sivrihisar İlçesinden 6.000 Krş. Ankara’ya gönderilmiştir.

Sivrihisar’ın Türk Milli mücadelesine katkıları bağlamında iki önemli şahsiyeti de mutlaka zikretmek gerekir. Bunlardan biri, Mehmet Niyazi (Çamoğlu) Efendi’dir. 1863’te Sivrihisar’da doğan Mehmet Niyazi Bey, Çamzade Hacı Ahmet Efendi’nin oğludur. İlk ve orta öğrenimini medresede tamamladıktan sonra ticaretle meşgul oldu ve yöresinde hayvan yetiştiriciliği yaptı. Bu arada Liva Meclisi ve İdare Heyetinde üye olarak bulundu. TBMM’nin I. Döneminde Eskişehir’den Milletvekili seçilerek 23 Nisan 1920’de açılışına katıldı. Mecliste İktisat Komisyonunda çalıştı. 26 Ocak 1922’de Harp Encümeni kararıyla ordu geri hizmetlerine gözetim ve yardım için izinli sayıldı. Üç ay batı cephesindeki askerin iaşe işlerine yardımcı oldu. Milletvekilliği sona erince Eskişehir’e dönerek işleriyle meşgul oldu. 20 Kasım 1945’te İstanbul’da öldü. Evli ve iki çocuk babası idi.

Diğer önemli şahsiyet ise Sivrihisar Müftüsü Mehmet Ali Niyazi Efendi’dir. 1873’te Sivrihisar’da doğan Niyazi Efendi, Helvacızde Müftü Osman Efendi’nin oğludur. İlk ve orta öğrenimini Sivrihisar’da yaptı. Daha sonra İstanbul’a giderek öğrenimini tamamladı. Öğrenimi sonrasında 1908’de Sivrihisar Ziyaiye Medresesi’nde müderris olarak göreve başladı. Bu görevde iken, 7 Mart 1909’da Sivrihisar Müftülüğü’ne atandı. Milli Mücadele’nin ilk günlerinde milli harekata katıldı. Kuvay-i Milliye’nin ikmali hususunda önemli hizmetleri oldu. Ankara Fetvası’nı tasdik ederek ulusal direnişin dinî yönden de meşru olduğunu halka duyurdu.19 Nisan 1930’da görevde iken vefat etti. Sivrihisar mezarlığına defnedildi. Ailesi, “Erdoğan” soyadını aldı.

Yunanlılar, 15 Ağustos 1921 tarihinde Sivrihisar ilçesinin merkezini işgal etmişlerdi. Görgü tanıklarının ifadelerine göre işgal olayı şöyle gerçekleşti: “Düşmanın öncü süvarileri, Musalla önüne geldiler. Kazanın ileri gelenlerinden ordumuz hakkında bilgi almak istedikleri sırada, Sakarya istikametine çekilen birliklerimizin artçıları tarafından Tombakkaya mevkinden yapılan birkaç el silah atışına hedef oldular. Buna kızan Yunan süvarileri, kaza eşrafından Hekimin Osman, Salim Hoca ve halktan birkaç kişiyi rehin alarak gittiler. Bilahare bu kişileri serbest bıraktılar. Düşman, kazayı işgal ettikten sonra kolordu karargahını ve hastanesini ilçeye yerleştirme çabasına koyuldu.

Ordumuzla Ankara’ya giden Belediye Başkanına vekalet etmekte olan Hekimin Osman’dan bu amaca uygun bir yer istediler. Tenekeli mektep ve diğer okulları hastane; Biçerli Hasan Bey’in evini de karargah binası olarak kullanmaya başladılar. Bu sıralarda Yunan askerlerinin yağma ve talana giriştikleri görüldü. Bu durum, yapılan temaslar sonunda, sokaklara çıkanları iki sivil Türk ile iki Yunan devriyesinin marifetiyle önlendi.

Düşman kuvvetleri Ankara istikametine doğru taburlar halinde geçiyorlar ve her geçtiği yeri harabe haline çeviriyorlardı. Para ve altın almak için insanlık dışı işkenceler ızdırap kaynağı oluyordu. İşgal olayının görgü tanıklarından İsmail Hakkı BİÇER (Sivrihisar-1907 doğumlu) de şunları anlatır:

… Kurban Bayramı’nın birinci günü, kümelisi geldi gavurun, bu kumlu yoldan. Gördük, toplar, tüfekler hepsi geldi… Sivrihisar işgal oldu… Yunan ordusu buradan Polatlı’ya giderken o kadar ümitliydiler ki, hemen bir gün sonra işgal edecekler Ankara’yı. O kadar ümitliydiler. “O Kemal’i (Mustafa Kemal Atatürk) yakalayacağız, O’nu öldüreceğiz, bu harbin sebebi bu”. Türkçe bilen Ermeni ve Rumlar da asker olmuş Yunan’a. Köylerde Yunan askeri halka çok işkence yapmışlar. Burada da oldu… Bana bile eziyet ettiler. Bizim bir ufak bağımız vardı. Aşağıda Kanlı Kavak mevkiinde. Kimse yok bende, baba anne yok bende, babam şehit, annem ben küçükken ölmüş. Sadece babaannem vardı. O da 80-90 yaşlarında. Oğlum, ağzım kurudu… Git şu bağa biraz üzüm getir dedi… Neyse gittim vardım bağa, belki 25-30 gavur var bağın içinde. Bağın altını üstüne getirmişler… Bir kurşun attılar, “cızırt” dedi geçti, değmedi amma, dikildim kaldım. Biri silahı ile geldi, biri de onun arkasından geldi. O silahın dipçiği var ya bir vurdu bana. Ben aldırmadım. Fakat bir daha vurunca ben göçtüm, ondan sonra silkiverdim üzümü, alın kafirler yiyin diye… Biz yokken eve girmişler. Fakir evinde ne olur, yufka ekmeğini döke saça almış gitmişler..” İşgalin 33′üncü günü, Yunan mevzilerinden sızarak, ilçeye gelmeyi başaran 60-70 civarında Türk Akıncı Müfrezesi, güneyden ve Şinşırak Kayası’ndan düşmanı çevirme hareketine koyuldular. Sokaklarda amansız bir vuruşma olmuştur. Sonunda yenilgiye uğrayan düşman, panik halinde Dümrek Köyü istikametine kaçmıştır. Bu vuruşma esnasında çok sayıda Yunan askeri öldürülmüş, Türk Akıncı Müfrezesi ise bir şehit vermiştir.

