Kategoriler
Etkinliklerimiz Sivrihisar Haberleri

Değerleri İle Sivrihisar

degerleri-ile-sivrihisarDEĞERLERİ İLE SİVRİHİSAR SERGİSİ

Necmi Günay ile Yapılacak konferans ve Sergimize Bekleriz Bizi Kırmayıp Gelirseniz Seviniriz… Fotoğraf Sever Dostlarım ve Arkadaşlarım Sivrihisar’ın Kilise Bölgesini Fotoğrafladığım Fotoğraflar Sergiye Seçilmiştir. Teşriflerinizi arz ederim.

Sivrihisar’in değerleri… Sivrihisarlı sanatçılardan oluşan karma sergi, Sivrihisar yöresel kıyafetler defilesi, Sivrihisar yöresel takı tanıtımı, Şiirler, Türküler, Maniler ve Sivrihisar için yazdığım 3 kitabin imzası…
Not: Kitaplarımız ve gecemiz ücretsizdir.

14 Mayıs 216 Cumartesi Günü Saat : 20:00
Eskişehir Taşbaşı Kültür Merkezi Kırmızı Salon

ESKİŞEHİR’DE “DEĞERLERİYLE SİVRİHİSAR VE NECMİ GÜNAY” ETKİNLİĞİ

ESKİŞEHİR (İHA) – Eskişehir Kent Konseyi tarafından Taşbaşı Kültür Merkezi’nde “Değerleri İle Sivrihisar ve Necmi Günay” etkinliği düzenlendi.
Konuşmacı olarak araştırmacı-yazar Necmi Günay’ın yer aldığı etkinliğe, Sivrihisar Kaymakamı Erdinç Yılmaz, Sivrihisar Sosyal Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı İsmail Arslan, Eskişehir Kent Konseyi Genel Sekreteri Ahmet Kapanoğlu, Büyükşehir Belediye Genel Sekreter Yardımcısı Oğuzhan Özen ve davetliler katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Sekreter Kapanoğlu, Eskişehir’in tüm ilçelerinin kendileri için değerli olduğunu ama Sivrihisar’ın ayrı bir önemi olduğunu vurguladı. Kapanoğlu, “Sivrihisar, tarihi ve kültürel anlamda çok kıymetli bir ilçemiz. Bu kapsamda Sivrihisarla ilgili kitaplar yazan Sivrihisarlı Kent Konseyi üyemiz Necmi Günay’ın da ilçe için çok değerli çalışmaları var. Bu gece bunları dinleyeceğiz ve Sivrihisar’ın değerlerini dinleyeceğiz” dedi. 

Sivrihisar ile ilgili kitaplar yazan araştırmacı-yazar Necmi Günay, kitaplarının içeriğiyle ilgili bilgiler verdi. Ayrıca etkinlikte Sivrihisar’ı anlatan şiirler okundu, türküler seslendirildi ve yerel kıyafet ile takıların tanıtımı yapıldı.

degerleri-ile -sivrihisar1 degerleri-ile -sivrihisar2 degerleri-ile -sivrihisar3 degerleri-ile -sivrihisar4

Kategoriler
Etkinliklerimiz

Milli Mücadelede Sivrihisar Sergisi

sergi

Milli Mücadelede Cumhuriyetin Tanığı Sivrihisar

sergi-necmi-gunaySivrihisar Surp Yerortutyun Kilise’sinde düzenlenen ve iki gün süren “Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla 1. Sivrihisar Sempozyumu” etkinliği kapsamında Sivrihisar Belediyesi’nin katkılarıyla, araştırmacı yazar Necmi Günay tarafından hazırlanan “Milli Mücadelede Cumhuriyet’in Tanığı Sivrihisar” adlı sergi açıldı.

Sergi, Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, Sivrihisar Kaymakamı Erdinç Yılmaz, Sivrihisar Belediye Başkanı Hamid Yüzügüllü ve vatandaşlar tarafından gezildi.

Tarihi sergi sempozyum süresince 2 gün, daha sonra Sivrihisar’daki tüm okulların müdür, öğretmen ve öğren­cileri olmak üzere toplam 2430 kişi tarafından gezildi.

Necmi Günay; Sivrihisar’ın milli mücadeleye katkılarını, fedakarlıklarını görsel sunumlarla ve fikirsel metinlerle desteklenerek ziyaretçilerin görsel hafızalarına hitap et­mek amacıyla hazırlayıp açtıklarını ifade ederek, Sivrihi­sar Belediyesine ve emeği geçenlere teşekkür etti.

sempozyum-sergi-necmi-gunayali-atmaca-sergi

SİVRİHİSAR’ın VATAN MÜDAFAASINA ve MİLLİ MÜCADELEYE KATKILARI » yazısı

Kategoriler
Edebiyat

Şiirlerde Sivrihisar

ŞAİRLERİMİZİN DİLİNDEN

MEMLEKETİM

Memleketim yarimin kokusu gibi, saf temiz su gibi.
Bir yanda YAZICIOĞLU kalesi, bir yanda SAAT kulesi.
Memleketim göğü deler minareleri.
Söyleyin kimin var böyle MEMLEKETİ

Necmi GÜNAY

SİVRİHİSAR’LI OLSUN DA ÇAMURDAN OLSUN

Dağılmışız dünyanın dört bir yanına
Tüm SİVRİHİSAR’lılara selam olsun
İster manav, ister çerkez, ister tatar,
SİVRİHİSAR lı olsun da çamurdan olsun.

Havası güzel, suyu güzel, insanı güzel
Arabaşısı bir başka, kapaması özel
İster Kaymaz’lı, ister Dümrek ’li, ister Hortu’lu
SİVRİHİSAR’ lı olsun da çamurdan olsun.

Kelem dolması, Yaprak sarması, Bamya çorbası
Kaldı SİVRİHİSAR’ da yüreğimin yarısı
İster esmer , ister kumral , ister buğday sarısı
SİVRİHİSAR’ lı olsun da çamurdan olsun.

Yağmuru, çamuru, karı, ayazı
Kelemi, patlıcanı, pırasası, soğanı
İster yerlisi, ister köylüsü, ister göçmeni
SİVRİHİSAR’ lı olsun da çamurdan olsun.

Necmi GÜNAY

* * *

SİVRİHİSAR

Anadolu ortalarında bir yer…
Frigya vadisinde; Pessinus,
Kral yolu, Gordion’la beraber.
Efendimizin : “O bizdendir” dediği,
Selman-ı Farisi’nin Hakka giden yolu.
Selçuklu’nun uç beyi…

Kırklara makam,
Alimlere, seyyidlere medrese,
Yunus’a, Nasreddin’e, Hızırbey’e ilham,
Akdoğan, Ulu camii, Alemşah’a zemin.
Osmanlı’ya sancak…

Kurtuluşta kararlara mekan,
Ordumuza uçak,
Samsun’da kurtuluşun kıvılcımı
Mülazım Ahmet Hamdi’dir,
O, artık tarihtir, edebiyattır, sanattır, O, beste,
O, taşı toprağı, kayaları ile,
kutsal topraklara özenmiş belde.
Paşalar, alimler, azizler, seyyidler, ..
ve nicelerin diyarı…

Onlar, sanki bir zincirin halkası gibiydiler,
Onlar, bizi dünyaya tanıttılar,
Ve onlar, dünyaya maloldular…

Hoş görüde Yunus’un,
Düşüncede Nasreddin’in,
Ve adalette Hızırbey’in yaptığı gibi,
Ve onların ikliminde büyüdüler zincirin diğer halkaları.
Tıpkı, Mehmet Kaplan gibi.

Sivrihisar.. . Sivrihisar…
Anadolu ortalarında bir yer,
Kökü derinlerde bir çınar.
Yaşar YURTDAŞ
Not:Bu şiir Prof.Dr.Mehmet KAPLAN Hocamızın anma günü etkinlikleri için yazılmıştır.

ÖZÜMÜZ SİVRİHİSAR EVLİYALARI

Düşünür, mizah adamı, gönül dostu NASREDDİN HOCA’sı,
Gönüllere ilahi, Hoşgörüsü ile asırlara miras YUNUS EMRE’si,
Adalette HIZIRBEY’i, Dilinde duası AZİZ MAHMUT HUDAİ’si,
SELMAN-I FARİSİ’nin Hakka giden yolu, Ey aziz SİVRİHİSAR.
Necmi GÜNAY

ÖVÜNMEK GİBİ OLMASIN DA BİZ SİVRİHİSAR’LIYIZ

Nasrettin Hocamızla, Yunus Emre’mizle
Hızırbey, Aziz Mahmut Hüdai’mizle,
Tarihe mal olmuş büyüklerimizle,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Şeyh Baba Yusuf, Hamdi Babamızla,
Seyyit Nurettin Sinan Paşamızla,
Metin Yurdanur. Mehmet Kaplanımızla,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Yazıcıoğlu kalesi, saat kulemizle,
Alemşah kümbeti, Pessinus şehrimizle,
Milattan önceye dayanan tarihimizle,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.
Ulu Camii, Kurşunlu Camii, Hoşkademimizle,
Balaban Camii, Kümbet Aziz Mahmut Hüdai camimizle,
Hızırbey Mescidi, Namazgah, Karahisar camimizle,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Ermeni kilisesi, Ermeni hamamızla,
Yeni hamam, kuma hamamı, Seydiler hamamızla,
Şifa kaynağı Hamam Karahisar kaplıcamızla,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Bamya çorbası, düğün çorbası, tarhanamızla,
Göce dolması, pırasa dolması, kelem sarmamızla,
Mercimekli bulgur aşı, bumbar dolması, kapamamızla,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Su böreği, birde türlü türlü gözlememizle,
Ev baklavası, höşmerim, un helvamızla,
Kendine özgü mutfak, yemek kültürümüzle,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Balıkdamı, Sakarya’da balıklarımızla
Kuş cennetinde yaşayan canlılarımızla
Tertemiz havamız, güzel kayalıklarımızla
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Sekiz kilo yoğurttan dokuz kilo dara çıkartırız,
İnsanları hoş görür muhabbetle bakarız,
Misafiri severiz başımızda ağırlarız,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Yemekleriyle, örf adet gelenekleriyle,
Tarihiyle, kendine özgü kültürüyle,
Neslinin tek örneği AKBAŞ köpeği ile
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Cumhuriyete hediye ettiğimiz uçağımızla,
İlk bakanlar kurulu toplantısı yapılan konağımızla,
Kurtuluş savaşında feda ettiğimiz canlarımızla,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Faruk ÖZ Sivrihisar’ı anlatacak mısralarıyla,
Yaşayacağız, cebe ve incili küpemizle
Sarkayı, sefai don, bindallı ve şalvarımızla,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

FARUK ÖZ

BENİM GÜZEL SİVRİHİSAR’IM

Yetiştirdiklerinle ünlüsün,
İç Anadolu’nun gülüsün,
Türk-İslâm’ın bülbülüsün;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Tarih kokan eserlerinle,
Göğe yükselen kalelerinle,
Süngü gibi minarelerinle;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Uç oldun İslâm ordularına,
Durak oldun Selçuklulara;
İlim yaydın Osmanlılara;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Sivrihisar, kırkların makamıdır,
Demiş, Hacı Bayram-ı Veli;
Şehitler, evliyalar diyarıdır;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Yunus Emre bizim elden,
Şiirleri, düşmüyor dilden;
Onu kimse alamaz bizden;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Türk’ü tanıttı bütün dünyaya,
İnsanlık hayran Nasreddin Hoca’ya
Güldürerek ders verdi, ağaya;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Fatih’e Hızır’ı kadı yolladın,
İstanbul’a belde başkan yaptın;
Dünyaya Hak adalet saldın;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Şeyh Baba Yusuf medfun Eyüp’te,
Şeyh Ahmet, Hopuş Hoca var birde;
Çakır Hoca, Ali Baba da bizde;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Bağrında yatar, Hamdi Baba,
Cafer Tayyar, Sofu Baba,
Seyit Nurettin, Mahmut Süzani;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Sivrihisarlıdır Aziz Mahmut Hüdayi,
Koçhisar da ne işi var be enayi
Gel de gör Yeni Camideki kitabeyi;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Ali Dedeyi edersin ziyaret,
Ruhundan sıyrılır illet;
Kutbiddin Dede bir hikmet,
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Hızır Bey’in evlatları; Sinan Paşa,
Müftü Ahmet, Hacı Kadın, Yakup Paşa,
Birer inci Fahrünnisa Ahmet Paşa;
Benim eşsiz Sivrihisar’ım…

Seydi Baba ders verdi gâvura,
Arpayı, çorbayı başına vura vura,
Kerametini gösterdi Zalim Timur’a;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Nice Evliyalar yatar Sivrihisar’da,
Bir çoğu köylerde kasabalarda;
Abdülvahap Gazi Kumlu Yolda;
Benim eşsiz Sivrihisar’ım…

Ulu Cami de kılınan namazı;
Yüce Allah’a yapılan niyazı;
Başka camide tadamazsın bu hazzı;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Ulu Camiinin emsalsiz minberi
Büyülüyor, hayran ediyor herkesi
Bir abidedir saat kulesi
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Uça Park’ın bir harika,
Alemşah’ın bir şahika;
Emelin birkaç fabrika;
Benim güzel Sivrihisar’ım…
Yaylalarımız var cennet gibi,
Alan, E. Pınarı, Elekli Yaylası,
Kızılca meşe, Mandıra Yaylası,
Haydar Kavağı, Yahşiyan Yaylası,
Söğüt önü, Satırangız, Söğütlü Yaylası,
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Hoşkadem, Hazinedar Camisi,
Bir şaheserdir minaresi;
Hayran bırakıyor herkesi;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Rüzgârların havan güzel,
Karın, yağmurun güzel,
Kışların, yazların güzel
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Bağlarında feslikanın güzel,
Kekren, köfterin güzel,
Fasulyen, soğanın güzel;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Kelemin, turpun, pırasan güzel,
Nohudun, mercimeğin güzel,
Tarlalarda başağın güzel;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Kelem dolman, keşkeğin güzel,
Bamya çorban, helvan güzel,
Taranan, pilavın, kapaman güzel;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Su böreğinin dünyada eşi yok,
Bastı’nın tadını bilmeyen yok,
İnsanların temiz, gönlü tok;
Benim güzel Sivrihisar’ım…
Çeşmeler kaldı atalardan yadigar,
Yazıcıoğlu kalesi ve hisar…
Osmanlı evleri antika-ı asar;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Tabakhane, Nemane Çeşmesi,
Şifa verir avuç-avuç içmesi,
Üçpınar, Kümbür, Baba Çeşmesi;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Şinşiraktan inip Hebip Çeşmeye,
Hocayapta kekre yemeye,
Nasreddin Hoca Parkını görmeye;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Akdoğan, Balaban Çeşmesi,
Mavi Kadın, Hacı Ümit Çeşmesi,
Kağnı Pazar, Kurşunlu Çeşme;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

İslâm’a hizmet kapısıdır,
Sivrihisar İslâmi İlimler Vakfı;
Eseridir İmam-Hatip Lisesi,
Fakire imâret Cafer Tayyar Sitesi,
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Senden kaçanlar kaçsın,
Bizlere başta taçsın;
Diyen çıkmaz niye açsın;
Benim eşsiz Sivrihisar’ım…

Ahmet Bican ATMACA

SİVRİHİSAR SEVDALISI NECMİ GÜNAY
Dünyanın merkezi Sivrihisar’da doğdun,
Bu aşka ben çocukluktan tutuldum,
Hiç usanmadım bu sevdayla yoğruldum,
Benim bir tanem Sivrihisar’ım.

Çocukluğum geçti sokaklarında, sahalarında,
Terbiye eğitimimi tamamladım okullarında,
Doyamadım sana ayrıldım senden on dokuzumda!!
Özlemim bir tanem Sivrihisar’ım.

Gezdim ülkemin dört bir yanını
Ben sevdanla yaşadım her anımı
Uğrunda hizmete adadım canımı
Emrine amadeyim canım Sivrihisar’ım
Hasretinle büyüttüm sevgimi
Bulamadım dünyada senin dengini
Durdurdun nefesimi, soldurdun benzimi,
Benim canım Sivrihisar’ım
Faruk ÖZ

SİVRİHİSAR GİZEMLİ DİYAR
Anadolu’nun bozkırında,
Eskişehir ile Ankara’nın ortası
İzmir’e de gidilen Dörtyolun ağzı
Dünyanın merkezi işte burası
Tarih kokan, kültür kokan bu gizemli diyar
Bizim Sivrihisar.

Diyeceksiniz ki; “Güldürmeyin bizi
Nereden olmuş Sivrihisar Dünyanın Merkezi.”
Bizim Nasrettin hocamız var.
Hani bazı hocalar vardır, ağır olur, ciddi olur
İnsanları ölüm ile Allah ile korkutur.
İşte bizim hocamız düşündürür, güldürür,
Hayatı da Allah’ı da sevdirir.
Nasrettin Hocamız güldürerek herkesi
İlan etti Sivrihisar’ı bu Dünyanın Merkezi.
Sıradan bir ilçe değildir Sivrihisar
Tarih kokar, kültür kokar, bu gizemli diyar
Düz ovanın ortasında sivri kayalara yaslanır
Buraya gelen insanlar akıllanır, deliler ise uslanır.

Uzaktan görünür meşhur saat kulesi
Hemen altında, yakındır tarihi kilisesi
İnin biraz aşağıya çarşıya doğru
İzleyerek tarihi yapıları
Sizi bekler Altmış yedi direkli Ulucami
Açılmış kapıları.
Selçuklulardan kalan bu bina
Yüzlerce yıla inat direnerek zamana
Hizmet veriyor hâla gelen bütün insana.
Sivrihisar’ın sokakları arnavut kaldırımı
Evleri asar-ı antika
Tarihi soluyarak çıkarken dik yokuşları
Gönüller yorulmasa da ayaklar yorulur

Kayaların ateşiyle kavrulan bedenler
Uça Parkın gölgesinde ferahı bulur.
Her Çarşamba çarşıya pazar kurulur
Köylerden gelen ürünler hep organiktir
Alışverişten öte pazar yeri, panayırdır, şenliktir.
“Sekiz okka yoğurttan, çıkarmışız dokuz okka dara”
Derlerse de inanmayın bu tamamen iftira
Bunu bizi çekemeyenler demiştir
Bunu diyenler, içmemiştir bamya çorbasını
Yutmamıştır arabaşını, yememiştir kelem dolmasını.
Sivrihisar’lılar dürüsttür, zekidir, çalışkandır, uyanıktır.
Buna bütün Eskişehir’liler tanıktır
Vatanımız da severiz, kanıtladık defalarca
Hiç kimsenin düşünmediğini biz düşünürüz
Çiğnenirken topraklarımız düşman çizmeleriyle
Atatürk’ün bir işaretiyle
En zor şartlar altında bile uçak uçururuz.

Yunus Emre’de bu toprağın insanıdır
Damarlarımızda dolaşan kan, biraz da onun kanıdır
Hoca Nasrettin’in zekâsıyla anlarız.
Yunus Emre’nin yüreğiyle severiz.

Sivrihisar, binlerce yıllık medeniyetleri doğuran topraklar,
Keşfedilmeyi bekleyen, gizemli diyar
Burada yaşayan da, buraya uğrayanda olsun hep bahtiyar.
Sivrihisar, gizemli diyar
Tarihiyle, kültürüyle, sanatıyla, lezzetiyle, inancıyla, sevdasıyla
Yüce Atatürk’ün izinde
Duruyor ve hep duracak, yerli yerinde
Dünyanın tam merkezinde.

ŞENER TALİ

SİVRİHİSAR

Eskişehir’in en güzel en Tarihi büyük ilçesi
İçinde bulunduruyor tarihi şadırvanı çeşmesi
İhtişamlı kayaları dur demiş durmuş şehrin gelişmesi
Tepesinde Allah yazan Meşhur kayaları ile anılır Sivrihisar

Sivrihisar deyince namı diyar Gâvur Hamamı
Evliya yatağı meşhurdur sabisi, hocası ile imamı
Çarşamba pazarında ne ararsan vardır sapı samanı
Evliyalardan Hoca Nasrettin deyince anılır Sivrihisar

Atatürk ile Bakanlar kurulunu ağırlayan Zaimağa Konağı
Tarihi Evleriyle nam salmıştır evlerin sundurması, sunağı
Kilimi ile anılır yapılır yünden ilmek, ilmek sarılır yumağı
Evliya Koca Yunus Emre ile anılır, anılır Sivrihisar

Meşhur Şinşırak çeşmesinin buz gibi suyundan içmesi
Uça parkta seyre doyulmaz arabaların gelip geçmesi
Meşhur Yazıcıoğlu Kayasının tepesinden kuşların uçması
Evliya Aziz Mahmut Hüdai ile anılır, anılır Sivrihisar

Şadırvandan Abdest al Hoşkadem’de namaz kıl
Ağaç sütunlu meşhur Ulu Camine girip Yaratana ol kul
Kurşunlu Caminde feyiz alıp kimliğini, atanı, özünü bul
Kıbele tapınağı,Ballıhisar, Pessunus ile anılır Sivrihisar

Ünlüdür Akbaş köpekleri, Kilisesi ile meşhur saat kulesi
Gavur Bağları, Alemşah Kümbeti ile Hamdi baba Türbesi
Güzel olur Çarşı içi lokanta ile dükkânları gezmesi
Hakık’lardan Mehmet Kemal, Hasanlarla anılır Sivrihisar

Çarşamba pazarında renk katar köylünün parası
Sekiz Okka Yoğurttan çıkar dokuz okka darası
Pazardan zerzevatı Taşımacılık yaparlar at ile arabası
Ticareti Sever, Mahsulü, Altını kuruşu sever Sivrihisar

Koçaş Patlıcanı, Kaymaz Fasulyesi ile un helvası
Arabaşı, Bamya, Bulgur pilavı, Kepenin Kelem dolması
Haşaşlı gözlemesi, Yufkası, meşhur yaprak sarması
Nice medeniyetlere kucak misafirperver Sivrihisar

Çalınır düğünlerinde Cümbüş Zurna ile Sazlar
Sarka, Sefayir giyip salım salım salınır genç kızlar
Şalvarlı atkılı anaları görünce içim coşar yüreğim sızlar
Örfüyle,âdetiyle İnsanı İnsan Mertliği ile anılır Sivrihisar

Reha ÖNER

SİVRİHİSAR KADINI

Sivrihisar kadınını anlatmak zordur sizlere,
Analarımızı kardeşlerimizi anlatacağım sizlere,
Unutmayın sahip olun bu değerlere,
Hayatına fedakârlıkla başlar Sivrihisar kadını.

Okul yıllarında öğrenir arkadaşlık, vatan sevgisini,
Ailesinin desteğiyle oluşturur benliğini,
Evine gittiğinde görürsün cömertliğini,
Yuvasına sahipliğin timsalidir Sivrihisar kadını.

Kayın validesi serttir ama sever gelinini,
Kayın babası yumuşaktır gösterir büyüklüğünü,
Çocukları için feda eder kendisini,
Kendisi yemez yuvasına saklar, Sivrihisar kadını.

Torun sevgisi bir başkadır kıyamaz onlara,
Onlar için koşar çarşı, tarla, dağlara,
Çocuklar arasında kurulan kuvvetli bağlara,
Adamıştır kendini Sivrihisar kadını.

Evlatlarını ayırt etmez yollarına bakar,
Onlar gelmeden bamya çorbası ocakta kaynar
Onu takip eder su böreği, kapama, bazlamalar,
Arabaşını da unutmadım der Sivrihisar kadını.

Bayramlardan önce komşularda bir araya gelinir,
Baklava tepsileri sıra ile bir bir dizilir,
Daha sonra komşulara baklavaya gidilir,
Birlikteliğin sembolüdür Sivrihisar kadını.

Cenaze, düğün, asker uğurlaması başkadır,
Verdiği desteklerle mahrum olanın yanındadır,
Ekmek yemeği ile komşusuna desteğe hazırdır,
Kültürüne sahipliğin adıdır Sivrihisar kadını.

Vazgeçemez incisinden, incili küpesinden, cebesinden,
Düğününde kınasıyla ağlatır herkesi derinden,
Örf adet geleneğe sahipliğin adıdır Sivrihisar kadını.

Karınca gibidir yazdan hazırlanır kışa,
Yumak yumak hazırladığın tutmaca,
Tuzu biberi olur tat katar pişirdiği aşa,
Tasarrufun adıdır Sivrihisar kadını.

Uçak alımında vatanının, eşinin yanındadır,
Çanakkale’de babasına, kardeşine gözyaşıdır,
Bu sözler yetmez onlar bizim için baş tacıdır,
Hürmetle önünde eğilesi Sivrihisar kadını.

Faruk Öz anlat tarhanasını, dene çorbasını,
Özenle hazırladığı makarnasını, gartalacını,
Ömrünce eksiltmez aile, yuva vatan bağını,
Cumhuriyetin temelinde bulursun Sivrihisar kadınını.
Faruk ÖZ

SİVRİHİSAR’IM

Sıra sıra birbirine bağlanmış dağları,
Tüm sevgileri bağrında saklar.
Olmasa da yemyeşil, içinde saklıdır
Koca Yunus’dan gelen insan sevgisi.

Mizahın en deriniyle yüzlerde tebessüm,
Torunu olmakla övünürüz Hoca Nasreddin’in.
İnce ince dokunur, nakış nakış işlenir
Tebessümün incelikleri insanoğlunun içine.

Sevmesini, gülmesini bilmiyorsan: Dost ol!
Dünya gözüyle değil ahret gözüyle bak!
Kusur arama insanoğlunda,
Dönüp sen de bir bak aynaya.

Herkese nasip olmaz böyle bir diyar.
İnsanoğlusun sende de vardır biraz riya.
Yunus’un Nasreddin’in diyarında,
Sen de mutluluğu ara.

Kaldır başını, bak gök kubbeye!
Tarih canlanır her köşesinde.
Dikil! Bir an Hoca Nasreddin’in heykelinde.
Var mı? Senden mutlusu DÜNYA’nın MERKEZİNDE.

Yoktur kolundaki saatin ayarı.
Bu memleket ilim, irfan diyarı.
Saat kulesinden çıktın mı yukarı.
Görürsün tüm ihtişamı ile duran hisarı.

Nice medeniyetlere beşiklik ettin.
Tarih sayfalarında yer ettin.
Atilla’dan Atatürk’e büyüklerimi misafir ettin.
Gözümün nuru, memleketim SİVRİHİSARIM.

Bora KAVAS

GARİP SİVRİHİSAR’IM
Çok eskidir benim tarihim,
Şimdi kaderine bırakılmış Garip Sivrihisar’ım.
Tükenmemiştir bende yetişen evliyam, velim,
Şimdi kaderine bırakılmış Garip Sivrihisar’ım.

Bir zamanlar sokaklarında koştuğunuz,
Pazarını, çarşısını, camisini doldurduğunuz,
Yaşadığınız ömrünüzü gururla sunduğunuz,
Şimdi yalnızlığa bıraktığınız Garip Sivrihisar’ım

Her gelen şiir yazar, dörtlükler dizer,
Camilerimi, kiliseyi, konaklarımı gezer,
Yazdıklarınızla mutlu etmez beni üzer,
Tarihinizi aradığınız Garip Sivrihisar’ım.

Kimsede olmayan tarih bende saklı,
Herkes konuşur dinlersin hepsi haklı,
Sözlerinin içinde gizli tuzaklar saklı,
Başıboş bıraktığınız Garip Sivrihisar’ım.
İstemem artık sizden güzel sözler,
Göreyim birlikteliğinizi, bitsin boş vaatler,
Tükensin artık bendecilik ve bahaneler,
Benim için bir araya gelin Garip Sivrihisar’ım.

Çok uzatmaya gerek yok lüzumsuz söze,
Neden düştün bu hale geldin mi göze,
Sen yaşayan bir çınar tarihi bir müze,
Unutup ta gittiğiniz Garip Sivrihisar’ım

Sivrihisar’lı Faruk ÖZ yazıyorsun mahzun,
Bitsin artık dargınlık, bu dağınıklık bitsin,
Bu birlikteliğin önündeki engeller kalksın,
Şahlanacağın günler olsun Garip Sivrihisar’ım.

Faruk ÖZ

SİVRİHİSAR

Doğa güzelliğini çekmiş üstüne
Sivrihisar övünmeli hakkıdır
Kucak acar yarenine dostuna
Sivrihisar övünmeli hakkıdır

Onyedi medrese temel köküdür
Tarihi türbesi atmış ikidir
Efsane doludur bu ne öyküdür
Sivrihisar övünmeli hakkıdır

Her bir yatır Sivrihisar ürünü
Nasrettin Hoca almış tarih yerini
Fatihin yanında Hızır torunu
Sivrihisar övünmeli hakkıdır.

Aşık MEYDANİ- KAYSERİ

UÇAPARKIMIZSIN SEN

Sivrihisar’ımızın güzelliği ve yeşili,
Ormanımız, UÇAPARKIMIZSIN sen.
Gençliğimizin heyecanı, güzel yüzü,
Mutluluklar duyduğumuz UÇAPARKIMIZSIN sen.

Hıdrellez ve piknik için koştuğumuz,
Kuş sesi ve oksijene doyduğumuz,
Anlatırken, yaşarken gurur duyduğumuz,
Yalnızlığa bıraktığımız UÇAPARKIMIZSIN sen.

Teşekkürler Hacı Mustafa UÇA
Doldurmuşsun ağaçları dağa ve taşa,
Bizlere bırakılan güzelim mirasa,
Sahip çıkamadığımız UÇAPARKIMIZSIN sen.
Yüz otuz beş dönüme kuruldu ormanlık,
Sivrihisar’ımıza verdi oksijen ve canlılık,
Bugüne getirdi Yüksel UÇA’nın verdiği bağlılık,
Hizmet etmemiz gereken UÇAPARKIMIZSIN sen.

Devamı için kurdu Yeşil Sahalar Derneğini,
Yeşile çevirdiniz dağımızın rengini,
Ormanımız, ağacımız var demenin zevkini
Bizlere yaşattığın UÇAPARKIMIZSIN sen.

İçerisinde piknik alanları, yollar olmalı,
Şelaler, havuzlar çay bahçesi yapılmalı,
Ağaçlar yenilenerek bakıma alınmalı,
Şimdilerde uzaktan baktığımız UÇAPARKIMIZSIN sen.

Faruk ÖZ

SİVRİHİSAR GÜZEL İLÇEM

Üç Tarafı Kayalarla Çevrili
Güzel Bir Ay Misali
Ortasında Sivrihisar Evleri
Tam Bir Yıldız Timsali

Sanki Albayrak Ay Yıldızı Burdan Almış
Atatürk Bile Bu İlçede Kalmış
Alimiyle, Velisiyle Ün Salmış
Evliyalarıyla Sanki Uykuya Dalmış

Velisi Çok, Derler Deliside
Deli Dedikleri Aslında Hepsi Birer Veli
Aldırma Sen O Boş Boğazlara
Asıl Bunlar Akıllı Geçinen Birer Deli

Uyan Sivrihisarlı Uyan Geç Öne
Kanma Sana Her Söylenene
Sen İşini İyi Bilir İyi Yaparsın
Yakındır Kabuğunu Kırar Aya Çıkarsın.
Fahri CEYLAN

ÇOBAN İLE AKBAŞ

Çoban yorulur kepenekte uyur,
Sürüyü akbaş çoban köpeği korur.

Canavar sürüyü uzaktan kollar,
Akbaşın sesini duydumu korkar.

Sürünün yaşaması akbaşa bağlı,
Çoban kardeş iyi besle akbaşı.

Akbaş zayıf düşerse koruyamaz davarı,
Hal böyle olunca kaybedersin değneği.

Sivrihisar’da anlatılır akbaş öyküsü,
Nede güzel olurdu yazılsaydı türküsü

Yalçın AYAYDIN

SİVRİHİSAR SEVDALISI ORHAN KESKİN

Sivrihisar’da 1933 yılında dünyaya geldi,
Yaşamını Sivrihisar’a hizmete verdi,
Hukuk okudu,İlçesinde noterlik etti,
Sivrihisar sevdalısı ORHAN KESKİN.

Yaşamı da soy ismi gibi hep keskindir,
İlk işi ilçesinin tarihi eserlerine nöbettir,
Bu eserleresahip çıkıp restore ettirmiştir,
Sivrihisar tarihine sahipliktir ORHAN KESKİN.
İslami ilimler vakfının kurucusudur,
Hayatı mücadele ve öncülükle doludur,
Kendisini ilçesine adamış Allah’ın kuludur,
Sivrihisar için birlikteliğin adıdır ORHAN KESKİN.

Bir nesile öncülük etmiştir bitmemiştir görevi,
Öncülükle yetinmemiş, olmuştur köprünün direği,
Sivrihisar deyince dayanamaz çarpar yüreği,
Sivrihisar’a adanmışlığın adıdır ORHAN KESKİN.

Yaptıkları eserleriyle halen dimdik duruyor,
Tüm Sivrihisar’lı size minnet duruyor,
O bizlerin yüreğinde hazinedir yaşıyor,
Sivrihisar kültürünü anlamaktır ORHAN KESKİN.

Bir değeri mısralarda ifade etmek zordur,
Sayın Keskin’i geleceğe anlatmak bizlere borçtur,
Sizinle birlikte Sivrihisar’a hizmet bize yoldur,
Gözün arkada kalmasın Sayın ORHAN KESKİN

Faruk ÖZ

SİVRİHİSAR KIZLARI

Bağlıdır evine, belli etmez derdini,
Kendince sevmiştir erkeğin merdini,
Evinin, çocuklarının sadık kölesidir,
Kötülüğü sevmez yapana bildirir haddini,

Cefakârdır yoktur yukarlarda gözü
Tam bir aile anasıdır kadındır özü
Sakın damarına basma biranda çıldırır
Birşey isterde yerine getirilmezse sözü.

Sivrihisar’dan alırsan evlenecek kızı
Damada çok iyi bakar ana,baba,baldızı.
Sivrihisar’a damat olmak ayrıcalıktır,
Sırtı yere gelmez hep güler yıldızı.

Fahri CEYLAN

SİVRİHİSAR’DA SABAH

Tanyeri ağarırken, başlar selâlar,
Sonra saba makamında ezanlar…
Çeşit, çeşit kuş sesleri cıvıldar;
İnerler caddelere güvercinler kumrular…

Gün ağarırken ötüşür serçeler,
Cak-cak bağrışır akıllı kargalar…
Açılır birer-birer meşhur kahveler;
Dökülür bardaklara demli çaylar…

Eser bir poyraz serince kuzeyden,
Teneffüs ederiz güzel havayı derinden…
İnce bir sis ufuklara dağılır;
Görünür güneş şinşirak tepesinden…

İlk güneş, Yazıcıoğlu Kalesiyle tanışır,
Esnaflar çıkar evlerden çarşıya akışır…
Selâm sabah sesleri birbirine karışır;
Öğrenciler caddelere sel gibi yayılır…

Böyle başlar, Sivrihisar’da sabahlar,
Kazanç azsa ertesi güne kalır hayaller;
Çarşambayı bekleriz biz garip esnaflar,
Sivrihisar halkına hayırlı sabahlar…

Ahmet Bican ATMACA

SİVRİHİSAR

Çelik zırh gibi çevirmiş kayalar,
İçinde şirin bir şehir var,
Sema’ya yükselen minareler,
Kayaların üzerinde şaheser Saat’i var.

İnci gibi dizilmiş evler,
İçinde temiz kalpli insanları var,
Yunus’u, Nasrettin’i daha neleri var,
Yetiştirmiş bu şehir evliyalar.

Ulu Camisiyle övünür SİVRİHİSAR,
Selçukilerden kalma Alemşahı var,
Doğudan doğar güneşi batıya batar,
Şıh Baba Yusuf, Kurşunlu’da yatar.

Gurbete giden hasretini çeker,
SİVRİHİSAR’ı görmeyen, görmek ister.
Gürbüz KARA

SİVRİHİSAR’DA

Yükselmiş kayalar heybetle durur,
Sanki nöbet tutar Sivrihisar’da.
Yazıcıoğlu’na kızıllık vurur,
Güneş başka batar Sivrihisar’da.

Zekidir insanı, mizah töresi,
Yoğurttan fazladır, kabın darası,
Hoca uygun görmüş, MERKEZ burası,
Arz’ın kalbi atar Sivrihisar’da,

Haznedar, Hoşkadem ibadet yeri,
Doldurur içini kadını eri,
Seydiler Hamamı akıtır teri,
Duman koyu tüter Sivrihisar’da.

Ulu Cami kesmiş kibir yolunu,
Hoşgörü kalplerde açmış gülünü,
Balkayası sunar huzur balını,
Yaşama tat katar Sivrihisar’da.

Kurşunlu Cami’den yükselir nida,
Yüreklere dolar ilahi seda,
Açılan elleri görür de Hüda,
Sıkıntılar biter Sivrihisar’da.

Bağrında yetişti Nasrettin Hoca,
Yayıldı şöhreti,erdi her uca,
Torunu Hızır Bey ilimde yüce,
Ne alimler yatar Sivrihisar’da.

Töreye uygundur nişanı,sözü,
Takılır takılar hep dizi dizi,
Giyince sarkayı gelini,kızı,
Coşku göğü tutar Sivrihisar’da.

Çorbada bamyaya önem verilir,
Yağlıca et ile kelem sarılır,
Kışın arabaşı sıkça görülür,
Herkes bol bol yutar Sivrihisar’da.

Birbirine destek halkın tamamı,
Uçapark yok eder tasayı,gamı,
Şifalar dağıtır Çardak Hamamı,
Bütün dertler yiter Sivrihisar’da.

Turistler gezerken Ballıhisar’ı,
Pessunus’ta belli deprem hasarı,
Mermerler yaşlanmış,renkleri sarı,
Toprak tarih tüter Sivrihisar’da.

Halil’im dolandım her bir köyünü,
Baba Çeşmesi’nden içtim suyunu,
Uğrayan sevgiden alır payını,
Dostluk kini yutar Sivrihisar’da.

Halil GÜRKAN

 

İSAR’IM BEN
Ders veren nükteleriyle Nasrettin Hocam var,
İnsanı doğru yola götüren Yunus Emre’m var,
İstanbul’a reis olmuş Hızır beyim var,
Ulemalar diyarı Sivrihisar’ım ben.

İstanbul’un ilk kadısı Sinan Paşam var,
Bursa’ya kadı olmuş Aziz Mahmut’ um var,
Toprağımda nöbet tutan evliyalarım var,
Evliyalar diyarı Sivrihisar’ım ben

Misafirlerimi selamlayan Yazıcıoğlu kalemle,
Böğrümde tarihi saat kulemle,
Tüm dünyaya nara atan tarihimle,
Dünyanın Merkezi Sivrihisar’ım ben.

Anadoludaki en büyük camidir ULU cami
Mutlak görmeli bendeki mabetleri her fani
Gavur hamamını, kiliseye gelmeli her Ermeni
İbadethaneler ve kardeşlik diyarı Sivrihisar’ım ben

Bamya çorbasını içmeden gidemezsin,
Kelem dolmasının tadını bilemezsin
Kapayı yemenin zevkini görmelisin
Ağız tadıyla bir farklı Sivrihisar’ım ben,,,

Böreklerin hası, su böreğim var,
Yumurtalısı, haşhaşlısı, ballısı gözlemem var,
Kışını ısıtan ARABAŞIM var,
Mutfağıyla farklı Sivrihisar’ım ben.

Tarihte ilktir hediye uçak benden,
Tarihte nice şehitler verdim içimden,
Kırılmadım, darılmadım, sevdim insanı içten,
Nice yıllara hizmet etmiş Sivrihisar’ım ben.

Canı sıkılan balık damında atsın stresi,
Kuş cennetim, uça parkım var kucaklar herkesi,
Tırmanacak kayalarım, yürüyüş yollarım ve çevresi,
Misafirlerini bekleyen Sivrihisar’ım ben.

Tüm Türkiye bilir insanım uyanık,
Uyanık değil aslında ciğeri yanık,
Zekidir, aldanmaz zulüme çok dayanık,
Devletine âşık Sivrihisar’ım ben.

Esnafım çoktur halkım çalışkan,
İnsanım akıllı, zeki ve yarışkan,
Tasarruf eder aslında usanmaz canından,
Güzel insanlara sahip Sivrihisar’ım ben.

Faruk Öz unutma; Hakıklar bizim güllerimiz,
Herkez sahip çıkmıştır biz onları severiz
Burada bitmez güzellikler ve eserlerimiz
Anlayıp ta anlatamadığınız Sivrihisar’ım ben

Faruk ÖZ

SAHİPSİZ SİVRİHİSAR

Dünyanın merkeziyiz der övünürler
Hiçbir hizmet yapmaz hep savururlar
Asla ümitlerini yitirmez Sivrihisarlı.
Hep geleceğe umut bağlar avunurlar.

Sivrihisar’ı sömürenler birer birer kaçıyorlar
servetlerini başka yerlere saçıyorlar
Sivrihisar’ımıza katkıda bulun dediğinde
Mel mel insanın yüzüne bakıyorlar.

Lafa geldimi mangalda kül bırakmazlar
Sivrihisar için elini taşın altına sokmazlar
Memleketim nasıl diye dönüp bakmazlar
Sivrihisarlıyım diye övünmektende geri kalmazlar.

Gelin el atalım birlikte Sivrihisar’ımıza
Hizmet etmek yakışır insanımıza
Sivrihisar’ımızı kalkındırır çağ atlatırsak
Zatende bu yakışır bizim şanımıza.

Fahri CEYLAN

EY SİVRİHİSAR

Havasına, suyuna, taşına toprağına,
O eşsiz güzellikteki Arnavut kaldırımlarına,
Umutlarım,hayallerim,hüzünlerim,sevinçlerim
Hasret kaldım sana Ey Sivrihisar

Dolaştım diyar diyar gurbet elleri,
Bulamadım Sivrihisar gibi memleketi,
Dinledim oralarda tüm sözleri, dilleri,
Yunus Emre gibi dil bulamadım.

Heybetli görünür kayaları, dağları
Özledim Sivrihisar’daki ölüleri, sağları
Burnumda kokuyor çiçekleri, bağları
Hasret kaldım sana ey Sivrihisar

Çiğdem AVKIRAN AKTEPE

SEVDA YOLU SİVRİHİSAR
Sivrihisar sevda yolu, nicelerin diyarı,
Niceleri doğmuş yetişmiş o topraklarda,
Seyidler, âşıklar, şairler gönül dostları,
Azizler, Nasreddinler, Yunuslar, Hızır Beyler.

O kutsal topraklara özenmiş aziz belde,
O taş sokaklarda, kumlu yolda ayak izleri,
Yazıcıoğlu’ndan baktığımda gördüğüm tek gerçek
Medeniyetin beşiği, dinlerin merkezi Sivrihisar…

Anita DEMİRCİYAN

SİVRİHİSARIM

Üç tarafı kayalarla çevrilmiş,
Sanırsınki içine hapsedilmiş.
Senelerdir bir çıkış arar durur,
Kayasında saat bile acı,acı vurur.

Dünyanın merkeziyim diye övünür,
Hiçbir hizmet gelmez der dövünür.
Hep bir kurtarıcı bekler durur,
İnşallah kurtarıcısını çabuk bulur.

Tarih kokan tarihi bir ilçedir,
garip kalmış çeşmesi garipçedir.
Alimi var hocası var vede velisi,
Akıllıdan bile akıllıdır delisi.

Fahri CEYLAN

SİVRİHİSAR YENİCE MAHALLESİ
Seydi Mahmud’du ismi önce,
Sonra değişti oldu Yenice;
Çeşmeleri akar gündüz gece…
Pırıl, pırıl tertemiz camisi,

Zaim Ağa Konağı, bir tarihtir,
Tavan tezyinatı bir harikadır;
Karargâh oldu TÜRK ordusuna,
Oturum eyledi Bakanlar Kuruluna,

Komutanlar toplandı, sık sık burada,
Atatürk konakladı bu binada;
İhtilaf devletlerine cevap verildi,
Ya İstiklal Ya Ölüm dendi.

Üç pınar çeşmesi Selçuklu eseridir,
Acı çeşme bir tarihi abidedir.
Kümbür, Kavakdibi, Garipçe çeşmesi,
Şoför evleri çeşmesinden çay demlemesi.

Ali Dede yatar bağrında bir eren,
Huzur dolar gönlüne ziyaret eden.
Ruhi Gül, gül gibi bakıyor,
Ali Dede huzur içinde yatıyor.

Mezarlık tertemiz, yatıyor mevtalar,
İçinde çağrışır yemyeşil çamlar;
Dernekce çevrildi, tüm duvarlar,
Tek istekleri var dualar, fatihalar…

Ahmet Bican ATMACA

SİVRİHİSAR BENİM VATANIM

Sevmek gerek doğayı herzaman,
İllede sevmek
Vatanı toprağı her canlıyı.
Rest çekmek gerek geçmişe bazen,
İleriye bakmak,görmek gerek.
Hayatı yaşamayı,mutluluğuda bilmek gerek.
İnsanlarla dost olmak,
Sivrihisar’da bazlama tatmak gerek.
Annelerin kıymetini bilmek,
Riyadan uzak ellerini öpmek gerek.
Bahçesinde açan güllerini,
En tepeye bakan dağlarını
Nice yiğit yetiştirmiş toprağını
İlkelerinden şaşmayan insanlarını
Masmavi gökyüzünde uçuşan kuşlarını
Varlığıyla göz dolduran tarihi yapılarını
Anaların elinde yapılan yoğurdunu
Tatmak gerek,
Anlamak gerek her yerinde Sivrihisar’ı
Nesil yetiştirmek gerek
Israrla yılmadan geliştirmek bu vatanı
Muasır medeniyetlere ulaştırmak gerek.
Mehtap Sarı DİNGEÇOĞLU

SİVRİHİSAR’IN GÜLLERİ HAKIK’LAR

Hasan, Kemal, Mehmet
Sivrihisar’ın üç eri
En küçükleri olsa da Mehmet
Bu üçlünün tek lideri

Onlara Hakıklar derdik
Her yaptıklarını severdik
Mehmet’in Aynalı Arabasına gülerdik
Sivrihisarın Gülleri der överdik

Onların olmadığı düğün yoktur.
Düşmanı yok,sevenleri çoktur.
İlçemiz dışındada ünlüydüler
Sivrihisarın üç gülüydüler.

Gitti Sivrihisar’ın Gülleri
Ötmez oldu bülbülleri
Sivrihisar sahip çıksın
Unutulmasın isimleri

Fahri CEYLAN

SİVRİHİSARLIM BENİM….

Acı dolu, Hüzün dolu. Gelip geçti seneler…
Hasret yaktı içimdeki kör ateşten,
Bakışların benden uzak, Gözlerim sana tutsak.
Bir sevda yolu elbet Sivrihisar’a götüren…

İlk aşkım ilk göz ağrım, İçimdeki sevda yolu…
Karanlık gecelerim, terim tek ışığım, Sivrihisar’ lım benim…
Nerde kaldı o güzel günler, nerde verdiğin sözler..
Yazıcıoğlu ağlarmış kumlu yol suskun,,,
Kalbim sende kaldı Sivrihisar’lım benim…

Dr.Kemal ASLANCAN

YUNUS EMRE’NİN DOĞDUĞU YER

“Sebep anmak durur Sivrihisar’ı
Senâ medh itmeğe men bu diyarı
Azizlermiş hususâ Yunus Emre,
İdermiş zühd-ü uzlet uyub emre,
Bu yerdedir bu zümrenin mezarı
Müşerref eylemişlerdir bu diyarı…

Şeyh Baba Yusuf

NASRETTİN HOCA

Sivrihisar’ın Hortu köyünde geldi dünyaya,
Yaptığı nüktelerle meşhur oldu cihana,
Bir alim kişi idi, iz bıraktı mekana,
Akşehir ilçesinde veda etti hayata.

Dinleyin bakın;ne diyor NASRETTİN HOCA,
Bana sahip çıkanlar belge getirmeli ispata,
Hayatım hakkında bilgi bulunur kaynaklarda,
Hiç zorluk çekmezsiniz arayıp bulmakta.

Dünyaya nam saldın, NASRETTİN HOCA
İnsanları uyardın yaşamın boyunca,
Halen söylenir fıkraların dillerde;
Örnek alır seni insanoğlu her işinde.

Hayatında hep neşeli yaşadın,
Hak’tan hukuktan taviz vermedin,
Ömür boyu kimselere kızmadın,
Gönüller yıkıp kalpler kırmadın.

Hergün her saniye yanımızda bulunursun,
Fıkralarınla hem güldürür hem düşündürürsün,
Sıkıntılı zamanlarda bizleri rahatlatırsın,
Her sene şenliklerle aramıza katılırsın.

Sen ölmedin hocam gönüllerde yaşıyorsun
Şu an bile bizlere mesajlar veriyorsun,
Aziz hocam daima kabrin nurlarla dolsun,
Sen rahat uyu mekânın cennet olsun…

Yalçın AYAYDIN

BİZ SİVRİHİSAR’I ÇOK SEVİYORUZ

Anadolu’da tarihi bir gerçektir
Sivrihisar Yazıcıoğlu kalesiyle.
Bir sevda yolu oldu kalbimizde.
Biz Sivrihisar’ı çok seviyoruz.

Orada çok değerli dostlarımız var.
Sevdiklerimiz sevenlerimiz var.
Sivrihisar’ı özlüyoruz. Sivrihisar’ı yaşıyoruz.
Sivrihisar’daki dostlarımızı kalbimizde taşıyoruz.

Kevork KUYUMCUYAN

BEN SİVRİHİSAR’IM

Baharda yeşilim bir başka, kışın beyazım
Bozkırın bağrında serin esen rüzgârım
Boğaz yakar o serin sularım
Tarih içinde tarihim, ben SİVRİHİSAR’ım

Çiğdem AVKIRAN AKTEPE

İSTİKLÂL SAVAŞINDA SİVRİHİSAR UÇAĞI

Yunan kefereleri 16 Ağustos’ta girdi Sivrihisar’a
Kırıp, döküp, yakıp, yıkarak yerleşti okullara..

Zulüm, işkence, giriştiler eza ve cefaya,
Halkı korkutup, başladılar evleri yağmalamaya..
Ekinler yakıldı, harmanlar ateşe verildi;
Bahçelerde, bağlarda, her ne varsa çiğnendi..

Sakarya’da yediği kötekle, başladılar kaçmaya,
Kaçarken de başladılar köyleri yakmaya…
Kurtuldu Sivrihisar 20 Eylül sabahında,
Halk topladı, ne varsa elinde, avucunda…

Uçak alıp, hediye edelim dendi orduya,
Uçak parası toplanıp, gönderildi Ankara’ya
Ülkede yankılandı, Sivrihisar halkının hediyesi,
İlçe semalarında gürledi uçağın sesi…

Sivrihisar halkı sevinçten döküldü sokaklara,
Kurtuluş duaları okundu, yükseldi semalara…
Bu gün törenini yapıyoruz, bu hediye uçağın,
Onurunu, sevincini paylaşıyoruz o anın…
Uçağı yapan üniversiteye sonsuz şükranlar,
Hepinize Ahmet ATMACA’dan selamlar, saygılar…

Ahmet Bican ATMACA

AKŞEHİRLE SİVRİHİSAR

Bir beşik kalmış Sivrihisar’da.
Akşehir’de bir mezar.
Sayesinde akraba olmuşlar
Akşehir’le Sivrihisar.

Arif Nihat ASYA

HAZİNEDAR VAKFI

Hazinedar vakfı belde-i Sivrihisar
Haraba meyletmiş, tamire kılınmış içtisar
İkinci tamire bed’i hasbetenlillah olup
Sene 1188’de badelatiftir kıl şumar

Bir tükenmez ecra, acil olmuş el nail-i kaza
Müftüzade ismi Sunullah Efendi namüdür
Sa’yü gayret eyleyip ikmalini etmiş hak nasip
Ciran içre anı mihman etsin pervendigar

Derviş AHMED HULUSİ/1296

SİVRİHİSAR SEVDASI

SİVRİHİSAR sevdasını anlaya bilmek için
Önce SİVRİHİSAR tarihini bilmek gerek,
Görmek ve bakmak arasındaki fark için
SİVRİHİSAR` a kalp gözüyle bakmak gerek.

Kayalıklar, taş sokaklar, Yazıcıoğlu sırtları…
Eski terk edilmiş sıra sıra ıssız evler Boş sokakları…
SİVRİHİSAR’ın güzelliğini gösteren o yörenin insanı.
Çalışkan, tasarruflu cömert, yiğit, vatansever insanları,

Dilindeki duayla eşsiz AZİZ MAHMUT HUDAİ,
Gönüllerde ilahi, şiirlerle asırlara miras bırakmış YUNUS EMRE.
Ünlü düşünür mizah adamı, gönül dostu NASREDDİN HOCA…
Kurtuluş savaşı, İnönü, Sakarya işte SİVRİHİSAR tayyaresi,.

İlmek ilmek mekik mekik dokunmuş,
Sevdalarını Sivrihisar kilimlerine,
Yıllarca sevdaları görmüş yaşamış,
Şahit olmuş Sivrihisar saat kulesi.
Dr. Kemal ASLANCAN

SİVRİHİSAR MÜZESİ

Açılsın Sivrihisar’da güzel bir müze,
Çıksın, tarihimiz, eserlerimiz yüze…
Halı, kılım niceleri birer şaheser;
Bunlarda gitmesin yadele, kalsın bize…

Ahmet BİCAN ATMACA

HİCİV ŞAİRİ USULİZADE EŞREF

Hiciv şairi Eşref’in kaymakam olarak tayini Sivrihisar’a çıktığı zaman canı çok sıkılır. Sivrihisar yerine Akhisar’a gitmek arzusunu İzmir valisine şu kıt’a ile bildirir:
Beni Sivrihisar’a merhamet et otutturma
Kerem kıl Akhisar’ı,dersen İzmir’den ırak olsun
Mücerred bir hisara gönderilmekse eğer maksat
Efendim başı sivri olmasın da, bari ak olsun

Eşref’in arzusu yerine getirilip de Sivrihisar’a gönderilmeyince şu teşekkür kıt’asını yazar:

Kararmıştı gözüm ye’s ü elemden
Bugün farkeyledim leyl ü neharı
K..ımdan asafa çektin çıkardın
Kolaylıkla şükür Sivrihisar’ı.

Şair EŞREF

ŞAİR EŞREFE CEVAP
Kırkağaç’lı Eşref mazurdur Hisar’ı Ak ister
Serdar ise hisarın sivrisini sancak ister,
Hisarlar vardır; Yeşildir Akdır, Karadır amma,
Sevmeye onu; Yunus ister, Hızır, Selman-ı Pak ister.

Orhan KESKİN

GURBETTE SİVRİHİSAR
Salıncaklar bizi bırakmış,
Kaldırımlar sımsıcakmış,
Yaktı bizi bu hasret,
Çeşmeler hep boşa akmış.

Rüzgârlar gibi estim
Coşkun kuş olup uçtum
Güzelim Sivrihisar’ım
Rüyamda sen ne hoştun.
Emine YÜCEL

SİVRİHİSAR DEDİKLERİ

Sivrihisar dedikleri
Bulgurdur yedikleri
Pek hoşuma gider,
Hangırda dedikleri.

ANONİM

YAZICIOĞLU ETEKLERİ

Tek geldim tek gideceğim,
Yazıcıoğlu eteklerine,
Elbet bir gün,
Bende gömüleceğim

Necmi GÜNAY

SİVRİHİSARLIYIZ BİZ
Biz israf etmeyi sevmeyiz,
Tutumluyuz tasarrufu severiz..
Döküp saçmayı istemeyiz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Artan ekmeği atmayız,
Tirit yapar yeriz…
Oturak sofayı severiz
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Patlıcanı biberi kuruturuz,
Kış gelince dolma yaparız..
Taze fasulyeyi kurutur yeriz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Kara pekmezi çok severiz,
Patlıcanlı kabaklı reçel yaparız…
Nardenk kaynatır kışın içeriz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Bulguru deneyi çekeriz,
Kendimiz döver ezeriz..
Yarmayı, keşkeği severiz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Eserimizdir bamya çorbası
Kelem dolması,göce dolması..
Zevkle yenir yaprak sarması;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Unu kavurur bulamaç yaparız,
Hastalara içirir şifa ararız…
Gerisi yok mu diye sorarız;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Un kepeğinden köfte dökeriz,
Soğanla yumurtayı ekleriz..
Yoğurtlar iştahla yeriz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Met helvası bizim eserimiz,
Tutmacı makarnayı kendimiz keseriz..
Tarhana çorbasını çok severiz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Tavuğu besler keseriz,
Suyunu arabaşı yapar içeriz…
Su böreğinin ustası biziz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Mıhlama soframızın süsüdür.
Kapamamız çok ünlüdür..
Bastımız türlü türlüdür;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Sucuk pastırma bizim işimiz,
Çok meşhurdur zıralı köftedir..
Havamız temiz yemeklerimiz leziz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Bazlama, mayalı ekmeğimiz
Yufkayı kartalacı dürümleriz..
Gözlemeyi pideyi severiz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Kim ne derse desin biz Türkmeniz,
Soyu sopu belli beldeyiz..
Dünyada ünlüdür âlimlerimiz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Ahmet BİCAN ATMACA

YUNUS EMRE HAZRETLERİNE!

