Kategoriler
Edebiyat

Öyle İşte

www.sivrihisar.com.tr/oyle-iste.html

Kategoriler
Edebiyat

Ahmet Atmaca Şiiri

AHMET ATMACA

1930 tarihinde Sivrihisar’da doğdun,
Memieket sevdasına çocukluktan vuruldun
Susmadın SİVRİHİSAR’IN SESİ oldun,
Anlatmakla bitmezsin Ahmet ATMACA.

Sivrihisar’lı tarihi çınar,
Yüreği canım ilçem diye yanar,
1963’ten bu yana durmaz yazar,
Sivrihisar’ın gururu Ahmet ATMACA

Eserlerin anlatmayla bitmez.
Anlatmaya seni mısralar yetmez,
Sivrihisar tarihi sensiz olmaz,
Sivrihisar Belgeselinin adı Ahmet ATMACA

Doğruların adamı, mazlumların yanındadır,
Sivrihisar’ın nadide aydınlarındandır.
Yaşayan tarihin canlı anlatımıdır,
Sivrihisar tarihinin ışığıdır Ahmet ATMACA.

Konu hak ve adaletse susmaz,
Sivrihisar için çarpar yüreği durmaz,
İnsanları sever kimseyi kırmaz,
Sivrihisar’da kaledir Ahmet ATMACA

Ankara salnamesini Türkçe’ye çevirdin,
OsmanlI, Selçuklu eserlerini sahiplendin,
Nasreddin Hoca kızı Fatma Hanım mezarını buldun.
Karanlık içinde ışıksın Ahmet ATMACA

Ömrünce hep Sivrihisar’ı düşündün.
Tüm dernek, vakıflarda bulundun,
Sivrihisar tarihini gün ışığına çıkardın.
Minnettardır Sivrihisar’lılar sana ATMACA

Sivrihisar’ın gören gözü,
İlçesine hizmettir sözü.
Aydınlık umut doludur yüzü.
Saygılar bizden Sayın AHMET ATMACA

Faruk ÖZ

Kategoriler
Edebiyat Yunusemre

Yunus Emre Şiirleri

– Muharrem Kubat ve Cemile Eren’den Yunus Emre Şiirleri –

[row][forth_paragraph]

Şiir 1

Yunus

Denizlere, dağa, taşa,
Söyler Yunus telden telden,
İnsanlara, kurda, kuşa,
Söyler Yunus telden telden.

Hakka doğru gider yolu,
Sarıköylü, Türkmen oğlu,
Kucak kucak sevgi dolu,
Bakar Yunus tülden tülden.

Yanmış ocak, tütmüş baca,
Taptuk Emre olmuş hoca,
Sahip olmuş bitmez güce,
Coşar Yunus selden selden.

Şiir yazmış, şair olmuş,
Çalışmayı görev bilmiş,
Hizmet etmiş, kendin bulmuş,
Eser Yunus yelden yelden.

Gelir aşka, vurur saza,
Düşer yola, çıkar düze,
Sevgi ile başlar söze,
Verir Yunus baldan baldan.

Tarla sürmüş döne döne,
Ekmek yemiş bana bana,
Alev alev, yana yana,
Gider Yunus yoldan yoldan

Ayrı gayrı yok birlik var,
Hem düzen var, hem dirlik var,
Zenginlik var, fakirlik var,
Gelir Yunus elden elden.

Hoş sohbette, duru sözde,
Tatlı dilde, güler yüzde,
Hoşgörüde, gerçek nazda,
Vardır Yunus dilden dilden.

İnsanları sevmek asıl,
Pırıl pırıl, ışıl ışıl,
Yaprak yaprak, yeşil yeşil,
Açar Yunus daldan daldan.

Dert başlamış ince ince,
Çare bulmak anca anca,
Tomurcuklar gonca gonca,
Kokar Yunus gülden gülden.

Yumak yumak sarmış ağı,
Düğüm düğüm atmış bağı,
Dalga dalga aşmış çağı,
Doğar Yunus yıldan yıldan.

Muharrem Kubat

[/forth_paragraph][forth_paragraph]

Şiir 2

Yunus

Duygu duygu,ezgi ezgi,
Gönüllere giren Yunus,
Yürek yürek,sevgi sevgi,
Tüm evreni saran Yunus.

