Kategoriler
Genel

Milli Mücadelede Sivrihisar

KURTULUŞ SAVAŞINDA SİVRİHİSAR

Milli Mücadele’de düşman işgaline uğrayan yörelerimizden biri de Sivrihisar yöresidir. Mondros Mütarekesi sonrasında Sivrihisar, stratejik bir merkez olarak hem siyasi hem askeri birçok olaya sahne olmuştur. Ankara ve Eskişehir gibi Milli Mücadelenin iki önemli merkezine yakın bir konuma sahip olan Sivrihisar; önce İngiliz Kontrol Kıtaları tarafından işgal edilen Eskişehir’in kurtarılması amacıyla gerçekleşen I.ve II. Eskişehir Harekâtlarında, sonra da Kütahya-Eskişehir Muharebelerinin sonucunda Yunan işgal kuvvetlerinin ileri harekatı sırasında önemli bir merkez olarak milli kuvvetlere kucak açmıştır. Siyasi gelişmeler karşısında ilk andan itibaren milli kuvvetler safında yer alarak, zaferin kazanılmasına kadar bu durumunu muhafaza etmiştir.

Milli Mücadelenin ilk günlerinde Eskişehir’deki İngiliz birliklerine karşı gerçekleştirilecek harekât için 13 Eylül 1919’da Sivrihisar’a gelen Ali Fuat Paşa, Sivas’ta Kongre Heyet-i Merkeziyesi’ne 14 Eylül’de çektiği telgrafta, maiyetindeki müfreze ile Sivrihisar’a geldiğini ve her tarafta çok iyi karşılandığını; buradan birkaç bin “millî efrad” alarak, Eskişehir’e hareket edeceğini bildirdi. Öte yandan aynı gün Eskişehir’deki Kolordu Kumandanı Kiraz Hamdi Paşa; Harbiye Nezaretine çektiği telgrafta, Sivrihisar ve Haymana taraflarında milli teşkilatlar kurulduğunu ve bu teşkilatların günden güne güçlendiklerini bildiriyordu.

Bu arada Milli Mücadele’nin en kritik günlerinde, Sivrihisar ileri gelenleri, Sivas Umumî Kongre Heyeti’nin İstanbul’daki Damat Ferit Paşa hükümeti ile münasebeti kesme kararına uyarak; Eskişehir, İstanbul Hükümeti ile ilişkilerini kesinceye kadar bağımsız kalacaklarını bildirdiler. Bu durumla ilgili olarak da İstanbul Hükümeti yanlısı Kolordu Kumandanı Kiraz Hamdi Paşa, Eskişehir’den Harbiye Nezaretine gönderdiği yazıda durumu şöyle bildiriyordu: “Eskişehir Sancağı’nın Mihalıçcık ve Sivrihisar kazaları da kongre mukarreratına tabiiyetle, merkez Liva ile alâkalarını kesmişlerdir. Sivrihisar ellerindedir”. Hamdi Paşa’nın büyük bir telaşla İstanbul’a bildirdiği bu durum, bölgeye hakim olma açısından son derece önemli bir gelişme idi. Bu fiili durum karşısında İstanbul hükümeti yanlısı Eskişehir Mutasarrıfı Hilmi ve Kolordu Kumandanı Hamdi Paşa’nın cesaretleri büsbütün kırılmıştı.

Öte yandan Ali Fuat Paşa Eskişehir ve çevresindeki durumla ilgili, 20/21 eylül tarihli raporunda; Mihalıççık, Mahmûdiye ve Seyitgazi milli müfrezelerinin yanında, Sivrihisar milli müfrezesinin de katıldığı bir kuvvetle Eskişehir’in doğusunu tuttuklarını belirtmektedir. Aynı şekilde, Eskişehir’deki ingiliz birliklerine karşı Eskişehir dışında ulusal harekatı muhakkak bir surette kabul ettirecek ve şehri süratle sarabilecek kudret ve kuvvete millî müfrezelerle halk kitlelerinin katılmasını sağlayacaktı. Teşkilatın merkezi Sivrihisar olacaktı ve bu teşkilat Sivrihisar’dan yönetilecekti. Nitekim Sivrihisar müfrezelerinin de katkılarıyla gerçekleşen Eskişehir harekatlarıyla, İngilizler Eskişehir’den çıkarılmışlardı. Bu arada Sivas Kongresi günlerinde Mihalıççık ve Seyitgazi ile birlikte Sivrihisar Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de oluşturulmuş ve cemiyet, faaliyetlerine başlamıştı. 

[otw_shortcode_content_toggle title=”Yapılan seçimlere katılan diğer adaylar ve aldıkları oylar şöyleydi: » tıklayın” opened=”closed”]

Çerkezzâde Ahmet Efendi 58, Köfterzade Ahmet Efendi 49, Müftü Mehmet Ali Efendi 48, Bölük Emini Süleyman Efendi 41, Sarının Hacı Ali Ağa 38, Kuzadzade Hacı Halil İbrahim Ağa 37, Sabık Kaymakam Rıfat Bey 25, Zayimzade Hacı Ali Ağa 23, Hacı Kösezade Mustafa Efendi 22, Potuoğlu Abidin Efendi 19, Berber Hacı Ahmet Ağa 14, Sölpükzade Ali Efendi 12, Boyacıoğlu Mustafa Efendi 11

(Tahsin Özalp, Sivrihisar Tarihi, Eskişehir 1960, s.171.)

[/otw_shortcode_content_toggle]

Kütahya Eskişehir Muharebelerinin kaybedilmesi üzerine 15 Ağustos 1921 tarihinde durgun ve sıcak bir havada ilerleyen Yunan kuvvetleri, Sivrihisar’ı işgal ettiler. 18 Ağustos’ta da Yunan karargahı Sivrihisar’a geldi.

Sakarya Savaşı sonuna kadar Yunan işgalinde kalan Sivrihisar’a, savaşı müteakip, 13 Eylül 1921 günü Türk atlıları bir baskın yaptılar ve 400 esir Türk erini kurtardılar. İki Yunan doktor, Yunan hastaları ve erleri esir alındı. 15 Eylül 1921 günü Yunan kuvvetlerinin saldırısı üzerine Türk kuvvetleri Sivrihisar’ı terk ettiler. Ancak 20 Eylül 1921’de bir Süvari bölüğü tarafından Sivrihisar yeniden Türk kuvvetlerinin eline geçti. 6 Ekim 1921 tarihinde de Batı Cephesi Karargahı, Polatlı’dan Sivrihisar’a nakledildi. Bu tarihten itibaren Sivrihisar, bölgedeki işgal kuvvetlerine karşı girişilecek harekâtta, merkezî konumunu muhafaza etti.

Milli Mücadele tarihinde Sivrihisar, ilk defa Ankara dışında bir Heyet-i Vekile (Bakanlar Kurulu) toplantısına ev sahipliği yapmakla da ayrı bir öneme sahiptir. Zira Yunan ileri harekatı sırasında Meclisin Kayseri’ye taşınması bile düşünülmüşken, böyle bir toplantının Sivrihisar’da yapılması, koşulların değiştiğini, zaferin yakın olduğunu gösterdiği gibi ordu ve halk üzerinde olumlu bir etki de yaratmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın çağrısı üzerine 25 Mart 1922 günü Sivrihisar’a gelen Heyet-i Vekile üyeleri halk ve askerler tarafından karşılanmıştır. Burada İtilaf Devletlerinin 22 Mart tarihli ateşkes önerisine verilecek cevap tartışılmıştır. Diğer yandan Sivrihisar aynı günlerde çok önemli iki konuğu ağırlamıştır. 28 Mart 1922 günü Sovyet Rusya Elçisi Aralov ve Azerbaycan Elçisi Abilov, Polatlı’dan Sivrihisar’a gelerek M.Kemal Paşa tarafından resmi törenle karşılandılar. Geceyi Sivrihisar’da geçiren konuklar ertesi gün Sivrihisar’da bir okulu ziyaret ederek, öğrencilerin Mustafa Kemal Paşa hakkında söyledikleri şarkıları dinleyip, öğretmenlerini ödüllendirdiler. Öğleden sonra da Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Sivrihisar’dan ayrıldılar.

Sivrihisarlıların Kuva-yı Milliye’nin ikmali hususundaki katkılarını ise şöyle özetlemek mümkündür:

1-Sivrihisar halkı tarafından 50 kişilik bir müfreze teşkil edilmiştir. Her türlü ikmali Sivrihisarlılar tarafından yapılan bu müfreze; kaza ve civarının güvenliğinin sağlanmasına çalıştığı gibi, İngilizlerin Eskişehir’den uzaklaştırılmasında ve Bolu İsyanı’nın bastırılmasında da üstün hizmetlerde bulunmuştur.

2-Batı Cephesi Komutanlığının göreve başladığı esnada Sivrihisarlılar, 35 bin lira nakit para yardımı yapmakla, yardımın en güzel örneğini vermişlerdir. Daha sonraki günlerde bu yardımlar devam etmiş, 500 adet mavzer tüfeği ve 43 at (koşumlarıyla beraber) askerimize hediye edilmiştir.

3-Bütün Anadolu’ya örnek olmak üzere Sivrihisar ismi ile bir uçak satın alınarak Türk ordusuna bağışlanmıştır (18 Haziran 1921).

4-Halkın ulusal hareket lehindeki çalışmalarını öğrenen düşman, en feci zulüm ve vahşeti yaparak, Sivrihisar’ın köylerinin tamamına yakınını tümüyle yakmış, 150 bin koyun ile 40 bin sığırı ve çok miktarda eşyayı gasp etmiştir.

Halk, uğradığı zulüm ve vahşetlerden asla ümitsizliğe kapılmamış; evlatlarını cepheye göndermiş olan ihtiyar ana ve babalar, omuzlarında ordunun günlük ihtiyaçlarını taşıma isini üstlenmişlerdir. Bu arada bir yıl süreyle Sivrihisar merkezinde karargah kuran 3. Kolordu’nun bütün subay ve erlerine halk, yaralı gönüllerini açmış; gerektiğinde kendi yiyecek ve içeceklerini onlarla paylaşmıştır.

5-Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne 50 bin lira gönderilmiştir.

6-Ordunun taşımacılıkta kullandığı zayıf hayvanlar, düşman tarafından yakılan köylerin halkına dağıtılmıştır. Köylü bu hayvanları besleyerek işe yarar hale getirmiştir. Bunlar, Büyük Taarruz esnasında, 500 araba ile 2. Ordunun emrinde önemli nakliye hizmetinde bulunmuşlardır.