Şiirlerin güfte oldu bestecilere,
Yıllarca okunacak ilahilere..
Dinlerken vecd içinde gazellerini;
Yıllarca coşku verecek gönüllere…

Ne güzel de bestelemişler şiirlerini,
Şevk içinde dinliyoruz güftelerini..
Her sözün ilahi hikmetle dolu;
Yıllar boyu dinleyeceğiz sözlerini…

Ben Yunus’u biçareyim diyorsun,
Yanık gönüllere su serpiyorsun..
Aslında biçare olan biz gafilleriz;
Bizlere ilahi mesajlar veriyorsun…

Bican derki; Sivrihisar’da yetiştin,
Tabduk Emre’ye kul olup piştin;
Kıymetini bilmeyip yıktık dergâhını,
Eserine sahip olamadık bize kahrettin.

Ahmet Bican ATMACA

SİVRİHİSAR ÖZLEMİ

Oturdum saat kulesi dibine
Baktım şöyle gençliğimi geçirdiğim özlemlerime
Ayağım alışmıştı sokaklarının taş parkelerine
Gözlerim takılırdı o tarihi evlerine

Yoğurt pazarı, buğday pazarı, çaput pazarı
Dükkanlarının önünde duruyor sevayi sarkaları
Az aşağıda dikiliyor yorgan ve de yatakları
Ünlü ustalarıyla tanınan ayakkabı tamirci dükkanları

Demir döven nalbantları, soba ve de kalaycıları
Köylülerin eşyalarını taşıyan atlı paytonları
Arabalardan deri toplayan zengin ayakçıları
Unutulur mu şehrimizin sembolü
Hakıklar’dan Hasan, Mehmet, Kemal’leri

Başı çarlı ayağı şalvarlı eski anaları
Yanlarında elleri üşümüş o küçük yavruları
Yoğurt pazarında satıyorlar peynirleri katıkları
Hele bir bak alıcıyla yaptıkları sıkı pazarlıkları

Ünlüdür meydandaki şadırvan alanı
Geliyor karşıdan köy ağaları başlarında 8 köşe takkaları
Bugün çarşamba pek neşeli esnafları
Alıyorlar köylü babadan paracıkları

Sofralarının vaz geçilmezi bamya çorbası
Arkasından nohutlu bulgur pilavı, kelem dolması
Daha yetmedi mi hemen zerdeli hoşafı
Afiyet olsun kalkmadan birde tadın buda sarma baklavası

Evlerindeki eski örme kuyuları
Bahçelerindeki güzelim kırnap ağaçları
Koca ebelerin örtündügü gri atkıları
Gelin kızlara yakılan bağlamalı kınaları

Kadınların kulaklarındaki incili küpeleri
Yastıkların yorganların kenarındaki el örgüleri
Dağların eteğindeki bağlardaki üzümleri
Şen ederdi burada yaşayan tüm gönülleri

Bak tepeden restore istiyor yazıcı oglu kalesi
Tarihini unutma diyor saatte bir çalan saat kulesi
Ecdadını anlatıyor Ulucami’sinde okunan ezan sesi
Sahiplik istiyor Hızırbey ve de Nasreddini.

Uçapark oksijen vermek için inat ediyor
Dörtyol arabaları şehre sokamadığı için isyan ediyor
Yok olmaya başlamış tarih canlanmayı bekliyor
İşte Sivrihisar’ın bu yalnızlığı beni kahrediyor.

Nedense bu özlemleri hep garip ve de yoksullar hissediyor
Zenginler geçmişiyle pek ilgilenmiyor
Ama unutmasınlar umursamadıkları bu sılalar
Bir gün onlardan hesap sorarlar

Bak yine batıyor akşam güneşi
Son verip alıp götürüyor tüm hasretlikleri
Eğer yordumsa siz Sivrihisar sevenleri
Hakim olamıyorum duygularıma affedin böyle delileri

Şükrü YAHNİ

NASRETTİN HOCA MÜZESİ

Eşeği de sosyoloji okumuş;
Horozu da zamanla şal dokumuş…
Noel baba değil Nasreddin Hoca,
Nasreddin yanımda Noel bir cüce…

Ağaçlarda, çayda, damda, taşlarda,
Ayda, günde, çiçeklerde, kuşlarda,
Dolan felselesi yüklüdür,
Cübbesi, sarığı, fesi yüklüdür…

Acemi bülbülce öten dallarda,
Düşündüğün yoğurt çalıp göllerde…
Tamah olur, günün olur hırs olur.
Türlü insan kılığında dere olur…

Hangi derdi hastalığı toplumun
İğnesini yememiş olsun onun…
Sene tanı altmışdokuz?, ödevim Akşehir’de,
İlk Hoca şenlikleri sevgidir gönüllerde…

Tertip komitesinde üveyim heyecanla.,
Hemşehrilik görevi yapıyorum inaçla…
Doktor Rahmi Şirvana, Belediye Başkanı
O yılki tatlı şenlik bende bilinmez anı

Yıldan yıla büyüdü genişledi de çapı,
Dost ülke hudutları kesildi komşu kapı
Mezarına gidildi, düğünlere sünnete.
Buyur Hoca denilir ulu ruh yardın ede…

Çok ilaç onda arasa hasta dünya,
Kalmazdı böylesine tasada yasda dünya…
Bilmem nasıl yapılır onun için bir anıt;
Güneş ve akıl dolu kahkaha dolu yanıt…

Sivrihisar’da Hoca bir müze ister müze
Ne ilginç kalıntılar gülerek yüzümüze…
Karakuru “Kurbanın olayım Hocam!” demek
Havanda su döğmektir, rüya boyu bol yemek…

Hilmi ÇINGIR

SİVRİHİSAR HASRETİ

Gelen balta vurur kuru kırık dallarına,
Yaprağı dökülmüş ağaçtan beter olmuş,
Acımıyor kimse senin şu haline,
Sivrihisar denince gözüne yaş dolanlara selam olsun.

Çiğdem AVKIRAN AKTEPE

SİVRİHİSAR SOFRASI
Düğün aşına “bamya çorbası” ile başlanır,
“Pilav üstü haşlama et” e kaşık sallanır,
Ağzın yağı gitsin diye bir tas “üzüm hoşaf”lanır,
Sonra da “Kepen havası, yekte, çiftetelli” oynanır.

Oturup “Yer sofrası”na bağdaş kurup, dizlenir,
Arkasına enfes “un kavurma çorbası” istenir,
“Bazlaması, Su böreği” dilimlenip, ayrı ayrı kesilir.
Tatlının şahı “Sivrihisar Baklavası” ise en sona gizlenir.

Karnıyarık, “bastı” için “Koçaş patlıcanı” alınır,
Sulu pirinç aşı için “Gartalaç” itinayla sulanır,
“Zıralı köfte” için kimyon sonbaharda toplanır,
“Düğ köftesi” beğenilmezse ev sahibi darılır,

Kış gecelerinde her evde “arabaşı” hazırlanır,
Asma yaprağına incecik ” yaprak dolması”,sarılır,
“Yağlı bumbar dolması”, nın tadı damağınızda kalır,
“Höşmelim”in en alası Sivrihisar yöresinde yapılır.

Protein dolu, besleyici “tarhana çorbası”
Çok leziz olur kepenin “kelem dolması”,
Parmaklarınızı yedirir “etli nohutlu kapama”sı,
Yediniz mi? tatlı yerine “altın sarısı un helvası”.

Çok lezzetlidir “mercimekli bulgur aşı”,
Yazın her evde pişer güzelim “göce aşı”,
Yemeye doyum olmaz kemikli “keşkek aşı”,
Tatlı yerine “met helvası”nı sofraya taşı,

Sabahları içilir evlerde “tutmaç çorbası”,
Anamı hatırlatır bana “etli pırasa dolması”,
Yumurta ve kıyma ile yapılır “mıhlama”sı
Etle yapılan “kapamadır”, yemeklerin en hası,

Necmi GÜNAY

SİVRİHİSAR

Sessizlikte kendini bulabilir misin?
Karanlık gecede acı çökünce
Memleket çok özlenir bilirmisin
Gurbet elde yalnızlıklar çekince.

Aklıma gelince neşeli anlar,
Bahçeler şenlenir açınca güller
Sılayı özlüyor sessizce kullar,
Gurbet elde yalnızlıklar çekince.

Saat kulesinde zaman açarsın,
Gülüşlerde fıkraları saçarsın,
Türbelerde erenlerle uçarsın,
Gurbet elde yalnızlıklar çekince.

Çam kokusuyla özüm Uçapark’ta,
Yatıyor sessiz canlar mezarlıkta,
Ararsan bulursun gerçeği hakta,
Gurbet elde yalnızlıklar çekince.
Yasemin ÖZYURT

ŞEHR-İ ŞEHİR
Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimizin hadisini emir bilen,
İslam ordusunda İstanbul için cenk eden,
Battallığı, görülmemiş heybeti ile kuvveti birleştiren,
Seyyid Battal Gazi’yi bağrında saklayan Şehr-i kabir.

Söğüt’ü mesken edinip, Osmanlı’nın temelini atan,
Yağız Kayı Bey’i Ertuğrul Gazi’ye,
Sakarya Vadisi’nden Sündiken Dağları eteklerine,
Osman Bey ile Osmanlı’ya yurt olan Şehr-i vatan.
Anadolu topraklarının sevgi dili,
Yunus kokar her bir yeri,
“Din tamam olunca doğar medeniyet” diyen Yunus’la,
Sabır, hoşgörü, cömertliktir Şehr-i sevda.

Eşeğine hep ters binse de, doğrudur işi,
Güldürürken düşündürmektir Hoca Nasreddin’in işi,
Sivrihisar’ın Hortu Köyü’nde dünyaya açtı gözlerini,
Kıvrak zekâsı ile büyük filozof nüktedanın memleketi
Şehr-i tebessüm.

Anadolu’nun bağrında bir gergef gibi uzanan,
Tarihi dokusu içinde buram buram memleket kokan,
Kültürünü mantık ve bilimle yoğurup geleceğe aktaran,
Medeniyet ve kültürün başkenti olan Şehr-i kültür.

Bu memlekette beyaz altın döner pipoya, bibloya
Yan yana dizilir döner tesbihte sabır taşına.
Odunpazarı Evleri’nin arasında Atlıhan’da,
Ustaların el emeği göz nuruyla Şehr-i şöhret.

Mahmudiye harasında ata binmeden,
Çifteler Sakarbaşı’nda balık yemeden,
kalabak suyundan içmeden.
Dünya’nın merkezinde arapaşı, gapama,
kelem dolmasını tatmadan,
Yunus Emre’de ilahi aşka düşmeden
terk etme Şehr-i diyarı.
Nefes verirsin Şehri Hayat, Regülatör, Kent Park,
Kültür Park’la,
Yaşatırsın büyüklerini Bal Mumu Müzesi’nde,
çocuklara ışıksın Bilim Park’la.
Bir akşamsefası yaparsın
Porsuk Çayı kıyısında Adalarda,
Çiböreği bir daha ki gelişine bırakma Şehr-i deryada.

Ecem KAVAS

SELAM SANA SİVRİHİSARSPOR’UM

1974 te kurdular seni
Renklerin sarı lacivertti
Yirmi beş senedir bayrağım hiç inmedi
Tatar Haluk Mehmet ÇİNİ
Senin ocağından yetişmişti
Avni DİZMAN rahmetli
Yıllarca çok emek çekti
Selam sana Sivrihisarspor’um
Bu ocakta büyüdük
Bize Sivrihisarspor yaraşır
Nice gençlerimizle yürüdük
Bize sevgi yakışır
Yiğitlikte erlikte
Düzende ve dirlikte
Cümle alemle birlikte
Bize şampiyonluklar yakışır

Sivrihisar birlik olmuş
Gönüllere sevgi dolmuş
Nede güzel kulüp kurmuş
Sakın bu ateşi söndürmeyelim
Kaderi tersine döndürmeyelim
Sivrihisarspor’u öldürmeyelim
Selam sana Sivrihisarspor’um

Burhanettin SARIKAYA

SEVDA YOLU SİVRİHİSAR

Kimi terk etti gitti, kimi gidemedi. Bedenen gidip, ruhen gidemeyeni,
Gidenin içinde hasret koca bir dağ gibi, kavurur, yakar sinesini,
Bekler yazı, baharı gurbete bile kara kış düşer ayrılık uzayınca,
Geçim için yok bir alternatifi, Tek çare okuyup kurtarmak kendini.

Büyük bir mücadeledir, İnsan yetiştirmektir en büyük gururları,
Okuyunca kuş uçar yuvadan, Memleket olur yılda bir uğranan,
Sivrihisar’a olan sevdası bitmez, Uyuyup uyandıkça canlanan,
Sivrihisar’ lı unutmaz geldiği yeri, gittiği yerde yaşatır geçmişini.

Güzeldir Sivrihisar’da dört mevsimin güzellikleriyle yaşlanmak,
En güzeli Sivrihisar’da doğup Sivrihisar’ı dünyaya tanıtmak,
Huzurdur, mutluluktur Yazıcıoğlu kayalarının sislerine karışmak,
Bir başkadır kapanan bulutlarda, Sivrihisar’a selama durmak.

Necmi GÜNAY

İYİ BAKIN DOSTLAR BURA SİVRİHİSAR

İyi bakın dostlar bura Sivrihisar.
Sırtına almış da o engin kayalar.
O kayalarda Çanlı saati de var.
Nice kervanlar burda konaklar.
Burda sevecendir bütün insanlar.
İyi bakın dostlar bura Sivrihisar.
Cimri değildir hesaplı olur onlar.
Karnı aç olsa da gözü tok olurlar.
Yemez içmez yedirir de doyururlar.
Asil ruhlu güzedir hepsi aynıdırlar.
Bakın hele dostlar bura Sivrihisar.
Misafir sever halkı herkesi iyi ağırlar.
Nasrettin Hoca Hortu köyünde doğar.
Aydın kişi de Nasrettin Hocaya sorar.
O da bastonu atar havaya geri tutar.
Dünyanın Merkezi bura der geri tutar.
İyi bakın hele dostlar bura Sivrihisar.

Doğan TURAN

GÜZEL SİVRİHİSAR

Buradan göçen burayı ister.
Burada doğan burda ölmek ister.
Buranın havası bile yeter
GÜZEL SİVRİHİSAR.

Buradan çıkar ermiş insanlar
Buradan göçmez hiç kuşlar
Taşı toprağı her şeye değer
GÜZEL SİVRİHİSAR.

Dörtyol’u Anadolu’ya bağlar
Yol kenarında üzümlü bağlar
Buradan gidenin yüreğini dağlar
GÜZEL SİVRİHİSAR.

Neriman UYGUN

SİVRİHİSAR’IM

Üç tarafı kayalık
Bir tarafı ovalık
Tarihiyle ün salmış
Hocamız burda kalmış
Güzel Sivrihisar’ım

Fatihin kadısı
Burada yetişmiş
Nice ünlü büyükler
Nice ünlü Türkler
Buradan gelip geçmiş
Güzel Sivrihisar’ım

Yazıcıoğlu kayası
Şahinlerin yuvası
Cennet bir yer burası
Güzel Sivrihisar’ım
Yemyeşildir bağları
Heybetli kayaları
Alemşah Ulucamii
En güzel yapıları
Güzel Sivrihisar’ım

Toprağı tarih kokar
Burhanettin sözünü
Şöyle söyler tamamlar
Cennettir Sivrihisar
Güzel Sivrihisar’ım

Burhanettin SARIKAYA

SİVRİHİSAR

Şınşıraktan doğar güneşin,
Hilale benzeyen kayalarına,
O kayalar ki “La ila he illallah” yazıyor,
Çok insanlar seni kaya sanıyor.

Necmi GÜNAY

SİVRİHİSAR’DA AĞAÇ VE UÇA PARK
Çamlarla, ardıçlarla süslüydü kayalar,
Dallarında şakırdı, bülbüller, kumrular,
İnsafla merhamet, çekilince ortadan,
Kıyıma uğradı o yemyeşil ormanlar..

Çırılçıplak kaldı sivri,sivri kayalar,
Karahisar’dı ismi oldu Sivrihisar,
Üç beş dut ağacı vardı, bir kaç da kavak,
Kızgın güneş de müşgüldü bir gölge bulmak…

Yetişti Sivrihisar’ın çıplak bağrından,
Bir orman Mühendisi, EFEOĞLU İHSAN,
Dedi : Kayalar niye çıplak, niye öksüz,
İsteyin ! çam, ardıç, işte her çeşit fidan..
Böyle başladı, ağaç seferberliği,
Kuruldu yeşil sahalar ihdas derneği,
Kolları sıvadı, Başkan Mustafa UÇA,
Halk esirgemedi para ile emeği..
Yardım yağdırdı, hemşehriler dört bir yandan,
Ankara’dan, Eskişehir’den, İstanbul’dan,
Çam fışkırdı mezarlıktan, tombak kayadan,
Geliyor binler, on binler Osman AKTAŞ’TAN,

Tüm insanlar fanidir, eserlerse daim,
UÇA PARK ismi haliyle ağaçlık kaim..
Huzur içinde ceddimiz çam gölgesinde,
Yatıyor, yatacak bir gün her fani mûkim…

Ahmet Bican ATMACA

SİVRİHİSAR VE NECMİ GÜNAY

Sivrihisar’ı sevdiren insan
Sivrihisar’ı yaşatan sensin
Eskileri güzel kaleme alan
Hatıraları canlandıransın.

Sivrihisar için daima
Canla başla çalışan
Yüreği güzel insan
Tüm güzelliklerle Sivrihisar ve sen

Onunla karşılaşmasanız da
Sivrihisar sevdalısılıysanız
Bu sevda içinizde kalmışsa
Necmi GÜNAY’ın yazılarıyla Çıkar ortaya.

Yalnızsanız bile onu takip edin
Görün yaşamından mutlu kareleri
Dua edersiniz onlara tüm AİLEYE.
Daim olsun mutlulukları diye

ONU tanımazsanız SİVRİHİSAR’I unutursunuz
ONU tanırsanız SİVRİHİSAR’DA olursunuz
Gitmeseniz de görmeseniz de
Onunla yaşanılır yerdir SİVRİHİSAR

Sivrihisar’da yetişen orayı sevdiren zeki insan
Güvene bilirsiniz ona Yazıcıoğlu kalesi gibi
Kısacası tanımak lazım
Necmi GÜNAY’I ve SİVRİHİSAR’I

Neriman UYGUN

DÜŞÜNCE

Bir akşam çocuktum hatırlıyorum:
Kim bilir nerde hangi bahçede
Ocak başımızda titrerdi bir mum
Bağ yolundan şevk verirdi ay dede
Bir akşam çocuktum hatırlıyorum.

Unuttum nasıldı kabul oldu mu?
Annemle beraber ettiğim dua
Harpti, bulamazdık çavdarla mumu
Hükümete vermiş idik istida.

Unuttum nasıldı kabul oldu mu?
Hayat, nede olsa, tatlı ve güzel!
Dün güneşi seven bir fakir gördüm
Vınlıyordu direklerden akan tel;

Benden can ipine bir daha düğüm
Hayat, nede olsa, tatlı ve güzel!

Bir akşam çocuktum hatırlıyorum:
Kim bilir nerde hangi bahçede
Ocak başımızda titrerdi bir mum
Bağ yolundan şevk verirdi ay dede
Bir akşam çocuktum hatırlıyorum.

Ufukta bir ölüm pençesi gibi yağmur
Karanlık dallarıyla açıldığı zaman,
Uzak bir garnizonda çalınan borazan
Bozkır ıssızlığıyla kalbime dokunur.

Sakin bir hasret gibi serpilen serinlik
Beklediğim köşelerde dağılan nur;
Dost maddenin içinde, tehlikeli fizik
Mavi kıvılcımıyla pencereme vurur.

Beni eski evime götür tanrım n’olur,
Yumuşak dizine annemin tekrar ilet!
Orada her şey tatlılık, merhamet, huzur,

Beyaz minare, Kurşunlu cami sükûnet,
Ve akşam güneşe bakan altın oluk,
Yağmurda yaz rüyası gören mesut çocuk.

Prof.Dr. Mehmet KAPLAN

AH NASRETTİN HOCA AH… !

Ters binerek eşeğine,
Düşündürür gülmeceyle.
Fıkralarla sevdiğine,
Anlatır gülmeceyle.

Dal kırılır yere düşer,
Kazan doğurduysa şaşar,
Hoca gönüllerde yaşar,
Unutulmaz gülmeceyle.

Çocuklarla düdük çalar,
Düşer gürültüye dalar,
Eşeği merkeze salar,
Hatırlanır gülmeceyle.

Sivrihisar Hortu köyü
Törenlerde fıkra ayı,
Nasrettin Hoca’nın soyu
Yaşayacak gülmeceyle

Yasemin ÖZYURT

SİVRİHİSAR

Ey atalar yadigârı Sivrihisar
Uyan artık kadrin bilen dostun var
Neşen artsın geçti bütün ahu zar
Sana tebrik gönderiyor bütün yar

Ovaların boş değildir ekilir
Derelerin türlü ağaç dikilir,
Pek süslendin artık nazın çekilir,
Diyen olmaz böyle yerden ne çıkar.

Belli oldu yatırların izzeti,
Nasreddin’in, Hızır’ların hikmeti,
Yaradan’ın türlü türlü hikmeti,
Dilediği olur hemen bahtiyar.

Mahmut GÜRBÜZ/1944

BAYRAMLAR

Çok eskidendi taa benim çocukluğumdan
Bayram arifelerinde Sivrihisar da
Olurdu tüm gurbetten gelenler
Gırgır şamata güle oynaşa binilirdi köy arabalarına
Şimdi asfalt olup eskiden toz kalkan yollardan
Ulaşırdı köylerine gurbet kuşları
Genelde orta mahallede dururdu araçlar
Meydanda bekleyen anneanneler dedeler
Araçların kapısı açılırdı birden,
Çocuklar hoplaya zıplaya inerdi arabadan
Hep sarılacak birileri olurdu karşılarında,
Hemen dağılmazdı insanlar evlere
Önce meydanda cümleden hoşgeldinler yaşanırdı,
Sonra sıcak çok sıcak kucaklaşmalar
Yabancılık asla ama asla olmazdı meydanda
Sonra yavaş yavaş evlerine dağılırdı herkes
Az biraz yorgunluk atıldıktan sonra,

Bahçelerde sabahlara kadar süren muhabbetler başlardı
Bayram sabahını karşılardı sanki edilen muhabbetler
Bayram sabahı uyanan sadece çocuklar olurdu
Uyanınca tüm köy dolaşılırdı
Yorulmadan, utanmadan, sıkılmadan
Hele de Kurban Bayramıysa bu kapılarda maniler yakılırdı
“Şeker verenin kızı et verenin oğlu olsun “ diye bağırırdı çocuklar
Her kapıda çocukların çubuklarına takılan
büyüklü küçüklü etler olurdu
Böyle yaşanırdı benim çocukluğumda bayramlar
Şimdi üzülerek bakıyorum çocuklarıma
Ne gidecek bir köyleri ne çalacak bir kapıları var…

Azize ÇOLPAN

KAPTAN

Artık sen yoksun kaptan
Vakitsizdi bırakıp gitmen
Ne zaman sahada olsa Sivrihisarspor
İnan yüreğinde seninle olacak

Daha dün gibi seninleyiz
İlktin son olmayacaksın kaptan
Zoru başardın şampiyondun
ŞAMPİYON gittin.

Maç bitmedi devam ediyor
Acımızı içimize gömeceğiz
Gençler duacı sana her an
Nur içinde yat sen KAPTAN

Burhanettin SARIKAYA

SİVRİHİSAR EĞİTİM VAKFI

Sivrihisar’da pek çoktu medreseler,
Buralardan yetişti Hızırbeyler, Emreler,
Hoca Nasreddinler, Şeyh Baba Yusuflar,
Vakıflarla yaşıyordu bu medreseler,
Bu dava yaşatılıyor çok şükür SEV ‘le.

SEV bu halkanın devamıdır,
Yaptığı hizmetler Allah rızasıdır,
Yüzlerce üniversiteli SEV ‘e duacıdır.
Bu dava yaşıyor çok şükür SEV ‘le.
Anadolu Lisemiz SEV’ in eseridir,
Kültürümüze açılan penceredir,
Sivrihisar’ da yaşayacak bir ebedidir,
Bu dava yürüyor çok şükür SEV’ le

Bugün Milli Eğitim bayramıdır,
SEV ‘in bu eseri kıvancımızdır,
Öğrencilerimize bir hediyedir,
Bu dava coşuyor çok şükür SEV ‘le.

Sivrihisar ‘a önemli hizmetler yaptılar,
Halkımızı sevindirip mutlu ettiler,
Bizlere mazimizi hatırlattılar,
Bu dava çağrışıyor çok şükür SEV ‘le

Bugün bir temel atılıyor,
Hizmetlere bir yenisi katılıyor,
Bağrımıza bir abide dikiliyor,
Bu dava coşuyor çok şükür SEV ‘le.

Gururumuzdur Yavuz, Erkan Besler,
Gönlümüzde yaşıyor şekerciler,
Sivrihisar aşkıyla dolu Naci Şakar,
Bir dava yaşıyor çok şükür SEV’le

Ali Öz, Adil Atasoy, Eroğlu, Gökdereler,
Unutulmaz Sivrihisar’da Hacı Ahmetler,
Ebediyen yaşayacak Muzaffer Demirler,
Bu dava şahlanıyor çok şükür SEV’ le.

Ahmet Bican ATMACA

SİVRİHİSAR İLÇESİNE ARMAĞAN

Tarihi eskidir Anadolu’nun Sivrihisarı
Evliyalar, Alimler, Muhlis kullar diyarı
Hüdanın lutfudur bu, varmı başka şiarı
Çarşamba günü kurulur o ünlü pazarı,

Tahsin Hoca yazdı tarihini, oku yunan mezalimini
Eksik değil yetiştirdiği, Mehmet Kaplan gibi alimi
Barındırmaz içinde gaddar zalimi
Dan dan çalarda saatlerin kimse sormaz halini

Yaşadı tarihinde Selmanİ Farisi, Ermenilerde işte kilisen
Geçirdiğin karanlık günleri ah bir söyleyebilsen
Ey Şehit Babam,Gazi dedem müstesna günlere sende gelsen
Müsterih ol toplandık huzuruna buda senin celsen,

Koca Yunus Hızır Bey Sinan Paşa Hoca Nasrettin
Edebiyat dünyasının pirisin çürümez ki tenin
Ölç Dünyayı Bul Ortasını, buda senin kerametin
Andırsın asırlarca yükselecek o büyük neslin

Bağrında yetiştirdin Aziz Mahmut Hüdayı
Ayaklı kütüpanemiz, Dümrekli Selahattin AY’ı
Tefekkür eyle düşün bundaki derin manayı
İhmal edipte unutmayalım ol yüce mevlayı

Bilirsin Ağustos ayında neler oldu neler
Kağnısı ile omuzunda mermi taşıdı anneler
Din ve Vatan uğrunda şehadet şerbetini içenler
Ruhunuz Şad olsun ebediyete göçenler

Dürüst ve çalışkandır devlet erkanı
Esnafı ile anılır şerefi şanı
Ortasında akan şırıl şırıl şadırvanı
Gözetliyor kayaların, dört yol kavşağını

Yüzyıllarca yaşayan o muhteşem Ulu Camisi
İslam ve Türklüğün sendedir köklü mazisi
Kalbinde imam varsa gönlünde vatan sevgisi
Gençler, sizler olacaksınız bu toprakların hamisi.

Sadık oğlu H.Yunus ARSLAN/Dümrek Kasabası

SİVRİHİSARSPOR

1974 yılında kuruldu,
Gençler için büyük umuttu,
Sivrihisar’lı senin için koşuştu,
İlçemizin gururu SİVRİHİSARSPOR.

Renklerin sarı ve lacivert,
Hizmet etti sana onlarca fert,
Allah’ım vermesin sana dert,
Gençlerin gururu SİVRİHİSARSPOR.

İlk oyuncuların, İsmet ATMACA, Edalı’nın İsmetti,
Mehmet Gökdere, Ziya Kartal, Harun Işık’la devam etti,
Selahattin Yalınbaş, Yavuz Ayaydın, Süleymen Çini geldi,
İlçemizin neşesi oldun SİVRİHİSARSPOR.

Profosyonel futbolcular yetiştirdin içinden,
Goller Coşkun’dan, Müdafa Tatar Haluk’tan,
Takımına güven vermek Mehmet ÇİNİ’den.
Ümidimiz profosyonel ligde görmek seni SİVRİHİSARSPOR.

Bu ocakta hep beraber büyüdük,
Kötü alışkanlıklar değil, insanlık gördük,
Birçok gençle spor için yürüdük,
Gençlerin güvencesi oldun SİVRİHİSARSPOR.

Sana hizmet etmek için başkanlık yapanlardan,
İbrahim Demirkol, Fikret Arslan’, Bahri Yerebakan’dan,
Cebrail Şimşek’ten, Cemil Sezer’den daha nicesinden,
Teşekkürler sunuyorum SİVRİHİSARSPOR.

Ayrıca antrenörlük hizmeti bulunanlardan,
Avni Dizman’dan, Mehmet Çini’den, Niyazi Koca’dan,
Engin Çam’dan, Mete Danış’tan, Fatih Kuzu’dan,
Hizmetler sana armağan SİVRİHİSARSPOR.

Emeği çoktur sende Avni DİZMAN’ın,
Erken ayrıldı aramızdan, üzdü bizleri inanın,
Gençlere centilmenlik ve dürüstlük armağanın,
Büyük kaptanıunutmaz SİVRİHİSAR ve SİVRİHİSARSPOR

Necmi GÜNAY – Faruk ÖZ

NASREDDİN HOCA

Yunus gibi onunda gizli ömür savaşı
İlçemizde saklıdır oğlunun mezar taşı
Kızı Fatma Hatun’un mezar taşı bir zaman,
Mezarlıkta bulundu burada durdu bir zaman,

Bir zaman Eskişehir tekel deposundaydı.
Mevlana müzesine usulca birden kaydı
O zaman Akşehir müzesine mal oldu.
Bu kısa ilçemize ha/in bir masal oldu

Akşehir’e bravo demek doğrusu
Onlara hoca aşkı ulu erek doğrusu.

Dürrü Melek Hatun’dur kızının ikincisi
Mezar taşı Akşehir müzesinin incisi
Denirki, mezarlıkta bulunmuş Akşehir’de
Belki meçhul bir dalga onu buldu bir yerde

Ana adı Sıdıka, Baba adı Hoca Abdullah;
Bu iki isimde de aşikâr yüce Allah;
Karısının mezarı Sevdi hamam yanında
Denir, kızı Fatma’nın mezarının muinde

Hoca’nın Furuu olan yetişmiş pek çok ulu…
Anadolu bağrından başlanarak ilim yolu…
Allah’ın Hızır’ı var yetişir dar zamanda…
Hocanın ki Fatih’in kadısı nur zamanda…

Bütün gerçek kaynaklar ayna gibi gösterir
Hızırbey Çelebi’ye sultan kadılık verir
Sivrihisar, İnegöl, Bursa derken Edirne,
Gün gibi aydınlatır istanbul’u da yine…

Bu günkü Kadıköy ki adın alır ondan,
Arpalık verilmişti Çelebi’ye Sultan’dan…

Müderrislik, kadılık; denir bilginlik onda
Eşine rastlanmazda yüce ilim yolunda…
Hızırbey ile geçene şöyle dönüşür, giden
Kadı Celalettin’dir seçere önü peder…

Celaleddine baba Sadreddin’dir soyunca
Onunda öz babası ibrahim soy boyunca.
İbrahim’se Nasreddin Hoca’nın Hafiddir.
Birçok eski eserler kaydeden buna bir bir…

Allah ona zekâyı bir kılıç yapıp vermiş;
Vur! dive nice nice hedefler de göstermiş…
Ölümünün üstünden geçmiş yüce asırlar,
İnsanlık aleminde gündür, gittikçe parlar,

Gittikçe hayranlığın anlamına ömür o,
Gelişen insanlık O, yağlı, ballı küfür O…
Hayatın felsefesi felsefesinde hayat.
Köle değil zekâsı, zincirleri kıran inat…

Hoca bir öğretmen yaşlıya, gence;
Her Türk bir Nasreddin Hoca’dır önce…
Güneş, güneş gözleri, kaşı;
Kötülüğe karşı bütün savaş…

Doğum Sivrihisar ölüm Akşehir…
Bütün ömrü “Düşün” diyen düz nehir,
Yalana yok; korku, çıkardan uzak,
Tanınmaz esaret, dinlenmez tuzak…

Dinsize öğretir dinin zarını
Taşı gediktedir, çekmez lafını.,.
0 tam anlamıyla insanlık aşkı
Her atış onunki olmasın kuşku…

Odak olmuş, onda Türk’ün varlığı,
Semtine uğramaz değiş darlığı…
En iyi, en ince, en çetin sözü.
Fırlatır, sakınmaz budaktan gözü…

Ordünaryüs mantık aklının adı,
Gittikçe bulanır gönül tadı…
Düşmanın değildir, yaban öküzü
Belki hedefidir yaban öküzü…

Hilmi ÇINGIR

MEMLEKET SEVDALISI

Bir yürekte oturmuş yüce sevda
Kiminin taşına kiminin toprağına
Kiminin havasına kiminin suyuna
Belki karış karış gezmiş vatanı
Şirler yazmış dize dize mısra mısra
Memleket kokan memleket saran
Son nefeste olsun demiş benim olan
Kimi şiirinde kayasından bahsetmiş
Kimi şiirinde aşından,kimisinde kokusundan
Ama demiş illa demiş olmazsa olmaz demiş
Memleketlilerini de katmış dizelerine

Satırlarına ama önce duygularına
Onu yazmış onu çizmiş her satırında
Hayat demekmiş onun için memleket
Küçücük bir çocuğu büyütürcesine,
Yüreğinde büyütmekmiş sevdasını
Hasret kokan onu saran memleket
Memleket demek Sivrihisar demek,
Memleket demek Nasreddin Hoca demek,
Memleket demek Necmi GÜNAY demek.
Aldığı her nefeste SİVRİHİSAR diye atan bir kalp demek…

Azize ÇOLPAN

SİVRİHİSAR İÇİN LAF ÜRETENLERE

Sivrihisar, Sivrihisar diyorsunuz,
Sivrihisar’a ne veriyorsunuz,
Sivrihisar’ın halini görüyorsunuz,
Hala Sivrihisar’ lıyız diye övünüyorsunuz.

Sivrihisar için yaptığın bir şey yok,
Hizmetin yok, boş lafın pek çok,
Kuru lafla hiçbir şey olmuyor,
Sivrihisar’ın boş lafla karnı doymuyor.

Boş laf üretmeyi bırakın,
Gerçek icraatınız varsa yapın,
Öne çıkma hareketinden kaçının,
Gerçek hizmet yaparak tanının.

Fahri CEYLAN

SİVRİHİSAR

Evliyalar kaynağıdır Sivrihisar,
Gazilerin kahramanlar oymağıdır Sivrihisar,
Gurebalar barınağıdır Sivrihisar,
Güruh, gürüh ulemanın madenidir Sivrihisar.
Fakir fukaraya müşfik alicenap ağnıyanın kucağıdır Sivrihisar,
Namus şeref vicdan,her türlü meziyet bucağıdır Sivrihisar.

Derviş YASERİ

 

SİVRİHİSAR DOĞDUĞUM YER

Gönlümün cenneti o bizim yerler,
Selçuklu kokan, tarihi evler,
Sokakları ayrı, caddeleri güzel,
Aklımdan çıkmıyor doğduğum yer.

Suyunu içtiğim Mavı Gadın çeşmesi,
Yazıcıoğlu eteklerinde sohbet etmesi,
Saatin her vuruşu ile zamanı bildirmesi,
Aklımdan çıkmıyor doğduğum yer.

Öyle özledim ki tüm dostlarımı,
Anamı, babamı, gardaşımı,
Gözümde tütüyor kalbimdekiler,
Gönlümün cenneti o bizim yerler.

Çiğdem AVKIRAN AKTEPE

SİVRİHİSAR’IM

Aşımın çömleği Sivrihisar’ım
Sırtımın gömleği Sivrihisar’ım
Kimsesiz sahipsiz desem yalan mı?
Elimin değneği Sivrihisar’ım

Hilmi ÇINGIR

ÇİNİ BAHÇE

Ankara’yla Sivrihisar arası,
Cenneti andıran yer ÇİNİ BAHÇE.
Sıcak bir yuvadır sanki burası,
Tesisler içinde ser ÇİNİ BAHÇE.

Yunus Emre sevgisiyle beslenir,
Nasreddin’in hicvi ile süslenir,
Yola çıkan her yolcuya seslenir,
Ruhu aydınlatan nur ÇİNİ BAHÇE.

Bal ile gözleme verir el ele,
Alabalık gelir tavada dile,
Lezzetler çoğalır tatlı dil ile
“Dosta şifa olsun” der ÇİNİ BAHÇE.
Kendisini kültürüyle eğitir,
Yorgunluğu alır, gamı öğütür,
Herkese cömertçe huzur dağıtır,
Kalpleri sevgiyle yur ÇİNİ BAHÇE.

Izgara köfteden al tabak tabak,
İster ye, istersen endamına bak,
Çaylar tavşankanı, ayran ak mı ak,
Güçsüz bedenlere fer ÇİNİ BAHÇE.

Her geleni ağır misafir sayar,
Hürmette, hizmette bozulmaz ayar,
Uğrayan izzete, ikrama doyar,
Gönüllerde nazlı yâr ÇİNİ BAHÇE.

Halil GÜRKAN

HASRET İÇRE SİVRİHİSAR

Yılda bir – iki sefer belki görmekte gözüm
Ama üç yüz altmış beş gün seni yaşar gönlüm

Sende aldığım bir nefes şifâ olur cânıma
Seni gördüğüm an inşirâh dolar ruhuma

Sana gelirken yollar hep neş’eli ve kısa
Senden uzaklaşırken hep uzun ve cefâ

Ah atalarımın toprağı bağrında Ehlullah yatan
Cennetten bir köşe olarak Yurdumuza şeref katan

Sen gönül şehrisin SİVRİHİSAR’ım bağrından Yunus çıkmış
Hakperest adil hakimler Hızır Beyler sende çiçek olup açmış

Şeyh Baba Yusuf gibi Sultanların menbâısın
Şınşırak dede gibi mânâ deryaları barındırırsın

Hâce Nasruddin’imiz ibret-i âlemdir kıssaları gönle işler
İdrake kapı açar hem İnsan’a İnsanlığı derk eder

Hazret-i Selman sende bildi Fahr-i Kâinat’ı
Cafer’i Tayyar sende giydi şehadet kanatları

Yetmiş iki millet bir olmuş bağrında
Binler yılın mirasını yaşatırsın gururla

Hazret-i Üftâde etti ifşâ Üstad-ı Aziz Mahmud Hüdai’dir
Ulu camii gece gündüz uluların nurlu menzilidir
Erenler meydanı kurulur o sarp kayalıklarında
Gönüller feyz yâb olur senin havanı solumakla

Bir hasretsin ki gönlümde , duamdır dilimde her an
Sende yaşatsın Rabbim sende kıymet bulur zaman

Ah memleketim medhine kelâm bulamam tarihin yeter
Hisarının her kıvrımı bir başka hakikat bir başka değer
Afifiyem atamdır Sivrihisarlı Seyyid Osman Afif
Sivrihisarımıza hediyye olsun bu kafiye-i latif
B. Yunus DİNÇER

SİVRİHİSAR’IN BAĞLARI

Sivrihisar’ın etrafında dağları,
Dağların ardındadır bağları,
Çapa yapar erkek ve kadınları,
Asmalarda sallanır salkımları.

Bağlarında arap parmağı, kekresi,
Asmalarında üzümler, büyüler herkesi,
Arama başka yerde yoktur böylesi,
Turşulara tat verir o güzelim sirkesi.

Narenciyesi var ve de analı kızlısı,
Meşhurdur ilçemin dövme tatlısı,
Hiç bir yerde arama yoktur aynısı,
Yiyen olur, dövme tatlının hastası.

Mor feksikanı beyazı karası,
Bağlarında geçer gönül yarası,
Bağında yersen alınmaz üzüm parası,
Cana can katar üzümün şırası.

FAHRİ CEYLAN

SİVRİHİSAR SEVGİSİ
Sivrihisar’ım sevgimin temeli; özüsün,
Sevdasın, muhabbetsin, dillerde sözsün,
Gönüllerde açan, kırmızı beyaz gülsün,
Merhabasın, dosttan gelen selamsın,

Benliğimdedir, gözümdedir güzelliğin,
İçinde, özünde sözündedir şirinliğin,
Nereye bakarsam orada sen varsın,
Havasını çektiğim, suyunu içtiğimsin.
Necmi GÜNAY

KUMLU YOL
Hevesliydim önceleri,bir başka düşlerdim yarınlar…..
Sonu ne bile bilirdimki,şakaya bağlanacağını….
İstanbul Sivrihisar mekik dokurdun…
Çocukluk sevgilerimle…
Hele akşamları güneşin batışı..
Bir başka güzeldi Yazıcıoğlu’nda…
hanı insanlar çift gömülse,
Bizi ölüm dahi ayıramazdı….
Hani o sözler hani yeminlerrr…
Şimdi kumlu yoll sessiz….
Yazıcıoğlu durgun,sivrihisar sokakları ağlamaklı…
Oğlakçı, Mülk köy değişmiş…
Bir tek değişmeyen yene Yazıcıoğlu kalmış…
Dr. Kemal ASLANCAN

SİVRİHİSAR DÜĞÜNLERİ

Düğünümüz cuma başlar pazar biter
Cumartesi sabah damat hamama gider
Bamya çorbası,kelem dolması,pilavı un helvası
Düğün yemeği bereketlidir herkese yeter

Damat giyinirken yeni elbiseleri
Damada batırırlar acımasızca iğneleri
Sevgisini böyle belirtir sevenleri
kimseyi caydırmaz damadın inlemeleri

Oğlan evi neşelidir güler oynar
Kız evinde hüzün ana ağıt yakar
Oğlan kardeşi bacısına kuşak bağlar
Gelin kız hem gider hemde ağlar

Oğlan evi gelir gelini almaya
Davul zurna başlar çalmaya
Gelini hemen çıkarmazlar
Kayınpederi çağırırlar anlaşmaya

Elin biner gelin arabasına
Hüzünle bakar anasına,babasına
Hoca okur sure,yapar duasını
Gitme vakti gelmiştir kendi yuvasına

Al duvaklı gelin inmez arabadan
Ayak basma hediyesi ister babadan
Anlaşma sağlanır hediye verilir
Ömür boyu mutluluk dilenir yaradandan

Gelin istediğini almıştır arabadan iner
Damat gelir sevdiğinin alnından öper
Gelin damat muratlarına erer
Sivrihisar düğünüde böylece biter.

Fahri CEYLAN

BİZİM DİYAR
Gel gönül dostu Yunusça
Anayurdum Söğüt dolayından esen rüzgârla.
Seni bekliyor,
Osmanlı lalesi kokan, bir olup diri olan
Gardaşların bir araya geldiği
Anadolu bozkırında Türk Kültür Başkent’i.

Ertuğrul Gazi’den Osman Bey’e
Seyyid Battal Gazi’den Hızır Bey’e
Hoca Nasreddin’den Yunus Emre’ye
Nice Türk Ulularının yetiştiği
Buram buram tarih kokan bu şehre.
İster kanat takıp paraşütle, ister planörle
Seyreyle gökyüzünden yeryüzünü İnönü’de.
Beyaz sayfalarda can bulan tarihe
Merak sararsan Frigler’in kutsal kentine
Ulaşırsın Yazılıkaya’da nakış nakış işlenmiş belgeye.

Bir millet için su medeniyettir.
Türkmen Dağı’nda Kalabak,Sakarbaşı’nda Sakarya Nehri
Şehrin içinden geçen Porsuk Nehri
Can verir hayat verir bu topraklara
Toprak yeşerir bereketlenir suyla.

Her bir soruya cevabımız hazırdır elbet
Dedemiz Nasreddin’den gelen bir yetenek,
Sınamak istersen zekâmızı bilmeyerek
Öğrenirsin sen de dünyanın merkezini
Hoca Nasreddin’in heykelinde dikilerek.

Altmış yedi ahşap direkli, sanat şaheseri minberi
Bir Selçuklu eseri Ulu Cami,
Saat başı pirinç tokmağıyla vuran Saat Kulesi,
Ermeni Kilisesi,
Ankara dışında Zaimoğlu Konağı’nda
toplanan Bakanlar Kurulu
Kral yolu üzerinde topraktan fışkıran Pessinus beldesi.

Öğlesine büyüktür ki içindeki ilahi sevgi
En büyük sevgiliye gitmeye çağırır herkesi
Hiç azalmadı içindeki insan sevgisi
Sakın unutma kabrinde ziyaret etmeyi
Halk aşığı, mutasavvıfı Yunus Emre’yi.

Tarihsel dokuda bütünlüğü sağlayan Odunpazarı evleri
Merkezinde Osmanlı dönemi şaheseri Kurşunlu külliyesi
Beyaz altın lületaşı işlenir, dönüşür pipoya bibloya
Boncuk boncuk dizilir tespih olur Atlıhan Çarşısı’nda.
Sabrı öğretir insanoğluna.

Şehrin merkezinde Alâeddin Parkı, Yediler
Bir nostaljidir Hamamyolu’ndaki geziler
Köprübaşı insanların buluşma noktası
Rahatlamak istersen uğraktır
Doğal sıcak sularıyla hamamları.

Sıcak sularda abdest alıp,
Çarşı Cami, Reşadiye Cami’nde namaz kılmadan
Soğuk havalarda bozadan,
Sıcak aylarda Porsuk Nehri kenarında Adalar’da
Ayrılma bir bardak çay yudumlamadan

Korsan Gemisi, Masal Şatosu, Bilim Sanat ve Kültür Parkı
Regülâtör, Şelale Park, Şehri Hayat insanına nefestir
Bilim Deney Merkezi genç beyinlere ışıktır
Kent Park’ta deniz keyfini yaşamaktır
Bu şehrin her köşesinde hayat vardır.

Yakın tarihten armağandır
Devrim otomobili, Karakurt lokomotifi.
Geleceğin Sanayi tuzu bor madeni,
Meşhurdur ağızda dağılan helvanın hası Met’i
Davarların koruyucusudur Akbaş Çoban Köpeği.

“Es Es Es Ki Ki Ki “ sesleriyle ülkeyi titreten
Yüzlerde tebessümü hiç eksilmeyen,
Aydın, kültürlü, bilgili insanların yaşadığı üniversite şehri
İnsana züldür; gezmeden şehirler şehri Eskişehir’i
Bu dünyada kapamak gözleri.

Bora KAVAS

HAMİT BAŞKAN’A

Yaşın genç yolun uzun,
Dertler çok, yüreğin sağlam olsun,
Sivrihisar’ı azminle aydınlat,
Sinerjinle yeniden yarat,

Dürüstlüğünle nam sal,
Doğruluğunla yol al, al ki
Sivrihisar’ımız görülmeye ve gezilmeye,
Yaşamaya değer bir yer olsun.

Şükrü YAHNİ

SİVRİHİSAR

Muhitsin tarihte çok eskiden nam bırakmış bir belde,
İlim irfan vücudunda bilgilerle değerlenmiş bu ilde,
Çevreleyen köylerinle, şehirlenmiş merkezinde
Ağniyalar, Evliyalar, Âlimler Hızır, Yunus Nasrettinler çok yetişmiş nezninde.
Ahmet COŞKUNTÜRK

SİVRİ-HİSAR

Sivridir etrafında kayaları,
Kayaların ardında var hisarı,
Sivri kayalar ve hisardan almıştır,
Güzel ilçemin adı Sivrihisar’ı.

Her tarafı buram buram tarih kokar,
İlçemiz iyi tanıtılırsa turist akar,
Yetkililer gerekli ilgiyi göstermemiş,
İlçem halkı kaderine ağıt yakar.

Yunus Emre’si ve de Nasreddin Hoca’sı,
Dünya tanıyor bunları kısacası,
İlçeyi yönetenler el atar inşallah,
İlçemiz canlanır, tüter turizm bacası.

Fahri CEYLAN

SİVRİHİSAR MUKADDES BELDE
Açılın Kapılar Sivrihisar’a gidelim
Meclis-i Şâhâneler kurulan mukaddes beldeyi ziyaret edelim
Seyyid Mahmud Süzaniler, Seyyid Nureddinler
Hamdi Babaların huzuruna erelim.

O belde ki Makam-ı Cafer-i Tayyar var
O belde ki Abdulvehhab, Gazi gibi sultanlar yatar
İmdi Ceddim sana kavuşma vaktidir
Barigâh-ı Afifiye vuslat vaktidi.

Allah’ım bu ne lütuf, sonsuz şükür sana
Vasıl ettin beni özüme toprağıma
Ne olur ayırma bu mukaddes beldeden
Yunus’un izinden, Hoca Nasreddin gönlünden.
Bir râh-ı Rızâ ki vatanımda menzilleri
Sivrihisar ebede kadar Ehlullah’ın beldesi
Gönül gel sıyrıl perdelerinden
Aç kapını temiz tut içini Yâr gelsin tezden

Sende afifzade gir kendi gönül evine
Yâr ile vuslat’ın bekâ demine Hû

B. Yunus DİNÇER

GEÇMİŞE HASRET

Sivrihisar sessiz sakin
Sararan Sonbahar yaprakları ile kış uykusuna hazırlanıyor
Yazıcıoğlu kayaları mahzun,
Kumlu yol ise artık asfaltımsı bir yol.
Tarihi çeşmelerimiz unutulmuş bir kenarda,
Yada mermer kaplanarak tarihi özelliklerinden uzaklaşmış adeta.
Garipçe çeşmesi yine yalnız,
Yine mahzun,
Yine buruk,
Akmayan suyu ile kaderini bekler sessiz, sessiz…
Yaşar GÜREL

SİVRİHİSAR VE SEN

Hiç gittin mi? Sivrihisar’a…
O tarihi atmosferi yaşadın mı?
Yazıcıoğlu Kalesine yaslanıp ta,
Sivrihisar’ı doyasıya seyrettin mi?

Sende benim gibi Arkadaş…
Sivrihisar sokaklarında dolaştın mı?
Yalnızlığı hissedip te
Kumlu yolda ağladın mı?

Dr.Kemal ASLANCAN

NE ÇEKTİN BE SİVRİHİSAR
Ne çektin be Sivrihisar, Seni eleştirenlerin Dilinden.
Hani demek istediğim bir çıkarında yok.
Hep seni izler senin meyveni yemek isterler.
Yaşamadan seninle iyi kötü günlerini

Hani dedik sana tarihe not düştün mü diye,
Ne çektin ben bilirim diyenlerden,
Gölgende oturmadan, burada yaşamadan
Senin hakkında karar verenlerden.

Senin hayat damarlarından akan
Kanın hızını bilmeyen, atışını hissetmeyen
Kalbine ulaşmaya çalışanlar.
Hani kalpleri seninle, gel desem nereye gelecek.

Gelse ne görecek ki bu dinozor bir yapı.
Babadan kalan fikri devam hevesi.
Tabi sen yaptın bu vefasızlara be Sivrihisar,
Çekmeye devam edeceksin, dayanırmısın bilemem.

Sokaklarını sorarlar neresi diye.
Atasından kalan mirasın izlerini siler geçerler,
Bilmezler değeri bile biçilmezken maneviyatına satarlar
Sanki ihtiyacı varmış gibi üç beş kuruşa.

Ayrık otu gibi bir yerlerden çıkarlar
İhtiyaçları olduğu zaman kalbimiz sizinle diyenler
Biliyoruz ki unutmuşlar sadece kalplerini burada.
Ne çektin be Sivrihisar şu kalbini sende Unutanlardan.

Seni yönetmeye çalışanlar bir gün bile seninle yaşamadılar.
Ne çektin be SİVRİHİSAR Seni bilgisizce yönetmeye çalışanlardan.
Hani onlarda da şuç yok, Suç seni yönetilecek gibi görenlerde.
Yıllarca kullandırdıkları gibi beklentileri vardır senden.

Takmışlar toprağından çömlek olmaz, olmaz tabi nerde öyle usta.
Adam gelsin de Büyük şehirlerden seninle mi oynasın.
Oralarda işi var, cebini senden dolduracak, senin gömleğinle resim çektirecek
Sonrada bir gün işi bitince gönlünü almaya gelecek.
İnsanlar durmuyor bu Şehirde diyorsun
Seçildikten sonra gelsin aybaşı maaş istiyorsun.
Seni güçlü kılmak üzere ne talep ettiler seçilenler.
Ne fabrika ne başka istihdam alanları getiremediler.

Düşer bir siyasetçinin yolu sorarız ne vaat etti diye.
Bırakın ne vaat ettiğini sen ne istedin ona bak.
Onlar seni merkezden yönetmeye aday, onlar bilir işini.
Şimdi sen ne vereceksin söyle koca çınar Sivrihisar.

Koy ver gitsin kalmazsa sende bir şey alamazlar.
Kazanan yok, yerleşen yok eleştiren sorgulayan çok,
Merak etme bunlar yoksa çöpte yoksa sorunda yok.
Bünyende kaç fabrikan var, kaç işletmen var, hangi sektörlere teşvik verdin.

Devlet Hastanesi sınıf değiştirmek üzere,
Ana anterlerin tek katlı Plansız programsız,
Şehir Planın yok, müzen yok, Oto garın yok.
‘’Dünyanın Merkezi’’ Demiş hoca ama, Merkez nerede bilen yok.
Tarihi varlıklar dedin dokuz mahalleni hibe ettin onu da beceremedin.
Turistlere resim çektirecek bir alan bile yaratamadın.
Sonrada medet ummaya devam ettin,
En iyisi mi sen kendine dön giden gitsin kalan sağlar senindir.

Necmi GÜNAY – S.G

KIZ SEN SİVRİHİSAR’IN NERESİNDENSİN?

Yeri süpürür eller,
Kınalanmış iği büktürür,
Kapı önünde çorap örüp oturur,
Kız sen Sivrihisar’ın neresindensin?
Söyle Sivrihisar’dan sen kimlerdensin?

Tombaklar, Nayıflar, Şamdanlardan mı?
Zimzimler, Zayımlar, Darbazlardan mı?
Horabaz,Namane Üçpınardan mı?
Kız sen Sivrihisar’ın neresindensin?
Söyle Sivrihisar’dan sen kimlerdensin?

Zeytin gözler bana dudak büktürür,
O güzel endamın yere çöktürür,
Salınıp yürümen ocak söndürür,
Kız sen Sivrihisar’ın neresindensin?
Söyle Sivrihisar’dan sen kimlerdensin?

Hacıbatlar, İhtiyarlar, Sölpüklerden mi?
Sobacılar, Kağıtçılar, İncilerden mi?
Hörhör, Yenice mahalle, Yecelikten mi?
Kız sen Sivrihisar’ın neresindensin
Söyle Sivrihisar’dan sen kimlerdensin
SİVRİHİSAR’lısın da, YETİM’lerdensin

Mürsel PAZARKAYA

BABAM, BEN VE SİVRİHİSAR.

Üç yıl oldu hasret, sevgili babam Ali ARIN,
Sordum baba gitmek mümkün olsaydı yarın,
En çok neyini özledin SİVRİHİSAR’ın,

Yüzü pembeleşti, bir hoş tebessümü oldu,
Özlemişti besbelli gözleri doldu,
Oğlum dedi; haşmetini özledim kayaların,
Olsa da içsem bir bardak suyu Üçpınarın,

Takati olsa ayakların, acısı olmasa yaraların,
Çıkıp otursak üstüne, Saat kayasındaki kayaların,
Kayanın gölgesinde uzanıp otursam,
Kepene doğru bakıp hülyaya dalsam,

Kemanının sesi gelse Galamanın Mustafa’nın,
Geçtiğini görsem peşpeşe aşıkların,
Gavur hamamında çocuklar ateş yaksalar,
O tepeden buraya el sallasalar,
O sıra çalıverse çan saysam dokuzu,
Hisar tarafından sürü gelse karışık koyun kuzu,
Garipçe tarafından tozlar kalksa,
Traktörler dizi dizi ,arpa buğday boşaltsa,

Dört yoldan geçen arabaları saysam,
Sivrihisar’a dönenlerden mutluluk duysam,
Nasrettin Hocam diyor, burası dünyanın merkezi,
Ben de çağırsam gelip gezsinler diye herkezi,

Yazıcıoğlundan uçsa bizim kartallar,
Sevinsem tükeniyorlardı, şimdi altı tane var.
Keklik sesi yok artık bitirdi acımasız avcılar,
Dava açsın ceza verdirsin savcılar,

Modinin ismet çekip sürüse arabasını,
Derileri taşıyıp çıkartsa nafakasını,
Okunsa duysam ,peşpeşe her camiden ezanlar,
Patlasa eski top,hatırlatsa ramazanları.

Edalı bisiklet kiralasa, bağırsa üç teker de var,
Top sahasında turlasa kiralayıp çocuklar.
Manik’lerin fırında çarşı ekmeği pişse,
Mis gibi kokuları buralara yetişse.

Köfteci dayıdan ekmek arası alsam,
Nemaneye uğrayıp bir desti su doldursam.
Sivrihisar’ın gerdanlığı, Uçaparkta ağaçlar,
O tarafa uçuyor sürüsüyle bütün kuşlar.

Bir ara şadırvanda Pazar kurulsa,
Koçaş patlıcanı,çitlik keşiri,kepen kelemi sesi duyulsa.
Toşur hocayı görsem ,kumlu yolda yürüse,
El sallasam görmez ama,ya görüverirse.

Çalgıcı Mustafa’nın darbukası ,Şahin in zurnası,
Bir başka coştururken gençleri Sivrihisar havası,
Defalarca dinlesen anlayamazsın varmı yokmu notası,
Elmalı,Yenice mahalle,Kumluyol ,mezarlıklar peşi sıra doluyor,
Belediye artık ölenleri,Söğütönü’ne yolluyor.
Hayat durmaz hergün yenileri doğuyor,
Eski dostlar kayboluyor,hepsi masal oluyor.

