Kategoriler
Sivrihisar Tanıtımı

Sivrihisar İlçesi


SİVRİHİSAR İLÇESİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Posta Kodu: 26600

Sivrihisar İlçesi M.Ö. 7. asırda kurulduğu bilinmektedir. 1071 yılındaki Malazgirt savaşından sonraki yıllarda Anadolu’nun Türklerin eline geçmesiyle Sivrihisar’da bir Türk yerleşim bölgesi haline getirilmiştir. Anadolu Selçuklu Devletinin Sınırları içerisinde kalan Sivrihisar dönemin önemli kültür ve ticaret merkezlerinden biri olmuş. Bu dönemde Karahisar adını alan ilçede bir imar hamlesi başlar, bir çok camii, medrese, hamam gibi yapılar inşa edilir. Selçuklu Devletinin 13. Yüzyılda yıkılması ile İlhanlı Devletinin kontrolüne girmiştir. Bir süre Anadolu Selçuklu Beyliklerinden Germiyanoğullarının kontrolünde kaldıktan sonra Sultan 1. Murat zamanında Osmanlı Devleti sınırlarına dahil edilmiş ve 1684 yılında Kaza haline getirilmiştir.

GÜNÜMÜZDE SİVRİHİSAR

Sivrihisar Nüfusu: Yıllara Göre Nüfus Sayım Sonuçları için tıklayın >

Sivrihisar Nerededir?

İdari Yönden Durum: Güneyden Afyon’a ve güney doğusundan Çeltik ilçesi yönünden Konya’ya uzanan yollar kavşağında yer alan Sivrihisar ilçesi Etiler, Frigler, Roma, Bizans, Selçuklu dönemleri ile Bayezid ve Kanuni döneminde vilayet merkezi; 17. yy’a kadar (Bursa) Hüdavendigar sancağına bağlıdır. 1262/1845 yılında Osmanlı vilayet teşkilatının kuruluşu ile Ankara’ya, 1912 – 1914 yılında ise Eskişehir sancağına bağlanmıştır. Birinci Dünya Savaşından kısa bir süre sonra 20 Eylül 1921 yılında Yunan işgalinden kurtarılan ve Cumhuriyet devrinde (1925) ilçe olarak Eskişehir iline bağlanan Sivrihisar merkezinde 13, ilçeye bağlı 65 mahalle, 27 mandıra ve yayla mevcuttur.

hisarkayaArkeolojik Durum: Sivrihisar Eskişehir’in en büyük ilçesidir. İlçe merkezi, Ankara, Eskişehir ve İzmir karayollarının kesişme noktası üzerindedir. Çal Dağının uzantısı olan volkanik bir kaya kütlesinin eteğinde, gökyüzüne doğru yükselen sivri kayalıklarıyla dikkat çeker. İlçeye ismini bu kayalıklar vermiştir. Kayalıkların Hisarönü-Balkayası mevkinde Eskişehir Arkeoloji Müzesi Müdürlüğünce boyalı kaya resmi tespit edilmiştir. Kaya yüzeyine kırmızı boya ile at, insan ve köpek figürlerinden oluşan bir sahne resmedilmiştir. Kalkolitik Çağ’a tarihlenen bu resim sadece Sivrihisar yöresinde değil, şimdilik Orta Anadolu’da bilinen ilk ve tek örnek olması bakımından önemlidir.

Arkeolojik araştırmalar Sivrihisar yöresinin Tunç çağları boyunca yoğun olarak iskan edildiğini gösterir. Bölge, Demir Çağının güçlü krallığı Frigler’in de ana yerleşim sahasıdır. Sivrihisar dağlarının kayalık yamaçlarında Frig yerleşmesi ve kaya anıtlarına ait güzel örnekler vardır. Frig kralı Midas tarafından kurulan Pessinus (Ballıhisar) kenti buradadır. Dönemin ünlü Pers Kral Yolu ilçe sınırları içinde Pessinus’tan geçer. Roma ve Bizans döneminde ticari ve askeri önemini korur. İlçe merkezinin kuzeybatısındaki kale ve eteklerindeki yerleşmenin bu dönemdeki adı Spaleia ‘dır.

Sosyal Durum: Sivrihisar ilçe merkezinde kasaba ve köylerimizde konut ve gecekondu sorunu yoktur. İlçemize bağlı tüm köylerimizde elektrik ve telefon vardır. Nüfusun yaklaşık %30’u ilçe merkezinde % 15’i kasabalarda ve % 55’’ide köy ve yaylalarımızda oturmaktadır. Halkın % 80’ine yakın kısmı tarım ve hayvancılıkla % 20’si ise Küçük Sanat, Ticaret ve Serbest Meslek erbabıdır. Bütün köylerimizde içme suyu mevcut, bazı köylerimizde yetersizdir.

Sağlık Hizmetleri: Sivrihisar ilçe Merkezinde Devlet Hastanesi, Sivrihisar Aile Sağlığı Merkezi, Kaymaz – Dümrek ve Nasrettin Hoca Kasabaları Aile Sağlığı Merkezlerince yürütülmektedir. İlçemizde sağlık hizmetleri, tüm sağlık kuruluşlarımızda 3 Uzman Doktor, 4 Pratisyen Hekim, 8 Aile Hekimi 43 Ebe-Hemşire, 22 Sağlık Memuru, 6 Laborant, 8 Röntgen Teknisyeni, 2 Çevre Sağlığı Teknisyeni, 1 Hastane Müdürü, 1 Ayniyat Saymanı, 3 Memur, 6 Şoför ve 10 Hizmetli ile yürütülmektedir. Ayrıca ilçemiz hudutları içerisinde hizmet veren Türkiye Şoförler Federasyonu tesislerinde de 1999 Eylül ayı içerisinde 112 Hızır Acil istasyonu açılmış olup hizmet vermektedir.

Eğitim ve Kültür Durumu: Sivrihisar İlçe Merkezinde 4 adet olmak üzere toplam 24 adet İlköğretim Okulu, 1 adet Teknik Endüstri Meslek Lisesi, 1 adet İmam Hatip Lisesi, 1 adet Kız Meslek Lisesi, 1 adet Anadolu Lisesi, 1 adet Sağlık Meslek Lisesi, 1 adeti Merkezinde 1 adeti de Kaymaz Kasabasında olmak üzere 2 adet Genel Lise vardır. İlçemiz Merkez İlköğretim Okullarında 74, Kasaba ve Köy İlköğretim Okullarında 68 adet olmak üzere toplam 142 öğretmen görev yapmaktadır. Orta dereceli okullarımızda Merkez’ de 77, Kaymaz Kasabasında ise 6 adet olmak üzere toplam 83 öğretmen görev yapmaktadır. İlköğretim okullarımızda merkezde 1702, Birleştirilmiş sınıflı okullar 383, Kasaba ve Köylerde 1122 adet olmak üzere toplam 3207 öğrenci, Orta dereceli okullarımızda ise Merkezde 880, Kaymaz Kasabasında 34 adet olmak üzere toplam 914 öğrenci eğitim ve öğretim yapmaktadır. Ayrıca Sağlık Meslek Lisesinde de 81 öğrenci eğitim öğretim görmektedir. Ayrıca İlçede Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Muhasebe, Bilgisayar, Teknoloji ve Programlama, İnşaat ve Makine Bölümleri mevcuttur.

Ekonomik Durum: Sivrihisar ilçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Halkın %80’i tarım ve hayvancılıkla,geri kalanı da Küçük Sanat ve Ticaretle uğraşmaktadır. İlçemiz hudutları içerisinde 2.984.986 dekar araziden çeşitli hububat, çeşitli sebze ve şeker pancarı yetiştirilmekte olup, sebzecilik gelişme aşamasındadır.

Sivrihisar ilçesinde 33 adet tarımsal amaçlı kooperatif bulunmaktadır. Bunlardan 26 adeti sulama kooperatifi, 7 adeti tarımsal kalkınma kooperatifidir. İlçemizdeki hayvan varlığı 125.165 küçük baş, 13.005 adet büyükbaş hayvan mevcuttur. Bölgemiz hayvancılığından istenilen miktarda verim sağlanabilmesi için gerekli çalışmalar yürütülmektedir. Bunların başında ırk ıslahı, sun’i tohumlama çalışmaları gelmektedir.

Ulaşım Durumu: Sivrihisar ilçesi Eskişehir’e 100 km., Ankara iline 135 km.’dir. İlçemize bağlı köylerimizin ulaşım durumu itibarı ile yolları yaz kış trafiğe açıktır.

Coğrafi Durumu: Sivrihisar İlçesinin yüz-ölçümü 2987 Km2 olup rakımı 1071 mt.dir. İlçede karasal iklim türü hakimdir. Eskişehir ilinin doğusunda, deniz seviyesinden 1080-1100 metre yüksekliktedir. Eskişehir’e 98 km, Ankara’ya 138 km, Afyon’a 131 km uzaklıktadır. Ankara- Eskişehir ve Ankara – İzmir devlet karayolu üzerinde yer alır. Doğusunda Ankara ve Günyüzü, güneyinde Konya ve Afyon illeri, batısında Çifteler ve Mahmudiye ilçeleri kuzeyini ise Mihalıççık ilçeleri sınırlar. En önemli dağları ilçenin kendi adıyla anılan Sivrihisar Dağları’dır. Kaymaz bucağına kadar devam eden bu dağ sırasının en önemli tepesi ilçenin 7 km doğusundaki 1690 metre yükseklikteki Çal Dağı tepesidir. Çiftelerden doğan Sakarya Nehri, doğuya dönerek ilçenin güney ve doğusunu dolaşarak tekrar Ankara sınırına geçer. Pürtek ve Hortu suları ilçemizdeki kollarıdır. Kurak ve sert bir iklim hakim sürer. Yağışlar kış ve ilkbahar aylarında görülür. Yazlar kurak ve sıcak geçer. Metrekareye ortalama 2 kg yağış düşer. Lodos, karayel ve poyraz ilçede esen önemli rüzgarlardır. İlçede krom, demir, mozaik, mermer madenleri bulunmaktadır. 

Bitki Örtüsü: Sivrihisar İlçesinde bozkır bitki örtüsü hakimdir. Çıplak, step manzarası arz eder. Bir zamanların palamut yatağı olarak anılan Sivrihisar’da usulsüz kesimler sonunda orman varlığı yok edilmiştir. Kekik ve yavşan denilen otlar bol bulunur. Ekilebilen arazide daha çok tahıl tarımı yapılır. Sulak yerlerde şeker pancarı yetiştiriciliği önemli yer tutar. Sebzenin hemen her çeşidi ilçenin ihtiyacını karşılayacak kadar yetiştirilmektedir. Meyvecilik az da olsa son yıllarda gelişme göstermektedir. Bölgede arpa, buğday ve yulaf ekimi yapılmaktadır. Bazı köylerde (Okçu, Kaymaz ve Memik) fasulye, nohut ve mercimek ekimi yapılmaktadır. Ayrıca, Sakarya ve Porsuk vadisi köylerinde çeltik ziraatı yapılmaktadır. Özellikle Biçer ve İlören köylerinde çeltik yetiştirilmektedir. Ancak, Porsuk çayının kirli geçtiği havzalar, üretim düşüşüne sebep olmuştur. Biçer ve İlören köylerinde kavun, karpuz ve sebze üretimi de yapılmaktadır.

Yüzey Şekilleri: Sivrihisar ilçesi 39 derece 30 dakika 5 saniye enlem kuzey ve 29 derece 6 dakika 15 saniye boylam doğu ve gayet sert ve yüksek ve uçları güneye doğru granit tepelerden müteşekkil bir kavsın içinde olup, Konya hudutlarına kadar devam eden ovaya nazırdır.

Eskişehir ilinin güneydoğu köşesinde, Sakarya yayının içerisinde başlayan Sivrihisar dağları, güneydoğu-kuzeybatı yönünde uzanarak Türkmen dağına ulaşırlar. Kaymaz bucağı eşik görünümlü bir yayla üzerinde yer alır. Deniz seviyesinden yüksekliği 1071 metredir. En yüksek noktası ilçe merkezi doğusunda ve ilçeye 7 km. uzaklıkta Çaldağı (Çürükçal) 1690 metredir.

Diğer önemli yükseklikler güneydoğudan başlayarak, Akyokus (961 m.), (Kanuni zamanında zümrüt madeninin çıkarıldığı) Adatepe (1400 m.), Adatepe önü Boztepe (948 m.) yüksekliğinde üç tepe, 1820 m. yüksekliğinde Arayıt dağı (halen Günyüzü hududunda Kuzören köyü üzerinde), 1300 m. yüksekliğinde Yumrukçalı tepesi, 1361 m. yüksekliğinde Sarnıçlı tepe, 1670 m. yüksekliğinde Büyelik tepe, 1525 m. yüksekliğinde Hasan Paşa tepesi (Dinek köyü üzerinde), Çamlıkdağı, Ge­cek Beli (1525 m.), Yediler tepesi (1531 m.), Karaburhan sivrisi (1322 m.), Karakaya tepesi (1203 m.) yüksekliğindedir. Yeniköy üzerinde “Ekmekçi Pınarı”, Kertek üzerinde “Alan”, her ikisi de geçmişte yayla idi. Karakayaya kadar uzanan silsileye yediler derler. Sivrihisar’ın batısında şehir çıkısında pancar kantarından Eskişehir yönüne doğru Beş Dereler yer alır. Sivrihisar’ın eteklerinde kurulduğu, tarihte “Güneş Dağları” diye anılan granit kayaların ortası ve en yüksek tepesi; eski Justinianus kalesinin bulunduğu, yeni adı ile Yazıcıoğlu kalesidir.

Buradan doğuya doğru Merdivenkaya, Hisarbeli, Ağlıyan kaya, Sivrikaya, Balkayası, Kızılbel, Böğürtlen (çiftlik) gediği, Şınşırak tepesi, kale görünmez uzantıları ile Tombakkaya, Kıblekaya, kaleden batıya doğru Baba çeşmesi, Zey yolu, Gavur kö­yü bağları gediği, Garipçe sivrisi yer alır.

Akarsuları: Sivrihisar İlçesi, batısından Çifteler Sakarya başından 19-250 C sıcaklıkta kaynayan beş kaynak Sakaryayı meydana getirir. Başlangıçta güneyi takip eden Sakarya nehri, doğuya doğru ilerlerken, Kepen çayı, Zorsu, Göksu ve Düden sularını alarak kuzeye döner.

İlçe hudutlarına; kuzeyden Biçer Köyü yakınlarında giren Porsuk nehri, Beylikköprü yakınlarında Sakarya’ya kavuşmak üzere doğuya ilerler.

Karaburhan’dan çıkan Karaburhan suyu; Zey, Dümrek, Memik, Elcik, Mesut Çiftliği ve Babadat sularını alarak Hortu suyu ile birleşir. Pürtek suyu adını alır. Mülk köyü batısındaki tarihi bir köprünün altından geçerek Demirci, Ortaklar güzergahı ile İlören yakınlarında Porsuk nehrine karışır. Tabii zikri geçen çayların suları yazın ziraatta kullanıldığından ancak kısın Sakarya ve Porsuk’a kavuşma imkanı bulur.

Sivrihisar ilçesi; Kaymaz, Koçaş, Oğlakçı ve Bahçecik köylerinde sulamada kullanılan göletler yapılmıştır. Son yıllarda yeraltı suları sondajları ile sulu ziraat artmıştır.

İklimi: Sivrihisar ilçesinde kışlar genellikle yağışlı ve soğuk, yaz ayları kurak ve sıcak geçer. Yağışlar ilkbahar ve yaz aylarında görülür. Rüzgarlar kışın kuzey ve güneydoğudan, diğer mevsimlerde güneybatıdan eser. İlçeyi geniş bozkırlar kaplar. Su boylarında söğüt ve kavak ağaçları boy gösterir. Dağların tepelerinde eski orman bakiyeleri, çanı ve meşelere rastlanır.

Sivrihisar ilçe bölgesi kendine özgü bir iklime sahiptir. Karasal iklimin hakim olduğu bölgede yıllık sıcaklık ortalaması 20 derecedir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçer. Yılın en soğuk ayı -7 ile -10 derece ile Ocak ayıdır. Aralık ayının ortasından Ocak ayının soğuk günler ve don olayları yaşanır. -10 ile -20 derece arasında değişen sıcaklıklar olur. Ancak bu ay içinde bazen ılık günlerde yaşanır. Don olayına en fazla Mart ayında rastlanır. Baharın yarısından sonra sıcaklık 18-20 dereceye kadar çıkar. Temmuz ve Ağustos aylarında en sıcak günler yaşanır. Bu aylarda sıcaklık 30 derecenin üstüne çıkar. Sivrihisar bölgesinde gece ile gündüz arasında sıcaklık farkı bir hayli fazladır. Sonbaharda ise sıcaklık 13-15 dereceye kadar düşer. Bu mevsimde kışın belirtisi hemen hissedilir. (Eskişehir İl Yıllığı, 1973)

Sivrihisar ilçe iklimini yağışlar bakımından incelediğimizde; kışın kar ve yağmur şeklindedir. Aralık ayından itibaren daha çok kar şeklindedir ve don olayları sıkça görülür. Bahar aylarında yağış tipi yağmurdur ve genellikle sağanak şeklinde yağar. Yağış miktarı değişkenlik gösterse de genellikle 340-350 kg / m3’tür. Kasım ayında sulu karların yağmaya başlaması kışın geldiğini göstermektedir.

Tarımcılık: İç Anadolu’da kırsal kesimde yasayan halkın %90’ı tarım ile geçimini sağlamaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında halkın fakir olması ve teknolojinin köylümüze geç ulaşmasından dolayı tarımsal faaliyetler yılın büyük bir bölümünü teşkil ediyordu. Ekmek, dikmek, harmanlamak, pazarlamak yılın 8-9 ayını işgal ediyordu. Şimdi ise başta traktörlerin ve değişik araç gereçlerin halkın hayatına girmesiyle bu işlemler 3-4 aya kadar inmiştir. Tarım aletlerinin toplumsal hayata hızla girmesi geniş ailelerin parçalanmasına da zemin hazırlamıştır. Çünkü önceden her iş insan gücüyle yapılırken aileden her yaş ve cinsiyetteki kişilere ihtiyaç varken şimdi kimseye ihtiyaç kalmadan her iş kendi başına yapılabilmektedir. Bu da daha çok genç nüfusun iş bulmak amacıyla şehirlere göçü artırmıştır.

Sivrihisar ilçe ve çevresinde genellikle “kuru tarım” sulanabilen yerlerde ise “sulu tarım” yapılmaktadır. Kuru tarımın yapıldığı yerlere “kıraç toprak” adı verilir. Bu toprakların su ve mineral bakımından verimi düşüktür. Genellikle bir yıl ekilir, bir yıl nadasa bırakılır veya bir yıl ekilir diğer yıl toprağı yormayacak ekinler ekilerek toprak dinlendirilir. Sulu tarımın yapıldığı yerlere ise “sulu” veya “çayır” denilmektedir. Bu topraklar her sene ekilir. 8-10 yılda bir dinlendirilir. Genellikle Sakarya Nehrinin ve Porsuk Çayının geçtiği yerler bu akarsular ile veya kuyudan su çıkarılmak vasıtasıyla topraklar sulanır. Bu toprakların verimi yüksek olup, alım ve satımı kolaydır.

Sivrihisar ilçe ve çevresinde, kuru tarım faaliyetiyle arpa, buğday, çavdar, yulaf, nohut, kimyon, mercimek, çörekotu, ayçiçeği (yöre diliyle aydın), kavun, karpuz ekilmektedir. Sulu tarım faaliyetiyle başta şeker pancarı olmak üzere soğan, kavun, karpuz ve son yıllarda izin verilmesiyle haşhaş ekilmektedir. Ayrıca bostan denilen yerlere ve tarlalara hayvanlar için yonca ve silajlık mısır ekilmektedir.

Aşağı ve Yukarı Kepen köylerinde; Lahana (kelem), kırmızı lahana, havuç, ıspanak, siyah ve beyaz turp, şalgam, pırasa, mısır, nane, maydanoz, Koçaş köyünde; Patlıcan ve Biber, Hortu köyünde; kabak, Mülk köyünde; soğan ve patates, İlören ve Biçer köylerinde; çeltik, soğan, pancar, Hamamkarahisar köyünde; kavun karpuz, domates. Çiftlik (Böğürtlen) köyünde; elma, Elcik köyünde taze fasulye, Karkın, Memik, Sarıkavak, Karaturhan köylerinde; nohut, mercimek üretimi yapılmakta ve saydığımız köyler bu ürünleri ile tanınmaktadır.

Sivrihisar ilçe ve çevresinde meyve yetiştiriciliği de önemli bir yer tutmaktadır. Meyve ağaçları genellikle evin bahçesinde veya köylerin bahçelik mekanlarında yetiştirilmektedir. Meyve yetiştiriciliği evin ihtiyacını karşılayacak kadar yapılmaktadır. Fakat ürün çok olursa Sivrihisar Çarşamba pazarında muhakkak alıcısını bekler. Kayısı (yöre diliyle zerdali), erik, vişne, ceviz, badem, elma, armut, ayva, dut, kiraz, iğde, alıç yetiştirilir. Meyve ağaçlarının dışında kavak, söğüt, akasya, çam, ardıç, meşe, karaağaç gibi ağaçlar da dikilerek bağ ve bahçelerin ne kadar zengin olduğu gösterilir.

Hayvancılık: Sivrihisar ilçe ve çevresinde tarımın yanında hayvancılık da en önemli geçim kaynağıdır. Hayvancılıkta esas olarak koyun ve inek yetiştiriciliği yapılır. Az olmakla birlikte arıcılık da yapılmaktadır.

Koyunculuk (davarcılık) yapılan köylerde hayvanların güdülmesi için çobanlar tutulur. İlkbaharın gelmesiyle koyunlar sürüye katılır. Çobanlar sürüye kış gelene kadar bakar. Davar geceleri köyün dışında “Kır ağılı” ya da “yatak” denilen yerlerde kalır. Sadece öğle vakti evlere getirilir ve koyunlar sağılıp, kuzular anneleri tarafından beslendikten sonra tekrar otlamaya götürülür. Koyunlar sadece 3- 3,5 ayyani kış döneminde evde kalır. Bir de kışın Aralık ayında güz davarları seçildikten sonra bahara kadar ağıllarda kalınır. Bu dönem koyunların kuzuladığı dönemdir. Yani “döl alma zamanı” dır. Yörede tiftik ve kıl keçisi de yetiştirilmektedir. Bir sürü içinde muhakkak bu keçiler de bulunur.

İnekçilik de yörenin önemli geçim kaynaklarındandır. Son zamanlarda kurulan kooperatiflerle inek besiciliği de önem kazanmıştır. Kooperatif sayesinde cins inekler alınarak uzman besiciliğe geçilmiştir. Besiciliğin artmasıyla tarımda da değişmeler oldu. İnekler için yonca ekimi artarken, silajlık mısır ekimine başlandı. Önceden ekin sapları tarlalarda kalırken şimdi hemen balya yapılmaktadır.

İnek besiciliği ile üretilen hayvanlardan hem satılarak hem de süt üretilerek gelir sağlanmaktadır. Özellikle sütçülük yöre halkı için önemli bir gelir kaynağı olmuştur. Anlaşmalı firmalar her gün köy köy gezerek köylünün ürettiği sütü satın almaktadır. Yöre halkı ürettiği sütü yoğurt, peynir ve tereyağı hazırlayıp satarak ayrı bir gelir kapısı da bulmuştur.