Kanat çırptı gökte kuşlar,
Selam durdu, dağlar taşlar,
Gerçek oldu bütün düşler,
Hak’kı hakta gören Yunus.

Duvaklarda, tüllerdesin,
Bestelerde, dillerdesin,
Çiğdemlerde, güllerdesin,
Sevgileri deren Yunus.

İlâhî bir sessin bizde,
Aşkın kordur içimizde,
Öze iniş Türkçemizde,
Halka kendin veren Yunus.

Nefes nefes, ince ince,
Gündüz gündüz, gece gece,
Sözcük sözcük, hece hece,
Sonsuz sırra eren Yunus.

Sevgilerde dilin olsam,
Mektuplarda pulun olsam,
Dergâhlarda kulun olsam,
Hak katına varan Yunus.

Coştu gönlün durmaz oldu,
Çağlar, sende kendin buldu,
Tüm insanlar kardeş oldu,
Tek bir dünya kuran Yunus.

Aşka vefa, vecde geliş,
Engin gönül, gerçek görüş,
Bitmez sevgi,sonsuz barış,
Derya-deniz duran Yunus.

Gönül verdim, gönül aldım,
Piştim sandım, sana geldim,
Seni, yine sende buldum,
Çağlar boyu süren Yunus

Muharrem Kubat

[/forth_paragraph][forth_paragraph]

Şiir 3

Bizim Yunus

Bizim Yunus, Derviş Yunus,
Merhametli, insan Yunus,
Canı canla özlettiren,
Sevgi dolu barış Yunus

Gönüllerde tahtlar kuran,
İnsanlara öğüt veren,
Kucak kucak sevgi deren.
Hoşgörülü pirdir Yunus.

Diyar diyar iller gezen,
Şeyhler ile sohbet eden,
İslamiyet ‘i sevdiren,
Sufi Yunus, birlik Yunus.

Eşitliği kardeşliği,
Kavimleri ve dilleri,
İnsanlığa tüm maleden,
Hak aşığı büyük Yunus.

Miskin sensin, derviş de sen,
Ölümsüzsün, ermiş de sen.
Gönle giren Hak aşığı,
Bilgin Yunus, Alim Yunus.

Evrenselsin, hem eşsizsin,
Aydınlıksın, bir güneşsin,
Var oldukça bu dünyamız,
İnsanlığa tek öndersin.

Bizim Yunus, Umman Yunus,
Barış, sevgi, sunan Yunus,
Senin gibi gerçek dostu.
Söyle nerde bulam Yunus.

Hiç ölmedin Yunus Emre,
Gönüllerde coşuyorsun.
Dilden dile yüreklerde,
Çağlar boyu yaşıyorsun.

Hoşgörü sende umman,
Sevgi ise katar katar.
Kardeşlik özünde yatar,
Ölmez Yunus, sonsuz Yunus.

Cemile Eren

[/forth_paragraph][forth_paragraph]

Şiir 4

Yunus Gibi

Düşte gördüm ayan beyan,
Uyan, Koca Yunus uyan,
Senden gelen sesi duyan,
Sevem dedim, Yunus gibi

Her gönülde çiçek açmış,
Sevgi ile dolmuş taşmış,
Semalara elin açmış,
Erem dedim, Yunus gibi

Yüreğime ışık saçtın
Nice çileleri aştın
Aşkınla da doldun taştın,
Gidem dedim, Yunus gibi

Varlığında yok oldum ben,
Kendimi sende buldum ben,
Dolanıp sana geldim ben,
Görem dedim, Yunus gibi

Seslenirim sağa, sola,
Yolum Hak’kın yolu ola,
Güler yüze, tatlı dile,
Soram dedim, Yunus gibi.

Merhem oldun tüm derdime,
Pir ettim seni kendime,
Taht kurdun benim gönlüme,
Çilem dedim, Yunus gibi.

Sevgi hamurundan tenin,
Gönlündesin sevenlerin,
Dolmuyor ki senin yerin,
Bulum dedim, Yunus gibi

Dünya hayran oldu sana,
İnsanlık hep senden yana,
Dermansın her zaman cana,
Kulum dedim, Yunus gibi.