Ah oğlum sevgilim, Yenice mahalle mezarlığında,
O yüzden o tarafa pek bakamıyorum,
Anıları hasreti söküp atamıyorum.
Ulucami de ezan başladı haydi gidelim,
Namazdan sonra bedestende sohbet edelim.

Benim ilgim başka, top sahası gözümde,
Avni Dizman şut çeker ,Mehmet Çini kalede,
Ahmet Bican Atmaca ,haber için beklemede.
Yarın Sivrihisar ın sesi gazetesi çıkacak,
Sivrihisar gençliğin galibiyetini yazacak.

Kalk baba vakit geldi gidelim,
Gelmişken Hamdi babayı ziyaret edelim.
Kalkıp insek merdiven kaya yolundan,
Geçerken yoğurt alsak yoğurt pazarından.

Dolaşalım gazeteci şahinlerin yanından,
Titrek doktora gösterelim yaralarını,
Zeki Çalış’a ilaç yaptıralım, dindirsin acılarını,

Bak baba gördünmü Sivrihisar uçağını,
Sivrihisarlının nasıl açtığını ,vatan için kucağını.
İsmet Çağlar paşa duruyor,uçağın yanında,
Çetin Uğural paşa gurur la arkasında,
Ali ihsan Güvener paşa içtima yaptırıyor,

Mevzubahis vatan ise ,kasabamız, karargahı andırıyor.
Sivrihisar ın toprağında kutsiyet ve keramet var,
Tarih boyunca başarılı ,büyük insanlar,
Aziz Mahmut Hüdai,Yunus Emre,
Hızırbey,Nasreddin Hoca lar,
Sayamayız günlerce,binlerce daha var.

Tarihçiler,sanatçılar,profesörler,doktorlar,
Başarıya örnek olmuş her meslekten insanlar,
Bak baba Yüksel Uça parkta ağaçları sular,
Yanına gidiyor,başkan Muzaffer Atasoy ,
Elinde sepet,sepetinde güveç var.

Kalk gidelim baba,
Peş peşe okunup bitmeden ezanlar,
Bir kolu Eskişehir e bir kolu Ankara ya ,
Kucak açmış bizi bekler Sivrihisar.
Kıymetini bilin, sahip çıkın orda yaşayanlar.
Sivrihisar a özlemi, uzakta kalanlar anlar.
Bir nebze hasret giderir, fotoğraflar….
İyi ki bilgisayarlar, ekranlar var,
Şenol ÖZ’ler, Necmi GÜNAY’lar,
Sivrihisar ı sevip anlıyanlar var,
Eminim babamın yüreğinde de bende ki gibi,
Hasret,özlem,Sivrihisar var…
Cengiz ARIN

ÖVÜNMEK GİBİ OLMASIN AMA CANDAN SİVRİHİSAR’LIYIM

İnsanıyla, doğasıyla, ilçemin sevdalısıyım,
Araya yollar girse de bütün gün rüyasındayım,
Yıllardır gurbette aklımla, fikrimle hep oradayım,
Övünmek gibi olmasın ama candan SİVRİHİSAR’lıyım.

Necmi GÜNAY

KİTAPLA İLGİLİ YAZAR GÖRÜŞLERİ

Necmi Günay,Sivrihisar’ın bağrından yetişmiş,Sivrihisar’ı çok seven emekli ordu mensubu kardeşimizdir.
Emekli olduktan sonra Sivrihisar’ın Sesi Gazetesi’nde ve Eskişehir’de yayınlanan çeşitli gazetelerde köşe yazıları yazarak ilçemizin sorunları ile meşgul oldu…
Bunlarla da yetinmeyip “Sivrihisar Kültür, Turizm, Sosyal Yardımlaşma ve Tanıtım Derneği” nin kurucuları arasında yer aldı. Dernek vasıtasıyla Sivrihisar’ın sosyal ve kültürel değerlerinin gelişmesi ve tanıtılmasına yardımcı oldu.
Sivrihisar halkının çok sevdiği “Hakıklar” namı ile bilinen Hasan, Kemal ve Mehmet kardeşlerin hayatları ve yaşantılarını anlatan “Sivrihisar’ın Gülleri Hakıklar” diğer bir ifadeyle (Aşıklar) kitabını yazdı…
Şimdilerde ise “Şiirlerde Sivrihisar” kitabını yayına sokup, Sivrihisar kültürüne önemli bir hediye sunmuş oldu. Necmi Günay kardeşim Sivrihisar sevdalısı kişiliğini, derlediği “Şiirlerde Sivrihisar” kitabı ile tebcil ve tescil etmiştir… Kendisine gönül dolusu sevgi ve saygılarla birlikte teşekkürlerimi sunarım.

Ahmet Bican ATMACA / 19.08.2014

“Şiirlerde Sivrihisar” kitabını basarak Sivrihisar’a ve şairine gerçek değerini veren Sevgili kardeşim Necmi GÜNAY’a yapmış olduğu kültürel hizmet için çok teşekkür ederim.

Sivrihisar’ın yazılı ve kalıcı eserlere ihtiyacı oldukça fazladır. Bu eserlerin artması geçmişle gelecek arasında köprü görevi görmektir. Sayın Necmi GÜNAY Bey e çalışmalarında başarılar diler sevgilerimi sunarım.

Orhan KESKİN 26/11/2014

Sevgili Necmi’ciğim;

Sivrihisar ilçemizle ilgili ve ilçemizde yaşamış olan sevimli simaları ve bunlarla ilgili bilgi ve yaşanmış olayları derleyip bir kitap halinde yayınlaman ve bu kitaplarında benim yazmış olduğum birkaç şiirime de yer verdiğin için sana ve emeği geçenlere sonsuz teşekkürler ediyorum.

Çalışmalarında başarılar dileğiyle saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum.

Fahri CEYLAN /20.08.2014

Sivrihisar; tarihiyle, yetiştirdiği insanıyla, tarihimizde aldığı önemli görevlerle farklı bir yere sahiptir.

Sivrihisar’ı ve Sivrihisar’lıyı bununla beraber Sivrihisar’lılık bilincinin anlatılması nedeniyle bu kitabı çok önemli buluyorum.

Bu kitabı hazırlamak için yoğun bir çalışma harcayan Sayın Necmi GÜNAY’ı tebrik ederim.

Sivrihisar’lıları birlik beraberlik içinde görmek en büyük hayalimdir.
Faruk ÖZ/16.09.2014

Necmi Bey’in Sivrihisar şairlerini unutmayarak, toplamış olduğu ”Şiirlerde Sivrihisar ”kitabındaki şiirleri çok beğendim. Kitapta buram buram memleket özlemi var.Şairin penceresi hislerle, duygularla, acılarla, ağlayışlarla örülmüştür.
Sivrihisar’da yaşamak ve Sivrihisar’ lı olmak, garip bir pencereyi açmak gibidir. İnsanımız evde içine kapanık bir ömür sürer. Yalnızlığıyla baş başa kalır.
Büyük Şairler; Küçük yalnızlıklardan, rüzgârın sesinden, garip bir çocuğun haykırışından doğar.Şair olmak şiir yazmak kolay değildir. Dibe vurulmadan zirveye çıkılmaz.
Bu kitapta şairlere maal olan bu hissiyat işlenerek yazılmıştır.
Necmi GÜNAY Bey’e Sivrihisar şairlerine değer verdiği için çok teşekkür ederim. Kitabınız hayırlı olsun ve şair olmaya hevesli insanlara yeni ufuklar yeni kapılar açsın.
Yasemin ÖZYURT 04.11.2014

EMEĞİ GEÇENLER

SİVRİHİSAR kültürüne katkı sağlamak adına “Şiirlerde SİVRİHİSAR” isimli çalışmamda bana yardımcı olan;

—Sayın (Rahmetli) Mürsel PAZARKAYA Bey’e
—Sayın Ahmet Bican ATMACA Bey’e
—Sayın Ahmet Orhan KESKİN Bey’e
—Sayın Faruk ÖZ Bey’e
—Sayın Yaşar YURTTAŞ Bey’e
—Sayın Reha ÖNER Bey’e
—Sayın Fahri CEYLAN Bey’e
—Sayın (Rahmetli) Aşık Meydani KAYSERİ’ ye
—Sayın Yasemin ÖZYURT Hanımefendi’ye
—Sayın Halil GÜRKAN Bey’e
—Sayın Şükrü YAHNİ Bey’e
—Sayın Gürbüz KARA Bey’e
—Sayın Neriman UYGUN Hanımefendi’ye
—Sayın Bora KAVAS Bey’ e
—Sayın (Rahmetli) Şeyh Baba YUSUF’a
—Sayın (Rahmetli) Şair Eşref Bey’e
—Sayın Şener TALİ Bey’e
—Sayın Doğan TURAN Bey’e
—Sayın Burhanettin SARIKAYA Bey’e

—Sayın M. Sarı DİNGEÇOĞLU’ na
—Sayın (Rahmetli) Arif Nihat ASYA Bey’e
—Sayın (Rahmetli) Hilmi ÇINGIR Bey’e
—Sayın Cengiz ARIN Bey’e
—Sayın Yalçın AYAYDIN Bey’e
—Sayın Dr. Kemal ASLANCAN Bey’e
—Sayın Ecem KAVAS Hanımefendi’ye
—Sayın Yunus ARSLAN (Ahmet ÖZÇELİK) Bey’e
—Sayın Çiğdem AVKIRAN AKTEPE Hanımefendi’ye
—Sayın (Rahmetli) Derviş AHMED HULUSİ Bey’e
—Sayın Azize ÇOLPAN Hanımefendi’ye
—Sayın Oğuz EKİCİ Bey’e
—Sayın Emine YÜCEL Hanımefendi’ye

Teşekkür ediyorum.

FOTOĞRAFLARI İLE KATKI SAĞLAYANLAR:

—Sayın Erdal BİÇERLİ Bey’e
—Sayın Şenol ÖZ Bey’e
—Sayın Selehattin BÜYÜKKIDAN Bey’e
—Sayın Günay GÜNAY Bey’e
—Sayın A.Rıza ÖZTEKİN Bey’e
—Sayın Reha DURALİ Bey’e
—Sayın Hamit EMEL Bey’e
—Sayın Alaattin AY Bey’e

Teşekkür ediyorum.

Düşünür, mizah adamı, gönül dostu NASREDDİN HOCA’sı
Gönüllere ilahi, Hoşgörüsü ile asırlara miras YUNUS EMRE’si,
Adalette HIZIRBEY’i, Dilinde duası AZİZ MAHMUT HUDAİ’si
SELMAN-I FARİSİ’nin Hakka giden yolu, Ey aziz SİVRİHİSAR

Kategoriler
Etkinliklerimiz

Eşyoder’e Sivrihisar’ı Tanıtan Kitaplar Takdim Edildi

Eskişehir’de bulunan Sivrihisarlılar Derneği üyesi Yazar Necmi Günay, Eskişehir Şairler, Yazarlar, Ozanlar Derneği (EŞYODER)’ne, şairler ve ozanların okumaları amacıyla Sivrihisar’ı tanıtan kitapları takdim etti.

Sivrihisarlılar Derneği üyesi yazar Necmi Günay, şair, yazar ve ozanların ’Sivrihisarca’, ‘Şiirlerde Sivrihisar’, ‘Sivrihisar’ın Yöresel Kelimeler ve Deyimler Sözlüğü’ eserlerini okuyarak, Sivrihisar ilçesi hakkında bilgi sahibi olmalarını ve Sivrihisar’ı daha iyi tanımalarını umduğunu belirtti.

EŞYODER Başkanı Ertuğrul Şakar’da, ’’Sivrihisarlı yazar Necmi Günay’ın derneğimizi ziyaretinden memnun kaldık ve derneğimize taktim ettiği Sivrihisar’ı tanıtan eserleri, kitaplığımızda muhafaza edeceğiz ve dernek üyelerimizin okumasını sağlayacağız’’ dedi.

*Adı geçen eserler sitemizde yayınlanmıştır.

Kategoriler
Sivrihisar Haberleri

Yazar Günay’ın 2. Kitabı Yayınlandı

Yazar, Emekli Astsubay Necmi Günay “HAYIRLI İŞLER” kitabını yayınladı.

necmi-gunay-2.kitabSivrihisarlı yazar Necmi Günay’ın “Hayırlı İşler” ve “Sivrihisar’ın Gülleri Hakıklar” adlı kitapları yayınlanarak okuyucuları ile buluştu.

Sivrihisarlı yazar Necmi Günay, “Yazarlık merakım ortaokul yıllarında başladı ve devam etti. Yazarlık hayatımı Eskişehir’de sürdürmekteyim. Sivrihisarla ilgili ve gezdiğim yerlerle ilgili gözlemlerimi, gezilerimi birleştirip 2 adet kitap yazdım ve kitaplarımı okuyucularla buluşturdum. Sivrihisar ilçesinde üç kardeşin başından geçen anıları “Sivrihisar’ın Gülleri Hakıklar” kitabında topladım. Bu üç kardeş ileri de olabilecekleri gören ve bilen kişilerdir. Diğer kitabım ise, “Hayırlı İşler” kitabımdır. Bu kitap da gezi-gözlem ve incelemelere dayanmaktadır. Yedigöller de gezdiğim göllerin özelliklerini, doğa güzelliklerini, bu kitap da topladım. Bu yazdığım iki kitabım yayınlanarak okuyucularla buluştu” dedi.

Sivrihisarlı yazar Necmi Günay, Ramazan bayramında okurlarıyla buluştu.

sivrihisarcaGünay, okurları için ‘Sivrihisar’ca adlı kitabını imzaladı. Nasrettin Hoca Tesisleri’nde gerçekleşen imza gününde Günay’ı yalnız bırakmayan sevenleri uzun kuyruklar oluşturdu. Bugüne kadar 5 kitap çıkartan Günay, kitap hakkında şu görüşleri paylaştı: “Sivrihisar’da yaşayan ailelerin lakaplarına, namlarına, lehçelerine, türkülerine, beddua ve manilerine yer verdiğim ‘Sivrihisar’ca adlı kitabımda ayrıca tiyatro eserlerine de bulunuyor. Bu benim yazdığım ve ilçemi konu alan üçüncü eserim. Bugüne kadar 5 kitap çıkardım. Dördüncü kitabımı Kurban Bayramı’nda, beşinci kitabımı ise Sivrihisar Sempozyumu’nda okuyucularım için imzalayacağım. Bu kitap, dilimizin yok olmaması için hazırlanan edebi bir çalışmalıdır.” Yazarın, ‘Hayırlı İşler’ ve ‘Sivrihisar’ın Gülleri Hakıklar’ adlı kitapları ise geçtiğimiz aylarda yayınlanarak, okuyucuları ile buluşmuştu.

Kategoriler
Necmi Günay Yazıları

Kitapta Emeği Geçenler

SİVRİHİSAR kültürüne bir katkı sağlamak adına çalışmamda bana yardımcı olan;

—Sayın Reha DURALİ Bey’e

—Sayın Niyazi KOCA Bey’e

—Sayın İlker BAŞ Bey’e

—Sayın Metin DANIŞ Bey’e

—Sayın İsmail KONUKBAY Bey’e

—Sayın Yunus AKPARA Bey’e

—Sayın Kazım YAZAR Bey

—Sayın Rafet SARIBAŞ Bey’e

—Sayın Süleyman ÖZMEN Bey’e

—Sayın Fatih YILDIRIM Bey’e

—Sayın Süleyman EKİCİ Bey’e

—Sayın Haydar ŞENOL Bey’e

—Sayın Nuray GÜNAY Hanımefendi’ye

—Sayın Metin BELİKIRIK Bey’e

—Sayın Taner KARADUMAN Bey’e

—Sayın Mustafa TİVEM Bey’e

—Sayın Meliha YÜZÜGÜLLÜ Hanımefendi’ye

—Sayın Ahmet ATMACA Bey’e

—Sayın Oğuz EKİCİ Bey’e

—Sayın Işın ARIN Hanımefendi’ye

—Sayın Hüseyin BULUT Bey’e

—Sayın Saffet DURUL Bey’e

—Sayın Murat TOZBEY Bey’e

—Sayın Ali Rıza ÖZTEKÎN Bey’e

—Sayın Hamdi (ÇAVUŞUN) YÜCEL Bey’e

—Sayın Şenol ÖZ Bey’e

—Sayın Nevzat EROĞLU Bey’e

—Sayın Mehmet GÜNGÖR Bey’e

—Sayın Halil SARİ KAN Bey’e

—Sayın Aydın ÇAKMAK Bey’e

—Sayın Birgül KARABIYIK Hanımefendi’ye

—Sayın İbrahim ŞİMŞEK Bey’e

—Sayın Yüksel UÇA Bey’e

—Sayın Selahattin BÜYÜKKIDAN Bey’e

—Sayın Hülya SÖKER Hanımefendi’ye

—Sayın İsmail ÇELİK (Saatçi) Bey’e

—Sayın Murat SÜLÜKOGLU Bey’e

—Sayın özcan ERKAYA Bey’e

—İnternette yayınlayan Sayın Murat SEVİMBAY Bey’e

Ayrıca bu eserin yayınlanmasında katkılarını esirgemeyen Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanı Sayın Dt. Ahmet ATAÇ’a

Sivrihisar Eğitim Vakfı (SEV) Başkanı Sayın Naci ŞAKAR’a ve tüm SİVRİHİSAR halkına teşekkür ediyor ve işlerinde kolaylıklar diliyorum.

eml

Necmi GÜNAY – 2014
 
Kategoriler
Necmi Günay Yazıları

Hakıklar Hakkında

GÜNAY’ın GÖZÜNDEN…

Bu insanlar neden Sivrihisar’da yaşadı ve buradan ayrılmadı, onları buraya çeken ne idi ve bu insanlar neden Sivrihisar’ı çok seviyorlardı? Şimdi akıllıyım diye gezen insanların Sivrihisar sevgisi ne kadar? İnanın onlar kadar yok.

Onlara yaptığımız eziyetler karşısında dahi onlar Sivrihisar’ı terk etmediler. Sivrihisar’da yaşamaları, Sivrihisar’ın özü ile paylaşımı açısından çok önemliler. Bence bu insanları burada tutan maddi yönden ziyade kuvvetli manevi bir bağ vardı.

Ne kadar yıpranmış, örselenmiş olursa olsun, bu gönül erlerini memleketimiz SİVRİHİSAR sıcacık kavramıştı. Bu bakımdan onların mantıksızlıklarında bile başka bir mantık aranır, anlaşılmaz davranışları dahi düşündürücü, uyarıcı, ibret verici bulunurdu. Çoğu zaman, onların deli mi, veli mi olduğu bu sebepten tartışılırdı.

Sivrihisar’da yaşayan bu insanlar toplumun sevimli birer parçası idiler. Toplum dışına asla itilmediler. Tam tersine, hayatın bir neşesi ve Allah’ın bir vesilesi sayıldılar. Bu sevgi atmosferi mi sakinleştirirdi onları, bilemiyorum… Fakat bildiğim bir şey varsa o da Hakıkların asla kötü olmadıkları, saldırganlık yapmadıkları ve zarar vermedikleridir. Onlar ilçemizin apayrı ve bambaşka renkleriydiler. Hakıklar halkın gönül tahtında yerlerini almışlardır. Ve bizi onların veli olduklarına biraz daha inandırıyorlar.

Onlar SİVRİHİSAR’ ın sembolleri… Onlar günlük hayatımızın parçası, birer abidesi olmuşlar. Öyle ki, onlar bize tarihin mirası olarak kalmışlardır. SİVRİHİSAR ve SİVRİHİSAR’lının yaşamından, kültüründen gelmişlerdir. Anıları dilden dile yayılmış, birer efsanedir onlar.

Hiçbir ülkede, hiçbir vilayette ve hiçbir ilçede görülmeyen bu sevda SİVRİHİSAR’ da sınırları aşmış durumda… Zaman zaman onlarda bir cevher görerek, onları “Veli” yerine koyduğumuz olmuştur.

Çocukluğumuzda yanlarından geçerken bile korktuğumuz, büyüyünce onlara takılmaktan ve onları kızdırmaktan kendimizi alamadığımız “HAKIKLAR”, Sivrihisar’ın kültür mozaiklerinden birisidir. Kültürü; bir milletin yaşadığı hayat olarak kabul edersek, Sivrihisar hayatından “HAKIKLAR”ı da söküp atmak mümkün değildir. Millet; zenginiyle, fakiriyle, ağasıyla, beyiyle, delisiyle, velisiyle, millettir.

Sorumlu olduğumuz ve bir türlü bitiremediğimiz dünya işlerini; geri kalan akıllılara devredip, deliliğin o harika çekim kuvvetine sığınmak; çok özel bir şey olmalı…

Akıllı olmak zor iş! Doğal sürecin, farkında olmadan, kendilerine özel davranışların çocuksu sahiplenmesi ile yaşarlarken; akıl eğitim almış, aklını geliştirmiş biz insanlar; her an doğal olmayan deliliğin taraftarı olabiliriz. Ağır adamlığın, unutulmuş gülmelerinde, anlaşılmayan ezber hayatlarının değişmez debelenmelerinde; akıllı kalmak zor iş! Ve şimdi deli olma zamanı…

Deli; kelime anlamı ile Mecnun, yani aklını yitirmiş, aklını her zaman yerinde ve gereği gibi kullanamayan demektir. Yerinde duramayan gençlere delikanlı demişiz, daha çılgınına delifîşek. Aşkımızı, tutkumuzu belirtmek için deli divane olmuşuzdur.

Delilik aslında ruhumuzda var. Yani sırf onlar deli değil. Onlara şiir yazılması (Mürsel PAZARKAYA), onları türkülerde yaşatmak istememiz (Necati DEMİR) ve onlara kitap yazarak ölümsüzleştirmemiz (Necmi GÜNAY) delilik değil mi? Varsın delilik olsun. Bu ruh bizde de var. Aslında onları tanıdıkça, öğreneceğimiz daha çok şey var bu hayatta. Onlar bizim delilerimiz ise aynı zamanda da değerlerimizdir.

“SEVGİ” Yunus Emre felsefesinin özüdür. Canlı, cansız tüm varlıklar sevgi ile beslenir. Ne demişti Koca Yunus; okuduk ötürü Pazar eyledik götürü Yaratılanı hoş gördük Yaratan’dan ötürü”

Engin hoşgörünün bu topraklarda yüzyıllar boyu hüküm sürmesine neden olan düşünce biçimidir. İşte Sivrihisar’a yakışan da bu engin hoşgörüdür. Sevmeyi bilen yaşamanın kıymetini, mutlu olmayı da bilir.

Koşulsuz karşılıksız sevince her şey kendiliğinden yoluna girer. Çıkar sevgilerinin arttığı, anne babaların bile çıkarlar için sevildiği, birbirimize selam verip, alırken korkarak verilip alındığı, insanların her şeyde bir kötülük aradığı bir zamanda yaşıyoruz. Bu zamanda sevmeyi bilene “sevmek” en değerli hediyedir.

Birçoğumuz yaşamımızda akıllı rolü ile deliyi oynarız. Bir kısmımız da deli rolü ile akıllıyı oynarız. Sizce hangisi daha mantıklı…

Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, deli ol, dünya senin kahrını çeksin!

hakhak

SON SÖZ

Peki, kimdi onlar? Neden çok seviliyorlar? Neden kültürümüzün bir parçası olmuşlardı? İşte bu sorulara cevap bulmak için bu kitabı derledim. İşte benim HAKIK’lara olan sevdam. Bu sevdanın bitmesini istemediğim için Onları yazarak ve ölümsüzleştirerek geleceğe taşımayı düşündüm. Delilik aslında ruhumuzda var. “Onlara kitap yazmam delilik değil mi”? Varsın ben de deli olayım.” Onlar bizim değerlerimiz, onları tanıdıkça bu hayattan öğreneceğimiz daha çok şey var.

Dedik ya, Sivrihisar’ın gülleriydi onlar. Ama koklamasını bilene. Her birinin kendine has tavırları, konuşmaları, sevecen esprileri, davranış biçimleriyle karşısındakini güldürmesini bilen ilçemiz insanıyla özdeş yaşam biçimleri hafızalarımızda hala canlı durmaktadır.

Kaçımız hatırlarız yaşamımıza dair geçmişte kalan birçok olayı acaba? Mehmet, Hasan ve Kemal yaşam biçimleriyle bizlere hayata dair bir şeyler mi anlatmışlardı. Biz onların yaşamından ders mi çıkarmalıydık.

Aşık Mehmet’e sorduğunuz bir soruya zekice ve kıvrak espri ile cevap vermesi, acaba bizlere sakın “Nasreddin Hoca”’yi unutmayın mı diyordu?

Hakıkların tek korkuları birbirlerinden ayrı kalmaları idi, onların birbirlerine olan sevgisi, sadakati acaba “Yunus Emre” yi de hiç unutmayın mı diyordu. Ünlü mısraları tam onlara uyarlanmıştı sanki. “Sevelim, Sevilelim. Bu dünya kimseye kalmaz” gibi…

Hakıkların çöllerde kervanlar gibi arkalı önlü gezmeleri ve gezmeyi çok sevmeleriyle “Evliya Çelebi”yi mi anlatıyordu acaba?

Sinemada boş beşik filmini izlerken çocuğu kapan kartala gösterdiği duyarlı tepki ve vicdanının sesini açığa vurarak ayakkabısını fırlatması; “Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Bush’a ayakkabı fırlatan Iraklı bir gazeteci” nin Iraklıların kalbini nasıl gururla doldurmuşsa, bize bu olayı yıllar önce yaşatan Hasan’ın o hareketiyle güzel bir benzetme olduğunu düşünürüm. Hasan bazen bizim dışa vuramadığımız ve olaylar karşısında tepki veremediğimiz anları iç dünyasından dışarı taşırarak bize güzel bir ders vermiştir.

Kimi zaman derdini ve sevincini eline aldığı sazıyla anlatması, acaba” “Emrah”, “Karacaoğlan” ve “Âşık Veysel”i de unutmayın, dinleyin mi diyordu?

Âşıkların birbirlerinden ayrı kalmaları belki de hayattaki korkularının ilk başta gelenidir. Birbirlerine olan sevgisi, birlik ve beraberlikleri, olaylara yaklaşımları ve hoşgörüleri günümüz toplumunda kaç kişide mevcuttur. Acaba bu hoşgörü anlayışıyla “Mevlana”yı da unutmayın mı diyordu?

Oysa bu hoşgörü, sevgi, saygı ile hayata gülerek tebessüm etmeyi, bazen boş vermeyi, yaşama dair bazı değerlerin içimizden yok olduğunu, eksildiğini, bunları kaybetmememiz gerektiğini ve farkında olmadan bize acaba “Hacıbektaş”’! mı anlatıyordu?

El arabasıyla kendi yarattığı dünyası ve bilinçaltında yaşayamadığı çocukluğunu mu yaşıyordu dersiniz. Çoğumuz çocukluğumuza özenmedik mi? hepimiz o yaşlara dönmek istemedik mi?

O insanlarda hayata dair her şey vardı, çilekeş yaşamlarında bir defa olsun hayata küsmediler, aynı neşe ve coşku ile hayatı alabildiğince özgür yaşadılar. Sivrihisar’daki yaşamları ve hayata bakış açıları hiç değişmedi.

Bir varmış bir yokmuş misali Mehmet, Hasan ve Kemal yaşadıkları gibi bu dünyadan göçtü gittiler. Sivrihisar’ımıza damgasını vuran yaşam biçimleriyle fark yaratan insanlar olarak hep anılacak ve hafızalarda hep yaşayacaklardır.

Sivrihisar’ın simgesi olmuş kardeşliği, birlik ve beraberliği paylaşmış ve hayat mücadelesinde birbirlerini asla yalnız bırakmamışlardır. Hakıklar eserleriyle değil yaşam tarzları ve birliktelikleriyle tüm insanlığa ve özellikle Sivrihisar insanına örnek olmuşlardır.

İnanır mısınız onları çok özlüyorum… Onlarsız Sivrihisar’ın ne tadı, ne de tuzu var. Şehrin şirinliğini bile beraberlerinde götürdüler. Halkın onlara her şeye rağmen verdiği değer ve sevgiyi asla göz ardı edemem. Onlarla bir oldular onlarla bütünleştiler, yeri geldi onlar gibi yaşamaya, yeri geldi konuşmaya bile özendiler. İlçem halkına bu kahramanlara gösterdiği ilgi ve hoşgörü için ne kadar teşekkür etsem azdır.

Hakıkların ömürleri boyunca kimseye hiçbir zarar vermeden karşılıksız bir ömür sürdüğünü, üçünün ömrü ve yaşam tarzı hep birbirine paralel devam ettiği ve akli özrü olmayanların bile arkalarında böylesi konuşulacak malzeme ve hatıra bırakamadıklarını gördükçe onlar gözümde ve gönlümde daha da büyümektedirler.

Her şeyin başı sevmekle başlar. Japon düşünür Masumi Toyotome; “Three Kinds of Love” (Sevgi üç çeşittir) adlı kitabında sevgi ve sevginin şekilleri üzerine şöyle demiştir.

Dünyada üç tür sevgi vardır. Bunlar; “Eğer”, “Çünkü” ve “Rağmen” dir.

Birincisi: “Eğer” türüdür. (Karşılık bekleyen sevgi) “Sevenin, istediği bir şeyin sağlanmasına karşılık olarak vaat edilen, beklentiler karşılanırsa vereceği sevgidir. Bir şarta bağlıdır, örnek;

—Eğer iyi olursan baban, annen seni sever.

—Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim.

—Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim.

Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır. Ama sevgi giderek nefrete dönüşür. En saf olması gereken anne-baba sevgisinde bile “Eğer” türüne rastlanmaktadır.

İkincisi; “Çünkü” türüdür. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. Bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Örnek;

—Seni seviyorum. Çünkü güzelsin ya da yakışıklısın,

—Seni seviyorum. Çünkü popüler, zengin veya ünlüsün,

—Seni seviyorum. Çünkü beni arabanla romantik yerlere götürüyorsun.

Sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz, hoş bir şeydir, egomuzu okşar. İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayreti ve rekabet girer. “Çünkü” türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz, güven duygusuna yer yoktur. “Çünkü” türü sevgi, kalıcılığı konusunda insani hep kuşkuya düşürür.

Ve işte sevgilerin en gerçeği!…

“Üçüncüsü ise “Rağmen” sevgi türdür”. Bu tür sevgide, insan “Bir şey olduğu için” değil, “Bir şey olmasına rağmen” sevilir.

Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir. Buna “rağmen” sevilebilir. Kusurlarına, cahilliğine, iyi veya kötü huylarına “rağmen” olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebilir. “Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur”. “Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha önemlidir.”

Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak çok zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var. Sürekli olarak yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Herkes “Rağmen” sevgiyle sevilmek ister. Herkes kusurlarıyla, eksikleriyle, hatalarıyla olduğu gibi sevilmek ister; “Ama iş sevmeye geldiği zaman çok az kişi “Rağmen” sevgiyle sever.

İşte Sivrihisar ve Sivrihisarlılar da HAKIK’ları “rağmen sevgi” türünde sevmiş, onları bağrına basmışlardır. Bu karşılıksız sevgileri için onları tanıyan, onlarla yaşamın bir dakikasını paylaşan, onlarla en küçük bir anısı olan, hatta onların ismini duyduğunda onları hayal edebilen ve bu kitabı okuduktan sonra bile onları “rağmen” sevecek gelecek kuşak insanlarına içten sevgi ve saygılarımı sunarım.

Dünyadaki en büyük kıtlık, ‘Rağmen’ türü sevginin yeterince olmayışıdır!

“Hayatınızda “Rağmen” sevdiğiniz kaç kişi var?”

Sevgi; insanı insan yapan, hırstan, kibirden, bencillikten kurtaran erdemdir.

SAYGILARIMLA

Necmi GÜNAY

Sivrihisar’ın Gülleri Hakıklar – 2014

Kategoriler
Sivrihisar Haberleri

Hayırlı İşler

Yazar, Emekli Astsubay Necmi Günay “HAYIRLI İŞLER” kitabını yayınladı.

Kategoriler
Sivrihisar Kültürü

Sivrihisar Sözlük

SİVRİHİSAR YÖRESEL KELİMELER VE DEYİMLER SÖZLÜĞÜ

Sivrihisar kelimesinin sözlük anlamı
Sivrihisar nedir, ne demek?
Sivrihisar, Eskişehir iline bağlı tarihi bir ilçedir.
Ayrıca Aksaray ili Güzelyurt ilçesine bağlı “Sivrihisar” adında bir köy vardır.

SİVRİHİSAR YÖRESEL SÖZLÜK
SİVRİHİSAR YÖRESEL AĞZI
SİVRİHİSAR AĞZI YÖRESEL KELİMELER
SİVRİHİSAR ETİMİNOLOJİSİ

A
ABA(ABLA):Kız kardeşin büyüğü
ABARİİİ: Çok şaşırmak
ABES: Boş faydasız saçma
ABOO: Yapılan işin abes olduğuna verilen tepki.
ABOOV: Şaşma
ACANS: Haberler
ACAP: Acaba.
ACILI: Dertli, üzüntülü, sıkıntılı.
ACIMAK: Merhamet etmek.
ACINDIRMAK: Karşıdakinin merhamet duygusunu etkilemek.
ADAM: Kadının kocası (Benim herif)
ADAMAKILLI: Tam anlamıyla. Tamı tamına
ADAMLIK:: İnsaniyet.
ADET: Gelenek, töre
AFAT: Afet. Tufan.
AĞ= Donun iki bacak arası kısmı(Şalvar)
AGA (ABİ):Erkek kardeşin büyüğü (Ağabey)
AĞARMAK: Beyazlamak, tertemiz olmak.
AĞARMAK= Aydınlanma(Gün ağarması)
AĞDIRMAK: Ağırlığın tek tarafa binmesi
AGIBET(AKIBET):Bitim, son, sonuç
AĞI: Zehir
AĞIL: Küçükbaş hayvan barınağı.
AĞIRLAMAK: Yedirip içirmek. Misafir
AĞIRŞAK(AĞŞAK):Yün eğirmede kullanılan ortası delik tahtadan yapılan alet
AĞITCI: Ağlamaz, ağlatır
AĞIZ: İlk sağılan süt
AĞIZBAĞI: Çuvalların ağzını bağlamaya yarayan ip.
AĞMAK: Sarkmak.
AĞŞAM: Akşam
konuşmak
AĞZI KİTLİ: Sır saklayan.
AH: Beddua.
AHIM ŞAHIM: Çok güzel.
AHLAT: Armudun küçüğü yabanisi
AHRAZ: Anlamakta güçlük çeken
AKBACIK: Beyaz görünümde olan. Bembeyaz, süt gibi, tertemiz.
AKILDANE: Akıllı, akıl danışılan kişi
AKLI GID:Aklı az
AKRAN: Aynı yaşta olan
AKŞAMINA: Aynı günün akşamı.
AKTARMAK= Dam ve çatıdaki kiremit tuğlanın değiştirilmesi.
ALABURUS: Saçı üç numara kestirip önünde az bırakmak.
ALACA: Beyaz renk
ALAÇIK: Yanları açık üstü örtülü kulübe.
ALAF: Alev
ALAFRANGA: Asri, Avrupai.
ALAYI: Hepsi.
ALBENİ: Göz alıcı olmak.
ALDUVAK: Gelinin yüz örtüsü
ALELUSUL: Usul yerini bulsun diye yapılan is.
ALENGİRLİ: Herkesin aklı ermeyen, incelikli, ayrıntılı; anlamak için uzun zaman incelenmesi gereken şey. Dolaşık anlamında da kullanılır
ALETTİRİK: Elektrik
ALGIN: Hastalıklı
ALIÇ: Doğada kendiliğinden yetişen yabani meyve
ALIMKAR:Almaya niyeti olan, müşteri olmak.
ALINMAK: İncinmek, gücenmek.
ALIVIR: Alıvermek
ALLAH ETMEYE: Allah göstermesin
ALLAMAT VERME: Aşırı ısrar
ALLASEN: Allah’ını seversen(Israr etmede kullanılır)
ALLEM KULLEM: Hesaplı ve düzenli olmayan, hoşa gitmeyen isler.
ALMAN :Almam
ALNI ŞAKI : Alnın ortasına.
AMANIN: Ani bir söz karşısında gösterilen tepki
AMEL: İshal.
AMMA(AMA):Dikkat çekmek için kullanılır
ANCA : Ancak
ANADAN ÜRYAN : Çıplak
ANARI GIT: Anlamakta zorluk çeken
AN DEYE GOMUŞUM: Hayret etmek, şaşkınlık
AN: Tarla sınırı
ANAAH (ANAH) :Hayret nidası, şaşkınlık belirtir.
ANCA: Ancak
ANDAVAL: Aptal.Geri zekalı
ANGID (ANGIT) :Şaşkın, Aptal
ANITMAK: Nereye baktığını bilmeden yürümek
ANİLA: Sözün gelişi anlamında
ANNAÇ: Karsı.
ANNANMAK: Yatıp yuvarlanmak
ANNAT: Üç dişli buğday sapı kaldırmada kullanılan ağaçtan yapılmış alet
APILAMAK: Emeklemek.
APIŞMAK: Durup öylece kalmak
APOLLO: Hoporlör.
APUCAK: Tarlayı ölçmede kullanılan 2 metrelik tahta pergel
ARA/ARALIK: Dar salon (iki oda bir ara)
ARABALIK: Römork garajı
ARASTA: Dar Sokak
ARBIŞTIRMAK: Aralıklı dikmek
ARD (ART):Arka, sıra
ARDILMAK: Bir yere tutunmak.
ARKALAYDI : gıyaben ,arkasından
ARLANMAK: Utanmak
ARTIK: Yeter anlamında
ASORTİK: Sosyetik
ASTAR: Üzeri kamışla kapanmış tavan.
AŞ: Yemek
AŞERMEK: Kadınların lohusalık döneminde istem duygusu
AŞGARE: Açıkça Açık Açık
AŞİNA: Bildik tanıdık
AŞŞA: Aşağı
ATGI: Kaşkol, Şal
ATKIÇ: Sapan
AVKALAMAK: Avuçlamak
AVKUVERMEK: Elleriyle sıkıştırma
AVLU: Evin önündeki üstü açık bahçe.
AVRAT: Eş kadın
AVUR ZAVUR: Luzumsuz, boş konuşma
AVURD: Yanakların ağızdaki boşluğu.
AYAK YAPMAK: Kandırmak için kurulan düzen,
AYAKCAK: Üzerine tahta konularak kullanılan dört ayaklı sergen
AYAKLANMAK: Gitmeye hazırlanmak.
AYGAZ: Tüpgaz
AYAKYOLU: Tuvalet
AYDIN KAFASI: Ayçiçeği (Gündöndü)
AYRIKSI : Uyumsuz, Herkesten başka, başkası
AYRİYETEN: Ayrıca
AZ BUÇUK: Birazcık.
AZAYSIZ: Terbiyesiz
AZINSIMAK : Az bulmak, yeterli bulmamak

B
BABAÇ: Erkek hayvan (kus).
BABIÇ: Pabuc. Kenarları açık ayakkabı
BACAGAŞI: Ocak üstü
BAÇA (BAÇE): Bahçe
BADILCAN: Patlıcan
BADİ: Ördek
BAĞDAŞ KURMAK: Bacaklarını dizden bükerek altına alıp oturmak
BAĞIRCAK: Çobanın uyku esnasında uyanmak için bir koyuna bağladığı ip
BAĞMAT :Bağ bekçisi
BAHA: Paha.
BAHALI: Pahalı, Kıymetli
BAKELE: Bakar mısın?
BAKIR ÇALMAK: Kalayı kaybolmuş, bakırı açığa çıkmış kapta pişirilen yemeğin zehirleyici etkisi.
BAKLA: Fasulye
BAKRAÇ :Koyun sağmada kullanılan kuplu helke
BALABAN :Büyük doğan kuşu
BANCILASICA: Beddua etmek,
BANMAK: Ekmeği yemeğin suyuna batırmak.
BARIM(BAĞRIM):Vücudun göğüs kısmı
BARİ :Hiç olmazsa, hiç değilse, Keşke
BARNAK: Havuç (Keşir)
BASİRET: Seziş, anlayış kavrama
BASMA DON: Kadınların giydiği şalvar
BASTAN SAVMAK: İsini yapmamak.
BAŞGÖZ ETMEK: Evlendirmek.
BAŞINA EKŞİMEK=Yük olmak
BAŞINI BAĞLAMAK: Nişanlamak, evermek.
BATIRMAK: a) Kirletmek. b)İflas etmek.
BAYAM: Badem, çağla
BAYAT/BAYATSIMAK: Bozulmaya yüz tutmak.
BAYIR: Dağın inişi
BAYTAR: Veteriner
BAZAR: Pazar.
BAZLAMA/BAZLAMAÇ: Sac üzerinde pişirilen ekmek
BEKÂR: Harmanda çalıştırılan işçi
BEKİTMEK: Kapamak, Tıkamak
BELERTMEK: Bakışlarında kızgınlık olması
BELERMEK/BELERTMEK: Gözlerini alabildiğine açmak.
BELLEME :At sırtlığı
BENCİLEYİN: Bana göre, benim düşünceme göre
BENİMİNEN: Benimle.
BERHUDAROL: Sağolasın, Teşekkür Ederim
BESBELLİ: Doğruya yakın
BESTE TUTUŞMAK: Bahse girmek
BEŞİBİRLİK: Cumhuriyet altınının beş büyüklüğündeki altına denir. Ortadaki birinin büyük, ötekilerin küçük olduğu beş altının kolye gibi dizilerek takılmasına da beşibirlik denir.
BEZMEK: Usanmak
BIÇKI: Ot biçmede kullanılan ay biçiminde bıçak, orak
BIDIK: Çok kısa boylu
BIDIRDAMA: Dudaklarını oynatarak mırıldanma
BIKALI: Zarar verebilecek çok tehlikeli insan.
BIKALAMAK: Kelepçelemek
BILDIR: Geçen sene
BINGILDAK: Yeni doğan çocuğun başının üst kısmındaki yumuşak doku
BITIRAK: Dikenli ot.
BİCAMA: Pijama
BİCİMCİK:Çok az
BİDA MI: Aynı şeyi tekrar yapmamak için söylenen söz
BİDİKİ: Az, Azıcık, Biraz
BİLDİK: Tanıdık
BİLİNNİ: Bildin mi?
BİLKİ: Bilmek, bilmelisin sorumlu tutmak anlamında
Bİ SOKUM: bi lokma,
BİŞDİ: Pişti
BİŞİRGEÇ: Yufka ekmeği pişirirken çevirmede kullanılan tahta alet
BİŞİRMEK: Pişirmek
BİTEĞİ: Hamur işlerinde kullanılan ağaçtan yapılan alet
BİTİŞDİRMEK :Birleştirmek, bir araya getirmek
BİZBİZE: Yakın akraba eş dost
BİZİMGIZ: Abla veya kız kardeş
BİZİM GIZ: Abi veya erkek kardeş
BOBAÇÇA: Papatya
BORDA KAPI: Köy evlerinde geniş iki kanatlı büyük kapı
BOSTAN: Kavun, karpuz ekili tarla
BOYLU: Gebe, hamile
BÖĞRÜNDE: Kenarında
BÖLE: Aynen, aynısı
BÖN :İnsanlara yakın olmayan
BÖNBÖN BAKMAK :Şaşkın bakış
BÖÖK: Büyük
BÖÖN: Bugün
BÖRTTÜRMEK :Haşlamak, hafif pişirmek
BÖRÜ: Eğri, bükük (Eğri büğrü)
BÖRÜM: Kalçanın göğse yakın kısmı
BOŞANMAK: Hayvanın ipten kurtulması koparması ve kaçması.
BULAMA :Yoğurtla sütün karıştırılarak kaynatılmasından elde edilen tatlı
BULAŞIK :Yıkanmamış, kap kacak
BULGUR :Buğdayın kaynatılıp kurutularak işlenmiş hali
BUMBAR: Büyük baş hayvanların bağırsaklarına bulgur doldurarak yapılan yemek
BUNALMAK: Sıkılmak.
BUNGUDUK: Bunalmak
BUNGUN: Üzüntülü, sıkıntılı
BURUN KIVIRMAK: Beğenmemek.
BUYDEY: Buğday.
BUZA: İneğin yavrusu
BÜKÜLGEÇ: Dönemeç, viraj
BÜNELEK: Büyük baş hayvanları sıcak havada rahatsız eden sinek ısırması
BÜRGÜN: Yarından sonraki gün.
BÜRÜNMEK: Örtünmek.

C
CAARA: Sigara
CAFCAFLİ: Çok hoş güzel, süslü
CAKKALA: Çok konuşan .Geveze
CAM :Pencere
CAMBAZ: Hayvan ticareti yapan kimse
CAMUŞ(CAMIZ):Manda
CARA(CİGARA) :Sigara
CARCUR:Fermuar.
CART CURT ETME: Hoşa gitmeyen davranış
CASCAVLAK: Saçı olmayan
CAYIRTI: Aşırı gurultu.
CAZGIR=Şamata yapan arsız insan
CEBELLEŞMEK: Birleriyle takışmak, uğraşmak
CEDDİ: Geçmiş, sülale
CEDDÜKE: Çeşit
CEGET: Erkek üst giysisi
CEREME: Ceza
CERGE: Çadır
CERYAN:Elektrik.
CIBARTMAK: Dövmek
CIBAYA ÇEKMEK: Parasının son kuruşuna kadar almak.
CIBILDAK/CILBAK: Çıplak
CIBIR: Kel kafalı
CILINGI: Ateş, kıvılcım
CILIZ: Zayıf, ince uzun boylu
CILK :Bozulmuş yumurta
CILKINI ÇIKARMAK: Bozmak. Tadını kaçırmak.
CIRMALAMAK: Tırnaklamak
CIRNAK: Çimdik
CIRTLAK: Parlak ve göze batan renk
CIV(I)LAMAK: Ses çıkarmak (havada hızla giden cisimler için).
CIZBIZ: Pirzola.
CIZI: Toprakta açılan karık.
CIZLAAN: Isırgan otu
CIZLAVAT: Lastik ayakkabı
CİBİNDİRİK: Sineğe karşı ince tülden yapılmış korunak
CİBİR CİBİR: Sulanmış yara
CİBREMİŞ: Kenarları eskimiş eşya, giyecek
CİLBİR: Yağda yumurtayı yoğurtla karıştırarak yapılan yiyecek
CİMCİK: Çok az, bir parça.
CİMCİK: Hamur işi, Makarna çeşidi.
CİMCİKLEMEK: İki parmakla yanak vb. sıkıştırmak.Çimdik atmak.
CİNGAN: Çingene
CİNGAR: Döğüş kavga çıkarmak
CİNGEN: Cimri
CİNGİL: Küçük üzüm salkımı
CİNS :Değişik, çeşit
CİTME: At, eşek tekmesi, çifte
COHUM SUYU: Dağlarda kar suları birikmiş su birirkintisi
COMBALAK GILMAK: Takla atmak
COMBURDATMAK: Çok ses çıkararak yüzmek.
CUMAYI: Cuma

Ç
ÇABIT: Bez parçası
ÇAĞIRGI: Çalgı
ÇAĞLIK: Su geçen delik
ÇAKARALMAZ:Çok iyi çalışmayan.
ÇAKILDAK: Yapışkan dışkı
ÇAKMAK : Bir işten anlamak
ÇAKMAK TAŞI=Harman yaparken düvenin altına çakıılan kesici beyaz taş
ÇALA (ÇAĞLA): Badem, kayısı, eriğin olmamış yeşil hali
ÇALACAK:Yoğur yapmak için kullanılan az yoğurt
ÇALARLAR CIĞIRIRLAR: Def çalar, türkü söylerler
ÇALGICI: Çalgı çalan
ÇALI SÜPÜRGESİ: Ot ya da çalılardan yapılan süpürge.
ÇALIÇIRPI: İnce ağaç dal ve yaprakları
ÇALIM: Kibir, gurur, hava.
ÇALIM: Oyun yaparak aldatma(Bana çalım attı)
ÇALKARURA MEMURU: Hayvan sayım memuru
ÇAMIR: Çamur
ÇAPA ÇUL: Eski kıyafet giyen
ÇAPA: Bağ, bahçe işlerinde kazmak için kullanılan alet
ÇAPUT PALA: Eski bez parçalarından dokunan kilim
ÇAPUT: Eski eşya, elbise paçavra
ÇAR: Tülbent, namaz örtüsü
ÇARŞI EKMEĞİ: Fırında pişirilip satın alınan ekmek.
ÇAŞASI(ÇARŞIAĞASI):Zabıta memuru,
ÇAT: Orta. Alnının çatı
ÇAT:Kuyruk sokumu, insanın ve hayvanın iki bacağının birleştiği yer.
ÇATAL: İki dalın birleştiği yer.
ÇATMAK: Sataşmak.
ÇEÇ :Samandan ayrılmış tahıl yığını
ÇEKEMEMEK: Kıskanmak.
ÇEKİNCE: Çekimser kalma. Çekinilecek şey.
ÇEKİŞMEK: Sözlü kavga etmak
ÇEKİŞTİRME: Gıybet.
ÇEKKEL(ÇEKGEL):Pullukların çamurunu kazımada kullanılan ucu keskin alet
ÇEMKİRME:Azarlamak, saygısız konuşmak.
ÇEMKİRMEK: Diklenmek, ters konuşmak.
ÇEMLE: Yemeni yapımında kenar kısım derisi
ÇENCERE: Tencere (Yemek kabı)
ÇENEL: Çatının uç çıkıntı kısmı
ÇENESİZ: Çok konuşan.
ÇENTİK: Ağaç vb şeyleri yontmak, kesmek
ÇEPEL : Pislik insan tekin olmayan.
ÇEPE ÇEVRE :Etraflıca, kuşatma
ÇEPİN: Kazma, alet
ÇEPİŞ: Dişi keçi
ÇERÇİCİ: Seyyar satıcı
ÇEŞNİCİ: Merkeple, köy köy dolaşarak yün,yumurta karşılığı yiyecek satan
ÇETREFİL: Zor, içinden çıkılmaz is.
ÇEVRE: Büyük mendil
ÇIBIK: İnce bağ/asma çubuğu
ÇIĞIRMAK: Türkü söylemek.
ÇIĞSIK: Nemlenmiş ve tadı bozulmuş.
ÇIKI : Bohça, Eşyayı sarmada kullanılan büyük bez parçası
ÇIKILAMAK: Eşya vb şeyleri bohça haline getirmek sarmak, dürmek
ÇIKIŞMAK: Azarlamak.
ÇIKIŞTIRMAK: İsini yürütmek.
ÇILI CIRPI: İnce dallardan, çalılardan oluşan yakacak.
ÇIMKI: Hayvanları otlatırken kullanılan ince uzun sopa
ÇIRA: Çabuk yanan yağlı odun
ÇIRPI: Ağaç dallarından yakmak için kesilen ince çubuk
ÇIRPI GİBİ: Çok zayıf.
ÇIRPILAMA: Ağaçların küçük ince dallarının budanması
ÇITLATMAK : Bir şeyi üstü kapalı anlatmaya çalışmak.
ÇİĞİRDİK: İlk yağmurdan sonra çıkan çimen taze yaprak,ot
ÇİĞLİK: Kabalık, cahilce davranma.
ÇİLBİR: Yağda pişirilmiş yumurtayı yoğurtla karıştırılarak yapılan yiyecek
ÇİLE :Zahmet, sıkıntı
ÇİLTE(ŞİLTE): Yün vb şeylerden yapılan minder oturmalık
ÇİMTMEK: Bir kişinin bir yerini bükmek
ÇİNNEM: Lokma.
ÇİR :Az akan su
ÇİRELTMEK: Suyu kısmak
ÇİRİŞ: Yapıştırcı, tutkal
ÇİSELEMEK: Hafif ve ince ince yağmur yağmak.
ÇİTLEK: Çekirdek
ÇOLAK: Kolu sakat.
ÇOMÇAK: kepçe
ÇONA/ÇONE: Çobanın yardımcısı, yamağı
ÇORAK: Verimsiz arazi
ÇÖĞDÜRMEK: İşemek.
ÇÖLMEK: Çömlek
ÇÖMDÜK: Sandalye
ÇÖMEL: Dizleri üzerine eğilmek
ÇÖRTEN: Çatıya yağmur suyu tahliyesi için yapılan dam oluğu
ÇÖVER: Devrik, düşmüş
ÇUL: Eski, eşya, giyecek
ÇULLU: Eski giyinen
ÇULSUZ : Fakir, berduş
ÇÜRÜK ÇARIK: meyve ve sebzeler için kullanılan bir söz.
ÇÜŞ: Eşeğin durması için söylenir.
ÇUVAL: İp vb. şeylerden dokunmuş torba

D
DADA: Bebek yiyeceği.
DADA ÇALMAK: Umut vermek
DADAKLAMAK :Tatmak tadına bakmak
DADANMAK: Alışmak
DAĞARLAR: Dericilik(Debbağcılık) da derinin temizlenmesinde kullanılan teknik
DAĞLAMAK: Kızdırılmış demirle cildi yakmak.
DAĞLI: Kaba insan. Hata veya inadından dolayı uyarmak, paylamak
DAKLAŞMAK: Sataşmak, kızdırmak, dalga geçmek.
DAKIŞMAK: sataşmak, peşinden ayrılmamak
DAL: Kol. üst kısmı, omuz
DALAMAK: Haşerenin sokmasıyla vücutta beklenmedik kızarıklar oluşması, kedi köpek tırmalaması.
DALAŞMAK: Kavga etmeye çalışmak
DALDASSAK: Alt tarafı çıplak.
DALI DÜŞÜK: Biçimsiz.
DALIM: Etrafındaki eş dost akraba (Omuzum)
DAM : Hayvan barınağı ağıl
DAM: Çatı
DAM: Hapishane
DAMMAK: Kalbine doğmak.
DAM TOPRAKLAMA=Bir yere kalabalık gitmek.
DANDİK: Ters, aksi
DANGALAK: Aptal.
DANISIKLI: Önceden anlaşılmış.
DANİKAVAK: Boyu uzun aklı kısa olan manasına
DANİSKA: En güzel
DARACIK: Dar Sokak
DARBI MESEL: Söz, söylenti, rivayet
DARILMAK: Gücenme, incinme
DARTILMAK : Kibirlenmek.
DAŞ :Taş, kaya parçası
DATLI: Tatlı, Pekmez üzüm tatlısı
DAVAR: Küçükbaş hayvan sürüsü
DEBBAĞCILIK: Deri işletmeciliği
DECCAL: Tetcal, Şımarık
DEDE: Büyük baba
DEĞİŞİCİ: Yün, yumurta eski naylon karşılığı yiyecek ve eşya değiştirerek satış yapan
DEĞNEK: İnce düzgün ağaç
DE LEN DE: Erkekler için hadi çabuk ol.
DELİK: Köy evlerinde küçük pencere
DELLAL: Tellal.
DELME: Ceket altına giyilen kolsuz giysi yelek
DEMİNCEK: Az önce
DENE: Bulgurun çekilmişi
DENE: Tane
DENKLEŞTİRMEK: Gerekli parayı bulmak.
DENK DUR: Karışmamasını isteme
DENKDURMAK: Akılı, uslu olmak
DENSİZ: Ulu orta konuşan
DEPİK: Tekme
DEPMEK: Tekme atma, topa vurmak
DEPMEK (TEPMEK): Doldurmak.
DERECE: Tarlalardaki sapları harmana getirmek için ağaçlardan yapılmış köşeleri direkli araba
DERMANIM YOK: Bitkinlik, güçsüzlük
DERME CATMA: Uydurma.
DERTLİ: Hastalıklı
DESTİ: Topraktan yapılmış su kapı
DEVAMSIZ: Münasebetsiz
DEVİRSİGÜN: Ertesi gün
DEVRİLESİCE: Kızarak azarlama
DEVRİLMEYESİCE: Severek azarlama
DEYNEK: Sopa
DEZA: Teyze
DIĞA: Çocuk
DIĞDALAMAK: Titremek
DIĞDISININ DIĞDISI: Çok uzak akrabası.
DIMIŞKI : Galveniz, saçtan yapılmış cember
DIR DIR:Çok konuşanlar için söylenir
DIRCA GELMEK: Karşı gelmek, söz dinlemeyen
DIRMIK: Tırmık
DIRNAK: Tırnak
DIZIKMAK: Hızlı koşmak
DİBEK: İnce kahve, bakliyat ları ezmede kullanılan havan
DİDİKLEME: Bir konuyu fazlaca inceleme
DİDİŞMEK: Ağız kavgası etmek
DİĞDİRMEK: İnce bir delikten sıvıyı fışkırtmak.
DİLLİ: Dilbaz.
DİNELMEK: Karşı durmak, kafa tutmak
DİNGEÇ: Maskara, soytarı
DİNGİLDEK: Düşecek gibi Yerinde duramayan.
DİNGİLDEMEK : Oynamak
DİNK: Değirmen taşı
DİRAYETLİ: Azimli
DİREM: Tartı aleti, gram
DİRLİK/DİRLİKSİZ: Geçim/Geçimsiz
DİRLİK: Hayat, yaşayış, geçim
DİŞ GÖSTERMEK: Korkutmaya çalışmak.
DİŞEME: (Çocuklar için) Diş çıkarmak.
DİŞLEK: Seyrek dişli.
DİŞLEMEK: Isırmak.
DİTMEK: Küçük parçalara ayırmak.
DİYOR: Söylemek, söyledi
DİZMEK: İnci, boncuk vb şeyleri ipe dizme sıralamak
DOBİŞ: Kısa boylu şişmanca
DODİRİ: Küçük minare
DOK :Kalın yünlü kumaş
DOLAMA: Kol, parmak ve bacaklarda çıkan bir çeşit çiban
DOLAŞIK: Hile yapan
DOLAV: Küçük dolap
DOLLUK: Ambar
DOMATİS :Domates
DOMUŞMAK: Somurtmak, sessiz ve dargın durmak,
DON LASTİĞİ: İç çamaşırı lastiği.
DON: İç donu, külot
DONDAŞI: Çamaşır yıkamada kullanılan, yayvan büyükçe kaya parçası
DONYAĞ: Soğuk insanlar için kullanılır.
DONYAĞ:Katı yağ
DORU:Doğru.
DOTTİRİ:Üzerine kıyafet olmamış.kaba durunca söylenir.
DÖKÜLEGALMAK: Severek azarlama
DÖŞEME :Uzun ve orta kalınlıkta ağaç
DÖŞSEK: Yer yatağı.
DÖVLET:Baş
DULDA:Rüzgar almayan yer kuytu
DUTALAÇ :Sıcak şeyleri tutmaya yarar
DÜBÜR: Vücudun herhangi bir yerin hastalık nedeniyle şişmesi
DÜBÜR: Kıç.
DÜĞÜM :İpin bağlanması
DÜLGER :Marangoz
DÜMBELEK: Darbuka, Tef
DÜN DEYİL EVELSÜGÜN: İki gün önce
DÜNÜR: Evlenmiş kız veya oğlanın Anne veya babası için söylenir
DÜRGE: Yufka sayısı
DÜRMEK :Katlamak, yuvarlamak
DÜRÜ: Düğünden sonra damadın yakınlarına götürdüğü hediyeler
DÜRZÜ: Erkeklere söylenen bir küfür.
DÜŞEYAZMAK: Az kalsın düşmek, düşme tehlikesi atlatmak
DÜVE: Genç Dişi inek
DÜZAYAK : Merdiveni olmayan, bir katlı ev.