Arıcılık, geçmiş yıllarda ilçe merkezinde ve köylerinde büyük ilgi görürken zararlılarla zirai mücadele sırasında arılar büyük zarar görmüştür. Arıcılık şimdi eski önemini yitirmiş ve kaybolmaya yüz tutmuştur. Bazı dağ köylerimizde 2-3 kara kovanla faaliyetlerini sürdürmeye çalışan kişiler bulunmaktadır. Yaz aylarında ise seyyar arıcılar bölgeye gelmektedirler.

Sivrihisar ilçesinde tavukçuluk merkez ve köylerinde yapılmaktadır. Merkezdeki Yenice mahalle, Kurşunlu mahallesi. Kılıç mahallesi. Yunus Emre mahallesi gibi kenar mahallelerde ve tüm köylerde tavukçuluk yapılmaktadır. Tabii bu tavukçuluk seri üretim halinde değil de ihtiyacı karşılamaya yöneliktir. Son zamanlarda Eskişehir yolu üzerine çeşitli tavuk fabrikaları kurulmaya başlanmıştır.

Ayrıca, Sakarya Nehri kıyısında oltayla veya ağla balık avlanmaktadır. Nehirde daha çok sazan ve yayın balıkları bulunmaktadır. Fazlaca balık tutulduğu zaman köylerin meydanında ve Sivrihisar şadırvan meydanında satılmaktadır.

Bağcılık: Detaylar için tıklayın >

Sivrihisar ve Yöresinde Bulunan Madenler: Mermer: Karkın köyü, Zey köyü, Dumluca köyü, Dümrek kasabası, Sivrihisar çevresinde Bey Pınarı ve Kızılca meşe mevkii, İstiklal Bağı köyü.

Alçı: Gülçayır köyü, Demirci köyü. Acı (Yeşil Köy)

Altın: Karakaya köyü. Kaymaz kasabası, Halilbağı köyü

Uranyum-Toryum: Karkın ve Kızılcaören köyleri

Kömür: Zey köyü

Şap: Zey köyü

Straneziyum: Yenidoğan köyü

Krom: Karaburhan, Zey ve Dumluca köyleri

Simli Kurşun: Dumluca köyü

Bakır: Karakaya ve Ağören köyleri

Zümrüt: Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı İbrahim Paşa’nın başvekilliği zamanında yapılan Anadolu Eyaleti tahrir defterinin 438 tapu sıra numarasına kayıt edilen ve 20. sayfasından öğrendiğimize göre Sivrihisar’da padişahın “has” larından zengin zümrüt madeni vardı. Bu maden Osmanlıların Mısır Said’inde ve Habeş üzerinde işledikleri zümrüt madeninden çok fazla ve çok zengin idi. Sarayın zümrüt ihtiyaçlarının çoğu Sivrihisar’dan çıkarılmıştır.

Sivrihisar ilçe yöresinde; “demir”, “magnezit”, “barif’, “fluorit”, “jips”, “talk’ madenlerinin olduğu ifade edilmektedir.

* * *

DETAYLI SİVRİHİSAR İLÇE TARİHİ >

Kaynak:
Eskişehir Valiliği – ESKİyeni Dergi
Sivrihisar Belediyesi yayınları
Orhan Keskin – Bütün Yönleriyle Sivrihisar

eml

information about Sivrihisar city

Kategoriler
Sivrihisar Tanıtımı

Sivrihisar Tarihi

TARİH VE MEDENİYETLERİN KESİŞTİĞİ SİVRİHİSAR

Sivrihisar’ın tarihi araştırıldığında “Kökü derin bir çınar gibi güngörmüş devirler yaşamış. Başı dik, alnı açık tarih ve kültür şehrinin” kuruluşunun Anadolu da ilk uygarlık olan Etilere kadar uzandığı görülür. Sırası ile Frigya Krallığı, Roma ve Bizanslılara ev sahipliği yapan Sivrihisar, Büyük Selçuklu Devleti ile İlhanlıların baş tacı sınırlarını koruyan güvenli vilayetlerden birisi olmuştur.

Bünyesinden yetişen Alim, Ulema ve Devlet Adamlarıyla, ünleri insanlık var oldukça anılacak değerlere sahiptir: Hemşehrisi olmakla övündüğümüz; Nasrettin Hoca, Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethinden sonra şehrin ilk kadısı ve Şehr-i Emin Hızır Çelebi, Yunus Emre, manevi önderlerden Selma-i Farisi, Şeyh Abdülvahhap, Seyyid Nureddin, Çandarlı Kara Halil, Sinan Paşa, Şeyh Baba Yusuf, Seydi Mahmud ve Aziz Mahmud Hüdai ve daha nicelerinin şehridir Sivrihisar.

SİVRİHİSAR’IN TARİHÇESİ

A- İlk Çağlarda Sivrihisar

B- Selçuklular Döneminde Sivrihisar

C– Osmanlılar Döneminde Sivrihisar

– KAYNAKÇA –

A- Eski Çağlarda Sivrihisar

AMURYUM Sivrihisar’ın 2500 sene önceki adıdır. Alpu’dan Ankara’ya kadar Sivrihisar’ı da içine alan balta girmemiş ormanlık alana “AMURYA” ormanları denirmiş. Bundan esinlenerek, Sivrihisar’a “AMURYUM” adı verilmiş. Sivrihisar adından önceki adı Seferihisar’dır. İzmir Seferihisar ile karışmaması için, sivri kayaları da olduğundan Sivrihisar olarak değiştirilmiştir. Sivrihisar adı ilk olarak 1860 yılında bölgeyi ziyaret eden Alman Şarkiyatçı Andreas David Mordtmann tarafından kullanılmıştır.

Sivrihisar, Hititler döneminde Sallpa, antik dönemde Spalya, genç Roma döneminde Abrustula, Bizans döneminde ise Justiniapolis ve bir ara Amorium adını almıştır. Kazvi-ni Tarihi’nde Sibrihisar sonra Seferihisar adı ile anılmıştır.

Etiler ve Romalılar dö­neminde Efes’ten başlayıp Pesinus’tan Boğazköy’e oradan Samsun ve Tarsus’a giden Kral Yolu Sivrihisar’ın 4 km. güneyinden geçerdi. Kaymaz’da Trikomya, Sivrihisar’da Abrustula, Ballıhisar’da Pesinus, Yörme’de Germa illeri Sivrihisar hududu içinde idi.

İLK ÇAĞLARDA SİVRİHİSAR ve ÇEVRESİ

Hititler Dönemi: Hitit imparatoru (M.Ö. 1344-1322) Şuppiluliuma’nın, Batı Anadolu’daki Arzava Krallığı na karşı yaptığı savaşa giderken, Sivrihisar’da ordusu ile kışladığı anlaşılmaktadır. Hititler döneminde Sivrihisar’ın ismi Palia veya Spalia (Spania) olarak kayıtlara geçmektedir. Palia’nın Sivrihisar‘ın yerinde kurulduğu mevki olduğu ağırlık kazanmıştır.

Trak Asıllı Bir Kavim Olduğu Tarihi Kaynaklarca İfade Edilen Frigyalılar’ın Egemenliği:  (M.Ö. 1200-700) Sivrihisar’ın batı güneyinde Yazılıkaya bölgesi yoğun Frig anıtlarının bulunduğu yerdir. Buralar Midas kenti diye anılır. Frig Krallığı’nın başkenti Midas’ın mezarının (M.Ö. 800) bulunduğu yer Sivrihisar‘a 40 km. uzaklıktadır. Anıtların üzerinde Frig yazıları olduğu için ve yazılarda Midas adı geçtiğinden, Yazılıkaya için “Midas Anıtı” denmiştir. Kaya tapınak cephesi olarak ahşap mimariyi takliden yapılmıştır.

Pessinus: Tarihte Sivrihisar ilçesinin en eski yerleşim yerlerinden biridir. Bu gün şehrin üzerinde Ballıhisar köyü bulunmaktadır. Buranın ilçeye uzaklığı 16 km. olup Sivrihisar – Konya Çeltik ilçesi yolu üzerindedir. Bir Frig şehri olup kuruluşu eski kaynaklara göre Kral Midas’a inmektedir. Antik Sard (Salihli) dan gelip Gordion’a giden kral yolu buradan geçer. Antik yolun kalıntılarını yakın zamana kadar görmek mümkündü.

IV. yüzyılda Hristiyanlık yörede kesin olarak yerleşince Ky­bele kültü yasaklanmış, Pessinus’taki tapınak yıkılmıştır. Böylece geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan Anadolu’nun Ana Tanrıça geleneği sona ermiştir. Bizans döneminde kent tamamen önemini yitirmiştir. Bizans imparatoru Justinianus’un Justinianopolis’i Palia veya Splia (Spania) adlı eski beldeler üzerine kurdurttuktan sonra Pessinus önemini daha da kaybetti. Buradaki eserlerin taşları şehrin kuruluşunda malzeme olarak kullanıldı. Yöreyi ilk kez XIX y.y. da Charles Texier incelemiştir. 1967’de Belçikalı Pier Lambrecht’in başkanlığında yapılan kazılarda bazı kalıntılara ulaşılmıştır.

VI. yüzyılda Bizans İmparatorluğunun yükselmesinde büyük payı olan İmparator Justinianus (527-565) kenti yeniden canlandırmak için ülkede büyük imar faaliyetlerinde bulundu. Yeni kurduğu kente kendi adını (Justinianopolis) verdi fakat yeni kenti, Pessinus’un olduğu yere değil bu günkü Sivrihisar‘ın bulunduğu yere kurmuştur.

Bağnaz bir Ortodoks olan Justinianus kendi düşüncesinden olmayanları hoş görmüyordu. Pessinus’taki pek çok tapınakları yıktırıp enkazları Sivrihisar‘a taşıtarak Sivrihisar kalelerini adeta yeniden yapar gibi tamir ettirdi. Mabed, tiyatro ve yapıların mermerlerini taş ocağı şeklinde kullanmıştır. Bizans imparatoru Justinianus aynı zamanda Eskişehir yöresine büyük önem vermiş Eskişehir-Dorilaion kentini de aynı tarihte onartmıştır.

Kybele Tapınağı: Yunan peripteras tapınakları planındadır, keza batıya dönüktür. Planı yapım tekniği ile Helenistik döneme tarihlenir. Avlu ile çevrili tapınağın kuzey ve güney yüzlerinde yedişer sütun bulunmaktadır.

Tiyatro: Kentin güney doğusunda kuzeye bakan yamaçtadır. Buranın Perge, Side, Aspendos tiyatroları planında 30 basamaklı olduğu sanılmaktadır.

Stadyum: Tiyatro bitişiğinde olup, kalıntı yoktur.

Nakrapol: 3. ve 4. yy. a tarihlenen (galleric baş rahibi) için yaptırılan aslanlı mezardır.

Su kanalı: Tarihçiler Pessinus’ta 360 çeş­me olduğunu yazmaktadır. Su kanalı yaklaşık 1 km uzunlukta 16 m genişlikte olup, yanlar çok büyük blok taşlardan basamaklıdır. Kuzey ucunda suyun hızını kesen ve köprü vazifesi gören baraj vardı.

(M.Ö. 395)’de Roma imparatorluğunun ayrılmasından sonra Doğu Roma (Bizans) hakimiyetindeki Sivrihisar, yollar kavşağında savunması kolay bir merkez olarak önemli bir yere sahipti. Sivrihisar’da Kurşunlu cami yanında Romalılara ait lahit bulunmaktadır. Bakırcılar çarşısı Çukurhan batı çıkısındaki lahit ile Hüdai cami (yeni cami)’ye varmadan evvel meydan da bir zamanlar musluk olarak kullanılan lahit, belediye tarafından kaldırılmıştır. (Muzaffer Potoğlu zamanında)

Sahabenin ulularından Selman-ı Farisi Hazretleri bir rivayete göre 20 yıl Sivrihisar’da (Amuriye) kalmış, tâbi olduğu Hristiyan din adamının “bizim dinimizin hükmü son bulmak üzere, Diyar-ı Yesrib’de İbrahim dini üzere bir peygamber zuhur edecek” demesi üzerine edindiği hayvanatı, mal ve mülkü satarak o sırada Sivrihisar’a gelen Beni Kelp kabilesinden bir kervana katılıp bir Hak arayışına çıktığı ifade ediliyor. Buradan Sivrihisar’ın yedinci asrın başlarına kadar dini bir merkez olduğu anlaşılıyor. Charles Texier’in Anadolu Medeniyetleri isimli eseri Sivrihisar ve civarının Hristiyanlık bakımından önemli merkezleri barındırdığını ifade etmektedir. VI. yüzyıla kadar kent Abrustula adı ile anıldı.

Bizanslılara karşı Arap akınları Halife Hz. Ömer (r.a.) M.S. 634-644 zamanında başladı. Türklerin Anadolu’daki hakimiyetine kadar sürdü. M.S. 838’de Halife El-Mu’tasım komutasındaki Abbasi ordusu Tokat ve Ankara civarında Bizans ordusunu mağlup edince Bizanslılar Sivrihisar‘a sığındı.

Sivrihisar’dan başka yerleşim birimlerinin de Bizans döneminde nüfuslandığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen Justinianopolis-Sivrihisar, bölgenin ekonomik merkezi olduğu gibi Bizans askeri yolundaki istihkam silsilesinin de bir unsuru olmuştur.

* * *

B- Selçuklular Döneminde Sivrihisar

Sivrihisar’ın hangi tarihte kesin olarak Selçuklu sınırı içine alındığı tespit edilememekle beraber, bazı kaynaklar 1073 yılında I. Süleyman Şah başkomutanlığı altındaki orduları Sivrihisar’ı Ahmet Şah komutasında zapt ettiğini yazar. Siyah kayaları sebebiyle Karahisar adını alır ve uç beyliği olarak Sivrihisar daha da önem kazanır. 1071 yılında Alpaslan’ın Malazgirt’te Romanos Diogens ordusunu yenmesi ile Türklere Anadolu’nun kapısı açıldı. Fetihler başladı. Selçuklular döneminde Anadoluyu fetheden Türklerin Oğuz boylarından Türkmenler Sivrihisar’da, aynı boydan Yörükler de Günyüzü köylerinde yerleşmişlerdi. Sultanönü Sancağının stratejik önemi göz önünde bulundurulursa yol kavşağında bulunan Sivrihisar‘ın da Selçukluların önemli kasabalarından olduğu açıktır. Özellikle II. Kılıç Arslan (1155-1192) zamanında Bizans sınırında hızla gelişen Türkmen yerleşmesi sırasında Türk nüfusunda artış görülmüş, yerleşim birimlerinde ibadethaneler yaptırılmıştır.

II. Kılıçaslan (1155-1192) Anadolu Selçuklu Devletini oğulları arasında 11 eyalete ayırmıştı. Ankara merkez olmak üzere Eskişehir, Çankırı ve Kastamonu Muineddin Mesud’a verildi. Merkeze bağlı fakat bağımsız birer sultan olan oğullar arasında saltanat kavgası başlayınca, II. Kılıçaslan küçük oğlu I. Gıyaseddin Keyhüsrev’i tahta çıkardı. (1192) I. Alaaddin Keykubad döneminde Anadolu ümran (imar) hareketlerine sahne oldu. Sivrihisar‘daki (H. 629/M. 1231) tarihli vali Cemaleddin Ali’nin yaptırdığı, halen Ulu Cami bitişiğindeki Sölpük mescidi ve Eskişehir’deki Alaaddin Cami bu döneme aittir.

Ülkedeki kargaşalar sürerken II. Gıyaseddin Keyhüsrev Kösedağı’nda Moğol ordusuna yenildi. Moğolların önünden kaçan Türkmenler (Oğuzlar) Anadolu içlerine yerleştiler. Mülk Mescidi Banisi Doğan Arslan, Anadolu Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus (1246-1259) zamanında da üstün hizmetlerde bulunmuştu. Keza I. Keykavus ve IV. Rukneddin Kılıçaslan müşterek saltanatı sırasında Sivrihisar Selçuklular elinde idi.

(H. 676/M. 1277) Sultan III. Gıyaseddin Keyhüsrev’in Moğollar tarafından katli üzerine annesi H. 683/M. 1283’te iki torununu Moğol İlhan’ın müsaadesi ile Konya’da hükümdar ilan ettirdi. Gıyaseddin Mesud ülkedeki kargaşayı büyük ölçüde azalttı, Moğol baskısından kurtarmaya çalıştı. Gıyaseddin Keyhüsrev’in anası ve çocukları Selçuklu tahtında hak iddia ettilerse de Sultan Mesud bunları Sahip Ata’nın İlhan nezdinde teşebbüsü ile 1286’da Argunhan’a gönderdi. Muhakeme sonucu iki çocuğu Gıyaseddin’in çocukları olmadığı anlaşıldı ve öldürüldüler. Böylece çocuk hükümdarlar saltanatı son buldu ise de buna mukabil Sivrihisar Valide Sultan’a verildi. (O. Turan. Selçuklular Tarihi. S. 589)

Alaaddin Keykubat (1298-1302) dönemi devlet idaresinde beceriksizliğin sergilendiği, halk üzerinde yönetimin baskı kurduğu bir dönem olarak anılır. Zamanın mali işleri ile uğrasan Muineddin Mahmud’un Kastamonu’ya giderken Sivrihisar‘a uğrayıp geçmiş ve gelecek yılların vergisini aldığı meşhurdur.

Bu sırada Orta Anadolu İlhanlı valisi Çobanoğlu Timurtaş, İlhanlı devletine isyan ile bağımsızlığını ilan etmişti, İlhanlı komutanı Balto’nun oğlu Melikşah Bey; Çobanoğlu Timurtaş tarafından H/727 (1326-27 M.) yılında katledilen; kardeşi Sultan Şah Bey için Sivrihisar’da bir kümbet (anıt mescid) yaptırdığını kita­besinden öğreniyoruz. Bu anıt mescid Sivrihisar‘ın bir süre İlhanlı yönetiminde kaldığının nişanesidir.

Selçukluların yıkılması, İlhanlılar’ın Anadolu hakimiyetini kaybetmeleri sonucu Moğol istilası sırasında batıya kaçarak Anadolu’ya yerleşen Türkmenler kendi bölgelerinde küçük devletler kurmaya başladılar. Böylece Anadolu Beylikleri devri başlamış oldu.

Selçuklu kültür düzeyinin yüksek olduğu Sivrihisar ve dolaylarında Selçuklu sanatının özgün yapıtları da bulunmaktadır. Özellikle Sivrihisar Ulu cami; (Kitabesine göre yapılışı M 673/1274) sadece bu yörede değil, Anadolu Selçuklu sanatının bile en seçkin örneklerinden sayılmaktadır. Alemşah Kümbeti ise Selçuklu türbe mimarisinin bütün özelliklerini göstermektedir.

Özellikle II. Kılıç Arslan (1155-1192) zamanında Bizans sınırında hızla gelişen Türkmen yerleşmesi sırasında Türk nüfusunda artış görülmüş, yerleşim birimlerinde ibadethaneler yaptırılmıştır. Örneğin Sivrihisar‘ın Gecek köyünde bulunan caminin Selçuklu dönemine ait olduğu sanat Tarihçilerince düşünülmektedir. Yine Selçuklulardan kaldığı anlaşılan mülk kayıtları ve Ahi zaviyeleri de XIII. yy. ın yarısından sonra bölgenin öneminin arttığının kanıtıdır. Bu tür mülk ve Ahi zaviyelerinin vakıflarının “Sultan Alaaddin zamanından vakfiyet ve mülk üzere tasarruf olunduğu belirtilmiştir.

Bu yıllarda devlet topraklarının satılmasından gelir sağlamak hazinenin gelir sağlama yollarından biri olduğu ve II. Keykavusun bu yola sık sık başvurduğu görülmektedir. Sultan H. 657/1259 da Sivrihisar‘daki bir köyü kendisine hizmet eden emirlerden birine satmıştır.

Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılması üzerine kurulan Karamanoğlu beyliği Bahadır Han’ın ölümünden sonra, İran-Moğol İlhanlılarının fiilen parçalanmış olması üzerine Sivrihisar‘ı kendi sınırlarına dahil etti. Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarındaki olaylarda da Sivrihisar ve Beypazarı hep Karamanlı mülkü sayıldı. Osmanlı Devleti ile Karamanoğlu Beyliği Anadolu İktidarı için uzun yıllar çarpışmışlardır. Sivrihisar sınırda bulunan bir kent olduğu için sık sık el değiştirmek durumu ile yüz yüze kalmıştır.

* * *

C- Osmanlılar Döneminde Sivrihisar

Anadolu’ya gelip Selçukluların hizmetine girmiş olan Ertuğrul Gazi ve oymağı Eskişehir ve çevresini Sultanönü (Sultan Öyügü), Karacaşehir ve Söğütlü’yü yurt edinmişlerdi. Kurdukları beylikle Osmanlı Devletinin temellerini atmış oldular. Osman Gazi 1299’da Sivrihisar‘ın yönetimini Gündüz Beye vermişti. Ancak İlhanlı valisi Çobanoğlu Timurtaş ile Karamanoğulları’nın saldırıları sonucu devamlı el değiştirdi. Osmanlı idaresinden çıkan Sivrihisar’ı Orhan Gazi M. 1334 yılında Timurtaş’tan satın alarak Osmanlı topraklarına kattı. Kısa bir aradan sonra Karamanoğulları burayı işgal etti. 1. Murad (1362-1389) zamanında geri alındı. 1343 de Kurşunlu cami yerinde, Hoca İbrahim’in yaptırdığı mescid vardı. 1492’de Şeyh Baba Yusuf yeniden yaptırdı.

Orhan Beyin oğlu Süleyman Paşa 1354 de Ankarayı aldığı zaman coğrafi bağlantısı nedeniyle Sivrihisar’ı da Osmanlı beyliğine dahil etmiştir. Osmanlı Devletinde Orhan Bey zamanında başlayan genişleme siyaseti, Yıldırım Bayezit zamanında doruk noktasına ulaştı. Anadolu’da toprak kaybına uğramış olan beyler doğuda kurulmuş olan Timur devletinin hizmetine girerek kaybettikleri yerleri geri alma çabasına girdiler. Yıldırım Ankara savaşında yenilince Timur, Anadolu Beylerine verdiği sözü yerine getirmek için hepsini kendi topraklarına gönderdi. O sırada Bursa’da nezaret alanda bulunan Karamanoğlu Alaaddin Bey’in oğulları Mehmed ve Ali Beyler de beylik merkezine gönderildiler. Timur kendilerine iltifat ederek babalarının mülklerinden başka Beypazarı, Sivrihisar ve Akşehir’i de onlara verdi.

Osmanlı Tarihleri ile Bizans kaynakları Timur’a esir düşen Yıldırım Bayezit’i esaretten kurtarıp kaçırmak için oğlu Mehmed Çelebinin bir girişiminde bulunduğundan söz ederler. Olayın Timur’un karargahının Sivrihisar‘ın “Yalfi kapınar” mevkinde bulunduğu sırada olduğunu açıklamaktadır. Çelebi Mehmed seçme askerleri ile babasını kaçırmak istemişse de başarılı olamamış, bundan sonra babası için uygulanan koruma yöntemleri daha sıkılaştırılmıştır. Sivrihisar halkı Karamanoğlu topraklarına dahil edildikten sonra yeni durumdan memnun olmayarak Yıldırım Bayezid’in oğlu Emir Süleyman’a baş vurup kaleyi teslim edeceklerini haber vermişlerdir. Bunun üzerine Emir Süleyman o tarafa gitti ise de kale teslim olmadı. O da bir taraftan burasını kurtarıp askerlerinin bir kısmımda Çelebi Mehmed’in elindeki yerleri vurmaya göndermiştir (1406) Karamanoğlu Mehmed Bey, Emir Süleyman’ın az bir kuvvetle Sivrihisar kuşatmasında bulunduğunu haber alarak onu zor durumda bırakmak istedi ise de başarılı olamadı.