Cemile Eren

[/forth_paragraph][/row]

[row][paragraph_left]

Kategoriler
Edebiyat

Yoruldun mu Sivrihisar

DÜŞLER DERYASI Şiir Kitabından Yasemin Özyurt’un “Yoruldun mu Sivrihisar ” Şiiri

YORULDUN MU SİVRİHİSAR

Frig çağından Roma’ya,
Uyudun mu Sivrihisar,
Selçukludan Osmanlıya
Yoruldun mu Sivrihisar?

Kayalar gecede ağlar,
Issız gönülleri dağlar,
Yürekte sevdalar çalar,
Darıldın mı Sivrihisar?

Tabane Mavikadını,
Mazideki ecdadını,
Aziz Mahmut üstadını,
Yaşattın mı Sivrihisar?

Ana ağlar duygu anı,
Saygı sevgi gurur şanı,
Severek kucaklar seni,
Sarıldın mı Sivrihisar?

Kayalarla çevrilmişsin,
Sakinlikle durulmuşsun,
Hakıklarla meşhurmuşsun,
Ağladın mı Sivrihisar?

Kilisenle, camilerle,
Nasreddinle türbelerle,
Garip akan sular ile
Buluştun mu Sivrihisar?

Çocuklukta oynayanı,
Karanlıkta uyananı,
Mezarlıkta koybolanı,
Aradın mı Sivrihisar?

Baba çeşmesi yol boyu,
Buz gibi şırıldar suyu,
Mazideki saklı büyü,
Övündün mü Sivrihisar?

Memleketim gurbet oldu,
Sevenlerin seni buldu,
Bayramlarda neşe doldu,
Sevindin mi Sivrihisar?

***

Düşler Deryası – Yasemin Özyurt

Kategoriler
Edebiyat

Nasrettin Hoca Şiiri

NASRETTİN HOCA

Sivrihisarlıdır Nasrettin Hoca
İmanı sağlamdır, bilgisi yüce
Hortu’dan yükselen sönmeyen ışık
Sekiz yüz senedir vardı her uca

İmamlık yaparak aldı o adı
Hak dağıtmak için yapıldı kadı
Haksızdan alıp da verdi haklıya
Gönülleri adaletle yıkadı

Bilim deryasında yelkeni açtı
Karanlık dünyaya aydınlık saçtı
İlim katmak için engin ilmine
Sivrihisar’dan da Konya’ya geçti

Nasrettin Hoca’dan yayıldı mizah
Mizahla gerçeği eyledi izah
Düşünen düşündü, aldı hisseyi
Ya haklıyım dedi, ya da eyvah

Hocanın sözleri sözlerin hası
Çekmedi sözünü, yoktu pervası
Nükteleriyle ders verdi cihana
Hemen her konuda çoktur fıkrası

Onun fıkraları birer mihenktir
Gönüllere düzen, ömre ahenktir
Anlayan herkese çok şey anlatır
Her biri koskoca kitaba denktir

Hakkı hak bilmişti, batılı batıl
Çalıştı Hak için, kalmadı atıl
Derin mana vardır her söylediğinde
İster gül sözüne, istersen katıl

Yabana atılmaz hiçbir dediği
Söz ile doldurdu her tür gediği
Parasız sipariş işine gelmez
Yalnız para veren çaldı düdüğü

Yoğurt çalmak idi maksadı güya
“Ya tutarsa” deyip yürüdü suya
Yoğurdu tuttu mu. bilinmez ama
Gönüllerde tuttu çaldığı maya

Hoca yola çıktı, nefsi peşince
Kaybetti dengeyi, eşek koşunca
Çevreye utangaç gözlerle bakıp
“inecektim zaten!” dedi düşünce

Bir davet verildi eşraf olana
Unutuldu Hoca, bozuldu fena
Yeni bir kürk bulup vardı davete
“Ye kürküm, ye!” dedi, “İtibar sana

Leyleği görünce şaştı bu işe
Sığmadı hayale, sığmadı düşe
Biraz bacaklardan, biraz gagadan
Keserek kısaltıp benzetti kuşa

Hazır cevaptı hep. lafa sıkışmaz
Ehli din olanla asla takışmaz
Kuran’a. Hadis’e bağlıydı her dem
Dine muhalif söz ona yakışmaz