E
EBE :Babaanne, Doğum yaptıran
EBEMKUŞAĞI: Gökkuşağı
ECCİK: Azıcık
ECEL: Hayatın sonu ölüm
ECİCİK/ECİK: Birazcık
ECİNİ CÜCÜNÜ ÖĞRENMEK: Bir konuda kapsamlı araştırma yapmak
ECİNNİ: Cinler. Şeytansı
ECÜŞ BÜCÜŞ: Eğri büğrü, şekilsiz.
EDEVAT: Aletler, malzemeler
EDİK: Bebek ayakkabısı
EĞİRMEK :Yünü bükerek ip haline getirme işi
EĞİŞMEK :Eğilmek
EKMEK ESKİSİ :Yemek yemede kullanılan sofra örtüsü
EKSERİ: Çoğunlukla
EL İNSAF: Merhamet eyle.
EL: Yabancı kişi
ELCİK: Tırpanın ucunda tutulacak U şeklinde sap
ELE GÜNE GAŞI: Elaleme karşı, gösteriş
ELETMEK :İletmek götürmek
ELETMEK: Bir nesneyi bir yere ulaştırmak.
ELİNİ KOYNUNA KOYMAK: Evlendirmek
ELLEME: Dokunma, Elini sürme
ELLİK: Yün eldiven
EMİCEK: Çocuk emziği, Yalancı meme
EMİŞİK: Süt kardeş
EMME BASMA :Su tulumbası
EMMİ: Amca
EMSAL : Yaşıt.
EMZİK : Yalancı meme.
EMZİKLİ : Meme emen çocuğu olan kadın.
ENANİYETLİ: Kibirli
ENDAZE: Yemenicilerin kalıp olarak kullandıkları şablon
ENİKLEMEK: Yavrulamak.
ENİKONU: Etraflıca, teferruatlı
ENSELEMEK:Yakalamak
ENTERİ: Kadın giysisi
EPTER: Aptal karşılığı
ERGEN: Evlenmemiş genç.
ERİNGEN: Tembel üşengeç
ERİNMEK: Tembellik etmek
ERKEÇ: Dort yasındaki erkek keçi.
ERKEKÇE: Mert, sözüne güvenilir
ERTESİ: Yarın, sonraki gün
ESA/ESATTAN: Gerçek, gerçekten
ESAME: Ad, isim
ESAMI(ESSAHMI):Sahi mi, doğrumu?
ESATTAN :Gerçekten
ESBAB: Çamaşır
ESEN: Bildiğini yapan, istediği gibi davranan
ESİKLİ: Evdeki gelin
ESİLME (EKSİLME):Zayiat verme, fire verme
ESİRAN(ELSIYIRAN) : Ekmek hamuru kesmede kullanılan ucu sivri metal alet
ESRİDİ: Delirmeye başladı anlamında
ESRÜK: Deli dolu hareketler yapan
ESSAHMI: Sahi mi?
ESSAHTAN: Sahiden, doğru, gerçek
ESTER: Katır
EŞGARE (EŞKERE): Açıkça
EŞİ: Ekşi
EVERMEK: Bas göz etmek. Düğününü yapmak.
Evlendirmek
EVVELİ: Önceden,eskiden
EYAZMAK: Neredeyse ,az kaldı.(Düşeyazdı, öleyazdı)
EY: Efendim
EYLER (EĞLER):Oylama
EYRİ :Eğri
EZA: Kibritin ateş çıkaran kahverengi yeri

F
FALAKA: At arabasını çekmeye yarayan alet
FANİLA: Kalın ve uzun kollu atlet.
FASAFİSO: Asılsız.
FASARİ: Asılsız, bos.
FEMETMEK: Anlamak,farketmek.
FER: Etki. Tesir.
FERİŞTAH: Tamamı hepsi, en iyi en üstünü
FERSİZ: Zayıf, güçsüz
FESAT: Ara bozan .
FEY(İ)L/FEYİLSİZ = niyet, niyeti bozuk, güvenilmez.
FIKARA: Fakir
FILDIR FILDIR: Seri çalışkan.
FILDIRMAK: Atmak, fırlatmak
FIRILDAK: Dalavereci. Dolandırıcı.
FIRMA: Hurma
FISFIS: Püskürtme aracı.
FIŞKI: Gübre (At dışkısı)
FITA: Kadınların hamama girerken bağladığı desenli örtü
FITTIRMAK: Delirmek.
Fİ TARİHİ: Çok eski tarih.
FİNGİRDEK: : Çok cilveli (bayanlar için)Oynak, hafif meşrep.
FİNİ: Küçük ev köpeği
FİSTAN: Entari, Etek (Kadın giysisi)
FİŞEKLEMEK: Birini dolduruşa getirmek.
FİTLEMEK: Öğütlemek
FOLLUK: Tavuğun yumurtlaması için yapılmış özel bölme
FORSLU: Güçlü.
FOS: Boş
FOSUR FOSUR: Çokça Sigara içenlere söylenir
FOYA: Pislik.
FUKARA: Fakir.

G
GABAK: Kabak
GABAYEL: Lodos rüzgârı
GABICAK :Kibrit kutusu
GABIK: Kabuk
GAÇIL/GAÇILMAK:Önünden kenara çekilmesini istemek.
GADI: Hâkim
GAFA KÂĞIDI: Nüfus cüzdanı
GAFİL: Habersiz, bilgisiz.
GAGİ: Kız çocuklarının yanlış davranışlarında onlara yakıştırmak için söylenir.
GAH: Bazen
GAHIRLANMAK: İçten içe darılmak
GAHRETMEK: Sitem etmek.
GALAMA GAŞ: Taş ile örülen duvar
GALBIR: İri elek
GALGIMAK: Zıplamak, şımarmak
GALİ :Yeter
GALİBA: Bilindiği üzere
GALYA KUYUSU: Cehennem
GAMA: Ucu hafif eğri sivri bıçak
GAMALAMAK: Kama ya da bıçağı sokmak, bıçaklamak
GAMBAZ: Fitne
GAMBIR: Kambur
GAMIŞ: Kamış
GAMIŞMA :Gözün az görmesi
GAMMAZLAMAK: İhbar etmek, her sözü söylemek
GANCIK: Dişi, kalleş(argo).
GANDIRMAK: Kandırma, Aldatmak.
GANIRTMAK: Ters tarafa zorlamak, esnetmek.
GAPGACAK: Mutfak eşyası
GAPGARA: Simsiyah
GAPI :Kapı
GAPMAK: Isırmak,Kapmak
GAR GUYUSU: Kışın kar toplanıp depolanan kuyu)
GAR: Kar
GARA: Kara, siyah
GARALTI: Alacakaranlık
GARANLIK: Karanlıkta hayal meyal görünen,
GARARLAMAYA: Göz kararı
GAREZ: Kin
GARGA BEYNİ: Yoğurt – pekmez karışımı veya şekerli yoğurt
GARIK: Sebzelerin tohumlarının dikimi için hazırlanan yer.
GARIN: Karın, işkembe
GARIŞMA : Karışma
GARK OLMAK: Bir şeyin içinde kaybolmak, sahip olma
GART: Yaşlı, ihtiyar
GARTALAÇ(GARTLAC) :Kalın yufka ekmeği
GARYOLA: Çift kişilik somya
GASALMAK: Kendini beğenen
GASARI GIRILMAK: Birisine darılmak, gücenmek
GASEVET: Keder, üzüntü.
GASGASLAMAK: Aldatmak, hile
GASNAK: Sini altına konan yuvarlak elek çerçevesi.
GAŞ :Taş duvar, avlu duvarı
GAAŞI :Karşı
GAŞIMAK :Kaşımak
GATIK: Kurutulmuş yoğurt
GAVAT: Pezevenk
GAVE: Kahvehane
GAVGA GAŞASI: Kavga çıkarmaya çalışan
GAVGA: Kavga
GAVİ :Sağlam, düzgün
GAVİL/GAVİLLEŞME: Sözleşme, Anlaşma
GAVİS: Kavis, eğri şekil
GAVRUK: Ateşte, ya da güneşte yanmış,
GAVRULMAK: Kavurmak, aşırı pişirmek
GAVSARA :Buğday koymak için yapılan yer
GAVUR: Kafir
GAVURGA: Kavrulmuş mısır, buğday Mısır patlağı
GAVURMA: Yağ ile etin dondurularak saklanmış hali
GAVUŞTURMAK: Aralamak
GAVUT: Bulgur elendikten sonra kalan unlu kısmı.
GAYA: Kaya, taş
GAYFE: Kahve
GAYINNA: Kayınvalide
GAYİŞ: Kemer.
GAYIŞ GİBİ: Et için çok sert kopmayan anlamında bir söz.
GAYKILMAK: Bir yana gevşeyerek yatmak.
GAYNAMIŞ: Kaynamış
GAYNANA :Eşinin annesi
GAYNATA :Eşinin babası
GAYPAK: Verdiği sözden dönebilen, güvenilmeyen.
GAYRAK: Bıçak tırpan gibi kesici aletleri bilemeye taşı
GAZ :Kaz hayvanı
GAZBAZ: Çocuk önlüğü
GAZEL: a) Sonbahar da dökülen kuru yaprak. b) Bos laf.
GE: Gelmesini istemek
GEBE: Hamile
GEBERMEK: Ölmek.
GECCAŞ: Genç yaş. İlenme olarak Geçcaşına doyma denir
GECİKME :Geç kalma
GELEP: Sıra ile dizilmiş inci
GELER: Kertenkele benzeri küçük hayvan
GELİŞATLI:Gelişkin
GENNEŞMEK:Esnemek
GERDAN KIRMA: Kıvrak şekilde oynamak
GERDEK: Damadın gelin yanına girmesi.
GERNESMEK: Kaslarını gererek zindeleşmeye çalışmak.
GERZ:Kanalizasyon
GET :Git
GEVER: At boyunduruğunun bağlanan yeri kayış kısmı
GEVHER: Cevher
GEVİNMEK (GEVİŞ GETİRME) :Hayvanların ağız içlerinde tuttuğu yiyeceği çiğnemesi
GEVİNMEK: Koyunların dişleriyle kaşınması
GEVRETMEK: Yumuşatmak
GEYDİRMEK :Giydirmek,Lafı oturtmak.
GEYİRMEK: Ağızdan gaz çıkarmak
GEZENTİ: Çok dolaşan, yerinde durmayan
GI: Kız anlamında
GIBISGICIR (GICIR):Yeni giysi
GICILAMAK: Kar yağarken söylenir. İnce ince yağması
GID: Az olan
GIDIM GIDIM: Bir şeyi azar azar vermek veya almak.
GIII: Bayanlar arasında konuşmalarında uyarmak için söylenen söz
GILIK: Kılık
GILIK: Şekil, biçim, tipi
GILIKSIZ: Kıyafeti düzgün olmayan
GILİ GILİ: Küçük küçük
GINA GELME: Bıkma. usanma
GINA: Sac boyası.
GINCIK: Oyunbozan
GINCINMA: İncinmek, İstememek
GIPRMAK :Göz kırpma
GIRA: Sonbaharda yere düşen hafif buzlanma
GIRAN GİRMEK: Kümes hayvanlarında olan bir tür hastalık
GIRAR: Kırmak, bölmek parçalamak
GIRLENT: Kenar yastığı süsü, Köşe yastığı
GIRMA: Melez.
GIRNATA: Klarnet, Zurna
GIRTLIK: Koyun yününü kesmeye yarayan makas
GIŞ: Kış ayı
GIT: Yetersiz, Az
GIVIR ZIVIR: Dikkate alınmayacak kadar küçük şeyler.
GIYABINDA: Kendi burada yokken.
GIYGAÇ: Kapıyı az aralıklı bırakma
GIYILAMAK: Kenarlamak
GIYMAT: Kıymet, değer paha
GIYNADI: Kımıldadı
GIZ: Kız çocuğu
GİDEEM: Gidelim
GİDİŞME: Kaşınma, Kaşınmak
GILİK: Ufak tefek küçük
GİRE: Pazar günü
GİRERTESİ: Pazartesi günü
GİRİNTİ: İçeriye giren bölme kapaksız dolap yeri
GİTCEN: Gitmek
GO: Koy (katılar için)
GOBCA: Şalvar bağı ip
GOBSA: Uzun süre ekilmemiş arazi
GOCA HERİF: Yaslı erkek.
GOCA: Koca, eş
GOCANA: Büyükanne
GOCAMAN: Kocaman
GOCAMAK: Yaşlanmak
GOCUK: Palto
GOFALAK :Yaptığı her işe sevinen, şımarık, sevindirik
GOLAY: Kolay
GOMA: Değil mi.
GOMA: Koyma
GONAK: Kaymakamlık binası
GONURSU: Alışılmamış koku
GORGUNÇ: Korkunç
GORUK: Olgunlaşmamış meyve
GOSTAKLANMA: Böbürlenme
GOŞMAK: Araba sürmek
GOŞUM (GOŞU): Komşu, eş dost akraba
GOYU: Katılar için söylenir
GOYUN: Koyun hayvanı
GOYUNLARI İKİLEME: Koyun hayvanını ikinci sefer sağım işi
GOZ (KOZ):Ceviz
GOV: Şikayet,laf taşıma
GÖBÜT: Kısa boylu, karnı büyük olan
GÖCE DOLMASI: İnce bulgurla kalın bulgurun karıştırılarak yapılan yemek
GÖDE: Kalın, kısa boylu, şişman
GÖK: Olmamış, Ham
GÖKGÖRMEDİK: Hiç bir şey görmemiş görgüsüz.
GÖLERTMEK: Yenmek
GÖĞNÜ DÖNMEK: Midesi bulanmak.
GÖLLE: Buğday tanelerinin yıkanıp pişirilmesi şeker katılarak yenmesi
GÖLÜK: Toy sıpa, eşek yavrusu
GÖMGÖK: Ham, olgunlaşmamış meyve
GÖN: Yemeni ayakkabısının alt köselesi, manda derisinin pişmişi
GÖNENMEK: Rahat içinde yasamak.
GÖNÜL KOYMAK: Gücenmek, darılmak
GÖÖNÜ DÖNMEK: Mide bulanmak.
GÖRESİ GELMEK: Özlemek
GÖĞSÜM: Vücudun üst kısmı
GORMEK: Sezmek.
GÖT ATMAK: Çok sevinmek
GÖT CEBİ: Pantalonun arkadaki cebi
GÖTÜN GÖTÜN GİTMEK: Geri geri, Arka arka gitmek
GÖT GÖTE: Peş peşe, arka arkaya.
GÖVEÇ: Pişmiş toprak kap
GÖVERMEK: Morarmak
GÖVERMİŞ: Morarmış
GÖYNEK: Eskiden erkeklerin içine giydikleri kalın beyaz uzunca dikilmiş giysi
GÖZEL: Güzel
GÖZEMEK: Giyilen eşyanın eskiyen yerini tamir etmek
GÖZER: Arpa, buğdayı yabancı maddelerden ayıklamak için eleme yapan geniş gözlü kalbur
GÖZLEME: Yufka içine peynir, kıyma ve patates konularak yapılan dürüm
GÖZÜNÜ BELERTMEK: Gözünü ağartmak.
GÖZÜNÜ IRMAMAK: Sürekli aynı yere bakarak takip etmek.
GÖVERÇELE: Küflü
GUBARMAK: Sevinmek Şımarmak.
GUBAT: Biçimsiz hoş olmayan
GUDREDDEN : yaradılıştan, doğuştan
GULDUR: Boş, başı boş
GULİ :Hindi
GULLAP (KULLAP):Kapı kilidi
GULUNÇ: Kas tutulması.
GURGA YATMAK: Kuluçkaya yatmış ya da kuluçkadan civciv çıkarmış tavuk.
GURNA: Musluk, Çeşme
GURSAK: Boğaz, imik, mide.
GURTLU: Yerinde duramayan.
GURTLANMAK: Bir yiyeceğin uzun süre bekletilmesinden içinde zararlı haşeretler üremesi..
GURULMAK: Şatafatlı bir şekilde oturmak.
GURUMAK: Çok zayıflamak
GURUYASICA: Zayıflamasını istemek (Beddua etme)
GUVANMAK: Sevinmek
GUY: Koy (sıvılar için)
GUYMAK: Koymak, su koymak için kullanılır.
GUYTU (KUYTU): Issız tenha yer
GUYU: Su kuyusu
GUYUNMAK: Yıkanmak
GUZ: Kuzey.
GUZU DİŞİ: Dolu yağması.
GUZU KULAĞI: Kuzu kulağına benzeyen ekşimsi bir bitki.
GUZUM: Yavrum
GÜBBÜR GÜBBÜR: İri yapılı sağlam kişi
GÜBÜR: Süprüntü
GÜCCÜK: Küçük
GÜCENME: Darılma
GÜDÜK: Kısa boylu
GÜĞÜM: Yandan kulplu, boynu uzun,bakır veya alüminyum su kabı
GÜLDÜRT: Yüksekten aniden düşme, yüksek sesli konuşma
GÜMBEDEK: Birden bire aniden
GÜNÜLEMEK: Kıskanmak
GÜRE: Soğuk sevimsiz. İnsan içine girmeyen.
GÜRLEMEK: Hiddetlenmek, yüksek sesle konuşma
GÜRPEDENEK: Aniden, birdenbire.
GÜRÜL, GÜRÜL: Bolca akan su
GÜTMEK: Hayvan otlatmak
GÜVEM: Yaz aylarında çıkan hayvanların kanını emerek beslenen büyük sinek
GÜVEYİ KALDIRMAK: Düğünden bir gün sonra damadın yemeğe davet edilmesi
GÜVEYİ: Damat
GÜZ :Sonbahar mevsimi

H
HABAAN: Ne yaptığını bilmeyen Aptal, salak
HABİRE: Sürekli bir şeyler istemek, devamlı
HACET: Büyük abdest
HACET: Ödünç alınan
HACI: Hacca gitmiş.
HADDİNİ BİL: Kendine gelmesini istemek
HADEME: Hizmetli
HADİ BAKAM: Hadi göreyim
HADİ GARİ :Çabuk ol
HAKKAT: Gerçek
HALAYIK: Yaratık
HALLAÇ: Yün atıcı
HALLEŞME: Karşılıklı konuşma
HALVETİ: Hamamlarda sıcaklığın çok olduğu özel yer bölüm
HAMUD: Atın boynuna takılan boyunluk
HAMURİLENİ: Hamur yoğurmak için kullanılan büyük kap
HAMPA/HAMPACI: Bedava./Bedava yiyen içen,hazırcı,Avantacı.
HANGIRA: Nere
HANGIRAYA: Nereye
HANGIRDA: Nerede
HANGIRDASIN: Neredesin
HANİYAYDI: Keşke.
HANTIR HANTIR: İştahla yemek yiyen
HARABE: Yıkılmış yapı
HARAP: Bakımsız bağ, bahçe
HARAR: Kıldan dokunmuş büyük çuval
HARCANMAK: Kıymeti bilinmemek.

HARÇ EVİ: Kiler, yiyecek konulan oda
HARÇ GÖRMEK: Alış veriş yapmak
HARLAMAK:Birdenbire kızmak
HARILDAMAK: Sobanın aniden yanması
HARIM: Harman yeri, küçük tarla, bahçe
HARKIT: Çocukları korkutmak için söylenen hayali varlık
HARPILAMAK: Karşısındakini azarlamak
HASBAM: Dost, arkadaş
HASETÇİN: Bayramda eli öpülen büyüklerin elini öpen kişiye söylediği iyi anlamda söz
HASIR: Bitki liflerinden dokunan sergi.
HASİDE: Şeker ve nişaşta ile yapılan tatlı
HAŞGAŞ = Haşhaş
HAŞILAMAK:Azarlamak
HAŞNA FİŞNE: Sarmaş dolaş olup oynaşma.
HAŞŞÖLE: Evet işte tam öyle.
HATIL: Büyük baş hayvan yemliği
HATIRNAZ: Hatır sayan.
HATMETMEK: Bitirmek. Ezberlemek.
HAVAS (HEVES): İstemek, İstek, arzu.
HAVIR, HAVIR: Çok sıcak
HAVKIRMAK: Bağırmak, karşılık vermek
HAVSALA: Anlayış tahammül
HAYAT: Bahçe avlu
HAYDAN: Çalışmadan elde edilen
HAYIZ: Kadınların özel günleri
HAYRAT: Hayır.
HAYTA: Çok gezen başı boş
HAZETMEK: Sevmek.
HAZİN: Üzüntü veren şey
HAZNE: Çeşme suyunun biriktiği yer, oda
HEE : Tamam anlamında kullanılan kısa hitap şekli
HEEÇ: Yok anlamında
HELEZADA: Ekilmemiş tarla,tarlanın otlanmış durumu
HELİK: Taş duvar yapımında kullanılan küçük taş
HELİME: Krema, Sütten yapılmış fakat pişirilmemiş yağ
HELKE: Bakırdan yapılan küçük kova, bakraç
HERENİ: Kazanın küçüğü kap
HERGELE :Sessizce,karışık işler çeviren erkekler için kullanılır
HERİF: Adam, Evin erkeği.
HERİFCİ OĞLU: Yiğit adam.
HESAR: Hisar
HEVA: Heveslenme, hoşlanma, tutkunluk
HEYBE ATMAK :Kandırmaya çalışmak
HINCADAK: Uygunsuz oturmak
HINGIRDAMAK :Gülmek, gülmeye hazır
HINKIRMAK: Burnunu temizlemek, Sümkürmek
HINZIR: Kurnaz
HIR GÜR: Ağız kavgası
HIRATASIZ: Kimseye minnet etmeyen
HIRGÜR: Kavga.
HISIM GAAM: Hısım akraba.
HIŞIM : Çıkış, Azarla karışık sert konuşma.HITIR HITIR: Gevrek. Henüz pişmemiş.
HIYAR AĞASI: Bir küfür.
HIYAR: Salatalık.
HIZLAN: Koş
HOD (HOT):Kaba, beceriksiz
HOHLAMAK: Üflemek.
HOL: Tavukları yumurtlamaya alıştırmak için kümese konulan yumurta
HOLTA ATMAK: İleri geri devamlı gezmek
HOPPA: Havalı, yerinde duramaz.
HOPPACIK YAPMAK: Sırtına alarak oyalamak.
HOPPALA: Bu da nerden çıktı?
HOR GÖRME: Aşağılamak
HORA GEÇMEK: İyi olup, makbule geçmek. Memnun kalmak,beğenmek.
HORTLAYASICA: Birine kızıldığında söylenen, ölüp dirilesice
HOT: Sevimsiz soğuk ve itici insanlar için kullanılır.
HOYDUR, HOYDUR: Boş avare avare gezen
HÖRKEDEK: Gereğinden fazla geçmek, koymak
HÖRMET: Saygı.
HÖRÜKLEMEK :Aşırı yığmak, tepe yapmak
HÖŞMELİM: Helime, kaymak ve un karışımı bir tatlı türü.
HÖYKÜRME: Kızıp bağırma, yüksek sesle ağlama
HUMAYIN : Amerikan bezi, patiska
HUZULİ( FUZULİ): İşe yaramaz, gereksiz
HÜMÜLEMEK: Hücum etmek, saldırmak

I
ICCAK: Sıcak
ICINI, CICINI: Olan biten
ILDIR IŞIK: Sallanan az ışıklı, parıldayan
IĞIL IĞIL: Ağır ağır, yavaş yavaş.
IHTIRMAK: Hayvanı çöktürmek, bir yumrukla yere düşürmek.
INGILDAMAK: Kımıldamak, hareket etmek
IPPI: Cüce
IRAF :Raf sergen
IRAK :Uzak
IRBIK: Ağzından başka ince borusu olan daha çok bakırdan yapılmış olan su kabı.
IRGALAMAMAK: ilgilendirmemek
ISGARTA: Arızalı
IRILMAK: Yorgun düşme, bitkinlik
IRZIGIRIK :Kötü amaçla söylenen söz
ISLIK: Ağızdan çıkarılan melodi şeklindeki ses
ISMARIŞ: Başkası için alınacak şey, sipariş
ISRAR: Direnme, ayak direme
IŞIK: Gaz lambası
IŞILAMAK: Hafiften parlamak.
IŞIMAK: Aydınlanmak.
IVIR ZIVIR: Gereksiz esya.

İ
İBA (LİBA) :Havanın neminden dolayı yerin ıslanması
İBRETLİK: Ders alınacak nitelikte
İCAR :Kiralama
İCAZET: Onay vermek
İÇERLEMEK: İçin için kin tutmak.
İÇ DONU: Pantolonun altına giyilen, uzun paçalı don.
İÇLİ DIŞLI: Birbiriyle teklifsiz konuşma. Sıkı fıkı
İÇ GÜVESİ: Kız aldığı aile ile birlikte oturan damat.
İÇMECE: Şifalı su olan yer.
İDARE: İçinde yağlı fitil bulunan küçük gaz lambası
İĞ (İYE):Yünü bükerek ip haline getirme işinde kullanılan iki ucu sivri ortası şişkince tahta
İĞRENÇ: Tiksinme
İKRAH GELMEK: Usanmak.
İKRAR: Söylemek, tekrarlamak
İKÜŞDA: Birkaç daha
İLEEM/İLEEMLEMEK: Lehim,Lehimlemek
İLEĞEN (İLEEN): Leğen.
İLENME: Beddua
İLKYAZ:İlkbahar
İLEŞBER AĞASI: Çifci ağası
İLEŞBER: Çiftci,rençber
İLEŞBER ALTINI:Büyük altın
İLİK: Düğme yeri
İLİKMEN: İğ (İye) nin döndüğü alet
İLLALLAH GELMEK: Usanmak.
İLMEK (ÜLMEK):İpe düğüm atmak
İMİK (ÜMÜK):Boğaz, gırtlak
İMRENMEK: Beyenmek
İNAYET: Yardım
İNCE DALAN: İnce, uzun boylu.
İNKİZAR(İNTİZAR):Beddua etme
İNTİZAM: Çeki düzen
İPİNİ EĞİRİP ASMAK: Yaşlandığını bildirmek
İRİ: Büyük
İRKİLME: Ürkmek
İRKMEK: Biriktirmek.
İSİLİK: Vucut da çıkan küçük pembe kızarıklı kabartı
İSTOP ETMEK: Bir çalışmanın durması.
İŞCİMAN: Becerikli, iş bilen
İŞDE: Burda
İŞKİLLENMEK: Alınmak “buluttan nem kapma” Kuşkulanmak.
İŞLİK: Gömlek
İT: Köpek
İTEGE: Un elemede yere serilen deriden yapılmış örtü
İTELE: Kakışlamak
İTMEK: İlerletmek, götürmek
İYE: Kaburga kemiği.
İZ: Ayak basmak
İZBE :Yüklük altındaki dolap
İZBET: Eski eşya
İZİNİN ÜSTÜNE GELMEK :Gittiği yerden, hemen geri dönmek

K
KAAYA/KAAYASIMISIN: Sana ne. Bir iş yapılırken karışan olursa söylenen söz.(avukatı mısın gibi)
KABA: İneklerin kurumuş dışkıları
KABALAMA: Ayrıntıya girmeden
KABICAK: Kibrit Kutusu
KAÇILIN: Dağılmayı istemek
KADEM: Ayak, uğur
KADİM: Eski dost
KÂFİ :Yeter
KAĞNI: İki tekerlekli öküz arabası
KAKALAMAK:İtmek,kazıklamak,fiyatından fazlaya satmak.
KAK KURUSU: Elma armut kurusu
KAKIN: Oturduğu yerden kakmasını istemek
KAKIŞLA: İtekleme, itele
KAKILI: Çok fazla, dolu
KAKITMAK: Sözle ve fiziksel olarak iteklemek
KAL’A: Kale
KANIRMAK: Çiviyi sökmek için geriye doğru sökmek
KANIRTMAK: Sopa veya manivela gibi şeylerin ağırlıkların altına sokularak kaldırmak
KANSIZ: Soyu/sütü bozuk
KANTARMA: Ata geçirilen dizgin, gem
KAPIYI TIKAZLA: Kapıyı sürgüle
KAPTI KAÇTI: Minibüs
KARABACAK: Açık saçık
KARAYAĞIZ: Esmer
KARIK: Sebze fidesi dikmek için toprağa açılan ark, hendek
KARINCA KARARINCA: Az çok yeterli ölçüde
KASNAK: Tahta kalın çember
KAŞ: Avlu, bahçe dıştan yapılmış duvar
KATIK: Ekmekle beraber yenen peynir, helva, zeytin
KAVI :Olan biten
KAVIZ (KABÇIK):Tahıl kabuğu
KAVLİ(KAVİL):Sözleşme, anlaşma(Allah’ın emri peygamberin kavli (sünneti)
KAVURGA: Mısır patlağı
KAVUT: Havanda dövülmüş kavrulmuş buğday, mısır ya da nohut, kavrulmuş ve dövülmüş tahıl ununun şeker ya da tatlı yemişle karışımı.
KAYARLAMAK: Küfür etmek.
KAYIRMAK: Düşünmek, arka çıkmak, korumak
KAYIŞ ATMAK: Sözünde durmamak.
KEFİN: Kefen.
KEKEÇ: Kekeme.
KEKİL: Kâkül. Alına dökülen sac.
KEKRE: Ekşimsi buruk tadı olan bağ üzümü cinsi, iri üzüm
KEKREMSİ: Ekşimsi, tadı buruk
KELEM: Lahana
KELETE: Dokunmuş çuval
KEMÇİK: Az yiyen
KEMRE(KERME):Kurumuş hayvan gübresi, Tezek
KENEF: Hela(tuvalet)
KEPENEK :Çobanların giydiği keçeden yapılan kolsuz üslük, aba
KEPPAZE: Rezil.
KERAAT CETVELİ:Çarpım tablosu
KERCETMEK: Kinayeli söz söyleyerek alaya almak.
KERPİÇ: Kurutulmuş sama, balçık karışımı ilkel toprak. Duvar örmek için kalıplara dökülmüş tuğla
KERPİŞLE: Kerpiç yapmak için kazılan topraklık
KES: İri saman
KESE: Kestirme yol.
KESEK: İri toprak
KEŞİR: Havuç
KEŞKEK: Buğdayın dövülmesinden elde edilen ürün.Sivrihisar yöresel yemek türü
KETEN DİKENİ: Top halinde olan bir diken çeşidi
KEVRE: Yaşlı koyun, zayıf
KIBAL: Huy
KIÇ: Kalça
KIKIRDAMAK: Kısa gülmek
KILALAMAK: Baş örtüsünü iyi bağlamak
KIMÇI: Küçük ince değnek
KIMILDADI/KIYNADI: Hareketlendi
KINÇMAK :Yontmak
KIR: Mera, otlak
KIRAĞI: Sonbahar ayında havanın soğumasıyla yere düşen kar serpintisi ıslaklık
KIRBAÇ: Atı yürütmede kullanılan deriden yapılmış alet
KIRMA(GIRMA) :Arpanın ezilmiş hali
KIRPINTI: Çeşitli ölçü ve biçimde kumaş artığı
KIRPMAK :Davarların yönünün kesmek
KIYIMSIZ: Cimri
KIYMIK: Sivri küçük tahta parçası
KIYNATMAK: Oynatmak
KIZAN: Kedi, köpek gibi hayvanların çiftleşme isteği gösterdikleri durum
KİKİRDEMEK: Gülmek
KİL: Haki renkli toprak/sabunsuz senelerde sabun yerine kullanılırdı, su geçirmeyen bir tur toprak.
KİLER: Yiyecek saklamada kullanılan yer
KİREVET: Tahta kanepe(taht)
KİRLİÇIKI: Parası çok olup saklayan.
KİŞELEMEK: Kus, tavuk, sinek gibi hayvanları kovmak.
KOCA KARI: Yaşlı kadın (nine)
KODUK: Eşek yavrusu sıpa
KOĞ (KOV): Yerme, çekiştirme, arkasından konuşma, dedikodu yapma.
KOMPİL/KONPİL: Patates
KONAK: Saçtaki kepek
KOPSA: Uzun süre ekilmemiş tarla
KOR :Sönmeye yakın ateş
KOŞACA KARI: Allah mesut etsin
KÖÇEK: Düğünlerde eğlencelerde işi oynamak olan, oynamayı seven para karşılığı oynayan kadın
KÖÇEK: Güzel oynayan bayan, erkek için kullanılır.
KÖN : Toz ve tane halindeki Kuru küçükbaş hayvan gübresi
KÖR TOPAL: Zar zor.
KÖREK: Büyük dış kapı kilidi
KÖRELMİŞ: Seyrek olan
KÖRPÜ: Köprü
KÖSDÜ: Köstebek.
KÖSMEK: Yormak
KÖSTEK KESMEK: Yeni yürümeye başlayan çocuğu mezarlıkta yürüterek arkasından su dökmek
KÖSTEK: Hayvanların iki ayağını bağlamak
KÖSTÜ: Köstebek
KÖSTÜRMEK: Kısa süreli yan gelip uyumak/yormak
KÖSÜLMEK: Yorulmak
KÖTEK: Dayak
KÖZ: Ateş
KUBARMAK: Hindi ya da güvercinin tüyleri kabarmak, çalımlı bir tavır almak.
KULATÖZÜ: Kulak arkası
KULLAP: Kapı kilidi
KUNDURA: Ayakkabı
KUPA: Bardak
KURCALAMAK: Karıştırmak
KURNA: Musluk
KURU KALAMA: Avlu ve bahçe duvarının toprak ile küçük taşlardan örülmesi(taş duvar)
KÜHEYLAN: Gösterişli at
KÜLHAN: Hamamların su ısıtılan kısmı
KÜLLE: Tandırda ateşin yanmasını sağlayan delik
KÜLLÜK:Tandır ve ocak küllerinin atıldığı yer, Çöplük
KÜLOT/KİNOT/KİLOT: İçdonu
KÜLÜSTÜR: Eski
KÜMBET: Tuğla veya kerpiçle örülerek yapılmış kubbe biçimindeki soba
KÜMÜK: Burnundan rahatsız olan.
KÜNDE: Her gün
KÜNK: Pişmiş topraktan yapılan su borusu
KÜRÜMEK: Kar, çamur, toprak gibi şeyleri kürek vs. ile İterek bir araya toplamak.
KÜSKÜ: Ekşimik veya peyniri torbalara sıkıştırmak için kullanılan kalınca sopa
KÜSMEK: Darılmak, gücenmek
KÜŞTERE: Ağaç törpüsü,Rende
KÜŞTERELEMEK: Ağacı törpülemek, yontmak
KÜT: Kötürüm, eli ayağı tutmayan
KÜTELMİŞ: Kesici aletin keskin kısmının kesmemesi

L
LAĞAB: Lakap. Takma ad.
LAF EBESİ: Çok konuşan, bilmiş, hazırcevap.
LAĞDES TUTUŞMAK: Tavuğun çatal verince kemiğini iki kişinin çekerek kırması.
LAHANA: Kelem
LAPBADAK: Ansızın düşmek
LAPŞIŞTI: Sözünü bilmeyen, büyük konuşan hantal yapılı kişi
LATAFET: Şaka
LAYLON: Naylon
LAZIMLIK: Küçük çocukların kakalarını yapmaları için eskiden kullanılan, tenekeden ya da bakırdan yapılan bir malzeme.
LEĞEN: Bir şey yıkamak için kullanılan ağzı geniş kap
LENN: Kadının kocasıa seslenmek için kullandığı hitap şekli
LEŞ: Hayvan ölüsü
LİBA: Sonbaharda sabahları yere düşen çiğ, kırağı
LOĞUSA: Yeni doğum yapmış kadın
LÖK: Hareketsizce duran
LÖKLEME : Kazılmış duvarı çamurla sıvamak
LÖRKEDEK: Bir şeyi ansızın koymak

M
MABAL: Günahımı çek
MABLAK: Çatı kapısı
MACIR: Muhacir, Göçmen
MADARA OLMAK: Rezil olmak.
MADENİS: Maydanoz.
MADİK ATMAK:aldatmak
MAHANA : Bahane
MAHFİL: Camilerde namaz kılmak için parmaklıkla ayrılmış özel bölüm
MAHREÇ: Çıkış yeri, payda
MAHSEN: Çeşme suyunun geldiği tünel, kanal
MAHSÜL: Tarladan elde edilen ürün
MAKAT: Minderli alçak sedirle oturulan yer
MAKSİ: Kadınların evde günlük giydikleri uzun etek.
MALAK: Manda yavrusu
MALAMA:Taneli savanı yuvmak
MALMAŞAT: büyük baş hayvanların tümü
MANDAL: Kapı sürgüsü
MANKAFA: Aptal.
MARAZ: Hastalık
MARTAVAL: Palavra.
MASUS: Şakadan yapılan hareket
MASUZDAN: İnadına, bilebile
MATAKÜLLE OKUMAK: Hatasını kapatmak için sözleri başka yere çevirme
MATBUACI: Matbaacı
MATÇALI: Kız çocukları için yaptıkları kötü hareket sonrası söylenir
MAVI: Mavi
MAYASIL: Basur.
MAYHAR: Kadınların üst giysisi sarka don gibi giysilerin üzerine giyiln işlemeli giysi
MAYIS: Islak hayvan gübresi
MAYIŞMAK: Gevşemek, rahatlamak
MAYMAŞIK:Elinden iş gelmeyen
MAYMUNCUK: Kapı kolu
MAZAMORT: Beğenilmeyen olmamış
MEDFUN: Yatan ölü
MEELE: Mahalle
MEFAT: Vefat, ölen kişi
MEH :Bir şeyi verme, al
MEKTEP: Okul
MEL MEL BAKMAK: Aptalca bakış.
MENDEBUR: Uğursuz;hayırsız.
MENENDİ: Benzer, es.
MENKIBE: Olağan üstü olaylarla ilgili anlatı
MERAM: Dert.
MERDİMAN: Merdiven
MESEL: Masal, öykü.
MESMOSUZ: Lüzumsuz davranışları olan
MEŞAGGAT: Uğraşı, çaba.
MEŞGALE: Meşgul olmak
MEŞUR: Meşhur, tanınmış bilinen
METAMELİ: Elinden sıkça kaza çıkan
MEVTA: Ölü, ölmüş kimse
MEYHOR:Her gün ya da çok sık içki içen için kullanılır
MEYL(MEYİL):Eğilme, sevgi, sempati
MEYMENETSİZ: Lüzumsuz davranışları olan
MEYMENETSİZ: Suratsız, asık suratlı
MEZBELELİK: Eşyaların gelişigüzel, hatta rahatsız edici bir şekilde yerlere atılması.
MICİRIKLI :Çetrefilli, işin içinde iş olması
MIH: Çivi
MIH: Demirci çivisi
MINDAR:İslami kesimle kesilmemiş.
MILCIMAK: meyve, sebze vb için yumuşayıp, sulanıp bozulmaya yüz tutmak, çürümek.
MIRIK: Islak,sulu toprak, çok sıvı çamur.
MIRILDAMA: Anlamsız sesler çıkarma
MISMIL(MUSMUL):Helal temiz besmele ile kesilmiş hayvan
MIYMINTI :Ağıt hareket eden, mızmız. Uyuşuk, beceriksiz
MIZIRDAMAK: huysuzluk yapmak, lüzumsuz konuşmak çocukların ağlama ile karışık bir isteğine ulaşma çabası.
MIZMIZ : nazlı, mızmız: geçimsiz, huysuz, beceriksiz
MİHANESİ: Kıvam ,tadı yerinde
MİNDER: Oturmaya ve yaslanmaya yarayan misafir oturmalığı
MİNİ :Küçük kalın yufka ekmeği
MİNNET: Birine iyilikte bulunma
MİNNİ: Daima, sürekli, her zaman
MİNVAL: Biçim, yol, tarz
MİSİR: Mısır
MİSKİN: Yoksul kişi, benliği terk etmek
MİSMİSLENMEK: Sırnaşmak
MİZAN: Terazi
MODİ: Eli ve yüzü kirli
MORUTMAK: Hiçbir şeyden mutlu olmayıp köşede bir küsmek
MOSDURALIK: Numunelik.
MUDARA: Kendi işini kendi gören,minnet ve ihtiyaç duymayan.
MUGALLİD: Şakacı, taklitçi
MUHİT: Yer, yöre, çevre
MUKAYYET OL: Sahip çık.
MUMBAR (BUMBAR):İşkembe
MURDAR(MUNDAR) :Pis leş
MURUR: Gezmek, geçmek
MUSALLAT OLMA: Bir kimseye bir konu üzerinde bıktıracak derecede üzerine düşme ısracı olma
MUSANDERE: Evlerde bulunan dolabın üstü, gömme dolap
MUSLUK: Suyun akmasını sağlayan açılır kapanır alet
MUŞAMBA: Naylondan yapılan kalınca örtü.
MUŞDU/MUŞTU: Müjde, İyi haber.
MUŞTA: Yemenici, çekici tokmak
MUTİ: Ailesine bağlı, sadık
MUZUR: Yaramaz çocuk
MÜREBBE: Salça
MÜSRİF: Tutumsuz
MÜSTEHAK: Layık.
MÜŞKİLİN: Meşgul olma, işi çok olmak
MÜZEVİR: İspiyoncu.

N
NAARAR: Ne arasın
NAARASIN: Ne gezer, bende yok.
NAAŞ: Ölen kimse, ceset
NACAK: Kısa saplı odun baltası
NAĞLET: Lanet.
NAKIŞ İŞLEME :Giyim eşyası üzerine yapılan motif desen işleme
NALIN: Takunya
NAMAZLAA: Seccade
NAMLI: Tahıl destesinin bir araya getirilerek yapılan sap yığını
NAPAN: Ne yapıyorsun?
NAPARSINIZ: Nasılsınız
NAPCAN: Ne yapacaksın
NAPIYON: Nasılsın
NARASIN: Yok olduğunu söyleme
NARDENK: Ekşi pekmez
NARGINA ERMEK: Muradına ermek
NAŞABA: Bardak, Su tası
NE DER NE GORSUNUZ: Ne konuşuyorsunuz.
NEBE: Ne söylüyorsun
NEME/NEMİZE GEREK: Bize ne
NEMEGEREK: Bana ne, neyime lazım
NEMİNAAN: Sana ne, senin neyine
NENEGEREK: Sana ne
NERE: Nereye gidiyorsun
NEŞRETMİŞ: Doğmuş
NETCEN: Ne edeceksin
NEVALE: Yiyecek
NEYANA: Hangi tarafa
NEZAFET: İncelik
NİNESİN: Neylesin
NODA: Üstü topraklanmış yığın.
NOLCAK: Ne olacak
NOLDUM DELİSİ: Sonradan görme.

O
OBAHH: Büyüklük karşısında şaşkınlık ifadesi.
ODA: Eskiden köylerde yabancı gelenlerin misafir edildiği yer, mekân
O DEĞİLDEN: Oralı olmadan, karsıdakini uyandırmadan
OGADAR: Yeterli, kâfi
OK: At ve öküzlerin koşulmasını sağlayan U şeklinde ağaç
OKKA: Kilo
OKKALI: Ciddi ağır başlı
OKLAĞAÇ/OKLAA: Oklava
OKUMUŞ: Tahsilli.
OKUNCU: Düğünlere davet eden, sözle bildiren kişi
OKUNTU: Yakınları, tanıdıkları düğüne çağırmak için ev ev dolanıp haber verme işi.
OLMAYA GOMAYA ERME: Azarlama sözcüğü
ONAÇCA DUR: Düzgün dur.
ONATCA: Düzgün iş yapmak, güzelce
ONDANSONRACIMA: Ondan sonra
ONDELE: Ondüle. Bir sac sekli.
ONDURMAK: Zengin etmek
ONMAK: Yükselmek
ONNARINAN: Onlarla.
OOŞALAMAK: Ovalamak
ORAK ZAMANI: Harman zamanı
OSSURGAN BÖCEĞİ: Hamam böceği
OSTURMAK: Yellenmek, gaz kaçırma
OŞURTMAK: Abartmak, büyütmek
OTURAKLI: Ağırbaşlı OBAH: Beklenmeyen bir durum karşısında şaşkınlık ifadesi
OTURMAYA GİTMEK: Misafirliğe gitmek
OYMAK: Delmek

Ö
ÖCEK: Küçük çukur
ÖDÜ SIDMAK: Çok korkmak.
ÖĞÜN: Vakit, zaman
ÖĞRETLEMEK: Akıl vererek yol göstermek.
ÖLE: Aynısı, bilindiği üzere
ÖLLÜN KÖRÜ: Kızgınlık sonucu söylenen söz
ÖLÜMLÜK DİRİMLİK: Ölümde ya da dar gününde kullanılmak üzere bir tarafa ayrılmış para
ÖNDÜÇ: Ödünç.
ÖREN: Yıkıntı, harabe
ÖRTME: İki odanın arasında kalan salon tipinde yer
ÖSSEET: Hemen. Derhal.
ÖTE: İlerisi, uzak
ÖTEEN: Önceki gün
ÖTÜRMEK: İshal halinde dışkının sulu ve ses çıkartmayla atılması
ÖZEMEK: Yoğurda az su katarak karıştırmak.
ÖZEMEK: Bir konu hakkında oldukça fazla üzerinde durmak.Uzatmak.
ÖZÜM: Kardeş gibi sevilen kimse

P
PALAS PANDIRAS: Düzensiz hesapsız ve plansız aceleyle çıkmak
PALDIM: Yük hayvanının arka ayaklarının kuyruk altına takılan kayış
PALİ: Küçük ev köpeği
PAMPIL: Yumuşakça
PANTOL: Pantolon
PAPARA: Azar.
PAPEL /KAYMA: Kağıt para.
PARPILAMAK: Azarlamak, paylamak
PASAKLI: Kirli
PAT ÇAT: Tam değil ama. Söyle böyle.
PAT: Yatmak için yapılmış yüksek yer, makat
PATİK: Çocuk ayakkabısı, evde çorap üzerine giyilen yünden örülen yarı açık giysi
PAVKIRMA: Yeşillenen ot, hiddetlenme
PAZEN: Basma.
PAZUBANT: Mahalle bekçisi
PEKMEZ: Üzümden yapılan tatlı
PERVAZ: Kapı, pencerenin kenar taşıyıcısı, çerçevesi
PES: Teslim olma, öğleyse tamam
PEŞ: Arka.
PEŞKİR: Önlük, havlu
PEŞTAMBAL: Başörtüsü, hamam da kullanılan örtü
PIRTI: Elbise parçası
PISIRIK: Korkak, çekingen
PISMAK: Sinmek, korkmak ,geri çekilmek
PISTIRMAK: Korkutmak, sindirmek
PİDELİ: İçine patates, peynir konarak pişirilen(bazlama) ekmeği
PİNTİ: Cimri
PİSİ: Kedi
PİŞİRGEÇ : Yufka pişirilirken çevirmede kullanılan ucu yassı ağaç
POHPOHLAMAK: Şişirmek, dolduruşa getirmek
POSA: İyice sıkılmış suyu çıkmış
POST: Kurutulmuş hayvan derisi
PÖRÇÜK: Bölünmüş
PÖRSÜK: Buruşuk, içi geçmiş
PÖRSÜMEK: Bozulmak, ekşimek
PÖRTLEK: Gözü dışa çıkık
PUNDUNA GETİRMEK: Fırsatını yakalamak
PÜSGÜÜT ÇOCUĞU: Nazik, narin, hanım evladı cocuk.
PÜSGÜÜT: Bisküvi

R
RAHMET: Yağmur
REİS :Belediye başkanı
RENÇBER: Çiftçi
RÜSVAY: Rezil olma

S
SABANAN: Sabah vakti.
SAÇAK: Binanın ana duvarından dışarı sarkan çatı kenarı
SAÇI: Oğlan evinin gelinin yakınlarına gönderdiği hediye
SAÇKI: Tandır için yakacak
SAÇMAK: Dağıtmak.
SADIÇ: Düğünde damada eşlik eden
SAFTİRİK: Saf, her şeye inanan kişi
SAĞIM: Koyun, inek gibi hayvanların süt sağım işi
SAĞMAL: Sağılan İnek, Koyun Keçi
SAHAN: Tabak, yemek kabı
SAHTİYAN: Keçi derisinin tabaklanmış pişmiş ve boyanmış hali
SAKA: Su satıcısı
SAKINMAK: Kendini korumak.
SAKO: Ceket
SALANE: Mezbaha.
SALAVATLAMA:Uğurlama
SALICAKLA KAL: Sağlık esenlik dilemek
SALIK VERMEK: Tavsiye etmek.
SALIM :İnsanı güçten düşüren hastalık
SALLAMA: Başından savma.
SALTA DURMAK: Emir altında rahat hareket ettirmemek
SALTAN: Kendi başına, ayağına takılanın olmaması, yükü olmayan
SAMADAN: Dericilikte derinin temizleme işi
SAMIT: Sağır ve dilsiz
SANTIR: Kulağı duymaz, sağır
SAPA: Dolambaçlı.
SAPI SİLİK: Bos gezen, ipsiz, ise yaramaz adam.
SAPISİLİK : Ne konuştuğunu bilmeyen
SAPITMAK: Yoldan çıkmak.
SAPLA SUYU (deyim)onulmaz hastalık sonu ölüm olan
SAPLA: Su almak için kullanılan yuvarlak uzun sapli tas
SAPLAMAK: (İğneye ipliği) geçirmek.
SAPLAMAK: Batırmak, ipi iğne deliğinden geçirme
SAPLICAN OLMAK: Zatürre olmak.
SAPLICAN: Zatürre
SAPMA: Mezar içinde ölünün konulduğu yer
SARAÇ: Hayvan koşum ve binilmesi için deri ve ağaçtan alet edavat yapan kişi
SARI YAĞ: Tereyağının eritilmesiyle tuzlanmamış yağ.
SARKA: Düğün veya nişanlarda kadınların üstüne giydiği işlemeli yöresel giysi
SATIR: Et ve kemik kesmeye yarayan kalın, enli kesici alet
SAVAK: Çeşme deposu dolunca yan tarafına fazla suyun akması için koyulan tahliye yeri
SAVGARAYA: Gelişi güzel
SAVRUK: Hesapsız iş yapan
SAVSAKLAMAK: Yaptığı işi iyi yapmayan
SAVURMAK: Bol harcamak.
SAVUŞMA: Uzaklaşma.
SAYACAK: Ekmek pişirirken tepsileri üzerine koymaya yarayan üç ayaklı demir
SAYIŞMAK: İnsanların birbirleriyle olan alacaklarını vereceklerini birbirlerinde razı olacak şekilde eşitlemek.
SAYKIMA: Zannetme, sanmak
SAYVANT: Üstü kapalı yanları açık olan yer
SEÇİMLE: Kuzuları emzirdikten sonra koyunlardan ayırmada kullanılan bölüm
SEDİR: Tahtadan oturmak için yapılmış yer
SEFTA (SİFTAH): Kazanılan ilk para
SEĞİRMEK: Organın kendiliğinden istem dışı hareketi
SEĞİRT: Çabuk olma
SEKGELEMEK: Tek ayaküstünde sekerek yürümek.
SEKİ: Yazın oturmak veya ayakkabıları koymak için üstü kapalı önü açık yüksek yer
SELDİRSEME: Ne yaptığını bilmez
SELEK: Eli açık,cömert
SEME: Uykulu yorgun, aptal, Sersem
SEMER: Yük hayvanının yük taşıma ve binilmesinde kullanılan edevat
SEN SEN, BEN BEN: Söylenilen her lafa karışan, dedikoducu
SEPELEDİ: Yağmurun az yağması
SEPELEMEK: Hafifçe su dökmek
SEPET HAVASI: Bastan savmak.
SERİLE VERMEK: Çok yorulmak, uzanmak
SERGEN: Mutfaklarda yiyecekleri korumak için tavana asilmiş tahta raf
SERPİLENCEKSE: Pişecekse
SEVAYİ: Sarkanın altına giyilen şalvar tarzı işlemeli giysi
SEVİNDİRİK DELİSİ: Sevinçten deli gibi hareket eden
SEYİRTMEK: Koşmak
SEYREK: Aralıklı
SEYSANA: Gelin eşyası, çeyiz
SIÇAN: Fare
SIÇIRAMA: Atlama. Korkma
SIĞAŞLAMAK: Elini hafifçe siler gibi sürmek.
SIĞIR: İnek
SIĞIRTMAÇ: Büyükbaş hayvan, sığır çobanı
SINAMAK: Denemek.
SINDINIŞIK: Küçük gaz lambası
SINDIRGIYI SEĞİRTMEK: Sürekli gezmek
SINIK: Havası inmiş şey
SINMAK: Havası boşalmak
SINMAK: Şişkinliğin inmesi, gizlenmek
SIPALAMAK: Doğurmak (eşekler için).
SIRACALI: Boğazda urlar çıkması, vücudunda yaralar açılmasıyla hastalığa yakalanmış kişi
SIRACALI: Kız çocukları için yaptıkları kötü hareket sonrası söylenir
SIRÇA: Camdan yapılmış şeffaf, nazik
SIRIM: Hallaçların yün atmada kullandıkları virgül şeklindeki ağaca gerilmiş deriden yapılan ip, sicim
SIRNAŞIK :Devamlı rahatsız eden yapmacıklı
SIVAŞIK: Yılışık, usandırcı, bıktıran
SIYIRGI: Harmanda mahsülü toplamaya, samanı ileri götürmeye yarayan tahta parçası
SIZILATMAK: Acı vermek.
SIZIRMAK:Eritmek
SİKKE: Hayvanları zincir veya iple bağlayarak yere çakılan kalın demir
SİLKMEK: Herhangi bir bez parçasını çırpma
SİMA: Yüz, çehre
SİNECEN: Sinsi, hileci
SİNİ: Üzerine yemek konulan büyükçe, geniş tepsi
SİNİLİK: Sini konulan yer
SİNSİ: İçten pazarlıklı
SİNSİLE: Sülale. Soy.
SİTTİĞİN SENE: Yıllarca.
SİVİŞMEK: Ortadan kaybolmak,sessizce kaçmak.
SİYMEK: İşemek
SOBE:Çocuk oyunu ,saklambaç
SOFRA ALTI: Yer sofrasında yere serilen örtü
SOĞUKGEÇİĞİ :Üşütme sonucu hastalanma
SOKRANMA: Söylenme, ilenme
SOKRANMAK: Hafif sesle, rahatsızlığını dile getirmek.
SOKUM: Lokma
SOKUM: Yufka ekmeğinden yapılan dürüm
SOLAK: Pancar sulamada kullanılan motor
SOLUKLANMAK: Biraz dinlenmek
SOMUN: Fırında pişirilmiş yuvarlak ve kalın ekmek
SOMURTMA: Yüzün asılması, asık surat
SOMYA: Karyola.
SONUSUZ: Yüzü gülmeyen
SOPA ATMAK: Dövmek
SORMAK:Emmek
SORUTMAK: Surat asmak
SOTA: Tenha yer.
SOYKA: İş yapmaz
SOYU SOPU: Aslı, nesli
SÖĞMEK: Küfür etmek.
SÖĞÜRME: Fırında pişirilmiş patlıcan.
SÖVE: Kapı kenar ağacı.
SÖYKÜNMEK: Yaslanmak
SÖYLENMEK: Kendi kendine kızgınlıkla konuşmak.
SÖZLÜ: Nişanlı.
SÖZ TEMSİLİ: Mesela
SU DÖKMEK: Ufak çiş yapmak.
SU VARMAK: Hayvana su içirmek
SULAK: Sulanabilir. Sulu yer.
SULUK: Su kabı.
SUMSUK: Yumruk, elin sıkılması
SUMSUKLAMAK: Yumruk atmak
SUNUM: Yufka ile ekmek parçası, lokma
SURAT: Yüz
SUSAK: Kapaktan yapılmış su içmeye yarayan kap
SUVARİLİK: Erkek pantolon giysilerinin eskiyen yerlerine parça kumaş dikilmesi işi, yama
SUVAT: Hayvan sulanan yer
SÜKLÜN: Boynu eğik duran
SÜLALE: Soy sop
SÜLEPE (SÜNEPE):İş bilmez, beceriksiz
SÜMKÜRMEK: Burnunu mendile silme
SÜMSÜK: Pısırık
SÜNDÜRME: Balkon
SÜNDÜRME: Kuş avlamak için çatallı atkıç
SÜNDÜRMEK: Çekerek uzatmak.
SÜNMEK: Uzamak, elastikiyet
SÜREK: Hayvanların otlamak için uzun süreli kıra veya meraya çıkması
SÜRGÜÇ: Bulaşıkları yıkamak için kullanılan bez parçası
SÜRGÜÇ: Kapı arkasında kilitli kalmasını sağlayan demir alet
SÜRÜ: Hayvan sürüsü
SÜSMEK: Büyükbaş hayvanın boynuzlaması,tos
SÜTLÜK: Köy yerlerinde sütün korunması için avluya yapılan yüksek özel yer
SAFTİRİK:Hal ve hareketleri saf olan
SÜZME YOĞURT: Bez torbada süzülmüş yoğurt.