Bir avuç Türk’ten yediği darbe, düşmanı çılgına çevirmiştir. Bu yüzden, Akıncı Müfrezesinin şehirden ayrılmasıyla birlikte Yunanlılar pür hiddet Sivrihisar’ı tekrar işgal etmişlerdir. İlçe merkezini topa tutup yakmak girişiminde bulunmuşlar; ancak Yunan ordusunda görevli bir doktor ile 16 civarındaki yaralının, Akıncı Müfrezesi’nin Sivrihisarlılarla ilgisinin bulunmadığını, onların dışarıdan geldiklerini açıklamaları üzerine şehir merkezi yakılıp yıkılmaktan kurtulmuştur. Bununla birlikte Sivrihisar ilçesi halkı, Yunan işkence ve hakaretine maruz kalmıştır. Ayrıca, eşyaları ve erzakları Yunan askerlerince yağmalanmıştır. Yunan ordusunun zulüm ve vahşetine maruz kalan Sivrihisar köyleri de şunlardır:
Ağaören, Aşağıbağçecik, Atlas, Ayvalı, Babadat, Ballıhisar, Bedil, Çakmak Çardaközü, Çaykoz, Damlıca, Demirci, Devletşah (Dolaca), Dinek, Doğray, Dürmek, Elcik, Gecek, Gerenli, Güvemli, Gerenli, Hamamkarahisar, Holanta, İbikseydi, İcadiye, İzören, İmikler, Siliban, Kabak, Karaburhan, Karacören Yaylası, Karaçam, Karabat, Karakaya, Karkın, Kavacık, Kaymaz, Kertek, Kınık, Kıratlı, Kızılcaören, Koçaş, Koçcağız, Kotlan, Kürtün, Kozağacı, Mercan, Mülk, Hortu, Oğlakçı, Okçu, Ortaklar, Orhaniye, Reşadiye, Sadıkbağı, Paşakadın, Sürez, Tekören, Tekke, Yaverören, Yazır, Türkmenmecidiye, Yörme, Zaferhamit, Zey.

Sivrihisar’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurulması ile ilgili olarak 17 Ekim 1919’da yapılan seçimlerde; Evliyazade Salim Efendi 161, Çamzade Mehmet Efendi 160, Emir Eyyüp oğlu Mustafa Efendi 138, Bekir Beyzade İbrahim Bey 80, Amasyalızade Talat Bey 61 oy alarak “Heyet-i idare”yi oluşturmuşlardır.

Milli Mücadele esnasında 195 şehit veren Sivrihisar halkı, Kurtuluş Savaşı esnasında özellikle Kuvay-i Milliye’nin ikmali konusunda örnek davranışlar sergilemiş, unutulmaz hizmetler sunmuştur.

İtilaf devletlerinin Anadolu’ya çıkışını müteakip bir çok din adamı meyanında Mehmet Akif’in Sivrihisar Ulu Camide çarpıcı misallerle gelen kuvvetlerin kesif propagandaları aksine halife ordusu değil, yunan ordusu olduğunu hamidiye köyüne gönderilecek bir kaç gençle durumun açıklığa kavuşturulacağı ikazına rağmen yıllarca Osmanlıya tabi yunanın buna cüret edemeyeceği inanç ve özgüveni içinde istila ordusunu halife ordusu diye kabul edenlerin olduğu anlaşılıyor.

Vatan Müdafaasında Sivrihisar

Sivrihisarlılar tarihten günümüze vatan müdafaasında her zaman şerefli yerlerini almışlar ve alacaklardır. İstiklal savaşında şehid ve gazi babaların çocukları olarak bize kalan madalyalarını şerefle gelecek kuşaklara onlara layık olmak azmi ve kararı ile devir edeceğimiz muhakkaktır. Araştırmacı Ahmet ATUK’dan Milli Savunma Bakanlığı kayıtlarına dayanan bilgilere ve uzmanların ifadesine göre Çanakkale savaşlarında ve diğerlerinde bazen bir bölük hatta alay efradı toptan şehit olmakla askere gidip dönmeyen ve kimlikleri tesbit edilmeyen şehitler bu sayıya dahil olmadığı kanaati yaygındır.

Milli Mücadele’nin ilk günlerinden itibaren Sivrihisarlılar, sergiledikleri vatanseverlikle, bu kutsal mücadelenin kazanılmasında önemli bir rol oynamışlar; savaşın bütün acımasızlığı ve vahşeti karşısında ortaya koydukları asil davranışla da, Milli Mücadele tarihimizde hak ettikleri yeri almışlardır.