Gün geldi ulaştı ilahi emir
Akşehir’de doldu verilen ömür
Örtmedi Hoca’yı o kara toprak
Nasıl ki güneşi örtmezse çamur

***

Şair: Halil Gürkan

Kategoriler
Edebiyat

Sivrihisar Akşamları

SİVRİHİSAR AKŞAMLARI

Akşam yaklaşır, sararırken ufuklar.
Gölgelenip mahmurluğa bürünür kayalar,
Güneş kendini Garipçe kayasının arkasına saklar.
Son görüntü Hisar tepesinde parıldar,
İşte böyle başlar, Sivrihisar’da akşamlar.

Daireler, okullar kapanır sonra dükkanlar.
Minarelerden yankılanır, hicaz makamı ezanlar
İnsanlar çekilir, birer birer meskenlerine.
Sonsuzluğa bürünür, bütün cadde ve sokaklar,
İşte böyle başlar, Sivrihisar’da akşamlar.

Namazdan sonra kurulur yer sofrası,
Ziniye oturur, tarhana bamya çorbası.
Yemesi çok hoştur, Sivrihisar kapaması.
Arkasından gelir meşhur kelem dolması,
İşte böyle başlar, Sivrihisar’da akşamlar.

Ahmet Bican ATMACA

Kategoriler
Edebiyat

2016 Yılını Uğurlama Destanı

İKİBİNONALTI YILINI UĞURLAMA DESTANI

İkibinonbeş yılını da bize arattın,
Dertlerin üstüne türlü türlü dert kattın..
Ülkemizde huzur refah beklerken;
Başımıza bir de FETO belası kattın…
İkibinonaltı yılı uğurlar ola…

FETO’yü başımıza bela ettin,
Çetelerini üstümüze salıp ittin..
Kendi silahımızla ŞEHİT ettin;
ALLAH onun belasını versin…
İkibinonaltı yılı uğurlar ola…

Din adına çıktı yola,
Papa ile girdi kol kola..
El sıkıştı masonlarla;
Şer örgütü kurdu düşmanlarla…
İkibinonaltı yılı uğurlar ola…

Trafik kazaları inmedi gündemden,
Yüzlerce can aldı milletimizden..
Nice canlar ayrıldı aramızdan;
Yollar göl oldu akan kandan…
İkibinonaltı yılı uğurlar ola…

TÜRK Milletinin güçlenmesini çekemediler,
Kıskanıp, Pkk’yı, Fetö’yü üstümüze sürdüler..
Yurdumuzda fitne tezgahları kurdular;
Onbeş Temmuzda milletten tokat yediler…
İkibinonaltı yılı uğurlar ola…

Güneyimizde kan akıyor, insanlık bakıyor,
Sığınmacılar kaçıp, ülkemize geliyor..
Avrupa’ya gidenler Akdeniz’de batıyor;
TÜRK Milleti bunları bağrına basıyor…
İkibinonaltı yılı uğurlar ola…

Birlikten beraberlikten ayrılmayalım,
Fitneyi fesadı ülkemize sokmayalım..
Malazgirt’teki kinlerini unutmayalım;
Kenetlenip hainlere fırsat vermeyelim…
İkibinonaltı yılı uğurlu ola…

Yine de şükredelim halimize,
Birlik, dirlik gelsin ülkemize..
Sımsıkı sarılalım biri birimize;
Onbeş Temmuz’lar gelmesin ülkemize..
İkibinonaltı yılı uğurlu ola…

Ajanların cirit attığı bir ülkeyiz,
Dörtyanı düşmanla çevrili bir yerdeyiz..
Dost belli değil, düşman belli değil;
Birlik beraberlik içinde olmalıyız…
İkibinonaltı yılı uğurlu ola…

Birçok sorun devredildi ikibinonyedi’ye
En büyük dert komşumuz Suriye..
İsteriz bitsin bu zulüm kalsın geriye..
Cenab-ı Allah TÜRK’Ü korusun…
İkibinonaltı yılı uğurlu ola…

TÜRK’ün TÜRK’ten başka dostu yoktur,
Oğuzhan’ın öğüdüdür bu yalanı yoktur..
“Titreyip kendimize dönelim”
Pusuda yatan düşmanımız çoktur…
İkibinonyedi yılı hayırlı ve uğurlu ola…

***

Ahmet Bican ATMACA

Kategoriler
Edebiyat

Sivrihisar Fıkraları

Niye Yemezsin?

