Kategoriler
Genel

Bütün Yönleriyle Sivrihisar

BÜTÜN YÖNLERİYLE SİVRİHİSAR Kitabı Yenilendi

Genişletilmiş 2. Baskı 2017 yılında yayınlandı.

ÖNSÖZ

Bütün Yönleriyle Sivrihisar isimli kitabımın 2001 yılında birinci baskısı yapıldı. Eser büyük beğeni aldı, “Bu bir belgeseldir” diye vasıflandırılırdı ve genç kuşakları bu vadide çalışmaya sevk etti.

Kitabı tanıtma konusunda tecrübe ve bilgi sahibi olmadığım, yardım da almadığım halde ilimizde ve Türkiye genelinde büyük ilgi gördü. Zaman akışına paralel olarak yeni belgeler ve bulgular ortaya çıktıkça kitabımızda bu gelişmelere yer vermemiz gerekiyordu.

Kitabın birinci baskısı bittiği halde yoğun taleplere rağmen, biraz da emeklilik hali gereği ikinci baskıya imkan olmamıştı. Ta ki sayın valimiz Güngör Azim Tuna’nın kitabı yeniden basma teklifine kadar.

Bu durum yeni olay ve bulgularla kitabı adeta baştan yazarcasına gözden geçirmemize sebep oldu.

Merkez nüfusunun 1/3’ünü teşkil eden öğrencilerin neticede aileleri ile birlikte Sivrihisar’ı terk durumunda bulunmaları, yeni gelenlerin ilçeye intibak halinde olmaları, mevcut kültürel değerlere sahip çıkılması sorunu, bize bu açığı kapama sorumluluğu yükledi ve kitabın tümünü gözden geçirdik.

Sivrihisar’daki kurumların günümüze uyumu hususunda Yaşar Yurtdaş’ın katkılarına teşekkür ederim. Kitabın ilk basımında yer alan kayıtlar ve kitaba katkıları için Hatice Misge ve Yusuf Kot’a, ikinci baskının uyarlama ve teknik hazırlığını yapan Şeref Kocaman’a, yeni fotoğrafları yerinde çeken kızım Şule’ye ve kitabın tashihi bir tarafa vücut bulmasında büyük hizmetleri olan damadım Hüsnü Misge’ye; bunların başında kitabın basımında ve sonuçlanmasında amil olan sayın valilerimiz Güngör Azim Tuna ve Azmi Çelik’e teşekkürlerimi sunarım.

Kitabımın Orta Asya’dan bugüne süregelen Kültürümüze katkıta bulunmasını ve yüce Devletimizin ebediyete kadar yaşamasını dilerim.

Saygılarımla
Orhan KESKİN
01 Ocak 2017

***

İlk Baskıda Olan Önsöz

SUNUŞ

Ankara dönüşü Sivrihisar’daki yazıhanemde beni ziyarete gelen, Bursalı bir avukat arkadaşım: “Orhancığım, bu dağ taş arası küçücük ilçede avukat olmak için mi fakültede o kadar çok çalışmıştın?” demiş, ben de cevap olarak: “Sana göre öyle ama buraya bir de benim gözümle bak” demiştim.

Sivrihisar’ın; doğum yerim, ata yurdum, vatanım olarak; daima gönlümde müstesna bir yeri olmuştur.

Şair Eşrefin Sivrihisar’a kaymakam tayin edildiğinde:
Padişahım gitmek murat ise bir hisara
Başı sivri olmasın da ak olsun
Dediğini duyunca ona kızmış ve:
Kırkağaçlı Eşref mazurdur hisarı ak ister
Serdar ise, hisarın sivrisini sancak ister
Hisarlar vardır yeşildir, aktır, karadır amma!
Sevmeye onu: Yunus, Hızır, Selman-ı Pak ister.
Demiştim.

Sonraları Kırkağaç ilçesi ile Akhisar ilçesi arasındaki uzaklığın çok az olduğunu görünce memleketine yakın olmak arzusunun galip geldiğini anlamış, gurbette biri olarak kendini anlayışla karşılamıştım.

Sivrihisar benim için, temiz havasını soluduğum, tatlı sularından içtiğim, nimetleri ile şekillenip büyüdüğüm, yaşadığım; benimle ağlayan benimle gülen akraba ve dostlarımın bulunduğu, toprağı şüheda kanı ile yoğrulmuş, atalarımın son durağı, manevi tasarrufları devam eden evliyalar yatağı…

İsrafı sevmeyen, zeki, çalışkan, ağırbaşlı, uyumlu, saygılı, kadirbilir, dinine, tarihine, diline, örf ve adetlerine bağlı bir ilçe.