Sivrihisar’da Yunan Vahşet ve Zulmü >

cumhur
KAYNAKÇA:
1- Tahsin Özalp, Sivrihisar Tarihi, Eskişehir 1960 ve ESKİŞEHİR Eskişehir İl Yıllığı – 1967
2- Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C. III Ankara 1995
3- Ahmet Atmaca-E. Küçükaslan, Sivrihisar ve Köylerinde Yunan Mezalimi, T.B.M.M. Zabıt Cerideleri
4- Dr.Halime Doğru, 15. ve 16. Yüzyıllarda Sivrihisar Nahiyesi-1997
5- Orhan Keskin, Bütün Yönleriyle Sivrihisar, İstanbul 2001
6- Ali Sarıkoyuncu, S.Önder, M. Erşan, Milli Mücadelede Eskişehir, 2002
7- Eskişehir Valiliği ESKİyeni Dergisi 2010
8- Eski Bir Şehrin Hikayesi Sh.38 – Doç.Dr. Zafer KOYLU – Melis BİRGÜN Ağustos 2015
9- Sivrihisar Eğitim Vakfı, Burası Sivrihisar – 2016 Sivrihisarın Tarihçesi
10- Ahmet Kılıçaslan – Sivrihisar Örf ve Adetleri – 1997

Kategoriler
Arşiv

Geçmişten Günümüze Sivrihisar

– KİTAP HAKKINDA –

Sivrihisar belediyesi kültür yayınlarından, 32 bilim insanının bildirileriyle oluşan “Geçmişten Günümüze Sivrihisar” kitabı antik çağdan günümüze Sivrihisar’ı tüm yönleriyle anlatıyor.

Kitap ile ilgili bilgi ve içerik yakında bu sayfada…

 

Kategoriler
Genel

Sivrihisar Türküleri

SİVRİHİSAR TÜRKÜLERİ 2016


1- YAVER ÖREN KÖYÜMÜZ 

*

2- KEÇE KENARI – OYUN HAVASI

*

3- DAMA ÇIKTIM YATMAYA

*

4- AHIRA DA İNEK BAĞLADIM – KEPEN HAVASI

*

5- YAĞMA YAĞMUR

*

TÜRKÜLERİMİZ

Türkiye’nin sözlü geleneğinde, bir ezgi ile söylenen halk şiirlerinin her çeşidine Türkü adı verilir. Türkü sözcüğü, Türk adının sonuna, ilgi eki olan Y ekinin getirilmesiyle ortaya çıkmıştır. “Türkî”, Türk’le ilgili, Türk’e özgü anlamında kullanılır. Genelde yazarları belli olmayan (Anonim), türkülerimizde aşk, özlem, hasret, gurbet, sıla, ve ölüm konuları işlendiği gibi, içinde barındırdığı eşitlik, kardeşlik, paylaşım kültürüyle halk oyunlarına da müzik anlamında altyapı hazırlamıştır. Ne var ki iletişim çağı olarak adlandırılan yüzyılımızda, Halk kültürünün sözlü boyutunu oluşturan Türkülerimiz ve de halk oyunlarımız, küreselleşme rüzgarı, teknolojinin ezici üstünlüğü, ve popüler kültürün dayatmaları karşısında maalesef unutulmaya yüz tutmuştur.

Sivrihisar belediyesi olarak, kültürel varlıklarımız içinde önemli bir yer tutan türkülerimizi gündemde tutarak, gelecek kuşaklarımıza aktarmak amacıyla bölgemize ait olan türkülerden bir demet sunuyoruz.

Böylelikle bizi biz yapan sevgi, saygı, insancıllık, kardeşlik, gibi temel değerlerimizi, birlikteliğimizi hatırlatmak istedik. Her şey gönlünüzce olsun. Hamid YÜZÜGÜLLÜ – Sivrihisar Belediye Başkanı

***

Kategoriler
Arşiv

Prof. Dr. Mertol Tulum

Prof. Dr. Mertol Tulum’un Hayatı ve Eserleri

Türkiye ve dünyada Türklük Biliminin yaşayan en büyük temsilcilerinden, hocaların hocası Prof. Dr. Mertol Tulum, Rumeli göçmeni bir ailenin çocuğu olarak 19 Şubat 1940’ta Ayvalık’ta doğar. Babası Hasan Efendi, Annesi Hatice Hanımdır. Üç kardeş olan Ahmet Mertol’un abisi, Erol (Hulusi) ve  kardeşi Erdoğan (Ali) dir.

Babasının babası Hafız Ali Efendi, annesinin babası ise Hacı Hulusi Efendidir. Her iki dedesi de İstanbul’da o zamanların yüksek tahsil kurumlan olan medreselerde okumuştur.

İlk ve orta öğreniminden sonra 1957-58 öğrenim yılı sonunda Bursa Erkek Lisesini iyi derece ile bitirerek İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde yüksek öğrenimine başlar. 1964 yılında asistan olarak atanmasıyla başlayan akademik hayatı sonrası, Süleyman Özyıldız’ın kızı Aksel Hanımla evlenir.