7-Ocak 1921-Temmuz 1921 tarihleri arasında Hilal-i Ahmer (Kızılay) tarafından düzenlenen bağış kampanyası dolayısıyla Sivrihisar İlçesinden 6.000 Krş. Ankara’ya gönderilmiştir.

Sivrihisar’ın Türk Milli mücadelesine katkıları bağlamında iki önemli şahsiyeti de mutlaka zikretmek gerekir. Bunlardan biri, Mehmet Niyazi (Çamoğlu) Efendi’dir. 1863’te Sivrihisar’da doğan Mehmet Niyazi Bey, Çamzade Hacı Ahmet Efendi’nin oğludur. İlk ve orta öğrenimini medresede tamamladıktan sonra ticaretle meşgul oldu ve yöresinde hayvan yetiştiriciliği yaptı. Bu arada Liva Meclisi ve İdare Heyetinde üye olarak bulundu. TBMM’nin I. Döneminde Eskişehir’den Milletvekili seçilerek 23 Nisan 1920’de açılışına katıldı. Mecliste İktisat Komisyonunda çalıştı. 26 Ocak 1922’de Harp Encümeni kararıyla ordu geri hizmetlerine gözetim ve yardım için izinli sayıldı. Üç ay batı cephesindeki askerin iaşe işlerine yardımcı oldu. Milletvekilliği sona erince Eskişehir’e dönerek işleriyle meşgul oldu. 20 Kasım 1945’te İstanbul’da öldü. Evli ve iki çocuk babası idi.

Diğer önemli şahsiyet ise Sivrihisar Müftüsü Mehmet Ali Niyazi Efendi’dir. 1873’te Sivrihisar’da doğan Niyazi Efendi, Helvacızde Müftü Osman Efendi’nin oğludur. İlk ve orta öğrenimini Sivrihisar’da yaptı. Daha sonra İstanbul’a giderek öğrenimini tamamladı. Öğrenimi sonrasında 1908’de Sivrihisar Ziyaiye Medresesi’nde müderris olarak göreve başladı. Bu görevde iken, 7 Mart 1909’da Sivrihisar Müftülüğü’ne atandı. Milli Mücadele’nin ilk günlerinde milli harekata katıldı. Kuvay-i Milliye’nin ikmali hususunda önemli hizmetleri oldu. Ankara Fetvası’nı tasdik ederek ulusal direnişin dinî yönden de meşru olduğunu halka duyurdu.19 Nisan 1930’da görevde iken vefat etti. Sivrihisar mezarlığına defnedildi. Ailesi, “Erdoğan” soyadını aldı.

Yunanlılar, 15 Ağustos 1921 tarihinde Sivrihisar ilçesinin merkezini işgal etmişlerdi. Görgü tanıklarının ifadelerine göre işgal olayı şöyle gerçekleşti: “Düşmanın öncü süvarileri, Musalla önüne geldiler. Kazanın ileri gelenlerinden ordumuz hakkında bilgi almak istedikleri sırada, Sakarya istikametine çekilen birliklerimizin artçıları tarafından Tombakkaya mevkinden yapılan birkaç el silah atışına hedef oldular. Buna kızan Yunan süvarileri, kaza eşrafından Hekimin Osman, Salim Hoca ve halktan birkaç kişiyi rehin alarak gittiler. Bilahare bu kişileri serbest bıraktılar. Düşman, kazayı işgal ettikten sonra kolordu karargahını ve hastanesini ilçeye yerleştirme çabasına koyuldu.

Ordumuzla Ankara’ya giden Belediye Başkanına vekalet etmekte olan Hekimin Osman’dan bu amaca uygun bir yer istediler. Tenekeli mektep ve diğer okulları hastane; Biçerli Hasan Bey’in evini de karargah binası olarak kullanmaya başladılar. Bu sıralarda Yunan askerlerinin yağma ve talana giriştikleri görüldü. Bu durum, yapılan temaslar sonunda, sokaklara çıkanları iki sivil Türk ile iki Yunan devriyesinin marifetiyle önlendi.

Düşman kuvvetleri Ankara istikametine doğru taburlar halinde geçiyorlar ve her geçtiği yeri harabe haline çeviriyorlardı. Para ve altın almak için insanlık dışı işkenceler ızdırap kaynağı oluyordu. İşgal olayının görgü tanıklarından İsmail Hakkı BİÇER (Sivrihisar-1907 doğumlu) de şunları anlatır:

… Kurban Bayramı’nın birinci günü, kümelisi geldi gavurun, bu kumlu yoldan. Gördük, toplar, tüfekler hepsi geldi… Sivrihisar işgal oldu… Yunan ordusu buradan Polatlı’ya giderken o kadar ümitliydiler ki, hemen bir gün sonra işgal edecekler Ankara’yı. O kadar ümitliydiler. “O Kemal’i (Mustafa Kemal Atatürk) yakalayacağız, O’nu öldüreceğiz, bu harbin sebebi bu”. Türkçe bilen Ermeni ve Rumlar da asker olmuş Yunan’a. Köylerde Yunan askeri halka çok işkence yapmışlar. Burada da oldu… Bana bile eziyet ettiler. Bizim bir ufak bağımız vardı. Aşağıda Kanlı Kavak mevkiinde. Kimse yok bende, baba anne yok bende, babam şehit, annem ben küçükken ölmüş. Sadece babaannem vardı. O da 80-90 yaşlarında. Oğlum, ağzım kurudu… Git şu bağa biraz üzüm getir dedi… Neyse gittim vardım bağa, belki 25-30 gavur var bağın içinde. Bağın altını üstüne getirmişler… Bir kurşun attılar, “cızırt” dedi geçti, değmedi amma, dikildim kaldım. Biri silahı ile geldi, biri de onun arkasından geldi. O silahın dipçiği var ya bir vurdu bana. Ben aldırmadım. Fakat bir daha vurunca ben göçtüm, ondan sonra silkiverdim üzümü, alın kafirler yiyin diye… Biz yokken eve girmişler. Fakir evinde ne olur, yufka ekmeğini döke saça almış gitmişler..” İşgalin 33′üncü günü, Yunan mevzilerinden sızarak, ilçeye gelmeyi başaran 60-70 civarında Türk Akıncı Müfrezesi, güneyden ve Şinşırak Kayası’ndan düşmanı çevirme hareketine koyuldular. Sokaklarda amansız bir vuruşma olmuştur. Sonunda yenilgiye uğrayan düşman, panik halinde Dümrek Köyü istikametine kaçmıştır. Bu vuruşma esnasında çok sayıda Yunan askeri öldürülmüş, Türk Akıncı Müfrezesi ise bir şehit vermiştir.

Bir avuç Türk’ten yediği darbe, düşmanı çılgına çevirmiştir. Bu yüzden, Akıncı Müfrezesinin şehirden ayrılmasıyla birlikte Yunanlılar pür hiddet Sivrihisar’ı tekrar işgal etmişlerdir. İlçe merkezini topa tutup yakmak girişiminde bulunmuşlar; ancak Yunan ordusunda görevli bir doktor ile 16 civarındaki yaralının, Akıncı Müfrezesi’nin Sivrihisarlılarla ilgisinin bulunmadığını, onların dışarıdan geldiklerini açıklamaları üzerine şehir merkezi yakılıp yıkılmaktan kurtulmuştur. Bununla birlikte Sivrihisar ilçesi halkı, Yunan işkence ve hakaretine maruz kalmıştır. Ayrıca, eşyaları ve erzakları Yunan askerlerince yağmalanmıştır. Yunan ordusunun zulüm ve vahşetine maruz kalan Sivrihisar köyleri de şunlardır:
Ağaören, Aşağıbağçecik, Atlas, Ayvalı, Babadat, Ballıhisar, Bedil, Çakmak Çardaközü, Çaykoz, Damlıca, Demirci, Devletşah (Dolaca), Dinek, Doğray, Dürmek, Elcik, Gecek, Gerenli, Güvemli, Gerenli, Hamamkarahisar, Holanta, İbikseydi, İcadiye, İzören, İmikler, Siliban, Kabak, Karaburhan, Karacören Yaylası, Karaçam, Karabat, Karakaya, Karkın, Kavacık, Kaymaz, Kertek, Kınık, Kıratlı, Kızılcaören, Koçaş, Koçcağız, Kotlan, Kürtün, Kozağacı, Mercan, Mülk, Hortu, Oğlakçı, Okçu, Ortaklar, Orhaniye, Reşadiye, Sadıkbağı, Paşakadın, Sürez, Tekören, Tekke, Yaverören, Yazır, Türkmenmecidiye, Yörme, Zaferhamit, Zey.

Sivrihisar’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurulması ile ilgili olarak 17 Ekim 1919’da yapılan seçimlerde; Evliyazade Salim Efendi 161, Çamzade Mehmet Efendi 160, Emir Eyyüp oğlu Mustafa Efendi 138, Bekir Beyzade İbrahim Bey 80, Amasyalızade Talat Bey 61 oy alarak “Heyet-i idare”yi oluşturmuşlardır.

Milli Mücadele esnasında 195 şehit veren Sivrihisar halkı, Kurtuluş Savaşı esnasında özellikle Kuvay-i Milliye’nin ikmali konusunda örnek davranışlar sergilemiş, unutulmaz hizmetler sunmuştur.

İtilaf devletlerinin Anadolu’ya çıkışını müteakip bir çok din adamı meyanında Mehmet Akif’in Sivrihisar Ulu Camide çarpıcı misallerle gelen kuvvetlerin kesif propagandaları aksine halife ordusu değil, yunan ordusu olduğunu hamidiye köyüne gönderilecek bir kaç gençle durumun açıklığa kavuşturulacağı ikazına rağmen yıllarca Osmanlıya tabi yunanın buna cüret edemeyeceği inanç ve özgüveni içinde istila ordusunu halife ordusu diye kabul edenlerin olduğu anlaşılıyor.

Vatan Müdafaasında Sivrihisar

Sivrihisarlılar tarihten günümüze vatan müdafaasında her zaman şerefli yerlerini almışlar ve alacaklardır. İstiklal savaşında şehid ve gazi babaların çocukları olarak bize kalan madalyalarını şerefle gelecek kuşaklara onlara layık olmak azmi ve kararı ile devir edeceğimiz muhakkaktır. Araştırmacı Ahmet ATUK’dan Milli Savunma Bakanlığı kayıtlarına dayanan bilgilere ve uzmanların ifadesine göre Çanakkale savaşlarında ve diğerlerinde bazen bir bölük hatta alay efradı toptan şehit olmakla askere gidip dönmeyen ve kimlikleri tesbit edilmeyen şehitler bu sayıya dahil olmadığı kanaati yaygındır.