“Hoca memleketi Sivrihisar’a gitmiş, Akşehir’den… Karnı acıkmış… Cebinde para da yok… Varmış bir ekmek fırınının karşısına.
Merhaba hemşerim, demiş.
— Merhaba, demiş, adam…
— Bu fırın senin mi?
— Benim…
— Ekmek mi pişiriyorsun?
— Evet…
— Doğru söyle, bu fırın, bu ekmekler hepsi senin mi?
— Evet…
— Be adam, niçin oturup yemiyorsun?”

Ramazan Hilali

Hoca bir gün Akşehir’de akşam vakti bir grup insanın yüksekçe bir tepede toplanıp ufukta bir noktaya dikkatle baktıklarını görür. Yaklaşıp neye baktıklarını sorar. Cemaatten biri, “Bilmiyor musunuz hocam, Ramazan geliyor, bugün Şaban ayının son günü, hilali gözlüyoruz” deyince Hoca, “Bu kadar adam toplandığınıza göre bari bir şey görüyor musunuz?” diye sorar. Tepedekiler, “Evet Hocam, bakın işte tam karşıda hilal, demek ki yarın Ramazan’ın birinci günü” diyorlar. Hoca bu sefer, “Yahu hepiniz toplanmış şu incecik, kıl gibi aya mı bakıyorsunuz?” diye takılır. Adamlar, “Hocam o nasıl söz, yeni ay böyle incecik olur zaten” deyince Hoca; “Şu Akşehirliler tuhaf adamlar doğrusu, incecik bir hilalin başına bir sürü adam toplanıyor, şu bizim Sivrihisarlılar ise araba tekerleği kadar ayı görürler de dönüp bakmazlar bile” demiş.

***

Bu Kadar Tavuğa Bir Horoz Lazım

Sivrihisar’daki çocuklar Nasreddin’den bıkmışlardı aralarında karar verdiler. Nasreddin’e bir oyun oynayacaklardı. Nasreddin’i hamama çağırdılar ve hamamda hep beraber anlaştılar. Herkes soyundu yıkanıyo biri çıktı:
– Arkadaşlar hadi yumurtlayalım, yumurtlamayan hamam parasını ödesin!
Olur mu olur herkes yanın da getirdikleri yumurtaları bıraktılar. Nasreddin ne yapsın başladı horoz gibi ötmeye arkadaşları:
– Nasreddin ne yapıyorsun? dediler.
Nasreddin lafı yapıştırdı:
– Eee… Bu kadar tavuğa bir horoz lazım, yoksa nasıl yumurtlardınız?

***

Horoz ve Yol

Hoca bir gün tavuklarını kafese doldurup Akşehir’den Sivrihisar’a doğru yola çıkmış, bakmış hava çok sıcak, hayvanlar sıkılmasınlar kafeste, kendi kendilerine Sivrihisar’a gitsinler diye kafesin kapısını açıp hepsini teker teker salmış. Tabii tavuklar sağa sola kaçışmışlar, hoca, durumu görünce öfkelenmiş ve eline bir sopa alarak horozu kovalamaya başlamış, bir yandan da horoza bağırıyormuş:
– Be kerata gece karanlığında sabahın olacağını bilirsin de Sivrihisar yolunu niçin bilmezsin?

***

Hoca İle Hakim

Hoca, Sivrihisar’da hatip iken, Hakim ile kavga eder, nasılsa hakim döşeğinde ölümle pençeleşmektedir. Hocaya:
– “Gel, telkin ver”, derler. O da:
– “Başka bir hoca bulun, o benimle kavgalıdır, sözümü tutmaz!”