Ş
SABANAN: Sabahla.
ŞADIRAVAN: Cami içinde ve dışında olan üstü kapalı, havuzlu muslukları olan çeşme
SAHA KAKMAK: Çok istekli olmak.
SAKSAKÇI: Yaltaklanarak alkış tutan.
ŞAKLA: Küçük kavun, karpuz
ŞAKŞAK: Kapı tokmağı
ŞALVAR: Kadınların pantolon yerine ayağa giydikleri bol ve dökümlü uçkurlu kadın giysisi.
ŞAMDANLIK: Üzerine kandil, mum , ışık konulan tabla
ŞAM ŞEYTANI: Cin fikirli
ŞAPBADAK: Ansızın tokat vurma
ŞAPIRDAK: Yalaka
ŞAPLAK: Avuç içi le atılan tokat, şamar
ŞARAPHANE: Üzümden pekmez yapmak için hazırlanmış yer
ŞARKADAK: Aniden düşme
ŞARPA: Eşarp
ŞAŞAL: Plastik şişe
ŞART OLSUN/ŞARTLAR ŞART OLSUN: Yemin etmek.
ŞAŞKIN: Telasından yanlış isler yapan.
ŞAŞMAK: Bir konuda acele etmek.
ŞAVK: Işık, aydınlık
ŞEER: Şehir
ŞERİ: Ortak
ŞET: Bele kuşak kuşanma
ŞIH: Şeyh.
ŞINA: At ve öküz arabasını tekerleklerinin takıldığı göbek kısmı(mil, aks)
ŞINDINIŞIK: Küçük gaz lambası
ŞINGIRDAKLI: Eğlenceyi seven
ŞIR, ŞIR: Az ve sürekli akan yağ, su sıvı
ŞIRLAK: Yağdanlık
ŞIRLANYAĞI: Haşhaş yağı
ŞİFALAMAK: Birini aşağıdan alıp sakinleştirmek.
ŞİKİL (ŞEKİL):Surat, biçim,TİP
ŞİLTE: Oturmak için yapılan küçük minder
ŞİNCİK: Şimdi, hemen
ŞİNİK: Tahıl ölçen15-16kg tahıl alan ölçü aleti
ŞİŞEK: Bir iki yaşında yavrulamamış dişi kuzu
ŞİŞİNMEK: Şımarmak
ŞİVŞİT: Eğri büğrü, düzgün olmayan
ŞOM: Uğursuz
ŞU/ŞO: Gösterme sıfatı
ŞÜPELENMEK: Kuşkulanmak.

T
TAAN: Tahin.
TABAK: Yemek konulan yayvan kap
TABAKHANE: Deri işlemeciliği yapılan yer
TABANE: Tabakhane.
TABUTU DÜRÜLE: Ölümünü istemek(beddua)
TADIMLIK: Doyumluk değil, az bir parça yiyecek.
TAFRA : Çalım.
TAHTALI KÖY: Mezarlık.
TAHTALIK: Tahtadan yapılmış kap, kacak konulan yer
TAKAT: Güç, derman, kuvvet
TAKATSİZ: Halsiz
TAKIRDAMA: Gürültü yapma
TAKIŞMAK: Tartışmak. Ağız kavgası yapmak.
TALAZ: Toz kaldıran rüzgâr
TANDIR: Ekmek pişirmek için kazılmış, içine ateş yakılan, ekmek pişirme yeri
TANTISÇI, MAHAR: savurgan
TANZİFAT VERGİSİ: Temizlik vergisi
TAPINDIRIK: Kuyudan su çekmek için ipi çekerken makara görevi gören çatal ağaç kol
TAPIRTI: Ayak sesi.
TARA: Bağcılıkta ve odunculukta kullanılan bir tur kesici alet.
TARKADAK: Birden bire aniden bir şeyi yere koyma
TARKTURK: Beğenilmeyecek derecede
TAS: Metalden su içmek için yapılmış su kabı
TATAVA YAPMA: Patavatsız konuşma. Ağız kalabalığı.
TAV: Tarlaların ekilecek durumda olması,uygun zaman.
TAYYARE: Uçak.
TEBELLEŞ OLMAK: Birilerine kafayı takarak onunla uğraşmak.
TEBELLEŞ: Dadanma
TEÇÇAL: Yaramaz çocuk
TECENNEMEK :İşkillenmek
TEDİK: Hızlı yürüme
TEENE: Tenha.
TEK GIRMA: Av tüfeği.
TEK TÜK: Ara sıra, seyrek olarak.
TEKAVÜT: Emekli.
TEK DURMAK: Uslu durmak
TEKNE GAZINTISI: Son çocuk
TEKTEN: Tek basına, yalnız.
TELAŞE: Telaşlanmak, heyecan
TELDOLAP: Yiyecekleri saklamak için kapaklar ince telli çekmeceli mutfak dolabı
TELEF: Zayiat.
TELEK. Tavuk hindi tüyü
TELİS: Keten ya da kendirden dokunmuş büyük çuval
TELLAK: Hamamda kesecilik yapan kişi
TEMEK: Saman koymak için açıklan pencere
TEMSİL: Örneğin, mesela.
TEMŞİT: Sahur
TENEŞİR PAKLASIN :Öldüğünü istemek(beddua)
TENEŞİRLİK: Ölünün yıkanması için konulan yer
TENGERLEK: Yuvarlak
TENTENE: Dantel.
TENTİRİS: Çok düzenli
TENVİRAT VERGİSİ: Aydınlatma vergisi
TEPİK: Tekme
TERKİ: Atların koşumu için kullanılan eyerin arka bölümü
TERKOZ: Evlere dağıtılan şebeke suyu
TESLİK: Hayvan pisliği dökülen yer
TESPİ: Tepsi
TEVELLÜT: Doğum tarihi.
TEVZİR: Laf getirip götüren
TEZ: Acele. Çabuk.
TEZDEN: Kısa zamanda.
TEZEK: Yakacak olarak kullanılan hayvan gübresi
TEZEKLİK: Tezeklerin konulduğu depo
TEZİKMEK: Uzaklaşmak
TEZMEK: Gezmek
TEZMİCAL: Acele eden, aceleci
TIĞ: Dantel örmeye yarayan araç.
TIĞSIRMAK: Aksırmak
TIKAZLAMAK: Kapatma, kapıyı sürgüleme
TIKNAZ: Kısa boylu iri yapılı şişmanca
TIKSIRMAK: Aksırmak.
TINAZ: Harman yerinde buğday vb. mahsullerin ayrışması için toplu halde bulunma durumu
TINGIR: Boş
TINKI : Kapaksız küçük sahan
TIRAKKALI: Fiyakalı, oturaklı, süslü.
TIRAMPA: Değiş tokuş.
TIRIS: Kısa adımlarla hızlı yürüme
TIRIŞKA: Uyduruk, özentisiz
TIRLATMA:Bozulma
TIRKAZLAMAK: Kapıyı arkasından kilitlemek
TIRSIK: Korkak
TIRSMAK:Korkmak, çekinmek
TIZIKMAK: Koşmak
TİSELEDİ: Toprağı az ıslatacak kadar yağmur yağması
TİKOLTA: Kadın iç giysisi.
TİPSİZ: Çirkin.
TİRİLDEMEK : Azalmak
TOK: Doymuş
TOKAÇ: Çamaşır yıkamada kullanılan saplı yassı ağaç
TOKAT: Küçükbaş hayvanları cinsine göre ayırmada kullanılan tek giriş ve çıkışı olan özel avlu
TOKLU: Bir yaşındaki kuzu
TOKLUK: Çoban köpeği yiyeceği
TOLA: Tabaklanmış deri
TONBAK: Tombul, yuvarlakça
TOP ATMAK: İflas etmek.
TOPAK: Yassı olmayan. Yuvarlakça.
TOPARLAK: Yuvarlak
TOPU DİKMEK: İflas etmek.
TOPU: Hepsi.
TOSBA: Kaplumbağa
TOSULDAMAK:Konuşmadan bişeyleri garip sesler çıkararak anlatmaya çalışmak.
TÖBE BİDA: Tövbe bir daha yapmam
TÖKEZLEMEK: Düşer gibi olmak.
TÖRÜLDEK : İshal
TULLUK: Çoban odası
TULUK: Havan derisinden yapılan içine katık gibi yiyecekleri saklama kabı
TURALAMAK: Tur atarak yürümek.
TURLUK: Hayvan yemlerinin depolandığı yer
TUTALAÇ: Sıcak yemek kabını taşımada kullanılan saplı bez parçası
TUTAM: Elle tutulacak kadar az
TUZLAĞA: Büyük baş hayvanların tuz ihtiyacını ahırların önlerine konan büyük düz taşlar
TÜLBENT: Başa örtülen ince örtü(çar)
TÜNEK: Kümes hayvanlarının tünedikleri yer
TÜNEMEK: Kümes hayvanlarının aksamdan sonra uykuya çekilmesi.
TÜRKMÜK: tükürük
TÜSKÜ/TÜTSÜ: Duman
TÜTMEK: Duman çıkmak.
TÜTÜTMEK: Duman çıkarmak
TÜYMEK: Kaçmak

U
UÇKUN: Bunak, gel git akıllı
UÇKUR: Şalvarı bele bağlayan ip
UĞRA: Ekmek yaparken hamurun yapışmaması için kullanılan un.
UĞUNMAK: Ağlarken zor solumak, hareketten kesilir gibi olmak. Acıdan ağrıdan kıvranmak
ULUK: Yavaş hareket eden, beceriksiz
UMMAK: Bir şeyin olmasını dilemek
UNDUGALMAK: Unutmak.
UNDURMAK: Zıplatmak
UNGUDUK: Saklambaç
UNMAK: Zıplamak
UNUNU ELEYİP ELEĞİNİ ASMAK: İşin kendisinden geçmesi
URBA: Elbise
URGAN: Kalın ip, halat
USANMAK: Bıkmak, sıkılmak
USDURUPLU: Yerinde hareket eden. Akıllı
USLANMAK: Doğru yola gitmek
USLU: Sakin kimse, uysal,terbiyeli.
USTA GILIKLI: Ustaya benzer
USTUN: Yapının çatısına konan ağaç
USTURUPLU: Düzgün, istenildiği gibi iş yapmak
USUKMAK: Susmak
USULCA/CIK: Kimseye duyurmadan, yavaşça.
UTMAK: Kumarda,oyunda kazanmak.
UTULMAK: Kumarda oyunda kaybetmek
UYARLAMA: Benzetmeye çalışma
UYDURUK: Kaliteli olmayan.
UYKU SEMESİ: Uyku sersemliği
UYMAK: Benzemek, beraber olmak
UYMAK: Sataşmak
UYUNTU: Uyuşuk, ağır, tembel
UZEYSAN: Sağ salim gidip gelmesini istemek

Ü
ÜFÜRMEK: Üflemek. Yalan söylemek
ÜFÜRÜK: Nefes.
ÜKELA(UKALA) :Çokbilmiş
ÜLLEMEK: Yavaşça sallamak
ÜNNEMEK: Uzaktaki bir kişiye seslenmek
ÜRME(ÜRÜMEK):Köpeğin havlaması
ÜRÜSVAY: Rezil, kepaze.
ÜSDE: Üstüne. (Üste para vermek.)
ÜST BAŞ: Elbise.
ÜSTELEMEK: Israr etmek, üstüne düşmek
ÜSTÜNKÖRÜ: Gelişigüzel, alelade, baştan savma,
üzerinde yeterince durulmamış.
ÜŞENGEÇ: Bir işi yapmak istemeyen, tembel
ÜŞENMEK: Eli ise varmamak, ağırdan almak Tembel olmak.
ÜŞÜŞMEK: Toplanmak, çoğalmak
ÜYÜTLEMEK:Seçmek, ayırmak.
ÜZELLİK OTU: İri tohumlu, ateşe atıldığında hoş bir koku bırakan ve nazara iyi geldiğine inanılan bir bitki.
ÜZERLİK: Nazar için kullanılan ot

V
VALA: Vallahi (yemin)
VALE: Çaput kırpıntısı
VANGIRDAMA: Çok konuşma
VANILAMAK: Bağırmak
VARİYET: Mal, zenginlik.
VARİYETLİ : Zengin, varlığı yerinde olan
VASLINA: Gönül, gönüle girmek
VEBAL: Suç günah
VEDDETİNE: Kendi bildiğine göre hareket etme
VELEDİZİNA: Gayr-ı meşru çocuk. Çok yaramaz çocuk.
VELESBİT: Bisiklet
VELET: Fırlama.
VELVELE: Gürültü, yaygara
VESAİT: Vasıta, araba
VESVES: Bir şeyi beğenmeyen
VESVESELİ: Her şeyi kafaya takan
VIR VIR ETMEK: Dır dır etmek.
VIRTIVIZIK: Boş söz, değersiz, önemsiz
VIZIRDAMA: Sesini fazla yükseltmeden itiraz der şekilde söylenme, konuşma.
VIZIRTI: Dikkate alınmayan yakınmalar.
VİRAN: Yıkık harabe
VURMAK : Ocağa yemek koymak(keşkek vurmak)
VURULMAK: Âşık olmak

Y
YABA ALTI: Yedi dişli harman savurmaya yarayan alet
YABA: Beş dişli harman savurmada kullanılan tarım aleti
YABAN: Yabancı şehir, köy, mahalle.
YABANLIK: Düğün veya bayramlarda özel günlerde giyilen giysi
YAD: Yabancı uzak yerler
YADELLER: Gurbet eller
YADİGÂR: Anadan babadan kalma.
YAĞDALI: Yağlı, bulaşık, kirli.
YAĞDANLIK: Makineleri yağlamaya yarayan kap.
YAĞLIK: Sırma işlemeli büyük mendil
YAKALIK: İlkokul önlüğünün yakasına takılan beyaz kumaş parçası
YAKINMAK: Dert yanmak. Şikâyet etmek
YAL: Köpek yiyeceği.
YALIN AYAK BAŞI GABAK (deyim): beş parasız
YALIN AYAK: Çıplak ayak
YALINGAT: Zayıf, tek kat, ince
YALTAKLANMAK: Bir kişiye hoş görünmek
YAMAMAK: Eskiyen eşyanın yerinin tamir edilmesi
YAMÇI: Ata binmeden önce üste giyilen kalın giysi
YAMÇILAMAK (KAMÇILAMAK):Atı kırbaçlama
YAMPİRİ: Yan yan yürüyen.
YAMUK: Eğri , eğik olan
YANAZ: İnatçı
YANGIN: Aşık
YANLARIM: Bacaklarım
YANPİR/YANPİRİ: Yan yan yürüyen, topallayan
YAPAĞI: Kırkılmış küçükbaş hayvan yünü
YAPAĞLI: Sacını sık taramayan hanım.
YAPIŞMAK: tutmak tutunmak (ele tutunmak)
YAR: Uçurum.
YARDAKÇI: Yağcı. Yalaka.
YASLAĞAÇ: Üstünde hamur, yufka açılan tahta
YAŞMAK: Tandır örtüsü
YAT GEBER EKMEĞİ: Yatmadan önce yenilen yemek
YATIK: tahta su kabı
YAV/YAHU: Tepki göstermek
YAVAN: Yağsız
YAYAN: Yaya.
YAYMAK: Hayvanları otlatmak
YAYMAK: Sermek.
YAYMAK: Hayvan otlatmak.
YAYVAN: Ağzı geniş tabak, kap
YAZI: Kader. Alın yazısı.
YAZMA: Başörtüsü
YEDEK: Koyunların boynuna takılan çan
YEĞDİR: İyidir
YELBİR/YELBİRDEK :Sallana sallana yürümek YELİKMEK: Çok şımarmak, yaramazlık yapmak
YELLEME: Havalandırma, yelpazeleme.
YELLENMEK: Gaz kaçırmak. Osurmak
YELMEK: Koşmak, ardından gitmek
YELTEK: Şımarık, yerinde duramayan, haşarı
YEMENİ: Çivisiz ayakkabı
YEMENİCİ: Ayakkabı yapıp satan kimse
YEMİŞ : İncir
YENCE: Hafif
YENGE: Dayı karısı
YENGE: Gelin veya damadın sağdıcı
YER YATAĞI: Döşeğin yere serilmesiyle hazırlanan yatak.
YERMEK: Kınamak, kötülemek
YETİŞMEK: Yakalamak
YETİŞTİRMEK: Eğitmek.
YETMEK: Yetişmek, ulaşmak.
YEVMİYE: Günlük kazanç
YIMIRTA: yumurta
YİRİK: Yırtık
YİRİL YİRİL KOKMAK: Çok pis bir kokmak
YOĞURMAK: Unu su ile karıştırarak hamur haline getirme
YOKLAMA: Kontrol etme.
YOL YOLAK: İnce yol. Yöntem, yordam
YOLSUZ: Parasız.
YOLUK: Yolunmuş.
YONTULMAMIŞ: Kaba saba.
YOOO: Hayır, bilmem anlamında
YORDAM: Yol, Yöntem
YOSA: Yoksa
YOZ: İki yaşındaki sağılmayan koyun
YUKA: Zayıf, ince, hafif, dayanıksız.
YUMAK: ekmek pişirmek için yuvarlanmış hamur
YUNMAK: Yıkanmak
YUTTURMA: Kotu şeyi iyi diye verme.
YUVAK: Toprak damı düzlemek ve sıkıştırmada kullanılan silindir taş
YÜKLÜ: Hamile
YÜKLÜK: Yatak, yorgan konulması için yapılmış dolap
YÜKSÜK: Yüzük
YÜZ GÖRÜMLÜĞÜ: Damadın gelinin duvağını açtığında verdiği armağan.
YÜZ YUMAK: Hoşa gitmek, başarmak
YÜZELLİKOTU: Nazar değmesine karşı kullanılan bir çeşit ot.
YÜZSÜZ: Utanmaz.
YÜZÜN GUYU: Yüzükoyun. Ağız ustu.

Z
ZAAN: Tabak
ZABIN: parasız
ZAHMİ: İşin yapılışındaki zorluk
ZALDIR ZULDUR: Savrukça
ZALLANZORT: Dağınık iş yapmaz kişi
ZAMAZİNGO: Zımbırtı.
ZANGIRDAMAK: Titremek.
ZANNIMA: Zannetmek sanmak
ZAPTİYE: Asker
ZARTZURT: Bağırıp çağırma.
ZARZOR: Güçlükle.
ZATİ: Zaten
ZAVRAK: Salatalık, hıyar
ZEBELLAH: İri yarı.
ZEBİLLİK: Bolluk, çokluk
ZELBER: Eşek yükü
ZELLETLİ: Lezzetli
ZELVE/ZEVLE: Öküzün boyunduruktan çıkmaması için boyunlarına geçirilen eğri değnek
ZEMHERİ: En soğuk kış ayları
ZENAATKAR: Sanatkâr
ZENGİN GALKIŞI: Oturulan bir toplulktan aceleyle kalkıp gitmek
ZENNE: Kadın terliği
ZERDELİ(ZERDALİ):Kayısı
ZERE: Bildim
ZEROŞ: Sarhoş
ZERZEVAT: Çeşit
ZEVZEK: Her işe karışan, çok konuşan
ZEYİN: Beyin, zihin,
ZIBARMAK: Gebermek, ölmek, uyumak, sızmak.
ZIBARTMAK: Çok dövmek
ZIBIN: Bebekler giydirilen iç çamaşırı
ZIDGI SIYRILMAK: Başkasından soğumak, hoşlanmamak
ZIFRA: Sofra
ZIĞDALAMAK: Çok üşümek, titremek
ZIKRA: Cimri, pinti
ZILGIDI YEMEK: Azar işitmek
ZILGIT: Azar.
ZIMBIRTI: Gereksiz ve anlamsız gürültü
ZINARMAK: Mızıkçılık etmek, caymak. Anlaşmanın dışına çıkmak. Karşı gelmek
ZINGADAK: Birden, aniden, zınk diye durmak
ZINGAZINK: tamamıyla dolu
ZINGILDAMAK: Sallanmak
ZINGIRDAMA: Çocuğun ağlamamasını isteme
ZIPPIR: Büyük olmasına karşı olgun davranışlarda bulunmayan
ZIR BOŞ :Bomboş, tamamen boş
ZIR: Büsbütün, sadece, tek
ZIRA: Kimyon
ZIRAVAT: Uzun boylu İri yapılı.
ZIRLAMAK: Bağıra çağıra ağlamak. Gereksiz yere konuşmak.
ZIRNIK VERMEME: Hiçbir şey vermemek
ZIRNIK: Zerre.
ZIRNIMAK: Ağlamaklı
ZIRTO: Hafif, serseri, ise yaramaz.
ZIRTPIRT: İkide bir.
ZITKI SIYRILMAK: Başkasından soğumak
ZIVANA: Yol yolak. Usul.
ZİBİL: Çok
ZİRZOP: Delice hareket eden
ZİVLEN: Zayıf
ZİVTİNMEK: Söylemek istediği bir şeyi çekinerek söylemeye çalışma davranış
ZONKLAMAK: Vücudun bir yerindeki damarın baskısıyla oluşan şiddetli ağrı.
ZORUNAN: Zoraki
ZOTTİRİK: Dağınık, işe yaramayan kimse
ZULA: Gizli yer
ZÜĞÜRT: Parasız.

SİVRİHİSAR AĞZI YÖRESEL DEYİMLERİ
A
ABA ALTINDAN DEĞNEK GÖSTERMEK: Direkt söylemiyor ama dolaylı bir şekilde korkutmaya çalışıyor.
ABBAS YOLCU: Bir yerde isi biten, fazla kalmak istemeyen, oradan
ACINDAN GEBERMEK: Çok acıkmak.
ACISINI ÇIKARMAK: Bir zararı başka bir yerden çıkarmak.
AÇ KARNINA: Karnı aç olarak.
AÇTIM AĞZIMI YUMDUM GÖZÜMÜ: Ağzına gelen her sözü söyledi.
AĞANIN ELİ Mİ TUTULUR? Ağalar cömert olur, para öderken kısmaz.
AĞIRINA GİTME: Zoruna gitmek. Gücüne gitmek.
AĞIZ DEĞİŞTİRMEK: Önceleri bir tarafı tutarak konuşurken, başka tarafı tutmaya başlamak.
AĞIZ TADIYLA: Keyfini çıkara çıkara.
AĞIZLI YÜZLÜ: Doğru dürüst, istenilen şekilde.
AĞZI AÇIK AYRAN DELİSİ: Saf saf sokaklarda ya da olaylar karsısında ağzını ayıranlar için kullanılan bir deyimdir.
AĞZI BİRLEMEK : Anlaşarak,aynı şekilde konuşmak
AĞZI VAR DİLİ YOK: Çok az konuşan, kendini bile savunamayan.
AĞZIMIZ BİR OLSUN: Korkuları doğruda olsa, yalan da olsa aynı şeyi söyleyerek acık vermeme durumu.
AĞZINA BİBER SÜRERİM: Çocukların kotu söz söylediği zaman bir daha yapmasın diye ağızlarına biber konması.
AĞZINA SAKIZ OLDU: Yaptığı bir isten dolayı tanıdıkların diline düşenler için kullanılır.
AĞZINDAKİ BAKLAYI ÇIKAR BAKALIM: Esas demek istediğini söyle.
AĞZINDAN ÇIKANI KULAĞI DUYMUYOR: Çirkin, uyumsuz, pis konuşan.
AĞZINDAN DUYAYIM: Olmasını arzu ettiği bir şeyi birilerinin dile g getirmesi durumunda ağzından duyayım deyimi kullanılır.
AĞZINDAN YEL ALSIN: Aman oyle kotu konuşma, ola ki biri duyarda zarar görürüz.
AĞZINI AÇTIRMAMAK: Hiç konuşturmamak. Konuşmasına izin ve fırsat vermemek.
AĞZINI ARAMAK: Bir konu hakkında ne düşündüğünü ağzından almaya çalışmak.
AĞZINI BOZMAK : Küfürlü konuşmak
AĞZINI TUTMAK : cevap vermemek
AĞZININ PAYINI VERMEK: Hak ettiği dersi vererek paylamak, azarlamak.
AĞZINI TOPLA!: Ne dediğinin farkında mısın? Dikkatli konus
ALEM YAPMAK: Eğlenmek. Hoşça vakit geçirmek.
ALEMİ YOK: Bunu yapmak doğru değil.
uzaklaşma hazırlığını içindekiler için kullanılır.
AÇTIRMA KUTUYU SÖYLETME KÖTÜYÜ:Benim ağzımı açtırma, sonra senin ne kadar yanlış isler yaptığını anlatırım.
AÇIĞINI ARAMAK:Yaptığı bir yanlışlığı bulmak için fırsat kollamak.
ACLIKDAN NEFESİ KOKMAK: Perişan. Evine ekmek götüremeyen.
ADAM AKILLI: İyice. Tam anlamıyla.
ADAM GİBİ KONUŞ: İnsana yakışır bir şekilde konuş.
ADAM İÇİNE ÇIKACAK DURUMU KALMADI: Utanılacak duruma düşmek.
ADAMINA DÜŞMEK:İş yapabilecek iyi adama düşmek.
ADINI BAĞIŞLA: “Adını söyler misin?” anlamınadır.
ADINI KOYMAK:Bir pazarlığın ya da bir anlaşmanın kesinleştiğini, pazarlığın ya da anlaşmanın ne karşılığı yapıldığını kayıt altına almak için “Adını koyalım.” denir.
AHI TUTMAK: Birilerine yaptığı eziyetin, haksızlığın cezasını ödemek
AHIRDAN BOŞANIR GİBİ: İnsanların bir yerden düzensiz ve birbirini iteleyerek çıkması.
AKIL HOCASI: Birilerine akıl veren.
AHIM GİTTİ, VAHIM KALDI: Yasımız ilerledi. Belli yasın üzerindeyiz. Yaşlanmak, çökmek
AHMAK ISLATAN: Az az yağan yağmur
AKINTIYA KÜREK ÇEKMEK: Para kazanmadan, istediklerini elde etmeden, boşu boşuna uğraşmak.
AHRET SUALİ: Uzun uzun sorgulama.
AKLINA BİR ŞEY GELMESİN: Sakın yanlış anlama.
AKLI SIRA: Kendi aklına göre.
AKLI YETMEK: Bir işe aklı ermek, onu iyice bilmek.
AKLINI BAŞINA TOPLA: Akıllı ol, aklını iyi kullan.
AKLINI OYNATMA: Bu konu uğruna aklından olma.
AKLIN NEREDEYDİ?: Daha önce bunu neden düşünmediniz?
AKLIMA GELEN BASIMA GELDİ: Böyle olacağını seziyordum, o da basıma keldi.
AKLINA ESMEK: O an aklına geleni yapmak.
AKLININ ERMEDİĞİ BİRŞEY YOK: Çok akıllı ve deneyimli. Her şeyi bilir.
AL BENDEN DE O KADAR: Ben de aynı düşüncedeyim.
ALAVERE DALAVERE: Dürüstçe yapılmayan işler.
Alıcı gözüyle bakmak: Bir şeyi dikkatle incelemek.
ALIŞMADIK GÖTTE DON DURMAZMIŞ: Yeni bir işe alışamamak.
ALIŞMIŞ KUDURMUŞTAN BETER: Bir şeye alışanın onu devamlı yapmak istemesi. Bu uğurda çılgınlık bile yapması.
ALİ KIRAN BAS KESEN: Herkesle kavga eden, sorunlarını kavga ederek çözmeyi yeğleyen için kullanılan bir deyimdir.
ALİCENGİZ OYUNU: Çok ince düşünülerek hazırlanmış oyun.
ALLAH EKSİK ETMESİN: Beğenmemek ama bundan dolayı Allah’ın gazabından korkmak.
ALLAH’IN ADAMI: Kendi halinde. Kimseye zararı olmayan.
ALLAH BAĞIŞLASIN: Allah ona kaza bela vermesin.
ALLAH BANA, BEN SANA: Allah bana verirse öderim. Yoksa ödeyemem
ALLAH ESİRGESİN: Allah saklasın. Allah korusun.
ALLAH ETMESİN: Allah öyle bir durum yaratmasın.
ALLAH NE VERDİYSE: Bütün imkânlarıyla…
ALLAH SENİ BANA VERDİ DEMEM HA!: Seni iyice döverim ha!
ALLAHA BİR CAN BORCUM VAR: Kimseye borcu olmayan, kimseyeminnet etmeyen, yalnızca Allaha can borcu olan.
ALLAHA KALDI: Bir isin ancak Tanrı dilerse olabileceğine karar vermek. Böyle işi olanlara, ”İşin Allaha kaldı.” denir.
ALLEM KULLEM ETMEK: Laf ve hesap cambazlığıyla haklı çıkmak.
ALMAMAZLIK ETMEMEK: Mutlaka almak.
ALNININ ÇATINI KARIŞLAMAK: Yapılması çok güç bir isi yapacağını söyleyerek ortaya çıkanlara, o isin yapılamayacağını vurgulamak için, ”Bu isi yapanın alnını karışlarım!” denir.
ALT TARAFI: Kıymetsiz, önemsiz.
ALTI ÜSTÜ: Fazla bir şey değil. Topu topu…
ALTTA KALANIN CANI ÇIKSIN: Altta kalanın ezildiğini anlatan bir deyim.
ALTTAN ALMAK: Karsıdakini incitmemek için kırıcı laf söylememek.
ASLI ASTARI YOK: Uydurma. Aslı olmayan şey.
ANALI BABALI: Hem anneli hem babalı.
ANAM AVRADIM OLSUN: Bir tur yemin.
ANAMIZ DİNİMİZ AĞLADI: Çok zorlandık. Çok yorulduk.
ANAMIN AK SÜTÜ GİBİ HELAL OLSUN:Hakkını helal etme.
ANASI AĞLAMAK: Bir işte çok zorlandığını belirtir
ANASI BABASI BELLİ: Soyu sopu belli.
ANASI ONU KADİR GECESİ DOĞURMUŞ:Şanslı insanlar için söylenir.
ANASI KILIKLI: Annesinin huyu aynen kendisine de çekmiş.
ANASININ AVUTAMADIĞI: Annelerin bile avutmakta güçlük çektiği yastaki çocukları ve bunların yetiştirilmesindeki güçlüğü anlatan bir deyimdir.
ANASININ GÖZÜ: Gözü acık. Çıkarını çok iyi takip eden.
ANAN GÜZEL Mİ?: Öyle şey olur mu?
ANCA BERABER, KANCA BERABER: İsin sonunda çok kotu şeyler de olsa, birbirlerinden ayrılmadan, birlikte hareket etme andı.
ANANIN KARNINDA DOKUZ AY NASIL DURDUN?: Çok geveze çocuklar için kullanılan bir deyimdir.
ANAN AŞŞAĞI BABAN YUKARI DERKEN:İkna etmek için çok caba harcadıktan sonra…
ARADA KALMAK: İki kişi arasında kalarak sıkıntıya düşmek.
ARADAN ÇIKARMAK: Küçük bir işi araya sıkıştırarak ötekilerle beraber çıkarmak.
ARALARI AÇILMAK: Küs olmak.
ARALARINDA SU SIZMAMAK: Çok iyi anlaşmak.
ARDINDAN ATLI MI KOVALIYOR?: Koşar gibi gidenlere denir.
ARDAMARI ÇATLAMA :Ahlaksızlaşmak.
ARKAM SIRA: Arkamdan.
ARKAMIZDAN SOVMEZLER YA: Yaptığımız isler hep iyi şeyler.
ARMUDUN SAPI, ÜZÜMÜN COPU: Bir şeyi çok inceleyip bahane bulmak.
ASTARI YÜZÜNDEN PAHALI YA GELMEK:Maliyeti cok pahalı. Birşeyin pahalı geldiği belirtmek.
ASIP KESMEK: Tehdit etmek.
ASLI ASTARI YOK: Asılsız bir dedikodu.
ASTIĞI ASTIK, KESTİĞİ KESTİK: Gücü her şeye yeten.
AŞAM BAZARI: Aşam üstü pahalı veya ucuz almak
ASIK ATMAK: Birileriyle boy ölçüşmeyi, yarışmayı anlatan bir deyimdir.
AÇLIKTAN NEFESİ KOKUYOR: Beş parasız.
AT İZİ İT İZİNE KARIŞTI: Ayak takımı ile kalbur ustu insanların birbirine karışması.
ATALAR BOŞA DEMEZ: Atalar bos laf etmez
ATAŞ ALMAYA MI GELDİN?: Geldiği yerden çabuk kalkanlara söylenir.
ATTAN İNİP EŞEĞE BİNDİ: Zenginken yoksul olmak.
ATTIĞIMIZ YERDEN VURAMADIK:Tahmin ettiklerimiz olmadı.
ATIN ÖLÜMÜ ARPADA OLSUN: Bu uğurda ölsem bile gam yemem.
ATSAN ATILMAZ, SATSAN SATILMAZ: Memnun olmadığı bir yakını için üzüntü belirten bir deyim.
AVCUNU YALA: Umduğunu bulamamak.
AVUÇ AÇMAK: Dilenmek.
AVUÇ İÇİ KADAR YER: Küçük bir yer.
AYAĞI ALIŞMAK: Bir yere çok gidip gelmek.
AYAĞA KALDIRDIK: Yardım ettik. Para yardımı yaptık.
AYAĞINI KAYDIRMAK: Kötülük yapmak
AYAĞIMA KARA SULAR İNDİ: Yürümekten dolayı çok yorulmak.
AYAĞINI SÜRÜMÜŞ: Biri bir yere gidince ardından başkalarının da gitmesi.
AYIKLA PİRİNCİN TAŞINI: İçinden çıkılması çok zor durum
AYIP DENEN BİR ŞEY VAR: Utanmıyor musunuz?
AYNI DELİĞE İŞEMEK: Samimi olmak, sıkı fıkı olmak
AYNI YOLUN YOLCUSU: Birbirinden farkı yok.
AYRAN İÇTİK, AYRI DÜŞTÜK: Görüşemez olduk.
AYRAN GÖNÜLLÜ: Çabuk fikri değişen
AVAL AVAL BAKMAK: Saf saf bakmak.

B
BABA OCAĞI: Baba evi, baba yurdu.
BABAMIN OĞLU MU?: Birilerinin içinde bulunduğu güç duruma acımamak.
BABASININ HAYRINA MI?: Bir ise gayret ederek çalışanlara, on ayak olanlara kullanılır.
BABANIN MALI MI?: O senin babanın malı değil, ona dokunma.
BABANIN UŞAĞI MI VAR?: Birilerine yardım etmek istemeyenlere bir is söylendiğinde, biraz da kaba olarak“ Babanın uşağı mı var?” diyerek yardım etmek istemediğini belirtirler.
BACAK KADAR BOYU VAR, TÜRLÜ TÜRLÜ HUYU VAR: Küçük çocukların bıktırıcı huyları için yapılan şikâyeti anlatan bir deyimdir.
BASTIĞI YERDE OT BİTMEZ: Uğursuz. Çevresine zarar veren.
BAŞTAN SAVMA: a) Sıradan. Kotu kalite. b)Dinlemeden yanından uzaklaştırmak.
BASINA DEVLET KUŞU KONDU: Talih yüzüne güldü.
BİR AYAĞI ÇUKURDA: Çok yaslı.
BİR ÇİFT LAF ETMEK: Biraz sohbet etmek.
BAŞ YAPTIRMAK :Düğünde saçını yaptırmak için koaföre gitmek.
BAŞA KAKMAK: Yapılan iyiliği yüzüne vurmak
BAŞINI YİMEK: Kendi yıkımına neden olmak
BAYRAMDA SEYRANDA : Ara sıra gelmek
BENİM EŞEĞİM GANCIK OLSUN: Tartışmada yenilgiye düşmek
BİR DEDİĞİNİ İKİ ETMEZ: Her sözünü yerine getirir.
BİR DERİ BİR KEMİK KALDI: Çok zayıfladı.
BİR ELİ YAĞDA BİR ELİ BALDA: Çok rahat bir yasam sürüyor.
BİR FIRILDAK ÇEVİRİYOR: Yalan, dolan, sahtecilikle bir şeyler yapıyor.
BİR KUŞA BENZEDİ: Simdi beğenilecek duruma keldi.
BİR İPİNİ ÇEKSEN KIRK YAMALIĞI SÖKÜLÜR: Çok fakir.
BİR KOROĞLU BİR AYVAZ: Çocuklarını evlendirdikten sonra esi ile bir evde yalnız yasamak.
BİR ŞEY SANMAMAK: Onunla yetinmemek, az bulmak.
BİR TAHTASI EKSİK: Deli dolu davranışları olanlar için kullanılır
BİTİ KANLANDI: Sıkıntılarını atıp ekonomik olarak bir yere vardı.
BİZE GÖRE HAVA HOŞ: Bizim için fark etmez.
BİN DEREDEN SU GETİRMEK: Bir şeyi onaylatmak için akıl almadık yollara bas vurma.
BİLMEDİĞİ BEŞ VAKİT NAMAZ : Her şeyi bilmek. hünerli
BİNDE BİR: Çok seyrek.
BORÇ HARÇ: Başkalarından borç alınarak yapılan bir is.
BOSTAN KORKULUĞU: Hicbir ise yaramayan.
BOŞA KOYDUM DOLMADI, DOLUYA KOYDUM ALMADI: Bir açmazın içindeyim, bir çıkar yol bulamıyorum, ne yapacağımı sasırdım.
BOYACI KÜPÜ MÜ?: Bu kadarcık kısa zamanda bu is yapılmaz.
BOYUNUN ÖLÇÜSÜNÜ ALMAK: Dersini alarak oradan uzaklaşmak.
BULUNMAZ HİNT KUMASI MI SANKİ?:Bir şeyin fiyatının yüksek bulunması durumunda onun her yerde bulunduğunu ve daha ucuza alınabileceğini anlatan bir deyimdir.
BURNU HAVADA: Kendisini yüksek tabakadan gösteriyor.
C
CAN HAVLİYLE: Ölüm korkusuyla.
CANA GELECEK MALA GELSİN: Yeter ki bu zarar cana gelmesin.
CANI KIYMETLİ: Kendini yıpratmayan, yavaş bir tempo ile çalışan.
CANI SAĞ OLSUN: Hiç önemli değil.
CANI TEZ: Zor koşullarda çalışmaz.
CANINA MİNNET: Zaten bahane arıyordu, bu da fırsat oldu.
CANINA TAK DEDİ: Bıkıp usandı.
CANINDAN BEZDİRDİ: Usandırdı.
CANINI DİŞİNE TAKMAK: Bütün gücünü kullanmak.
CANININ KIYMETİNİ BİLMEZ: Kendini çok yoruyor.
CAR CAR ETMEK: Gereksiz ve rahatsız edici konuşmak.
CEBİNDEN CIKARIR: Kıyaslanandan çok daha yetenekli olmak.
CEMİ CÜMLE: Hepsi de.
CILDIR CILDIR BAKMAK: Uyutulacak çocuğun bir turlu uyumaması.
CIZIK ÇEKMEK: Alacağından vaz geçmek.
CİN OLMADAN ADAM ÇARPMAK: Daha doğru CİNLERİ BAŞINA TOPLANMAK: Çok sinirlenmek, bir şeylerin ters gitmesi
dürüst mesleğini kavrayamadan başkalarını aldatmaya çalışıyor.

Ç
ÇALI ÇIRPI: Odun sayılmayacak ince yakacak.
ÇAM SAKIZI ÇOBAN ARMAĞANI: Parasal değerinden çok gönülden koparak verildiği için değerli olan armağan.
ÇAM YARMASI GİBİ: İri yarı.
ÇAMURA YATMAK: Verdiği bir sözü yerine getirmeyip cayıyor.
ÇATACAK YER ARAMAK: Kafası bozuk.
ÇEKİRDEKTEN YETİŞME: Küçük yastan beri o iste yetişen, o isin bütün inceliklerini çok iyi bilen.
ÇENE ÇALMAK: Konuşmaya dalmak. karşılıklı konuşmak.
ÇİVİSİ ÇIKMAK: Ardı kesilmeyen olaylar için kullanılır
ÇOCUKLA ÇOCUK OLMA: Çocuklara uyup da çocuk gibi davranma.
ÇOCUĞUN LAFIYLA HAREKET ETME: Büyükler çocukların konuşmalarına göre hareket etmemeli.
ÇOCUK KADAR AKLI YOK: Saf insan.
ÇOCUK MEZARI GİBİ: Çok büyük ayak ya da ayakkabı.
ÇOCUKTAN AL HABERİ: Büyüklerin gizlediği konuları çocukların saflıkla başkalarına anlatması.
D
DAĞ BAYIR GEZMEK: Dağları kırları dolaşmak.
DAĞ GİBİ: Güçlü kuvvetli.
DAĞDAN GELİP BAĞDAKİNİ KOVMAK:Sonradan gelip pek çok şeye sahip olan, pek çok konuda oranın yerlilerinden daha çok hak elde ederek yerlilere egemen olan için kullanılır.
DAMARINA BASMAK: Birinin çok duyarlı olduğu bir konuda sanki inadına yapar gibi, o kişiyi kızdırmak istiyor.
DAR VAKİT: Aksam olmak üzereyken.
DARA DÜŞMEK: Para sıkıntısı çekmek.
DARDA KALMAK: Zor durumda olmak.
DARISI BAŞINA: Bu güzel şeyler inşallah sana da gelir.
DEDİĞİM DEDİK, ÇALDIĞIM DÜDÜK: İnat eden, inadını yürüten. Bildiğinden geri kalmayan.
DENK GELMEK: Rastlamak.
DELİ OLMAK: Çok sinirlenmek. Çıldırmak.
DELİ DOLU: Sözünü esirgemeden konuşan. Rahat hareket eden.
DEMİRDEN KORKSAK TRENE BİNMEZDİK: Başkalarının kendisine verebileceği zarardan, beladan korkmayan.
DENK DÜŞTÜ: Böyle rast geldi. Özellikle yapmadık ama böyle oldu.
DEPEMDEN AŞAĞI KAYNAR SU DÖKÜLDÜ:Sok oldum.
DEVEYİ HAMUDUYLA GÖTÜRMEK: Haram filan dinlemez, eline fırsat geçerse her şeyi yapar.
DEVEYE HENDEK ATLATMAKTAN ZOR:Kimi insanlara bir şeyi anlatmak çok zor olur.
DIR DIR ETMEK: Sinir bozcu bir şekilde konuşmak.
DIŞ KAPININ MANDALI: Hiç ilgisi olmayan. Hic yakınlığı olmayan.
DIŞI SENİ YAKAR, İÇİ BENİ YAKAR:Dışarıdan gözüktüğü gibi değil.Sanılanın aksine, abartılacak gibi değil.
DİNLEN DİNLEN KAÇ: Böyle insanlarda uzak ol. Yanından uzaklaş
DİBİ TUTMAK: Yemeğin tabanına tutması.
DİNİ İMANI YOK: İnançsız, dini değerlere itibar etmeyen.
DİK DİK KONUŞMAK: Sert bir şekilde karşılık vermek.
DİKİLİ AĞACI YOK: Dünyada ev, dükkân, gibi zenginliği yok.
DİLİ DAMAĞI KURUMAK: Susamak.
DİLİ ŞİŞMEK: Konuşkan insanlar konuşamadığında söylenir
DİLİ UZUN: Her şeye karısan. Gereğinden fazla konuşan.
DİLİMDE TÜY BİTTİ: Bir konuyu birilerine sürekli anlatma, ama karsıdakini ikna edememe.
DİLİN KEMİĞİ YOK: Dil her turlu yalanı söyleyebilir.
DİLİNİ EŞEK ARISI SOKSUN: Türkçeyi güzel konuşamayanlar için kullanılan bir deyimdir.
DİŞ GÖSTERMEK: Korkutmaya çalışmak.
DİŞİMİN KOVUĞUNA YETMEZ: Bana göre bu yemek çok az.
DİZE GETİRMEK: Yenmek. Mağlup etmek.
DOBRA DOBUR: Mertçe.
DOKUZ DOĞURMAK: Sabırsızlıkla beklemek.
DOLDURUŞA GELMEK: Birilerinin lafıyla yanlış isler yapmak.
DOLDURUŞA GETİRMEK: Birilerini başkasına karsı doldurmak.
DON GÖMLEK: Tam giyinmemiş.
DOSTA DÜŞMANA KARSI: Uzak insanlar, başkaları göz önünde bulundurularak yapılan davranış ya da konuşma.
DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN: Göstermelik yapılan is.
DOMUZDAN BİR KIL KOPARMAK:Cimri insanlara para harcatmak.
DÖRTAYAK ÜSTÜNE DÜŞMEK: Kendinde bir yetenek olmamasına rağmen, sansından dolayı sürekli çok kazanmak.
DÖRT DÖNMEK: Bir çıkar pesinde olup, çıkar umduğu kişilerin çevresinde dolaşıp duruyor.
DÜŞMAN ÇATLATMAK: Düşmanları çatlatacak davranış ve konuşmalarda bulunmak.
DÜŞÜN DÜŞÜN, B.KTUR İŞİN: Ne kadar düşünürsen düşün, bu isin sonu kotu.
DÜNYASI KARARMAK: Çok kotu durumlara düşmek.

E
EFTEN PÜFTEN: Derme çatma yapılan şey.
EL ATMAK: Bir konuyu çözmek için girişimde bulunmak.
EL AYAK ÖPMEK:Alttan almak. Saygıda kusur etmemek.
EL BİRLİĞİYLE: Yardımlaşarak.
EL DEĞMEDİK: Kullanılmamış.
EL ETMEK: El sallamak.
EL KAPISI: Kızın gelin olunca gittiği kapı.
EL KIZI: Eve gelen kelin.
EL MİZAN GÖZ TEREZİ:Kimi alış verişlerde göz kararı işlem yapılır.
EL PENÇE DİVAN DURMAK: Saygılı karşılamak.
EL ÖPENLERİN ÇOK OLSUN: Senin de elini öpenlerin çok olsun.
ELİ KALEM TUTMAK: Okur yazar.
ELİ KOLU UZUN: Her tarafta is bitirir, etkili yerlerde tanıdıkları var.
ELİ G.TÜNDE GEZMEK: Bir is yapmıyor.
ELİ KULAĞINDA: Bu olay yakında gerçekleşir.
ELİ İŞTE GÖZÜ OYNAŞTA: Tempolu çalışmıyor.
ELİ İSE YATKIN: Becerikli olmak.
ELİNİ KORKAK ALIŞTIRMA!: Elini kaldırmışken vur.
ELİN HAMURUYLA ERKEK İŞİNE KARIŞMA: Eli yakışmayan bir ise yeltenenleri uyarmak için kullanılan bir deyimdir.
ELİMİ SALLASAM ELLİSİ: Bana değer veren çok. Ben sana bağlı değilim.
ELİMİZ ARMUT MU TOPLAR?: Bizim de elimiz var. Biz de gerekeni yaparız.
ELİNDEN HER İS GELİR:Becerikli.
ELİNDEN UÇAN KAÇAN KURTULMAZ:Çok becerikli.
ELİNE ÇABUK: Çabuk is yapan.
ELİNE DÜŞMEK: İstemediği halde isinin birine düşmesi. İsini onun çözebilir olması.
ELİNİ ETEĞİNİ ÇEKMEK: Bir köseye çekilmek. O isleri yapmamak.
ELİNE, DİLİNE, BELİNE SAHİP OL:Hem Alevilerin hem de Sünnilerin çok önem verdiği bir ilkedir.
ELLERİNDEN ÖPER: Bu is seni bekliyor.
ELMİNİ BİLMEK: Nasıl yapılacağını bilmek.
ESİP GÜRLEMEK: Bağırıp çağırmak
ESKİ KÖYE YENİ ADET: Sonradan konan kurallar için söylenir.
ESKİ KULAĞI KESİKLERDEN: Erkekler için eski yıllarda külhanbeylik yapmışlara; kadınlar içinse eski yıllarda zampara erkeklerle yakın ilişkilerde bulunmuş olanlara denir.
EŞEĞİN AKLINA KARPUZ KABUĞU DÜŞÜRME! Hatırlatma! Aklına düşürme!
EŞEK HOŞAFTAN NE ANLAR: Değerli şeylerin değerini bilmeyen kişiye denir.
EŞEĞİN KUYRUĞU KİMİ NE UZAR NE KISALIR: Yaptığı bir iste çok başarılı olamayan, ancak evini geçindirecek kadar para kazanan.
ETTİĞİNİ BULDU: Yaptığı kötülüğün cezasını buldu.
ETİ NE BUDU NE?: Bir esnafın ya da bir ailenin parasal acıdan zayıflığını anlatan bir deyimdir.
ETİ SENİN KEMİĞİ BENİM:Çocuk çıraklığa verilirken ustaya söylenen söz.
EV GÖRMEK: Yeni alınmış bir eve hediye götürmek.
EVELEYİP GEVELEMEK: Esas söylemesi gerekeni bir turlu söylememek.
EVİNE DUSKUN: Evine yeteri kadar ilgi gösteren.

F
FAKİR FUKARA: Fakirler, yoksullar.
FELEĞİNİ ŞAŞIRTMAK: Ne olduğunu şaşırtacak duruma getirmek.
FELEĞİN ÇEMBERİNDEN GEÇMİŞ: Çok deneyimli.
FELLİK FELLİK ARAMAK: Her yeri aramak.
FETVA VERMEK: a) Bir olay hakkında dini acıdan yargıda bulunmak) Ahkam kesmek.
FİTNE FİCİR: Fesat. İnsanları birbirine düşürme.