Milli Mücadele’nin ilk günlerinden itibaren Sivrihisarlılar, sergiledikleri vatanseverlikle, bu kutsal mücadelenin kazanılmasında önemli bir rol oynamışlar; savaşın bütün acımasızlığı ve vahşeti karşısında ortaya koydukları asil davranışla da, Milli Mücadele tarihimizde hak ettikleri yeri almışlardır.

Sivrihisar’da Yunan Vahşet ve Zulmü >

cumhur
KAYNAKÇA:
1- Tahsin Özalp, Sivrihisar Tarihi, Eskişehir 1960 ve ESKİŞEHİR Eskişehir İl Yıllığı – 1967
2- Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C. III Ankara 1995
3- Ahmet Atmaca-E. Küçükaslan, Sivrihisar ve Köylerinde Yunan Mezalimi, T.B.M.M. Zabıt Cerideleri
4- Dr.Halime Doğru, 15. ve 16. Yüzyıllarda Sivrihisar Nahiyesi-1997
5- Orhan Keskin, Bütün Yönleriyle Sivrihisar, İstanbul 2001
6- Ali Sarıkoyuncu, S.Önder, M. Erşan, Milli Mücadelede Eskişehir, 2002
7- Eskişehir Valiliği ESKİyeni Dergisi 2010
8- Eski Bir Şehrin Hikayesi Sh.38 – Doç.Dr. Zafer KOYLU – Melis BİRGÜN Ağustos 2015
9- Sivrihisar Eğitim Vakfı, Burası Sivrihisar – 2016 Sivrihisarın Tarihçesi
10- Ahmet Kılıçaslan – Sivrihisar Örf ve Adetleri – 1997

Kategoriler
Sivrihisar Haberleri

Kurtuluştan Kuruluşa Sivrihisar Sergisi

“Kurtuluştan Kuruluşa Sivrihisar” Sergisine Davet

Milli Mücadelenin her safhasına tanıklık etmiş Sivrihisar halkının, bağımsızlığımızın kazanılması uğruna vermiş olduğu büyük destek ve emekleri gündeme getirerek tekrar hafızalara taşımak ve yeni nesillere aktarmak arzusu ile Sivrihisar Belediyesi Cumhuriyetin kuruluşunun 94. Yılında, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle “Kurtuluştan Kuruluşa SİVRİHİSAR” adı altında fotoğraf ve resim sergisi düzenleyecektir.

28 Ekim Cumartesi Günü Eskişehir Espark AVM’de saat: 11:00’de açılışı yapılacak olan sergiye tüm vatandaşlarımız davetlidir. “Kurtuluştan Kuruluşa Sivrihisar” fotoğraf ve resim sergisi 5 Kasım tarihine kadar açık olacaktır.

***

Sivrihisar belediyemizce ESPARK AVM’de düzenlenen ve geniş bir kitlenin katıldığı “Kurtuluştan Kuruluşa Sivrihisar” adlı resim ve fotoğraf sergisi etkinliği için başta Sivrihisar belediye başkanı sayın Hamid Yüzügüllü olmak üzere başkan yardımcısı sayın Hüseyin İlhan’a, Kültür müdürü sayın Meriç Okur’a, emeği geçenlere, öğrencilerimize, ve katılımcılara ilçemiz adına teşekkürlerimizi sunuyoruz.



Kategoriler
Sivrihisar Haberleri

Sivrihisarın Düşman İşgalinden Kurtuluşu Törenlerle Kutlandı

Kurtuluş Savaşının tüm evrelerine tanık olmuş kısa bir sürede olsa düşman işgalinde kalmış Sivrihisar var olma savaşında pek çok ilklere ev sahipliği yapmıştır. Türk ordusunun; işgalcileri Anadolu’dan atabilmeleri ve kesin zafere ulaşmaları için ciddi şekilde savaşa hazırlanması gerekiyordu. Bunun için milletimiz büyük gayret ve fedakarlıktan kaçınmıyordu. Cihan savaşında yedi cephede savaşan Anadolu yiğitlerinin, yurtlarında kalan ana, babaları ve çocuk denecek yaştaki gençleri varını yoğunu kendisini düşmandan kurtaracak kahraman ordumuza vermeye hazırdı.

1921 yılında, fedakar Sivrihisar halkı aralarında topladıkları 4000. TL ile bir uçak satın alıp, kahraman ordumuza armağan etmişlerdir. Yine 1922 yılı Mart ayının 24’ ünde Ankara Hükumetinin Bakanlar Kurulu ilk kez Ankara dışında Sivrihisar Zaimağa Konakta toplanmış. Sakarya Savaşının galibi olan ordumuza İngiliz, Fransız ve İtalyan Hükumetinin Ateşkes çağrısını görüşmelerine ev sahipliği yapmıştır. Sivrihisarlılar tarihten günümüze vatan müdafaasında her zaman şerefli yerlerini almışlar ve alacaklardır.

96. YIL KUTLAMALARI -2017-

SİVRİHİSAR KURTULUŞUNU COŞKUYLA KUTLADI

20 Eylül Sivrihisar’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 96. yılı tören ve çeşitli etkinliklerle kutlandı. Saat 10.30’da başlayan törende Hükümet meydanındaki Atatürk anıtına çelenk konuldu. Tören sonunda halk oyunları ve mehteran gösterileri yapıldı.

Akşam saat 20.00’de Sivrihisar Açık Hava Heykel Müzesi alanında sanatçı Hasan Yılmaz’ın sahne aldığı halk konseri düzenlendi. Konser, KANAL 26’dan canlı olarak yayınlandı. Ayrıca havai fişek gösterisi yapıldı ve dilek balonları gökyüzüne bırakıldı.

[otw_shortcode_content_toggle title=”95. YIL KUTLAMALARI -2016- ⇓⇑” opened=”closed”]

Sivrihisar’ın Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 95. Yılı Coşkuyla Kutlandı

Sivrihisar’ın kurtuluş günü kutlamaları saat 10:00 da Hükumet Konağı önünde çelenk sunma, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Tören kutlamaları; protokol konuşmaları, halk oyunları ve Eskişehir Kültür Derneği Mehteran takımı gösterileri ile devam etti. Öğle namazından sonra da tarihi ulu camide tüm şehitlerimiz anısına mevlit okundu.

Törene Sivrihisar Kaymakamı Erdinç Yılmaz, Belediye Başkanı Hamid Yüzügüllü, Hava Meydan ve Garnizon Komutanı (Yarbay) Mustafa Arlı, Sivrihisar Cumhuriyet Savcısı Faruk Güneş, İlçe Emniyet Müdürü V. İlhan Sarıca, belediye meclis üyeleri, daire amirleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, siyasi partilerin ilçe temsilcileri ile öğrenciler katıldı.

Tören Konuşmasında Kaymakam Erdinç Yılmaz; “Sivrihisar halkı, Kurtuluş Savaşı sırasında zor şartlar altında elindeki her şeyini bağışlayarak olağanüstü fedakarlık örneği sergilemiş, uçak satın alıp Türk Ordusuna hediye etmiş ve Kurtuluş Savaşının seyrinin değişmesine vesile olmuş kahramanların yetiştiği yerdir.dedi.

sivrihisarin-kurtulusu-95Tören Konuşmasında Belediye Başkanı Hamid Yüzügüllü;

Kıymetli Hemşehrilerim, Buram buram tarih, kültür kokan güzel ilçemiz Sivrihisar’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. yılı hepimize kutlu olsun.

Biz tarihimizi birlikte yazdık, bu millet geçmişte olduğu gibi bundan sonrada acılarını, zor zamanlarını paylaşarak özgür, mutlu, müreffeh bir kader birliği içinde yaşayacaktır.

20 Eylül 1921, 95 yıl önce bugün Yunan ordusu tarafından kuşatılan ilçemizi işgalden temizleyen ecdadımızla ne kadar övünsek azdır. Sivrihisar işgale boyun eğmemiş, özgürlük için ölmeyi yeğlemiş Vatanı, Milleti, Bayrağı için gerektiğinde canını gerektiğinde malını feda eden Kahramanlar diyarıdır.

Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve Milletimizin aziz evlatlarının önünde saygıyla eğiliyor, Sivrihisarlılar olarak bizlere böylesine güzel bir memleket hediye eden kahraman ordumuzu, dedelerimizi, ninelerimizi rahmet ve minnetle anıyor, şükranlarımı sunuyorum.diyerek konuşmasını tamamladı.

Kurtuluş etkinliği içerisinde İhsan Biçerli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Hasan Hüseyin Kılınç’ın konuşmasını takiben Fahri Keskin Fen Lisesi öğrencisi Berkay Altınsoy tarafından Sivrihisar şiiri okundu. Sivrihisar Prof.Dr. Mehmet Kaplan Ortaokulu folklor ekibi gösterisi coşku ile izlendi. 20.09.2016

95-kurtulus-toren

İlçemiz insanı milli kurtuluş destanının yazılmasında, çok büyük kahramanlıklar göstermiş ve önemli roller oynamıştır. Bunlardan en önemlileri; “Sivrihisarlı Mülazım (Teğmen) Ahmet Hamdi Bey”, “Zaimoğlu konağı” ve “Sivrihisar Uçağı”dır.

SİVRİHİSAR’LI MÜLAZIM (TEĞMEN) AHMET HAMDİ BEY: Memleketin yabancı istilasına uğradığı hissine kapılan ve Rum taşkınlıklarına kızan, 15. fırka (Tümen) makineli Tüfek Subayı Ahmet Hamdi Efendi, Rum çetelerinin, Türk Köylerine ve halkına yapmakta oldukları zulüm ve tecavüzden üzülerek, bir makineli tüfek ve emrindeki askerlerle, 17-18 Mart 1919 gecesi, dağa çıkmıştır. Türk Makineli Tüfek birliğinden Sivrihisarlı Mülazım (Teğmen) Ahmet Hamdi Bey’in bu olayı “Kurtuluş savaşının ilk kıvılcımı ve ilk direnişini” göstermesi bakımından çok önemli bir olaydır. “MİLLİ MÜCADELEDE GİZLİ BİR KAHRAMAN” detaylı bilgi için tıklayın >

ZAİMOĞLU KONAĞI: Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, İstiklal Savaşı sırasında bir süre ikamet ettiği ve bakanlar kurulunun Ankara dışında ilk kez toplantı yaptıkları Sivrihisar’daki Zaimoğlu Konağıdır. Ankara dışındaki ilk toplantısına başlayan Mustafa Kemal başkanlığındaki Bakanlar Kurulu tam bir hafta süreyle ateşkes konusunu görüştü. Hararetli tartışmaların yaşandığı ”Zaimoğlu Konağındaki toplantıda ateşkes önerisi, “Anadolu topraklarının hemen boşaltılması şartıyla” kabul edildi.