***

İnşallah

Hoca akşamdan ertesi günün planını yapıyordu.
– “Eğer yarın hava güzel olursa ormana ağaca giderim, iyi olmazsa hamama.” Karısı Hoca’yı uyarır:
– “İnşallah de Hocam.” Hoca:
– Hanım ne var bunda yarın hava ya iyi olur ya kötü ne var bunda.
Ertesi gün olur ve güneşi gören Hoca ormanın yolunu tutar. Köyden epeyce uzaklaşmıştır ki askeri bir birlikle karşılaşır. Askerler Hoca’ya Sivrihisar’ı tarif etmesini isterler fakat askerle uğraşmak istemeyen Hoca bilmiyorum deyince komutan kızar. Kavuğundan utan bir de yalan söylüyorsun! Çabuk düş önümüze ve en kısa yoldan bizi Sivrihisar’a götür.! Hoca askerlerle birlikte onca yolu teper ve Sivrihisar’a ulaşıp serbest kalınca tekrar evinin yoluna koyulur. Ancak gece yarısından sonra eve varabilen Hoca ayaklarına karasular inmiş, yarı ölü vaziyette kapının önüne yığılır. Kapının tokmağını güçlükle çalar. Karısı içeriden “kim o ?” diye seslenince, Hoca:
– İnşallah benim karıcığım.

***

Eşeğe Ters Binme

Günün birinde Nasreddin Hoca, Sivrihisar’a gitmeye karar vermiş ve eşeğine binmiş. Fakat binerken hata yapmış ve eşeğin üzerine ters olarak oturmuş. Babası kızmış ama o kendini şöyle savunmuş:
– “Tek suçlu ben miyim? Neden eşeğe bağırmıyorsun? Eğer o ters dursaydı, ben de doğru binecektim.”

***

Minare

Küçük Nasreddin ve ailesi şiddetli bir depremden dolayı, Sivrihisar’ı terk etmek zorunda kalmış. İlk olarak vardıkları yerde bir cami görmüş. Hoca, bir adamın minareden bağırdığını görünce şaşırmış.
Nasreddin Hoca daha fazla dayanamamış ve:
– “Hey sen! Yardım için bağırdığını biliyorum. Fakat bunu, bu dalsız yüksek ağaca tırmanmadan evvel düşünmeliydin” diye bağırmış.

***

Göl Yerine Otlak

Hoca gençliğinde, Sivrihisar’dan Akşehir’e ilk gelişinde Akşehir gölünü görünce şaşakalmış. Yanındaki arkadaşına:
– Eğer buraya su doldurmamış olsalardı hayvanlar için ne güzel bir otlak olurdu, değil mi?… demiş.

***

Deniz

Hoca bir gün kayıkla yola çıkar. Kayıkta bir sürü yolcu daha vardır. Dümenin yakınlarına kurulur; biraz bakar, bu işi kolay bulur. Şöyle, kendimi göstereyim diye, yavaş yavaş sokulur dümenciye

-Ahbap! der, belki tanımazsın beni. Ama korkma, bu işi bana bırak; kendin de bir kenarda keyfine bak. Bak nasıl kullanacağım dümeni.

Dümenci de saf! Ne bilsin, inanır; verir dümeni, yan gelir uzanır. Bir yol kazasız belasız gidilir, baş vere vere mavi dalgalara. Tam kıyıya yaklaşıldığı sıra yan taraftan büyük bir dalga gelir, gelir gelir, hızla kayığa vurur. Kayık, haşmetle karaya oturur. Yolcularda bir telaş!… Bağırırlar:

-Ne oluyor? Hey? Ne yaptın, efendi? Hoca, gayet ciddi, cevabı basar:

-Ben bir şey yapmadım, deniz tükendi.

Kategoriler
Edebiyat

Bir Sivrihisar Şiiri

BİR SİVRİHİSAR ŞİİRİ

Sivrihisar nurlu diyar
Sivrihisardan olsun yar
İki cihan bize kâr
Sevda-i Sivrihisar

Yoktur eşi benzeri
Tarih kokar her yeri
Meşhurdur Erenleri
Gönüllerde Sivrihisar

Arabaşıdır milli aşımız
Kelemden yapılır dolmamız
Hele birde bamya çorbamız
Lezzet yurdu Sivrihisar

Şebit Ekmek şişer sacda
Höşmerim yemekten sonra
Şınşırak Dede suyuyla
Şifa bize Sivrihisar

Cafer-i Tayyar Seyyid Nureddin
Şınşırak Dede Baba Hamideddin
Abdulvehhab gazi Afifi Şemseddin
Bağrındadır Sivrihisar