Yıldırım Bayezid Han zamanı: Yeşilırmak tarafında Kadı Burhaneddin ile Osmanoğulları’nın arası açıktı. Yıldırım Bayezid’in oğlu; Aydın Sancak­beyi Ertuğrul ile Kadı Burhaneddin Çorum ovası Kırk dilim kalesi önlerinde savaştılar. (Temmuz 1392) Şehzade Ertuğrul şehid oldu. Kadı Burhaneddin emrindeki tatar boylarına, Ankara, İskilip, Kalecik ve Sivrihisar‘ı yağma ettirdi.

Timur 1368 yılında Maveraünnehir’de devlet kurmuş çevresindeki devletleri topraklarına katarak sınırlarını genişletmişti. Timur ve Yıldırım Bayezid’in orduları Ankara yakınlarında 1402’de Çubuk ova­sında karşı karşıya geldi. Önce Bayezid’in ordusu üstünken, Osmanlı ordusunda bulunan Karatatarlar’ın Timur tarafına geçmesi ile savaş Timur’un galibiyeti ile son bulmuştu. Yıldırım Bayezid’in esir edilmesi ile Osmanlı Fetret devrine gir­mişti. Timur, tutsağı Osmanlı hükümdarı ile Kütahya’ya doğru ilerlerken, Sivrihisar Yakapınar (Ertuğrul) köyünde konakladı­ğı sırada Osmanlı akıncıları tarafından kaçırılmışsa da Moğol askerleri yakalayıp geri getirmişlerdi. 

Ankara savaşı sonrasında Timur; Osmanlı Devletinin topraklarını şehzadeler arasında paylaştırdı. Küçük küçük Osmanlı beylikleri ve bunlar arasında sürtüşmeler ortaya çıktı. Timur böylece, kuvvetli Osmanlı devletini siyaseti icabı istemiyordu. Kayseri, Beypazarı, Akşehir, Sivrihisar, Bolvadin’i Karamanoğlu Alaaddin’in oğulları Mehmed ve Ali Beylere dirlik olarak verdi.

1. Mehmed (Çelebi) zamanı: Timur’un ölmesi ile, dağılan Osmanlı devletinde on bir yıl aradan sonra birlik sağlanarak Çelebi Mehmed (Bursa Yeşil türbede) tarafından bir bakıma yeniden kuruldu. 1. Mehmed tahta geçtiği zaman Sivrihisar hala Karamanoğlu’nun elinde idi. Kendilerini Konya Sultanı II. Alaeddin varisi ilân eden Karamanoğulları burayı terk etmek niyetinde değildi.

Çelebi Mehmed’in kardeşi Emir Süleyman’ın, ahali isteği üzerine Sivrihisar kuşatması ve Karamanoğlu Mehmed Bey’in kuşatma üzerine kuşatma girişimleri sonuçsuz kalmış, Çelebi Mehmed’in Karamanoğlu Mehmed’le anlaşması üzerine Emir Süleyman kuşatmayı kaldırmış Sivrihisar Karamanoğlu Mehmed Bey’de kalmıştı. Mehmed Çelebinin kardeşleri ile olan mücadelesini fırsat bilen Karamanoğlu Sivrihisar‘ı üs olarak kullanıp Bursa’ya akın yaptı, kenti kuşattı, ulaşabildiği mahalleleri ateşe vererek önemli hasar meydana getirdi.

Çelebi Mehmed’in Rumeli’ye yaptığı seferi fırsat bilen Karamanoğlu Mehmed, o zamana kadar dost görüntüsü hilafına Osmanlı topraklarına saldırır. Çelebi Mehmed Konya’da Karamanoğullarını yenilgiye uğratır. (1415 M.) Karamanoğlu Mehmed Bey Sivrihisar, Beypazarı, Akşehir, Yalvaç, Beyşehir, Seydişehir’i eski sahipleri olan Osmanlıya bırakır.

II. Murad (saltanatı 1421-1451): 1443’de Haçlılarla Sofya İzladi Derbendi önünde muharebe ederken cibilliyetini sergileyen Karamanoğlu İbrahim Bey, Seyitgazi, Kü­tahya’ya kadar olan yerlere bu meyanda: Sivrihisar, Beypazarı, Ankara, Karahisar’a ilerleyip tahribatta bulunur. Halka zu­lüm ve işkence yapar. Kaleye sığınan Sivrihisar halkı açlık, susuzluktan çaresiz kalarak teslim olur. İbrahim Bey Kütah­ya’ya hareket eder.

II. Mehmed zamanında yirmiye yakın beylik ve devlet Osmanlı devletine katıl­mış Sivrihisar askeri önemini kaybedip ilim ve ticaret merkezi durumuna geçmiştir. Burada Çandarlılar, Nasreddin Hoca, Yunus Emre, Hızır Beyler, Sinan Paşalar, Aziz Mahmud Hüdailer ve nice­leri yetişmiştir. Rahmetli Faruk Sümer Hocanın ifadesi ile, tesadüfen yetişmeleri imkansız. Böyle şahsiyetler ancak ilim merkezi bir muhitte yetişebilir. Nitekim Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Coğrafya Lügatı- ist. 1313 C. 1. s. 437 isimli eserinde Ali Cevad karyede (ilçede) on sekiz medresenin bu­lunduğunu bildirmektedir.

Sivrihisar ve dolaylarında bulunan bazı eserler ve bunlara ait vakıflar, Selçuklular zamanında kurulmuş, Karamanoğlu Beyliği döneminde ve Osmanlı döneminde devam etmiştir. Sivrihisar 1415 yılından itibaren Osmanlı Devletinin topraklarında yer aldı. Bundan sonra kent yetiştirdiği ünlülerle anılmaya devam etti.

Bazı bilim adamları, Osmanlı Devletinin kuruluş tarihi ile adı bütünleşmiş olan Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa’nın Sivrihisar‘ın Cendere-Candır köyünden olduğu tezini savunmaktadırlar. Tapu Tahrir defterinde Sivrihisar’da bir Çandır köyü tespit edilmektedir. Bu köy günümüzde de aynı isimle anılmaktadır.

***

Kurtuluş Savaşı ve Milli Mücadelede Sivrihisar >
*
KAYNAKÇA:
1- Tahsin Özalp, Sivrihisar Tarihi, Eskişehir 1960 ve ESKİŞEHİR Eskişehir İl Yıllığı – 1967
2- Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C. III Ankara 1995
3- Ahmet Atmaca-E. Küçükaslan, Sivrihisar ve Köylerinde Yunan Mezalimi, T.B.M.M. Zabıt Cerideleri
4- Dr.Halime Doğru, 15. ve 16. Yüzyıllarda Sivrihisar Nahiyesi-1997
5- Orhan Keskin, Bütün Yönleriyle Sivrihisar, İstanbul 2001
6- Ali Sarıkoyuncu, S.Önder, M. Erşan, Milli Mücadelede Eskişehir, 2002
7- Eskişehir Valiliği ESKİyeni Dergisi 2010
8- Eski Bir Şehrin Hikayesi Sh.38 – Doç.Dr. Zafer KOYLU – Melis BİRGÜN Ağustos 2015
9- Sivrihisar Eğitim Vakfı, Burası Sivrihisar – 2016 Sivrihisarın Tarihçesi
10- Ahmet Kılıçaslan – Sivrihisar Örf ve Adetleri – 1997

Kategoriler
Sivrihisar Tanıtımı

Sivrihisar Kültürü

SİVRİHİSAR’IN KÜLTÜRÜ HAKKINDA

sivrfotoAnadolu topraklarının her noktasında görülen binlerce yıllık tarih mirası, zengin kültür ve sanatsal değerleri ve dünya uygarlığına öncülük etmiş, üzerinde yaşayanlara hayat ve mutluluk kaynağı olmuştur Sivrihisar.

Ulusların kimlikleri tarihi ve kültürel miraslarla değerlenirken, bu kıymetler özüne sadık kalınarak gelecek kuşaklara aktarılması yaşayanların en anlamlı görevidir.

Çok eski bir tarihe sahip olan Sivrihisar; Hitit, Frig, Roma, Bizans, İlhanlı, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Sivrihisar topraklarına göç ederek yerleşen Ermeniler, Osmanlı döneminde bu bölgede el sanatları, kuyumculuk ve giyim kuşam gibi sanatlarda ilerleyerek; bölgenin, sosyal ve kültürel değişiminde etkili olmuştur. Sivrihisar köy ve kasabalarında değişik kökenli ve farklı tarihlerde yerleşmiş olan yerliler (manav), Yörükler, Türkmenler, Tatarlar, Çerkezler, Abazalar, Romanya ve Bulgaristan göçmenleri gibi topluluklar da bulunmaktadır. 

Bu farklı kökenli kültürler; zaman içinde birbirlerinin adet ve göreneklerini, giyim şekillerini, sosyal yaşantılarını, birbirlerine benimseterek kaynaşmışlardır. Sivrihisar, giyim yönünden olduğu gibi, el sanatları ve mimari yönden de zengin bir kültüre sahiptir.

antika0Sivrihisar’daki geleneksel giyim kuşam örneklerinden; Entari, iç Entari, Delme, Şalvar, Çetayi, Sarka, Mayhar, Mendil Kuşak, Baş bağlamada kullanılan örtü ve Takılar, Çorap ve diğer takı çeşitleridir. Giysilerin model, kumaş ve süsleme özellikleri, yöreye has takı özellikleri Sivrihisarlıların zevkini ve yaşayış biçimini yansıtmaktadır. Sivrihisar halkı, gelenek ve göreneklerine son derece bağlı olmakla birlikte; teknolojinin ilerlemesi, kadının çalışma hayatına atılması ve kıyafetlerin elde edilmesindeki güçlükler geleneksel giysilere olan ilgiyi yavaş yavaş azaltmıştır. Bu giysiler düğünlerde ve kına gecelerinde giyilerek sergilenmektedir.

bazlamaYemek Kültürü: Sivrihisar, Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere kucak açması ve asırlar boyu çeşitli uygarlıkların uğrak yeri olması nedeniyle zengin bir mutfak kültürünün özelliklerini taşımaktadır. Yurdumuzun kilit bölgesinde bulunması; kuzeyden-güneye ve doğudan-batıya geçiş yolu üzerinde yer alması nedeniyle çeşitli medeniyetlerin yemek kültürleriyle büyümüş ve gelişmiştir. Tarihi zenginlikler ile çeşitli kültürlerin Sivrihisar ve çevresinde yaşaması, bu şirin ilçemizin yeme içme kültürünü geliştirmiş ve ilçeye apayrı bir zenginlik katmıştır.

Sivrihisar Kültüründe Örf, Adet ve Gelenekler

antikaToplumlardaki sosyal ilişkileri belirlemede ve kolaylaştırmada gelenek ve göreneklerin rolü oldukça büyüktür.

Anadolu’nun mücevherlerinden olan Sivrihisar, gelenek ve göreneklerine bağlılığı ile tanınır. Yüzlerce yılın imbiğinden süzülerek günümüze kadar ulaşan misafir ağırlama üslubu, kendine has geleneksel yemekleri, kız isteme, nişan ve düğün adetleri, asker uğurlama törenleri ile geçmişin tüm izlerinin yaşatıldığı Sivrihisar, toplumsal dayanışmanın da engin kültür birikimini bünyesinde barındırır.

Bayram öncesinde ve kış hazırlıklarında, eş-dost ve akrabalar, birbirlerine yardımcı olur, elbirliği yaparlar. Geçmişin kültürel değerlerini tüm canlılığı ile yaşatan Sivrihisar’da deyimler, atasözleri bugün hala halkın dilinde kullanılmakta, gelecek kuşaklara aktarılmaktadır.

Örf; maruf yani bilinen manasınadır. İnsanlarca iyi kabul edilen akl-ı selim erbabının (Aklı başında kimselerin) reddetmediği hususlar anlamındadır. Hukuk açısından, örf ve adetler kuvvetini kanundan değil teamülden, yani uzun yıllar uygulama ve kabul görmekten alır. Devamlıdır, genellikle değişmez herkes tarafından kabul edilir. Mahalli adetler memleketin belli bir yerinde yerleşen adetlerdir.

Sivrihisar da Çarşıdan alınan şeyler içindekini göstermeyen hasırdan yapılmış üzeri meşin kaplı zenbille veya büyük mendil içinde taşınır, hatta alış verişlerde nefis sinmiştir diye vitrinde sergilenen mallar alınmazdı. Komşulara akrabadan çok öncelik verilir, yardımlaşmanın her türlüsü sergilenir, kusurlar örtülür, iyilikler teşvik edilir herkes komşu çocuğunun hal ve hareketinden kendini sorumlu tutardı.

Pederşahi bir aile düzeni vardı. Aynı evde oğullar, gelinler, torunlar dede ve ebeleri ile birlikte otururlar, gelinler ev işleri, oğullar ticaret, sanat ve ziraatla uğraşırken torunların bakım ve terbiyesi bu yolda tecrübesi olan büyük anne-babaya ve genç amcalara düşerdi. Toplum ahlakını bozan hal ve davranış sahiplerine değer verilmez hareketlerinin kabul edilemez olduğu; en azından Selam alıp vermemek şekli ile de olsa; kendilerine hissettirilirdi.

Sivrihisar tarihin her döneminde kültür zenginliklerin zirvesine ulaşmış, kültürün her dalında örnek ve kalıcı eserler bırakmıştır. Anadolu da aile yapısının ne denli sağlam ve güvenli oluşumunda aileyi oluşturan bireylerin birbirlerine olan sevgi ve saygının sonunda, insanlar hep mutlu olmuşlardır. Kurulan yuvalar sağlıklı şekilde yürütülürken, tabi ki huzur dolu yuvada yetişen çocuklarda mutlu ve başarılı olacağı kuşkusuzdur.

Kültürümüzün simgesi olan aile birliğinin oluşumunda, aile büyüklerinin sorumluluğu ve çok yönlü düşüncesi yanında çeşitli konulardaki değerlendirmeleri kurulacak aile birliğinin güçlü ve uzun ömürlü olacağı garantisi durumumdadır.

Mesleki Adetler: Bir meslek mensupları arasında yerleşen adetlere ise mesleki adetler denir.

Mesleki adetlere Ahilik konusunda geniş yer vermiş “Harama bakma, haram yeme, haram içme, doğru sabırlı, dayanıklı ol, yalan söyleme, büyüklerden önce söze başlama, kimseyi kandırma, kanaatkar ol, dünya malına tamah etme, yanlış ölçme, eksik tartma, kul hakkına riayet et, kuvvetli iken affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil. Kendin muhtaç iken başkalarına verecek kadar cömert ol” nasihatlerinin örf adet gereği Ahi Baba tarafından kalfalık merasiminde kalfa kulağına söylenmesinin adet ve teamülden olduğunu zikretmiştik.

Meslek mensupları, bu esaslara uydukları müddetle yücelmiş ve toplum huzur toplumu olmuştur. Şüphesiz bahse konu kuralların kaynağı Kur’an, Hadisler ve bundan doğan Allah korkusuna dayalı ahlaktır. Bölgemizde, ahlakımızın temeli; çocukluk çağlarımızdan itibaren; ayıptır, yazıktır israftır, günahtır kavramları ile şekillendirilmiştir.

Sivrihisar Ulu cami ile arada bir cadde olmasına rağmen tabakhane* çeşmesi üzerindeki mescit, tabakların üzerine sinen kokularla cemaati rahatsız etmemek kaygısının ürünü idi. Yemeniciler arastasında matbaacı Ahmet Atmacanın dükkanı karşısındaki dükkanlar üzerindeki mes­cid de bu gaye için kullanılmıştır.

*Tabakhane: ham derilerin işlem gördüğü yer.

bogcaYöremizde düğün, dernek, giyim, kuşam: Evlenecek gençler, anne babanın veya yakınlarının beğenileri sonucu (görücü usulü ile) kendilerinin kabulü halinde evlenmeye karar verirlerdi. Belli merasimlerle, söz ve nişandan sonra taraflarca belirlenen bir tarihte “okuncu” tabir edilen kişiler vasıtası ile daveti takiben Salı günü “kına gecesi” ile düğün başlar, Çarşamba sabahı çalgı ile hamama gidilir, öğleden sonra da güvey tıraş edilir giydirilirdi. Perşembe günü öğleyin konu komşu akraba ve fakirlere yemek verilir yemekten sonra da gelin getirilirdi. Akşam oğlan evi tarafından yakınlara “güveyi kuyması yemeği” tabir edilen yemek verilir, topluca kılınan yatsı namazından sonra dualarla damat “dünya evine” girerdi. Cuma günü damadı arkadaşları ziyaret eder topluca, camide kılınan Cuma namazından sonra arkadaşlarına verilen yemekle merasim son bulurdu.

siniDüğün yemekleri: Bamya çorbası, etli pirinç pilavı, hoşaf ve tekrar pilavın yenilmesinden sonra un veya irmik helvası ile biter dua ile son bulurdu. Bu yemek listesi pratikti, herkes bu yemekleri adet gereği yaptıklarından zengin fakir ayırımı yapılmasına müsait değildi. Şayet yemek artsa düğün süresince bozulmadan değerlendirilmesi mümkündü israfa yer verilmemişti.

Sivrihisar’da eskiden düğünlerde sini kullanılırdı. Halk ağzıyla zini denir. Kış akşamları arabaşısı bu sinilerden yutulur. Siniler genelde bakırdan yapılır ve normal tepsiden daha büyük ve ağırca olur.

Eğlence: Düğünlerde evliliğin duyurulması esastır. Erkekler için erkek çalgıcı, kadınlar için kadın çalgıcı temin edilerek ayrı mekan­larda eğlence tertip edilirdi. Erkeklerin gizli de olsa içki içmesi hoş karşılanmazdı.

sarkaKıyafetler: Şimdilerde olduğu gibi her merasimde ayrı kıyafet giyme kaygısına yer olmayıp, ninesinden kalan sevai don, meydani don, kutni tabir edilen donları üzerine kuşağı, ipek bluz üzerine işlemeli sarkayı ve üzerinde poşuyu, yahut uzun entariyi içtenlikle giyerlerdi. Bu kıyafetleri olmayanlar da düğüne davet edilmeyen tanıdıklardan alıp giyerlerdi.

Takılar: Kadınlar için takı takmak arzusu normaldir. Fakat fakir kimseler bu imkâna sahip olmadıklarından, hâl-i vakti yerinde tanıdıklarından, İncili küpe, inci, cebe, altın dizisi gibi ziynet eşyalarını ariyet olarak alır düğün sonrasında iade ederlerdi. İtimat o derece yaygın idi ki bazen milyarlar tutan bu ziynet eşyalarının gönderilen 14-15 yaşlarındaki bir çocuğa dahi tesliminde tereddüt edilmezdi. Kimsede emanete hıyanet etmez, zenginin malına da göz koymazdı.

Normal Kıyafetler: Dışarıya çıkmak durumunda kalan hanım ve kızlar, şalvar üzeri bluz veya kazaktan, yahut da entariden ibaret normal kıyafetleri üzerine “mayhar” denilen bir nevi avukat cübbesi gibi vücudu tümü ile örten, vücut hadlerini gizleyen özel bir manto giyer başına da önceleri peştamal (al veya ak olabilir) sonraları yünden atkı örterlerdi. Mayhar sof veya kıldan, ince dokunmuş bir kumaştan yapılırdı.

Erkek Kıyafetleri: Pantolon, gömlek (içlik de denir) üzeri delme tabir edilen yelek ve üzerine giyilen ceketten ibaretti. Başa da şapka giyilir, öğrenciler hariç başı açık gezenler hoş karşılanmazdı. Kumaşlar şimdiki gibi dayanıklı olmadığı ve geçim zor olduğundan, yeni elbise ve gömlek dikilirken yedek yaka ve süvarilik (yama için gerekli) hazır edilirdi. Temizlik ve başkalarını rahatsız etmemek esastı.

Ahşap İşçiliği: Sivrihisar’da ahşap işçiliği ustalar tarafından yıllarca, yaşanılan mekanlarda uygulanmıştır. Evlerin ve dükkanların dış ve iç kısımlarında, özellikle tavan işlemeciliği, pencere, kepenk, yüklük, çiçeklik, lambalık gibi eşyaların yanı sıra günlük hayatta kullanılan ürünlerde de görülür.

Keçecilik: Tüm Anadolu’da olduğu gibi Sivrihisar’da da geleneksel el sanatları yaşatılmaya çalışılmaktadır. Sivrihisar’ın geleneksel el sanatları arasında yer alan tepme keçe sanatı, Orta Asya’ya özgü göçebe yaşam biçiminin bir ögesi olarak gelişmiş ve batıya yönelen Türk boyları tarafından Anadolu’ya taşınmıştır. Temel ham maddesi yün olan keçe yaygı, seccade ve daha çok da kepenek yapımında kullanılmaktadır. Keçelerin üzerine mavi, kırmızı yeşil renklerden oluşan motif ve şekiller işlenmekte; söz konusu motifler ise demiryolu, göbek, yıldız gibi isimlerle anılmaktadır.

* * *

Sitemizde; Sivrihisar kültürü hakkındaki konuları iki kategoriye ayırdık:

1- Folklorik olarak hayatın geçiş dönemleri olan doğum öncesi ve doğum sonrası aşamaları, sünnet – askerlik adetleri, düğün, ölüm, ayrıca ninni – mani – türkü – bilmece – tekerleme – masal ve efsane gibi edebi ürünleri, inançları, bayramlar, törenler, kutlamalar, halk hekimliği, gelenek ve görenekleri, yerel dilinde barındırdığı kendine has özlü sözleri ve deyimleri, el sanatları ve dokuma, yöresel kıyafet ve takıları kategorisi >

2- Mutfak kültürü ürünleri olan yöresel Sivrihisar yemek ve tarifleri kategorisi >

.

incili-kupe-gumus-cebe pullu-kupe yoresel-giygiler giyim yoresel-kiyafetler pullu-entari kadife-sarka-sevai                                       sarka2

Kaynaklar:
Orhan KESKİN – Bütün Yönleriyle Sivrihisar, 2001
Eskişehir Valiliği – EskiYeni Dergi, Aralık 2010
Tahsin ALTIN – Eskişehir İli Sivrihisar İlçesi Merkez Folkloru, 2014
Sivrihisar Eğitim Vakfı – Burası Sivrihisar, 2016

Kategoriler
Sivrihisar Tanıtımı

Yemeklerimiz Hakkında

Sivrihisar, Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere kucak açmış ve asırlar boyu çeşitli uygarlıkların uğrak yeri olması nedeniyle zengin bir mutfak kültürünün özelliklerini taşımaktadır.

Kategoriler
Sivrihisar Tanıtımı

Sivrihisar’da Zaman Tünelinde Yolculuk

Eski Zamanlarda Sivrihisar

kagni-pazariSİVRİHİSAR’DAKİ ESNAF VE ZENAATKARLAR

Sivrihisar’da Tabakhane Hakimiyeti:

Tabakhanede Ahi Teşkilatı vardı. Bütün Sivrihisar esnafını onlar idare eder ve deneticilerle. Gerekene ceza verirlerdi.