G
GICIK ETMEK: Sinir etmek.
GÖNÜL KOYMAK : Gücenmek, Göz belertmek : Korkutmak
GÖSTERİŞ HASTASI: Gösteriş yapmayı seven.
Göstermelik yapmak: Gösteriş olsun diye is yapmak.
G.T ATMAK: Çok sevinmek.
G.T KADAR YER: Ufacık yer.
G.T GEREK: Onu yapmaya yürek ister.
G.TÜYLE DİNLER: Konuşulanı dinlememek.
G.TÜYLE GÖĞÜ YIKAR: Bir isi yaparken bir yerlere dokunarak yıkmak, devirmek, zarar vermek.
G.TÜ BOKLU: Küçümsenecek bir şey.
G.TÜ YERE YAKIN: Kısa boylu. Alt tarafı yere yakın.
G.TÜMU YIRTIYORUM: Aşırı caba gösteriyorum.
G.TÜN G.TÜN GİTMEK: Arka arka gitmek.
G.TÜNÜ YERE KOYMADI: Hiç durmadan çalıştı.
G.TÜNÜN KILI AĞARMAK: Yaslanmak.
G.TÜNÜN KARI MI?: O bu isi yapamaz.
G.TÜNÜN ÜSTÜNE OTURMAK: Kalakalmak
G.TÜNÜN ÜSTÜNE OTURTMAK: Korkutmak.
GÖZ KULAK OLMAK: Kollamak, korumak, beklemek.
GÖZÜ ARKADA KALDI: Emanet ettiği şeyin yapılıp yapılmayacağından kuşku duyma.
GÖZDEN IRAK OLAN GÖNÜLDEN DE IRAK OLUR: Bir insan sevdiklerinden uzaklaşırsa, sevdikleri tarafından da unutulur.
GÖZÜNÜN ALABİLDİĞİ YER: Görebildiğin yere kadar.
GÖZLERİ FELFECİR OKUMAK: Bir şeyleri çalıp kaçacak gibi gözleri fırıl fırıl dönmek.
GÖZÜ AÇ: Doyumsuz. Ne kadar versen alır. Ne kadar yese doymaz.
GÖZÜ ACIK GİTMEK: Yapacaklarını yapamadan, umduğuna eremeden
GÖZÜ KALMAK: Çok beğenmek.
GÖZÜN AYDIN: Bir bu eksikti. Şimdi de bu mu çıktı?
GÖZÜ KARARMAK : İradesine sahip olamamak.
GÖZÜM ÖNÜME AKSIN Kİ: Yalan söylemediğine inandırmak için yapılan bir yemin.
GÖZÜM SEĞİRİYOR SANKİ: İstemediği birinin geleceğini haber aldığında duyduğu rahatsızlık.
GÖZÜMDEN UYKU AKIYOR: Çok fazla uykum var.
GÖZÜME GÖRÜKME: Benden uzak dur. Bana görünme.
GÖZÜMÜN İÇİNE BAKA BAKA YALAN SÖYLÜYOR: Bile bile yalan söylemek.
GÖZÜNDEN DÜŞMEK: Onun yanında değeri düşmek.
GÖZÜNE KESTİRMEK: O isi yapacağından emin olmak.
GÖZÜNÜ DALDAN BUDAKTAN ESİRGEMEZ: Yürekli. Korkusuz.
GÖNÜL EĞLEMEK: Bir kızla kadınla evlenme niyetiyle değil de oynaşma niyetiyle birlikte olma.
GÜCENE GİTMEK : Alınmak Gücenmek:onun lafları çok gücüme gitti
GÜN AĞARMAK: Sabah olmak.
GÜN GÜNDEN KÖTÜ GELİYOR: Kotu günler katlanarak geliyor.
GÜN OLA, HARMAN OLA: gün gelir ben de bunun acısını çıkarırım.
GÜN SAYMAK: Sayılı günün gelmesini beklemek.
GÜNAH BENDEN GİTTİ: Bundan sonra olacaklardan ben sorumlu değilim. Ben uyarımı yaptım
GÜNDÜZ VATİ: Öğleleyin.
GÜNÜNÜ ARAMAK: Onun zamanda ne kadar iyi olduğunu anlamak.
GÜNÜNÜ GÖRMEK: Yaptıklarından dolayı cezalanmak.
GÜNÜNÜ GÜN ETMEK: Geleceği düşünmeden eğlenceye dalmak.
GÜNDÜZ GÖZÜYNEN: Aydınlıkta.
Gürül gürül akmak: Suyun basınçla ve bol bol akması.
GÜVENDİĞİMİZ DAĞLARA KAR YAĞDI: Güvenilenden gerekli yardım alamama.
H
HACI YOLU BEKLER GİBİ YOLUNU GÖZLEMEK: Merakla birisini beklemek
HADDİ HESABI YOK: Çok sayıda. Sayılamayacak kadar çok.
HADİ EYVALLAH!: Ben gidiyorum.
HAK DEĞİRMENDE OLUR: Kimi zaman adaleti istemeyenlerin, kimi zamanda adaletsizleri yermek isteyenlerin kullandığı bir deyimdir.
HAKKINDA AYET Mİ VAR?: Öyle de olur böyle de. Bu konuda kesin bir şey yok.
HAKKINDAN GELMEK: Üstesinden gelmek. Dersini vermek.
HAK GETİRE: Toplumun istediği çizgide olmayanların çizgide olduğu var sayılması durumunda “Nerdeee?” anlamına, ”Hak getire.” denir.
HELAL SÜT EMMİŞ: Soyu temiz.
HALEP ORDAYSE ARŞIN BURADA:Yaptığı bir ise inanmayanlara, o isi bir kez daha yapabileceğini utandırmak için de söylenir
HALİ VAKTİ YERİNDE: Varlıklı.
HALİM YOK: Hastayım.
HANA VARDIK, YAĞMUR DİNDİ: Umut üzerine caba harcayarak yorulan insanlar birden bire olumsuz bir sonuçla karşılaşması.
HAPİSHANE KAÇKINI: Trası uzamış,
HAR VURUP HARMAN SAVURDU: Elindeki kıymeti savruk ve sorumsuz harcamak.
HAŞAT OLMAK: Parçalanmak kırılmak
HATİM İNDİRMEK: Kur’an-ı Kerimi bastan sona okumak.
HATIR GÖNÜL BİLMEK: Hak eden insanların hatırını sayar.
HAVA KARARDI: Aksam oldu.
HAVALARA HOPLADI: Uğradığı bir haksızlık, ya da zarar karsısında aşırı derecede tepki kosterdi.
HAVAS ETMEK: Heveslenmek.
HAVASINI ALIR: Umduğuna erişemez.
HAYIRLARA VESİLE OLMAK: Bu durumun yorumu inşallah hayırlı olur.
HELALİ HOŞ OLSUN: Hakkım helal olsun.
HELAYA MI DÜŞTÜN?: Helada bu kadar uzun kalınır mı?
HEM AĞLAR HEM GİDERİM: Düğün sırasında baba ocağından uzaklaşacağı için üzülerek ağlayan gelinlere denir
HEM SUÇLU, HEM GÜÇLÜ: Yaptığı bir isten dolayı suçlu olmasına karsın, sanki başkaları suçluymuş gibi üste çıkan.
HEM ZİYARET, HEM TİCARET: Hem gezi amaçlı hem de ticaret yapma amaçlı gidiş gelişler için kullanılır.
HAMAM OĞLANI: Davranışları biraz kadınımsı, kızsı olan erkekler için kullanılan bir deyimdir.
HEM NALINA, HEM MIHINA VURMAK: İki tarafın da nabzına gore konuşuyor.
HER BOYAYA GİRER: Her renge giren, karakter ortaya koymayan insanlar için kullanılır.
HER TASIN ALTINDAN ÇIKAR: Her turlu pis isin içinde bulunmak.
HER KAFADAN BİR SES ÇIKAR: Toplumun çok sesli konuşması.
HER SÖZE KARIŞMA: Seni ilgilendirmeyen söze girme.
HER ŞEYİN BİR YOLU YORDAMI VAR:Kimi isler rastgele yapılmaz, usulüne uygun yapılır.
HEYHEYLERİ TUTTU: Çok sinirlendi.
HIRLI MI HIRSIZ MI?: Ne olduğunu bilmiyoruz.
HIR GÜR ETMEK: Yüksek sesle ileri geri konuşmak.
HISIM ÇIKTIK: Hanım tarafından akraba olduklarını anlamak.
HISIM GAAM: Hısım akraba.
HIZIR GİBİ YETİŞMEK: Tam zamanında imdadına yetişmek.
HÖDÜK GİBİ OTURMAK: Bir yere ayrılmadan, kımıldamadan oturmak.
HORA GEÇMEK. Yapılan şeyden hoşnut olmak memnun kalmak.
HÜNGÜR HÖNGÜR AĞLAMAK: Yüksek sesle ağlamak.
I
IRZI KIRIK: Kimi zaman hafif dokundurma, kim zaman da küfür olarak kullanılan bir deyimdir.
ISKARTAYA ÇIKMAK: Hurdaya ayrılmak.
ISMARIŞ ISMARLAMAK: Sipariş vermek.
İ
İCABINA BAKMAK: Gereğini yapmak.
İCAT ÇIKARMAK: Daha önce konuşulmamış sorunlar çıkarmak.
İÇ GÜVEYSİNDEN HALLİCE: Yaşantısı çok iyi bir düzeyde olmayan.
İÇTEN PAZARLIKLI: Düşüncesini dışa yansıtmayan
İÇİ BENİ YAKAR, DIŞI SENİ: Dışarıdan göründüğü gibi değil.
İÇİ DIŞI BİR: Yapmacıklı değil. Nasıl görünüyorsa öyle.
İÇİMİ İYİ: İçmeye iyi geliyor. Rahat içiliyor.
İÇİN İÇİN AĞLAMAK: Dışarıdan belli değil ama çok üzülüyor.
İÇİNE ATAŞ DÜŞMEK: Yüreğine sıkıntı düşmek.
İÇİNE ATMAK: Dışa vurmadan sineye çekmek.
İÇİNE DÜŞMEK: Neredeyse içine düşecekmiş kibi yaklaşmak.
İçine girmek: İçine girecekmiş gibi yakın olmak.
İÇLİ DIŞLI: Birbirlerinin bütün sırlarını ayrıntılarıyla bilen ve bu kadar birbirlerine yakın olanlar.
İFLAHIM KESİLDİ: Çok yoruldum.
İFRİT OLMAK: Nefret derecesinde tiksinmek
İKİ AYAĞINI BİR PABUCA SOKMAK: Telaşlandırmak. Acele ettirmek.
İKİ ELİN KANDA OLSA GENE GEL: Hiçbir bahaneyi kabul etmiyorum, her isini yarım bırak gel.
İKİ UCUNU BİR ARAYAGETİRMEK/GETİREMEMEK: Bir isi belli bir noktaya kadar getirerek sonuca yaklaşmak/ yaklaşamamak.
İKİ CANLI: Hamile.
İKİ ELİM YAKANDA: Söz verdiklerini yapmazsan, bana karsı haksızlık edersen obur dünyada iki elim yakanda olacaktır. Hakkımı helal etmem.
İKİ KÖZÜM AKSIN Kİ: Doğru söylediğine inandırmak için söylenen bir yemin.
İKİ KÖZÜM KOR OLSUN Kİ: Bir yemin deyimidir.
İKİ UCU BOKLU DEYNEK: Bir sorunu çözmek için ne yandan yaklaşılırsa yaklaşılsın çirkinlikler ortaya çıkması, çözmeye çalışanların bile zorlanması.
İKİ YAKASI BİR ARAYA GELMEMEK: Ekonomik güçlükler arasında bocalamak.
İLİKLERİNE KADAR ISLANMAK: Sırılsıklam ıslanmak.
İNCİLERİN Mİ DÖKÜLÜR: Bu isi yaparsan forsun mu bozulur?
İĞNE ATSAN YERE DÜŞMEZ: Çok kalabalık.
İĞNE İPLEĞE DÖNMEK: Aşırı zayıflamak.
İĞNEDEN İPLİĞE KADAR: En küçük ayrıntıya kadar.
İPİYLE KUYUYA İNİLMEZ: Ona güvenilmez. O sözünden dönebilir.
İPLİĞİNİ PAZARA ÇIKARDIM: Ne kotu bir insan olduğu herkese gösterdim.
İSTİFİNİ BOZMAMAK: Bulunduğu güç duruma aldırmamak, oralı bile olmamak anlamınadır.
İŞ ÇIĞIRINDAN ÇIKTI: Kontrol edilemez hale keldi.
İŞİN GÜCÜN RAST GELSİN: İsin rastgelesin, haydi yoluna kit.
İT İTE BUYURUR İT DE KUYRUĞUNA: Birine bir iş buyrulduğunda kendi yapmayıp da başkasının yapmasını isteyenler için kullanılan bir deyimdir.
İTİ AN, ÇOMAĞI HAZIRLA: Sevilmeyen insandan söz edildiğinde bazen o insan hemen oraya gelir. O uzaktan göründüğünde bu deyim kullanılır.
İTİN G.TÜNE SOKUP ÇIKARMAK: Rezil etmek. Çok ağır laf söylemek.
İZZETLİ İKRAMLI: Misafirlerine saygıda ve ikramda kusur etmeyen.
K
KABADAYILIĞA BOK SÜRMEMEK: Kendisine ya da ailesine leke gelmemesi için uğradığı bir zarara aldırış etmeme.
KABALA ALMAK: Götürü usul iş yapmak.
KAFA TUTMAK: Diklenmek. Meydan okumak.
KAFA ÜTÜLEMEK: Gereksiz yere bir sürü laf ediyor.
KAFA YOK: Akıllı değil.
KAFAMI ŞİŞİRME: Benim hoşuma gitmeyen, ilkimi çekmeyen sözlerle beni rahatsız etme.
KAFANI YORMA: Üzülme. Kendini yorma.
KAFASI KALIN: Anlama yeteneği zayıf.
KALDIRIM MÜHENDİSİ: Okumayan, iş tutmayan, sokaklarda issiz dolasan, insanlar için kullanılır
KALIBININ ADAMI DEĞİL: Kalıbı cüssesi adam güçlü kuvvetli adam görünümünde olup da beklenen iii yapamayan.
KANI ÇEKİLMEK: Donup kalmak.
KANSIZ: Kotu adam.
KAPI KAPI DOLAŞMAK: Amacını gerçekleştirme uğruna insanların ayağına giderek derdini anlatmaya çalışmak.
KAR GİBİ: Bembeyaz.
KAR KIŞ: Kısın şiddetli olduğu zaman.
KARA ÇALMAK: İftira etmek.
KARGADAN BAŞKA KUŞ TANIMAM:Bildiğimden şaşmam.
KARNI BURNUNDA: İleri düzeyde hamile.
KARNIM ZİL ÇALIYOR: Çok acıktım.
KART HORUZ: Söz ustası. Zampara.
KEFEN PARASI OLSUN: İnşallah olur de benden haksızlıkla aldığı parayı kefen masrafı olarak kullanırlar.
KEL BASA ŞİMŞİR TARAK: Uykun olmayan is.
KENDİ BASINA BUYRUK: Kimseyi dinlemeyen, kimselerin verdiği öğüdü tutmayan.
KENDİ BİNDİĞİ DALI KESMEK: Yaptığı işle kendi kendine zarar veriyor. Böyle yapmasa daha iyi.
KENDİ ÇALIP KENDİ OYNAMAK: Başkalarının düşüncelerini almadan kendi kendisine programlar yapıyor, herkesin de buna destek vereceğini sanıyor.
KENDİ İPİNİ KENDİ ÇEKTİ: Uyarılara karsın kendi bildiğine kitti ve sonunda büyük bir zarara uğradı.
KENDİ YOK ALLAH’I VAR: Kendisi burada değil ama Allah biliyor.
KESEDEN GİTTİ: Kestirmeden bir yere ulaşmak.
KESENDEN BİR ŞEY ÇIKMIYOR Kİ: Cebimizden para çıkmıyor.
KESTİRİP ATMAK: Sözü uzatmadan yargıya varmak.
KIÇI KIRIK İT GİBİ: Değersiz.
KILI KILINA: Tamı tamına. Tam olarak, eksiksiz.
KILI KIRK YARMAK: Bir konuyu gereğinden fazla incelemek.
KILINI KIPIRDATMAMAK: Biri için yararlı bir faaliyette bulunmamak.
KIRAN MI GİRDİ?: Hiç mi kalmadı? Bunlar nereye kitti?
KIRDIĞI CEVİZ KIRKI GEÇTİ: Çok yanlışları oldu.
KIRK DEREDEN SU GETİRMEK: İkna etmek için dil dökmek.
KIRK YILIN BAŞI: Çok seyrek.
KIRKI KARIŞMAK:İki çocuğunda doğumu kırk gün içinde olmak.
KIRMADAN DÖKMEDEN: İncitmeden.
KIT KANAAT: Çok zor koşullarda geçinmek.
KITLIKTAN MI ÇIKTIN?: Çok hızlı yemek yiyenleri uyarmak için söylenen bir deyimdir.
KIZ GİREN DUL ÇIKAR: Verdiğin malzemeyi iyi kullanmaz, bozar.
KIZIM SANA DİYORUM, GELİNİM SEN ANLA: Kızına söyler gibi laf konuşup, geline dokundurma.
KİM KAYBETMİŞ Kİ BEN BULAYIM?: Senin o dediğin kimin eline keçiyor ki benim elime keçsin?
KİM KİME, DUM DUMA: Karambol ortamı. İnsanların birbirinden haberi yok.
KİM VURDUYA GİTTİ: Öldüreni belirsiz olmak.
KİMİ EŞİKTE, KİMİ BEŞİKTE: Çeşitli yaslarda çocuğu bulunan aileleri anlatmak için kullanılan bir deyimdir.
KİMİ KİMSESİ YOK: Yakın akrabası yok.
KİMSEYE EYVALLAHI YOK: Hiç kimseden çıkar beklentisi olmayan. Çıkarı için başkalarına eğilmeyen.
KİMSEYİ ADAM YERİNE KOYMAZ: Kibirli. Kendini herkesin üzerinde tutar.
KİRLİ ÇIKI: Fazla para harcamayan, kendisini yoksul olarak kösteren ama kerçeğinde mal varlığı yerinde olan, gerektiği zaman para çıkarabilenler için kullanılan bir deyimdir.
KİTABINA UYDURMAK: Yasaya ya da kılıfına uydurmak.
KOKMAZ ESKİMEZ: Bu malın bize hiçbir zahmeti yok, bozulmaz da. Alayım, bir tarafta dursun.
KOKUSU ÇIKAR: Gizli kalmaz, yakında açığa çıkar.
KÖKÜ KESİLMEK: Devamı gelmemek.
KÖKÜ TEMİZ: Temiz bir aileye mensup olmak.
KÖR DÖĞÜŞÜ: Kararlama yapılan is,
KÖR EBEM DE YAPAR: Bu is öyle zor bir is değil, bunu gözü görmeyen yaslı ninem de yapar.
KÖRLER SAĞIRLAR, BİRBİRİNİ AĞIRLAR: Kısır bir döngü halinde birbirlerine ikram ve iltifatta bulunanlar için kullanılan bir deyimdir.
KÖRÜN TAŞI DEĞER: Kerçekleşmesi küç bir olayın beklentisi içerisinde olup, denk kelmek.
KÖTEK ATMAK: Dayak atmak.
KULAĞINA GİRMİYOR: Laf dinlemiyor. Konuştuklarımı anlamıyor.
KULAĞINA KAR SUYU KAÇMAK: Duyduğu sözlerden dolayı tedirgin olmak. Rahatsızlık duymak.
KULAĞINI ÇEKMEK: Nasihat etmek.
KULAĞININ BİRİNDEN GİRİP, ÖTEKİNDEN ÇIKMAK: Soz dinlemiyor, laftan anlamıyor, konuşulanları kabul etmiyor.
KULAK ARKASI ETMEK: Duymazlıktan gelmek.
KULAKTAN DOLMA: Kanıtlı, belgesi olmayan.
KULP TAKMAK: Bahane bulmak. Bir şeyleri ya da birilerini kötülemek.
KUSURA GALMA: Kusura bakma.
KUŞ KADAR BEYNİ YOK: Aklı kıt.
KUYRUĞU TİTRETTİ: Öldü.
KÜFÜR KÜFÜR ESMEK: Serinletici bir rüzkâr esmesi.
KÜLLEYEN YALAN: Tamamı yalan.
KÜS OLMAK: Kırkın olmak. Onunla konuşmamak.
KÜSTÜĞÜM DAĞIN ODUNUNU YAKMAM: Dargın olduğu ya da hoşlanmadığı insanlarla yakın ilişkide olmam.
L
LA DEYİP LO DEMEMEK: İkna olmamak.
LADES TUTUŞMAK: Bahse kirmek.
LAF EBESİ:güzel ve mantıklı konuşan
LAF CAMBAZI: Kelime oyunlarıyla muhatabını yenen, güzel konuşan.
LAF DİNLEMEZ: Söz dinlemeyen, bildiğini yapan.
LAF DİYE KONUŞMA: Böyle lafları hiç konuşma.
LAFA BOĞMAK: Laf kalabalığına getirmek.
LAFI ÇEVİRMEK: Daha önce savunduğu tezden vaz geçmek.
LAFI G.TÜNDEN ANLAMAK: Sözü ters anlama.
LAFIN İCİNE ETMEK: Küzel bir sohbete, ilgisiz bir laf sıkıştırılması.
LAKIR LAKIR ETMEK: Yerlestirilen yere bol geldiği icin ses cıkarmak.
LAHAVLE ÇEKMEK: Kırıcı şeyler yapmamak için sinirlerine hâkim olmaya çalışmak.
LANGIRT KÖY SANDIĞINA: Kamunun mallarından haksız kazanç sağlayarak cebe indirme.
LORD OLMAK: Zenkin olmak.

M
MALININ HESABI YOK: Çok zenkin.
MATRAK GEÇMEK: Şakalaşmak alay etmek
MAYMUN İSTAHLI: Hicbir iste sebat etmeyen, sürekli is değiştiren.
MEDİNE FUKARASI: Başkalarından yüzsüzce isteklerde bulunanlar için kullanılan bir deyimdir.
MEKİK DOKUMAK: İki yer arasında çok hızlı ve sık gidip gelmek.
MENENDİ YOK: Benzersiz.
METELİĞE KURSUN ATMAK: Parasızlık cekmek.
MEVSİMLİK DELİ: Mevsime bağlı deli.
MEYİL VERMEK: Könül vermek. Asık olmak.
MIH GİBİ: Sağlam yerleştirilmiş.
MIRIN KIRIN ETMEK: İsteksiz olmak.
MİDE FESADINDAN GİTMEK: Çok fazla yeme miden rahatsız olur.
MİDEM ALMADI: Bir isi, bir yemeği iğrenilecek bulma.
RİCA MİNNET : Hatır koyarak yapılan is.
MİTİLİM CIKDI: Çok yorulmak.
MOTORU BOZMAK: İshal olmak.
MUALLAKTA KALMAK: Kesinleşmemek.
MUM GİBİ ERİDİ: Zayıfladı.
MUM GİBİ OLDU: Çok düzkün yapıldı. Bağırınca sustu.
MUNDAR ETMEK: Berbat etmek. İşe yaramaz hale getirdi.
MUŞMULA SURATLI: Cirkin.
MUŞTULUK VERMEK : Müjdelemek, Karşılığında hediye almak
N
NE OLDUĞU BELİRSİZ: Belirsizliği anlatan bir deyimdir.
NE OLDUM DELİSİ OLDU: Sonradan zengin olan ve kendisini olağanüstü görerek, parasına güvenerek çılkınlıklar yapan.
NE OLDUM DEME, NE OLUCUM DE: İnsanların mal varlığına güvenerek başkalarını rahatsız edici konuşmalarını davranışlarını eleştiren bir deyimdir. Bu mal varlığının yarın belki elden gideceğini anımsatan bir deyimdir.
NALINCI KESERİ GİBİ HEP KENDİNE YONTAR: Olaylarda hep kazançlı çıkacak şekilde davranmak.
NAÇAR KALMAK: Çaresiz kalmak.
NALLARI DİKMEK: Ölmek
NE SİS YANSIN NE KEBAP YANSIN:Her iki tarafı da gozetip, iki tarafında zarar gormesini engellemek.
NE OLDUM DELİSİ OLMAK : Sonradan görerek ne yapacağını şaşırmak
NERDEN GELİR BU YOĞURDUN BOLLUĞU?:İsraf etme. Malzemeleri, parayı gereksiz yere harcama.
NEVRİ DÖNMEK : Şaşırmak, ne olduğunu bilmemek.
NİKÂHTA KERAMET VAR: Nikâhlananlardan birinin bu ise fazla istekli olmaması halinde yakınları “nikâhta keramet” var diyerek zamanla onun da bu evliliği kanıksayacağını anlatır.

O
O TARAKLARDA BEZİM YOK: O islerden anlamam.
O KADARCIK KADI KIZINDA DA OLUR: Yapılan bir kusurun çok küçük olduğunu anlatır.
OĞLUM OKUDUĞUN YETER, GÖZLERİNE YAZIK: Gözlerini yoracak kadar çok okuyanları yakınları yukarıdaki deyimle uyarır.
OCAĞINA DÜŞMEK: Ona muhtaç olmak.
ODUN GELDİ ODUN GİDECEK: Kendini geliştiremedi.
ODUN GİBİ ADAM: Kaba saba adam.
OF BİLE DEMEMEK: Çektiği sıkıntıyı dışa vurmamak.
OKLAVA YUTMUŞ GİBİ YÜRÜMEK: Dimdik yürüyor.
OLDUM OLASI BÖYLE: Bastan beri bu böyle.
OLMAZ OLMAZ DEME: Hiç olmayacak zannettiğin olur.
OLUR OLMAZ ADAMLARLA KONUŞMA: Yaramaz insanlarla
arkadaşlık etme.
OMUZU KALABALIK: Yüksek rütbeli subay.
ONCA ZAMAN:Bu kadar zamandır..
ONUN YAPTIĞINI GÂVUR YAPMAZ:Kimi insanlar arasında öyle düşmanlıklar olur ki, o düşmanlıklara ve haksızlıklara uğrayan kişi, ”Bunun yaptığını gâvur yapmaz” deyimiyle isyan eder.
ORALI OLMAMAK: Aldırış etmemek.
ORDU BOZAN: Aykırı davranışları olanlar için de kullanılır.
ORTALIKTA FOL YOK, YUMURTA YOK :Henüz ortada belli bir şey yok.
ORUÇ AĞIZ: Oruçluyken.
ORUÇ BAŞINA MI VURDU?: Senin bu şekilde abuk sabuk konuşman, davranman oruçlu olduğundandır. Yoksa böyle yapmazdın.
OYUN ETMEK: Hile yapmak.
OYUNA GELMEK: Başkasının hilesine düşmek.
OYUNCAK ETMEK: Ciddi şeyleri ciddiyetsiz hale getirmek.
OYUNCAK OLMAK: Hafife alınacak hale gelmek.
Ö
ÖDÜ BOKUNA GARIŞMAK: Çok Korkmak, ne yapacağını bilmemek
ÖKÜZ OLDU, ORTAKLIK BİTTİ: Ortaklığın sebebi ortadan kalktı.
ÖLDÜM FİYATINA: Çok ucuz.
ÖLENLE ÖLÜNMEZ: Ölüsü için çok uzun yas tutanları avutmak, onları normal yasama döndürmek için söylenen bir deyimdir.
ÖLLÜĞÜN KÖRÜ: Ölümün körmezliği.
ÖLME EŞEĞİM YAZ GELSİN: Maddi açıdan çok sıkışık bir durumda olan ve bir yerden para beklentisi içerisinde olup da bir turlu eline para geçmeyenler, kendilerini avutmak için söylenir.
ÖLÜ KİBİ YATIYOR: İs küç tutmuyor, sürekli yatıyor.
ÖLÜ UYKUSUNA YATMIŞ: Çok ağır bir uykuya daldı.
ÖLMÜŞÜZ DE AĞLAYANIMIZ YOK: Maddi açıdan kotu durumda olanlar icin kullanılır.
ÖLÜM ÇIKSIN: Bir şeye inandırmak için yapılan yemin.
OLUM VAR KALIM VAR: Dünya ölümlüdür, bunu göz önünde bulundurmalıyız.
ÖLÜMDEN DÖNDÜ: Neredeyse ölüyordu.
ÖLÜMLÜK DİRİMLİK: Yaslıların ölüm halinde harcanmak üzere ya da kötü künler için ayırdıkları paraya ölümlük, dirimlik denir.
ÖLÜMÜ GÖRESİN: Birine bir isi yapmaması için verilen yemin.
ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETMEK: Bir yığın olumsuzlukları ve güçlükleri köstererek konuşulan isin olmayacağına kesin gözüyle bakılırken, ani bir gelişme ile o isin biraz noksanı ile oluvermesi durumu.
ÖLÜMÜNE İŞ YAPMAK: Ölümü köze alarak, ölümüne neden olabilecek şekilde is tutmak.
ÖLÜP ÖLÜP DİRİLMEK: Çok zor anlar yasamak.
ÖLÜSÜ DE, DİRİSİ DE BEŞ KURUŞ ETMEZ: Beş para etmeyen insan.
ÖMRÜMÜ YEDİ: Omur boyu beni yıprattı, bana eziyet etti.
ÖRTBAS ETMEK: Duyulması istenmeyen bir şeyin üzerini kapatmak.
ÖNE DÜŞMEK: Bir isin yapılmasında önderlik etmek.
ÖZENE BEZENE: İtina ile seçmek, yapmak

P
PALAS PANTARAS: Düzensiz.
PAMUK GİBİ: Yumuşacık.
PARA TUZAĞI: İnsanlara yararı olmayan, gereksiz yere aile bütçesine yük olan şeyler.
PARA ETMEZ: Değersiz.
PARAYI KIRMAK: Çok para kazanıyor.
PARA İSTEME BENDEN, BUZ GİBİ SOĞURUM SENDEN: Para vermekle arası olmayanları anlatan bir deyimdir.
PARA VEREN ALTIN BULSUN: Kendine para verenler için yapılan dua.
PARA ZORUYLA: Paranın gücü ile yapılan, paranın gücü olmasaydı yapılamayacak olan isler.
PARACI: Paraya çok değer veren.Tek ölçüsü para olan.
PARANIN UCUNU GÖRDÜ: Devamı olan paranın az bir kısmını göstermek.
PARAN GEÇMEZ: hesap öderken misafire para verdirilmeyeceğinde söylenir.
PARÇA PİNCİK ETMEK: Param parça etmek.
PARAYI MEZARA MI GÖTÜRECEKSİN?: Para harcaması gerektiği halde cimrilik edenler bu şekilde uyarılır.
PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR: Alacağı şeyin karşılığı olarak para ödeyenlerin amaçlarına ulaşabileceğini anlatan bir deyimdir.
PARAYLA DEĞİL: Çok ucuz. Kelepir fiyata.
PALDIR KÜLDÜR KONUŞMAK: Kaba, anlamsız ve düzensiz konuşma.
PİSBOĞAZ: Boğazına düşkün.
PİSİ PİSİNE: Gereksiz yere.
R
RAHMETLİ OLDU: Öldü.
RAPORLU DELİ: Kafası normal değil.
RUHU BİLE DUYMAZ: Hiç haberi olmamak.
RUHUM SIKILDI: İçi daralmak. İçinde sıkıntı duymak.
S
SAĞ KÖZÜN SOL GÖZE FAYDASI YOK: En yakından bile fayda kelmeyeceğini anlatan bir deyim.
SAĞI SOLU BELLİ OLMAZ: Ne zaman ne yapacağı belli olmayanlar için kullanılan bir deyimdir.
SAĞ SOLU KURCALAMA: Buradaki eşyalarla oynama. Onlara dokunma.
SAĞIR SULTAN DUYDU: Herkes duydu, ama duyması kereken duymadı.
SABAH OLA, HAYIR OLA: Bu is bizi üzeceğe benziyor ama hele sabah
SAÇIP SAVURMAK: İsraf ederek elindeki zenkinliği yitirmek.
SACINI BASINI YOLMAK: Çok üzülmek, dövünmek.
SACINI SUPURGGE ETDİ: Çocukları ve yuvası uğruna kendini cok fazla yıpratmak.
SAKALIM YOK Kİ SÖZÜM DİNLENSİN: Yaslandım deneyimlerim arttı ama yine de sözüm tutulmuyor.
SAHİP ÇIKMAK: Yakını olduğu için arka çıkmak.
SAAT KİBİ ÇALIŞIYOR: Bir cihazın sağlıklı bir şekilde çalışması.
SAKIZ GİBİ YAPIŞTI: Israrcı olmak.
SALDIM CAYIRA MEVLAM KAYIRA:Kaderine terkedip Allaha bırakmak.
SALLANA SALLANA: Acele etmeden, duyarsız bir şekilde.
SALTANAT SÜRMEK: Krallar kibi yasamak.
SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK: Kimseye sezdirmeden birilerini kışkırtmak, bir şeyler yapmak.
SAP YİYİP SAMAN SIÇMAK: Kızkınlıktan, öfkeden çılkınca şeyler yapmak, kötü kötü konuşmak, saçmalamak.
SAPI SİLİK: Ahlaksız. Serseri.
SARI CİZMELİ MEMED AĞA: Kim olduğu belli olmayan biri.
SANA İKİ ÇİFT LAFIM VAR: Sen beni suçluyorsun, beni zorluyorsun ama bu iş bittikten sonra haklı olduğumu köreceksin. O zaman sana iki çift lafım olacak.
SEBAT ETMEK: Sadık kalmak, devam ettirmek.
SELAM VERDİK, BORÇLU ÇIKTIK:Yakınlık kurmaya çalıştık amma zararlı çıktık.
SEN EŞEK OLURSAN SEMER VURAN ÇOK OLUR: Sen iyi ve uyumlu olursan sana is yaptıran çok olur.
SEN SAĞ BEN SELAMET: Bir konuda iyi anlaşamayanlar ayrılırken bir daha körüşmeme arzusuyla bu deyimi kullanırlar.
SENİ BAΗA SAYIYLA MI VERDİLER: Seni ben döversem, öldürürsem benden hesap mı sorarlar.
SESİ BUNA GİTMEMİŞ: Bu melodiyi söylemek için sesi elverişli değil. Detone
SESİ SEDASI KESİLDİ: Sesi çıkmaz olmak.
SEVİNDİRİK DELİSİ: Sonradan körmelerin, içinde bulunduğu zenkinliğe sevinerek coşkun davranışlarda bulunmasını anlatan bir deyimdir.
SIÇAN DÜŞSE BUZDOLABINA KAFASI YARILIR: Bir evde olması kereken malzemelerin tükendiğini, anlatan bir deyimdir.
SIHHATLER/SAATLER OLSUN: Hamamda ya da berberde karşılaşanların birbirleri için ettikleri dua.
SIR SAKLAMAK:bildiği bir şeyi asla söylememek
SIRIM GİBİ: İnce, uzun.
SIRRA KADEM BASMAK: Bir daha körünmemek. Kaybolmak
SIRTINI SIVAZLAMAK: Başarısından ya da iyi niyetinden dolayı sırtına okşayıcı bir sekilde vurmak.
SIZIM SIZIM SIZILAMAK: Her yanı ağrımak, sızlamak.
SİCİM GİBİ: İnce ve hızlı bir şekildeyağan yağmur, akan közyaşı.
SONRADAN KÖRME, DİNİNDEN DONME: Böylelerinin toplumun değer yarkısının dışında davranışları olacağını anlatır.
SOKUR SOKUR SOKRANMAK: Bozulduğu ve kızdığı bir konu hakkında kendi kendine sesli olarak, kızkınlıkla konuşmak.
SOLAĞINA GELMEK: Ters tarafınakeldiği için tam anlamıyla çalışamamak.
SOLUĞ G.TÜNDEN ALMAK: Nefes almakta zorlanmak.
SOLUĞUNU TÜKETME: Kendini bos yere üzme.
SORGU SUAL YOK: Çok küvenilir insan.
SÖĞÜT GÖLGESİ Mİ?:Lokanta kibi, kahve kibi yerlere kelen ama bir şeyler yemeyen, içmeyenlere denir.
SÖYLEMESİ AYIP: Söz bası olarak söylenir. Örneğin zenkinlikten konuşurken, övünme olarak alkılanmaması için “Ayıptır söylemesi…”diye söze başlanır.
SÖZÜNÜ BALLA KESTİM: Birilerinin sözü kesilirken könül kırmamak için nezaket amacıyla söylenen bir deyim.
SÖZÜM MECLİSTEN DIŞARI: Bu kaba sözleri burada bulunanlar için kullanmıyorum.
SU DÖKÜNMEK: Yıkanmak.
SUDAN ÇIKMIŞ SIÇANA DONDU: İyice ıslandı.
SOFRASINDA KUŞ SÜTÜ EKSİK: Sofrada yiyecek her sey, hem de fazlasıyla var.
SULAK YERDE BÜYÜMÜŞ: Uzun boylu.
SURATI BOZUK: Sevimsiz,
SURATI SALLANMAK: Bir şeyden hoşnut olmadığını belirtmek için yüzünü asmak.
SURATI SİRKE/TURŞU SATMAK: Asık suratlı.
SULU GÖZ: Çok ağlayan.
SOĞAN ERKEĞİ: Sözünü keçiremeyen erkek.
SULUK GİBİ YAPIŞMAK: Çıkarı için çok ısrarcı olmak.
SÜMME HAŞA: Hiç öyle değil. Asla!
SÜRÜNCEMEDE KALDI: Cozumlenmemek. Uzadıkca uzamak.
SÜRÜNE SÜRÜNE: Çok zor şartlar altında.
SÜDÜ BOZUK: İyiliğin ve arkadaslığınkıymetini bilmeyen, iyiliğe kotulukle cevap veren.
SÖZÜMDEN DONDUM: Onceden oyle demiştim ama simdi cayıyorum.

Ş
ŞAKA GÖTÜRÜR: Yapılan sakaya bozulmaz.
ŞAPŞAL: Her söze karısan. Her iste kendini öne atan.
ŞAR ŞAR AKMAK: Hızlı sekilde suyun akması.
SAVKI VURMAK: Aydınlığı kelmek. Işığı oraya kadar kelmek.
ŞEŞİ BEŞ GÖRMEK: Yanılmak.
SEYTAN DOLDURUR: Silah şakaya kelmeyen, hafife alınmayan tehlikeli alettir. Onunla ulu orta oynanması kimsenin hoşuna kitmez. Silahla fazla oynayanlar “Dikkat et, şeytan doldurur.” Deyimiyle uyarılırlar.
ŞEYTANA PABUCUNU TERS GİYDİRİR: Şeytanın hilelerinden daha fazlasını yapabilecekler için söylenen bir deyimdir.

T
TADI DAMAĞINDA KALMAK: Cok beğendi.Yapılan bir isi ya da bir yemeği çok beğenmek.
TADI TUZU KALMAMAK: Ortamın huzursuz edici hale gelmesi.
TADINDA BIRAKMAK: Bir sakayı, birisi güzelken yerinde bırakmak.
TADINI KAÇIRMAK: Bir konuda abartılı davranarak başka insanları üzmek.
TAHSİL YAPMAK: Yüksek okul okumak.
TAKIM TAKLAVAT: Alet edevat.
TASI TARAĞI TOPLADI: Burada tutunamadı, ya da buradan uzaklaşmak durumunda kaldı.
TAŞ ATIP DA KOLUN MU YORULDU: Emeği geçmedi.
TAŞ ÜSTÜNE TAŞ KOYMAK: Ortaya bir eser bırakmak, yaptıklarıyla iz bırakmak.
TAŞI GEDİĞİNE KOYMAK: Tam zamanında diyeceğini demek.
Tatlı melem: Küzel konuşan, ama birilerine bir konuda zarar verecekse yumuşak konuşarak, fark ettirmeden zarar veren.
TAVSAN YAMACI AŞTI: Fırsatın kaçtığını anlatan bir deyimdir.
TAVŞANA KAÇ, TAZIYA TUT DEMEK: Görünüşte bir taraftan gibi olmak ama ikili oynamak.
TEK DURMAK: Uslu sakin durmak
TELAŞE MEMURU: Her isini telaşlı olarak yapan.
Tembel teneke: Tembel insanlar için kullanılan bir deyimdir.
TEMBELE İŞ BUYUR KENDİN YAP: İsyapma isteği olmayanlara bir iş buyrulduğunda takip edilmesi kerektiğini anlatan bir deyimdir.
TEMCİT PİLAVI GİBİ: Sürekli aynı konuyu konuşanlar icin söylenen bir deyimdir.
TENEŞİR PAKLAR: Ölünceye kadar bu huyundan vaz keçmez.
TERS TARAFINDAN KALKMIŞ: Sinirli ve kafası bozuk olmak.
TEVELLÜDÜ ESKİ: Yaslanmıs.
TIKO PARA: Pesin para.
TIMARHANA KACKINI: Deli kibi hareket eden.
TİĞNİYETİ BOZUK: Mayası bozuk. Ahlaksız.
DİKEN ÜSTÜNDE DURMAK: Bir yerde hemen kalkacakmış kibi rahatsız bir şekilde oturanlar için kullanılan bir deyimdir.
TİR TİR TİTREMEK: Çok üşümek.
TOHUMA KAÇMIŞ: Bir kız ya da birerkek yaslanıp da evlenmediği zaman “Tohuma kacmıs” denir.
TOHUMUNA BES KURUS PARA MI VERDİK: İsterse kebersin, benim yanımda hic değeri yok..
TOPRAKSI TOPRAKSI KOKUYOR: Cokyaslı, cok hasta. Olecekmis kibi.
TOZA BELENMEK: Üstünü basını toz toprak etmek
TOZU DUMANA KATMAK: kayretli bir
sekilde is yapmak, calısmak.
TÖVBE ETMEK: Bir daha o isi yapmamayasoz vermek.
TÖVBE TÖVBE!: Hic aslı yok.
TÖVBE Mİ?: Bir daha yapmamaları için çocukları sıkıştırmak.
TÜYÜ BİTMEDİK YETİMİN HAKKI VAR: Devletin malı üzerinde titizlik kösterilmesini anlatan bir deyimdir.
TÜKENMEZ MALI VAR: Cok zenkin.
TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALAMAZ: Sözünde durur.
TÜRKÜ DÜZMEK: Türkü bestelemek.
U
UCU BUCAĞI YOK: Çok keniş.
UCUNDA ÖLÜM YOK YA: Denemekten korkulmayan.
UCUNDAN KIYISINDAN: Tam anlamıyla değil.
Ucuz atlatmak: En az zararla kurtulmak. Şanslı olmak.
UCUZ PAHALI DEMEYİP SATMAK: İhtiyaç olduğu zaman satılarak paraya çevrilecek malın parasal değerinin altında da olsa hemen satılması kerektiği.
UÇAN KUŞA BORCU OLMAK: Çok borçlu insan.
UNU ELEYİP ELEYİ ASMAK: Yaşlanmak, işlerden uzak durmak
UZUN OTURMAK:Yarı yatmış durumda oturmak.
Ü
ÜÇE BEŞE BAKMAMAK: Beğendiği için masraftan kaçınmamak.
ÜMÜĞÜNE BASMAK: Boğazına çökmek.
ÜST BAŞ ALMAK: Kiyecek almak.
ÜSTÜN KÖRÜ: Bastan savma. Sıradan yapılan is.
ÜSTÜNE BİR TAS SU İÇ: Umudunu kes. O is olmayacak.
ÜSTÜNE YATMAK: BORCUNU ÖDEMEMEK.
Üstünü bastırmak: Üzerini örtmek.

V
VAKTİ SAAATİ VAR: Acele etme.
VALLA DE!: İnanamıyorum. Kerçekten mi? Yemin et.
VAR GERİSİNİ SEN HESAP ET: İnanması küç olayları anlatırken kullanılan bir deyimdir.
VARINI YOĞUNU ORTAYA DÖKMEK: Bütün sermayesini ortaya koymak.
VAY BUNU DİYEN SEN MİSİN?: Dediğime diyeceğime pişman ettiler.
VERDİ VERİŞTİRDİ: Hak ettiği sözleri söylemek. Azarlamak.
VERİLMİŞ SADAKAN VARMIŞ: Bir zarardan kıl payı kurtulanlar için kullanılan bir deyimdir.
VERİP VERİŞTİRMEK: Ağzına geleni söyleyerek karsıdakini paylamak.
VIKIR VIKIR KAYNAMAK: Cok kalabalık.
VIR VIR ETME: Çok konuşup rahatımızı kaçırma!
VIZ GELİR TIRIS KEDER: Bir şey yapamazsın. Sinek kibi vızlayarak gelirsin, hiçbir şey anlamadan tırısa kalkarak gidersin.
VUR ABALIYA: Alt tabakadakilerin her zaman ezildiğini anlatan bir deyimdir.
VUR DEDİK ÖLDÜRME: Bir insanın üzerine bu kadar kitme.
VUR PATLASIN CAL OYNASIN: Sorumluluk duygusundan yoksun olarak eğlenceye dalanları anlatan bir deyimdir.

Y
YA BU DEVEYİ GÜDECEK, YA BU DİYARDAN GİDECEKSİN: Bu isi kesinlikle yapmalısın, yoksa sen burada yasayamazsın.
YA HERRO YA MERRO: Ya riske kirerek bu isi yapar istediğimi elde ederim, ya da mahvolurum.
YALANCISI OLMAK : Başkasından duyduğunu diğer kişiye aktarmak.
YALINAYAK BAŞI KABAK: Başında örtü ayağında pabuç olmaması
YAĞ ÇEKMEK: Hoşuna kidici sözler söylemek.
YAĞ DÖK YALA: Çok temiz.
YAĞ TULUMU: Şişman.
YAĞLI KAPI: Paralı insan.
YAĞLI MÜŞTERİ: Her zaman iyi alışveriş yapan, ödemeleri aksamayan müşteri.
YAĞMASSAN DA GURLE: Gereken yardımı yapmasan bile yapacakmış gibi, inandırıcı sekilde konus.
YAĞMUR ÇİSELEMESİ: Hafiften yağmur yağmak.
YAĞMUR NEREYE YAĞARSA TARLAYI ORAYA GÖTÜRÜR: İlke olarak çıkarı neredeyse orada olan; kim kendisine çıkar sağlıyorsa onunla görüşmelerini sıklaştıran.
YAĞMIRDAN KACARKEN DOLUYA TUTULMAK: Zarar göreceği bir olaydan kaçarken daha çok zarar görmek.
AĞZI VAR, DİLİ YOK: Kendi halinde çalışan, zararı olmayan.
YABANA ATMA: Önemsiz zannetme.
YAKAMI KURTARANA KADAR NELER ÇEKTİM: İş yaptığı birinden daha çok zarar körmeden kurtulmak.
YALAN BORCUM MU VAR?: Neden yalan söyleyeyim?
YAMYASSI ETMEK: Ezmek.
YANA YANA ARARIM: Cok istekli bir şekilde aramak.
YANI SIRA: Yanında. Birlikte.
YANLARIM AĞRIR:Bacakların ağrıması
YAPIP CATMAK: Bir isi meydana ketirmek.
YAPTIĞINI YANINA GOMAMAK: İntikam almak
YARALI PARMAĞA İŞEMEZ: Bir konuda kayretine kerek duyulan, ama kendisi yardımsever değil.
YARIM AĞIZ CAĞIRMAK: Kelmesini istemediği birini, adet yerini bulsun diye isteksiz çağırmak.
YARIM YAMALAK: Bir işi eksik düzensiz yapmak
YARIM ALMA, KÖNÜL ALMA: Fazla değeri olmayan bir hediye ile könül almak.
YARIM YAMALAK: Tam anlamıyladeğil.
YAŞ YETMİŞ, İŞ BİTMİŞ: Yetmiş yasın üzerindekileri anlatan bir deyim.
YAŞI BENZEMESİN: Bunun yası da onun yası kibi kısa olmasın. Bunun ömrü uzun olsun.
YAŞINI BASINI ALMIŞ: Belli yasın üzerinde.
Yaşına doymamak: Bir güzel gün göremeden ölmek.
YAZ VAR GÜZ VAR: Bir insandan borcunu ödemesi istendiğinde, o kişi buna yanaşmıyorsa kullanılır.
YANGINDAN MAL KAÇIRIR GİBİ:Sanki elinden alacaklar gibi is yapıyor.
YEDİĞİ ÖNÜNDE YEMEDİĞİ ARDINDA: Her türlü ihtiyacı karşılanıyor. Hiçbir eksiği yok.
YEDİ CANLI: Birkaç kere yaralanıp ta ölmeyen.
YEDİ KAT EL: Akrabalık bağı hiç yok.
YEDİSİNDE NEYSE YETMİŞİNDE DE O:Çocukken nasılsa ileri yaslarda da aynı hareketleri yapan.
YEMEYİP İÇMEYİP YETİŞTİRMEK: Konuşulanları zaman kaybetmeden başkalarına anlatmak.
YEMİN ETSEM BASIM AĞRIMAZ: Gerçekleri biraz saptıran ama bu saptırmanın yalan olmadığına inanan.
YER YARILIP İÇİNE GİRMEK: Çok utanmak. O anda yerin dibine girip görünmemek.
YER YERİNDEN OYNADI: YAPILAN İŞ BÜYÜK YANKI BULDU.
YERDEN GÖĞE KADAR HAKLISIN: Tamamen haklısın.
YERE BAKIP YÜREK YAKAN: Utangaç olup da kendinden umulmayacak yüz kızartıcı isler yapan.
Yere göğe sığdırmamak: Çok değer vermek, çok övmek.
YERİ İYİ: Rahat bir yaşantısı var. Dirliği düzeni iyi.
YERİ ÖPTÜRDÜM : Hızlı bir tokatla yere düşürmek.
YERİM DAR: Bunları konuşmak için bulunduğum yer uygun değil. Bunları başka yerde konuşalım.
YERİNDE BİR AVUÇ KURT KAYNIYOR: Yerinde duramayanlar için söylenen bir deyimdir.
YERİNE DÜŞMEK: Bir isi yaptıracak iyi bir ustaya, ehil bir sanatkâra düşmek.
YERİN DİBİNE BATTIM: Çok utandım
YER MİSİN, YEMEZ MİSİN?: İyice dövmek.
YENİ YETME: 16-20 yas arası olup da mesleğinde ya da yaptığı iste yeni ve acemi.
YIKILACAK YER ARAMAK: Bir işi yaptırmak bir para ödetmek için bazı oyunlar oynamak.
YIL ON İKİ AY: Sürekli. Kesintisiz.
YIRTIK DONDAN CIKAR GİBİ:Yerli yersiz laf konuşanları azarlamakiçin kullanılan bir deyimdir.
YİYİCİ TAKIMI: İs üretmeyen, yemek tüketen.
YİYEMİYCEN BOKUN BASINA GEÇME: Aklının ermediği, beceri ve yeteneklerinin dışında olan bir ise kalkışma.
YOĞURT CALMAK: Yoğurt mayalamak.
YOKUS YOKARI: Rampa yukarı.
YOK DEVENİN BASI: Daha neler… O kadar da değil…
YOK, YERE: Gerekmediği halde. Boşu boşuna.
YOKLAMA ÇEKMEK: Sınamak. Niyetini öğrenmek.
YOL YOLAK BİLMEK: Neyin nasıl yapılacağını bilmek.
YOL YORDAM BİLMEK: Neyin nerede nasıl yapılacağını bilmek.
YOLA ÇIKMAK: Yola koyulmak.
YOLA DÜŞMEK: Bir yere kitmek üzere yola koyulmak.
YOLGEÇEN HANI: Herkesin uğradığı yer. Ayakaltı.
YOLSUZ KALMAK: Parasız kalmak.
YOLUNDA ÖLMEK: Cok sevmek.Onun uğrunda olumu köze almak.
YOLUNU BULMAK: Bir isten kendisi için küçük çıkarlar sağlıyor.
YORGAN DÖŞEK YATMAK: Hasta yatmak.
YÜRÜ BOYUNU GORELİM: Hadi bakalım sen bu isi yapabilecek misin? Birde seni korelim.
YUMUŞAK BASLI: Uyumlu. Uysal.
YÜKSEKTEN ATMAK: Yaptıklarını, yapacaklarını abartılı bir şekilde anlatmak.
YÜKSEKTEN UÇMAK: Abartılı bir beklentide olmak.
YÜKÜNÜ TUTMAK: Zenkin olmak.
YÜREĞİ ACIMAK: Karsıdakinin içinde bulunduğu duruma üzülmek.
YÜREĞİ DAYANMAMAK: Durumlarına çok acımak.
YÜREK HOPLAMASI: Cok korkmak.
YÜREK TÜPÜRTÜSÜ: Hep bir panik hep bir telaş içinde beklemek.
YÜREĞİM SIZLADI: Bir olaya üzüntüden yüreğinde sızı duymak.
YÜREĞİ YUKA: Acıma duykusu fazla.
YÜREĞİM AĞZIMA GELDİ: Cok korktum.
YÜREĞİM KALDIRMIYOR: İçim elvermiyor. Bu duruma içim razı değil. Çok üzülüyorum.
YÜREĞİME OTURDU: Çok ağırıma kitti. Etkisinden kurtulamadım, rahatsız oldum.
YÜZ KÖRÜMLÜĞÜ: Yeni kelinin yüzündeki örtüyü açması için verilen hediye.
YÜZ VERİRSEN ASTAR İSTER: Yardım ettikçe daha çoğunu isteyenler için kullanılan bir deyimdir.
YÜZ VERMEK: Birilerine umut vermek. Yakınlık köstermek.
YÜZ YÜZE BAKAMAYACAK DURUMA GELMEK: Bir daha konuşamayacak, körüşemeyecek kadar araları bozulmak.
YÜZ YÜZE BAKAMAYACAK SÖZ SÖYLEME: Bir kırkınlık sırasında yüz yüze bakılmayacak kadar ağır söz edilmemesi gerektiğini anlatır.
YÜZÜP YÜZÜP KUYRUĞUNA GELMEK:Yapılan bir isin sonuna kelmek.
YÜZÜ KOYUN YATMAK: Ağzı ustu yatmak, uyumak
YÜZÜ YOK, ALLAH’I VAR: O burada değil ama çok iyi bir insan.
YÜZÜ YUMUŞAK: Söz dinler, iyi huylu.
YÜZÜM YERDEN KALKMIYOR: Cok utanıyorum.
YÜZÜNDEN DÜŞEN BİN PARÇA: Canı sıkkın. Morali bozuk.
YÜZÜNE BAKANIN KIRK KÜN KISMETİ KESİLİR: Sevimsiz, uğursuz insan.
YÜZÜNE BAKMAZ: Tenezzül etmez.
YUZUNE KOZUNE BULASDIRDI: Elindeki imkanları iyi kullanamadı, yaptığı isi berbat etti.
YÜZÜNE VURDUM: Yaptığı yanlısı karsısına keçerek söylemek.
YÜZÜNÜ EKŞİTMEK: Bir şeyi beğenmediğini mimiklerle belirtmek.
YÜZÜNÜ GOREN CENNETLİK :Seyrek körülen insanları anlatan bir deyimdir.
YÜZÜNDE AR PERDESİ YOK: Her şeyi rahat konuşan, utanmaz,
YÜZÜN DİYE SÖYLEMİYORUM: Sen buradasın diye söylemiyorum, her zaman her yerde seni ovucu sözler söylerim.
Z
ZABIN GİBİ OLMAK: Parasız kalmak,
ZAMANE COCUĞU: Keleneklerinden habersiz büyüyen çocuk.
ZAR ZOR: Çok küç.
ZART ZURT ETMEK:İleri keri konuşmak.
ZANK DİYE DURMAK: Birdenbire durmak.
ZANKADAK DURDU: Birinin ya da bir olayın aniden durması.
ZEBELLAH GİBİ ADAM: Çok iri yarı adam.
ZEHİR GİBİ: Çok acı. Yaptığı her işte uyanık ve dikkatli olan; bir isi ya da olayı çabuk kavrayanlara “Zehir kibi.” deyimi kullanılır.
ZEYTİNYAĞI GİBİ SU YÜZÜNE ÇIKMAK: Haksız bile olsa kendisini haklıymış kibi köstermek.
ZENGİN KALKIŞI YAPMAK: Misafirlikteyken birdenbire kalkarak müsaade istemek.
ZIR CAHİL: Aşırı cahil, bilkisiz, kaba insan.
ZIR DESEM AĞLAYACAK: Olaylardan çabuk etkilenerek ağlayan.
ZIR ZIR ETME!: Çok konuşarak sinirlerimi bozma!
Hınca hınç dolu: Bos yer kalmamacasına dolu.
ZIR DELİ: Tam deli.
ZIVANADAN CIKMAK: Sinirlenmek
ZİFİRİ KARANNIK: Göz Gözü körmeyecek kadar karanlık.
ZOBAYI KALAMAK: Sobayı yakmak.
ZORU ZORUNA: Zorlayarak
ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER: Hiç olmayacak yer ve zaman…
ZÜĞÜRT TESELLİSİ: Gücünün yetmediği şeylere sahip olamayasına bir kılıf bularak kendini avutma.