Doktorasını verdiği 1968 yılından tam on bir yıl sonra 1979 yılında Sinan Paşa’nın Maârif-nâme adlı eserinin metniyle doçentliğe müracaat eder. O yıllarda doçentlik unvanları önce tezin kabulü, sonra jüri huzurunda sözlü sınav ve ardından da deneme dersi yaptırılarak veriliyordu. Bütün bu aşamalar başarıyla geçilerek aynı yıl doçent unvanını kazanır. Bu dönemin ürünü olan Sinan Paşa’nın Maârif-nâme adlı eserini Özlü Sözler ve Öğütler başlıklı çevirisiyle birlikte yıllar sonra yayımlama fırsatı bulur.

Yayımları

Başta;

1- Sinan Paşa, Tazarru’-nâme, İnceleme-Metin-Notlar ve Açıklamalar-Sözlük, MEB Büyük Türk Yazarları ve Şairleri Komisyonu yayınları: Dinî ve Tasavvufî Eserler Serisi: İstanbul 1971.

olmak üzere toplam 22 adet kitabı ve yayımladığı 21 adet Makale, Yönettiği 13 adet Yüksek Lisans Tezi ve Yönettiği 20 adet Doktora Tezi vardır.

Projeleri

1993-1996 yılları arasındaki Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü’nü yürütürken hazırladığı “Türk Dünyası Sosyal Yapı Araştırması” adlı proje kapsamında 1995 ve 1996 yıllarında birer ay süreyle Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’da ön çalışmalar yapıp incelemelerde bulundu.

İdari Görevleri

  1. Fakülte Yönetim Kurulu Üyeliği, 1982.
  2. Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi öğretim üyeliğine görevlendirme, 1982.
  3. Fakülte Türkçe Dersleri Programı Koordinatörlüğü, 1983 (Bu görev 1984’ten itibaren Üniversite Türkçe Bölümü Başkanlığı adı altında emekli olduğu tarihe kadar üzerinde kalmıştır).
  4. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkan Yardımcılığı, 1983.
  5. Yeni Türk Dili Anabilim Dalı Başkanlığı, 1983.
  6. Türkiyat Araştırma Merkezi Müdürlüğü, 1984-1987.
  7. Yeni Türk Dili Anabilim Dalı Başkanlığı, 1985.
  8. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü, 1993-1996.

Üyelikleri

  1. Türk Dil Kurumu Aslî Üyeliği, 1983.
  2. Türk Dil Kurumu-Yürütme Kurulu Üyeliği, 1984-1990.
  3. Türk Dil Kurumu-Terim Kurulu Üyeliği, 1984.
  4. Türk Dil Kurumu-Gramer Bilim ve Uygulama Kolu Üyeliği, 1984.
  5. Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Tabii Üyeliği, 1985.
  6. Türk Dil Kurumu-Evliya Çelebi Bilim ve Uygulama Kolu Üyeliği, 1986.
  1. Türk Dil Kurumu-Evliya Çelebi Seyahatnamesini Hazırlama ve Yayımlama Merkez Kurulu Üyeliği (Ö. Faruk Akün, Nihat Çetin ve İsmail Ünver ile birlikte), 1987.
  2. Türk Dil Kurumu -Terim Bilim ve Uygulama Kolu Üyeliği, 1987.
  3. Türk Dil Kurumu – Türkoloji Bilim ve Uygulama Kolu Üyeliği, 1987.
  1. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Daimi Mütevelli Heyeti Üyeliği. Ödüller Tursun Bey, Târîh-i Ebii ’l-feth adlı çalışması 1997 yılında Millî Kültür Vakfı’nın “Tarih Dalı” ödülüne layık görülmüştür.

***

Alıntı kaynak: Ahmet Atilla Şentürk

Kategoriler
Genel

Türk Dünyasının Ulu Çınarı Mertol Tulum Kitabı

Belediyeler sorumlu oldukları yörenin sadece alt/üst yapı sorunlarını değil; burada yaşayan insanların eğitim, kültür, sanat duyarlılıklarını geliştirmeli ve bu doğrultuda saptanan eksiklikleri de gidermelidir. Bu yüzden belediyeler öncelikle kendi sınırları içerisinde kalan bölgenin tarihi, kültürel değerlerini, flora ve faunasını bilimsel bilgiler ışığında ortaya çıkarılması konusunda yapılacak çalışmalara da katkı sağlamalıdır. Böylelikle somut ve somut olmayan kültürel miras ve endemik bitkiler, yöre halkının da bilgilendirilmesiyle, korunacak ve kuşaktan kuşağa sağlıklı olarak aktarılması sağlanacaktır.

Sivrihisar Belediyesi olarak, bu düşünce ve ilkeler doğrultusunda, ilçemizin tüm değerlerini, bunların ortaya çıkmasında emek sarf edenleri akademik çalışmalar ile halkımızın bilgisine sunmaya devam ediyoruz. Bu süreçte, 32 bilim insanının bildirileriyle oluşturduğumuz “Geçmişten Günümüze Sivrihisar” kitabıyla antik çağdan günümüze Sivrihisar’ı tüm yönleriyle anlatmaya çalıştık. “Sivrihisarlı Sinan Paşa ve Nesir Edebiyatı” çalışması ile de Sivrihisar’da yetişen Fatih Sultan Mehmet’e hocalık ve veziriazamlık yapmış büyük bir değer Sinan Paşa ve eserleri hakkında yapılan çalışmalardan bir seçki oluşturduk.