Mesela: falan esnafın yolsuzluk sebebiyle “pabucu dama atılmış” derlerdi. O esnaf yola gelinceye kadar. Halktan dışlanmış olurdu. Yolsuz olan esnafa kimse, selam vermez, konuşmaz, alış veriş etmezdi.

O esnaf ne zaman, pes eder, pişman olur. AHİ teşkilatına müracaatla, yola geldiğini, bundan sonra yolsuzluk yapmayacağını bildirdiğinde o esnafın cezası kaldırılır. Affedilirdi. Benim aklım erdiğinde, Sivrihisar’da bu teşkilat dağılmış baş tutan kimse yoktu. Amma: bazı adetleri devam ediyordu.

Hakiki Ahilik Ne Demektir?

Ahilerin kendilerine has, özel kıyafetleri vardı. Türkiye genelinde şöyle giyinirlerdi.

Bir hırka, beyaz yünden bir külah, ve bunun üstüne bir endaze boyunda bir sarık sarılmış, olup, ayakkabıları mest şeklindeydi. Kemerlerinde iki endaze boyunda saldırma taşırlardı.

Esas Töreleri Şunlardı: Alım satım işlerinde birlik, Kalitede belirli bir seviye, Kuvvetli bir ahlak ve Kazançta belirli topluluklar içinde iştirak.

Ayrıca; Ahilik Ahlakının Dört Töresi Vardı: Kuvvetli ve galip durumdayken affetmek, Hiddetliyken yumuşak davranmak, Düşmana iyilik etmek ve kendisi muhtaç iken bile vermek.

Ahiliğe yeni girenler hem Ahi müridi, hemde bir mesleğe çırak olurlardı. Kendilerine şalvar giydirilip kuşak kuşatılırdı. Kuşak kuşanmaya veya peştemal kuşanmaya “şet” denirdi.

Kafir, münafık, gizli ilimlerle uğraşan içki içen, hamam tellaklığı yapan, kasap, cerrah ve avcılar Ahi teşkilatına giremezlerdi. Bütün prensipleri yıkıcı değil yapıcı idiler.

Hükümdar olmayan yerlerde ve devirlerde Ahi şeyhleri (yaşlı ve ihtiyarları) hükümdarların görevini yaparlardı.

Bilhassa: Sivas, Kayseri, Kırşehir, Ankara bölge­sinde çok gelişmişti. Ahilerin piri Kırşehirli Ahi Evran Hazretleridir. Anadolu ahiliğinin piri: Ahi Evranın Devrana saldığı ilkeler şunlardır.

Fütüvvet: Kahramanlık ve cömertlik demektir. Fütüvvet şartlarının en önemlileri şunlardır.

Elin açık olacak, Alnın açık olacak, Kalbin açık olacak, Kapın açık olacak ve Eline, beline, diline sağlam olacaksın.

Ankara da bağımsız bir Ahi Birliği Kuran Teşkilat Fatih Mehmet Han tarafından İstanbul’un Fethinden sonra, Ankara Ahi teşkilatı kuvvet ve nüfuzunu az da olsa kaybetti.

Gelenekler yerini (Lonca) teşkilatlarına bıraktı. İşte Sivrihisar’daki Ahi teşkilatı da (yani Tabakhane Ahi teşkilatı) Ankara’daki Ahi teşkilatının zaten bir koluydu. Cumhuriyetin ilanına kadar kuvvetli olarak sürdürdü. Dile kolay 500 sene Ahilik adetleri ile Sivrihisar idare edildi. Onun için halkı bozulmadı. Bir numaralı ilçe olarak kaldı ve takdir edildi.

Cumhuriyetin ilanı arkasından Demokrasinin gelmesi ile sanki her insan her istediğini yaparmış havasına girildi. 25 yıl evveline kadar hiç içki içilmeyen ve meyhanesi olmayan ilçe maalesef: Türkiye de en çok içki tüketen ilçe duruma geldi.

Yavaş, yavaş tabakhane Ahi teşkilatı da hızını kaybetti. Tabakhanelerde fabrikaların kurulması ile bir bir kapandı. Yok olup gitti. Belki bu gün Sivrihisar’da tabak esnafı hiç yok 1935-1945 arası Sivrihisar’da 36 adet Tabak dükkan ve esnafı vardı. Akçalar çeşmesinin yakınından başlayarak iki sıra halinde, seydi hamamına kadar uzanırdı.

Modinin Amed (Ahmed): biraz safça bir kimseydi fakat çok kuvvetliydi. Onun için para ve yevmiye mühim değildi. Karın tokluğuna çalışırdı. Amma: çok yerdi, kolay kolay doymazdı.

Sivrihisar’da olan bir hatıramı anlatacağım. Modinin Ahmed bizim Tabak dükkanında çalışıyordu. Yemek vakti geldi hep beraber yemek yiyecektik. Bizler yemek sofrasına daha gelmemiştik. O gün bizim evden bir tencere tarhana çorbası, bir tencere bulgur pilavı bir büyük çorba tası da pekmez gelmişti. 4 tanede bazlama ekmek vardı. Bir ara Modinin Amed babamdan izin alır. Ocak başına kuytuya çekilir. Gelen yiyecekleri ve dört bazlamanın da hepsini yer. Bütün kapları boşaltır. Yiyecek bir şey kalmamış­tır.

Babam rahmetlinin hoşuna gitmişki babam güler. Modinin Amed ise: usta bay, usta bay sağ ol doydum der. Yeniden çarşıdan yiyecek bir şeyler aldıkta kalan üç kişi karnımızı doyurmuştuk. Çalışkan insandı vesselam.

Eski Usullerle Sivrihisarın Tabak Esnafı Neler Yapardı

Ham deri tabir edilen: Koyun, Keçi, İnek, Öküz, At, Eşek, Manda derileri hayvanların sırtından soyulduk­tan sonra, tabakhaneye gelir.

Çok kısa olarak şöyle işlenirdi: Söndürülmüş kireç bulamacına, sıcak suda eritil­miş, zırnık katılır. İyice karıştırılır derinin, çıplak tarafı bununla kireçlenir. Üst, üste yığılır. Bir kaç gün sonra yünleri hamlar ve (çıkar) soyulur. Yünleri soyulan çıplak deriler. Kireç dağarlarında bir hafta bırakılır. Deri­ler kireçte şişer kalınlaşır. Sonra bu derilerin içinde kalan fazla etleri temizlenir. İyice yıkanır ve kirecinden de temizlenir. Bundan sonra sama dağarına atılırlar. Kireç içerisinde şişen ve kalınlaşan deriler. Sama içeri­sinde kireçlerini kusarlar. İncelirler yumuşak ve kaygan bir hal alırlar.

Bu deriler tekrar yıkanır buna tola yıkamada denir. Derinin öteki adı da toladır. Palamutla sepilencekse (pişecekse) dinkte dövülmüş, palamut yüksükleri, toz halinde kazanlarda su ile kaynatılır. Tanenin suyu şerbeti çıkar. Dağarlara bu şerbet aktarılır. Sıcak su ile karıştırılarak ayarlanır.

Şamadan çıkan yıkanmış deriler bu palamut şerbeti içine atılır. Bir hafta kalır ve hergün işlenir (karıştırılır) tekrar edilir bu çalışma üç hafta devam eder. Üç haftada deriler pişer. Kurutulur, boyanacak olanlar renk renk boyanır. Tekrar kurutulur açma makinasında açılır parlatılıp on’arlı partiler halinde katlanır. Satışa hazırdır.

Bu hazırlanan derilere: Meşin, sahtiyan vaketa- kö­sele – gön adı verilir.

Bunlardan yemeni – terlik, sandelet, edik, mest ve ayakkabılar dikilmek üzere yemenici esnafına arz edilir satılır. Onların tezgahlarında da ayakkabı olurdu.

Derilere Hayvanların Cinsine Göre Şu Adlar Verilir:

Koyun derisinin pişmişine: Meşin denir.

Keçi derisinin pişmiş boyanmışına: sahtiyan denir.

İnek ve öküz derisinin pişmişine: Kösele denir.

İnek ve Öküz derisinin pişmiş, boyanmışına: Vaketa denir.

At ve Eşek derisinin pişmiş, boyanmışına Vaketa denir.

Manda derisinin: pişmişine kösele veya Gön denir.

GÖN DENİR?

Gön yemeni ayakkabısının altıdır. Alt kısmı alt köseleside denir. Gön Manda derisinden tabaklanarak ya­pılır. Manda derisinin Kösele olarak tabaklanması ve işlenmesi başka metodla yapılır. Manda derisinin gön olarak tabaklanması ve işlenmesi ise yine başka me­todla yapılır. İkiside ayrı ayrıdır. Aynı deri birinden kö­sele olarak çıkar ki bu incedir, sıkıdır. İkincisinden gön olarak çıkarki buda kalındır ve kabadır.

Bu gönleri de tabak esnafı işlerdi mesala Tabak Musalar çok güzel gön yaparlardı. Manda derileri kurumuş halde java adasından gelirdi, javadan gelen Manda derilerinden yapılan gönlere java gönü denirdi ki 1. kaliteydi.

Bu zenaatın: Asıl ilmi ismi “Debbağ” dır. Deri Ta­baklamak değildi Debbağlamaktır. Galat olarak halk dilinde tabaklamak diye kullanılmaktadır, yanlıştır.

Modern Deri İşlemeciliği Debbağlık:

Hayvan Derileri: Modern şekilde fabrikalarda işlenmiye başladı. Büyük Fabrikalar kuruldu. Tanenle işlenen deriler, kromla işlenmiye başladı. Başta İstan­bul Gazıl çeşme olmak üzere, İzmir, Eskişehir , Kütah­ya, Uşak, Gerede, Denizli gibi yerlerde fabrika usulü modern metotlarla kumaş gibi yumuşak ve güzel deriler yapıldı. Adlan da deyişti Avrupa vari adlar kondu.

Mesela: Vidala – süet – Güderi ve İspirto Köselesi gibi, yeni yeni çeşitler meydana çıktı. Boyama usûlleri çok gelişti. Rengarenk boyadılar insanların göz zevkleri tatmin oldu.

Şimdi de: deri yelekler, deri ceketler ve deri pardesüler, yapılmaya başlandı. Bütün dünyada deri ve ürünleri (mamülleri) çok yaygınlaştı. Çok büyük deri pazarları kuruldu.

SİVRİHİSAR YEMENİCİLER ARASTASI

Yemeni kelimesi Anadoluda iki anlama gelmektedir. Birincisi “Baş örtüsü” anlamındadır. Anadolunun bir çok köy ve şehirlerinde baş örtüsü olarak yemeni kullanılır.

İkincisi: Sivrihisar’da ve bazı vilayet ve kazalarda da yemeni ayakkabı anlamında kullanılır. Yemeniciler esnafı deyince: Ayakkabıcılar akla gelir.

Yemeni Ayakkapları: Çivisiz dikişlidir. Çeşitleri ise: Zenne, terlik, pabuç, sandalet, edik, mest, derin yüz yemeni, mabeyn yemeni gibi, hepsi di­kişli olan ayakkabı çeşitleridir. Kundura, iskarpin, çiz­me ve botlar ise, hepsi lastik ve pilastik ayakkabılardır. Yemenici esnafının ilgi alanı dışındadır. Özel ayakkabı­cılar sanatının bir koludur, hatta çarık bile, bu zenaatın içine girer. Eskiden yemeniciler arastasında çarıkçılar­da vardı.

Bir Türküde Yemenimin Yeşili:

Yemenimin yeşili, ben kaybettim eşimi

Yemenim sende kalsın, sil gözünün yaşını

Bu türküdeki yemeni baş örtüsüdür. Ayakkabı cin­sinden yemeni değildir.

Yemeniler: Amma: Öyle, amma, böyle halk türküle­rimizin içine girmiştir. Halk türkülerimizide süslemiş­tir.

YEMENİCİ ESNAFININ KULLANDIĞI MALZEME VE TAKIMLAR:

Malzemeler: Sığır ve Manda köselesi.

Manda Gönü: Vaketa, sahtiyan, meşin ve dolgu maddeleri telis parçaları, parça sahtiyan ve meşinler. Ayrıca çiriş, pamuk ipliği, bal mumu ve makina ipliği gibi.

Takımlar: Saya makinası, tezgah, yuvarlak çam ağacı gövde­sinden 30 santim kalınlıkta kesilmiş olup, altında 4 adet ayağı vardır.

Muhtelif biçimde ve büyüklükte ağaçtan yapılmış yemeni kalıpları 36 numaradan başlar. 45 numaraya kadardır. Bu kalıplar büyükler içindir. 21 numaradan başlar 36 numaraya kadar bunlarda çocuklar içindir.

Muhtelif boylarda yapılmış pirinç madeninden muştalar. Kalıplar, bıçkılar hepsi İstanbul’da imal edi­lirdi. Bizler ve tığlarda İstanbul’dan gelirdi. Bu bizin birde bilmecesi vardı.

Biz’e bizde biz derler. Bize sizde ne derler? sorarlarda: Sivrihisar yemenicileride

Biz’e bizde ‘Tığ” derler cevabını verirlerdi. Yemeni esnafı tığlara sap takma işi­ni kendileri yaparlar. Saplar kızılcık ağacından olurdu.

Endaze: Yemenilerin altını, taban astarını ve sayaları kes­mek için, kartondan yapılmış, şablonlara, kalıplara Endaze denir. Bu endaze ağaç kalıplara göre, onlara uygun olarak çıkartılır. Hepside kalıpların numaraları­na göre numaralıdır 36 dan 45 numaraya kadardır. Bu numaralar büyüklerin ayakkabı numaralarıdır. Gön, kösele, vaketa, sahtiyanları kesmek için, özel bıçkılar kullanılır. Her gün bu bıçkılar yağlı bileği taşlarında bileylenirler. Bıçkıların çok keskin olması istenir. Daima masatlanarak kullanılır. Ustura gibi keskin olurlar.

BESMELE İLE DÜKKANLAR AÇILIR

Her sabah yemenici Esnafı, dükkanlarının kepenklerini besmele ile açarlar. O günü kaç çift yemeni dike­cekse, ve hangi Model dikecekse kararlaştırılır. O kadar iş tutar. Mesela: 12 çift tutacaksa, üç çifti mabeyn, 3 çifti derin yüzlü, 6 çiftide Zenne Terlik (güllü hanım ayak­kabısı) önce siyah vaketadan, yemenilerin yüz ve ense­lerinin kesimi yapılır. Yan ve arka pullarını keser. Sah­tiyandan da kenarlarına çevrilen çemlerini keser. Me­şinden iç astarlarını keser. Sonra saya makinasına otu­rur sayaları diker. Zennelerde aynıdır. Amma: kırmızı veya kahve renkli, vaketa veya sahtiyandan zenne sayalarıda kesilir. Onların sayalanda dikilir. Takımın hepsi, 12 çift olmuştur. Sayalar hazırdır. Sıra alt veya taban kısmına gelmiştir. Gön veya köseleden yemeni altları önceden kesilerek hazırlanmıştır. Onlarda seçilir, ıslatılır. Dikilecek kıvamda ıslatılır. Hazırlanan sayalar yemeni altlarına dikilir. Bu işleme Holtan dikme denir.

Holtanı herkes dikemez. Bu holtanı usta veya kal­falar dikerler. Ters olarak dikilir ve çevrilir. Dikişler içinde kalır. Kalıp numaralarına göre, kendi kalıplarına kalıplanır çekilir kenarları alınır. Düzeltilir kuruması için kepenklerin üstüne dizilir. Takım çıkmıştır amma akşamda olmuştur. Dükkanlar bir bir kapanır. Ertesi gün takım yeniden tutulur. Bu işler böylece devam en­der gider.

Sivrihisar’da şöyle bir söz vardır. Bu yemenicilik bir yemeni ustasını ne ondurur nede öldürür. Başka bir hakim kanaat ise, bir yemenici usta­sı, ne kadar çalışırsa çalışsın ancak, bir oğlan ve bir kız evlendirir. Ve birde ev yaptınr. Bir ömür boyu kazancı bu kadardır. Bu yemenicilikten, hiç zengin olan görülmemiştir derlerdi. 1935-1945 arasında, Sivrihisar’da yemeniciler arastasında 35 adet yemenici tezgahı vardı. Dile kolay 35 dükkan ve esnaf eder. Daha sonra ayakkabı fabrikaları kurulmaya başladı. Teknoloji ilerledi. Daha çok imalat, daha ucuz imalat yapılmaya başladı. Hatta daha güzelleri yapıldı. Bunlar başlayınca yeme­nici dükkanları bir bir kapanmaya başladı. Şu anda Sivrihisar’da hiç yemenici esnafı kalmamıştır.

Yemenici Katırcının Memed Usta; Orta boylu şişmanca güçlü kuvvetli, çok zeki, otoriter temiz bir kimseydi. Rahmetli kendisi çok güzel yemenici ustası idi. Kam Gön kesecekse onu çağırırdı. Çünkü Gön kesmek biraz bilgi, birazda hesap işiydi. Bir usta yanm kanat gönden, 19 çift ayak­kabı altı çıkarırsa, Memed Usta 23 çift çıkarırdı. Hiç Fire verdirmezdi. Her usta onun için gön kesemez, kestirir­di.

Holtan dikme meselesi: Kalın ve sert gönlerin holtanını her isteyen usta dikerdi amma: çeviremezdi. Çünkü saya ters olarak ayakkabı altına dikilirdi. Çevri­lince dikişler ayakkabı içinde kalırdı. Diktikleri holtanı çeviremiyenler Memed Ustaya götürürdü. Oda çevirir verirdi.

Dedik ya: Memed usta Sivrihisarın sevilen sayılan kimsesiydi. Bir arada Sivrihisar Belediye başkanlığıda yaptı.

Yemenici Sümmen Ustanın: Köşe başında. Kocaba­şın Mehmet ustanın dükkanı karşısında dükkanı vardı.

Pek yemeni dikmezdi daha çok terlik, sandalet, edik mest dikerdi. Rengarenk bu imalatını dükkanın önüne asardı. Zenne ve çocuk işleri tutar oda çocuk işlerinden zevk alırdı.

Yemenici sümmen usta çok sinirliydi. Çok çabuk kızardı. Yoldan geçen Mektep çocukları kazara dükka­nın kepengine vururlarsa. Arkalarından “çekiş” atardı. Bunların hepsi temiz insanlardı Allah Rahmet eylesin.

Bildiğim Öteki Yemenici Esnafı:

Yemenici: Kocabaşın Mehmet Usta

Yemenici: Fahri usta

Yemenici: Hüseyin usta

Yemenici: Garib

Yemenici: Halil usta

Yemenici: Hasan usta

Yemenici: Mehmet usta

Yemenici: Ibıklar iki kardeş

Yemenici: Ahmet usta

Yemenici: Kadıoğlunun Mehmet

Yemenici: Aktaşlı G. Mehmet Usta

Yemenici: Yalınkatın kamil

SİVRİHİSAR KEÇECİLER ARASTASI

Yemenici: Kara Ali Yemenici: Akbacak oğlu Yemenici : Ömer usta Yemenici: İbrahim usta Yemenici: Hüseyin usta Yemenici : Talat usta.

Sivrihisar’da bir keçeci hikayesi anlatırlardı. Sivrihisarlı dul bir kadın oğlunu, Keçecilik öğrensin diye, bir keçeci ustasına çırak verir.

Eti senin kemiği benim der. Çırak bir hafta kadar dükkana gidip gelir. Ondan sonra dükkana uğramaz. Ustası merak edip, çırağın evine gider. Anasına sorar, çırak hastamı? Üç gündür dükkana gelmedi der.

Çırağın anasından şu acayip cevabı alır. Oğlum ke­çeciliği öğrenmiş, onun için dükkana gitmiyor der. Usta sorar, nasıl öğrenmiş, deyince, çocuğun anası anlatır.

Atarlar yün ederler

Teperler keçe ederler

Sivriltir külah ederler

Giy başına, git işine

Demiş: Çocuğun ustası, anasından bu cevabı alınca, O da demiş ki: Vay canına ne akıllı çocukmuş ki, kendisi öğrendikten başka anasına da öğretmiş. Keçecilik zenaatını.

KEÇENİN YAPILIŞI

İşin şakası bir yana: Keçecilik o devirde başlı başına, anlatıldığı kadar da kolay olmayan ağır bir zenaat dalı idi. Yünü keçe yapmak keçeyi pişirmek için, kendi usullerine göre atılmış yünü büyük branda bezlerine döşerler ortasına kalın yuvarlak düz bir ağaç koyarlar. Sıkıca dürerler, yeri düzgün uzunca bir dükkanda, yerde bir ileri, bir geri, ayakları ile tepe tepe yuvarlar, 3- 5 kişi akşama kadar teperek yününü keçe yaparlardı. Yani pişirirlerdi. Ben küçükken çok merak eder durur da seyrederdim. Ayakları ile teperlerken çok güzel bir tempo tuttururlardı.

Birileri – HI – Bir geri çekerler – HIH tekrar ileri – HI ve HI – HIH – HI – HIH diye teperlerdi.

Sesli olarak tempo tutarlardı. Ayakları ile tepmeyi üç harekette yaparlardı. Bir ileri iterler, bir geri çeker­ler, birde tepen 5 kişi ayakları ile üstüne vururlardı.

Böylece yün keçe oluncaya kadar teperlerdi.

Ayrıca: atlar için yapılan bellemelerin alt kısımları­na ve at eğerlerinin alt kısımlarına keçe geçirirlerdi. Yine katır ve eşek semerlerinin alt kısımlarına hayvan­ların sırtları yara olmasın diye keçe geçirlirdi. Ayrıca: yer keçeleri yapılır odaların altlarına kilim ve hah yeri­ne odalara serilirdi. Eskiden keçeden külah yapar in­sanlar başlarına giyerlerdi.

Adına keçe külah denirdi.

Halk arasında birde tabir vardı.

Saklanan gizlenen katil ve eşkiyalar için

(Gündüz Külahlı Gece Silahlı) derlerdi.

Çoban Kepenekleri: Bu hazırlanan keçelerden çoban kepenekleri yaparlardı. Çobanlar davar, sığır güderlerken dağlarda, bayırlarda, kışlarda karda, yağmurda. yaşta sırtlarına alırlar da üşümezlerdi.

Hatta gece Tollukta, bu kepeneklerle yere yatar uyurlardı. Hem yatak, hem yorgan görevi yapardı. Çok sıcak tutar hiç üşütmez yağmurda içine su geçmezdi.

At üstündeki suvariyi kamçılar nasıl korursa, kepe­neklerde çobanları öyle korundu.

Sipariş üzerine her çeşit keçe imal ederlerdi. O ta­rihlerde 9-10 kadar keçeci esnafı vardı.

HALLAÇ

Hallaç: Yün atıcı demektir. Koyun ve keçilerden kırpılarak elde edilen yünleri veya, Tabakhanelerde, koyun ve keçi derilerinden tabaklanarak çıkarttıkları yünler, önce Hallacın tezgahından geçer. Atılmış yün olur. Sonrada eyrilir ip olur sonrada dokunur kilim ve halı olurdu.

Hallacın: Sırımdan yapılmış. Virgül şeklindeki Ağaca gerilmiş, yaylara, tahta tokmakla vurdukça, yünler Hallaç pamuğu gibi atılır. Ve kuş tüyü gibi ha­vada uçarken şu nakaratla ses çıkartırdı.

TIS – TIS – TIRANS – TIS – TIS- TRANS derdi.