SİVRİHİSAR DEYİMLERİ

SİVRİHİSAR’A ait çok anlamlı, bazen karşılık dahi bulamadığımız bazı deyimlerde vardır. Onlardan bazıları şöyledir. Yeni konu çalışacak insanlara yol açmak adına bunları karşılıksız bıraktım. Sürç-i lisan etmişsem affola…
Adama fesini ters giydirmek.
Adamın yere bakanından kork.
Adın ne reşit, bi söyle bin işit.
Ağaçtan yukarı yol gitmez.
Ağızdan akıllı.
Ağlayan destiye, sirke kurulmaz.
Ağzı açık ayran delisi.
Ağzı daha süt kokuyor.
Ağzımızla halt ettik. Kartal pınarına temizlemeye gidiyom.
Ahım gitti vahım kaldi.
Ahiret suali sormak
Akıllıya bir bağ sarımsak sermayedir.
Aklı bir karış havada.
Aklına eseni yapmak.
Akli olmayan çavuşlar döner bo..nu avuçlar.
Aklima gelen başuma gelir.
Akşam güneşi güzele vurur.sabahınki sidikliye
Akşamun işini sabaha bırakma.
Ala göze sürme mezedir, bu gün bize yarın sizedir.
Alacağım olsunda, ala kargadan olsun.
Alacağına güvenipte borca girme.
Alacaya garaca yakışmaz.
Alan razı, veren razı.
Alanda satanda memnun.
Alışmadık kıçta don durmaz.
Âlimden zalim, zalimden âlim doğar.
Allah boy vermiş, kaldırıp koyvermiş.
Allah dağına göre fırtına verir.
Allah tan sıska, ne yapsın mıksa.
Allah’a bir can borcum var.
Allah’ın Rahmetinden kaçılmaz.
Anadan gören sofra düzer, babadan gören oda düzer.
Anadan olur buzağı, dökülür çamın kozağı.
Anan soğan, baban şeker, sen nerden oldun nebe şeker.
Anasına bak kızını al.
Arabayı duvara vurunca yol gösteren çok olur.
Arap eli öpmekle, dudak kara olmaz.
Arayit-e kar yağar. Kuzören çilesini çeker.
Arı baldan kaçmaz, tüsgüden kaçar.
Arkasi açılmak
Armudun sapı üzümün çöpü.
Armut dibine düşer.
Arpa samanıynan, tezek dumanıynan belli olur.
Artık aş göz mü çıkarır.
Aşım var göceden, gaygım yok gocadan.
At ölür tayı kalır, katırın neyi kalır.
Atarlar yün ederler, teperler keçe ederler, sivriltir külah ederler, giy başına git işine.
Avradın dolaşığı, sabaha bırakmış bulaşığı.
Avradın iyiyse gir oyna çık oyna, avradın kötüyse gir ağla çık ağla.
Avrat başından, avlu gaşından belli olur.
Ayağı kademli gelmek.
Ayağını sıcak tut, başını serin.
Ayda gelen gül üstüne, her gün gelen kül üstüne.
Ayıkla pirincin taşını.
Aynı hamam aynı tas.
Aza koyuyorum almıyor, çoğa koyuyorum dolmuyor.
Azıcık aşım, kaygısız başım.
B.kunda boncuk mu bulduk.
Bal parmaklanır, yağ tırnaklanır.
Bal yiyen baldan usanır.
Baş çıkmayan yerden, göz yaşı çıkmaz.
Başı darda olmak.
Başından büyük işlere girişmek.
Başkasının ipiyle kuyuya inilmez.
Bedava sirke baldan tatlıdır.
Beni yağ yidi yaptı.
Beş kuruş verdik konuşturduk. On kuruş verdik susturamadık.
Beş parmağında, beş parmak kara.
Bidiki ekmek katığı yap.
Bindiği dalı kesmek.
Bir adamın ya uçar kuşu, yada döner taşı olacak.
Bir baltaya sap olmamak.
Bir dönüm bostan, yan gel oğlum Osman.
Bir eli yağda bir eli balda.
Bir kız’ı on kişi ister. Birine nasip olur.
Bir pireye yorgan yakma.
Bir yaşına daha basmak.
Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.
Biz Eşek olduktan sonra binen çok olur.
Bizim eşek de bu havadan gitti.
Bizim kız bizden kaçar, önünü koyar arkasını açar.
Borç yiğidin kamçısıdır.
Boşa goydum dolmadı,doluya goydum almadı.
Bu adam evi kavı yiyecek.
Bu iş ne ondurur, nede öldürür.
Bu kadar tavuğa bir horoz lazım.
Buğday değirmene gitmeden un olmaz.
Buluttan nem kapmak.
Bundan sonra et olupda, ekmek üstüne gelmez.
Burası dağ başımı.
Burnu bir karış havada olmak.
Burnunun dikine gitmek.
Buyurun cenaze namazına.
Buz kesmek
Büyük lokma ye , büyük söz söyleme.
Cami duvarına işemek.
Cami yıkılsa mihrabı galır.
Can çıkar, huy çıkmaz.
Cart parası, curt parası.
Ceviz/fındık kabuğunu doldurmamak.
Ciğerini sökmek.
Cin olup adam çarpmak.
Cingan çalar kürt oynar.
Cinsdir çeker, soğandır kokar.
Çakı gibi olmak.
Çalımından yanına varılmaz.
Çarşıdaki kasabın etine kelem börttürülmez.
Çarşıdan et gelmeden kelem börttürülmez.
Çaya süre geldim, boy’a süre gidiyorum.
Çencerede çöp yok, içinde heç yok.
Çocuğa iş buyur, kendin peşinden git.
Çok sinsi adamsın.
Çulu çabutu toplamak.
Damarın çekmeden gitsin emi.
Damdan düşen yanıma gelsin.
Dana ne kadar büyük olursa olsun, hep anasını emermiş.
Dedesi goruk yerken, torununun dişi gamaşırmış.
Dediği dedik, çaldığı düdük.
Deli dana gibi dolanmak.
Deli deliden, imam ölüden hoşlanır.
Delik büyük amma, yama güccük goşum.
Delim var dediğine değer.
Deliye her gün bayram.
Dene deneye eş olur,iki dene bir kaşık aş olur.
Denizde kum ben de para.
Dertsiz başım, gaygısız aşım.
Desti kırıldıktan sonra, akıl veren çok olur.
Dilini eşek arısı soksun.
Doğduğuna pişman etmek.
Dokuz dereden su getirir
Domuzdan bi kıl koparmak kardır.
Donundan bir ip çeksen, yedi yaması dökülür.
Dostlar alış verişte görsün.
Dökülen su dolmaz.
Dört ayak üstüne düştün.
Düğün aşıynan misafir ağırlanmaz.
Düğüne gider zurna beğenmez, hamama gider kurna beğenmez.
Dükkan kapısı hak kapısı akmasa da damlar.
Dünya yansa içinde senin hasırın yok.
Düşde gör.
Düşün düşün b.ktur işin.
Eden bulur.
Ekmeği kendinden süreze kavgaya gitmek.
Ekmeğim saçta. Esbabım taşta kaldı.
El eli yikar,elde yüzü.
El elin eşeğini ıslık çala çala arar.
Elde avuçta yok.
Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde gelmez.
Ele güne gaşı.
Ele güne muhtaç olmak
Elin akıllısından bizim delimiz iyidir.
Elin atına binen tez iner. .
Elini sıcak sudan soğuk suya sokmaz.
Entari göz mizan, eşek yarım okka, sıpa yüz dirhem.
Erken öten horozun kafasını keserler.
Eşeği dürten os…na katlanır.
Eşeğin istediği yere.
Eşeğin kulağı kesilmekle, at olmaz.
Eşeğin kuyruğu gibi ne uzar, ne kısalır.
Eşek elin, zerdeli emanet, düştük yola sonumuz hayra alamet.
Eşek geldin eşek gidecen.
Eşek hoşaftan ne anlar, suyunu içer denesi kalır.
Eşekten doğar katır, ne hal bilir ne hatır.
Eşşe binmek bir ayıp, inmek iki ayıp.
Et taze ise tak şişe, pişti ise ver dişe.
Eti senin kemiği benim.
Etten yana ayrı, etekten yana ayrı.
Ev üstüne ev olmaz.
Eveleyip, geveleyip durma.
Evveliniz bir damla su, ahiriniz bir avuç toprak.
Fakirin eteğine bir avuç gavurga dökmüşler. Oda etim yandı diye döküvermiş.
Feleğin çemberinden geçmek.
Feneri yolda söndürmek.
Fincancı katırlarını ürkütme.
Firildak gibi dönmek.
Gambersiz düğün olmaz.
Gardaş gardaşı bıçaklar, döner kucaklar.
Gardaş gardaşın ne öldüğünü ister, ne onduğunu.
Gece kuşu olmak.
Gecenin hayrından, gündüzün şerri iyidir.
Geleceği varsa göreceği de var.
Gelin ata bindi, ya kısmet dedi.
Gelin gibi süzülmek.
Gençliğine doymamak.
Gırayı gış, bulaşığı iş etme.
Giyeceksem çulum yeter, yiyeceksem yalım yeter.
Göle yoğurt çalmak.
Gönülsüz davara giden itten, hayır gelmez.
Götü yere yakın olandan korkacaksan.
Göz görmeyince gönül katlanır.
Göze gelmek.
Gözünü dört açmak.
Gülenin mali ağlayana hayır etmez.
Gün yüzü görmemek.
Gündüz külahlı, gece silahlı.
Günü güne eklemek.
Gürle de yağmazsan yağma.
Ha Sen! Ha Hesar’lı Süleyman.
Hacı baba güldürt.
Hakıklar gibi önlü arkalı yürümeyin.
Hakir görme kimseyi hiç kimse boş değil.
Ham ahlat gibi boğazıma durma.
Haram para ile payidar olunmaz.
Harman veresiye.
Hasbam garipçeden su içmiş, met helvasına aş erer.
Hasedinden çatlamak.
Hatice’ye değil, neticeye bak.
Hay guzum, bal ballanır, al allanır, sal sallanır.
Haydan gelen huya gider.
Helva tartıyla, pilav ölçüyle, ille de bulamaç pişirmesi.
Hem 25 kuruş, hem şöför mahalli.
Hem balık tutayım diyorsun. Hemde kıçım ıslanmasın.
Her akıl bir olsa, koyuna çoban bulunmaz
Her kafadan bir ses çıkar.
Her taşın altından o çıkar.
Her yerin develik damı gibi açık.
Herkes kapısının önünü süpürse böyle olmaz
Herkes kendi evinin kıblesini bilir.
Hırsızın hiçmi suçu yok.
Hoş geldin. Gelinim evimize, ayağınla kadem, başınla dövlet ola.
Huylu huyundan vazgeçmez.
Isıracak köpek dişini göstermez.
İçi seni dışı beni yakar.
İçki efeyi susturur, korkağı coşturur.
İğnenin deliğinden geçmek.
İki çıplak bir hamama yakışır.
İki günlük seyisliğin var. On günlük At b.kunu karıştırıyorsun.
İki kuzu, bir oğlak, sığmaz heybeye.
İki şinik bir ayar, ileşberi kim sayar.
İlle de odunum.
İmam osurursa cemaat sıçar.
İnce eleyip, sık dokumak.
İpe un sermek.
İpsiz sapsız dolaşmak.
İriyi yedin, diriyi yedin, gözü bana mı diktin.
İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki.!
İşi bileceksin işe gitmeyeceksin, sorana da işten geliyorum diyeceksin.
İşten artmaz dişten artar.
İt ite buyurur itte kuyruğuna.
İt iti ısırmaz.
İte dalaşacağına çalıyı dolaş.
İti an çomağı hazırla.
İyi adam sözünün üstüne gelir.
İyi kızı eller över, deli kızı anası över.
Kabağı yiyen girsin güve.
Kaç kaçar, göç göçer, deli kız kulak deldirir.
Kaçanın anasi ağlamaz.
Kambersiz düğün olmaz.
Kapını iyi kapa, komşunu hırsız etme.
Kapıya bağlanacak köpek değil.
Kar üstünde yürür da izini belli etmez.!
Kara kaplı kitap.
Karayemiş yaprakları ne zaman tüşer, pu iş olur.
Kargalarda benim tavuğum, yumurtlamadıktan sonra.
Karı sözü uyulursa hamamda haşlanılır, yağmura yaşlanılır, geriye bir tek taşlanması kalır.
Kaşıkla verir, kepçe ile gözünü çıkarırsın.
Katıra baba kim demişler. Dayım at demiş.
Kayaya kalbur eleği asmak.
Keçinin uyuzu, pınarın gözünden su içer.
Kedi olalı bir fare tuttun.
Kedi uzanamadığı ciğere mundar der.
Kelin ilacı olsa kafasına sürer.
Kependeki keleme burada et dövme.
Kependen gelen yağmura kepenek germe.
Kepenin kelemine görünce Trabzonun lahanası kahrından kızarmış.
Keskin sirke küpüne zarar.
Keyfimin kâhyası misin?
Kıçına gına yak.
Kırdığı ceviz kırkı aştı.
Kırkından sonra azanı teneşir paklar.
Kışın yaba, yazın soba alacaksın.
Kız halaya oğlan dayıya benzer.
Kızdığım dağın odununu yakmam.
Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla.
Kiler yandı sıçana da kalmadı.
Kimse yoğurdum kara demez.
Kimseyi hor görme.
Kocanın iki kaşığı varsa birini kıracaksan.
Koçluk kuzu, ağılda belli olur.
Komşu gızı almak, kalaylı kaptan su içmeye benzer.
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.
Kopan urgan kalınsa, düğüm atmak zor olur.
Koynunda yılan beslemek.
Koyun can derdinde, kasap et derdinde.
Koyunun iyisini sürüden ayırmazlar.
Köpeğin duası kabul olsa gökten kemik yağardı.
Köpek sevmediğine çok ürer.
Köpek yaşlanınca, kurdun maskarası olur.
Kör dövüşü.
Körün istediği iki göz, biri eğri, biri düz.
Kuru, kuru kurbanın olayım.
Kurunun yanında yaş da yanar.
Kuşa benzemek.
Kuşun boklusu yuvada kalır.
Kuyruklu yalan.
Küçük taşa kıçını silme.
Küp kırılınca yol gösteren çok olur.
Küpe girmeden sirke olma.
Madem biliyon g.tün huyunu, niye içiyon kuyunun suyunu.
Malım karşımda aklım başımda.
Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
Mayasıllı g.t gibi vıgırdama.
Meteliğe kurşun atmak.
Modinin İsmet bile senden iyi oynar.
Nalları dikmek.
Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz.
Ne kızı verir, ne de dünürcüyü küstürür.
Ne umuyon bacından, bacın ölüyor acından.
Ne yapayım, koyun almaz, kuzu emmez.
Nerde beleş orda yerleş.
Nereye gidersen oranın düdüğünü öttüreceksin..
Niyetin nere menzilin ora.
O kadar kusur gadı gızında da var.
O konuşursa bu düşünür.
Oğlun akıllıysa ninesin malı, oğlun deliyse gine ninesin malı.
Ortalığı velveleye vermek.
Ortalık ala gıcırdım boz duman.
Öcek der gelir, böcek der gidersin.
Öküz altında buzağı arama.
Öküz öldü ortaklık bozuldu.
Öldüyse rahmet, kaldıysa selamet versin.
Ölenle ölünmez.
Ölme eşeğim ölme, yonca biter yersin.
Ölüyü çok yıkarsan ya os… ya sı.ar.!
Ön teker nerden giderse, arka tekerde ordan gider.
Önü harman savurur, arkası gavurga gavurur.
Pabucu dama atılmak.
Papaz harmanı gibi.
Para akıl öğretir, don yürüyüş.
Para peşin kırmızı meşin.
Paran varsa bakıra, artarsa katıra yatır.
Paran yoksa, etrafında dostunda kalmaz.
Pehlivan güreşte, çimen güneşte belli olur.
Pekmezden olmaz şeker, herkes nesline çeker.
Peynir ekmek gibi.
Pişmiş kelle gibi sırıtmak.
Rüzgar esmeyince yaprak sallanmaz.
Rüzgara karşı iş.mek.
Sabaha tarhana, öğleye gözleme, akşama bulama.
Saçını süpürge etmek.
Sağı solu kolaçan etmek.
Sağır sultan duydu.
Sakalda oturupta, bıyığı yolma.
Sakalım yok ki sözüm dinlensin.
Saman altına su salıp üstünde ezan okumak.
Saman devri geçti, şimdi duman devri.
Samanın sarısını mart’a koy, sarı öküzün derisini arda koy
Sap benimse, samanlık senin.
Sen bu kafa ile daha çok yaya kalırsın.
Sen hot, ben hot, bu ineğe kim verecek ot.
Senden büyük Allah var.
Senin çaldığını Ha Babanın Süleyman da çalar.
Sev beni seveyim seni, sevmezsen sen beni, neyleyim seni.
Sırık gibi dikilmek.
Sinek pis değil, mide bulandırır.
Soradan görme
Söz büyüğün sus küçüğün.
Sözüm meclisden dışarı
Su akarken, destiyi doldurmak lazım.
Suratı beş karış.
Suya gitmek salıncak, ev süpürmek oyuncak.
Suyunun suyu.
Sülük gibi yapışmak.
Sütü bozuk olmak.
Şeytanin bacağını kırmak.
Şüpheli can cennete varmaz.
Tabanları yağlamak.
Tahtası noksan.
Tarlayı taşlı yerden, kızı gardaşlı yerden alacaksın.
Taş taş üstüne koymamak.
Tavuk var kazdan güzel, gelin var kızdan güzel.
Tencere yuvarlandı kapağını buldu.
Tere yağından kıl çeker gibi.
Testi kırılınca yol gösteren çok olur.
Tıngır elek, tıngır saç, elim hamur karnım aç.
Tıs- Tıs-Tırans-Tıs-Tıs-Tırans (Sivrihisar da Hallaç yün atanların kullandığı nakarat.)
Tost peni körsun da pi soğan kabuği osun.
Tuzsuz helva gibi sallanma.
Uçan kuşa borcu olmak.
Umut dağın ardında.
Un, şeker, yağ hazır. Niye helva yapıp yiyemiyoruz.
Ununu eleyip, eleğini asmak.
Uyku başına sıçramış.
Üç elli yaz belli.
Vur aşağı, al yukarı.
Ya herro ya merro.
Yağmurlu suda tavuğa su veren çok olur.
Yamalık arkaya çöver, herkes kendini över.
Yana yana kül olmak.
Yaptin bir hayır, tut baçağından ayır.
Yaş kemre ye şiş gibi geçmek.
Yatan eşeğe saman yok.
Yatan ölmez, yeten ölür.
Ye kabağı, salla göbeği.
Ye keşke, yat döşşe.
Ye kürküm ye.
Yedi ceddine söver.
Yer yarıldı sanki, içine girdi.
Yere bakan yürek yakan.
Yerinde yeller eser.
Yiğidin malı meydanda.
Yoz sığırına saman verilmez.
Yörük sırtından kurban kesmek.
Yufkayı yapanda yer, geriden bakanda.
Yumurtadan çıkmışta kabuğunu beyenmez.
Yüz verdik deliye, galgıdı çıktı halıya.
Zengin helvasını balla pişirir, fakir dü köftesine un bulamaz.
Yanlış teleffuz edilen bazı deyimler vardır. Birkaç örnek vermek gerekirse;
“Güzel bakmak sevaptır.” değil “Güzel bakmak sevaptır”.
“Azimle sıçan duvarı deler ”değil “Azimli sıçan duvarı deler”
“Göz var nizam var “değil “Göz var izan var.( İzan: anlayış anlama yeteneği.)
“Eşek hoşaftan ne anlar!” değil “Eşek hoş laftan ne anlar”
“Aptala malum olurmuş” değil “Abdala malum olurmuş” (Aptal: şalak alık. Abdal: derviş)
“Kısa kes Aydın havası olsun” değil “Kısa kes Aydın abası olsun ”(Aba giysi. Aydın efesinin abası kısa ve dizleri açıktır.)
“Su uyur düşman uyumaz” değil “Sü uyur düşman uyumaz”(Sü: Asker)
“Saatler olsun” değil “Sıhhatler olsun” (sıhhat: sağlık)
” Su küçüğün söz büyüğün” değil “Sus küçüğün söz büyüğün”
“Elinin körü” değil “ölünün kürü” (Kür: mezar gömüt)
“Sıfırı tüketmek” değil “zafiri tüketmek” (zafir: soluk)
.”Enikonu” değil “önü sonu…

SAYGILARIMLA/NecmiGÜNAY/2014

Kategoriler
Sivrihisar Kültürü

Sivrihisar’ca

SİVRİHİSAR YÖRESEL ŞİVESİ

SİVRİHİSAR’DA KULLANILAN ŞİVELER
A şu oynayan bem gelin olmadan gidesice
Aaşa napan nerden gelin gız
Abam arabaşı dökmüş,bensiz valaa yimezler.
Abbah pek bahalıymış lennn
Abo osdurgan tasin geliyor
Ahh guzum,kapkara kararmışında,sapsarı sararmışın…
Alaasen sus gari garnım gatıldı
Alasen ilenip durma oh guzum
Alım aşkına doğru konuş sacı sakalı aarısaca
Allah bin beynini
Allah cezanı vermesin
Allah gılına versin sokum sokum sokranır
Allamat verdim ilenme
Allasen garnını doyur.bak allamat verdim
Alllah dürtülü kakıla gal emi
Almadan gidesiceler
Amaan yeter gari başımı ütüledin.
Amaın sesanası böön yüklencemiş
Amanııın gaç gız ol.
Amanın bunlar hamamda gurnayı düğünde zurnayı beğenmez apdılla aga
Amanın günnerin hec hökmü yok
Amanın nemize gerek herif.naparlarsa yapsınlar.polisliğe neyin götürüller allah etmeye
Amanın pek gadın gözel kel şevkabam
An deye gomuşum
Ana gıı akşama bi su böree yapta çayınan yiyivirem..
Anam tezek yapcas
Anan napar,
Anilaillallah ölemi haggat
Anlatımı tam bir roman. altınıza siyersiniz gavur çocukları… beni fazla konuşturman
Annah nedii öle edersiniz,ayıp değimi
Asgerden uzesan geldi.
Aşa ebenden eccik mürebbi iste.
Aşaba bidiki çalçak yoort ver
Aşama ne yiycez
Aşşa malenin veletleri pek azaysız.
Baçaya gübre saçdıydım pavkırdı.
Bakla/Badılcanın okkası gaça
Bayramlık bi dakım urba dikindim.
Bazarda onbaşıların zaleyi gördüm
Bıldır bu vakıt fasille toplardık gışında börttürüp yirdik pek hora geçerdi
Bıldır bu zamanlar hangırdaydık .şimdi hangırdayız
Bıldır iyiyimdi şindi hiç hayrım yook
Bi hebbe ver.keşgee vurdunnu gız.
Bi helke su dökünüvür
Bicamanın pırpıtı çıkmış.
Bide laf atmadan geç, anam bi söylen bin işidin gali…
Bidiki tereziye dokanıvır.
Biri bişii aldimi beem yürem pek gakar-
Bizim koyun zıbarmıs,pertleyisice,
Bizim tavuklar nerelere yımırtlar bilmen
Bobaçça var yinni.
Borda kapı açda goyunlar girsin.
Bön erken yatcam
Bön sırıkta ne filmi var
Böön annem bazlamaç ve bide pişirdi
Böön kına gecesi.saba güve hamamı.öyle damat giyimi.aşama düyün.gireye damat tıraşı.gelin getirme.aşama güve guyması.girertesi güve kaldırımı.
Böörlerim batıyor zıbarasıca,
Böyük baba ırbığı eletiyimmi?
Bu kompillerde pek gıli gıli
Bu veledinde heç duraga yok,
Bugün uğraşamam seninle yat zıbar,
Canım halva (helva)istedi,aba gııı
Cete(otobüs) bindirivirin beni oh guzum,
Cingan gofalaa
Combalak kılma guzum bağırsaan azına gelir.
Çabıt pala pek esgimiş.
Çarşının göbende ilezir etti beni sıracalının çocuu..
Çemkirmeden git emi..
Çenelin altında durma gafana tula düşcek
Çorapsızın evin annacında sevgi abamın evi var.
Daklaşma tek dur.
Davar gütmeye gitcem
Demirci arastasından geciverem
Dımdızlak galmışın
Dızıka dızıka gittim
Dızıkıvır eccik.
Dizlerim sırım sırım sızlar başım zangır zangır aarır
Dizlerimde oklaaç gibi oldu
Donumu yamaycam
Döküle galma emi tola dudaklı
Döşşemizi serdik yatcaz gari,
Duvara mıhı çakamadım,
Duydungu aşanın gız sözlenmiş. Essah mı gııı. Amanın gaç gız ol o gızdan garı marı olmaz
Ekmeen arkasına tandıra keşgek koycam
Eli kulanda/başında varmı (aspirin)
Elim yağlı oynamaycam gali
Eline ayaana nüzul inesice
Emmim hasda olmuş cankurtaranınan şere götürmüşler
Esamı den alaşgına
Esbabları yun hepsinide tokaçlan ha bakin.bidikide abam yusun.
Esbapları yudun mu gııı?
Espap yuycam gııı,
Espapların akını ayrı yudum gökünü ayrı yudum aklar pek agarmadı
Fadime gii sakomu ver
Filim bitti huso al tesbiyi topla başişleri
Gahvenin gaynaması insanı,sıpanın oynaması eşşe başdan çıkarır
Galdı mayarı geyin fıtayı alında bide gelin hamamına götürün pek kirlendim onatcacıkca keseleyip yıkayın
Gali akşam oldu örtüleri seriverin
Ganaat ossun bak. Hakkat mi den . Essa derin.
Gancık yalanmasa erkek dolanmaz
Gapıyı gıygaç bırak.kapıyı körekledinizmi? Kapıyı tırkazlayın. Gapıyı çekivir.
Gapıyı gıygaçlayıvır hava girsin
Garı galk bi çay demlede içem.
Gartalaçları suladınnı?üç dürge suladım abam
Gavur baglarına bayam(badem) silkmeye gitcez amma bamat(bekçi) var,
Gavurga gavurunda yiyeem.
Gayınnadan bi dene ileşber altın
Gayinnaminan pek gadin gecindik hec cekişmedik
Gazanın ateşine dört badılcan sokuvur
Ge bakaam annacıma oturuvur
Ge bakaam yiğenim sen kimlerdensin, kimin oğlusun bakiin
Ge gız bidiki kelam edem dilim şişti
Geberbiyesice nerde galdın tedik ol demedimmi,
Gebermeyesice yatta zıbar galim
Geç yaşına doymadan git emi, ansızın gidesice
Geçdin o daracıkdan üstünü başını ürüsvay ettin.
Gelin abamgilde yuka yapcaz
Gelin yüklü iş yapamaz
Get anam angara mangara istemen.
Get sıracalı,habaan seni.
Gııı,bizim kapaklı zaan varmı sizde,
Gılıın gıdden döküle kalsında ırabbıma yüzüngoyu git emi.
Gılıksız,
Gız dondaşına esbsbları ıslayver gevur kızı esbablara kil dökdunnu
Gız hele şu gelen de bidigicik, gılığından gara zale’nin aamede benzer o deemi…
Giderken gapıyı iyice gapat da bide elininen gıynat iyice gapanıp gapanmadı belli osun…
Gire (pazar)günü gelin gelcek,
Gire girertesi anila cenneşali benden başka şerli yokmu hep bana dökdürdüyonuz gireye gadar ben yoom
Girertesi günü tarlaya gübre saççaz
Gocana döşşeni yaptık yatcasan
Goma len gene mi sen geldin”
Goşum yi gari üküşda al.
Göynek giyde ıccak tutsun,
Gözel ırabbım neler yaradmış. Neylerse gözel eyler.
Gözleri çanağından çıkasıca.
Gulileri gapadınnı
Guma hamamının suyu pek ıccak.valla insanı börtdüregor.
Guy guy suyu guy naşapayınan guy .ordaki saplayınan guy.
Guzum parnak(havuç) gaça
Ha bobam ha. O baaah çok gocaman
Hacanne bu köpek kaparmı, ısdırırmı?yok guzum,ses etmez.karabaşşş onatça dur.hart..
Haccaba bazar nasıl ucuzmu ?
Haççaba babaçça yinni.guzugulada var yirsen.
Hadi anan ekmeene datlı çalsın
Hadi gidem… nereye gidcen vala salman.
Hamır ilenini, eseranı,oklacı,yaslacı yıkayıvır..olmaz vala onuda abam yusun….
Hatça gı gavi giyin saplıcan olucan
Havluyu ısıt ıccacık koy gecer
Hay dilimi arı soksada deyivermeyeydim
Hayadı sona çiçek süpürgesiynen süpürüvür.
Heç hazetmem,,amanın gittilerde kurtulukaldık
Helaya giderken ırbıı unutma
Her sokak köşesinde de analarımızın geleni getirir gideni götürürlerdi… Onların oturdukları yerlere köşe gavesi denirdi…
Herif erken gelcek yemek yapcan gelemeyom
Homur homur homurdanır
Hortlayasıcanın çocuu, ocaa sönesice seni
Hortlayısıcanın enii seni. Olmadan gideşice…
Höşmelimmi dürüvürüyüm,yımırta mı kırıvırıyım….
Iccacık bazlamaları yemeden giden guzum
Icını cıcını çıkarmak.
Iraftakı zanları yeniden durla emi hatça..
Işa gaz koydunmu
Işı sündürde yat zıbar
Işığın gazı varda ıldır ışık yanar niyeyse
Işıklar pek pahalı geldi vala anam şu ışaada verilen para da helal
İki çencere gölle vurdum yanında keşgekde var
İlahim kulaan kuyrun tava sapına dönsün
İrbaam sakosunu geymiş yazıyüzüne aşşa dızıkıp gider.
İşiniz gücünüz cart curt.
İşte oturcasan otur oturmaycasan de gapı..
Kara guzum gandil simidi varsa yolla o yavan olur goymaz
Kel mohiddin ile şamdanların düğünü varmış fıtanı geyde git gız
Kelem börttürdünmü? Kompil külledinni?
Kendi veddetine gider bu adamda
Keşkek vurdum
Kompil tiridi pişirdim,
Köpeeen eniiii”
Köpenen beygir ferledi yimez galim
Kötü osmanın olana bağı bi sürdürüversen len
Kümbürde kilinen espap yudum aklar sakız gibi oldu
Lafı nerden anan aklın nerde get gevur gızı ben gidiyon
Leenn,bi bumbar pişirdim barnaklarını yin,
Len amed aga hangırdan gelin.
Mabalı günahı boynuna,mabalımı çek veya çekeyim
Masus yapar matçalı
Mayıs çinnenmeden tezek olurmu. İlkin adam akıllı çinneycen.
Mecalim takatım galmadı
Mehor gidinin olu
Mekdebe giderken organtilini takmayı unutma emi.
Memedin oğlanda pek yeltek,
Memet emmide minni oşurdur.
Mesmosuz mesmosuz gonusman gıı datlı canıma yettiniz gari
Münüs münüs oturun ha guzum şımarman emi…onatça durun..
Napan gıı?? İyiyin sen napan? Ben de bidiki iyiyin.
Napan needen bizimgız
Nasısın emmi..iyin guzum sen napan
Ne guydun avcumada ne çalıyon yüzüne
Ne var ne dii buraya çokalaştınız guzum.
Nedi yimeycen allasen yi.mabalı boynuna
Neman gözel olmuş yav.vallaha pek hoşuma gitti.
Obaah amaniin ge başıma gelene !!!
Obaah,analailaheillallah
Oh guzum bakkala dızıkıver.
Oh guzum onatça dur.
Olmaya gomaya erme emi matcalı senii
Olmaya gomaya ermede şişe domala gal
Onatca dur cocuk burnundan girerim vala,
Onatca gonuşun gııı daşın kökünü yiyesiceler
Onatca yun gari. Gavlun varmı. Yosa veriin
Onatça durun allasen
Onatça durun gıynaşman kapıyı kıygaçlayıvır
Onun oğlanları şirpedek akıllılar
Öllün körü
Ölmüş eşşek ararlar nal mıh sökmeye
Örtmeden alma getirde yiyem
Öteen okuduydum,böön bida okudum.
Pek ağır ıngıldadamadım.
Pek kirlenmiş onacca tokacla…
Pek tezmecal
Peştambalı örtünde varıvır da gel
Sacı sakalı ağırasıca ginemi burdasın.
Sen duraman şindik gelin gız zebat eltim çaya çaardı,
Seni keraat seni.
Seni velet seni akşam olsun valla babana godurmam …..
Seydi hamamının gurnaları da pek çir akar
Seyirtin dızıkıvır gali
Sıracalı maccalı napan gı,netcen,aha şere gidiyon
Sırtım pek gidişdi.
Sırtına bardak çekeveren olsa bişicin galmaz…
Sidiğinin yoluna daş dursun
Sidiin tutulsun bi şeycikler demem
Sivrihisarın çavuşlarına şikayet ederim çeşmede bez yıkadını sizinkilerin.
Sizde domuz arabası(el arabası) varmı?,
Söölediklerim kulana tınlamadı ki hic
Suları guyunup duru
Şamdanların aşenim gibisin anilailaillallah
Şaplaa yidi ondankeri usukdu.
Şartlar şartolsun vermen seni,
Şartolsun bidaa geç galman
Şey ediim derken,şeeede yazdım.
Şişe domala gal emi.
Şoo bazlamadan bi sokum ver
Şu kasnagı getirde ziniyi koyam
Şu radyoyu açında acansı dinneyin bakın ne varımış
Şu tavuu kesinde bi arabaşı bişirin aaşama.
Tabıdın burula burula gitsin.
Talaz çıktı,şimşak çaktı,kuzudişi yagdı ardından rahmet yagdı
Tandıra badılcan gömdüm
Tandırda budey gavurgası gavurdum
Tandırdan yenicek çıktı, ıccacık bazlamaya sarı yaa süreem de yiyeem.
Tarlada toz, ocakta köz, gakın gidin, siz yatacaz biz
Tayinim sendenni gelir-
Tez gel koş gız,
Vala carparsam
Vala essa dedin.
Valaa,gızda pek gözelimiş
Valla gardaş bıldır bundan iyiydim.
Valla salmam girertesine(pazartesi) kadar bizdesiniz,
Valla vurursam özeni öttürürüm.
Vay bancılasıca hortlaan oğlu vay.
Vay dığa vay
Velesbitimin(bisiklet) tekeri patladı
Yannarım,dallarım pek ağrır.
Yara gabık,gart bağladımı
Yat oraya toşur geliyor.
Yat zıbar gali
Yatın gali. bidene yerinde durmaz gıynayıp durur….
Yatta zıbar gari,
Yeter gali sarkayı geyip.cebeyle incili kübeleri takıp oynatmadınız
Yeter gari vala afaganım galkdı.
Yımırtacı sadet zadırlara düğüne okudu ne götürcez herif.dak 10 lira.aaa amanin pek az olur.
Yiğit yapılı gara gözlü gara gaşlı yiğenim…oh paşam üzme beni…
Yirsem posteki saydırır,
Yudum yudumda belim dutuldu.
Yüzgörümlük mü isten gızım
Zaanları kaplığa dizdim
Zıbarasıca guzum gaygana pek yağlıdır dokunur,
Zobaya bidiki çalı çırpı adda harlıyıvırsın…

SİVRİHİSAR’A AİT ÖZLÜ DEYİMLER
Adama fesini ters giydirmek.
Adamın yere bakanından kork.
Adın ne reşit, bi söyle bin işit.
Ağaçtan yukarı yol gitmez.
Ağızdan akıllı.
Ağlayan destiye, sirke kurulmaz.
Ağzı açık ayran delisi.
Ağzı daha süt kokuyor.
Ağzımızla halt ettik. Kartal pınarına temizlemeye gidiyom.
Ahım gitti vahım kaldi.
Ahiret suali sormak
Akıllıya bir bağ sarımsak sermayedir.
Aklı bir karış havada.
Aklına eseni yapmak.
Akli olmayan çavuşlar döner bo..nu avuçlar.
Aklima gelen başuma gelir.
Akşam güneşi güzele vurur.sabahınki sidikliye
Akşamun işini sabaha bırakma.
Ala göze sürme mezedir, bu gün bize yarın sizedir.
Alacağım olsunda, ala kargadan olsun.
Alacağına güvenipte borca girme.
Alacaya garaca yakışmaz.
Alan razı, veren razı.
Alanda satanda memnun.
Alışmadık kıçta don durmaz.
Âlimden zalim, zalimden âlim doğar.
Allah boy vermiş, kaldırıp koyvermiş.
Allah dağına göre fırtına verir.
Allah tan sıska, ne yapsın mıksa.
Allah’a bir can borcum var.
Allah’ın Rahmetinden kaçılmaz.
Anadan gören sofra düzer, babadan gören oda düzer.
Anadan olur buzağı, dökülür çamın kozağı.
Anan soğan, baban şeker, sen nerden oldun nebe şeker.
Anasına bak kızını al.
Arabayı duvara vurunca yol gösteren çok olur.
Arap eli öpmekle, dudak kara olmaz.
Arayit-e kar yağar. Kuzören çilesini çeker.
Arı baldan kaçmaz, tüsgüden kaçar.
Arkasi açılmak
Armudun sapı üzümün çöpü.
Armut dibine düşer.
Arpa samanıynan, tezek dumanıynan belli olur.
Artık aş göz mü çıkarır.
Aşım var göceden, gaygım yok gocadan.
At ölür tayı kalır, katırın neyi kalır.
Atarlar yün ederler, teperler keçe ederler, sivriltir külah ederler, giy başına git işine.
Avradın dolaşığı, sabaha bırakmış bulaşığı.
Avradın iyiyse gir oyna çık oyna, avradın kötüyse gir ağla çık ağla.
Avrat başından, avlu gaşından belli olur.
Ayağı kademli gelmek.
Ayağını sıcak tut, başını serin.
Ayda gelen gül üstüne, her gün gelen kül üstüne.
Ayıkla pirincin taşını.
Aynı hamam aynı tas.
Aza koyuyorum almıyor, çoğa koyuyorum dolmuyor.
Azıcık aşım, kaygısız başım.
B.kunda boncuk mu bulduk.
Bal parmaklanır, yağ tırnaklanır.
Bal yiyen baldan usanır.
Baş çıkmayan yerden, göz yaşı çıkmaz.
Başı darda olmak.
Başından büyük işlere girişmek.
Başkasının ipiyle kuyuya inilmez.
Bedava sirke baldan tatlıdır.
Beni yağ yidi yaptı.
Beş kuruş verdik konuşturduk. On kuruş verdik susturamadık.
Beş parmağında, beş parmak kara.
Bidiki ekmek katığı yap.
Bindiği dalı kesmek.
Bir adamın ya uçar kuşu, yada döner taşı olacak.
Bir baltaya sap olmamak.
Bir dönüm bostan, yan gel oğlum Osman.
Bir eli yağda bir eli balda.
Bir kız’ı on kişi ister. Birine nasip olur.
Bir pireye yorgan yakma.
Bir yaşına daha basmak.
Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.
Biz Eşek olduktan sonra binen çok olur.
Bizim eşek de bu havadan gitti.
Bizim kız bizden kaçar, önünü koyar arkasını açar.
Borç yiğidin kamçısıdır.
Boşa goydum dolmadı,doluya goydum almadı.
Bu adam evi kavı yiyecek.
Bu iş ne ondurur, nede öldürür.
Bu kadar tavuğa bir horoz lazım.
Buğday değirmene gitmeden un olmaz.
Buluttan nem kapmak.
Bundan sonra et olupda, ekmek üstüne gelmez.
Burası dağ başımı.
Burnu bir karış havada olmak.
Burnunun dikine gitmek.
Buyurun cenaze namazına.
Buz kesmek
Büyük lokma ye , büyük söz söyleme.
Cami duvarına işemek.
Cami yıkılsa mihrabı galır.
Can çıkar, huy çıkmaz.
Cart parası, curt parası.
Ceviz/fındık kabuğunu doldurmamak.
Ciğerini sökmek.
Cin olup adam çarpmak.
Cingan çalar kürt oynar.
Cinsdir çeker, soğandır kokar.
Çakı gibi olmak.
Çalımından yanına varılmaz.
Çarşıdaki kasabın etine kelem börttürülmez.
Çarşıdan et gelmeden kelem börttürülmez.
Çaya süre geldim, boy’a süre gidiyorum.
Çencerede çöp yok, içinde heç yok.
Çocuğa iş buyur, kendin peşinden git.
Çok sinsi adamsın.
Çulu çabutu toplamak.
Damarın çekmeden gitsin emi.
Damdan düşen yanıma gelsin.
Dana ne kadar büyük olursa olsun, hep anasını emermiş.
Dedesi goruk yerken, torununun dişi gamaşırmış.
Dediği dedik, çaldığı düdük.
Deli dana gibi dolanmak.
Deli deliden, imam ölüden hoşlanır.
Delik büyük amma, yama güccük goşum.
Delim var dediğine değer.
Deliye her gün bayram.
Dene deneye eş olur,iki dene bir kaşık aş olur.
Denizde kum ben de para.
Dertsiz başım, gaygısız aşım.
Desti kırıldıktan sonra, akıl veren çok olur.
Dilini eşek arısı soksun.
Doğduğuna pişman etmek.
Dokuz dereden su getirir
Domuzdan bi kıl koparmak kardır.
Donundan bir ip çeksen, yedi yaması dökülür.
Dostlar alış verişte görsün.
Dökülen su dolmaz.
Dört ayak üstüne düştün.
Düğün aşıynan misafir ağırlanmaz.
Düğüne gider zurna beğenmez, hamama gider kurna beğenmez.
Dükkan kapısı hak kapısı akmasa da damlar.
Dünya yansa içinde senin hasırın yok.
Düşde gör.
Düşün düşün b.ktur işin.
Eden bulur.
Ekmeği kendinden süreze kavgaya gitmek.
Ekmeğim saçta. Esbabım taşta kaldı.
El eli yikar,elde yüzü.
El elin eşeğini ıslık çala çala arar.
Elde avuçta yok.
Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde gelmez.
Ele güne gaşı.
Ele güne muhtaç olmak
Elin akıllısından bizim delimiz iyidir.
Elin atına binen tez iner. .
Elini sıcak sudan soğuk suya sokmaz.
Entari göz mizan, eşek yarım okka, sıpa yüz dirhem.
Erken öten horozun kafasını keserler.
Eşeği dürten os…na katlanır.
Eşeğin istediği yere.
Eşeğin kulağı kesilmekle, at olmaz.
Eşeğin kuyruğu gibi ne uzar, ne kısalır.
Eşek elin, zerdeli emanet, düştük yola sonumuz hayra alamet.
Eşek geldin eşek gidecen.
Eşek hoşaftan ne anlar, suyunu içer denesi kalır.
Eşekten doğar katır, ne hal bilir ne hatır.
Eşşe binmek bir ayıp, inmek iki ayıp.
Et taze ise tak şişe, pişti ise ver dişe.
Eti senin kemiği benim.
Etten yana ayrı, etekten yana ayrı.
Ev üstüne ev olmaz.
Eveleyip, geveleyip durma.
Evveliniz bir damla su, ahiriniz bir avuç toprak.
Fakirin eteğine bir avuç gavurga dökmüşler. Oda etim yandı diye döküvermiş.
Feleğin çemberinden geçmek.
Feneri yolda söndürmek.
Fincancı katırlarını ürkütme.
Firildak gibi dönmek.
Gambersiz düğün olmaz.
Gardaş gardaşı bıçaklar, döner kucaklar.
Gardaş gardaşın ne öldüğünü ister, ne onduğunu.
Gece kuşu olmak.
Gecenin hayrından, gündüzün şerri iyidir.
Geleceği varsa göreceği de var.
Gelin ata bindi, ya kısmet dedi.
Gelin gibi süzülmek.
Gençliğine doymamak.
Gırayı gış, bulaşığı iş etme.
Giyeceksem çulum yeter, yiyeceksem yalım yeter.
Göle yoğurt çalmak.
Gönülsüz davara giden itten, hayır gelmez.
Götü yere yakın olandan korkacaksan.
Göz görmeyince gönül katlanır.
Göze gelmek.
Gözünü dört açmak.
Gülenin mali ağlayana hayır etmez.
Gün yüzü görmemek.
Gündüz külahlı, gece silahlı.
Günü güne eklemek.
Gürle de yağmazsan yağma.
Ha Sen! Ha Hesar’lı Süleyman.
Hacı baba güldürt.
Hakıklar gibi önlü arkalı yürümeyin.
Hakir görme kimseyi hiç kimse boş değil.
Ham ahlat gibi boğazıma durma.
Haram para ile payidar olunmaz.
Harman veresiye.
Hasbam garipçeden su içmiş, met helvasına aş erer.
Hasedinden çatlamak.
Hatice’ye değil, neticeye bak.
Hay guzum, bal ballanır, al allanır, sal sallanır.
Haydan gelen huya gider.
Helva tartıyla, pilav ölçüyle, ille de bulamaç pişirmesi.
Hem 25 kuruş, hem şöför mahalli.
Hem balık tutayım diyorsun. Hemde kıçım ıslanmasın.
Her akıl bir olsa, koyuna çoban bulunmaz
Her kafadan bir ses çıkar.
Her taşın altından o çıkar.
Her yerin develik damı gibi açık.
Herkes kapısının önünü süpürse böyle olmaz
Herkes kendi evinin kıblesini bilir.
Hırsızın hiçmi suçu yok.
Hoş geldin. Gelinim evimize, ayağınla kadem, başınla dövlet ola.
Huylu huyundan vazgeçmez.
Isıracak köpek dişini göstermez.
İçi seni dışı beni yakar.
İçki efeyi susturur, korkağı coşturur.
İğnenin deliğinden geçmek.
İki çıplak bir hamama yakışır.
İki günlük seyisliğin var. On günlük At b.kunu karıştırıyorsun.
İki kuzu, bir oğlak, sığmaz heybeye.
İki şinik bir ayar, ileşberi kim sayar.
İlle de odunum.
İmam osurursa cemaat sıçar.
İnce eleyip, sık dokumak.
İpe un sermek.
İpsiz sapsız dolaşmak.
İriyi yedin, diriyi yedin, gözü bana mı diktin.
İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki.!
İşi bileceksin işe gitmeyeceksin, sorana da işten geliyorum diyeceksin.
İşten artmaz dişten artar.
İt ite buyurur itte kuyruğuna.
İt iti ısırmaz.
İte dalaşacağına çalıyı dolaş.
İti an çomağı hazırla.
İyi adam sözünün üstüne gelir.
İyi kızı eller över, deli kızı anası över.
Kabağı yiyen girsin güve.
Kaç kaçar, göç göçer, deli kız kulak deldirir.
Kaçanın anasi ağlamaz.
Kambersiz düğün olmaz.
Kapını iyi kapa, komşunu hırsız etme.
Kapıya bağlanacak köpek değil.
Kar üstünde yürür da izini belli etmez.!
Kara kaplı kitap.
Karayemiş yaprakları ne zaman tüşer, pu iş olur.
Kargalarda benim tavuğum, yumurtlamadıktan sonra.
Karı sözü uyulursa hamamda haşlanılır, yağmura yaşlanılır, geriye bir tek taşlanması kalır.
Kaşıkla verir, kepçe ile gözünü çıkarırsın.
Katıra baba kim demişler. Dayım at demiş.
Kayaya kalbur eleği asmak.
Keçinin uyuzu, pınarın gözünden su içer.
Kedi olalı bir fare tuttun.
Kedi uzanamadığı ciğere mundar der.
Kelin ilacı olsa kafasına sürer.
Kependeki keleme burada et dövme.
Kependen gelen yağmura kepenek germe.
Kepenin kelemine görünce Trabzonun lahanası kahrından kızarmış.
Keskin sirke küpüne zarar.
Keyfimin kâhyası misin?
Kıçına gına yak.
Kırdığı ceviz kırkı aştı.
Kırkından sonra azanı teneşir paklar.
Kışın yaba, yazın soba alacaksın.
Kız halaya oğlan dayıya benzer.
Kızdığım dağın odununu yakmam.
Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla.
Kiler yandı sıçana da kalmadı.
Kimse yoğurdum kara demez.
Kimseyi hor görme.
Kocanın iki kaşığı varsa birini kıracaksan.
Koçluk kuzu, ağılda belli olur.
Komşu gızı almak, kalaylı kaptan su içmeye benzer.
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.
Kopan urgan kalınsa, düğüm atmak zor olur.
Koynunda yılan beslemek.
Koyun can derdinde, kasap et derdinde.
Koyunun iyisini sürüden ayırmazlar.
Köpeğin duası kabul olsa gökten kemik yağardı.
Köpek sevmediğine çok ürer.
Köpek yaşlanınca, kurdun maskarası olur.
Kör dövüşü.
Körün istediği iki göz, biri eğri, biri düz.
Kuru, kuru kurbanın olayım.
Kurunun yanında yaş da yanar.
Kuşa benzemek.
Kuşun boklusu yuvada kalır.
Kuyruklu yalan.
Küçük taşa kıçını silme.
Küp kırılınca yol gösteren çok olur.
Küpe girmeden sirke olma.
Madem biliyon g.tün huyunu, niye içiyon kuyunun suyunu.
Malım karşımda aklım başımda.
Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
Mayasıllı g.t gibi vıgırdama.
Meteliğe kurşun atmak.
Modinin İsmet bile senden iyi oynar.
Nalları dikmek.
Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz.
Ne kızı verir, ne de dünürcüyü küstürür.
Ne umuyon bacından, bacın ölüyor acından.
Ne yapayım, koyun almaz, kuzu emmez.
Nerde beleş orda yerleş.
Nereye gidersen oranın düdüğünü öttüreceksin..
Niyetin nere menzilin ora.
O kadar kusur gadı gızında da var.
O konuşursa bu düşünür.
Oğlun akıllıysa ninesin malı, oğlun deliyse gine ninesin malı.
Ortalığı velveleye vermek.
Ortalık ala gıcırdım boz duman.
Öcek der gelir, böcek der gidersin.
Öküz altında buzağı arama.
Öküz öldü ortaklık bozuldu.
Öldüyse rahmet, kaldıysa selamet versin.
Ölenle ölünmez.
Ölme eşeğim ölme, yonca biter yersin.
Ölüyü çok yıkarsan ya os… ya sı.ar.!
Ön teker nerden giderse, arka tekerde ordan gider.
Önü harman savurur, arkası gavurga gavurur.
Pabucu dama atılmak.
Papaz harmanı gibi.
Para akıl öğretir, don yürüyüş.
Para peşin kırmızı meşin.
Paran varsa bakıra, artarsa katıra yatır.
Paran yoksa, etrafında dostunda kalmaz.
Pehlivan güreşte, çimen güneşte belli olur.
Pekmezden olmaz şeker, herkes nesline çeker.
Peynir ekmek gibi.
Pişmiş kelle gibi sırıtmak.
Rüzgar esmeyince yaprak sallanmaz.
Rüzgara karşı iş.mek.
Sabaha tarhana, öğleye gözleme, akşama bulama.
Saçını süpürge etmek.
Sağı solu kolaçan etmek.
Sağır sultan duydu.
Sakalda oturupta, bıyığı yolma.
Sakalım yok ki sözüm dinlensin.
Saman altına su salıp üstünde ezan okumak.
Saman devri geçti, şimdi duman devri.
Samanın sarısını mart’a koy, sarı öküzün derisini arda koy
Sap benimse, samanlık senin.
Sen bu kafa ile daha çok yaya kalırsın.
Sen hot, ben hot, bu ineğe kim verecek ot.
Senden büyük Allah var.
Senin çaldığını Ha Babanın Süleyman da çalar.
Sev beni seveyim seni, sevmezsen sen beni, neyleyim seni.
Sırık gibi dikilmek.
Sinek pis değil, mide bulandırır.
Soradan görme
Söz büyüğün sus küçüğün.
Sözüm meclisden dışarı
Su akarken, destiyi doldurmak lazım.
Suratı beş karış.
Suya gitmek salıncak, ev süpürmek oyuncak.
Suyunun suyu.
Sülük gibi yapışmak.
Sütü bozuk olmak.
Şeytanin bacağını kırmak.
Şüpheli can cennete varmaz.
Tabanları yağlamak.
Tahtası noksan.
Tarlayı taşlı yerden, kızı gardaşlı yerden alacaksın.
Taş taş üstüne koymamak.
Tavuk var kazdan güzel, gelin var kızdan güzel.
Tencere yuvarlandı kapağını buldu.
Tere yağından kıl çeker gibi.
Testi kırılınca yol gösteren çok olur.
Tıngır elek, tıngır saç, elim hamur karnım aç.
Tıs- Tıs-Tırans-Tıs-Tıs-Tırans (Sivrihisar da Hallaç yün atanların kullandığı nakarat.)
Tost peni körsun da pi soğan kabuği osun.
Tuzsuz helva gibi sallanma.
Uçan kuşa borcu olmak.
Umut dağın ardında.
Un, şeker, yağ hazır. Niye helva yapıp yiyemiyoruz.
Ununu eleyip, eleğini asmak.
Uyku başına sıçramış.
Üç elli yaz belli.
Vur aşağı, al yukarı.
Ya herro ya merro.
Yağmurlu suda tavuğa su veren çok olur.
Yamalık arkaya çöver, herkes kendini över.
Yana yana kül olmak.
Yaptin bir hayır, tut baçağından ayır.
Yaş kemre ye şiş gibi geçmek.
Yatan eşeğe saman yok.
Yatan ölmez, yeten ölür.
Ye kabağı, salla göbeği.
Ye keşke, yat döşşe.
Ye kürküm ye.
Yedi ceddine söver.
Yer yarıldı sanki, içine girdi.
Yere bakan yürek yakan.
Yerinde yeller eser.
Yiğidin malı meydanda.
Yoz sığırına saman verilmez.
Yörük sırtından kurban kesmek.
Yufkayı yapanda yer, geriden bakanda.
Yumurtadan çıkmışta kabuğunu beyenmez.
Yüz verdik deliye, galgıdı çıktı halıya.
Zengin helvasını balla pişirir, fakir dü köftesine un bulamaz.
Yanlış teleffuz edilen bazı deyimler vardır. Birkaç örnek vermek gerekirse;
“Güzel bakmak sevaptır.” değil “Güzel bakmak sevaptır”.
“Azimle sıçan duvarı deler ”değil “Azimli sıçan duvarı deler”
“Göz var nizam var “değil “Göz var izan var.( İzan: anlayış anlama yeteneği.)
“Eşek hoşaftan ne anlar!” değil “Eşek hoş laftan ne anlar”
“Aptala malum olurmuş” değil “Abdala malum olurmuş” (Aptal: şalak alık. Abdal: derviş)
“Kısa kes Aydın havası olsun” değil “Kısa kes Aydın abası olsun ”(Aba giysi. Aydın efesinin abası kısa ve dizleri açıktır.)
“Su uyur düşman uyumaz” değil “Sü uyur düşman uyumaz”(Sü: Asker)
“Saatler olsun” değil “Sıhhatler olsun” (sıhhat: sağlık)
” Su küçüğün söz büyüğün” değil “Sus küçüğün söz büyüğün”
“Elinin körü” değil “ölünün kürü” (Kür: mezar gömüt)
“Sıfırı tüketmek” değil “zafiri tüketmek” (zafir: soluk)
.”Enikonu” değil “önü sonu…

SİVRİHİSAR’DA KULLANILAN ATASÖZLERİ
A
Abdal ata binince ağa oldum sanır.
Acele giden ecele gider.
Acele işe şeytan karışır.
Acemi bülbül bu kadar öter.
Acı badılcanı kırağı çalmaz.
Aç ayı oynamaz
Aç tavuk rüyasında kendini darı ambarında körür
Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü
Adam eşek olunca semer vuran çok olur
Adam olacak çocuk b.kundan belli olur
Adam olana bir söz yeter
Adamın iyisi işte belli olur
Adamın yere bakanından kork
Adım çıkmış dokuza, inmez sekize
Adın çıkacağına canın cıksın
Adın kader olacağına kaderin kader olsun
Ağ (kiç) islanmadan baluk tutulmaz.
Ağacı kurt, insanı dert öldürür
Ağaç yaşken eğilir
Ağır taşı ne sel, götürür ne yel.
Ağlamayan çocuğa meme(emzik) verilmez
Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar
Ağlayanın malı güleni hayır etmez
Ağrısız bas olmaz
Akacak kan damarda durmaz
Akan su pislik tutmaz
Akıl akıldan üstündür
Akıl yaşta değil başta olur
Akıllıya bir bağ sarımsak sermayedir.
Akılsız başın cezasını ayaklar çeker
Akılsız dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun
Akıntıya kürek çekilmez
Aklın yolu birdir
Akşamın hayrından, sabahın şerri yeğdir
Alacakla borç ödenmez
Alışmadık g… de don tutmaz
Alışmış kudurmuştan beterdir
Allah bir kapıyı kapatır, bir kapıyı açar
Allah dağına göre fırtına verir.
Allah doğrunun yardımcısıdır
Allah garibi sevindirmek için eşeğini kaybettirir, sonra buldurur
Allah kapının birini kapar, birini açar
Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste
Altın semer vursan da eşek eşektir.
Aman dileyene kılıç sallanmaz
Ana gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz
Anasına bak kızını al
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az
Arayan Mevlasını da, belasını da bulur.
Arı bal alacak çiçeği bilir
Arife tarif gerekmez
Armudun iyisini ayılar yer
Armut dibine düşer
Arsızın yüzüne tükürmüşler, yağmur yağıyor sanmış
Asil azmaz bal kokmaz, kokarsa yağ kokar aslı ayrandır
Aslını inkar eden haramzadedir
At sahibine köre kişner
Ateş düştüğü yeri yakar
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz
Ateşle barut bir arada durmaz
Atın ölümü arpadan olsun
Attan inip eşeğe binilmez
Ava giden avlanır
Ayağını sıcak tut, başını serin.
Ayağını yorganına göre uzat.
Az veren maldan, çok veren candan
Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz
Azıcık aşım ağrısız başım

B
Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur
Bal tutan parmağını yalar
Bal yiyen baldan usanır.
Balık baştan kokar
Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın
Başa gelen çekilir
Başkasının ipiyle kuyuya inilmez.
Bedava sirke baldan tatlıdır.
Belâ geliyorum demez
Besle kargayı oysun gözünü.
Beterin beteri var
Bilmemek ayıp değil, sormamak ayıp
Bir akılsız kuyuya taş atmış, bin akıllı çıkaramamış
Bir çöplükte iki horoz ötmez
Bir dirhem et bin ayıp örter
Bir dokun bin ah işit
Bir elin nesi var, iki elin sesi var
Bir erkeği vezir eden de avradı, rezil eden de avradı
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır
Bir musibet bin nasihatten iyidir
Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.
Birlikten kuvvet doğar
Borcun iyisi vermek,derdin iyisi ölmek
Borç yiğidin kamçısıdır.
Borç yiyen kesesinden yer
Bos çuval ayakta durmaz
Boynuz kulağı geçer
Bugün bana yarın sana
Bugünün işini yarına bırakma
Bükemediğin bileği öpeceksin
Bülbülü altın kafese koymuşlar, “ah vatanım” demiş
Büyük balık küçük balığı yutar
Büyük başın derdi büyük olur
Büyük lokma ye, büyük konuşma.
C
Can boğazdan gelir
Can çıkmadan huy çıkmaz
Cana geleceğine mala gelsin
Canı yanan eşek attan hızlı koşar
Cefa çekmeden sefa olmaz
Cemaat ne derse desin, imam bildiğini okur
Cömert derler maldan, mert derler candan ederler
Ç
Çalma elin kapısını, çalarlar kapını
Çam sakızı çoban armağanı
Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar
Çıkmadık candan umut kesilmez
Çiğ yemedim ki karnım şişsin
Çirkefe taş atarsan üstüne sıçrar
Çivi çiviyi söker
Çobanın gönlü olursa tekeden süt çıkarır
Çobansız sürüyü kurt kapar
Çocuktan al haberi
Çoğu zarar azı karar
Çok gezen çok bilir
Çok konuşan çok yanılır
Çok laf yalansız, çok para haramsız olmaz
Çok naz âşık usandırır
D
Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur
Dağdan gelir, bağdakini kovar
Damlaya damlaya göl olur, damlacıktan sel olur
Danışan dağdan aşmış, danışmayan düz yolda yol şaşırmış
Davul bile dengi dengine
Davulun sesi uzaktan hoş gelir
Deli deliden, imam ölüden hoşlanır
Deli deliyi görünce değneğini saklar.
Delidir, ne yapsa yeridir
Deliye her gün düğün bayram
Deme dostuna, söyler dostuna
Demir tavında dövülür
Demiri nem, insanı gam öldürür
Denize düsen yılana sarılır
Derdini söylemeyen derman bulamaz
Dere geçerken at değiştirilmez
Dereyi görmeden paçaları sıvama
Dervişin fikri neyse zikri de odur
Dikensiz gül olmaz
Dilin kemiği yok
Dinsizin hakkından imansız gelir.
Dişini gösteren köpek ısırmaz
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar
Domuzdan bir kıl koparmak kardır
Dost acı söyler
Dost başa, düşman ayağa bakar
Dost kötü künde belli olur
Dost söylerse acı söyler
Düğüne gider zurna beğenmez, hamama gider kurna beğenmez
Dünya küçük derler de inanmazdım
Dünya Sultan Süleyman’a kalmamış, bana mı kalacak?
Düşenin dostu olmaz
Düşmanımın düşmanı dostumdur
Düşmez kalkmaz bir Allah

E
Ecel geldi cihana, bas ağrısı mahana
Eceli gelen it cami duvarına işer
Eden bulur, inleyen ölür
El ağzına bakan avradını tez boşar
El atına binen tez iner
El deliye biz akıllıya hasretiz
El elden üstündür.
El eli yıkar, elde yüzü.
El elin eşeğini türkü çağırarak arar
El öpmekle dudak eskimez
El yumruğunu yemeyen kendi yumruğunu demir sanır
Elçiye zeval olmaz
Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde gelmez.
Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı
Elin ağzı torba değil ki büzesin
Elin tavuğu ele kaz görünür
Elinin hamuruyla erkek işine karışma
Elle gelen düğün bayram
Elmas çamura düşmeyle değerini yitirmez
Emanete hıyanet olmaz
Emek olmadan yemek olmaz
Er olan ekmeğini taştan çıkarır
Ergene karı boşamak kolay olur
Erkekliğin onda dokuzu kaçmaktır
Erken kalkan yol alır, erken evlenen döl alır
Erken öten horozun kafasını keserler.
Eski dost düşman olmaz.
Eşeğini sağlam kazığa bağla
Eşek hoşaftan ne anlar
Eşek ölünce semeri, insan ölünce eseri kalır
Et girmeyen eve dert kirer
Et tırnaktan ayrılmaz
Etme bulma dünyası
Ev alma, komşu al
Ev üstüne ev olmaz.
Evdeki hesap çarşıya uymaz.
F
Fakirin tavuğu tek tek yumurtlar
Fakirlik ayıp değil, çalışmamak ayıp
Fazla mal göz çıkarmaz
Fazla mal köz çıkarmaz
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar

G
Gancık yalanmazsa erkek dolanmaz
Gâvura kızıp oruç bozulmaz
Gecenin hayrından, gündüzün şerri iyidir.
Geç olsunda güç olmasın
Gelen gideni aratır
Gelin ata binince “Ya nasip!” demiş
Gemisini kurtaran kaptandır
Gidip te gelmemek, gelip de görmemek var
Gönül ferman dinlemez
Gönül kimi severse güzel o
Gönül umduğu yere küser
Görünen köy kılavuz istemez
Göz gördü, gönül sevdi
Göz görmeyince gönül katlanır.
Gözden ırak olan, gönülden ırak olur
Gülenin malı ağlayana hayır etmez.
Gülme komşuna, gelir başına
Gülü seven dikenine katlanır
Gün doğmadan neler doğar
Güneş balçıkla sıvanmaz
Güneş giren eve doktor girmez.
H
Halep orda ise arşın burada
Hamama giren terler
Har vurup harman savurma
Haram para ile payidar olunmaz.
Harç aldırır, borç sattırır
Hatasız kul olmaz
Havlayan it ısırmaz
Hay’dan kelen Hu’ya keder
Haydan gelen huya gider.
Hazıra dağ dayanmaz
Hazıra dağ dayanmaz
Hem suçlu hem güçlü
Her güzelin bir kusuru olur
Her horoz kendi çiftliğinde öter
Her koyun kendi bacağından asılır
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır
Her yiğidin gönlünde bir aslan yatar
Her yokuşun bir inişi vardır
Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma
Horozu çok olan yerin sabahı erken olur
Huylu huyundan vazgeçmez
Huylu huyundan vazgeçmez.