Bu eser ile Sinan Paşa konusunda bir ömür harcamış, onun eserlerini günümüz diline kazandırmış, bu konuda yapılacak birçok çalışmaya kaynaklık ve öncülük yapmış, aynı konuda çalışmış ve çalışacak olan birçok öğrenci yetiştirmiş, hocaların hocası sayın Prof. Dr. Mertol Tulum’a armağan kitabı hazırlayarak vefa görevimizi yerine getiriyoruz. “Mertol Tulum Kitabı” 36 akademisyenin katkısıyla iki yıl süren bir çalışma sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Kitabın hazırlanmasında yoğun zaman ve emek sarf eden editörler Prof. Dr. Ahmet Kartal ve Prof. Dr. Mehmet Mahur Tulum’a şükranlarımı sunuyorum.

İyi okumalar. Hamid Yüzügüllü – Sivrihisar Belediye Başkanı

***

Sivrihisarlı Sinan Paşa ve Mertol Hoca

Sunuş

Türkoloji’nin Türkiye’de ve dünyada yaşayan en önemli temsilcilerinden biri olup yüreği Türk kültürü, dili ve edebiyatına hizmet aşkıyla yanan Prof. Dr. Mertol Tulum, sadece akademik hayatında değil emekli olduktan sonra da birçok önemli çalışmaya imza atmış değerli ve büyük bir bilim adamıdır.

Başarılı bir üniversite öğrenciliğinden sonra, 1964 yılında kazandığı asistanlık sınavıyla akademik hayata başlayan Mertol Hoca, o dönemlerde “yüksek lisans” olmadığından dolayı doğrudan doktoraya başlamıştır. 1968 tarihinde Sinan Paşa’nın Tazarru’-nâmesinin metnini hazırlayarak doktor, 1979 yılında yine Sinan Paşanın Maârif-nâme adlı eseri üzerindeki “ki”li Birleşik Cümleler konulu çalışmasıyla doçent, 1983 ’te ise profesör unvanını almıştır.

Mertol Hocanın dikkat çeken önemli bir özelliği ise hocaların hocası olmasıdır. Öğrencilerini çok seven ve onların yetişmesi için büyük bir özveriyle gayret eden Hoca, öğretim üyeliği boyunca binlerce öğrenci yetiştirmiştir. O öğrenciler arasında bürokraside olanların yanında Türkiye’deki üniversitelerde değişik idari görevlerde bulunanlar ile öğretim üyesi olarak çalışanlar bulunmaktadır. Gerek akademik hayatı sırasında gerekse emeklilik döneminde, yoğun mesaisine rağmen, kapısı gözbebeği olan öğrencilerine her daim sonuna kadar açık olmuş ve onlara desteğini ve rehberliğini devam ettirmiştir.

Mertol Hoca, maalesef meslek hayatının en tecrübeli ve verimli döneminde beklenmedik bir kararla emekliye ayrılmıştır. Ancak hocanın emeklilik yılları alışılmışın aksine meslek hayatının en verimli dönemi olmasıyla dikkat çekmektedir. Nitekim mesleğe atıldığı ilk gündeki heyecanım hiç kaybetmeden büyük bir arzu ve şevkle Türk edebiyatının önemli eserlerinden bazılarını bu süreç içerisinde yetkin bir şekilde hazırlayarak okuyucusuyla buluşturmuştur. Matrakçı Nasûh’un Târîh-i Sultân Bayezid-i, Vehbi’nin Sur-nâme’si, Hacı Ahmed Efendinin Sergüzeşt ve Ravzatü’t-tevhîd’i, akademisyen olan mahdumu Mehmet Mahur Tulum ile birlikte hazırladıkları Dede Korkut, Oğuznameler, Oğuz Beylerinin Hikâyeleri ve Elvan Çelebinin Menâkıbu’-Kudsiyyesi bu çalışmaların bir kısmıdır. Ayrıca akademisyenler, öğrenciler ve diğer ilgililer için bir kılavuz hüviyetindeki Osmanlı Türkçesi Büyük El Sözlüğü’nü de bu dönemde hazırlamıştır. Beşir Ayvazoğlu’nun ifade ettiği gibi şu an “Bursa’da Münzevi Bir Âlim” olan Mertol Hocamıza sağlıklı, uzun ve Türk edebiyatının daha nice “çetin ceviz” hüviyetindeki eserlerini Türk kültürüne kazandıracağı bereketli ömürler diliyoruz.

Ömrünü akademiye adayıp büyük bir özveriyle binlerce öğrenci yetiştirip İlmi çalışmalara imza atan her hoca için adına hazırlanan armağan kitabı bir vefa borcudur. Hocaların hocası büyük âlim Prof. Dr. Mertol Tulum için hazırlanan bu mütevazı armağan da bu düşünceden hareketle oluşturulmuştur. Çoğu Prof. Dr. Mertol Tulum hocanın dost, öğrenci ve sevenlerinin yazılarından oluşan bu armağan yaklaşık iki yılda hazırlanmıştır. Hocanın hayatına dair Prof. Dr. Ahmet Atillâ Şentürk tarafından hazırlanan bir yazıyla başlayan armağan kitabı; biyografi, dil, edebiyat ve kültür yazılarından oluşmaktadır.

Bu armağan kitabına çok değerli yazılarıyla destek verip katkı sağlayan yazarlara; kitabın oluşumu sırasında büyük emekleri geçen kıymetli arkadaşlarımız Öğr. Gör. Günay Çelikelden’e, Arş. Gör. Kenan Azılı’ya ve basımını üstlenen Sivrihisar Belediyesi Başkanı Hamid Yüzügüllü’ye gönülden teşekkür ediyoruz.