Keçeci alim Usta: Kendi devrinde. Keçeciler arasta­sında hatırı sayılır bir ustaydı. Büyükçe bir keçeci dükkanı vardı. Kalfa çırak 5-6 kişi dükkanda çalışırdı. Kendisi orta boylu 55 yaşlarında, çok neşeli bir insandı. Kurşunlu Mahallesi Edilcik sokağın üst başında, iki katlı uzun balkonlu bir evde otururdu. Bu ev alim Em­minin kendi eviydi.

Alim emmi çarşıya: Mevsimlik turfanda ne gelirse, önce O alır getirirdi. Evinin balkonuna sofrasını kurar. O gün radyoda yurttan seslerde ne türküler varsa onları dinleyerek, yavaş yavaş yemeğini yerdi. O devirde kim­sede radyo yoktu. Ancak çarşıda kahvehanelerde vardı.

Birde alim Emmi de vardı. Radyosunun sesini biraz fazlaca açardı da mahalle halkıda dinlerdi. Hasılı alim Emmi zevk sahibi bir insandı. Çalışmasını da bilir, yemesini de bilirdi, Sivrihisarın eşrafıydı.

Keçeci Behçet Emmi usta: Orta boylu fötr şapkalı kalen­der temiz bir insandı. Komşumuzda Kurşunlu mahalle­sinde kumlu yolda Hamamın karşısında yaşlı bir ebenin evinin üst katında otururlardı.

Oğlu sait vardı babasına yardımcıydı. Sait benim hem mahalle, hem mektep arkadaşımdı. îlk mektebi beraber bitirdik.

Babası ile çalışmaya başladı. Saitte iyi bir keçeci ustası oldu. Sait işini Eskişehir’e taşıdı. Taşbaşında vakıflar dükkanlarında oturuyordu. 1982 de saide uğra­dım beraberce oturduk çay içtik. Sohbet ettik. Bana keçe imal ettiği atölyesini gezdirdi. Makinalarla keçe pişiri­yordu. O eski tepme işi kalmamış, keçecilerin ayakları da keçe tepmekten kurtulmuştu. Makina keçeciliğine doğru gidiş vardı. Rahmetli Sait arkadaşım hırslı çalı­şırdı. Fakat yün tozundan ciğerlerini hasta etmişti. Sait kendini emekli et bak önce sağlık dedimse de işi bırakamadı.

Babası Behçet Emmi ve oğlu Sait ikiside rahmeti rahmana kavuştular. Allah rahmet eylesin kalanlara ömürler versin.

SİVRİHİSAR’da AT ve ÖKÜZ ARABASI YAPAN ARABACILAR

1935-1945 yıllan arasında, Sivrihisar’da yeni Araba yapan 4 tane arabacı vardı. Yeni bir arabanın yapımı ise, üç ayrı Safhada gerçekleşirdi.

1) Demir Akşamı (Kısımları)

2) Ağaç Akşamı (Kısımları)

3) Boyanması

Demir Aksamı: Dingil, makas, zil tası, poyra, şına ok demiri, falaka demiri, yatak ve yastık demirleri.

Ağaç Aksamı: Tekne, tekerlek, parmaklar, ok, falaka, tekne ya­takları ve yastıkları, ispit, tekerlek göbeği.

Boyama: Renk renk desenler ve manzara resimleri ile araba­lar boyanır ve süslenirdi. Araba renklerinde kırmızı, pembe , mavi ve yeşil renkler hakimdi.

Sivrihisar’da Araba Yapımı

Sivrihisar’da yapılan At ve Öküz arabaları Eskişehirden gelen arabalardan daha sağlam ve daha güzeldi. Arabacı esnafı o devirlerde birbirleriyle rekabet halin­deydi. Hangimizin arabası daha sağlam ve daha iyi ola­cak arabaların en mühim kısmı da, araba dingeillerine takılan, iki önde, iki arkada 4 adet çelik zil taslarıydı. Bu çelik saçlara, öyle bir su verilecekki, sesi 5 km. uzaktan duyulacak.

Hafız Yurdanur ustanın yaptığı arabaların, zilleri­nin sesi ta yukarı kependen, araba gözükür gözükmez duyulurdu. Hafızın yaptığı araba geliyor derlerdi. İşte ustalık buradaydı. Maharet çelik saç’a su vermedeydi.

Arabaları: renk renk boyarlardı. Tekne kenarlarına ve yastıklara gül ve çiçek resimleri yaparlar. Hatta tek­nenin dış tahtasına da manzara resimleri çizerlerdi. İlk mektebe gidip gelirken hayran, hayran onları seyrederdim.

4 çeşit araba yaparlardı. Çift atlı araba çift atlı yaylı araba, tek atlı araba ve öküz arabaları.

Yaylı arabanın üstü paytonlar (landonlar) gibi ka­palı olurdu. Tek atlı arabalarında her tarafı aynı, yanlız ok kısmı U şeklinde olurdu.

Daha sonralan, kamyon, kamyonet, kaptı kaçtı ve traktörler çıktı. At arabalarının da pabucu dama atıldı. At ve Öküz koşmadan yürüyen arabalar çoğaldı. Ne at kaldı köy ve kasabalarda, ne öküz, nede araba kaldı. Hepsinin modası geçti Sivrihisar’da nede arabacı kaldı. Bu zenaatların hepsi unutuldu.

Şimdi eşekler bile üzgün çünkü onlara rağbet kal­madı. şimdi onlar Çorum eşek ve at mezbehanelerinde kesilip etleri köpeklere mama olmak için avrupaya tırlarla gönderiliyor.

Eskiden eşeklere bakılır tımar edilirdi. Boyunlarına mavi boncuk takılırdı. Nazar değmesin diye, eşeklerde gerdan kırar sevinirdi. O günler şimdi gerilerde kaldı.

Arabacı Hafız Usta:

Hafız Yurdanur Usta: Kendisi uzun boylu kumral bıyıklı biraz ince ve zayıf, başına fötr şapka giyerdi. Önünde sahtiyandan kısa arabacı önlüğü vardı. Önlüğünü çıkarmadan çarşıyı dolaşırdı. Çok hırslı çalışırdı. Çok zeki idi. Ben çocukken onun yaptığı arabalara hayran kalırdım. Poyra ve ispit dışındaki, demir ve tahta kısımlarını kendisi imal ederdi. Mesela: Dingil, makas, zil tası, şına, ok demiri, yatak yastık demirleri gibi. Öteki ağaç kısımlarını da kendisi yapardı. Tekne, tekerlek, ok, falaka, tekne yastıkları ve yatakları gibi. Arabacı Hafız usta genç yaşta, 40-45 yaşlarında vefat etti. Hafız ustanın küçük kardeşi Hüseyin usta ise. Araba yapım işini devam ettirmedi. Tamir ve parça yapımı ile yetindi. Onu da iyi tanırım O da çok iyi İnsandı. Zaman, zaman dükkanına uğrardım. Hüseyin ustanın çayını içer sohbet ederdim. Geçen yıl vefat etmiş Allah hepsine rahmet eylesin kalanlara uzun ömürler versin.

Arabacı Rıza Usta:

Kendisi Kırım Türklerindendir. Sivrihisar’da Yeni Cami’nin karşısında, arabacı dükkanları vardı. Orta boylu Tıknaz başına kasket giyerdi. Bilgili, konuşkan, gayretli ve çalışkan bir arabacı ustasıydı. Tam anla­mıyla esnaftı, yanında iki oğlu çalışırdı. Arabacı Hafız usta ile, Rıza usta birbirine rakipti. Onun için yaptıkları arabalar şahane olurdu. Şakası yok Rıza ustada araba­cılıkta çok iddialı idi. Eskişehir arabaları ayarında hatta onlardan daha üstün araba yapardı. Son zamanda Rıza ustada yaşlandı. Bir zaman iki oğlu devam etti. Fakat motorlu vasıtalar çıkınca, arabacılıkta iş kalmadı. Mes­leği bıraktılar. Eskişehire taşındılar. Şu anda neredeler bilmiyorum çok iyi insanlardı.

Arabacı: Mehmet Usta, Arabacı: Zeki Usta

Hafız ve Rıza ustadan başka: Hatırı sayılır insan ve arabacı olan, iki kıymetli arabacımız daha vardı. Ara­bacı Mehmet ustaya kuyrukların Mehmet de derlerdi. Çok çalışkan, insan mı insandı.

Hatta bir ara, Sivrihisar Belediye Reisi de oldu. Bir yıl kadar reislik yaptı.

Birde; Arabacı Zeki Usta vardı. Oda Sivri­hisar’da hatırı sayılır iyi ustalardandı.

SİVRİHİSAR YAĞHANECİLERİ:

Eselerin Ali Emmi: Sivrihisar’da 1935-1945 yıllan arasında: En büyük yağhaneci Eselerin Ali Emmi idi. Başka iki yağhaneci daha vardı. Ali Emmi’nin yağhanesi, yemeniciler arastasındaydı.

Susam ve haşhaştan yağ çıkarırdı. Ali Emmi ile de Ömer Emmimden dolayı akrabalığımız vardı.

HAŞHAŞTAN YAĞ NASIL ÇIKARTILIRDI: Alet ve Edevatları: Haşhaşı veya susamı kavur­mak için, özel yapılmış kavurma ocağı vardı. Yağ sıkma presi yağ hanenin, bir köşesine yerleştirilmişti. Keçi kı­lından yapılmış torbalar (dokunmuş). Üç metre uzunlu­ğunda kalın yuvarlak ağaçtan, pires sıkma kolu vardı. Yağ koyma tenekeleri, yağ Hunisi, litrelik ve 2-3-5 lit­relik ölçü kaplan, ocakta yakılacak odunlar vesaire.

Malzeme ise: Çuvallarla gelen susam ve haşhaşlar­dı. Kavurma ocağında: yağın çıkması kıvamına kadar haşhaş kavrulur. Kavrulan haşhaş keçi kılından do­kunmuş, kıl torbalara doldurulur. Yağ çıkarma presinin altına yerleştirilir. Yavaş, yavaş pres sıkılır, daha kuv­vetli sıkmak için, üç metre uzunluktaki ağaç kolu takar. Ali Emmi onunla sıkardı. Yağ piresinin önüne konulan tenekelerin içine, şır-şır-şır diye akardı. Şır diye aktığı

İçin, haşhaş yağının bir adıda, “ŞIRLAN” yağıdır. Aynı usullerle susamdanda susam yağı çıkartılırdı. Yağı çı­kan susam veya haşhaşın, kıl torbalar içerisinde, küs- besi kalırdı. Kalan bu küspeleride hayvan yemi olarak satarlardı.

Rahmetli Anam: Bizim evde şırlan yağ bitince git Ahmet, Eselerin Ali Emminden yağ getir derdi. Bende gider getirirdim parasını rahmetli babam öderdi. Çok sağlıklı bir yağdır o yağın kıymetini ancak onu kulla­nanlar bilir, bu yağla; gözleme, su böreği, haşhaşlı baz­lama ve altın sarısı un helvası yapılırdı.

Haşhaş yağı ile yapılan yiyecekleri yiyenler o gece çok rahat uyurdu. Sinir ve sitret olmazdı. Düğün ve derneklerde, haşhaş yağından yapılan un helvası büyük bir iştahla yenirdi.

Eselerin Ali Emmiden başka iki tane daha yağha­neci vardı, bu insanlarda temiz ve hatırı sayılır esnaf ve insanlardı.

Yağhaneci: Eselerin İsmet Emmi

Yağhaneci: Hebib Emmi vardı.

SİVRİHİSAR DEMİRCİ ESNAFI VE DEMİRCİLER

Demircilerde: yemeniciler arastasının alt başınday­dı. (Demircilerin piri Davut (A.S.) dır. Demirciler de ay­nen öteki esnaf gibi, sabah namazlarını kılarlar. Bes­mele ile dükkanlarını açarlardı. Demirci ocağını yakar­lar, ocağın iyice tava gelmesini beklerlerdi. Ocak tava gelince usta ve çıraklar, besmele ile önlüklerini kuşa­nırlar. “Desdur ya pir” der. Çekiş ve balyozlarını ellerine alırlar işe koyulurlar. Çekiçler ahenkle ve tempo ile vu­rulduğu için, hele aynı anda birkaç demirci çalışmaya başlayınca, çekiçlerden çıkan sesler çok sesli şarkı söy­leyen koroyu andırır. Bu hava arastaya bir canlılık ge­tirirdi.

Benim hatırımda kaldığına göre çok zaman hazıra çalışırlardı. Şayet sipariş veya tamirat işleri gelirse, mesela: pulluk ve saban demirleri keser, balta, tahra, çepin, kazma gibi aletleride ya yeniden yaparlar yada tamir ederlerdi.

Kesici kısımlara çelikten ağızlık geçirirler su verir­lerdi. Tamirat yoksa hazıra çalışırlar yeniden imal ederlerdi. Yaptıklarını teşhir için sıra sıra dizer ve tel­lere bağlar asarlardı. Müşterilerine satarlar. Asla boş durmazlardı.

Yaptıkları malzemeden bazıları şunlardır; Nacak, keser, çepin, balta, kazma, tahra, satır, saç ayağı, tandır, mangal ve hamur tekneleri için esiran.

İnşaatt’a kullanılan çeşitli çelik keskiler, köpek tasma­ları ve kapı tokmakları, maşalar, kapı menteşeleri, kapı sürgüleri, kapı maymuncukları, kapı kollan borda kapılar için büyük kapı kilitleri. Anahtarları ve kapı hal­kaları daha bilemediğim çeşitli malzemeler. Ustalar, demiri ellerinde oyuncak gibi oynarlar istedikleri şekli verirlerdi.

O tarihlerde, kazamızda, 5-6 demirci esnafı vardı. En tanınmışlardan ikisi:

1- Demirci Ahmet Çavuş usta: uzun boylu ince yapılı bir da­kika bile boş durmak istemeyen, bir mizacı vardı. Çok çalışkan doğru dürüst bir insandı. Karşısında çalışan, genç çırak ve kalfalar bile onun çalışma temposuna ayak uyduramazlardı. Her nedense bilmiyorum rahmetli Çavuş Emmi hem çalışır, hem durmadan konuşurdu. Hem eli, hem dili beraber çalı­şırdı. Amma: Babacan, kalender, iyilik seven bir kim­seydi. Rahmetli Babam oğlum Demirci Ahmet Çavuş, çok iyi insandır derdi. Yalnız oğlu İhsan efendi, onun karşısında çalışır O dayanabilirdi. O ayak uydurabilirdi. Oğlu İhsan Efendi baba sanatını devam ettirmedi. Önce Belediyeye memur oldu. Sonra, Nüfus dairesinde devlet memuru oldu. Sivrihisar nüfus müdürü olarakta emekli oldu. Benim de gençlikten beri arkadaşımdır.

Allah; kendisinin ve çocuklarının hayırlı hizmetle­rini kabul etsin ve arttırsın.

2- Sivrihisar’da Demirci Topal usta bu lakapla anılırdı. Hatırı sayılır Demirci esnafındandı. Sivrihisar’a şayet bir yabancı gelirde demirci sorarsa, Demirci Topal Us­tayı tarif eder ve gösterirlerdi. Git ona senin işini ancak o yapar derlerdi.

Bunlardan Başka Sivrihisar’daki Demirciler tam anlamı ile usta idi. Elinden hiç bir şey kurtul­mazdı. Yeterki gönlü olsun.

Çok akıllı, zeki ve çalışkandı. îki oğlu Faik ve Meh­met ustalar. Babalarından sonra, aynı demirciliği on­larda devam ettirdiler. Faik abide arastada baş usta idi. Yaparım derse, yapardı. Elinden uçan kaçan kurtulmazdı. Mehmet ustanında eli çok maharetli idi. Bunlar Sivrihisar’da hatırı sayılır ustalardı.

Öteki iki oğluda Hamdi ve İsmet ustalardı. Şu anda İsmet ustanın çocuklarıda kaynakçılık yapıyor.

Bunlardan başka;

1)  Demirci: Ali Mülazım usta
2)  Demirci: Arpacıların Ali Usta
3)  Demirci: Magının Tahsin usta
4)  Demirci: Magının Ruhi Usta

SİVRİHİSAR BAKIRCILAR VE BAKIRCI ESNAFI

Sivrihisar bakırcılar arastasında 8-10 kadar bakırcı dükkanı ve esnafı vardı. O devir bakırcıların iş yaptığı ve para kazandığı bir devirdi.

Bakırcılar İstanbul’dan hazır bakır getirip sattıkları gibi, ham işlenmemiş bakırdan kap kacak imal ederler­di. bunların başında Esvap kazanları 3-4 tenekelik hereniler 3-5 tenekelik şıra kaynatma leğenleri, hamur leğenleri.

Ayrıca, kalın bakırdan imal ettikleri, dövme bakır tencereler, dövme bakır helkeler, dövme bakır güğüm­ler, ibrikler, abdest leğenleri, hamam taslan su içme maşrapaları, saplılar.

Dövme bakır çaydanlıklar demlikler, semavi der büyük, küçük bakır mangallar, büyük, küçük sahan ve kuzu tabakları, kapaklı çorba tasları, kevgirler, saplı çoban tavaları, yağ eritme tavaları, hasılı mutfakta ne varsa bu bakırcılarımızın sanatkar ellerinden ve maharetlerinden çıkardı. Onlar gerçek zenaatkardı. Ellerinde bakır şekilden şekile girerdi.

Hele onların sabah camisinden çıkıp, sabah çaylarını ve sabah kahvelerini içtikten sonra Besmele ile çe­kiçlerini vurmaya başlamaları, bakırcılar çarşısında bu çekiç seslerinden, sanki bir müzik cümbüşü meydana getirirdi. Müşteriler yavaş, yavaş gelmeye başlarlar. “Selamün Aleyküm kolay gelsin Usta” sabahlar hayır olsun derler, söze girerler. Alış verişte bu minval üzere başlardı.

Yapanda, satanda, alanda, kabı kalaylayan da memnundu. Çünkü herkes bir ekmek parası kazanmış­lardı. O devirde kanaat vardı. Bundan dolayıda bereket vardı. Hemen zengin olmak köşe dönmek isteyenler yoktu. Haram olan kazanca dönüp bakmazlar, az olsun helal olsun derlerdi. Kazancı alnı, alnını geçerse haram olduğunu bilirlerdi yani ona aldıklarını yirmi bire sat­mazlardı o bir liranın haram olduğunu bilirler de alnı alnını geçmezlerdi. işte bu görüş İslam inancıdır. İşte bu görüş Ahi teşkilatının tavsiye ettiği bir görüştür. Bakır altından sonra ikinci sıradadır. Bakır toprakta da maden olarak altınla beraber bulunur. Şöyle bir ata sözüde vardır.

Paran varsa bakıra artarsa katıra yatır.

Bakır: Altına benzer hiç bir zaman kıymetinden kaybetmez.

Katır: Az yer, çok yük taşır çok karlıdır.

Bakırcı Hasan Hüseyin Emmi: Aynı zamanda kalaycı Kocaman diye tanınırdı Siv­rihisar’da: Hasan Hüseyin ustanın bakırcılar arastasın­da dükkanı vardı. Kendisi Kurşunlu mahallesinde kö­selerin evin bitişiğinde otururdu. Şişman, babacan, babayiğit, kalender, şakacı bir kimseydi.

Rahmetli bağırarak konuşur özü, sözü doğru bir insandı. Orta yaşlarda vefat etti Allah rahmet eylesin ka­lanlara uzun ömürler versin. İki oğlu vardı Hasan ve Mehmet. Hasan baba sanatını bir müddet işledi. Sonra bıraktı. Mehmet devam ettiriyor. Mehmet bizim enişte­miz olur. İyi ve temiz insanlardır.

Bakırcı Cafer Usta: Zeki çalışkan ve temiz bir in­sandı. Mesleğini çok severdi. Çok titizdi ama ustamı ustaydı. O devirde Sivrihisar’da hatırı sayılan kimse­lerdendi. Sivrihisar’ın eşrafıydı. Allah rahmet eylesin.

Öteki Bakırcılar:

1)  Bakırcı: Gubuzcuların Çakır
2)  Bakırcı: Süleyman Usta
3)  Bakırcı: Mehmet Okur
4)  Bakırcı: Ali Usta
5)  Bakırcı: Mistik
6)  Bakırcı: Karaveli oğlunun Süleyman
7)  Bakırcı: Ömer Usta

SİVRİHİSAR KALAYCILAR ESNAFI

Kalaycı esnafının bir kısmının bakırcılar arastasın­da dükkanları vardı. Çarşıda satılan bakırlar çarşıdaki kalaycılarda hemen kalaylanırdı. Kalaycı esnafının bir kısmıda evlerinde körük ve tezgah kurmuşlardı. Bir kı­sım kalaycılarda, daima köylere kap kalaylamaya gi­derlerdi. Harman veresiye köylerde kap kalaylarlardı. Kalaycılar körüklerini ve kalaycı takımlarını arabalarla köylere götürür köylerde körük kurarlardı. Bir köyün kabını kalaylar oradan başka köye geçerlerdi. Yanla­rında yardımcı ya ortağı veya çırak gibi, kalfa gibi bir yardımcıları bulunurdu. Çırak veya kalfalar hem kap yıkar hem körük çekerlerdi.

O Devirdeki Sivrihisar’da Kalaycılar:

Kalaycı: Arif Usta
Kalaycı: Mehmet Usta
Kalaycı: Osman Usta
Kalaycı: Hasan Hüseyin Usta
Kalaycı: Ali Usta
Kalaycı: Haydar Usta
Kalaycı: Fatoğlunun Nuri Usta
Kalaycı: Sarı Kavaklının Şükrü Usta
Kalaycı: Rıza Us

SİVRİHİSAR TENEKECİLER ESNAFI

Tenekeci esnafı Sivrihisar’da, 4-5 tezgah ve dük­kandı. Şadırvandan Yenice mahallesine giden cadde üstünde, dükkanları vardı. Memleketin bu daldaki ihti­yacını, bu tenekeci esnafı karşılardı.

Tenekeci Mehmet Akpara: Şimdiki Ordu caddesinde, Yastıkçı Hakkı Emminin bitişiğindeydi. Kendisi çok iyi ustaydı, yumuşak huy­luydu. Tenekeden cami maketi bile yapardı. İki oğlu vardı Hulusi ve Ali İhsan, oğulları baba mesleğini halen devam ettiriyorlar. Ali İhsan Eskişehir’dedir. Hulusi, Emmimin damadıdır.

Tenekeci Memed Usta: Tenekeci Akparaların dük­kanlarıyla bitişikti. Memed Usta sinirli bir insandı. Celalliydi, çabuk kızardı. Daha ziyade tamiratla uğra­şır. Yeni imalat yapmazdı. Lehim yapmanın yanında süt makinası ve çakmakta tamir ederdi.

Tenekeci Hamdi Arı: Tenekeci Süleyman Usta ile komşu idi. Tenekeci Hamdi usta temiz ve dindar bir kimseydi. İnce işlere ve yeni imalat işlerine pek girmezdi. Daha ziyade lehim ve tamirat işleri ile uğraşırdı.

Tenekeci Süleyman Usta: Bir numaralı tenekeci us­tasıydı. Çok güzel ve temiz iş yapardı. îyi huylu başı yumuşak iyi bir insandı. Dükkanı saraç Hüseyinin ya­nındaydı.

SİVRİHİSAR AŞÇILAR VE AŞÇI ESNAFI

1935-1945 yılları arasında: Sivrihisar’da aşçı ve ke­bapçı sayısı 3-5 i geçmezdi. Bu aşçılarda, Sivrihisar’ın hakiki ev yemeklerini yaparlardı. Ha evde yemişsiniz ha çarşıda, damak tadı hiç farketmezdi.