Sivrihisar sevgimi abartılı bulan dostlarımın; ilçeyi yakından tanıdıklarında; bana hak verdiklerine, daha güzel tanımak için kitap arzuladıklarına, şahit olmuşumdur.

Yeri geldiğince yararlandığım merhum Tahsin Özalp’in yıllar önce kaleme aldığı “Sivrihisar Tarihi, Dr. Halime Doğru ve Dr. Erol Altınsapan’ın kitapları başta olmak üzere Ahmet Atmaca, Ahmet Kılıçaslan, Avukat İbrahim Demirkol ve Dr. İhsan Sarıkardeşoğlu’nun kitapları Sivrihisar üzerine yazılmış övgüye lâyık çalışmaların ürünüdür. Bunlardan ilkinin dili ve düzenlemesi; diğer iki müellifin eserlerinin akademik oluşu, yalnız belli bir konu ve zaman dilimine ışık tutmaları sebebi ile daha derli toplu fakat çok yönlü bir kitap yazmak gereği doğmuştur.

Çocukluk yıllarımdan beri konuya ilgi duyduğumu, kitap ve belge topladığımı bilen hemşehrilerimin isteği de bu doğrultuda olmuştur.

Bizler mesleklerimizi icra ederken çalışmalarımızın karşılığını maaş, ücret v. s seklinde aldığımızdan, bunun dışında; bu vatanın evladı olarak; bizi yetiştirenlere (tüm milletimizi kastediyorum) ilave borçlarımızın olduğunu düşünüyorum, iste: Dernek, vakıf çalışmaları ve buna benzer fahri faaliyet yanında; bana verilen kitap yazma görevini, yerine getirilmesi gerekli bir borç olarak kabul etmiş olmam, beni bu kitabı yazmaya teşvik etmiştir.

Sivrihisar, dünya coğrafyası hatta ülkemizde küçük bir yer işgal etmektedir. Ancak diğer yönden, yetiştirdiği şahsiyetler bakımından dünya çapında ilgiye layık bir yerdir. Kültürel değerlerimizin nesilden nesile aktarılmasında ve yaşatılmasında; aslında bütüne ait bozulmamış değerlerin; tanınması ve tanıtılmasında bu eserin faydalı olacağı düşünülmüştür.

Bu kitap en az kırk yıllık bir araştırma ve birikimin sonucudur. Başvurulan kaynakların çoğunun şahsi kütüphanemde ve arşivimde mevcut olduğunu ifade edersem, durumu izah eder sanırım. Hal böyle iken kitabı hazırlamakta geciktiğim kaygısı, mevcut belgelerin tümünü değerlendirmeme imkân vermemiştir. İkinci olarak, daha geniş bir kesime ulaşmak gayesi ile; kitabın hacminin biraz dar tutulması, bazı konularda özet vermeye sebep olmuştur.

Nitekim Şeydi Mahmud Haziresindeki mezar taşları, kitabeleri, restore edilmiş yazılar belirlenip okunmuşsa da, aynı şekilde bu çalışmanın tüm Sivrihisar için ayrı bir kitap konusu olması düşünülmüştür. Keza dil konusu, giyim kuşam, örf ve adetler, evliya kabirleri ve menkıbeleri, mahalli yemekler, hah ve kilimlerimiz; her biri akademik çalışma konusu olarak görülmüş, bazı örneklemelerle yetinilmiştir.

Sivrihisar’ın 17. asra kadar, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde şehir ve ilim merkezi olması; her bakımdan yapılacak araştırmalara; odak olmak niteliğini taşımasına yeterlidir sanırım.

Sivrihisar’ın bugün de; köy ve şehir arasındaki geçişte; “şehirli mektebi” kimliğini taşıdığını söylersek haksız sayılmayız.

Kitabın yazımında, kaynak araştırması ve değerlendirilmesinde, azami titizlik gösterilmiş, teyit edilmeyen verilere yer verilmemeye çalışılmıştır. Zan ve doğrulanmayan rivayetle hataya düşmektense o konuda susmak tercih edilmiştir.