SİVRİHİSAR UÇAĞI: Kurtuluş Savaşı dönemi tüm Anadolu gibi Sivrihisar’da yokluk ve Yunan işgalinin altında ezilmiş, buna rağmen Sivrihisar halkı; dişinden tırnağından artırdığı ve aralarında topladığı 4.000 lirayla 1921 yılında Ordumuza bağışladığı uçak ve Kurtuluş Savaşında gösterdiği kahramanlıkla gurur ve sevinci birlikte yaşamaktadır.

Atatürk’ün özel not defterine kendi el yazısı ile şöyle bir not düştüğünü; “Sivrihisar’dan tayyare bedeline verilmek üzere Osmanlı Bankası’na 4 bin lira çeki Eskişehir Mebusu Mehmet Efendi’dedir. (Fevzi Paşa’ya verilecektir.)” deyip o meşhur imzasını atmıştır. Bu gerekçelerle Sivrihisar Kurtuluş Savaşındaki tarihsel yerini alırken haklı gururu da üzerinde taşımaktadır. Ecdadımızla ne kadar övünsek azdır. Necmi GÜNAY [/otw_shortcode_content_toggle]
[otw_shortcode_content_toggle title=”94. YIL KUTLAMALARI -2015- ⇓⇑” opened=”closed”]

SİVRİHİSAR’IN KURTULUŞU KUTLANDI

kurtulus-torenSivrihisar ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 94. yılı törenle kutlandı. Tören, Hükumet Konağı Atatürk Anıtı’na çelenklerin konulması, saygı duruşu bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı.

Belediye Başkanımız Hamid Yüzügüllü, törende yaptığı konuşmada, kurtuluşumuzu coşkuyla kutlamamız gereken bir günde bir yanımızın buruk olduğunu ifade ederek son dönemde yaşadığımız şehitlerimizi bir kez daha minnetle andı.

Törene, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Sivrihisar Kaymakamı Erdinç Yılmaz, CHP Eskişehir Milletvekilleri, Hava Meydan ve Garnizon Komutanı Albay İsmet Ünlen, Cumhuriyet Başsavcısı Tamer Evin, Emniyet Müdürü Emre Bostan, belediye meclis üyeleri, daire amirleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. 20.09.2015

[/otw_shortcode_content_toggle]

Kategoriler
Sivrihisar'da Yetişen Ünlüler

Sivrihisarlı Mülazım Ahmet Hamdi Ayker

Milli Mücadele Gizli Bir Kahraman

sivrihisarli-mulazim-ahmet-hamdi-efendiTarih kitaplarında kendine hak ettiği yeri ve değeri bulamayan Mülazım (Teğmen) Ahmet Hamdi Efendi en az bir Hasan Tahsin, bir Maraşlı Sütçü İmam, bir Antepli Şahin Bey kadar hayırla yâd edilmeyi hak eden vatanperver bir kahramandır. 

Mülazım Ahmet Hamdi Bey, (H-1316) 01 Temmuz 1900 tarihinde Eskişehir İlinin Sivrihisar ilçesinde dünyaya gelmiştir. Babası Halil İbrahim Efendidir. Osmanlı Devletinin I. Dünya Savaşı’na katıldığı yıllarda, 1914’te Eskişehir Muallim mektebinden mezun olmuş, 5 Mart 1918’de ise İstanbul İhtiyat Zabiti Talimgahını (İstanbul Yedek Subay) Okulunu bitirmiştir. Daha sonra ise 9. Orduya bağlı 15. Fırka 38. Alay 2. Bölük takım komutanlığına sevk edilmiştir. O tarihlerde Samsun ve çevresinde Pontus Rum Çeteleri ortaya çıkmış ve buradaki Türkler üzerinde baskılarını iyice artırmaya başlamışlardır. Bu bölgede yaşayan Türklerde kendilerini savunmak durumunda kalmış ve kendi imkanlarıyla güvenliklerini sağlamaya çalışmışlardır. Bundan dolayı İngilizler Mondros Mütarekesinin 7. Maddesine dayanarak. 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a 200 kişilik askeri birlik çıkarmışlar, bir müfrezede Merzifon’a göndermişlerdi.

Kurtuluş Savaşı öncesi, çoğu Rum olmak üzere, 50-60 kadar çete, Samsun Sancağı içinde, huzur ve asayişi kökünden sarsmıştı. Bölgedeki Rum halkının bu durum karşısında sevinç gösterilerinde bulunması ve hatta taşkınlık yapacak kadar ileriye gitmesi üzerine ilk tepki, 17-18 Mart 1919 gecesi, Samsun’daki Türk Birliğinden geldi. 15. Tümen Makineli Tüfek komutanı olan Ahmet Hamdi Bey memleketin düşman istilasına uğradığı endişesiyle isyan eder ve bir makineli Tüfek ve bir gurup askerle 17-18 Mart 1919 gecesi dağa çıkar. Ahmed Hamdi Beyin 17 Mart 1919 gecesi Samsun dağlarında attığı ilk kurşun aslında Anadolu’daki bağımsızlık mücadelesinin başlama kıvılcımını dolaylı da olsa ateşlemiş oldu.

Ahmet Hamdi Bey, Mahmur Dağı’na doğru Rum çetelerinin üzerine yürür. Türk subayının bu davranışı diğer Türk askerlerine ve Türk milletine örnek olmuş ve güç vermiştir. Bu durum karşısında Rum Pontus çetelerinin liderleri İngilizlerden güvenliklerinin sağlanması konusunda yardım isterler. İngiliz Yüksek Komiserliğinin de Türk halkının silahlandığı konusundaki şikayetleri artar. İngilizler dikkatlerini bu bölge üzerinde yoğunlaştırır, 19 Mart günü Samsun açıklarında bekleyen İngiliz gemisinden şehre 100 asker çıkarırlar. 

Ahmet Hamdi Bey İngilizler tarafından Osmanlı Hükumetine şikayet edilir. İngilizler Teğmenin yakalanmasını ve cezalandırılmasını isterler. Buna gerekçe olarak da bölgedeki Rum halkının can ve mal güvenliğinin kalmamasını gösterirler. Mülazım Hamdi Bey olayından sonra İtilaf Devletlerinin Osmanlı Devleti üzerinde baskıları artar ve Osmanlı Devletine bir nota verilir. “Samsun ve çevresindeki Rum köyleri her gün Türklerin saldırısına uğramaktadır. Onların emniyet ve huzurunu temin etmek insanlık borcumuzdur. Eğer siz bu konuda aciz iseniz bu vazifeyi biz üzerimize alacağız.”

Bu durum Türklerin soykırım yaptıkları şeklinde duyurulur. İtilaf devletleri Samsun ve çevre köylerine Türk çetelerinin saldırdığını hükümetin güvenliği sağlamaması halinde bölgeyi işgal edeceklerini bildirmesi üzerine 30 Nisan 1919’da 9.Ordu Müfettişliği’ne Mustafa Kemal atanır ve 19 Mayıs 1919 da Samsuna varır. Mustafa Kemal 22 mayısta İstanbul hükumetine ilk raporunu verir. Raporda: “İngiliz kıtasının Samsuna çıkması üzerine, memleketin yabancı istilasına uğradığı hissine kapılan ve Rum taşkınlıklarına kızan, 15. Tümen makineli Tüfek Subayı Ahmet Hamdi Efendi Rum çetelerinin Türk köylerine ve halkına yapmakta oldukları zulüm ve tecavüzlere üzülerek bir makineli Tüfek ve emrindeki askerlerle 17-18 mart gecesi dağa çıkmıştır.”diye belirtmiştir. Bu rapordan sonra Mülazım Ahmet Hamdi Bey 25 kasım 1919 da terhis edilmiştir. Milli Mücadeleye ise 22 mayıs 1919 tarihinde, 15. Tümen, 38. Alay 3. Tabur 11. bölüğe iltihak ederek katılmıştır. Sakarya ve İstiklal Savaşının her safhasında onu cephede görmekteyiz.

sivrihisarli-mulazim-ahmet-hamdi-beyKurtuluş Savaşındaki başarılarından dolayı kendisine TBMM tarafından 26 Şubat 1926 da 2096 sayılı beratla kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verilmiştir. Kahramanımız askeri alandaki başarısını sivil hayatına da taşımış Kurtuluş Savaşından sonra İzmir’e yerleşmiş, subay maaşlarından yaptığı birikimlerle kendisine Buca ilçesi Kızılçullu Semtinde bir bakkal dükkanı açmıştır. Ticaret hayatına bir bakkal dükkanıyla atılmasına rağmen ilerleyen zamanlarda şirket kuracak düzeyde bir ilerleme kaydetmiştir. İşlerini büyütmek için iş yerini Anafartalar Caddesi’ne taşımış, işini perakendecilikten toptancılığa çevirmiştir.

II. Dünya Savaşının çıkması üzerine ihtiyat olarak askere çağrılmış, 324. Alay 1. Tabur , 2. Bölük komutanı olarak Ağustos 1942 de ordudan tekrar terhis edilmiştir.

Ahmet Hamdi Beyin kahramanlığını genel kurmay başkanlarımızdan Fevzi Çakmak Paşa’nın anılarında da görmemiz mümkündür. Ayrıca Selahattin Selek “Anadolu İhtilali” adlı eserinde “Türk makineli tüfek birliğinden Sivrihisarlı Mülazım Ahmet Hamdi Bey adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması ve kurtuluş savaşının ilk fitilini ateşlemesi ve ilk direnişi göstermesi bakımından çok önemli bir olaydır.” demiştir. Yine Kamuran Gürün “Savaşan Dünya ve Türkiye” adlı eserinde “Ahmet Hamdi Beyin yaşanan olaylar karşısında dağa çıkarak, İngilizlere nota verdirmesine Mustafa Kemal’in görevlendirilmesine Kurtuluş savaşının dolaylı da olsa başlamasına sebep olmuş oluyordu.” ifadelerini kullanmıştır.