Bu ustaların en meşhurlarından aşçı Halil Usta vardı. Bende kendisini iyi tanırım.

Aşçı Halil Emminin usta: Eski Belediye binasının hemen arkasında, binaya bitişik iki kapılı, iki bölmeli aşçı dükkanı vardı. Aşağı kısımda, ocaklar ve yemek yapılan yerler vardı. Yukarıya 4 basamaklı tahta merdivenle çıkılırdı. Yukarısı yemek salonuydu yemek masaları ve sandalyeler oradaydı. Orta boylu, tıknaz, balık etinde 45 yaşlarında idi. Saçlarının önü dökülmüş ve kırlaşmıştı. Amma: Çok iyi bir aşçı ustasıydı. Allah rahmet eylesin, iki oğlu vardı. Rahmetli büyük oğlu Mustafa efendi Be­lediye Baş Katipliğinden emekli oldu. Küçük oğlu Hamdi usta son zamana kadar aşçılık yaptı sonra oda bıraktı. Çok iyi insanlardır.

Eski Devirde Sivrihisardaki Ötek Aşçılar:

1)   Aşçı Koçunun Hüseyin
2)   Aşçı İbrahim Emmi
3)   Kebapçı Hüseyin
4)   Kebapçı Manikler (Sucuk pişirirlerdi)

SİVRİHİSAR BERBERLERİ

O eski devirdeki berberlerin çoğu sadece berberlik yapmazlardı. Diş çekerler ve sünnette yaparlardı. O devrin meşhur berberlerinden berber Topal Sarı ve onun abisi berber Fakı usta derlerdi. Uzun boylu bir kimseydi. O da kardeşi gibi hem diş çeker hem de sünnet yapardı.

Eski Devirdeki Öteki Berberler:

1) Berber: Nebi

2) Berber: Eyüp

3) Berber: Fakı (Mustafa Çavuş)

4) Berber: Topal Sarı

5) Berber: Halil Usta

SİVRİHİSAR SARAÇLAR ESNAFI

1935 – 1945 lerde: Sivrihisar’da 4 adet saraç esnafı vardı. Bu saraçlar saraciye malzemesinin bir kısmını kendileri imal ederlerdi. Mesela: şaplı deri dediğimiz derileri, kendileri tabaklar, temizlerler ve saraciye imalinde kullanırlardı. Öteki malzemeleride tabak es­nafından satın alırlardı.

Saraçların İmal Ettikleri Malzemeler: Belleme, eğer, dizgin, hamut, koşum, ok kayışları, yan kayışları, mavi boncuklarla süslenmiş at başlıkları, eşek başlıkları hatta öküz başlıkları, bel kayışları her çeşit siparişe ve isteğe uygun kayış ve malzeme yapar­lardı.

Saraç Cemal Usta: Saraç esnafının en başında da saraç Cemal usta ge­lirdi. Cemal Emmi hakiki usta idi. Mesleğinin neredeyse piri sayılırdı. Eski kağnı pazarından aşağı inerken sağ­da köşede dükkanı vardı.

Kendisi orta boylu, balık etinde fötr şapkalı çok ko­nuşan bilgili görgülü, Sivrihisar’da sözü geçen eşraflarındandı.

Cemal Emmi son zamanlarda bağına sabah gider akşam dönerdi kendisini bağ ve bahçeye adamıştı onunla günlerini tamamladı. Allah rahmet eylesin.

Sivrihisar’daki Öteki Saraçlar;

1)   Saraç : Hasan Hüseyin Usta

2)   Saraç : Hamdi Usta

3)   Saraç : Topal İbrahim Usta

Kendisi Hacca gitti. Hicazda vefat etti oraya defne­dildi. Allah rahmet eylesin. Kalanlarına uzun ömürler versin.

SİVRİHİSAR NALBANTLAR ESNAFI

Eski devirde, motorlu vasıtalar olmadığı için bütün nakliye işleri At ve Öküz arabaları ile yapılırdı.

En ucuz en kolay nakil aracı ise: Bilhassa dağlık arazilerde Katır ve Eşeklerdi. Onun için Sivrihisar’da bile 6 adet nalbant esnafı vardı.

Nalbantlar: At, Katır, Öküz ve Eşeklerin ayak tır­naklarına nal çakarlardı. Nalı olmayan hayvanların ayakları yara olurdu. Topal olurlardı. Nallara, hayvan ayakkabısı denir.

Sivrihisar’daki Nalbantlar;

1)        Nalbant: Ahmet Usta

2)        Nalbant: Nazım Çavuş

3)        Nalbant: Hacı Gökmenin Ahmet Usta

4)        Nalbant: Fuat Usta

5)        Nalbant: Kani Usta

6)        Nalbant: Mustafa Usta vardı.

SİVRİHİSAR SEMERCİLER ESNAFI

Sivrihisar’daki Semerciler:

1935-1945 yıllarıydı. At, Katır ve Eşeklerin nakliye işlerinde çok kullanıldığı bir devirdi. Onun için nalbant esnafı gibi semerci esnafından da bir kaç tane vardı.

Devir değişti, bu zenaatların hepsi öldü. Çünkü mo­torlu araçlar çıktı. Onun için semerci dükkanlarıda bir bir kapandı. Şu anda Sivrihisar’da semerci dükkanı yoktur.

1) Semerci: Mehmet Ali usta

2) Semerci: Rıza usta

3) Semerci: Süleyman usta (Sevimbay (Ateş)

SİVRİHİSAR KAHVECİLERİ

Kahveci Çavuş Emmi: Yemeniciler arastasında; Büyük bir kahvehane vardı. İşleten kahveci Süleyman Emmiydi. Çok çalış­kandı. O günkü parayla çayın bardağı elli paraydı. Elli paraya çay satıp ailesinin geçimini temin ederdi. Şakacı bir insandı.

Yumurtanın taneside otuz para idi. Varın siz he­saplayın, paramızı KITLIK (Enflasyon) ne hale getirdi. O devirde 1 altın lira bir kağıt lira idi. Yani o günkü ta­birle bir bankonottu. Süleyman Emmi kalender müzip bir kimseydi. Allah rahmet eylesin.

Kahveci Süleyman Emmi: Çavuş Emminin kahvesi: Şadırvanın aşağısında, yemeniciler arastasına inerken Attar Kavali’nin köşe­deki, dükkanı altında Çavuş Emmi’nin kahvesi vardı.

Kısaca Çavuşun kahvede derlerdi. Bu günde aynı yer, kahvehane olarak çalışıyor.

Çavuş Emmi yedi düvelnen barışık neşeli, şakacı, orta boylu, şişman, kırmızı ve güler yüzlü bir insandı. Çok çalışkandı gelip geçerken görürdüm. Bendeki bı­raktığı intibalar bunlardır.

Kahveci Şişman Ali Çavuş: Bu günkü Belediye binasının önünde, üçgen şeklin­deki parkın yerinde, kahveci Şişman Ali Çavuş’un, bahçeli kahvesi vardı.

Yazlık bahçesi çukurdaydı. Bu bahçenin yeri sonra­dan dolduruldu. Yükseltildi ve park olarak hazırlandı. Kapalı kışlık kahvesi ise, avukat Mustafa Orman’ın, kardeşi Mesut Ormanın hırdavatçı dükkanı ve diğer dükkanların yerindeydi. Tek katlı ahşap, mavi boyalı genişçe, bir kahvehaneydi. Kahvenin karşıdaki bahçede çok kalın asırlık dut ağaçları vardı. O pai’k yeniden tanzim edilirken bu asırlık ağaçlar kesildi. Yazık oldu o ağaçlara Sivrihisar’da ağaç kesme hastalığı var.

Abidin Potoğlu Belediye Reisi: Mesai bitince, şişman Ali Çavuş’un kahvesine gelir. Asırlık dut ağaçlarının altına otururdu. Belediye Reisini, Abidin beyi arayanlar kahvede bulur­lardı. Bahçeli Kahve belediye reisinin ikinci makamıy­dı.

Kahveci Kamil Emmi: Kamil Emminin kahvesi: Dar bir arastanın içinde, Alemşah parkının bitişiğindedir. Kamil Emmi hem şa­kacı, hemde şaka götüren birisidir. Sabah erkenden besmele ile kahvesini açar. Çaylarını demler Ulu cami­den sabah namazını kılıp çıkacak cemaati beklerdi.

Camiden dağılan cemaat. Kamil Emminin kahve­sinde sabah çaylarını simitle beraber içerler.

Bu arada Kamil Emmi ile şakalaşırlardı ona takı­lırlar amma: onu zaman zaman üzdükleride olurdu.

Eski Devirde Öteki Kahveciler

1)        Kahveci: Sevindiriğin Ahmet

2)        Kahveci : Kayış Mıstık

3)        Kahveci: Bey – Ağa

Birde Kahvecilerin piri vardı:

Kısaca : Kahveci : Aynacı veya Aynacının İbrahim derlerdi.

SİVRİHİSAR TERZİLER VE MANİFATURACILAR

Terzi Lütfi Usta: Eski adı kağnı pazarı, yeni adı yoğurt pazarındaki camisiz minarenin dibinde, sıra ile Terzi dükkanları vardı. Bunların biriside terzi Lütfi ustanın dükkanıydı. Kendisi, uzun boylu doğru ve tok sözlü o zaman 55 yaşlarında dindar ve temiz bir terzi ustasıydı. Terziliğinin yanı sıra, Kürkte dikerdi. Tabaklanmış şaplı siyah koyun derilerinden, Sivrihisar’daki köy ağalarına kürk dikerdi. Köy ağaları da kışın at arabaları ile köyden şehire gelirken üşümemek için giyerlerdi. En iyi Kürkü de Sivrihisar’da Lütfi usta dikerdi. İki oğlu vardı. Büyük oğlunun adı Nazif idi. Babası ile beraber çalışır. Terzilik yapardı. O da iyi bir terziydi. Küçük oğlununda adı Kemaldi. Yanılmıyorsam tahsil yapmıştı şimdi nerede biliniyorum.

Terzi Çininin Ali ustanın dükkanı hükumet caddesinde, aşçı Halil Ustanın dükkanına bitişikti. Çok efendi, temiz yaşayan, bir terziydi. Amma: çok titiz ve çok güzel elbise dikerdi. Hükumet konağında çalışan memurlar ve maarifte çalışan öğretmenler hep onun müşterisiydi.

Çininin Ali ustaya çok şaka yaparlardı. Oda bu şakaları kaldırır hiç kızmazdı. Kendi halinde iyi bir terzi esnafıydı.

Terzi Cambaz Emminin: Yoğurt pazarında, yeni hamamın üst sırasında Terzi dükkanı vardı. Küçük boylu Kumral düz saçlı, çok konuşan, zeki mi, zeki. Çalışkan bir terzi idi. Oğlu Ali İhsan Koçer’i okuttu. Orman mühendisi yaptı. Ali İhsan beyde Eskişehir orman bölge müdürü oldu.

Sivrihisar’daki, Orman fidanlarını, Ali İhsan Koçer bey verdi. Hemşehrimiz Doktor Hüseyin Sarıkardaşoğlu da dikmesine ve sulamasına yardımcı oldu. Sivrihisar bunların sayesinde ormana kavuştu. Kayalar Ağaç yüzü gördü. Allah rahmet eylesin kalanlara uzun ömürler versin.

Terzi Kız Memed: Kağnı pazarından aşağıya inerken, saraç Cemalin dükkanının altında. Köşede bir terzi dükkanı vardı. Aynı zamanda kendisi Singer dikiş makineleri bayisi idi. Dikiş makinesi yağını ve iğnesini o satardı. Bazı makine parçalarını da ondan alırdık.

Kız Memed, çok nazik, çok kibar, ince sesli konuşması edebli olduğu için, bu lakabı takmışlardır. Haki­katen en az bir kız kadar edepli idi. Sivrihisar’da onu hiç tanımayan yoktur.

Terzi Ahmet Usta: Bu hikayeyi: Rahmetli kardeşimiz terzi Bahri Altan anlatmışlardı.

Terzi Ahmet ustanında kısa bir hikayesi var. Ahmet usta; zekasına çok güvenirmiş. Sivrihisar’lılar zaten hepsi çok zeki insanlardır. Bu kesindir. Bu defalarca is­patlanmıştır. Nasreddin Hoca bile Sivrihisar’dan çıktı. Amma: Terzi Ahmet usta: burada yanılmış; yerde kili­min üstünde kesim yapıyormuş. Karşısında oturanlar Ahmet usta kilimide kesiyorsun demişler de Ahmet Usta “yok canım kıl olsa farkederim” demiş. Demeye de­miş amma: Kilimide beraber kesmiş derler. Burada zekasına çok güvenmeninde cezasını çekmiştir.

Eski ustaların çıraklarından olan, terzi Bahri Altan kardeşimiz, son zamanlarda Kavaf olmuştu. Hazır ayakkabı satardı. O da iyi bir Terzi idi. Kendileri Dindar, doğru dürüst bir insandı, birazda şairliği vardı. Bir ki­taplık şiir yazdı ama bastıramadı. Ben Sivrihisar’a gel­dikçe şiirlerini bana okurdu, duygulu bir kimseydi. Hak rahmet eylesin amin…

Sivrihisar’daki Öteki Terziler:

Terzi: Kadı kızının Ahmet usta

Terzi: Hacı eminin Ali Usta

Terzi: Tekecilerin Mustafa Yahnacıoğlu

Terzi: Celal Usta

Terzi: Süleyman Usta Baha Usta

Terzi: Kara Memedin Mustafa Usta

Terzi: Aşıkların Ali Usta

Terzi: Tahsildar Ali Usta

Terzi: Macar Mehmet Usta

Terzi: Fındığın Emmi (aynı zamanda Tellal dı)

Terzi: Karavelioğlu

Terzi: Hocanın Amed.

Terzi: Karavelioğlu Hüseyin Usta

Terzi: Hamdi Balaban

SİVRİHİSAR MANİFATURACILAR

Manifaturacı Meliklerin Çakır: Kağnı pazarı çeşmesine yakın, Belediye dükkan­larında Manifaturacılık yapardı. Çakır Emmi ince uzunca boylu, sakin efendi bir insandı. Son zamanında aynı dükkanda ufaktan ufaktan sarraflığa başlamıştı.

İki oğlu vardı. Büyük oğlu Hikmet Altın, Küçük oğlu Rauf Altındır. Rauf altın liseyide bitirdi. Çalışmadı, Hikmet Altınla beraber Eskişehir’de sarraf oldular. Ba­ba mesleği manifaturacılığı yapmadılar. Taşbaşında sarraflar çarşısında dükkanları var.

Manifaturacı Sırçacının Hafız Emminin ise, dük­kanı Şadırvana yakın, Alemşah parkına bitişik, mani­faturacı dükkanı vardı.

Kendisi ince uzun boylu, sert mizaçlı görünümü vardı. Amma: çok güzel huylu bir insandı. Tam Hafızdı. Kur’an-ı Kerimi adabı erkanı ile okurdu. Geride iki er­kek evlat yanılmıyorsan birde kız evlat bıraktı. Oğullan Sabahaddin ve İhsan Önderlerdir. Oğulları ve torunları manifaturaalığı bıraktılar. Eskişehirde Hazır giyim Mağazaları açtılar.

Eski Devir’deki Öteki Manifaturalar:

Manifaturacı : Eminiddin Hoca

Manifaturacı : Yusuf Efendi.

Manifaturacı : Bakır başın Memed

Manifaturacı : Çamoğlu Kamil

Manifaturacı: Koruğun Bahri Efendi

Manifaturacı : Bektaşinin Hafız.

Manifaturacı: Çamoğlu Lütfı

Manifaturacı : Şamdanların Mustafa Kocabıyak

Manifaturacı : Hacı Velilenn Celal

Manifaturacı : Arpacının Memed

Manifaturacı : Hamamcıoğlu

Manifaturacı : Seletlerin Ömer Efendi

Manifaturacı : Ballimlerin Memed

Manifaturacı : Mehmet Efendi

SİVRİHİSAR SARRAF VE KUYUMCULARI

Sarraf Onbirlerin Bekir: Ulu caminin arkasında, Belediye dükkanlarının baş tarafında sarraf dükkanı vardı, Bekir Emmi sarraflık yapardı. Çok efendi. İnce uzun boylu. İyi huylu, esmer temiz bir kimseydi. Kurşunlu mahallede meydanda evi vardı. Komşumuz sayılırdı. İki oğlu vardı büyük oğlu Hüseyin, küçük oğlu Necatidir. Babalarından sonra onlar da aynı sarraflığı devam ettirdiler.

Necati efendi Eskişehir’de zannediyorum. Hüseyin Efendi Sivrihisar’da idi. On yıl kadar önce vefat etti. Allah rahmet eylesin.

Kuyumcu Ravil: Yeni hamamın bitişiğinde kuyumcu dükkanı vardı. Kendisi: çok iyi kuyumcu ustası olması yanında. Ava ve Avcılığa çok meraklı idi. Her hafta ava giderdi. Av için tazı beslerdi. Milli bayram­larda da atıcılarla müsabakaya girer. Havaya atılan boş cam şişeyi havada vurur şişeler parçalanırdı. Çok defa atıcılıkta birinciliği alırdı. Oğlu Talatta kuyumcuydu. Sonra Sivrihisar’dan oda ayrıldı.

Atıcı ve Avcı Helecan: İyi atıcılardan: Avcı helecan vardı. Bayramlarda helecanda atıcılık müsabakalarına katılırdı oda ya bi­rinci ya ikinci olurdu. Kendisi aynı zamanda sağlık me­murluğu yapardı. Pansuman ve iğne yapardı. Serbest çalışırdı. Evinde dağdan getirdiği Kurt yavrularını bes­ledi büyüttü. Kurt yavruları kendisine saldırınca onları “Av Tüfeği ile vurdu öldürdü.”

Kuyumcu Vehbi Usta: Ordu caddesinin sonunda Semerci Süleyman Ateşin dükkanı yanında kuyumcu dükkanı vardı. Dükkan küçüktü amma Vehbi Abinin sanatı bü­yüktü. Çok iyi kuyumcuydu. Elinden hiç bir şey kurtul­mazdı. Senelerce Sivrihisar’da kuyumculuk yaptı.

Sivrihisar’daki Öteki Sarraflar;

Sarraf: Fuat

Sarraf: Hamamcı Bekir

Sarraf: Meliklerin Çakır

* * *

SİVRİHİSARIM: (Doğduğum yer)

Tek geldim, tek döneceğim

Bir gün bende öleceğim

Doğduğum kayaların dibine

İşte oraya gömüleceğim.

* * *

Ahmet KILIÇASLAN – Sivrihisar Örf ve adetleri

Kategoriler
Sivrihisar Tanıtımı

Sivrihisar Nüfusu

2016 YILI SİVRİHİSAR’IN NÜFUSU 

tuikTürkiye İstatistik Kurumu “TÜİK“in adrese dayalı nüfus kayıt sistemi veritabanı’na göre 2016 yılında Sivrihisar’ın köy/mahalleleri ile birlikte toplam nüfusu 20.886 olarak açıklandı. 2015 yılına göre 379 azalma görülmektedir.

31 Aralık 2016 tarihi Nüfus sayım sonuçlarına göre Sivrihisar nüfusunun 9446‘sı ilçe merkezinde, 11.440‘ı köylerde kayıtlıdır. 2015 yılında 9431‘i ilçe merkezinde, 11.834‘i köylerde kayıtlı idi.

2015 yılı verilerine göre Eskişehir il nüfusuna kayıtlı olup, ilçede ikamet eden sayı 17.621

2015 yılı verilerine göre ilçe nüfusuna kayıtlı olup, Eskişehir‘de ikamet eden sayı 53.179Ankara‘da ikamet eden sayı 9.012İstanbul‘da ikamet eden sayı 4.351İzmir‘de ikamet eden sayı 1.809Bursa‘da ikamet eden sayı 1.828      < Diğer illerde yaşayan Sivrihisarlı sayısı için tıklayın >

Yıllara Göre Sivrihisar ilçesi Erkek ve Kadın Nüfus Dağılımı

Yıl 2007 – Toplam Nüfus 25.406 – Erkek Nüfusu 12.553 – Kadın Nüfusu 12.853, Yıl 2008 – Toplam Nüfus 24.877 – Erkek Nüfusu 12.341 – Kadın Nüfusu 12.536, Yıl 2009 – Toplam Nüfus 23.911 – Erkek Nüfusu 11.708 – Kadın Nüfusu 12.203, Yıl 2010 – Toplam Nüfus 23.488 – Erkek Nüfusu 11.579 – Kadın Nüfusu 11.909, Yıl 2011 – Toplam Nüfus 23.423 – Erkek Nüfusu 11.687 – Kadın Nüfusu 11.736, Yıl 2012 – Toplam Nüfus 22.712 – Erkek Nüfusu 11.307 – Kadın Nüfusu 11.405, Yıl 2013 – Toplam Nüfus 22.258 – Erkek Nüfusu 11.094 – Kadın Nüfusu 11.164, Yıl 2014 – Toplam Nüfus 21.790 – Erkek Nüfusu 10.890 – Kadın Nüfusu 10.900, Yıl 2015 – Toplam Nüfus 21.265 – Erkek Nüfusu 10.678 – Kadın Nüfusu 10.587, Yıl 2016 – Toplam Nüfus 20.886 – Erkek Nüfusu 10.499 – Kadın Nüfusu 10.387

Polatlı Nüfusu

2016 yılı Nüfus Sayımı Sonuçları’na göre POLATLI’nın nüfusu 566 artarak 121.858’den 122.424‘e yükseldi. 

2016 yılı Eskişehir ve İlçeleri Toplam Nüfusu

Türkiye İstatistik Kurumu “TÜİK“in adrese dayalı nüfus kayıt sistemi veritabanı’na göre 2016 yılında Eskişehir merkezi ile ilçelerin toplam nüfusu 844.842 olarak açıklandı. 2015 yılında nüfus 826.716 idi. 2016 yılında % 2.19 oranı ile 18.126 artış olmuş.

Türkiye Nüfus Kayıt İstatistikleri

[otw_shortcode_content_toggle title=”TÜRKİYE NÜFUSU ⇓ ⇑” opened=”closed”]

Türkiye nüfusu 31 Aralık 2016 tarihi itibarıyla 79 milyon 814 bin 871 kişi oldu

Türkiye’de ikamet eden nüfus 2016 yılında, bir önceki yıla (78.741.053) göre 1 milyon 73 bin 818 kişi arttı. Erkek nüfus 40 milyon 43 bin 650 kişi olurken, kadın nüfus 39 milyon 771 bin 221 kişi oldu. Buna göre toplam nüfusun %50,2’sini erkekler, %49,8’ini ise kadınlar oluşturdu.

Türkiye’nin yıllık nüfus artış hızı, binde 13,5 olarak gerçekleşti

Yıllık nüfus artış hızı 2015 yılında ‰13,4 iken, 2016 yılında ‰13,5 oldu.

İl ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı %92,3 oldu

İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı 2015 yılında %92,1 iken, bu oran 2016 yılında %92,3’e yükseldi. Belde ve köylerde yaşayanların oranı ise %7,7 olarak gerçekleşti.