Konular işlenirken, kaynakları belirtilmiş ve değerlendirmelerde ilmi hassasiyet gösterilmişse de buna rağmen gözden kaçmış hataların olması muhtemeldir. Okuyucuların uyarmaları halinde gereği yapılacaktır.

Bu kitabın okuyucularına faydalı olacağını umarım. Ancak; bir kitabın hazırlanmasının ne denli uğraş isteyen bir iş olduğunu göstermesi bakımından; benim için öğretici olduğunu belirtmeliyim.

Beni inançlı, vatan ve millet sevgisi ile dolu yetiştiren anne ve babama, ağabeylerime, değerli hocalarıma rahmet ve mağfiret niyaz ediyorum.

Bu kitabın bilgisayarda yazılmasında ve bilgi toplamada emeği geçen Nizamettin Arslan’a, eski metinlerin, kitabelerin okunmasında yardımcı olan emekli vaiz Mehmet Dönmez Hocaefendi’ye ve tashihini yapan araştırmacı yazar Hasan Pir’e, Yusuf Mesut Kilci’ye, Fahri Keskin, Kemal Biçerli, Ali İhsan Küçükarslan ve Yaşar Yurttaş’a, fotoğrafları ile katkı sağlayan Ali Rıza Öztekin’e, yayma hazırlanmasında ve basımında emeği geçen Hatice ve Ahmet Kof’a ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyor, bu eserin Allah’ın rızasına, milli kültürümüzün yaşamasına vasıta olmasını niyaz ediyorum.

Orhan Keskin Eskişehir 2001

Kategoriler
Necmi Günay Yazıları

Bütün Yönleriyle Orhan Keskin

or.keskinSivrihisar’ın belli bir dönemine damgasını vurmuş, Çağdaş Sivrihisar için mücadele vermiş, Tarihin ve kültürün ne kadar önemli olgular olduğunu bizlere öğreten değerli Avukatımız Sayın Orhan KESKİN 17 Nisan 1933 yılında Sivrihisar da doğmuş, ilkokulu Sivrihisar’da ortaokul ve liseyi (Atatürk lisesi) Eskişehir’de okumuştur. Yüksek tahsilini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiş, Eskişehir adliyesinde stajını tamamlamıştır.1961 yılından itibaren Sivrihisar’da avukatlık yapmaya başlamış, ilçedeki öğretmen yetersizliğinden bazı okullarda “Yurttaşlık Bilgisi” ve “İslam Tarihi” derslerine girmiştir.

1971 yılında Emirdağ’da noterlik, 1972–1976 ise Sivrihisar’da noterlik yapmıştır. 1976 yılında Akhisar’da 1982 yılında Eskişehir’de 2. Noter olarak çalışmış, 1998 yılında emekli olmuştur. Sayın Orhan KESKİN evli olup 5 kız çocuk babasıdır.

Orhan KESKİN’ in önemli eserleri;

—1956 yılında Sivrihisar kütüphanesinin (Hızır bey kütüphanesi) temellerini atmıştır.

— 1962 yılında Sivrihisar Tarihi Eserleri Koruma Derneğinin yönetim kuruluna girerek Tarihi eserlere sahip çıkmış ve ilçedeki birçok tarihi eserin restoresi yaptırmıştır. 1965 yılındaki genel kurulda dernek adının “Tarihi Eserleri Koruma ve Turizm Derneği” olarak değiştirilmesini sağlamıştır.

—1971 yılında İmam Hatip ve Müftülük Derneğini kurmuş, zamanın ve koşullarının getirdiği riskleri göze alarak 1973 yılında “İslami İlimler Vakfı”na dönüştürmüştür. Vakıf 18 kişinin imzasıyla 1974 yılında tescil edilmiştir.

— 4 yıl Türk Ocağının Başkanlığını yapmış, Sivrihisar İslami İlimler Vakfı, Cafer Akıllı İlter Vakfı, Sivrihisar Eğitim Kültür ve Dayanışma Vakfı ve Eskişehir Yunus Emre Kültür ve Sanat Vakfının kuruculuğunu yapmıştır.

.— 2001 yılında basılan “Bütün yönleriyle Sivrihisar” isimli eseri uzun bir döneme ışık tutması ve Sivrihisar’la ilgili yazılan kitaplardan alıntılarla, daha derli toplu, çok yönlü, en az 40 (kırk) yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Sivrihisar’a ait tüm verileri içinde bulundurmasıyla, bugüne kadar yazılan kitaplar arasında içerik olarak en doyurucu olanıdır.