Kurtuluş savaşının en önemli kahramanlarından biri olan ve Milli Mücadelede oynadığı aktif rolle istiklal fikrinin fitilini ateşleyen Ahmed Hamdi Bey 22.02.1992 Tarihinde hakkın rahmetine kavuşmuştur, İzmir Balçova Mezarlığına defnedilmiştir.

Evet, Mülazım Ahmet Hamdi Bey Hakkın rahmetine kavuştu ancak cesareti ve fedakarlığı ile Türk halkına örnek oldu ve Kurtuluş savaşının ilk kıvılcımını ateşledi. Milli Mücadelenin kazanılması yolunda ilk adımlardan birini atmış oldu. Vatan, millet, bayrak ve mukaddesat uğrunda canları ve kanlarıyla mücadele eden ecdadımızın yaptığı fedakarlıklar bazen tüylerimizi diken diken edecek mesabededir.

Bu kahramanlardan Sivrihisarlı Mülazım Ahmet Bey de Türk’ün genlerinde var olan İstiklale susamışlığın o dönemdeki bir sembolü olarak dağlara çıkmış ve işgalci güçlere tepkisini Samsun dağlarından vermiştir.

Milli Mücadele kahramanımız Mülazım Ahmet Hamdi Efendiye bu vesileyle Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.

***

ayse-yilmazAtatürk Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi Ayşe Yılmaz‘ın Ekim 2015’te Sivrihisar Sempozyumunda sunduğu yazının özeti.

Ayrıca, yazının hazırlanmasında emeği geçen Yazar Necmi Günay Bey’e teşekkür ederiz.

footer

Kaynak:http://kartv.net/tr-tr/kose-yazilari/9154/milli-mucadele-gizli-bir-kahraman-mulazim-ahmet-hamdi-bey
Kategoriler
Edebiyat

Sema Turan Sivrihisar Şiiri

CUMHURİYET’İN TANIĞI SİVRİHİSAR

Yıl 1921, Aylardan Ağustos’un 12’si
Bugüne rastlar yunan işgali
Cehenneme döner Sivrihisar
Yaşar korkunç zulüm ve Vahşeti.
****
Hükumet konağına Yunanlılar girer hızla
Dehşet saçarlar karışır toz, dumana
Ne varsa yakar, yıkar
Savururlar sokaklara topladığını saklar

Sivrihisarlılar teslim eder
TÜRK akıncılarına
****
Taş üstünde taş koymaz hain Yunanlılar.
400 TÜRK erini esir alırlar.
45 köyün tamamını 26’sını kısmen yakarlar.
Böyle bir vahşete karşı koyar Sivrihisarlılar.
****
Sivrihisarlı dişinden tırnağından artırdı
Yokluk savaş demedi varını, yoğunu topladı
İlk uçağını alıp TÜRK ordusuna bağışladı
Halim CANKO ile Sivrihisar Semaların da havalandı
Adını Tarihe yazdırdı
****
Başa baş dişe diş mücadele eder Sivrihisarlılar.
Yunanın zulmüne eğilmez dimdik dururlar.
500 Mavzer tüfek 45 koşum atını
Kahraman TÜRK ordusuna bağışlar
****
Mustafa KEMAL paşa gelir Sivrihisar’a
Bir hafta kalır zaimoğlu konağında
On iki kişilik bakanlar kuruluyla
İşgalden Cumhuriyete tanıklık eder konakta
****
Zaim oğlu konağı deyip geçme adına
Mustafa KEMAL paşayı ağırladı bağrında
Konak’ta tek bir şartla ateşkes kabul edildi
Anadolu’yu hemen boşaltmak şartıyla
****
RABBİM Mustafa KEMAL paşaya verdi güç ve cesaret
Yıkamaz dedi TÜRK Milletini hiç bir kuvvet
Sivrihisar’ın verdiği mücadele ve amansız savaş
Çılgına çevirdi yunanı bir avuç dediği millet
****
Bakmayın ufak tefek kadın olduğuna
Yunana karşı oda savaştı Sivrihisar’da
Onca baskı işkenceye maruz kaldı
Yine de konuşmadı üsteğmen Kara Fatma
****
Mücadele kıvılcımını çakan
Ahmet Hamdi beyle
İlk meclis vekili Mehmet Çamoğluyla
Ulusal Direnişi Meşru sayan Müftüsüyle
Ve ismini yazamadığım Şehitler ve Gazisiyle
İşgalden Cumhuriyete yol aldı Sivrihisar….

Sivrihisar
Koca Bir Tarihi Bağrında Saklar

[blockquote style=”4″]
Kayasıyla Saat Kulesiyle
Bamya çorbasıyla Kepen kelemiyle
Hakıklar lakaplı üç kardeşiyle
Bir başkadır Sivrihisar
****
Kilisesiyle Ulu Camisiyle
Hayvancılık ve Çiftçiliğiyle
Arabaşı ve şivesiyle
Bir başkadır Sivrihisar.
****
Tamamı mermer gavur hamamıyla
Ballıhisar Dinek Bayırıyla
İpek yolu Kibele Tanrıçasıyla
Bir başkadır Sivrihisar
****
Batık şehri Pessinusla
Garipce diye yoluyla
Nasrettin Hoca Hortusuyla
Bir başkadır Sivrihisar
****
Koçaş patlıcanıyla baklavasıyla
Cana yakın insanıyla
Depremi durduran iki safıyla
Bir başkadır Sivrihisar.
****
Zaimağa Konağıyla
Atatürk ve ilk bakanlar kuruluyla
Yunus Emreyle Hızır Beyiyle
Bir başkadır Sivrihisar[/blockquote]

(EŞYODER Dernek üyesi Sema Turan
Bize bu tarihimizi yeniden yaşatan Sayın Necmi GÜNAY’a ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler)

Kategoriler
Sivrihisar Haberleri

Milli Mücadelede Cumhuriyetin Tanığı Sivrihisar ve Tarihi Sergisi

ESKİŞEHİR’de TARİHİ SİVRİHİSAR SERGİSİ

eskisehir-sergiİlk olarak Ekim ayında Sivrihisar da düzenlenen “Sivrihisar Sempozyumu” etkinliği kapsamında yapılan serginin ikincisi 06 Aralık 2015 Pazar günü saat 13:00 de Eskişehir (Espark yanı) Atilla ÖZER karikatürlü ev uygulama merkezinde yapıldı.

Necmi GÜNAY hemşehrimizin “Milli Mücadele’de Cumhuriyet’in Tanığı SİVRİHİSAR” isimli sergi kalabalık bir katılımın olduğu açılış konuşmalarının ardından izlenime sunuldu.

Sergi açılışında konuşan yazar Günay, amacının Sivrihisar’ın tarihini ve bilinmeyenlerini ortaya çıkarmak olduğunu bildirdi.

Tozlu raflarda kalan tarihi gün ışığına çıkarmak için çalıştıklarını belirten Günay, “Bunun yanında Kurtuluş Savaş’nda Sivrihisar’da direnişi başlatan Sivrihisarlı Mülazım Ahmet Hamdi Beyi tanıtıyoruz. Milli mücadelede cumhuriyetin tanıklığını yapan bir ilçeyi tanıtmaya çalıştık” dedi.

Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Nuray Akçasoy ise Sivrihisar tarihini Eskişehir halkına tanıtacaklarını anlatarak, eserleri ortaya çıkaran Günay’a teşekkür etti.

Sivrihisar tarihini anlatan fotoğraf ve metinlerden oluşan 67 parça eser 13 Aralık’a kadar görülebilecek.

sergi-fotoYönetim Kurulu Üyemiz Sn; Necmi GÜNAY’ ın Sivrihisar Belediyesi’nin katkılarıyla tanzim ettiği, Milli Mücadelede Cumhuriyetin Tanığı Sivrihisar Tarih Sergisi Tepebaşı Belediyesi’nin katkılarıyla Atilla Özer Karikatürlü Ev Salonunda bir hafta süreyle geniş bir katılımla açıldı. Katılımları ile bizleri onurlandıran Vali Yardımcımız Ömer Faruk GÜNAY ‘a, Eskişehir Milletvekilimiz Sn; Utku Çakırözler ‘e Tepebaşı Belediye Başkan’ımız Sn; Ahmet ATAÇ ‘a Sivrihisar Kaymakamımız Sn; Erdinç YILMAZ ‘a ESOGÜ Rektör Yardımsı Sn; İlhami ÜNLÜOĞLU ‘na, Sivrihisar Hava Meydan Komutanı Sn; Hv. Alb. İsmet ÜNLEN ‘e, değerli Parti ve STK temsilcilerine teşekkür ederiz.

Milli mücadelede Sivrihisarın yeri, Kurtuluş savaşında ilk kıvılcımı çakan Sivrihisarlı Mülazım Ahmet Hamdi Bey’i, Sivrihisar halkının fedakarlıklarını, Atatürk’ün bakanlar kurulunu Ankara dışında ilk kez Sivrihisarda toplaması ve Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına tanıklık eden, T.C. kuruluşunda tırnak izleri olan Sivrihisar’ımızın bu mücadeleye nasıl katkılar sağladığını görmenizi istiyorum Katılımlarınız bizleri onurlandıracaktır. SAYGILARIMLA, Necmi Günay

* * *

NECMİ GÜNAY “SİVRİHİSAR SERGİSİ”
06.12.2015 Pazar
1… KÜRATÖRLÜK
Tarih şahit toplumun canın yakar gönülden körlük
Ülkemde kaç tane oluştu makamlardan “rektörlük”
“Millî Mücadele- Cumhuriyet ve de Sivrihisar”
Sergisinde Bay Necmi GÜNAY’ın görev “Küratörlük”

2… Necmi GÜNAY
Miladi ve Hicri’de on iki Rumi’de kaç ay?
İnsanlara hizmet içindir yer- gök- felek- gün- ay
6.Aralık.2015 Pazar gününde
SİVRİHİSAR’ı sergiledi Sayın Necmi GÜNAY

3… Nuray AKÇASOY
Seçimler gelince elmastan çok kıymetli olur oy
Kimyacıyım yer kısım kısımdır insanlar da soy soy
Görün ekip arkadaşlarıyla birlik çalışıyor
Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Nuray AKÇASOY

4… SİVRİHİSAR SKD DERNEĞİ
Asıl olan şey kalpten kalbe giden görünmez yoldu
İnceleyin “Anadolu Toprağı” kimlerle doldu
Sivrihisar Sosyal Kültür ve Dayanışma Derneği
İle Eskişehir Kent Konseyi bakın birlik oldu

5… MİSAFİRLER
Eskişehir’de var mı Kalsedon- Bor ve Safirler
Allah için başa taç edilir tüm misafirler
Pazar gün “halimiz- mazimiz ve atimiz” için
Sivrihisar Sergisi’ne geldi has misafirler

6… İbrahim GÜLBAY
Bayrağımı bekler gönder ve gökteki ay
Bunun için birlik olsun hem bayan hem bay
“Cumhuriyet ve Sivrihisar” sergisinde
Malatyalı ve EŞYODER’li şair GÜLBAY

sergi-davetiye

Kategoriler
Etkinliklerimiz

Milli Mücadelede Sivrihisar Sergisi

sergi

Milli Mücadelede Cumhuriyetin Tanığı Sivrihisar

sergi-necmi-gunaySivrihisar Surp Yerortutyun Kilise’sinde düzenlenen ve iki gün süren “Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla 1. Sivrihisar Sempozyumu” etkinliği kapsamında Sivrihisar Belediyesi’nin katkılarıyla, araştırmacı yazar Necmi Günay tarafından hazırlanan “Milli Mücadelede Cumhuriyet’in Tanığı Sivrihisar” adlı sergi açıldı.