İstanbul’da ikamet eden nüfus bir önceki yıla göre %1 artış gösterdi

Türkiye nüfusunun %18,5’inin ikamet ettiği İstanbul, 14 milyon 804 bin 116 kişi ile en çok nüfusa sahip olan il oldu. Bunu sırasıyla 5 milyon 346 bin 518 kişi ile Ankara, 4 milyon 223 bin 545 kişi ile İzmir, 2 milyon 901 bin 396 kişi ile Bursa ve 2 milyon 328 bin 555 kişi ile Antalya takip etti. Tunceli ise 82 bin 193 kişi ile en az nüfusa sahip olan il oldu.

Türkiye nüfusunun ortanca yaşı yükseldi

Ülkemizde 2015 yılında 31 olan ortanca yaş, 2016 yılında önceki yıla göre artış göstererek 31,4 oldu. Ortanca yaş erkeklerde 30,8 iken, kadınlarda 32 olarak gerçekleşti. Ortanca yaşın en yüksek olduğu iller sırasıyla 39,6 ile Sinop, 39,1 ile Balıkesir ve 38,8 ile Edirne oldu. Ortanca yaşın en düşük olduğu iller ise sırasıyla 19,5 ile Şanlıurfa ve Şırnak, 20,5 ile Ağrı ve 20,8 ile Siirt oldu.

[/otw_shortcode_content_toggle]

2016 Yılı Sivrihisar Mahallelerine Göre Nüfus Dağılımı

SİVRİHİSAR Ahiler Mahallesi – 172

SİVRİHİSAR Aktaş Mahallesi – 276

SİVRİHİSAR Aşağıkepen Mahallesi – 486

SİVRİHİSAR Aydınlı Mahallesi – 259

SİVRİHİSAR Babadat Mahallesi – 161

SİVRİHİSAR Bahçecik Mahallesi – 264

SİVRİHİSAR Ballıhisar Mahallesi – 102

SİVRİHİSAR Benlikuyu Mahallesi – 73

SİVRİHİSAR Benliyaver Mahallesi – 47

SİVRİHİSAR Beyyazı Mahallesi – 83

SİVRİHİSAR Biçer Mahallesi – 165

SİVRİHİSAR Böğürtlen Mahallesi – 163

SİVRİHİSAR Buhara Mahallesi – 95

SİVRİHİSAR Buzluca Mahallesi – 161

SİVRİHİSAR Çandır Mahallesi – 147

SİVRİHİSAR Çaykoz Mahallesi – 105

SİVRİHİSAR Demirci köy Mahallesi – 153

SİVRİHİSAR Dinek Mahallesi – 101

SİVRİHİSAR Dumluca Mahallesi – 69

SİVRİHİSAR Dümrek Mahallesi – 744

SİVRİHİSAR Elcik Mahallesi – 254

SİVRİHİSAR Ertuğrulköy Mahallesi – 176

SİVRİHİSAR Gerenli Mahallesi – 264

SİVRİHİSAR Göktepe Mahallesi – 283

SİVRİHİSAR Gülçayır Mahallesi – 72

SİVRİHİSAR Güvemli Mahallesi – 20

SİVRİHİSAR Hamamkarahisar Mahallesi – 313

SİVRİHİSAR Hüdavendigar Mahallesi – 55

SİVRİHİSAR İbikseydi Mahallesi – 13

SİVRİHİSAR İğdecik Mahallesi – 161

SİVRİHİSAR İlören Mahallesi – 251

SİVRİHİSAR İlyaspaşa Mahallesi – 83

SİVRİHİSAR İstiklalbağı Mahallesi – 283

SİVRİHİSAR Kadıncık Mahallesi – 26

SİVRİHİSAR Kaldırımköy Mahallesi – 322

SİVRİHİSAR Karaburhan Mahallesi – 113

SİVRİHİSAR Karacakaya Mahallesi – 101

SİVRİHİSAR Karacaören Mahallesi – 123

SİVRİHİSAR Karacaörenyaylası Mahallesi – 18

SİVRİHİSAR Karadat Mahallesi – 132

SİVRİHİSAR Karakaya Mahallesi – 88

SİVRİHİSAR Karkın Mahallesi – 114

SİVRİHİSAR Kaymaz Mahallesi – 1072

SİVRİHİSAR Kertek Mahallesi – 28

SİVRİHİSAR Kınık Mahallesi – 96

SİVRİHİSAR Koçaş Mahallesi – 234

SİVRİHİSAR Koltan Mahallesi – 60

SİVRİHİSAR Kurtşeyh Mahallesi – 195

SİVRİHİSAR Memik Mahallesi – 128

SİVRİHİSAR Mülkköy Mahallesi – 233

SİVRİHİSAR Nasrettin Hoca Mahallesi – 515

SİVRİHİSAR Oğlakçı Mahallesi – 171

SİVRİHİSAR Ortaklar Mahallesi – 116

SİVRİHİSAR Paşakadın Mahallesi – 179

SİVRİHİSAR Sadıkbağı Mahallesi – 48

SİVRİHİSAR Sarıkavak Mahallesi – 132

SİVRİHİSAR Selimiye Mahallesi – 85

SİVRİHİSAR Sığırcık Mahallesi – 297

SİVRİHİSAR Tekören Mahallesi – 18

SİVRİHİSAR Yaverören Mahallesi – 85

SİVRİHİSAR Yenidoğan Mahallesi – 228

SİVRİHİSAR Yeniköy Mahallesi – 33

SİVRİHİSAR Yeşilköy Mahallesi – 115

SİVRİHİSAR Yukarıkepen Mahallesi – 99

SİVRİHİSAR Zeyköyü Mahallesi – 182

MERKEZ MAHALLELER

SİVRİHİSAR Camikebir Mahallesi – 221

SİVRİHİSAR Cumhuriyet Mahallesi – 277

SİVRİHİSAR Demirci Mahallesi – 271

SİVRİHİSAR Elmalı Mahallesi – 309

SİVRİHİSAR Gedik Mahallesi – 302

SİVRİHİSAR Hızırbey Mahallesi – 3899

SİVRİHİSAR Karabaşlı Mahallesi – 341

SİVRİHİSAR Karacalar Mahallesi – 475

SİVRİHİSAR Kubbeli Mahallesi – 176

SİVRİHİSAR Kurşunlu Mahallesi – 417

SİVRİHİSAR Kılıç Mahallesi – 250

SİVRİHİSAR Yenice Mahallesi – 1598

SİVRİHİSAR Yunusemre Mahallesi – 910

[otw_shortcode_content_toggle title=”2015 Yılı Sivrihisar Mahallelerine Göre Nüfus Dağılımı ⇓ ⇑” opened=”closed”]

SİVRİHİSAR Ahiler Mahallesi Nüfusu – 172

SİVRİHİSAR Aktaş Mahallesi Nüfusu – 267

SİVRİHİSAR Aydınlı Mahallesi Nüfusu – 256

SİVRİHİSAR Aşağıkepen Mahallesi Nüfusu – 503

SİVRİHİSAR Babadat Mahallesi Nüfusu – 159

SİVRİHİSAR Bahçecik Mahallesi Nüfusu – 306

SİVRİHİSAR Ballıhisar Mahallesi Nüfusu – 108

SİVRİHİSAR Benlikuyu Mahallesi Nüfusu – 79

SİVRİHİSAR Benliyaver Mahallesi Nüfusu – 46

SİVRİHİSAR Beyyazı Mahallesi Nüfusu – 89

SİVRİHİSAR Biçer Mahallesi Nüfusu – 171

SİVRİHİSAR Buhara Mahallesi Nüfusu – 86

SİVRİHİSAR Buzluca Mahallesi Nüfusu – 163

SİVRİHİSAR Böğürtlen Mahallesi Nüfusu – 167

SİVRİHİSAR Çandır Mahallesi Nüfusu – 152

SİVRİHİSAR Çaykoz Mahallesi Nüfusu – 117

SİVRİHİSAR Demirciköy Mahallesi Nüfusu – 168

SİVRİHİSAR Dinek Mahallesi Nüfusu – 112

SİVRİHİSAR Dumluca Mahallesi Nüfusu – 68

SİVRİHİSAR Dümrek Mahallesi Nüfusu – 763

SİVRİHİSAR Elcik Mahallesi Nüfusu – 263

SİVRİHİSAR Ertuğrulköy Mahallesi Nüfusu – 166

SİVRİHİSAR Gerenli Mahallesi Nüfusu – 274

SİVRİHİSAR Göktepe Mahallesi Nüfusu – 289

SİVRİHİSAR Gülçayır Mahallesi Nüfusu – 67

SİVRİHİSAR Güvemli Mahallesi Nüfusu – 20

SİVRİHİSAR Hamamkarahisar Mahallesi Nüfusu – 321

SİVRİHİSAR Hüdavendigar Mahallesi Nüfusu – 57

SİVRİHİSAR İbikseydi Mahallesi Nüfusu – 18

SİVRİHİSAR İlyaspaşa Mahallesi Nüfusu – 89

SİVRİHİSAR İlören Mahallesi Nüfusu – 281

SİVRİHİSAR İstiklalbağı Mahallesi Nüfusu – 292

SİVRİHİSAR İğdecik Mahallesi Nüfusu – 171

SİVRİHİSAR Kadıncık Mahallesi Nüfusu – 29

SİVRİHİSAR Kaldırımköy Mahallesi Nüfusu – 322

SİVRİHİSAR Karaburhan Mahallesi Nüfusu – 115

SİVRİHİSAR Karacakaya Mahallesi Nüfusu – 101

SİVRİHİSAR Karacaören Mahallesi Nüfusu – 126

SİVRİHİSAR Karacaörenyaylası Mahallesi Nüfusu – 18

SİVRİHİSAR Karadat Mahallesi Nüfusu – 132

SİVRİHİSAR Karakaya Mahallesi Nüfusu – 94

SİVRİHİSAR Karkın Mahallesi Nüfusu – 126

SİVRİHİSAR Kaymaz Mahallesi Nüfusu – 1115

SİVRİHİSAR Kertek Mahallesi Nüfusu – 28

SİVRİHİSAR Koltan Mahallesi Nüfusu – 54

SİVRİHİSAR Koçaş Mahallesi Nüfusu – 237

SİVRİHİSAR Kurtşeyh Mahallesi Nüfusu – 212

SİVRİHİSAR Kınık Mahallesi Nüfusu – 105

SİVRİHİSAR Memik Mahallesi Nüfusu – 140

SİVRİHİSAR Mülkköy Mahallesi Nüfusu – 251

SİVRİHİSAR Nasrettin Hoca Mahallesi Nüfusu – 534

SİVRİHİSAR Ortaklar Mahallesi Nüfusu – 120

SİVRİHİSAR Oğlakçı Mahallesi Nüfusu – 174

SİVRİHİSAR Paşakadın Mahallesi Nüfusu – 175

SİVRİHİSAR Sadıkbağı Mahallesi Nüfusu – 53

SİVRİHİSAR Sarıkavak Mahallesi Nüfusu – 133

SİVRİHİSAR Selimiye Mahallesi Nüfusu – 99

SİVRİHİSAR Sığırcık Mahallesi Nüfusu – 297

SİVRİHİSAR Tekören Mahallesi Nüfusu – 24

SİVRİHİSAR Yaverören Mahallesi Nüfusu – 90

SİVRİHİSAR Yenidoğan Mahallesi Nüfusu – 237

SİVRİHİSAR Yeniköy Mahallesi Nüfusu – 31

SİVRİHİSAR Yeşilköy Mahallesi Nüfusu – 118

SİVRİHİSAR Yukarıkepen Mahallesi Nüfusu – 98

SİVRİHİSAR Zeyköyü Mahallesi Nüfusu – 186

MERKEZ MAHALLELER

SİVRİHİSAR Camikebir Mahallesi Nüfusu – 232

SİVRİHİSAR Cumhuriyet Mahallesi Nüfusu – 295

SİVRİHİSAR Demirci Mahallesi Nüfusu – 275

SİVRİHİSAR Elmalı Mahallesi Nüfusu – 356

SİVRİHİSAR Gedik Mahallesi Nüfusu – 319

SİVRİHİSAR Hızırbey Mahallesi Nüfusu – 3682

SİVRİHİSAR Karabaşlı Mahallesi Nüfusu – 355

SİVRİHİSAR Karacalar Mahallesi Nüfusu – 557

SİVRİHİSAR Kubbeli Mahallesi Nüfusu – 168

SİVRİHİSAR Kurşunlu Mahallesi Nüfusu – 439

SİVRİHİSAR Kılıç Mahallesi Nüfusu – 264

SİVRİHİSAR Yenice Mahallesi Nüfusu – 1565

SİVRİHİSAR Yunusemre Mahallesi Nüfusu – 924

[/otw_shortcode_content_toggle]

Sivrihisar Nüfusunun Düşmesine Seyirci Kalmayalım

Sivrihisar’da nüfus azalması her geçen gün devam ediyor. Merkez nüfusumuz Aralık 2012 TUİK verilerine göre 9820. Nüfusumuzun on binin altına düşmesi Sivrihisar’ın kan kaybettiğinin göstergesidir. Köyden, kentten göç sürüyor.

Mevcut sosyo-ekonomik durumumuz göçü öne çıkaran en önemli etkenlerden biridir. Nüfusu tutacak iş istihdam alanları kısıtlı. Gençlerin çoğunluğu tahsil ve iş için başka illere gidiyor. Maalesef gidenlerin yeri dolmuyor…

Sivrihisar’da vatandaşa istihdam sağlayacak kuruluş sayısı fazla değil. HAS TAVUK ve Mermer Ocakları istihdam oluştursalar da yeterince işçi potansiyeli olmadığından iki İşye­rinin çevre ilçelerden işçi getirdikleri biliniyor.

Nüfus artışını sağlamak için yeni iş alanlarına ihtiyaç var. (Askeri birlik veya Devlet kuruluşu gibi) Sivrihisar nüfusuna etki edebilir. Geçmiş zamanlarda birkaç girişim oldu. Maalesef bu girişim ve isteklere yakınlık göstermediğimiz için başka yerlere kaçırdık.

Şu an Sivrihisar’da yaşayan insan potansiyeli, nüfusumuzun on-beş binden az olmadığını gösteriyor. Ancak ikametgah kayıtları başka yerlerde olduğu için Sivrihisar nüfusuna katkısı yok.

Sivrihisar’da çalışan işçi, memur ve öğrencilerin bir kısmı sabah gelip akşam gidiyorlar. Bu da nüfusumuza bir etki yapmıyor. Nüfusumuzu artırmak için sosyo-ekonomik girişimlerin olması gerekir. Bu girişimler OSB’nin faaliyete geçmesi ile özel sektör veya devlet eliyle olur.

Artık el ele verme, birlik, beraberlik zamanı. Hep birlikte Sivrihisar’ı mızı ileriye taşımak için herkes ve her kesim elini taşın altına koymalıdır. Aksi halde Sivrihisar’ın akıbetinin iyiye gidiş olmadığını hatırlatmak işitiyoruz.  -Sivrihisar’ın Sesi Gazetesi-

* * *

Tarihçe: Sivrihisar’ın yaya nahiyelerinde 1466 dan 1520 yılına kadar yaya nüfusunda % 100 artış olmuştur. Görünen artış bölgenin gerçek bir nüfus artışı değildir. XVI. yüzyılda yaya ve müsellem teşkilatı bazı sorumluluktan kurtulmak isteyenlerin baş vurduğu yer haline gelmiştir. Herkes vergi muafiyeti elde etmek için çaba sarf ediyordu. Dolayısıyla kurumlar arasında transfer şansını yakalayanlar muafiyetli bir kuruma katılınca mutlu oluyordu. Nüfus artışını etkileyen ikinci faktör aile içinde bulunan çocukların, 2 yaşından itibaren mücerret ve yamak yazılmasıdır. 14 yaşına kadar  nareşide (na-reşide), 14 yaşından sonra mücerret yazılan çocuklar, kısa bir süre sonra yamak yazılmakta ve hane sayılmakta idi. Buna rağmen nahiyenin tahmini toplam nüfusu ancak bu verilerin bir araya getirilmesi ile bulunacaktır. Müsellem teşkilatı için Sivrihisar nahiyesinde, Yaya nahiyelerinde olduğu gibi kesin sonuç almak olanaksızdır. Sivrihisar nahiyesinin köylerinden bazıları müsellem nahiyesinde bulunuyordu.

15. ve 16. Yüzyıllarda Sivrihisar Nahiyesi / Halime Doğru / Türk Tarih Kurumu Yayınları

* * *

2016 – 2017 Yılı Sivrihisar Nüfusu
31 Aralık 2016 tarihi itibarıyla Sivrihisar Nüfusu

Kategoriler
Sivrihisar Tanıtımı

Sivrihisar Evleri

TARİHİ SİVRİHİSAR EVLERİ

Kategoriler
Kurumlar Sivrihisar Tanıtımı

İlçemizde Eğitimin Tarihçesi

Cumhuriyetten Evvelki Mektepler

Rüştiye Mektebi 1292 H / 1875 M. yılında Sivrihisar Hoşkadem Medresesinin olduğu yerde açıldı. O tarihte müderris olan Kıyık Hoca Ali Efendi baş muallim, Ümitzade Osman Efendi de baş muallim vekili (Muallim-i sani) idi.

1896’da İbrahim Efendi baş muallim, Kı­yık Hacı Ali Efendi de müftü olmuştu. 1919 yılında Kurra hafız Abdülgani Efendi (Dr. Şemseddin Sönmez’in babası) müdürdür.

İlk okullar 1893 – 1904 seneleri arasında açılmıştır. Bunların isimleri söyledir:

Burhan-ı Terakki, Asar-ı Feyz, Hızırbey İlkokulları’dır.

1914 M. yılında İdadi, aynı sene de yanlı ilkokul açılmıştır. Bunlar kapatılmış ancak 1948 yılında Sivrihisar Orta Okulu açılmıştır. İlk müdürü hemşehrimiz (Avukat) Hilmi Çıngıroğlu’dur.

Cumhuriyetten Sonra Açılan Okullar

Atatürk İlköğretim Okulu 1938-40 yıllarında adı Kızılbel İlkokulu (Yenice mahallesinde şimdiki Yavuz Gülerce Sağlık Meslek Lisesinin bulunduğu binada, eski ortaokul binasında)

– 1940-1959 yılları arasında (Ziraat Bankasının bulunduğu yerdeki binasında)

– Okul 1950 yılında Atatürk İlkokulu adını almıştır.

– 1959 yılından itibaren şimdiki binasında eğitim-öğretimini sürdürüyor.

– 1997 yılında İlköğretime dönüştürülüyor ve 8 yıllık eğitim veriyor.

– Okul müdürleri: 1942-44 Kamil Erman, 1944-48 Hüsnü Mızrak, 1948-53 Hüseyin Gürpınar, 1953-59 Hüsamettin Sölpüker, 1959-62 Mustafa Özkan, 1962-64 Hasan Ayhaner, 1964-69 Hüseyin Erol, 1969-80 Muzaffer Gürnaz, 1980-99 Yaşar Yurtdaş, 1999’dan itibaren vekaleten Kadir Bitirgen

Cumhuriyet İlkokulu

– Okulun ilk binası, şimdiki Halk Bankası arkasında bulunmaktadır.

– Cumhuriyet İlkokulu Kız Mektebi olarak kurulmuştu.

– 1935-37 yılına kadar 3. sınıflı idi

– 1938-39 yılında 4. sınıfı açıldı.

– 1939’dan sonra 5. sınıf öğrencileri Yenice ve Kızılbel İlkokulu’na dağıtılıyordu.

– 1948 yılından itibaren beş sınıflı bir İlkokul olmuştur.

– Okul 1963 yılında şimdiki binasına geçmiştir. 1965 yılında ikinci katı yapılmıştır. Okul 1997 yılında 8 yıllık İlköğretim Okulu’na dönüştürülmüştür.

– Müdürleri: 1935-40 yıllarında Mustafa Şener, sonra sırası ile Hüsnü Mızrak, Osman Tutay Salgır, Mustafa Özkan, H. Hüseyin Olcay, Ö. İlhan Kocabaş,

1982’den itibaren Nazif Gaznepoğlu’dur.

– Hademeleri: Salim Hoca, Ümmühan Hanım, Şerafettin Gürel

Hasan Karacalar İlköğretim Okulu

Merhum Hasan Karacaların torunları tarafından bağışlanan, arsa üzerine yapılan okul 08. 02. 1988 tarihinde eğitim-öğretim faaliyetine başlamıştır. 25.07.1998 tarihinde ikinci kat ilavesi tamamlandı.

Müdürleri: Açılışından 1997 yılına kadar Naci Yıldırım, 1997 yılından itibaren Nihayet Özçelik.

Sivrihisar Pansiyonlu İlköğretim Okulu Tarihçesi

Okul 1997-98 öğretim yılında Sivrihisar ilköğretim Okulu olarak hizmet vermeye, daha önce Sivrihisar Lisesi binası olarak kullanılan binada eğitim-öğretime başlamıştır. (Bu bina 1980 yılında Devlet tarafından yapılmıştır.)

Okul 1999 yılında Dr. Tevhid Çamoğlu Öğrenci Yurdunun okula katılmasıyla, pansiyonlu olarak hizmet vermektedir. Okulun kurucu müdürü Şevket Yaşar, halen bu görevine devam etmektedir. 

İmam-Hatip Lisesi Okulun Tarihçesi

Okulun yapımına 1971 yılında kurulan İmam-Hatip Okulu ve Müftülük Sitesi adı altında bir dernek marifetiyle başlanmıştır. Daha sonra okulun yapımı Sivrihisar İslami İlimler Vakfınca sağlanmıştır. Vakıf, halktan topladığı yardımlarla bir bloğu iki kat, diğer bloğu tek kat olarak tamamlamış ve okul 1974 yılında hizmete açılmıştır. Okulun 1985 yılında tek kat olan bloğuna Okul Koruma Derneği ve İslami İlimler Vakfının katkılarıyla ikinci katın yapımına başlanmış, bu ikinci kat 1987 yılında tamamlanmıştır.

1986-87 öğretim yılında 50 öğrencili Devlet Parasız yatılı pansiyonu açılmıştır. 1993 yılında ilave katla pansiyon hizmetleri okulun üst katına taşınmıştır.

Okulun müdürleri: 1974-75 Selahattin Özbek, Neşet Bilge, Ahmet Bozkurt, M. Emin Duman, Mehmet Sivritaş, H. İbrahim Altınbay, Osman Dikmen, Bekir Civriz, H. İbrahim Oğuz, İhsan Arduç, Yunus Yer’dir. Not: 1986 yılında Bursa Ziraat Fakültesinde görevli iken vefat eden değerli hemşehrimiz Ziraat Fakültesi Zootekni profesörü Dr. Kemal Bıyıkoğlu Erzurum Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü döneminde İmam-Hatip Lisesi mezunları üniversiteye kabul edilmiş ve kampüste büyük bir cami inşaatı devam ediyordu. (1969)

Sivrihisar Eğitim Vakfı (SEV) Anadolu Lisesi Okulun Tarihçesi

1994   yılında İslimi İlimler Vakfı’na ait pansiyon binasında hizmete açıldı. Okulun açılışında (Sivrihisar Eğitim Vakfı) Atilla Şamdan başkanlığında Yavuz Besler ve yönetim kurulunun gayretleriyle gereken tadilatlar yapılarak hizmete açıldı. Okul, İngilizce ağırlıklı gündüzlü, karma eğitim-öğretim vermektedir.

Okulun müdürleri: Fahrettin Ulusoy (Kurucu DM.), Lütfe Sak 1994 yılından itibaren bu okulun müdürlüğünü yapmaktadır.