Orhan KESKİN’ in kişiliği;

—Orhan KESKİN; İlçemizde dernek kurma konusunda öncülük yapmış birçok derneğin kurulmasına ön ayak olmuştur. En önemlisi “Sivrihisar İslami İlimler Vakfı”dır.

— Orhan KESKİN; Sivrihisar’a ve tarihine olan sevdasını kuruluşunda büyük katkılar sağladığı “Sivrihisar Tarihi Eserleri Koruma Derneğinde” görev almış, bu eserlerin davaları ile ilgili olarak “Vakıflar Genel Müdürlüğü”nün fahri avukatlığını sürdürmüştür. Sivrihisar tarihine ve kültürüne gösterdiği aşırı ilgi sayesinde Sivrihisar’daki birçok tarihi eser kurtarılmıştır.

—Orhan KESKİN; Sivrihisar’ın tarihi dokusuna en hâkim insanların başında gelen, bilgisiyle kültürüyle kendini en iyi şekilde yetiştirmiş, vakarlı duruşu ile kendini hissettiren saygın bir kişidir.

— Orhan KESKİN; Yaptıkları ve eserleriyle Sivrihisar tarihine adını altın harflerle yazan, sessiz duruşu ve çok konuşmayı sevmeyen kişiliğiyle “az laf, çok iş” felsefesini kendine hedef edinmiş biridir.

—Orhan KESKİN; özünde, ruhunda Sivrihisar sevgisini benimsemiş ve bu sevgisi hepimize ilham kaynağı olmuştur.

—Orhan KESKİN; Sivrihisar’a hizmet onun hayat tarzıdır. Sivrihisar için özveri ile çalışan bir mimar, işini bizzat takip eden kalite bir ustadır.

—Orhan KESKİN; çevresi tarafından sevilen, saygıyla anılan değerli insan, Noter olarak çalıştığı dönemde bile Sivrihisar’ın tarihini ve kültürünü ön plana çıkarma hedefi güden ve yazdığı kitabıyla kalıcılık sağlayan, kılıcıyla değil de kalemiyle zafer kazanan komutandır.

— Orhan KESKİN; Sivrihisar Tarihine ve kültürüne değer veren, hatta kendi öz malı gibi koruyup kollayan biri olarak günümüzde bile eşine az rastlanır kişiliktir.

—Orhan KESKİN; Her şeyini Sivrihisar için feda edebilecek, makam ve mevkide gözü olmayan, gösterişsiz ve temiz bir yaşam tarzını ilke edinen büyüğümüzdür.

—Orhan KESKİN; “Geçmişi olmayanın geleceği de olmaz” bilinciyle hareket eden, mevcut eserlerin korunması, yıkılmaya, yok olmaya yüz tutmuş eserlerin imarı ile gün yüzüne çıkarılmasındaki çalışmaları olağanüstüdür.

Saygıdeğer büyüğümüz Orhan KESKİN ‘in tarihimize ve kültürümüze gösterdiği önemi kavrayan gençler olarak açtığı yolda, onun bıraktığı yerden daha ileri götüreceğiz. Bu sizden bize kalan mirastır. Bu mirasın yüceliğini içimizde hissediyoruz. Bizde sizden aldığımız emaneti ve dalgalandırdığınız bayrağı gelecek kuşaklara daha iyi şartlarda teslim edeceğiz. “Gözünüz arkada kalmasın”.

”SİVRİHİSAR SEVDALILARI” olarak Orhan KESKİN ustamıza, büyük değerimize Allah’tan uzun ömür dileriz. Bireyler olarak bizimde Sivrihisar için bir şeyler yapma, üretme ve bunları uygulama zamanının geldiğini düşünüyorum.
Necmi GÜNAY

* * *

Cömertlik ağacı nereye kök salsa
Dalı yaprağı gökleri geçer
Ondan meyve yemeyi umuyorsan
Minnetle dibine testere tutma
 
Kategoriler
Makale ve Yazılar

Kökü Derinde Bir Çınar Sivrihisar

Kayaların eteğinde tarihi bir Anadolu şehri, Sivrihisar var. Adını sivri kayalar­dan, kayalar üzerinde kartal yuvası gibi duran sağlam bir kaleden alan Sivrihisar. Kökü derin bir çınar gibi, gün görmüş, devirler yaşamış, başı dik, alnı açık bir tarih ve kültür şehri.