Sergi, Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, Sivrihisar Kaymakamı Erdinç Yılmaz, Sivrihisar Belediye Başkanı Hamid Yüzügüllü ve vatandaşlar tarafından gezildi.

Tarihi sergi sempozyum süresince 2 gün, daha sonra Sivrihisar’daki tüm okulların müdür, öğretmen ve öğren­cileri olmak üzere toplam 2430 kişi tarafından gezildi.

Necmi Günay; Sivrihisar’ın milli mücadeleye katkılarını, fedakarlıklarını görsel sunumlarla ve fikirsel metinlerle desteklenerek ziyaretçilerin görsel hafızalarına hitap et­mek amacıyla hazırlayıp açtıklarını ifade ederek, Sivrihi­sar Belediyesine ve emeği geçenlere teşekkür etti.

sempozyum-sergi-necmi-gunayali-atmaca-sergi

SİVRİHİSAR’ın VATAN MÜDAFAASINA ve MİLLİ MÜCADELEYE KATKILARI » yazısı

Kategoriler
Makale ve Yazılar

Sivrihisar’da Yunan Vahşet ve Zulmü

yunan-askerleri-sivrihisardaSivrihisar’ın Yunanlılar Tarafından İşgali

Kütahya ve Eskişehir Muharebelerini kaybeden Yunanlılar, 15 Ağustos 1921 ‘de Sivrihisar’ı işgale başladılar. Yunan kuvvetleri hükümet binasına (şimdiki adliyenin yerinde idi.) girerek tüm evrakları pen­cerelerden aşağıya atıp yakıyorlar. Bazı duyarlı Sivrihisarlılar Nüfus ve Tapu Kü­tükleri (defterlerini) ni cübbe ve palto­lar altında saklayarak evlerine götürü­yorlar. (Bunlar işgalden sonra yetkililere geri verilmişti.) Esasen kütüklerin bir kısmı da işgalden önce Siliban’a (İstiklalbağı) gönderildiğinden böylece yakılmaktan kurtarılıyor.

Hükümet binası hastane yapılıyor. Bele­diye Başkanı Hekimin Osman, halka ilişilmemesi ve Yunan askerlerinin şehir içindeki devriyelerinde Sivrihisarlı bek­çilerin beraberliği şartı ile bir hekim olarak Yunan askerlerine bakmayı kabul ediyor.

Yunan işgalinin 33. günü güneyden Adatepe, Siliban (İstiklalbağı) köyü yö­nünden gelerek Sivrihisar’ı Şınşırak te­pesinden başlayarak kuşatan Akıncı müfrezesi, (60-70 civarında) yapılan amansız savaşta işgalci Yunan kuvvetle­rine büyük kayıplar verdiriyor. Bağlar­daki ahaliden bilgi alıyor ve hemen ev­lerine sığınmalarını istiyor. Düşman ağırlıkları ile Dümrek yönüne kaçıyor. Bu sırada halen şehitlik olan tepede Bagmand (Bağ bekçisi) kulübesinde mevzilenen, cepkenli bir akıncı müfre­zesi mensubu, o civarda 10-15 Yunan askerini öldürdükten sonra alnından vurulup şehid oluyor. Oraya defnedili­yor. (Halen şehitlik alanının zirvesindedir. Şehitlik genişletilmiş. Sivrihisarlılar tarafından 1950’li yıllarda yapılan anıta yeni şekil verilmiştir.)

Bu başarının geçici olduğu bilindiğin­den, düşman cesetleri Belediye Başkanının talimatı ile Balaban mahallesi ve Ka­racalar mahallesinde acilen gömülmüş, Akıncı müfrezesinin gitmesi ile ilçeye yeniden gelen Yunan kumandanların­dan gizlenmiştir. Yaralı Yunan askerleri­nin kendilerine iyi bakıldığı yönündeki şahadetleri, ilçede yapılacak katliamı önlemiştir.

Yunanlılar bilhassa Sakarya Meydan Muharebesi esnasında çekilirken halka büyük zulüm yaptılar. Şeneatin her tür­lüsünü işlediler, köyleri, mahsulleri, in­sanları camilerle birlikte yakıp yıktılar, talan ettiler, taş üstünde taş bırakmadı­lar. Bu hususta Yunan mezalimini Tah­kik Heyeti 16 Ekim 1921 tarihli raporla­rında “Yunan vahşetine sahne olan ha­valideki tedkikatımız ve tahkikatımız ilerledikçe, bu vahşetin emareleri nazar­larımızda tüyler ürpertici bir dehşet ka­zanıyor. Bazı köylerde aklın alamayacağı gayri insanî şekiller alan ve adeta tabi­atın zelzele, indifa, bora ve sel gibi sıfat­larını gölgede bırakan bu vahşet ve me­zalim silsilesinin Sivrihisar mıntıkasın­daki tesbit edilenleridir.” diyerek ayrıntıya giriyor.

20 Eylül 1921’de kasaba Türk birlikleri tarafından Yunan işgalinden kurtarıldı. Yunanlılar askerlik şubesini yakarak kaç­tılar. Sivrihisar’ı yakmadığı için Yunan kumandanının Atina’da idam edildiği söylenmiştir.

* * *

Sakarya Savaşı sonuna kadar Yunan işgalinde kalan Sivrihisar’a, savaşı müteakip, 13 Eylül 1921 günü Türk atlıları bir baskın yaptılar ve 400 esir Türk erini kurtardılar. İki Yunan doktor, Yunan hastaları ve erleri esir alındı. 15 Eylül 1921 günü Yunan kuvvetlerinin saldırısı üzerine Türk kuvvetleri Sivrihisar’ı terk ettiler. Ancak 20 Eylül 1921’de bir Süvari bölüğü tarafından Sivrihisar yeniden Türk kuvvetlerinin eline geçti. 6 Ekim 1921 tarihinde de Batı Cephesi Karargahı, Polatlı’dan Sivrihisar’a nakledildi. Bu tarihten itibaren Sivrihisar, bölgedeki işgal kuvvetlerine karşı girişilecek harekâtta, merkezi konumunu muhafaza etti.

Görgü tanıklarının ifadelerine göre işgal olayı şöyle gerçekleşti: “Düşmanın öncü süvarileri, Musalla önüne geldiler. Kazanın ileri gelenlerinden ordumuz hakkında bilgi almak istedikleri sırada, Sakarya istikametine çekilen birliklerimizin artçıları tarafından Tombakkaya mevkiinden yapılan birkaç el silah atışına hedef oldular. Buna kızan Yunan süvarileri, kaza eşrafından Hekimin Osman, Salim Hoca ve halktan birkaç kişiyi rehin alarak gittiler. Bilahare bu kişileri serbest bıraktılar. Düşman, kazayı işgal ettikten sonra kolordu karargahını ve hastanesini ilçeye yerleştirme çabasına koyuldu.

Ordumuzla Ankara’ya giden Belediye Başkanına vekalet etmekte olan Hekimin Osman’dan bu amaca uygun bir yer istediler. Tenekeli mektep ve diğer okulları hastane; Biçerli Hasan Bey’in evini de karargah binası olarak kullanmaya başladılar. Bu sıralarda Yunan askerlerinin yağma ve talana giriştikleri görüldü. Bu durum, yapılan temaslar sonunda, sokaklara çıkanları iki sivil Türk ile iki Yunan devriyesinin marifetiyle önlendi. Düşman kuvvetleri Ankara istikametine doğru taburlar halinde geçiyorlar ve her geçtiği yeri harabe haline çeviriyorlardı. Para ve altın almak için insanlık dışı işkenceler ızdırap kaynağı oluyordu.”

İşgal olayının görgü tanıklarından İsmail Hakkı BİÇER (Sivrihisar-1907 doğumlu) şunları anlatır: “Kurban Bayramı’nın birinci günü, kümelisi geldi gavurun, bu kumlu yoldan. Gördük, toplar, tüfekler hepsi geldi… Sivrihisar işgal oldu… Yunan ordusu buradan Polatlı’ya giderken o kadar ümitliydiler ki, hemen bir gün sonra işgal edecekler Ankara’yı. O kadar ümitliydiler. “O Kemal’i (Mustafa Kemal Atatürk) yakalayacağız, O’nu öldüreceğiz, bu harbin sebebi bu”. Türkçe bilen Ermeni ve Rumlar da asker olmuş Yunan’a. Köylerde Yunan askeri halka çok işkence yapmışlar. Burada da oldu… Bana bile eziyet ettiler. Bizim bir ufak bağımız vardı. Aşağıda Kanlı Kavak mevkiinde. Kimse yok bende, baba anne yok bende, babam şehit, annem ben küçükken ölmüş. Sadece babaannem vardı. O da 80-90 yaşlarında. Oğlum, ağzım kurudu… Git şu bağa biraz üzüm getir dedi… Neyse gittim vardım bağa, belki 25-30 gavur var bağın içinde. Bağın altını üstüne getirmişler… Bir kurşun attılar, “cızırt” dedi geçti, değmedi amma, dikildim kaldım. Biri silahı ile geldi, biri de onun arkasından geldi. O silahın dipçiği var ya bir vurdu bana. Ben aldırmadım. Fakat bir daha vurunca ben göçtüm, ondan sonra silkiverdim üzümü, alın kafirler yiyin diye… Biz yokken eve girmişler. Fakir evinde ne olur, yufka ekmeğini döke saça almış gitmişler..” İşgalin 33’üncü günü, Yunan mevzilerinden sızarak, ilçeye gelmeyi başaran 60-70 civarında Türk Akıncı Müfrezesi, güneyden ve Şinşırak Kayası’ndan düşmanı çevirme hareketine koyuldular. Sokaklarda amansız bir vuruşma olmuştur. Sonunda yenilgiye uğrayan düşman, panik halinde Dümrek Köyü istikametine kaçmıştır. Bu vuruşma esnasında çok sayıda Yunan askeri öldürülmüş, Türk Akıncı Müfrezesi ise bir şehit vermiştir.