Okulun İlköğretim bölümü 210 mezun vermiştir. Okulun Lise kısmı 2000-2001 ders yılında ilk mezunlarını verecektir. Okul mevcudu: 360 (Kramportörlük binası Milli Savunma Bakanlığınca okula tahsisi yapılmış, okul kantini ve spor odası olarak kullanılmaktadır.)

Sıdıka Hanım Lisesi Okulun Tarihçesi

Okul 1948 yılında şimdi Nurbiye Gülerce Sağlık Meslek Lisesinin bulunduğu binada ortaokul olarak hizmete açıldı. (Açılış tarihinde tereddüt var.) Okulun 1970 yılında Lise kısmı açılmıştır. Sivrihisar Lisesi 1996 yılında o zamanki Sıdıka Hanım İlkokulu’na taşınmıştır. (Sıdıka Hanım ilkokulu 1989 yılında hayırsever Osman Kuzucuoğlu tarafından tek kat olarak yaptırılmıştır. Daha sonra Devlet tarafından ikinci kat yapılmıştır.) Orta kısım 6771 Lise kısmı 1589 mezun vermiştir. 1996 yılından itibaren Sıdıka Hanım Lisesi adını almıştır.

Okul Müdürleri: 1972-74 Faruk Görmüş, 1974-76 Özen Ünal, 1976-78 Hayri Önder, 1978-80 Kamil Er, 1980-81 Duran Koç, 1983-92 Davut Çakır, 1992-2000 İsmail Arslan. 2000 yılından itibaren Çetin Alptekin vekil olarak yürütmektedir.

Sivrihisar Teknik Ve Endüstri Meslek Lisesi

Okul, Sanat Okulu olarak 1959 yılında ‘Tenekeli Mektep”in bulunduğu yerde. Tesviye, Ağaç İşleri ve Metal bölümleriyle açılmıştır. Daha sonra Endüstri Meslek Lisesi adını alan okul, şimdiki binasına 1967 yılında taşınmıştır. Okul bünyesinde 1988 yılında Teknik Lise ve Makine Bölümü açılmıştır. Okulun mevcut bölümleri şunlardır: Tesviye, Ağaç İşleri, Metal İşleri, Motor, Elektrik, Teknik Lisenin Makine Bölümü. Ağaç işleri bölümü isim değişikliği ile Mobilya ve Dekorasyon adını almıştır.

Okul müdürleri: Suphi Arzuman, Tahsin Tuncay, Metin Taşkın, Hasan Dırmıkcı, Yüksel Pişkin, Zeynel Güngör, Ahmet Sönmez, Mustafa Altan (1980-1996), Yu­suf Alsaç.

Kız Meslek Lisesi Okulun Tarihçesi:

1964 yılında Halk Bankasının arkasındaki binasında, Akşam Kız Sanat olarak açıldı. 1968 yılında ‘Tenekeli Mektep” te Kız Sanat Ortaokulu olarak devam etti. 1979 yılından itibaren şimdi SEV Anadolu Lisesinin bulunduğu pansiyon binasında, Kız Meslek Lisesi olarak eğitim-öğretimini sürdürdü. 1981 yılından itibaren ise Sağlık Meslek Lisesi ile birlikte aynı bahçe içindeki eski Sivrihisar Lisesi binasında devam etti. Okul açılışından itibaren örgün ve yaygın eğitim verdi. Çeşitli kurslar açıldı.

Müdürleri 1964-67 Sebahat Coşkun, 1968-72 Birsen Ersin, 1872-75 Afife Yenihayat, 1976-81 Ülker Demirtaş, 1983-90 Emine Alptaşkın, 1990’dan itibaren Hatice Erdem (Peker)

Okulda mevcut eğitim alanları: Çocuk gelişim ve eğitimi. Ağırlama ve gıda teknisyenliği, Tekstil Konfeksiyon. Rahmetli Tahsin Çekiç’in Sivrihisar Lisesi ve Kız Meslek Lisesi yapımlarında büyük hizmetleri geçmiştir.

Nurbiye Gülerce Sağlık Meslek Lisesi Okulun Tarihçesi:

Okul 21, 12. 1992 tarihinde açıldı. O günden bu yana eski ortaokul binasında eğitim-öğretimini sürdürüyor. Açıldığında Sağlık Memurluğu ve Hemşirelik Bölümleri vardı. Simdi ise okul Acil Tıp Teknisyenliği bölümü ile devam etmektedir.

Okulun açılışında hizmeti geçenler: Merhum Sami Çelikbaş, İl Sağlık Md. Dr. Ercüment Paşaoğlu, İl Sağlık Md. Yardımcısı Dr. Alaaddin Ünsal, İhsan Katırcı, Hakkı Bayındır, Kazım Yazar, İbrahim Demirkol. Yavuz Gülerce tarafından okul binası olarak kullanılmak üzere eski Tekel binası satın alınmış ve aynı hayırsever tarafından projeleri çizdirilmiştir. Şu an Tekel binası yanına okul için ek binalar da yapılmıştır. Okula da Yavuz Gülerce’nin eşinin adı verilmiştir. Okulun açılışından itibaren müdürlüğünü Fatih Yer yaptı

Halk Eğitim Müdürlüğü Tarihçesi:

Halk Eğitim Merkezi, 1977 yılında Cumhuriyet İlkokulunun bir bölümünde hizmete başladı. 1983 yılında yanan Yenice Okulu’na yapılan ek binalara taşındı.

Halk Eğitim Merkezi bugüne kadar Sivrihisar merkez ve köylerinde giyim, nakış, kilimcilik, halıcılık, kumaş boyama, el sanatları, dil kursları, enstrüman kursları, okuma-yazma kursları, bilgisayar opera­törlüğü kursları, arıcılık, sıhhi tesisat, kuaför, oto elektrik ve yorgancılık gibi beceri kursları, ayrıca aile planlaması, besin-beslenme, genel kültür-girişimcilik gibi sosyal ve kültürel kurs hizmetleri verilmektedir. Bugüne kadar beceri kurslarında 4950 kişiye kurs bitirme belgesi verilmiştir. Okuma-yazma 1. Kademe 2111 kurs bitirme belgesi verilmiştir. Müdürleri: Mehmet Çiftçi, Hüsamettin Arslan, Seyid Ahmet Sarı, İhsan Karaduman, Ünsal Kocaer müdürlük görevlerinde bulunmuşlardır

Öğretmen Evi

Tenekeli Mektebin daha sonra Halk Eğitim Merkezi binası olarak kullanılan binasında 2001 yılında yapılan tadilatlarla hizmete açılmıştır. 250 üyesi vardır. 1982 yılından beri hizmet vermektedir.

Öğrenci Pansiyonları

Eskişehir’de Sivrihisar Talebe Pansiyonu (STP)

Sivrihisar halkı ilim ve irfana önem veren kimseler olarak Sivrihisar’daki Rüşdiye ve İdadi mektebleri Cumhuriyet sonrası kapandığından tahsil için çocuklarını Eskişehir’e göndermek durumunda kaldılar.

Eskişehir’de Eskişehir Lisesi (Atatürk Lisesi)’nden başka Lise yoktu. Orta kısmı da aynı binada idi. Başlangıçta birkaç öğrenci velisi bir ev tutarak öğrenci okutmaya çalıştılarsa da daha sonra Sivrihisar Belediyesinin önderliğinde Eskişehir’de şimdiki Hacı Süleyman Çakır Lisesi karşısındaki Aydın apartmanının bulunduğu yerdeki Haçı Hafızların (Akif Aydın ve Kemal Aydın’ın babalan Prof. Ruhi Aydın’ın dedeleri) binasında Sivrihisar talebe pansiyonu açıldı. 1941 sırası ile müdürleri Salim Ünver (Göde Salim), Hilmi Duru, Ahmet Yüzügüllü, Celal Bayar’dı. Bu pansiyonda matematik öğretmeni Mehmet Oltav, tarih öğretmeni Saban Öntuna, Edebiyat öğretmeni Yahya Bediz, coğrafya öğretmeni Sekip İçinsel bekarlık dönemlerinde mütalaa hocalığı yaptılar.

Aşçı Mehmet Ali Uslu ve eşi Safiye (ana) aşçı ve müstahdem idi.

Pansiyona Sivrihisar Belediyesi ve ileri gelenler bu meyanda Mustafa Uça, Bahri Sermi, Bahri Gözüm’ün ilgi ve destekleri olmuştur. Pansiyona öğrenciler daha ilk okuldan referansla gönderildikleri büyük küçük münasebetleri içinde dayanışma sergilediklerinden ve biraz da kafa yapıları sebebi ile okulda başarılı olmuşlar yetenekli birkaç öğrenci de ücretsiz olarak tahsil imkanı bulmuşlardı.

1944 yılında pansiyonda 13’ü ücretsiz 46 öğrenci bulunuyordu. Sivrihisar talebe pansiyonu 1948 yılında kapandı. Aynı yıl Sivrihisar Ortaokulu açılmıştı. Kitabın yazarı olarak ben de o yıl Eskişehir Lisesi orta sonda öğrenci idim. (Av. Orhan Keskin)

Bu pansiyonun ne derece semereli olduğunu gözler önüne sermek üzere; pansiyonun karşısındaki parkın gerisinde (şimdiki H. Süleyman Çakır Lisesi avlusu içinde) bulunan Cumhuriyet Halk Partisi binasının merdivenlerinde çekilmiş olan 1941-42 yıllarına ait fotoğrafı yukarıya aldım. Bu resimde, ortada vali ve vali muavini, arkalarında pansiyon müdürü Salim Ünver, Mehmet Oltav ve ismini tesbit edemediğim bir öğretmenle birlikte soldan sağa alt sıra: Necati Demirel (Topograf), Tacettin Söker (Tüccar), İbrahim Çelikbaş (Y. Elkt. Müh), Rıfat Atasoy (Memur), Faik Atasoy (merhum) Necati Gülbay.

pansiyon

İkinci sıra merhum İhsan Gevrek Babulluoğlu (Maliyeci-yazar), merhum İhsan Özgeneci (Avukat), merhum Ömer Özdemir (Orm. Yük. Müh), Ali Rıza Usluer (Eczacı)

Üsttekiler: merhum İsmet Çıracı (Avu­kat), merhum İhsan Sarıkardaşoğlu (Prof. Dr. Dekan), Kemal Taşkın (Emekli subay) Süleyman Sırrı, merhum Mücteba Tütüncü (Esnaf), Cemal Akın (emekli bankacı), Hamdi Ağaoğlu (emekli banka­cı), İbrahim Karaca (Prof. Dr. Ege Ün. es­ki rektörü), merhum Muhittin Keskin (maliyeci ve avukat), A. Necati Ünal (Avukat), Ragıp Horozoğlu (emekli Al­bay) ismini  bilemediklerim ve tesbit ede­mediklerimden özür dilerim.

Sivrihisar Pansiyonu: Sivrihisar Ortaokulu karsısında Belediyeden satın alınan arsa üzerine dernek kurucusu ve başkanı Av. İhsan Biçerli tarafından 1962 yılında temeli atılıp birkaç sene sonra ikmalen faaliyete geçirildi. Kendi de bir köy çocuğu olup gayri müsait şartlarda okuyan merhum İhsan Bi­çerli “zeki köy çocukları heder olmasın onlarda okusun” sloganı ile yola çıkmış sağlığı avukatlığa elvermediği halde sonsuz gayretleri ile gayesini tahakkuk ettirmişti. Ondan sonra merhum Hamdi Potoğlu da bu yolda hizmetlerde bulundu. Bu pansiyonda birçok öğrenci; Sanat Okulu, Ortaokul, Lise ve İmam-Hatip Lisesinde tahsil imkanı buldu, memleket hizmetinde görev aldı.

Tevhid Çamoğlu tarafından yaptırılan yurdun açılışı, Sanat Okulu ve İmam-Hatip pansiyonu açılması sonucu kapanan pansiyonun mülkiyeti Sivrihisar İslami İlimler Vakfına geçmiş olup adı geçen vakıf Sivrihisar’a bir eğitim kurumu daha kazandırmak amacı ile mülkiyetinde bulunan binayı belli bir süre SEV Anadolu Lisesi’ne tahsis etmiştir. Bina daha evvel binaları yanan Kız Meslek Lisesi’ne okul olarak tahsis edilmişti. Bu hayırlı eseri vücuda getirenlerden ve hizmeti geçenlerden Allah razı olsun, ölenlere rahmet etsin.

Bugün Sivrihisar’da SELMANI FARİSİ Öğrenci yurdu ve hızırbey öğrenci YURDU faydalı hizmetler vermektedir. Tevhid Çamoğlu Öğrenci Yurdu, Bölge Yatılı İlköğretim okulu olarak hizmet vermektedir. Sivrihisar İslami İlimler Vakfı’na ait KIDAN KIZ ÖĞRENCİ YURDU açılma aşamasındadır. Yüksek okulda okuyan kız öğrenciler için hizmet vermesi ve YÖK tarafından Sivrihisar’daki Yük­sekokula tanınan kontenjanın bu sayede tümüyle kullanılması hedeflenmiştir.

Kütüphaneler

Cumhuriyet döneminde Türk Ocakları ve buna halef olan Halk Evlerinin kütüpha­neleri bulunmakta idi. Halk Evlerinin kapatılması ile kitapları (1948 yılında açılan) Sivrihisar Orta Okulu’na devredilmiştir.

1956 yılında Üniversite gençleri olarak, kitabın yazarı Orhan Keskin, Orhan Altın, Hikmet Kaya ve bazı arkadaşlar; belki Türkiye’de ilk defa, bütünlemeye kalan öğrencileri yetiştirmek üzere, Kızılbel İlkokulunda fahri bir kurs açmıştık. Bunun sonunda öğrencilerin % 100 başarılarından hız alarak Hızırbey Kütüphanesi adını verdiğimiz bir kütüphaneyi, Belediye Başkanı Muzaffer Potuoğlu’nun tahsis ettiği hal binasında gerçekleştirdik.

Tatil günlerinde faaliyete geçirdiğimiz bu kütüphane, daha sonra Ulu Cami bitişi­ğindeki kütüphane yerinde, o tarihte ilköğretim Müdürü Hasan Ayhaner tarafından çocuk kütüphanesine dönüştürülmüştü. Bu halen ilçede mevcut kütüpha­nenin çekirdeğini teşkil etmiştir. 05. 04. 2000 tarihli Sivrihisar’ın Sesi gazetesinin haberine göre kütüphanede 10621 kitap olduğu ifade edilmiştir. Son bilgi 10496 olduğu şeklindedir.

Sivrihisar İslâmî ilimler Vakfı’na ait binada, temin ettiğimiz masa, dolaplar ve mefruşatı ile çok miktarda kitap, Hızırbey Kütüphanesi adı altında lise ve yüksek okullarda okuyan gençlerin hizmetine sunulmak için resmi makamların sahiplenmesini beklemektedir. Bahse konu yerin okuma odası olarak da hizmet vermesi düşünülmüştür.

Sivrihisar Halk Kütüphanesi Açıldığı Tarih: 1968 Mevcut kitap: 10496 Tenekeli Mekteb’in bulunduğu yere yapı­lan ek binalarda hizmet vermektedir. Okuyucu sayısı 2000 yılı için 19701, salonda kitap alan 11315, Ödünç alan 4115, Üye sayısı 501 Müdür Vekili Selami Güller

Not: Sivrihisar’da Cumhuriyetten sonraki okullar bölümünü, Atatürk İlköğretim Okulu müdürlerinden değerli hemşehri­miz Yaşar Yurtdaş derleyip kaleme almıştır. Katkılarından ötürü kendisine teşekkür ederim.

Bütün Yönleriyle Sivrihisar
Orhan Keskin – 2001

* * *

Osmangazi Üniversitesi Sivrihisar Meslek Yüksek Okulu tarihçesi »

Kategoriler
Sivrihisar Tanıtımı

Sivrihisar Belde ve Köyleri

Sivrihisar’a ait tahrir defterlerinde 143 tane köy ismi tespit edilmiştir. Bu köylerin 88 tanesinin ismi günümüze kadar kullanıla gelmiştir. İsimleri değişmeyen köyler Günyüzü civarında yoğunlaşmıştır. Bunlardan bazı köy isimleri son yıllarda değişmiştir. Sivrihisar’a ait bazı köyler idari taksimata göre Mihalıççık, Seyitgazi, Mahmudiye, Çifteler, Alpu ve sonradan ilçe olan Günyüzü kaza ve nahiyelerinin sınırı içinde kalmıştır. Köylerden ismi tespit edilemeyenler arasında terk edilmiş köyler bulunmaktadır. Bu tür köylerin ismi bazen semt olarak kaldığı gibi bazen tamamen silinmiştir.

2012 yılında kabul edilen 6360 sayılı kanun değişikliğine göre Büyükşehir Belediyelerinin sınırları il mülki sınırları olarak değiştirildi. Ayrıca Büyükşehir Belediyesi içinde kalan ilçe belediyelerinin sınırları da ilçe mülki sınırları olarak değiştirildi. 29 Büyükşehir belediyesinin bulunduğu ildeki il özel idareleri ile bu illerde bulunan bucak teşkilatları da kaldırıldı.

Yasa ile 27 Büyükşehir Belediyesinin (İstanbul ve Kocaeli hariç diğerleri) mülki sınırları içinde kalan tüm köy ve belediyelerin kamu tüzel kişilikleri kaldırıldı. Bunun sonucunda köyler MAHALLE oldular. Belediyeler ise her biri parçalanmadan kendi isimleriyle mahalle oldular. Bu belediyelerin mahalleleri de kaldırılmış oldu.

6360 Sayılı Kanun md.1/3 uyarınca köyler “mahalle” olarak bulundukları ilçe belediyesine katılmıştır. Bu halde başta eski köy/yeni mahalle muhtarının, azaların görevleri; bu köylerde yaşayan vatandaşlarımızın hak ve sorumlulukları; bağlı bulundukları belediyelerin görev ve sorumlulukları değişmiştir.

Sivrihisar’a bağlı toplam 78 mahalle vardır. Bunlardan 13 tanesi merkezde, 65 tanesi ise eskiden köy ve belde olanlardır.

Türkiye İstatistik Kurumu “TÜİK”in adrese dayalı nüfus kayıt sistemi veritabanı’na göre 2015 yılında Sivrihisar’ın köyleri ile birlikte toplam nüfusu 21.265 olarak açıklandı. Sivrihisar nüfusun 9431’i ilçe merkezinde, 11.834’i köylerde oturmaktadır.

SİVRİHİSAR KÖYLERİ & MAHALLELERİ LİSTESİ

01- AHİLER

02- AKTAŞ

03- AYDINLI

04- AŞAĞIKEPEN

05- BABADAT

06- BAHÇECİK

07- BALLIHİSAR

08- BENLİKUYU

09- BENLİYAVER

10 -BEYYAZI

11- BİÇER

12- BÖĞÜRTLEN

13- BUHARA

14- BUZLUCA

15- ÇANDIR

16- ÇAYKOZ

17- DEMİRCİ KÖYÜ

18- DİNEK

19- DUMLUCA

20- DÜMREK

21- ELCİK

22- ERTUĞRULKÖY / YAKAPINAR

23- GERENLİ

24-GÖKTEPE

25- GÜLÇAYIR

26- GÜVEMLİ

27- HAMAMKARAHİSAR

28- HÜDAVENDİGAR

29- İBİKSEYDİ

30- İĞDECİK

31- İLÖREN

32- İLYASPAŞA

33- İSTİKLALBAĞI

34- KADINCIK

35- KALDIRIM

36- KARABURHAN

37- KARACAKAYA

38- KARACAÖREN

39- KARACAÖREN YAYLASI

40- KARADAT

41- KARAKAYA

42- KARKIN

43- KAYMAZ

44- KERTEK

45- KINIK

46- KOLTAN

47- KOÇAŞ

48- KURTŞEYH

49- MEMİK

50- MÜLK

51- NASRETTİN HOCA / HORTU

52- OĞLAKÇI

53- ORTAKLAR

54- PAŞAKADIN

55- SADIKBAĞI

56- SARIKAVAK

57- SELİMİYE

58- SIĞIRCIK

59- TEKÖREN

60- YAVERÖREN

61- YENİDOĞAN

62- YENİKÖY

63- YEŞİLKÖY

64- YUKARIKEPEN

65- ZEY KÖYÜ

SİVRİHİSAR MERKEZ MAHALLELER

1- CAMİKEBİR MAHALLESİ

2- CUMHURİYET MAHALLESİ

3- DEMİRCİ MAHALLESİ

4- ELMALI MAHALLESİ

5- GEDİK MAHALLESİ

6- HIZIRBEY MAHALLESİ

7- KARABAŞLI MAHALLESİ

8- KARACALAR MAHALLESİ

9- KUBBELİ MAHALLESİ

10- KURŞUNLU MAHALLESİ

11- KILIÇ MAHALLESİ

12- YENİCE MAHALLESİ

13- YUNUSEMRE MAHALLESİ

* * *

Kategoriler
Sivrihisar Tanıtımı

Milletvekilliği Yapanlar

SİVRİHİSARDAN MİLLETVEKİLLİĞİ YAPANLAR

Abidin-PotogluAbidin POTUOĞLU (Zeynel Abidin POTUOĞLU)

Mustafa ve Ayşe den olma 1890 Sivrihisar doğumludur, Ortaokul mezunu, Eskişehir İl Genel Meclisi Daimi üyeliği, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyeliği, 8. 9. 10. 11. dönemlerde DP Eskişehir milletvekili, 14.1.1947 günü DP Grup Haysiyet Divanı üyeliğine seçilmiş ardından da Demokrat Parti Meclis Grup başkan vekilliği görevi yapmıştır. İstiklal madalyası sahibi, 1924–1945 yılları arasında tam 21 yıl (en uzun süre görev yapan) Sivrihisar belediye başkanlığı yapmış, 27.05.1977 de vefat etmiştir.

* * *

mustafa-balcilarMustafa BALCILAR

1951 Sivrihisar doğumludur. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunudur. Anavatan Partisinden 17, 18, 19 ve 20. Dönem Eskişehir Milletvekilliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi Sağlık ve Sosyal Yardım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Komisyonu, Sağlık ve Sosyal İşler Komisyonu, Sağlık Komisyonu Başkanlığı görevinde bulundu.  İki Çocuk babasıdır.

* * *

sadri-yildirimMehmet Sadri YILDIRIM

1939 Sivrihisar doğumludur. Babası Ahmet Hamdi Bey,  Annesi Gülsüm Hanımdır. İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesini bitirmiştir. Serbest avukatlık yapmaktadır. 21’inci dönem Eskişehir milletvekilliği yapmıştır. Üç cocuk babasıdır.

* * *

ayr

fahri-keskinFahri KESKİN

1947 yılında Sivrihisar’da dünyaya gelmiştir. Babası Ahmet Nuri, Annesi Vesile Mukaddes hanımdır. Gazi Üniversitesi Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulu mezunudur.  İngilizce bilmektedir – Eğitimcilik yapmıştır. 1978 yılında Eskişehir Köprübaşında 10 m² mütevazi bir dükkan ile ticarete başlayan Namlı Gıda, kurucusu Fahri KESKİN’in büyük gayretleri ile o günün ağır ekonomik şartlarına rağmen ayakta kalabilmeyi başarmış, kaliteli ve hesaplı ürünleriyle Eskişehir halkının teveccühünü kazanmıştır.  Adalet ve Kalkınma Partisinden 22’ nci Dönem Eskişehir Milletvekiliği yapmıştır. İngilizce bilmektedir  3 Çocuk babasıdır.

* * *

eml