Nasreddin gibi Hocamız var
Yunus gibi Deryamız var
Hızır Beyler Sinan Paşalar
İftihardır Sivrihisar

Merkeziyle köyleriyle
Türkmeniyle Çerkeziyle
Vakt-i Müdafaa-i Millide
Kahramandır Sivrihisar

Kim derse ehline cimri ve pinti
Sok gözüne Uçağını Gemini
Var mı Senin gibi Vatanperveri
Cömertliktir Sivrihisar

Ulu Camii mukaddes mabed
Memleketimiz var olsun ebed
Bahtın açılacak yurdum sabret
Şahlanmaktır Sivrihisar

Toprağın kudsi suyun kudsi
Bağrında yetişen İnsanlar ulvi
Hepsinde masalahat hepsi âlî
Kültürdür Sivrihisar

Hacı Velileri Hakıkları
Çinileri Kantarcıları
Postacıları Uçaları
Meşhurdur Sivrihisar

Esnafıyla İşçisiyle Sanatkârıyla
Elle dokunmuş göz nuru halısıyla
Çiftinin alın teri bereketli toprağıyla
Nimettir Sivrihisar

Afifoğlu söylemekle bitmez
İftihara övünce kelime yetmez
Bizde Ay Yıldızsız ocak tütmez
Vatandır bize Sivrihisar

Bahattin Yunus Dinçer

Bahattin Yunus DİNÇER
27.04.2016

Kategoriler
Edebiyat

2015 Yılını Uğurlama Destanı

2015-yili-turkiyede-ve-dunyada-boyle-gecti

Binbir ümitlerle girmiştik, ikibin onbeş’e,
Ümitler kırıldı, dertler dizildi peşpeşe..
Şehit yasları ile gözyaşı döktük;
Acılar yaşadık, gelmedi sevinç neşe…

Kürt açılımı diye diye gaza getirildik,
Çözüm diye diye, çözümü kördüğüm ettik..
Oysa kürt sorunu diye birşey yoktu!
Pkk’nın kürt kardeşlerimizle ilgisi yoktur!

Çözüm süreci hikâyeydi bunlar için.
Amaçları başka başkaydı, bu itlerin..
Ülkeyi bölmekti gayeleri, emelleri;
Soluğu bozuk bölücü hainlerin…

Karayılan, şer üretiyor burnumuzun dibinde.
Gebertemedik, haini saklandığı ininde..
Kuyrukları beslenip yaşıyor ülkemizde;
Melanet saçıyorlar gözlerimizin önünde…

Böyle aksülâmelerle girildi seçimlere,
İmtiyaz verdik içimizdeki hainlere..
Seçimlerde melek olup dolaştı köşe bucak;
Oy topladı, saf milletten kucak kucak;

Partiler toplanıp kuramadılar hükümeti.
Ülkede başladı bir siyasi kaos illeti..
Hiç yoktan çıktı bir siyasi karmaşa;
Bu handikapa seçim dedi necip Türk Miiieti.

Seçimlerde koştu millet sandık başına,
İktidar çıkardı ortaksız tek başına..
Çıktı ortaya milli irade hükümeti;
Güven verdi iktidara Türk Milleti…

Başbakanlığa atandı Ahmet DAVUTOĞLU,
Çabucak oluşturuldu Bakanlar Kurulu..
Milletimiz kurtuldu karanlık ortamdan;
Ülkenin ufkunu açıldı, görüldü istikrar yolu…

Suriye’de katle devam etti Esed alçağı,
Türkmenleri bombaladı Rusların uçağı..
Ülkemize sığındı binlerce Suriyeli;
Türk Milleti bunlara açtı kucağı…

Başımıza bela kesildi bir Rus uçağı.
Sahipsiz sanıp bu mukaddes toprağı..
Semalarımızı kirletirken indirildi aşağı;
Kıyameti koparmaya kalktı bolşevik uşağı…

Sayın Davutoğlu’na başarılar dileriz,
Cenab-ı Allah’tan muavenet isteriz..
Yeni takvim yılı iyi işlere vesile olsun;
Ülkemize huzur dolu günler gelsin…

Ahmet Bican Atmaca