Ahmet Kartal – Mehmet Mahur Tulum
Eskişehir, 20.05.2017


Sivrihisar Belediyesi Kültür yayınları -4- 2017

Kategoriler
Sinan Paşa

Sinan Paşa ve Nesir Edebiyatı

Sivrihisarlı Sinan Paşa ve Nesir Edebiyatı

KİTAP HAKKINDA

Sevgili Kitap Dostları,

Belediye başkanlığını devraldığımızdan bugüne Sivrihisar’ın ihmal edilmiş alt ve üst yapısına yönelik tüm eksikliklerini gidermeye gayret sarf ediyoruz. Bu fiziki çalışmaların yanı sıra, ilçemizin tarihi ve kültürel yönlerini, bu topraklardan yetişerek ilçemize, ülkemize ve bilim dünyasına katkı sağlamış insanlarımızı da akademik çalışmalarla ön plana çıkarmaya çalışıyoruz. Sivrihisar’ın somut olan ve olmayan kültürel mirasını ilk önce kendi insanımıza, kentlimize, ülkemize ve dünyaya tanıtabilmek için aklın ve bilimin ışığında emek yoğunluklu bir uğraş veriyoruz.

“Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır” sözünden hareketle, Sivrihisar’da doğmuş, yetişmiş ya da bir şekilde burada bulunarak Sivrihisar’a katkı sağlamış değerlerimizin tanıtımına Sivrihisarlı Sinan Paşa kitabı ile devam ediyoruz.

Sinan Paşa, Sivrihisarlı Hızır Bey’in oğlu, Nasrettin Hocanın da torunudur. “Bilim Dağarcığı” lakabını alan babası Hızır Bey ve onun etrafındaki büyük bilginlerden aldığı derslerle kendini iyi yetiştirmiş ve Fatih Sultan Mehmet tarafından kendisine “Hâce-i Sultanî / Sultan Hocası” unvanı verilmiştir. Bu makam dönemin bürokratik işleyişi açısından bakıldığında sadrazamdan sonra, diğer vezirlerin önündedir. Sinan Paşa bu unvan ve makama geldiğinde 23 yaşındadır. Fatih Sultan Mehmet, hocasının bu bilgi birikiminden siyasî alanda da yararlanmak istemesi üzerine kendisine “Vezirlik” rütbesi verir. Bu tarihten itibaren “Hoca Paşa” unvanıyla anılan Sinan Paşa, kısa bir süre sonra da veziriazam olacaktır.

Sinan Paşa, eğitim sürecinde başladığı okumalarını yöneticiliğinde de sürdürmüştür. Bir bilim insanı, bir araştırmacı olarak eskiçağ düşünürlerinin (Aristo ve Eflatun) eserlerini Arapça çevirilerinden okumuştur. Felsefe ile özel olarak ilgilenmiş, bu noktada özgür düşünce, aklın peşin hükümlere kapatılması ve şüphecilik en belirgin özelliği olmuştur.

Kökleri Sivrihisar’a dayanan, eserleriyle sadece dönemini değil, bugünü bile aydınlatan bu bilim insanını tüm yönleriyle daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla bu çalışmayı hazırlamış bulunuyoruz. Kitabımızın fikir babası ve kitap içindeki çalışmaların temel kaynağı, Sinan Paşa ve eserlerine ömrünü vakfetmiş sayın Prof. Dr. Mertol Tulum hocamızdır. Kendisine ve kitabın başından sonuna kadar her aşamasında büyük emek-zaman sarf eden editörler Prof. Dr. Ahmet Kartal ve Doç. Dr. Zafer Koylu’ya; bununla birlikte kitapla ilgili her türlü problemin çözümünde engin tecrübesine müracaat ettiğimiz Prof. Dr. Erol Altınsapan’a şükranlarımı sunuyorum.

Siyaset arenasında yola çıktığımızdan beri yanımızda olan, her türlü etkinliğimizin planlama ve uygulamasında zaman kavramı olmaksızın emeğini esirgemeyen, bu kitapta da fikirden uygulamaya kadar büyük emekleri olan sevgili dostum Zafer Koylu’ya ayrıca teşekkür ediyorum.

İyi okumalar dileğiyle.

Hamid Yüzügüllü – Sivrihisar Belediye Başkanı

***

Sunuş

Türk edebiyatının en büyük mizah ustası Nasreddîn Hoca’nın torunlarından ve İstanbul’un ilk kadısı olup “ilim dağarcığı” namıyla şöhret bulan Hızır Bey’in oğlu olan Sinan Paşa, bilim ve devlet adamı kimliğinin yanında müderris ve sanatçı kişiliğiyle de dikkat çekmektedir. Daha küçük yaşlardayken hem okumayı hem de araştırıp sorgulamayı seven kişiliğiyle etrafındakilerin dikkatini çekmiş, merak saldığı irfan ve felsefe deryasına dalıp onlarla ilgili okuduğu çeşitli eserler ve yaptığı araştırmalar neticesinde bir yandan ufkunu ve bakış açısını genişletmiş diğer taraftan da kapıldığı şüpheyle her daim hemhal olmuş müstesna bir şahsiyettir. O, ömrü boyunca kapıldığı bu şüphecilikten kurtulamamış ve her zaman aklı ve gönlüyle didişerek bunu yaşam tarzına dönüştürmüştür. Bu da akıl ve gönül fırtınasını aynı anda yaşamasına sebep olmuştur. İçine girdiği bu tehlikeli düşünce dehlizlerinden Şeyh Vefâ’ya olan bağlılığı sayesinde kurtulan Sinan Paşa, iç dünyasını kaleminden benzersiz bir üslup olarak eserlerine yansıtmış ve bu yönüyle hem kendi dönemindeki hem de kendisinden sonraki sanatkârlardan ayrılmıştır. Hatta Prof. Dr. Mertol Tulum hocamızın dikkat çektiği gibi, Şeyh Vefâ’dan almış olduğu fikrî ve manevî yardımla ufku genişleyip zihnî berraklığını örten şüphe bulutlan dağılan Sinan Paşa, o eşsiz dil ve üslubuyla Tazarnu-nâme’de tasavvufun anlaşılması en güç konularını özellikle de aşk konusunu ele almış, açıklamış ve yorumlanmıştır.