Sivrihisar, Eskişehir’in o görmüş geçirmiş soylu soplu, okkalı oturaklı ilçelerinden biridir. Çok önemli bir karayolu onun, ne öyle “çarşı caddesi” haline gelecek şekilde içinden geçer, ne de umursamıyormuş gibi uzağından sıvışıp savuşur. Fa­kat eteğinin kenarından saygı ile yol alır. Mevkiine sırtını dayadığı kayalıkların ve kalıntıların haşmetine bakanlar, en azın­dan “yalçın” kelimesinin ne manaya gel­diğini kavrarlar. O görünümüyle mey­dan okur bir hali vardır. Sivrihisar’ın kendisi munis olsa bile, görünüşü munis değil, saygı telkin edicidir.

Bir başka dost Ankara dönüşü “Sivrihisar kayalarının silueti bana hep ezelden ge­lip, ebede giden bir kervanın konaklamış halini hatırlatır” demişti.

Sivrihisar, uzun bir askerlik dönüşü, si­nesinde yetiştiği kayalara bakıp o bütün özlemi ile bu kadar güzellik imkânsız, muhakkak tamir edip düzenlemişler de­dirten bir sıladır.

Ayrılıklarımızda Garipce’den geçerken gariplik hissettiğimiz ilçemiz, inananlar için taşı Mekke taşı gibi, kıblesi açık in­sanların kendilerini Allah’a yakın hisset­tikleri, havası hoş, suyu güzel sinesinde barındırdıkları din uluları ile mümtaz ve (Şeyh Baba Yusuf dili ile) Peygamberimi­zin Ravza’sında halkına merhametle mu­amele edilmesi niyaz edilen Hacı Bayram Veli (K. S) tarafından “Kırklar”ın makamı olarak belirtilen bir belde.

Ankara dönüşü Sivrihisar’daki yazıhanemde beni ziyarete gelen, Bursalı bir avukat ar­kadaşım: “Orhancığım, bu dağ taş arası küçücük ilçede avukat olmak için mi fakülte­de o kadar çok çalışmıştın?” demiş, ben de cevap olarak: “Sana göre öyle ama buraya bir de benim gözümle bak” demiştim.  Av.Orhan KESKİN

Sivrihisar’ın; doğum yerim, ata yurdum, vatanım olarak; daima gönlümde müstesna bir yeri olmuştur. Şair Eşrefin Sivrihisar’a kaymakam tayin edildiğinde: “Padişahım gitmek murat ise bir hisara Başı sivri olmasın da ak olsun” Dediğini duyunca ona kızmış ve: Kırkağaçlı Eşref mazurdur hisarı ak ister Serdar ise, hisarın sivrisini sancak ister Hisarlar vardır yeşildir, aktır, karadır amma! Sevmeye onu: Yunus, Hızır, Selman-ı Pak ister. Demiştim.

Sonraları Kırkağaç ilçesi ile Akhisar ilçesi arasındaki uzaklığın çok az olduğunu gö­rünce memleketine yakın olmak arzusunun galip geldiğini anlamış, gurbette biri ola­rak kendini anlayışla karşılamıştım.

Sivrihisar benim için, temiz havasını soluduğum, tatlı sularından içtiğim, nimetleri ile şekillenip büyüdüğüm, yasadığım; benimle ağlayan benimle gülen akraba ve dost­larımın bulunduğu, toprağı şüheda kanı ile yoğrulmuş, atalarımın son durağı, mane­vi tasarrufları devam eden evliyalar yatağı…

İsrafı sevmeyen, zeki, çalışkan, ağırbaşlı, uyumlu, saygılı, kadir bilir, dinine, tarihine, diline, örf ve adetlerine bağlı bir ilçe.

Sivrihisar, dünya coğrafyası hatta ülkemizde küçük bir yer işgal etmektedir. Ancak di­ğer yönden, yetiştirdiği şahsiyetler bakımından dünya çapında ilgiye layık bir yerdir. 17. asra kadar, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde şehir ve ilim merkezi olması; her bakımdan yapılacak araştırmalara; odak olmak niteliğini taşımasına yeterlidir sanırım.

Sivrihisar’ın bugün de; köy ve şehir arasındaki geçişte; “şehirli mektebi” kimliğini ta­şıdığını söylersek haksız sayılmayız.

* * *

BÜTÜN YÖNLERİYLE SİVRİHİSAR