Bir avuç Türk’ten yediği darbe, düşmanı çılgına çevirmiştir. Bu yüzden, Akıncı Müfrezesinin şehirden ayrılmasıyla birlikte Yunanlılar pür hiddet Sivrihisar’ı tekrar işgal etmişlerdir. İlçe merkezini topa tutup yakmak girişiminde bulunmuşlar; ancak Yunan ordusunda görevli bir doktor ile 16 civarındaki yaralının, Akıncı Müfrezesi’nin Sivrihisarlılarla ilgisinin bulunmadığını, onların dışarıdan geldiklerini açıklamaları üzerine şehir merkezi yakılıp yıkılmaktan kurtulmuştur. Bununla birlikte Sivrihisar ilçesi halkı, Yunan işkence ve hakaretine maruz kalmıştır. Ayrıca, eşyaları ve erzakları Yunan askerlerince yağmalanmıştır.

Yunan ordusunun zulüm ve vahşetine maruz kalan Sivrihisar köyleri de şunlardır:

[blockquote style=”4″]

Ağaören, Aşağıbağçecik, Atlas, Ayvalı, Babadat, Ballıhisar, Bedil, Çakmak Çardaközü, Çaykoz, Damlıca, Demirci, Devletşah (Dolaca), Dinek, Doğray, Dürmek, Elcik, Gecek, Gerenli, Güvemli, Gerenli, Hamamkarahisar, Holanta, İbikseydi, İcadiye, İzören, İmikler, Siliban, Kabak, Karaburhan, Karacören Yaylası, Karaçam, Karabat, Karakaya, Karkın, Kavacık, Kaymaz, Kertek, Kınık, Kıratlı, Kızılcaören, Koçaş, Koçcağız, Kotlan, Kürtün, Kozağacı, Mercan, Mülk, Hortu, Oğlakçı, Okçu, Ortaklar, Orhaniye, Reşadiye, Sadıkbağı, Paşakadın, Sürez, Tekören, Tekke, Yaverören, Yazır, Türkmenmecidiye, Yörme, Zaferhamit, Zey.

[/blockquote]

Yunan kuvvetleri adı geçen köylerden 45’ini tamamen, 26’sını da kısmen yakmışlardır.

* * *

Eskişehir Valiliği – ESKİyeni Dergisi
Orhan Keskin – Bütün Yönleriyle Sivrihisar
Kategoriler
Makale ve Yazılar

Sivrihisar ve Köylerinde Yunan Mezalimi

ÖNSÖZ

yunan-mezalimi-yazarSü uyur. Düşman uyumaz. Hele bu düşman, sahte Bizans varisi Yunan olursa… Yeni doğan çocuklarının kulağına “Megalo idea” [1] diye üfleyip, öğrencilerine durmadan Türk düşmanlığı aşılayarak; İstanbul ve İzmir’den Ankara’ya kadar olan topraklarımızı haritalarının içinde gösterme küstahlığında bulunan, bu milletin dostluğunu kabul edip, gaflet İçinde uyumak varlığımızı kendi ipimizle boğmak olur.

Bu gafletin en acı cezasını 53 yıl önce, ekmeğimizin kırıntısı ile geçinip atlarımızın üzengisini öpen Yunanlılar feci bir şekilde çektirdi. Balkanların şımarık milleti, Avrupalının hasta adam diye tabir ettiği Osmanlı Devletinin toprağından büyük paya konmak için Yurdumuza saldırdı. Her karış toprağı şehit kanı ile yoğrulmuş mukaddes topraklar, düşmanın kirli, murdar ayakları altında çiğnendi. Bu saldırı Cihan tarihinde eşi ve benzeri görülmemiş alçaklıklar ör­neği idi. Evler yakılıyor, çocuklar süngüleniyor, yaşlı—genç koyunlar gibi boğazlanıyor, camiler yakılıp, minareler dinamitleniyor [2] mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim yırtılıp pislik çukurlarına atılı­yor. v.s.

[1] Megalo idea: Yunanlıların Anadolu’ya sahip olma ihtirasıdır. Gafil Eten kavmine daima bu hayal aşılanmıştır. Halbuki Anadolu hiçbir zaman Yunanın olmamıştır ya olmayacaktır da… bu hususta cihan tarihi yazan Vells «Yunanlıların Megalo idea’sının Anadolu’nun ortasına kadar uzaması çirkin bir şeydir. Tarihi hiçbir dayanağı olmayan ihtirastan ibarettir. On­lar Osmanlı Devletinin zaafından istifade ederek Anadolu seferinde büyük ümitlerle çıktılar. Bu zaafın mirasından kendilerine en büyük bir pay ayır­mak istiyorlardı. Bu hülyaya gönül vererek geldikleri Anadolu’da’ Megalo idea’larını da Ege Denizine gömerek ihtiraslarının cezasını pek acı ödediler.»

[2] O zaman Yunanlılar camilerimizi yakıp, yıkmış biz ise Ayasofya’yı onların arzularına göre koruyup himaye ediyoruz. Heybeli adadaki Ruhban mek­tebi ile kiliselerinin hâmiliğini yapıyoruz.

Esir yaşamanın ne olduğunu bilmeyen Büyük Türk Milleti gaflet içinde uyurken, bu hayasız millet, İzmir’den Haymana’ya kadar bu şeneatleri işledi. O zamana göre Anadolu’muzun en mâmur ve müreffeh bir beldesi sayılan güzel Sivrihisar ve Köyleri’de bu hun­harlıkların her türlüsünü görmüştür. Bu acı hakikati; o elim günleri yaşayanlar bilir… Cumhuriyet kuşaklarının da bunları bilmesi gerektiğine inanıyoruz. Zira Yunanlının bize düşmanlığı devem edecektir. Nitekim aynı mezalimi, yavru Vatan Kıbrıs’ta devam ettirip, Anadolu hayaline basamak yapacaktı. Biricik varlığımız Kahraman Türk Ordusu, bu adî milletin sönmek bilmeyen ihtirasını, tepesine indirdiği yumrukla; kursağında koymuştur.

En kesin kaynak ve tahkiki mezalim raporlarından derleyerek yazdığımız bu kitabın bu günkü ve gelecek nesile ibret olması en samimi dileğimizdir.

Anadolu İşgaline Bir Bakış

Birinci Cihan harbinde Türk Ordusu bir çok cephelerde maddi gücünden çok taşkın ve sayıca daima çok üstün düşmanlar ile kahramanca dövüştü. Müttefikleri ile beraber savaşı kaybeden Türk Devleti, Mondros Mütarekesi’ ile harbe son verdi.

Harbin galibi olan büyük Devletler, Karadan ve Denizden Yurdumuzu silahlı kuvvetleriyle yer yer işgal ettiler. Türk’ten gayri unsurlarla birlikte padişah ve saraydakiler de düşmana sığındı. Anadolu’nun ta içerilerine kadar temsilci göndererek ordumuzun elindeki ve malzemenin çoğunu aldılar. Hasta adamın artık öldüğü sanılarak Türk’ün öz yurdu olan Anadolu da paylaşılmaya başlandı. Bir vakitler Aden’den Macaristan’a, Kırım’dan Cezayir’e kadarı hükmeden koca Türk İmparatorluğu şimdi Anavatanı dahi koruyamayacak duruma düşmüştü. Türk Milleti üzerinde ölüm ifade eden kara bulutlar görünmeye başladı. Ama Büyük Türk Milleti esir olarak yaşamaya alışmamıştı. Tarih boyunca Dünyaya Devlet nizamım Devlet kurmayı öğreten Büyük Türk milleti, kendisine asırlarca kulluk eden milletlerin esaretine giremez, onları evinin eşiğinde kendisini yok etmek üzere görmeye tahammül edemezdi. Ta asırlar önce Oğuz Atasının «Ey Türk! Titre ve kendine dön!…» sözlerine kulak verip, hiçbir ölçüye bakmadan en kutsal kudreti olan feragat ve fedakarlığına güvenerek ayaklandı. Şimdi artık Anadolu’nun dört bir yanından bu amaç için silah sesleri gelmekte idi.

15 Mayıs 1919 da İzmir’e çıkan Yunanlılar, Anadolu içlerine doğru ilerlemeye başlayınca; evvela Milli Kuvvetler tarafından karşılandı. Sonra da yer yer bu mukavemet genişleyerek umumi bir hal aldı. Yunanlılar bu şekilde ilerleyerek 26 Ekim 1926 tarihinde «Bursa—Uşak» hattına kadar Batı Anadoluyu istila ettiler.

Ankara’da henüz T.B.M.M. yeni kurulduğu bir devrede Yunan­lıların bu ileri hareketi büyük bir buhrana yol açtı. Düşmana karşı koyacak olan ordunun bir an evvel teşkili ihtiyacı görüldü. Düşman, 6 Ocak 1921 tarihinde İnönü’deki mevzilere saldırdı. Dört gün süren çetin bir muharebeden sonra Yunanlılar mağlûp oldu. 21 Mart 1921 tarihinde ikinci defa İnönü’ye saldırdı. Bu defa da ağır bir mağlûbiyete uğrayan Yunanlılar Bursa hattına çekilmek zorunda kaldı. Böylelikle Batı cephesinde Millî ordunun kurulduğunu ve bir müdafaa harbini yapacak kudrete geldiğini herkes gibi gafil Yunanda anladı.

Yunanlılar Millî Orduyu bir taarruz ordusu haline gelmeden yok etmek için bütün varlığıyla 10 Temmuz 1921’de tekrar ilerle­diler. Ağırlık merkezleriyle döğer—Seyitgazi istikametinde yaptık­ları kuşatma ile muharebe durumu aleyhimize dönmüş olduğundan evvela Eskişehir—Seyitgazi hattına çekildik.

Yunanlılar aynı planla taarruzlarına devam edince, orduya yeni bir mevzide yeni bir düzen vermek zarureti baş gösterdi. Milli ordu sür’atle düşmanla muharebe temasını kesti ve büyük bir intizam içinde Sakarya gerisine çekilerek Yunan Ordusunun kuşatmasından kurtuldu. Böylelikle Yunan Başkomutanı da amacına muvaffak olamadı.