Sinan Paşa’nın eserlerine özellikle de Tazarru’-nâme/Tazarru’ât’a bakıldığında onun gerçek anlamda bir söz ve mana ustası olduğu müşahede edilmektedir. Müthiş bir zekâ kudreti ve kıvraklığına sahip olan Sinan Paşa, tam bir dil cambazıdır. Türkçeyi kullanmakta üstün bir yeteneğe ve beceriye sahip olup en girift ve zor konulan rahatlıkla anlatma ve işleme başarısını göstermiştir. Bunu yaparken dilin ahengini sağlayan unsurlardan ve seslerden istifade etmiş, o sesleri ve ahenkleri birbirleriyle uygun bir şekilde mezcederek insanın ilgisini çeken hoş bir musiki ve armoni oluşturmuştur. Bu dili kullanma ustalığı da ona edebiyat tarihimizde ayrıcalıklı bir yer ve konum kazandırmıştır.

Bu kitap iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm; edebiyat tarihimizin önemli şahsiyetlerinden olan Sinan Paşa’nın hayatı, eserleri ve eserlerindeki dil ve üslubun irdelenip muhtevasının ortaya konduğu çeşitli makalelerden oluşmaktadır. İkinci bölüm ise; Türk, Fars ve Arap edebiyatlarındaki nesir edebiyatının değerlendirilmeye tabi tutulduğu çeşitli makalelerden meydana gelmektedir.

Yapmış oldukları kıymetli çalışmalarla bu kitabın oluşmasına katkı sağlayan çok değerli akademisyenlere çok teşekkür ediyoruz. Ayrıca bu tavrı Türk edebiyatının önemli temsilcisi Sinan Paşa’ya karşı sergilenen bir vefa borcu olarak telakki ediyoruz. Yine kitabın oluşumu sırasında büyük emekleri geçen kıymetli arkadaşlarımız Günay Çelikelden’e, Kenan Azılı’ya, Ahmet Pekşen’e ve basımını üstlenen Sivrihisar Belediyesi Başkanı Hamid Yüzügüllü’ye gönülden teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Ahmet Kartal – Zafer Koylu
Eskişehir, 20.07.2017

***

Her Yönüyle Sinan Paşa

Sinan Paşa üzerinde 1960’lı yılların hemen başlarında başlayan çalışmalarım zaman zaman araya başka çalışmalar girmiş, zaman zaman kesintiye uğramış olsa bile, bugüne kadar süregelmiştir. Bu çalışmalar biraz alanımla ilgili olmakla beraber, esas itibariyle Sinan Paşa’nın hayatı ve bu çok renkli hayatın bütün cepheleri, veçheleri üzerine olmuş, dolayısıyla bir yandan Sinan Paşa’nın eserlerini okuma, anlama ve yayınlama faaliyetlerinde bulunurken öte yandan da Sinan Paşayı bilim adamı kimliği ve sanatçı kişiliğiyle derinliğine tanıma merakı bende sürüp gitmiştir.

Bundan birkaç yıl önce oğlum Mehmet Mahur Tulum’un yaptığı keşif, Nasreddin Hoca’yı kesin olarak Sivrihisar’a mâl etmiştir. Bunda artık hiçbir şüphe bulunmuyor. Bu, Sivrihisarlıları elbette çok mutlu etmiştir. Ama, ben Sinan Paşa’ya bir tür ömrünü vakfetmiş insan olarak diyebilirim ki, Sivrihisarlı olmamakla beraber, bu buluş beni de en az sizin kadar memnun etmiştir. Çünkü ben Sinan Paşa üzerinde çalışırken ve onun en tanınmış eserini yayına hazırlarken, hayatı hakkında yaptığım araştırmada, o güne kadarki çalışmalar ve yayınlar çerçevesinde, Nasreddin Hoca’nın torunu olduğu yolunda kesin bir belgeye ulaşamamıştım. Dolayısıyla, Sinan Paşa’nın Nasreddin Hoca ile ilişkisinden bahseden çeşitli yazılardan, kaynaklardan alıntılar yaparken bunlar üzerinde kendim de bir değerlendirme yapmış ve bu değerlendirmenin sonucunu da “Henüz Nasreddîn Hoca hakkındaki bilgilerimiz bile tam değildir, dolayısıyla Sinan Paşa’nın Nasreddîn Hoca’nın torunlarından olduğu yolundaki bilgiler kesin bilgi sayılamaz. ” sözleriyle açıklamıştım. Şimdi aradan elli yıl geçtikten sonra bu yeni bilginin ortaya çıkmasıyla Sinan Paşa’nın artık Nasreddîn Hoca’nın torunlarından olduğu da kesinleşmiştir. Dolayısıyla beni de çok mutlu eden yön bu olmuştur.