Bilindiği üzere; bunları, Sakarya meydan Muharebesi, 26—30 Ağustos Büyük taarruz Başkomutanlık Meydan Muharebesi izlemiştir.

Tahkik Heyetinin Mukaddemesi

Sivrihisar köylerindeki yunan mezalimini tetkik ve tahkikle görevli “Tahkik Heyeti”nin mezalim hakkında serdettiği ve kita­bımıza ana kaynak olan raporların mukaddemesi aynen şöyledir.

“Yunan vahşetine sahne olan havalideki tetkikat ve tahkikatımız ilerledikçe bu vahşetin emareleri nazarlarımızda tüyler ürpertici bir dehşet kazanıyor. Bazı köylerde aklın alamayacağı derecede gayri insani şekiller alan ve adeta tabiatın zelzele, indifa, bora ve sel gibi afatlarını gölgede bırakan bu vahşet ve mezâlim silsilesinin ancak Sivrihisar mıntıkasında tesbit edilenlerdir ki; bu raporu teşkil ediyor.

Tahkiki mezalim heyeti bu raporda ismi geçen köylere bizzat giderek tetkikatta bulunmuştur. Her köyden Muhtar, ihtiyar heyeti ve imam mühürleriyle birlikte zabıtla belgelenip mühürlenmiştir

Ayrıca araştırma heyetine Amerika şarki muavenet komitesi Türkiye murahhas! Miss Ellen ve yine aynı komite memurlarından Mis Belings de katılmıştır.

Bu tahkikat ve araştırmada ve yine yukarıda bahsettiğimiz üzere: Köylülerin birbirini doğrulayan ifadelerinden bir kez daha anlıyoruz ki yunanlılar bu vahşeti kanlarından gelen özellikler ve kumandanlarının bu konuda verdikleri emirler dairesinde işlemişlerdir.

Beraberlerinde taşıdıkları bir takım yangın için kullanılan sıvılar, tahrip aletleri, hassaten ırz=namusa veya mal ve cana te­cavüzle ilgili olaylar, köylülerimizin yunan zabit ve kumandanlarına şikayet ettiklerinde aldıkları cevaplar, bütün köylerde hemen hemen mezalimle fecaatin aynı tarzda olması ve daha bununla ilgili belgeler bu tezimizi ispata yeterlidir. 16/Teşrinevvel/1337 – M/1921

Sivrihisar’ın İşgali ile İlgili İLGİNÇ BELGELER

Düşmanın işgali ve geri çekilmesi esnasında yaptığı mezalimi tahkik heyeti ile görevli gazeteci Miss. Ellen, «Near East» gazetesine gönderdiği mektupta şöyle söylüyor: «Yunan ordusu geri çekilme esnasında; yaktığı köylerde halâ dumanlar tütüyordu; Köylüler çaresizlik içinde boynu bükük, yanık evlerin aralarında bitkin bir halde dolaşıyorlardı. Açlıktan bağrışan çocukları gördüm. Kendileriyle konuştuğumuz Köylüler «Düşman evlerimizi yaktı, mahsulümüzü tarlada berhava et­ti, yiyecek namına bir şey bırakmadı» diyorlardı. Yağma her harpte olur, fakat evleri yakmak, ırza taarruz etmek barbarlıktır. Yüz evli Mülk Köyü, 50 evli Oğlakçı, 80 evli Koçaş köyünün evleri tamamen yanmış olduğunu gördüm. Karılarının ve kardeşlerinin namuslarını korumak isteyen erkekler öldürülmüştür.» Mektup şöyle devam ediyor:

«Para vermekten kaçınanlar katledilmiş, tarlalardaki ve ambarlardaki buğdayların tamamen yakıldığı, götürülemeyen hayvanların öldürülmüş olduğu, heyetimizce tespit edildi. Bu şenaatlerin Yunan Başkumandanının emriyle yapıldığını tespit ettik» diyor.

İstanbul’da neşredilen «Yeni Gün» gazetesi muhabiri 11.Eylül 1338 tarihli mektubunda şu açıklamayı yapıyor:

«Sivrihisar’la Eskişehir arasında ekserisi birer yığın toprak haline gelmiş, geri kalanı da yarı yarıya harap edilmiş pek çok köyler var. Düşman mezaliminin bu dehşeti önünde donup kalmamak, ürpermemek; imkan haricindedir… Zavallı köylülerin naklettikleri sözler, insanlık için utanç vericidir,» diyor.

Bir Yunan subayı da 4. Kânunsâni, 1922 tarihinde Akşehir’den İngiltere’deki eşine yazdığı mektupta «Sakarya» dan döndüğümüz zaman genelde köylerin yakılma» için başkumandanımız dan emir verilmiştir. Bu emir üzerine üçüncü, onuncu fıkralardan köylerin yakılması için müfrezeler tayin edilmiştir.» Yuan Doğlis

Sivrihisar ve Köylerinde YUNAN MEZALİMİ

Buradan itibaren açıklamaya çalışacağımız konular; bir önceki başlıkta açıklandığı üzere. Ordumuzun Sakarya gerisine çekilmesi ile Sivrihisar’ımızın kurtuluşu arasındaki 38 gün içinde icra edilmiştir. Ordumuzun Sakarya gerisine çekilme kararından sonra. Yunan Birlikleri Köylerimizi işgale başladı. Her girdiği Köyde ordusunun ihtiyacı için gerekli yiyecek v.s. para ile almaya başlamış, da­ha sonra verdiği paraları birçok eza ve cefalarla geri almıştır. Bu arada yağma, talan, hırsızlık ve çeşitli işkencelerde korkunç derecede başlayarak, bağlar, bahçeler ve ekinler tahrip edilmiştir.

1 – Sivrihisar İşgal Ediliyor

Sakarya istikametine doğru ilerleyen düşman, 12 Ağustos 1921 Kurban Bayramının birinci günü Kaza Merkezini de işgal etti. İşgal olayı o zamanı yaşayanların ifadelerine göre;

Düşmanın öncü süvarileri Musallah önüne geldiler. Kaza ileri gelenlerinden ordumuz hakkında bilgi almak istedikleri sırada, Sakarya istikametine çekilen birliklerimizin artçıları tarafından Tombakkaya mevkinden yapılan birkaç el silâh atışına hedef oldular. Buna kızan Yunan Süvarileri, kaza eşrafından; Hekimin Osman, Salim Hoca ve Halktan birkaç kişiyi rehin alarak gittiler. Bilâhare bu kişileri serbest bıraktılar. Düşman kazayı işgal ettikten sonra kolordu karargahını ve hastahanesini ilçeye yerleştirme çabasına koyuldu.

Ordumuzla Ankara’ya giden Belediye Başkanı’na vekalet et­mekte olan Hekimin Osman’dan bu amaca uygun bir yer istediler. Tenekeli mektep ve diğer okulları hastahane Biçerli Hasan Bey’in evini de karargâh binası olarak kullanmaya başladılar. Bu sıralarda Yunan askerlerinin yağma ve talana giriştikleri görüldü. Bu durum yapılan temaslar sonunda, sokaklara çıkarılan iki sivil Türk ile iki Yunan devriyelerinin marifetiyle önlendi. Düşman kuvvetleri Ankara istikametine doğru taburlar halinde geçiyorlar ve her geçtiği yeri harabe haline çeviriyorlardı. Para ve altın almak için insanlık dışı işkenceler ızdırap kaynağı oluyordu.

Türk Akıncı Müfrezelerinin Sivrihisar’daki Kolordu Karargahına Baskını

İşgalin 33 ncü günü, düşman mevzilerinden sızarak, kazaya kadar sokulmaya muvaffak olan 60 ila 70 civarındaki Akıncı süvarileri, Ada Tepe mevkinden dağlara kadar gelmişlerdir. Bağlarda üzüm toplamakta olan halk bunları görünce kaçmak teşebbüsünde bulundukları sırada, Akıncılar halkı durdurarak, Kazadaki düşman hakkında bilgi alıp acele evlerine dönmelerini istemişlerdir. Güneyden ve Şinşirak kayasından düşmanı çevirme hareketine koyuldular.

Basıldığını anlayan düşman, ağır ve hafif makineli silahlarla mukabeleye girişmişse de, bu bir avuç Türk ün Kazadan içeri girmelerine mani olamamıştır.

Sokaklarda yapılan amansız bir savaşta yenilgiye uğrayan düşman, tüm ağırlıklarını ve hastalarını kaza halkına cebren taşıtarak panik halinde Dümrek Köyü istikametine kaçmıştır.

Düşman kaçarken Şubedeki Türk esirlerini de götürmek istemiş, bunlardan bir kısmını götürmüş, bir kısmı da kurtularak kazaya sığınmıştır. Bu savaş esnasında çok sayıda Yunan askeri öldürülmüş, Türk Akıncı Müfrezesi ise bir şehit vermiştir. [1] Müfreze Komutanı Kaza ileri gelenlerini toplayarak, bizim görevimiz bitmiştir. Düşman tekrar gelecektir. Onun için ne kadar Yunan gebereği varsa kaybedin dedi. Kaza halkı Yunan Gebereklerini çeşitli yerlere gömerek kaybettiler. Bu bir günlük kurtuluş sevincinden ve Akıncıların ayrılmalarından sonra Düşman pür hiddet kazayı işgale koyuldu. Bir avuç Türk’ten yediği darbe düşmanı çılgına çevirdi. Bunun neticesi Kemal Çet [2]. Buradan çıktı diye kazayı topa tu­tup yakmak teşebbüsünde bulundu. Ancak Türk Akıncılarından gizlenen Yunan Ordusunda görevli Doktor ile 16 civarında yaralının Kemal Çet buradan çıkmadı. Onlar başka yerden geldiler» diye açıklamalarından sonra Kazayı topa tutup yakmaktan vazgeçti. [3]

[1] İsmi geçen şehit adına anıt dikilen yerde medfûndur. Çok sayıda düşman öldürmüş, kulübenin mazgalından giren bir kurşunla alnından vurularak şehit olmuştur. Vurulduğu yerde bir kalbur fişek kovanı bulunması kahramanca çarpıştığının delilidir. Nûr içinde yatsın.
[2] Mustafa Kemal Paşa
[3] Sivrihisar’ın niçin yakılmadığı hakkında bir çok söz. Söylene gelmektedir. Bunlar tamamen yanlıştır. Elde ettiğimiz kaynaklar, düşmanın kaçarken yakma fırsat bulamadığını doğrulamaktadır.

yunan-mezalimi