Prof. Dr. Mertol Tulum – İstanbul Üniversitesi, Emekli Öğretim Üyesi


Sivrihisar Belediyesi Kültür yayınları -3- 2017

Kategoriler
Sivrihisar Haberleri

Kurtuluştan Kuruluşa Sivrihisar Sergisi

“Kurtuluştan Kuruluşa Sivrihisar” Sergisine Davet

Milli Mücadelenin her safhasına tanıklık etmiş Sivrihisar halkının, bağımsızlığımızın kazanılması uğruna vermiş olduğu büyük destek ve emekleri gündeme getirerek tekrar hafızalara taşımak ve yeni nesillere aktarmak arzusu ile Sivrihisar Belediyesi Cumhuriyetin kuruluşunun 94. Yılında, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle “Kurtuluştan Kuruluşa SİVRİHİSAR” adı altında fotoğraf ve resim sergisi düzenleyecektir.

28 Ekim Cumartesi Günü Eskişehir Espark AVM’de saat: 11:00’de açılışı yapılacak olan sergiye tüm vatandaşlarımız davetlidir. “Kurtuluştan Kuruluşa Sivrihisar” fotoğraf ve resim sergisi 5 Kasım tarihine kadar açık olacaktır.

***

Sivrihisar belediyemizce ESPARK AVM’de düzenlenen ve geniş bir kitlenin katıldığı “Kurtuluştan Kuruluşa Sivrihisar” adlı resim ve fotoğraf sergisi etkinliği için başta Sivrihisar belediye başkanı sayın Hamid Yüzügüllü olmak üzere başkan yardımcısı sayın Hüseyin İlhan’a, Kültür müdürü sayın Meriç Okur’a, emeği geçenlere, öğrencilerimize, ve katılımcılara ilçemiz adına teşekkürlerimizi sunuyoruz.



Kategoriler
Duyurular Sivrihisar İlan

MAKS Projesi İş İlanı

ELEMAN ALIMI

Sivrihisar ilçemizde MAKS Projesi (Mekansal Adres Kayıt Sistemi) için SAHA PERSONELİ alımı olacaktır. Tabletlerle veri girişi yapılacaktır. İçişleri bakanlığımızca ortak yürüttüğümüz projedir. Başvuru koşulları için en az lise mezunu olmak ve 18-30 yaş aralığında Bay olmak gerekmektedir.

Başvurular için vodateknolojicv@gmail.com adresinden yada 05547094120 göndermeniz gerekmektedir. EMRAH AYDIN

Kategoriler
Reklamlar

Çeşmicihan Yöresel Ev Yemekleri

Çeşmicihan Sivrihisar Yöresel Ev Yemekleri Lokantası

Yöresel yemek çeşitleri ile hizmetinizde.

Sivrihisar’ın birbirinden lezzetli, enfes, ev sıcaklığında yöresel ev yemekleri…

Çeşmi Cihan Yemek Salonu


RESTORAN İLETİŞİM BİLGİLERİ
Yetkili: Canan DAMLACA
Adres: Cumhuriyet Mah. Nasrettin Hoca Cad. No: 1 Sivrihisar
Tel: 0544 642 28 16
Facebook >

Google Harita 

BASINDAN HABERLER

Eskişehir Sivrihisar’da 2 Kadın Girişimcinin Başarısı

Sivrihisar’da yaşayan Canan Damlacı ve Şirin Çakar, belediye ve KOSGEB kurslarına katılarak yeni fikirler edindi. Yöresel ev yemekleri üzerine bir yer açmak isteyen kadınlar, KOSGEB kredisi ile amaçlarına ulaştı. Yanlarına 3 kadın çalışan da alan girişimci kadınlar, ilçe halkının da takdirini kazandı.

Yeni lokantalarının ismini Çeşmicihan Yöresel Ev Yemekleri koyduklarını aktaran Canan Damlacı, “Bugüne kadar ev hanımıydık. Bu yaştan sonra da çalışacağız. Sivrihisar Belediyesinin kurslarına katılarak, bir aile ortamı oluşturduk. Sivrihisar’ın turizmde gelişeceğine ben inanıyordum. Eskiden yıkık dökük yerler çok fazlaydı ama son zamanlarda buralar hak ettiği değeri gördü. Gelen turlar için bir şeyler yapmak istedim. Eşim çok arkamda durdu. İlk istediğim projeler olmasa da şimdilerde bir yöresel yemekler sunacağımız bir yer açmak istedik. 4-5 masalık bir yer istiyorduk ama daha büyük bir yer nasip oldu. KOSGEB kredisiyle burayı açtık.

Yöresel ev yemekleri; bamya çorbası, kelem dolması, su böreği, baklava, höşmerim, pırasa dolması, göce dolması, keşkek, arabaşı gibi daha bir çok lezzeti burada sunuyoruz. Bütün ürünlerimizi günlük çıkarıyoruz. Sulu yemeklerimiz de var ama yoğunluk yöresel yemeklerde.

Sivrihisar’da girişimci olarak biz ilkiz. Çalışanlarımızın tamamı bayan, 5 bayan çalışıyoruz. 5 bayan arasında yemekleri paylaştık. Herkesin menüsünde farklı yemekler var yani kim neyi daha iyi yapıyorsa, sorumlu kişi o oluyor. Burayı açınca teşekkür telefonları aldık. Vatandaşlar yöresel yemek olunca güzel tepkiler verdiler. Bunun yanında dükkanımızın bir köşesinde de yöresel ürünleri de vatandaşlarımız görüp alabilecek” dedi.