I
Isıracak köpek dişini göstermez.
İ
İçi beni yakar, dışı seni
İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır
İki cambaz bir ipte oynamaz
İki dinle bir konuş
İki gönül bir olunca samanlık seyran olur
İki karpuz bir koltukta olmaz
İmam osurursa cemaat sıçar.
İmamın dediğini yap, yaptığını yapma
İnsanı gam, duvarı nem yıkar
İnsanlar konuşarak, hayvanlar koklaşarak anlaşır
İnsanoğlu çiğ süt emmiş
İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara
İş bilenin kılıç kuşananın
İş ne yapsan olacağına varır
İşin yoksa şahit, paran çoksa kefil ol
İşleyen demir pas tutmaz
İşten artmaz dişten artar.
İt ite buyurur itte kuyruğuna.
İte dalaşacağına çalıyı dolaş.
İti an çomağı hazırla.
İyi adam sözünün üstüne gelir.
İyi evlat insanı vezir, kötü evlat rezil eder
İyi olacak hastanın doktor ayağına gelir
İyilik eden, iyilik bulur
İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık (Tanrı) bilir
K
Kabul olmayacak duaya âmin demem
Kaçan balık büyük olur
Kaçanın anasi ağlamaz.
Kambersiz düğün olmaz
Kar üstünde yürür da izini belli etmez.!
Kara haber tez duyulur
Kargaya yavrusu bülbül görünür
Kaşıkla verir, kepçe ile gözünü çıkarırsın.
Katranı kaynatmakla olur mu seker, cinsini sevdiğim cinsine çeker
Kavun karpuz yata yata büyür.
Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez
Kaza geliyorum demez
Kazma el kuyusunu kazarlar sonra kuyunu
Keçinin sevmediği ot burnunun dibinde biter.
Kedi her zaman kaymak yemez
Kedi uzanamadığı ciğere mundar der.
Kefenin cebi yoktur
Kel olur sırma saclı olur, kor olur badem közlü olur
Kelin ilacı olsa kafasına sürer.
Kelin tarağı olsa saçını tarar
Kendi düşen ağlamaz
Keser gibi olma, rende gibi ol
Keskin sirke küpüne zarar
Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan
Kırkından sonra azanı teneşir paklar.
Kışın taşa, yazın yaşa oturma
Kız halaya oğlan dayıya çeker.
Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla.
Kızına sahip olmazsan ya zurnacıya varır ya davulcuya
Kızını dövmeyen dizini döver
Kiminin parası, kiminin duası
Kimse yoğurdum kara demez.
Kimsenin ahı kimsede kalmaz
Komşu komşunun külüne muhtaçtır
Komşuda pişer bize de düşer
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.
Korkunun ecele faydası yok
Koyun can derdinde, kasap et derdinde.
Koyunun olmadığı yerde, keçiye Abdurrahman Çelebi derler
Köpeğe dalaşmaktansa çalıyı dolaş
Köpeğin duası kabul olsa gökten kemik yağardı.
Köpeksiz sürüye kurt iner
Köprüden geçene kadar ayıya dayı denir
Körle yatan şaşı kalkar
Körler sağırlar birbirlerini ağırlar
Kötü komşu insanı mal sahibi yapar
Kul darlanmayınca Hızır yetişmez
Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.
Kuru laf karın doyurmaz
Kurunun yanında yaş da yanar.
Kuştan korkan darı (mısır) ekmez
Küp kırılınca yol gösteren çok olur.
L
Laf lafı açar
Lafla peynir gemisi yürümez
Leyleğin ömrü laklakla geçer
M
Mal canın yongasıdır
Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
Masa varken elini yakma
Merak insanı mezara sokar
Merhametten maraz doğar
Meyveli ağaç taşlanır
Mızrak çuvala sığmaz
Minareyi çalan kılıfını hazırlar
Misafir umduğunu değil bulduğunu yer
Mum dibine ışık vermez

N
Nalıncı keseri kendinden yana yontar
Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz.
Ne ekersen onu biçersin
Ne gelirse fazla meraktan gelir
Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli
Ne Şam’ın şekeri, ne Arab’ın yüzü
Ne umarsın bacından, bacın ölüyor acından
Nerde birlik, orada dirlik
Nerde çokluk, orda bokluk
Nerde hareket, orada bereket
Neren acırsa canın orda
Nikâhta keramet vardır
O
O kadar kusur kadı kızında da olur
Oynamasını bilmeyen kelin yerim dar dermiş
Ö
Öfke baldan tatlı olur
Öfkeyle kalkan zararla oturur
Ölenle ölünmez
Ölme eşeğim ölme, yonca biter yersin.
Ölmüş eşek kurttan korkmaz
Ölüm hak, miras helal
Ölüyü çok yıkarsan ya os… ya sı.ar.!
Ömür biter dert bitmez
Önce can sonra canan
Önce düşün sonra söyle

P
Papaz her zaman pilâv yemez
Para dediğin el kiri
Para parayı çeker
Parayı veren düdüğü çalar.
Parayla imanın kimde olduğunu Allah bilir
Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir
Pire için yorgan yakılmaz.
R
Rüzgâr eken fırtına biçer
Rüzgar esmeyince yaprak kıpırdamaz

S
Sabah ola hayrola
Sabahın şerri akşamın hayrından iyidir
Sabırla koruk havla olur
Sabreden derviş, muradına ermiş
Sağır duymaz yakıştırır
Sakalım yok ki sözüm dinlensin
Sakınan göze çöp batar
Sakla samanı, gelir zamanı
Saldım cayıra Mevla’m kayıra
Sanat altın bileziktir
Sayılı gün tez geçer
Sıcaktan zarar gelmez
Sinek pis değil, mide bulandırır.
Son gülen iyi güler
Son pişmanlık fayda etmez
Sona kalan dona kalır
Sora sora Bağdat bulunur
Söyleme dostuna, söyler dostuna
Söz ağızdan çıkar
Söz bir Allah bir
Söz büyüğün sus küçüğün.
Söz gümüş, sükut altındır
Su içene yılan bile dokunmaz
Su tesdisi suyolunda kırılır
Su uyur düşman uyumaz
Sucu allı pullu kelin etmişler, kimse kabul etmemiş
Sürüden ayrılanı kurt kapar
Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.
Ş
Şeriatın kestiği parmak acımaz
Şeytan azapta gerek
T
Taş yerinde ağırdır
Taşıma su ile değirmen dönmez
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olamamış
Tekkeyi bekleyen çorbayı içer
Tembele iş buyurur, ondan akıl öğrenir
Temsilde hata olmaz
Tencere dibin kara seninki benden kara
Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş
Tereciye tere satılmaz
Terzi kendi söküğünü dikemez
Teşbihte(benzetmede) hata olmaz
Tok açın halinden ne bilir

U
Ucuz etin yahnisi bol olur
Ummadığın taş baş yarar
Umut fakirin ekmeğidir
Ü
Ürmesini bilmeyen it sürüye getirir kurt
Üzüm üzüme baka baka kararır
Üzümü ye bağını sorma
V
Vakit nakittir
Vakitsiz öten horozun başını keserler
Veren el, alan elden yeğdir
Vermeden almak Allaha mahsus

Y
Ya bu deveyi güdeceksin, ya bu diyardan gideceksin
Ya devlet başa, ya kuzgun leşe
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol(Mevlana)
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar
Yanlış hesap Bağdat’tan döner
Yarası olan gocunur
Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder
Yaş kesen baş keser
Yatan aslandan gezen tilki yeğdir
Yatan ölmez, yeten ölür.
Yavaş atın çiftesi pek olur
Yavuz hırsız ev sahibini bastırır
Yemeyenin malını yeller
Yemeyenin malını yerler
Yenilen pehlivan güreşe doymazmış
Yerin kulağı var
Yılanın başı küçükken ezilir
Yiğidi öldür hakkını yeme
Yiğit er meydanında belli olur
Yorgan gitti kavga bitti.
Yuvayı dişi kuş yapar.
Yüzü güzele doyulur da huyu güzele doyulmaz

Z
Zararın neresinden dönersen kardır
Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar
Zora dağlar dayanmaz
Zorla güzellik olmaz

SİVRİHİSAR’A AİT DUA VE BEDDUALAR

A
Aklınla bin yasa
Allah acılarını göstermesin
Allah ağız tadıyla yedirsin.(emekli olanlara)
Allah ağzınızın tadını bozmasın.
Allah akıl fikir versin
Allah analı babalı büyütsün
Allah aramızdan eksik etmesin
Allah Bağışlasın.
Allah basımızdan eksik etmesin
Allah baska dert vermesin
Allah başa kadar mesut etsin.(Yeni evlenenlere)
Allah başka acı vermesin
Allah bereket versin. (Alışverişte)
Allah beterinden esirgesin
Allah bir yastıkta gocatsın.
Allah damatlığına erdirsin.(Sünnet te)
Allah devlete millete zeval vermesin.
Allah düşmanımın başına vermesin.
Allah elden ayaktan düşürmesin
Allah elin diline düşürmesin
Allah esirgesin
Allah evinde gönendirsin
Allah evlat acısı göstermesin
Allah gara gaşlı, gara gözlü bir gız versin.
Allah gaza bela vermesin.
Allah gazadan beladan saklasın.
Allah geçim dirlik versin. (Çocuğu evlenen ailelere)
Allah geride kalanlara uzun ömürler versin.(Cenazede)
Allah Halil İbrahim bereketi versin
Allah hayrını göstersin
Allah işini rast getirsin
Allah kesene bereket versin
Allah kimseyi açlığınan terbiye etmesin
Allah korusun/esirgesin.
Allah kuru iftiradan saklasın.
Allah nazardan saklasın
Allah ne muradın varsa versin.
Allah rahmet eylesin
Allah razı olsun
Allah selamet versin
Allah sevdiğinden ayırmasın
Allah sonunu hayır etsin.
Allah tekrarına erdirsin. (Dini bayramlar için)
Allah tuttuğunu altın etsin
Allah yardım etsin.
Allah yardımcın olsun.
Allah yazdıysa bozsun
Allah yolunu açık etsin.
Allah zihin açıklığı versin.
Allah’ım kabir azabı vermesin
Allah’ım kem gözlerden korusun
Anan atan nur içinde yatsın
B
Babana rahmet
Berhüdar ol!
D
Darısı sizin çocuklarınıza
E
Ecdadına rahmet
El öpenlerin çok olsun.
Eline sağlık. (iş bitiminde)
Ellerin dert görmesin.
G
Geçmişlerinin canına deysin
İ
İşin gücün rast gelsin.
M
Mekanı cennet olsun. (Cenaze sahiplerine)
N
Nur içinde yatsın
S
Su gibi aziz ol.
Su gibi ömrün olsun
Su verenlerin çok olsun
T
Toprak diye tuttuğun altın olsun.
Tuttuğun sarı lira ak kuruş olsun.
Y
Yaşın benzemesin.
Yattığın yer nur olsun.
SİVRİHİSAR’DA ÖRNEK BAZI BEDDUALAR
A
Adı batasıca
Adın kara yerden kelsin
Ağzın burnun eğrilsin.
Ağzından burnundan gelsin.
Allah belanı versin.
Allah dert versin de, derman vermesin.
Allah döküle kal.
Allah iki yakanı bir araya getirmesin.
Allah sende oğlundan gızından bul.
Allah seni kahretsin.
Allah seni nasıl biliyorsa oyle etsin
Allah tez günde canını alsın.
Allahlımdan bul.

B
Bacanda baykuş tünesin.
Basını yiyesice
Başına benim kadar daş düşşün.
Başında baykuşlar ötsün
Boğazımda kalsın
Boynu altında kalasıca
Boyu bosun devrilsin
Boyu devrilesice
Burnundan fitil fitil gelsin..

C
Cehennemim dibine
Cehennemlere kelesice
Çekmeden gidesice
Çenene hırsız taşı dokansın. bi sus.
Çenesi çekilesice
Çenen çekilmesin
Çocuklarından bul.
D
Datlı canından bul
Dilini eşşek arısı soksun
Domalasıca
Domala gal
E
Eli kırılasıca
Elin ayağın tutmasın
Emdiğin süt burnundan gelsin.
Etleri dökülesice
Ettiğini bul.
Evi basına yıkılsın
Evi yıkılasıca
Evine baykuşlar tünesin.
Evladından bul

F
Feleğin sillesini yi işallah
G
Geccaşına doyma
Gelmeden git
Gençliğine doyma
Gençliğinin hayrını körme
Gıran giresice!.
Gidişin olsun da dönüşün olmasın
Gözü cıkasıca
Gözü kör olmayasıca
Gözüne dizine dursun.
Gözünü toprak doyursun
Gudurasıca
Gün görmeyesice

H
Hayrını görme
Huyun suyun kurusun
İ
İbimiyesice!
İki yakan bir araya gelmesin.

K
Kara haberin gelsin
Kefen param olsun
Köküne kibrit suyu dökülsün
Kulağına kurt dusesice
M
Malından canından olmayasıca
Mezarında yatamada galgı inşallah
O
Ocağı batasıca
Ocağı sönesice
Ocağı tütmeyesice
Ocağına baykuşlar tüneyesice
Ocağına incir ağacı dikilsin
Olmaz olasıca
Ö
Ömrü tukenesice
Öte dünyada iki elim yakanda
S
Sabaha çıkmayasın
Sabaha kadar şişe domalakal.
Saçı sakalı ağırasıca
Sakalı ağırasıca
Sen beni güldürmedin, Allah da seni güldürmesin
Seni Allah’a havale ediyorum
Sıracalı/Matçalı
Sidiği tutulasıca
Sidiğin dutulsun.
Südüm haram olsun
Sürüm sürüm sürünesice

T
Tahtalı koye gelin gidesin işallah.
Teneşire gelesice!
Y
Yedi minarede selaan verilsin
Yediğin ekmek közüne dizene dursun
Yerinde yatamayasıca.
Yuzu kesilesice
Z
Zehir zıkkım olsun
Zıkkım iç.
Zıkkımın kökünü yiyesice.

SİVRİHİSAR’DA BAZI İNANIŞLAR
Akşamları sofra bezi silkelenmez.
Ala karga öterse mutlu haber vardır.
Araba, ev gibi pahalı bir şey alınırsa kurban kesilip, arabaya ya da evin kapısına sürülür.
Ayağın altı kaşınırsa gezmeye gidilir.
Ayakkabı ya da terlik çıkarıldığında üst üste gelirse misafir gelecektir.
Ayakta su içilmez.
Ayna kırılması yedi sene uğursuzluk getirir.
Aynı gün doğum yapan kadınlar kırkları çıkmadan bir araya gelmezler.
Ayva çok olursa o yıl kış uzun sürer.
Bardak kırılması nazarın çıkacağına işaret demektir
Bıçak tersine dönerse misafir gelir.
Bıçak veya kesici bir alet, birine verilirken bir yere konulur ve diğer şahıs oradan alır.
Bir evin civarında baykuş ötmesi uğursuzluktur.
Bir kadın aş ererken birine bakarsa çocuğu ona benzer.
Boş beşik sallanmaz. ( Bebeğin başı ağrır. )
Burun kaşınırsa o gün misafir gelecektir.
Çayda çöp çıkarsa misafir gelir .
Çocuğunun güzel olması için gebe kadına ayva yedirilir.
Çocuk apılarsa(emeklerse) misafir gelir.
Çocuk ayaklarının arasından geriye doğru bakarsa misafir gelir.
Çok esneyene nazar değmiştir.
Çorap ve ayakkabı giyerken de sağ ayaktan başlanır.
Dolu yağışı dursun diye saçayağı, dolu yağışı altına atılır.
Ekmeğin yanık yerleri yenilirse para bulunur.
Ekmek keserken sıçrasa misafir gelir
Ekmek yere düşünce üç kez öpüp başa koyulur.
El bağlamak kısmeti kapatır
Eşik üzerine oturulmaz. Oturulursa eve melek girmez.
Evlenmek isteyen genç, babasının ayakkabısını yere çakar.
Ezan okunurken iş bırakılır, iş yapılmaz.
Gece aynaya bakılmaz, bakılırsa uğursuzluk getirir.
Gece ev süpürülmez.
Gece evde şemsiye açmak uğursuzluk getirir.
Gece ıslık çalınmaz.Islık çalmak şeytan çağırmaktır.
Gece ölen kişinin üzerine sabaha kadar bıçak koyarlar.
Gece sakız çiğneyen ölü eti çiğner.
Gece tırnak kesmek uğursuzluktur
Geceleyin aynaya bakan çirkinleşir.
Geceleyin diken çıkarılmaz.
Gelin damadın ayağına basarsa, damat kılıbık olur.
Giden kişi geriye dönsün diye arkasından su dökülür.
Hamileyken saç kesilmez ve boyanmaz. ( Çocuğun ömrü kısalır. )
Hamur yoğururken çevreye sıçrarsa misafir gelir.
Hıçkırık tuttuğunda, geçmesi için sırta vurulur ya da su içirilir..
Hıdrellez günü hiçbir iş yapılmaz kesici aletler ele alınmaz.
Horoz, gece öterse başı kesilir, yoksa uğursuzluk getirir.
İki bayram arası nikah kıyılmaz, düğün yapmak uğursuzluktur.
İnsanın sol kulağı çınlarsa kötü, sağ kulağı çınlarsa iyi haber beklenir.
İstenmeyen bir olay anlatılırken tahtaya vurulur, kulak çekilir.
Kadın yolda yürüyen erkeğin önünden geçmez.
Kafaya veya vücudun bir yerine kuş pislerse uğur getirir.
Kapıdan çıkarken önce sağ ayak atılır.
Kara kedi gören kimse hemen saçını çekmelidir.
Kara kediye taş atmak uğursuzluk getirir.
Karganın veya baykuşun ötmesi hayra alamet sayılmaz.
Karıncanın çok oldu yerde bolluk olur.
Kına gecesinde gelinin eline para koymak bereket getirir.
Kısmetin açılması için, hocaya ve ziyaret yerlerine gidilir.
Kıyafet üzerinde sökükdüğme dikilmez. (iftiraya uğrayabilir.).
Kötü bir şey konuşulduğunda, şeytan kulağına kurşun denir.
Kulak çınlayınca veya göz seğirince biri beni anıyor denir.
Kurbağa ellersen elinde siğil çıkar.
Kuş yuvası bozulmaz. (Bozan kişinin yuvası bozulur.)
Lokma yarım bırakılırsa dağda kurt yer.
Makas ve bıçak istenirse elden verilmez yere konur.
Merdiven altından geçen cüce kalır.
Nazar değmemesi için kurşun döktürülür ve hocaya muska yazdırılır.
Ölü yılan yakılırsa yağmurun yağar.
Saçını kesip yere atarsan başka birisi de saçını çiğnerse başın ağrır.
Sağ elin avuç içi kaşınırsa para girer.
Sağ elin avuç içi kaşınırsa para girer.
Sağ elin içi kaşınırsa para gelir.
Sağ gözün seğirmesi iyiye yorumlanır.
Sol ayak kaşınırsa yolculuk vardır .
Sol elin avuç içi kaşınırsa para çıkar..
Sol gözün seğirmesi darlığa sağ göz ise sağlığa işarettir.
Üzellik otu duvara asılırsa nazardan korur.
Yatakları toplayıp yükledikten sonra üstüne oturmak uğursuzluk getirir.
Yatan bir çocuğun üzerinden atlanırsa boyu kısa kalır.
Yatır ve tekkelerde dilek tutulur.
Yemek tabağının dibini temiz sıyırırsan nişanlın güzel olur.
Yeni doğan bebeğin göbek bağı düştüğünde cami duvarına bırakılır.
Yeni doğan çocuğa nazar değmesin diye atleti ters giydirilir.
Yeni gelinin kucağına oğlan çocuk verilirse ilk çocuğu erkek olur.
Yere düşen bardağın kırılması iyi habere kırılmaması kötü habere delalettir.
Yıldız kayarken dilek tutarsan, dileğin kabul olur.
Yıldızlar sayılırsa ellerde siğil çıkar.
SİVRİHİSAR’DA BİLİNEN SÜLALE LAKAPLARI
21 Haziran 1934 tarihinde kabul edilen ve 2 Temmuz 1934 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Soyadı Kanunu’na kadar bu topraklarda yaşayan herkes ailesinin ya da kendisinin lakabı ile anılır ve bilinirdi.
Bilindiği üzere Sivrihisar’da kişiler soyadlarından öte sülale ve lakaplarıyla tanınmaktadırlar. Atalarımızda “Yiğit namıyla anılır” dememişler mi?
Araştırmalarımda özellikle Sayın Ali İhsan YAĞCI Bey ile birlikte, Sülaleler arası akrabalık bağlarını ortaya koymaya, bunu da yeni nesillere aktarmaya çalıştık.

Sivrihisar’ın bu sülalerini yazarak geçmişte kalan gelenek, görenek ve kültürünü yazılı ve kalıcı olarak kayıt altına almaya çalıştım. Kaldığımız yerden gelecek genç nesil araştırmacı kardeşlerimiz mutlaka olacaktır ve onlara önemli görevler düşmektedir.
Bu çalışmalar onlara kaynak alt yapısı oluşturmayı amaçlamakta olup, onlara yol göstermek ve kapı aralamak adına arşiv niteliğinde oluşturulmuştur.

SİVRİHİSAR’daki sülalelerden aklıma gelenleri yazmaya çalışacağım Bu araştırmalar sırasında yardımlarını esirgemeyen Sayın Ali İhsan YAĞCI, Sayın GÜRBÜZ KARA, Sayın Erhan EROĞLU ve Sayın YUNUS YERLİKAYA ’ ya huzurlarınızda teşekkür ederim.
A
Abidinbeyler
Abdulkadirler
Adiloflar
Abdullahpaşalar
Acemler
Acuzlar
Adacılar
Adalıihtiyarlar
Ahmet hocalar
Attıngınaslar
Akdeveler
Akmanlar
Akparalar
Aksoylar
Aktakkalar
Alibeyler
Aliçavuşlar
Aliefendiler
Alaboyunlar
Anarlar
Ançılar
Anıklar
Arap Aşalar
Arıkayalar
Arpacılar
Askeroğulları
Aşcı Aliler
Aşcı Sülükler
Âşıklar
Atak Hasanlar
Ataşlar
Ataş Bekirler
Avoğullar
Avukatkamiller
Ayhanlar
Aynacılar
Ayıcılar
Aynalıefeler
Ayvazlar
B
Babulluoğulları
Bacacılar
Badeler
Badeoğulları
Badılar
Bağcılar
Bağmatlar
Balcılar
Balip(ali)ler
Bakırbaşlar
Bakkal Şevketler
Bambullar
Bankacılar
Başçavuşlar
Bayramoğulları
Bektaşlar
Bekirbeyler
Bekir Hocalar
Bektaşiler
Belikuşaklar
Benliler
Beloğlular
Berberhacıahmetler
Berberoğullar,
Berber Basriler (Çıngırlar)
Berber Eyüpler
Berber Haliller
Bıdbıd Ametler
Biberciler
Biciler
Biçerliler
Boğuslar
Bollular (İbram Paşagil)
Boltakkalar
Boşnaklar
Boşnak abdullalar
Boyacılar
Boyacı Mehriler
Boyacı Veciyeler
Böcüler
Bölükeminiler
Bulgurcular
Büyük hagarlar (Ahmet Dinçer)
C
Cafarlar
Caferpaşalar
Cakcuklar
Camgözler
Camışlar
Camiciler
Camoğullar
Candırlar
Canipler
Celallar
Cevcevler
Cıdı Bekirler
Cımbışlar
Cibiller
Cin aliler (Bahri Güvenç
Civelekler
Comular
Cüce hatcalar

Ç
Çağlalar
Çakırlar
Çalgıcı Sadrettinler
Çamoğulları
Çandırlar
Çatallar
Çavuşlar
Çerezciler
Çeteler
Çıbışlar
Çıkçıklar
Çıracılar
Çiçekdağlar
Çiniler
Çinini Aliler
Çoban Mariyeler
Çoban İbikler
Çoban Veliler
Çolaklar
Çorapsızlar
Çölmekler
Çullular
D
Dabanlılar
Daban Aliler
Darbazlar
Dalı oğulları
Dalimanlar
Davulcu ibin
Dayıoğullular
Dedeçakırlar,
Dedeler
Deliahmetler
Delikbaşlar
Dellallar
Demirciler
Demirci Bekirler
Demircitapaklar
Dibekler
Dikkaşlar
Dilberler
Dingiltakkalar
Dirlikler
Dolmalar
Dolma Memetler
Donbaylar
Duzcu Gafarlar
Düztabanlar
E
Edalılar
Efeler
Ekşiler
Elamiler
Elagözler
Elcikler
Emiddinler
Enikler
Engelekler
Eseler
Esnaf Ametler
Eşiler
Eşrefağalar
Eşrefpaşalar
Etekler
Etlibaşlar
Etyemezler
Eviyananlar
Eytamcılar
Eyüppaşalar
F
Faideciler
Fatikler
Fayıklar
Fındıklar
Fotoğrafcı Potikler

G
Gaffarlar
Galenderler
Galıpçılar
Gambır Ametler
Gamitler
Gandeller
Ganıcılar
Ganunlar
Gariphasanlar
Gargalar
Gartallar
Gasap Aliler (Memet Akgözlü)
Gaşlılar
Gatırcılar
Gavaliler
Gaygılar
Gaymazlılar
Gazeteciler
Gaziler
Gedikler
Geneciler
Gevrekler
Gıbıklar
Gıcılar
Gılisiler
Gıyıklar
Gocabaşlar
Gocabıyıklar
Gocagötler
Gocamehmetler
Golatlar
Golsuzlar
Gozancılar
Goruklar
Gostaklar
Gozancılar
Göferler
Gökkürler
Gölleciler
Gökmenler
Gözel Osmanlar
Gubusçular
Guduklar
Gulaksızlar
Gunduracılar
Guzatlar
Güdük aliler
Güdümenler
Güvenler

H
Hacıahmetler
Hacıbatlar
Hacıoğulları
Hacı bacaklar
Hacı Bayramlar
Hacıdervişler
Hacıfevziler
Hacıgökmenler
Hacıhafızlar
Hacıhasanlar
Hacı Kasımlar
Hacıköseler
Hacıkuşular
Hacı minnetler
Hacıomarlar
Hacıminler
Hacıfevziler
Hacıtabaklar
Hacıveliler
Hadigalar
Hakıklar
Hakimler
Haldaylullar
Halitoğlular
Hamdi hocalar
Hamamcı aşalar
Hamamcılar
Hamamcı köseler
Hanimoğluları
Hancılar
Harsılar
Harunlar
Haşgaş Yalılar
Haşimler
Haygızlar
Helecanlar
Helvacılar
Hıdıtlar
Hısımlar
Hızarcılar
Hoca çocukları
Hocaefendiler
Hocagızlar
Horozlar
Hörüler
Hürriyetler
Hüseyin hocalar (Remzi Çakırgöz)
I
Ibıklar
Ilmanlar

İ
İbişler
İhtiyarlar
İlimanlar
İnciler
İncirburunlar
İneşliler
İplik Hatcalar
İsli Hatcalar
İstanbullular (Mayk Muratlar)
İzzet beyler

K
Kadıoğulları
Kalaycılar
Kâğıtçılar
Kalıpçılar
Kal moddinler
Kamçılar
Kamiloğulları
Kanaatler
Kanıcılar
Kanlı Aliler
Kantarcılar
Kapaklılar
Kaplamalar
Karabudaklar
Kara Cemallar
Karahasanlar
Karamehmetler
Karamızraklar
Karaoğlanlar
Kavalcılar
Kavaliler
Kavaslar
Karaniler
Kartallar
Kasapaliler
Kasap Atoşlar
Kasap Kenanlar
Kasap Vehbiler
Katırcılar
Kavaklar
Kavalcılar
Kahveci Kadirler
Kavaslar
Kayıslar
Kaymaklar
Kaymakamlar
Kaymazlılar (Ahmet Karagil)
Kayserililer
Kazancılar
Kazıklar
Kazımağalar
Keçeci Azizler
Kel Aliler
Kelçakılar
Kelekler
Kertekliler
Kerzikler
Keserler
Keşinler
Kıbık Aliler
Kıdanlar
Kınacılar
Kınalar
Kırmızı yelekler
Kırtızlar
Kıyıklar
Kilciler
Kitapçılar
Kocamanlar (Mehmet Bakırelgil)
Kocamehmetler
Kocabaşlar
Koca yaplar
Kocaveliler
Koçedeler
Koçular
Koçaşlılar
Kokuşlar
Kolsuzlar
Konukbaylar
Kopçalar
Kozanlılar
Körametler
Körağalılar
KÖRALİLER
Körçakırlar
Kör fuatlar
Körhaliller
Körhacılar
Kör Mevlitler
Köroğlular
Kürt Yusuflar
Kuçurlar
Kuka bircanlar
Kulaksızlar
Kuyruklar
Kuzanlılar
Kuzatlar
Kuzular
Kücükler
Küçükoğlanlar
Külancılar
Külaşlar
Kümbürler
Kürüknuriler

M
Magılar
Malaklar
Manikler
Mavılılar
Mayharcılar
Mayıplar
Malikler
Medetler
Melinçakıllar
Melikler
Memet Çavuşlar
Mermerciler
Mesciler
Meşeler
Mevlütler
Mıcıklar
Mımırlar
Mısırlılar (Hatice Güvercin)
Minnetler
Mukayitler
Mumcular
Müftüler
Mürevetler
Müştemalar
Müvezzibabalar
N
Nacarlar
Nadarlar (Süleyman İpek)
Nakşıbentler
Nalbantlar
Nalcılar
Nalınlılar
Nallıhanlar
Nasıfler
Nayıflar
Nizamlar
Nuri Hocalar
Nurlar

O
Okkalar
Onbirler
Ormancılar
Onbaşılar (Eşitgengil)

Ö
Öksüzler

P
Palacı Ametler
Pamuksuzlar
Patpatlar
Pençesizler
Postacılar
Potelikler
Potiler
Potoğlular
Potpotlar
Püsküllü hacı (Simitci Rafigil)

S
Saatçihocalar
Saatçiler
Sabiler (Çizmeli Nihat)
Salimhocalar
Sallamakilitler
Sandıkçılar
Sarı aliler
Sarı efeler
Sarıkızlar
Sarımehmetler
Sarıoğulları
Saraç Kör Cemallar
Sarkacılar
Sarkallılar
Satılmışlar
Semerciler (Rıza Yeşeren)
Serezliller
Seydallar (Kaymazlılar)
Seydiler
Sıhiyeömerler
Sırçacılar
Sırmalar
Sinemacısırık
Sirikardeşiler
Sobacılar
SOFUHOCALAR
Sofular
Sölpükler
Sucuköseler
Sülükler
Sünnetci Topal Sarılar
Ş
Şabanlar
Şadılar
Şamdanlar
Şam Külahlar
Şapşukalar
Şavkılar
Şekerahmetler
Şekerciler
Şişciler

T
Tabaklar
Tabak Bekirler
Tabak Celaller
Tabakçılar
Tabakmusalar
Tahsildarlar
Taktaklar
Takozcular
Tapocular
Tavacılar
Tavukçular
Tecenler
Tekeler
Tekkeşinler
Tellallar
Terzi Aliler
Terzi Bahalar
Terzi Gafarlar
Tıkırtıkırlar
Tırampetler
Tırıslar
Tırışmanlar
Tıslar
Tilkiler
Tokmaklar
Tokuşlar
Tongurlar
Topbaşlar
Topalahmetler
Topallar
Topal Gargalar
Topal Sarılar (Ayakkabıcı)
Topal Zehralar
Toşurlar
Tozbeyler
Trampetler
Tüfekçiler
Türkmenbeyler
Türkmenoğulları
Türkyamanlar
Tütüncüler
Tüysüzler

U
Uçalar
Uçkurlar
Uşkurlar
Uykulular
Uzlar
Uzunaliler
Uzunemineler
Uz Modinler
Uzun Olanlar (Kaveci İrfanlar)
Uzun Zaleler
Ünlüoğulları

V
Varvarlar
Vesvesler
Vızıklar
Y
Yaboylular,
Yağaplar
Yağcıhebipler
Yağcılar
Yahaklar
Yahudiler
Yakcılar (delibok esangil)
Yarıkkafalar
Yalıngatlar
Yamyamlar
Yapalılar
Yavanlar
Yazıcıoğulları
Yazımlar
Yeşiller
Yetimkızlar
Yetimler
Yorgalıhocalar
Yörükler
Yumurtacılar (İrfan Gidergil)
Yünatıcılar (Kaşıkcı Ali Benzer)
Yüzügüllüler
Z
Zabitler
Zadırlar
Zaimoğulları
Zalifeler
Zalikalar
Zavraklar
Zayımlar
Zeyliler (Tefik Bingöl)
Zeyneller
Ziverler
Zimzimler
Zotlar
Zortlaklar
Zurnacılar
Sivrihisar adına çok anlamlı şiirler yazan ve en önemlisi “HER VURUŞ BİR TARİH YAZAR” isimli Sivrihisar’ı çok güzel anlatan şiirin sahibi Rahmetli Mürsel PAZARKAYA’nın sülalelerle ilgili şiirini sunuyorum. Mekânı cennet olsun.
KIZ SEN SİVRİHİSAR’IN NERESİNDENSİN?

Yeri süpürür eller,
Kınalanmış iği büktürür,
Kapı önünde çorap örüp oturur,
Kız sen Sivrihisar’ın neresindensin?
Söyle Sivrihisar’dan sen kimlerdensin?

Tombaklar, Nayıflar, Şamdanlardan mı?
Zimzimler, Zayımlar, Darbazlardan mı?
Horabaz,Namane Üçpınardan mı?
Kız sen Sivrihisar’ın neresindensin?
Söyle Sivrihisar’dan sen kimlerdensin?
Zeytin gözler bana dudak büktürür,
O güzel endamın yere çöktürür,
Salınıp yürümen ocak söndürür,
Kız sen Sivrihisar’ın neresindensin?
Söyle Sivrihisar’dan sen kimlerdensin?

Hacıbatlar, İhtiyarlar, Sölpüklerden mi?
Sobacılar, Kağıtçılar, İncilerden mi?
Hörhör, Yenice mahalle, Yecelikten mi?
Kız sen Sivrihisar’ın neresindensin?
Söyle Sivrihisar’dan sen kimlerdensin?
SİVRİHİSAR’lısın da, YETİM’lerdensin.

Mürsel PAZARKAYA

NAM-I DİĞER SİVRİHİSAR
(BİREY LAKAPLARI)

NAM-I DİĞER SİVRİHİSAR
Tanım olarak Lakap: “Kişiye verilen daha belirleyici, belli bir özelliği bulunan ayrı bir isim”dir. Lakapların tanıtma, yüceltme ve küçültme gibi birçok işlevleri vardır. Bilindiği üzere, kişilerle ilgili lakapların kişiyi öveni, hoşa gideni, yücelteni, mutlu edeni ya da hoşa gitmeyeni, küçük düşüreni, inciteni olabilmektedir.
Lakapların, insanların Hayatıyla, sıkı ilişkilerinin olduğunu, Lakap verirken seçtikleri kelimelerin niteliği ve benzetmelerde yöneldikleri noktalar itibariyle de mizahi yaklaşımı Halkın sevdiği ya da sevmediği insanlara lakap verirken eğlenmeyi, espriyi de öne çıkarır.

Sivrihisar hoşgörüsü ve mizahı üzerine kurulu olan bu olgu kişinin tutum ve davranışları, karakter özellikleri, mizacı, fiziki görünüşü, yaşama biçimi, özel zevkleri ve yeteneklerini karşılayan veya çağrıştıran türlü isim ve sıfatlar kişiye lakap olabilmektedir.

Hoşumuza gitsin veya gitmesin, lakaplar hayatımızın bir parçası haline gelmiştir.
Sivrihisar’daki lakaplar içinde insanların kullanılan namlarını sunmaya çalıştım. Tüm araştrmalarıma rağmen bazı kişilerin isimlerini, bazılarında soyadlarını bulamadım. Höşgörünüze sığınır, saygılar sunarım
Amacım; Hoşgörü penceresinden yakaladıklarımı gözler önüne sermektir. Sürçi lisan ettimse affola…
Bu çalışmamda bana yardımcı olan Sayın Ali İhsan YAĞCI, Sayın Erhan EROĞLU, Sayın Mustafa KARATEPE Sayın Ramazan KARATEPE ve adeta çalışmamda koşar adım bunuda yaz, bunu yazdınmı? diyen isimleri bende saklı SİVRİHİSAR halkına gönülden teşekkürlerimi iletirim.
A
—Abbate (Mustafa Öztepe)
—Adem Usta (Adem Derman)
—Akkuzu (Cemal Anılır)
—Ak ebe (Nuriye Öztepe)
—Akücü şadı (İbrahim Uğurlu)
—Alamancı Simitçi Rohi (Ruhi Kılıç)
—Alibaz (Yorgancı Murat Sülükoğlu’nun babası)
—Altın kasap (Muammer Kılıç)
—Arpacı (Bekir Akgün)
—Aşçı Koca Usta (Orhan Çakmak)
—Aşçı (Süleyman Duygulu)
—Aşçı (Süleyman Günay)
— Aşçı Şadı Ana (Maksude Ançı)
— Aşçı (Yılmaz Danış)
—Aşık (Mehmet Ayaş)
—ATATÜRK (Cemal Akyol)
—Atarabacı Boşnak (Ali Kerpiç)
—At Arabacı Çavuş (Dündar Yücel)
—Atarabacı Dikkaş (İsmail Osman Akkaşın babası)
—Atarabacı ibram (İbrahim Kurugöl)
—Ateş Bakkal (Mustafa Ateş)
—Attıngınas (Saffet Mustafa Yerlikaya nın babası)
—Avkat İbram (İbrahim Demirkol)
—Ayakkabıcı köçek (Mustafa Düzgün)
—Ayakkabıcı Topal Mustafa (Mustafa Aydemir)
—Ayna Yaşar (Yaşar Özalp)
—Aynacı (Orhan Köseoğlu)
—Ayvazların Bekir (Bekir Ayvazoğlu)
—Azap (Şeref Büyükkılıç)
B
—Babaçta (Satılmış Güner)
—Babamoğlu (Mehmet İsmail Nezir Tanır)
—Babıç (Cengiz Kalır)
—Babuç burunlu ısmayıl (İsmail Bitirgen)
—Bacacı (Mehmet Bacacı)
—Badak (Hamdi Ercan)
—Badak (Levent Uzun)
—Bağırsakçı (Remzi Danış)
—Bakkal hoca (Mehmet Kılıç)
—Baldudak (Rüstem öncel)
—Balip (Hasan Arıkaya)
—Balo (Osman Sarıkaya)
—Balta (Bekir ……)
—Bazlamaç İbram (İbrahim Bayındır)
—Banbıl (Mustafa Koç)
—Bedford(Mehmet Sarıbaş)
—Belli (Mustafa Benzer)
—Beşliğin Aşa (Ayşe ER)
—Bıdık Omar (Ömer Sülükoğlu)
—Biberci (Mustafa Kıroğlu)
—Bicom (Bekir Piren)
—Bilen Şofor (Tahsin……)
—Bobatca İbram (İbrahim Büyükkılıç)
—Bobop (Hamdi …….)
—Boda (Adem Çelik)
—Bodik (İsmet …..)
—Boğus (Süleyman Işık)
—Boncuk (İsmail Bıçak)
—Boşnak Abdulla(Abdullah Tanır)
—Boşnak İbram (İbrahim Bosna)
—Boyacı (İzzet Akçan)
—Boyacı Vecihenin Ahmet(Nadir Üstünsoy)
—Bulgar Sadık (Sadık Öztürk)
C
—Cacık (Süleyman Anık)
—Çakcun Hacı (Ahmet Soyer)
—Campi (Cengiz Yavuz)
—Ceyar (Mahmut Sayal)
—Cıdı Bekir
—Cırt (Yavuz Efe)
—Cızırt Memet (Mehmet Karagöz)
—Cici berber (İhsan Durali)
—Cingan Amet (Ahmet Nural)
—Cizmeli (Nihat……)
—Cöngelli (Çetin Belikırık)
—Codar(Erdal Çelik)
—Cüce (Abdullah Kurşun)

Ç
—Çadır Şefi (İbrahim Şimşek)
—Çakır (Gürsel Görener)
—Çamır (Şevket Büyükkılıç)
—Çatal (Remzi Geneci)
—Çatal (Kemal Geneci)
—Çavuşun Oğlam(Hamdi Yücel)
—Çayır (Mustafa Ahan)
—Çek (Mustafa Erişen)
—Çekirdekçi (Yalçın Topkaya)
—Çelik Bacak (Nihat Tuzcu)
—Çerkez Moddin (Muhittin Cingöz)
—Çete Dayı (Ahmet Hamdi Eskikent)
—Çıbış (Hasip…….)
—Çıta (Mustafa Akan)
—Çıta (Mustafa Akan)
—Çil ebe (Refiye Özcan)
—Çizmeli (Adil Sürer)
—Çobanoğlu (Gürcan Terler)
—Çolak İbram (İbrahim Akpara)
—Çorapçı (Veli Yar)
—Çorapsız (Yaşar Arıkaya)
—Çuk (Hüseyin Koca)
D
—Dagali (yılmaz Çakır)
—Daliman (Hamdi Er)
—Dana (Memet ……)
—Daracık Fadime (Fatma …..)
—Daşdoş (Bekir Kalır)
—Daşdöş (Memet …….)
—Dede (Remzi Yaşa)
—Değirmenci (İsmet Özmen),
—Delikbaş (Tahsin Sölpüker)
—Demirci(Hikmet Akgün)
—Derici (TahsinGüven)
—Dıgıdık (Celal Kalır)
—Dirlik (İbrahim Yerlikaya)
—Do (Mustafa…….)
—Dobiş (Remzi………)
—Dondijon (Mustafa………)
—Dolma Apo(Abdullah Özarı)
—Dondurmacı (Yavuz Çelikyılmaz)
—Dümdük(İsmet Ünver)

E
—Eczacı (Zeki Çalış)
—Edalı (İsmet Satılmış)
—Elmor (Soner Açıkgöz)
—Engelek (Niyazi …….)
—Enik (Ünal Gezgin)
—Esan Goşum (İhsan Özarı)
—Ese guguk (Yunus……..)
—Eskici (Mesut Duygulu)
—Esnaf Amet(Ahmet Tut)
—Eşşekçi Hacı (Hacı Ali Uzun)
—Etyimez (Rüstem öncel)
F
—Falkonetti ( Nevzat Bitirgen)
—Fındık (Kemal Kaynakçı)
—Fırıncı Kabadayı (Hamdi Özinan)
—Fırıncı (Naciye Elmas)
—Fırtına Alis(Ali İhsan Yağcı)
—Fransalı (Orhan Koç)
—Fransalı Omar(Ömer Koru)
—Froto (Cemal Akyol)
G
—Galaman Kemancı (Mustafa Karabayır)
—Galaman cümbüşçü(İsmail Karabayır)
—Galender (Halil Gökdere)
—Gambır Adil (Adil Bitirgen)
—Gambır Ismayıl (İsmail Yaşar)
—Gamış (Mustafa Çabuk)
—Gamsız (Mithat Eskikent)
—Ganaet Emmi (Selehattin Üzümcünün dedesi)
—Gandilci (Hasan Kandilci)
—Gara Mısdava (Mustafa Demirel)
—Gara mısdava (Mustafa Çakırgöz)
—Gara Zale Zeliha Gençer)
—Gardiyan (Mustafa Özmen)
—Gavas (Mustafa Kavas)
—Gaveci Ecevit (Celal Mertol)
—Gaveci Gışlak(Ali Bağlan)
—Gâvur Ali (Ali Kızıloğlu)
—Gaymak (İsmet Abidin Elcik’in babaları)
—Gazkesmez elcikli (Sadık Dönmez)
—Gazozcu (İzzet Çelikyılmaz)
—Gazozcu (Ünal Yardımcı)
—Geç Abam Geç (Memet Kalır)
—Genç İbram (İbrahim Akpara)
—Gıbıkali (Ali Karatepe)
—Gıligın (YunusÖz)
—Gınanın Çete (Hamdi Kalır)
—Gırbaş (Hüsemettin Yardımcı)
—Gırgır(İrfan…..)
—Gırış (Ali……..)
—Gırış (Hüseyin Kaşıkçı)
—Gıvırcık (Enver Helvacı)
—Gosbıyık (Necati Çakır)
—Gosbıyık (Rıza Kalır)
—Gofalak (Alaattin …….)
—Goruk (Yılmaz Sermi)
—Gostak (Mustafa Gürdal)
—Gostak (Mustafa Gürdal)
—Göde (Niyazi ……)
—Göfer (Muhterem Göver)
—Gölleci (Mehmet Çağlayan)
—Gömlekçi (Süleyman Aytekin)
—Gözel Osman (Osman Özkara)
—Gumcu (Halil Şanlıer)
—Güççük baba (İlyas Kantarcı)
—Güldürt (Fikret Oksay)
—Güllü Kız (Fatma Ebe)
—Gülüm (Ertemel Ahmet)
—Gümgüm (Halil Gömeci)
—Günyüzülü Hacı (Mehmet Özkaya)
H
—Hababanın (Süleyman Sırrının)
—Habeş (Bilal Kara)
—Habeş Amet (Ahmet Kalır)
—Habeş Bekir (Bekir Kalır)
—Hacıbat (Ali Kılıçaslan’ın babası)
—Hadiga (Oğlu Mustafa Elagöz)
—Hagar (Ahmet Anık)
—Hagar taksici (Ahmet Dinçer)
—Hakık (Hasan, Kemal,Mehmet.Zale Ana)
—Hakim Ali (Mustafa Tosun)
—Halk Ozanı Atak (İbrahim Atak)
—Hamamcı (Kemalettin Akgözlü)
—Hamamcı Aşa (Hagar Ahmetin Hanımı)
—Hamamcı Guma (Bekir Şimşek)
—Hamamcı Hulosü (Hulusi Çelik)
—Hampa (Mesut Sülükoğlu)
—Hancı (Muzaffer Akdemir)
—Hesarlı Süleyman
—Hızarcı (Bekir Sülükoğlu)
—Hicri boba (Hicri Yaşar)
—Holivat (Mustafa Topul)
—Horoz (Hüseyin Horozoğlu’nun babası)
—Horozların Hayriye (Hayriye Ünlüer)
—Hölle Baba (Zeki …..)
—Hurdacı (Erol Gürel)
İ
—Ibın Memet (Mehmet Yer)
—İnceefe (Ömer Alkan)
—İliman (Özcan Bayramoğlu)
—İlimuz (Amet Akyol)
—İmam (Özcan Çakır)
—İngiliz (Kemal Sülükoğlu)
—İnneci İsmet (İsmet ……)
—İtfayeci Karşım (Mehmet Bulut)
—İşbilir (Süleyman Eroğlu)

J
—Jett Hoca (Hasan Hüseyin Sayın)
—JR(Ceyar) (Mahmut Sayal)

K
—Kaba (Bilal Kalır)
—Kabırga (Mustafa Işık)
—Kadıoğlu (Ekrem Aras)
—Kâğıtçı (Osman Yalnız)
—Kâğıt yırtan (Musrafa Başerdem)
—Kahraman Hüsamettin (Selahattin)
—Kambur Taksici (İsmail Sezer)
—Kambur (Yahya Özmen)
—Kaptan (Avni Dizman)
—Kaptan (Selahattin Yalınbaş)
—Kara Celal (Celal Aydemir)
—Kara Mısdava (Mustafa Çakırgöz)
—Kara Mısdava (Mustafa Demirel)
—Kara Yavuz (Yavuz Aydemir)
—Karaebe (Sabire……….)
—Karam (Hüseyin Bulut)
—Karaoğlanlar fırıncı ( Refik Özinan)
—Karayavuz (Yavuz Yer)
—Karşım (Memet Bulut)
—Kaymakamlıktan mohterem(Muharrem Günay)
—Kaveci Gadir (Kadir Akat)
—Kedici ( Hikmet Atasoy)
—Kekilli (Satılmış Büyükkılıç –lokantacı)
—Kel Esan (İhsan Tabak)
—Kelek (Mustafa Helvacı)
—Kemik (Vedat Özgüneş)
—Kempes (Kamil Kaşıkçı)
—Kerzin terzi (Necati Zamangil)
—Kevre (Hayri Kösem)
—Kıçıman (Mustafa koyuncu)
—Kıçıman (Selehattin Yalınbaş)
—Kımır (Ali Öncel)
—Kınıklı Gambur (Mehmet Ünlüer)
—Kigın (Hamdi Uzan)
—Klarnetçi (Abdullah Yüksel)
—Koca Reis hacı veli (Muzaffer Atasoy)
—Kokoreç (Hüseyin Danış)
—Kolanyacı mis (Yavuz Ekici)
—Kolombo (Polis Yaşar Gümüş)
—Komili (Serdar çelik)
—Komser Enrayt (Yaşar Gümüş)
—Kont (Hüseyin Subaşı)
—Kont (Murat Özüdüzgün)
—Kont (Muzaffer Güven)
—Koreli (Azmi Şenel)
—Kotik (Mete Atasoy)
—Köfteci dayı (İhsan Kırkız)
—Kör Cavat (Cevat Çağlayan)
—Kör Mükrem (Mükremin Cesur)
—Kör Omar Hoca (Ömer Kırkız)
—Köstü (Hikmet Çözmez)
—Kötü Arabacı Osman (Osman Öskalay)
—Köylü (Tuncer Sakarya)
—Külaş (Hüseyin Damlaca)
—Külleme (Rafet Sarıbaş)
—Kütük Omar(Ömer……)
M
—Macır Amet(Ahmet……)
—Magı (Muhterem Çekiç)
—Magurus (Kadir Geneci)
—Makariyos (İsmail Bayburt)
—Maltepe Omar(Ömer……)
—Malağın (Süleyman Akşit)
—Mamıka’nın Oğlanlar (Bayram-Rafet Sarıbaş)
—Manifaturacı Çakır (Süleyman Görener)
—Manifoturacı Gıcı (Atay Gıcı’nın babası)
—Manifoturacı (Kemal Kilci)
—Manifaturacı Kör Cemal (Cemal Yakar)
—Manik fırıncı Esan (İhsan Sığın)
—Mayharcı (Hayriy İleriye)
—Mayk (Murat Özüdüzgün)
—Mayk kuru temizlemeci (İsmet Alkın)
—Mebus (Yılmaz Özmen)
—Meleğin (Süleyman Akşit)
—Merdivenli (ihsan …..)
—Meşhur Şofor (Mesut Özgüneş)
—Milli (Bahar Uygur)
—Minik(Taner Gürkök)
—Minta ( İsmet Tosun)
—Mişon Amet (Ahmet Piren)
—Mişon (Bekir Piren)
—Mo Yunus(Salim Özçelik)
—Mohini Hoca(Mesut Başerdem)
—Motor Çakır (Çakır Helvacı)
—Müdür (Ahmet Elmas)
N
—Nalban Tevfik (Kemal Atasever)
—Nallan (Muzaffer Erişen)
—Nallan (Orhan Erişen)
—Narkoz (Mustafa Çinioğlu)
—Nasrettin Hoca (Mustafa Karatepe)
—Neşeli (Bilal’in annesi)
—Nori Hoca (Nureddin Sezer)

O
—Onbirlerin hoca (Metin Akdemir)
—Ondeleci Guduret (Kudret Kara)
—Orijinal (Osman …….)
—Orhan Gencebay(Selehattin Er)
—Otobüsçü Kara (Kamil……..)

P
—Pakiş (Metin Görkök)
—Panter (Coşkun kaşıkçı)
—Paşa Dede (Halil Çelen)
—Pat (İsmet Çelik)
—Pat pat (Halil Çelen )
—Pilibis (Mehmet Köseoğlu)
—Potellik(İbrahim Atagüven)
R
—Radyocu (Taner Karaduman)

S
—Saatçi (İsmail Çelik.)
—Sabır (Sabir Öztürk)
—SabiEbe (Sabi Uğurel)
—Saddam (Dilaver Uzungel)
—Sandıkçıların (Hasan Kaya)
—Saraç İsmail (Manifaturacı İsmail Bitirgen)
—Saraç (Davut Erkara)
—Saraç Kör Cemal (Cemal Yakar)
—Sarali (Ali Atmaca)
—Sarı Amet (Ahmet Yüzügüllü)
—Sarı (Cengiz Tuzcu)
—Sarı (Orhan Şanlıer)
—Sarıdayı (Süleyman Ekşi)
— Sarıkız (Saadet……..)
—Sarkacı (Yılmaz Baykal)
—Sebzeci Gözel (Yüksel Güzeloğlu)
—Sebzeci Sarıkız (Orhan Koç)
—Sebzeci Tarzan (Murat’ın ………babası)
—Sevilen Gül (Hayri Piren)
—Sıhıye Esan (İhsan Katırcı)
—Sıhıye İlhan (İlhan Anık)
—Sinemacı Sırık (Tahir Şenol)
—Sucu Köse (Orhan Köseoğlu)
—Sünnetci (Ekrem Yaman)
—Süslü (Mehmet Arslan)

Ş
—Şabşıka (Rıza….)
—Şadı (Maksude Ançı)
—Şallı petek (Selehattin Çelmetekin)
—Şamandıra (Zekai Arabacı)
—Şamdan Hulosi (Hulusi Sargın)
—Şef (Ahmet Sezer)
—Şef Avukat (Mehmet Yavuz)
—Şemit (Şemsettin Belikırık)
—Şeytan (Ali İhsan Akpara)
—Şıkşık Mısdava (Mustafa …….)
—Şılınga Memet (Mehmet……)
—Şiko (Memet Fardeciler)
—Şofor Enik (İbrahim Gezgin)
T
—Tabak Koç (Kemal……)
—Tabak Koç (Raşit….)
—Takoz (Mustafa Özbay)
—Taksici Gara Üseyin (Hüseyin Darıcı)
—Taksici Garacelal (Celal Aydemir)
—Taksici Gavas (Ali Kavas)
—Taksici Kıley (Erhan Benuğur)
—Tatar (Haluk Küçük)
—Tatar ebe (Ulviye……)
—Tatarın Süslü (Yüksel ……)
—Tatlı bela (İrfan Açıkgöz)
—Tavukcu Amet (Ahmet……)
—Tarzan (Muzaffer Küçük)
—Tekçi (Erhan Eroğlu)
—Tek diş (Ünal Kaya)
—Teke (Mehmet Doğrul)
—Tekelci (İbrahim Günaydın)
—Tenekeci (Hülosi Akpara)
—Terzi (Baha Özgüneş)
—Terzi Mai (Kahveci Kadir Alat Kızı)
—Terzi kız Mehmet (Mehmet Baysal)
—Terzi Rohi (Ruhi Gül)
—Tıkırtıkır (Osman …….)
—Tırıs (Ünal Özbay)
—Tırtık (Bülent Kızıloğlu)
—Tıs (Gürsel Akman’in babası)
—Tısın Irza (Rıza Akman)
—Titirek Doktor (Nurettin Tuncel)
—Tito (Abidin Sakarya)
—Tomun Halil
—Topal Amet (Ahmet Tosun)
—Topalın Demirci Memet (Mehmet Başerdem)
—Topal Kemal (Kemal Çakır)
—Torin (İsmail Kalır )
—Toros (Fedalar Zavrak)
—Tosba İsmail Nalcı
—Tosun Paşa (Fikret Arslan)
—Toşur hoca (Süleyman Güvener)
—Toz (Ethem Tozbay)
—Toz Necati (Necati Açıkgöz)
U
—Uzun İmine (Emine Şenol)
—Uyur memedin (İbrahim Uçar)

V
—Vaddafon (Osman Sarıkaya)
—Viraj burunlu Mamut(Mahmut…..)
—Wogs (Gürbüz Oğuzlar)
Y
—YacıAli (Ali Yağcı)
—Yağcı Bakkal (Kemal Yağcı)
—Yallah (Yılmaz Aker)
—Yamyam İbram (İbrahim Eskikent)
—Yangel (Muharrem Keskin )
—Yeşil (Hulisi Uzungel)
—Yetim (Mustafa Çiftçi)
—Yetim Remzi (Fevzi Çiftçi)
—Yoğurt Memet(Mehmet ……)
—Yorgancı (Mithat Sülükoğlu)
—Yörük (Süleyman Turgut)
—Yumurtacı Saadet Ana (Saadet Kartal)

Z
—Zabın ( Bekir Yüzügüllü)
—Zabıta çavuşu (İhsan Elcik)
—Zadır (Abidin Yalınbaş)
—Zafer ebe (Sarı ebe-Ulviye)
—Zaireci (Müşteba Yardımcı)
—Zalad Agam (Erdinç Kalır)
—Zaloğlu (Rüstem Yer)
—Zarraf Gara Üseyin (Hüseyin Aydemir )
—Zehir (Mehmet Akgün)
—Zencirli (Mustafa Sag )
—Zimzim (Erhan Demirkol)
—Zot (Remzi Işık)
—Zurnacı (Osman ……)
—5 dakkalık (Halil İbrahim Özvatan)
—10 ton (Mesut Kurugöl)
—65lik (Orhan……)
SİVRİHİSAR’A AİT BESTELENMİŞ MÜZİK ESERLERİ

TÜRKÜ ÜZERİNE;
Türkü; Kendine özgü ve belirli bir ezgi ile söylenen, halk şiirlerinin her çeşidine verilen ortak isimdir.
Toplumları bir arada tutan ve devamlılığını sağlayan kendilerine ait kültürleridir. Müzik te kültürel varlıklarımızın içinde çok önemli bir yer tutmaktadır.
Sivrihisar toprakların tarihini, kültürünü yüzyılları kapsayan bir zaman süreci içinde birlikte yaşayan insanların; sesini ve duygularını müzikte yaşatmaları oldukça önemlidir.
Ne var ki, teknolojinin ezici üstünlüğünün yanı sıra, toplumsal yaşamımızdaki hızlı değişimler, kaçınılmaz olarak, kültür değerlerimizi de derinden etkileniyor. Ve çok önemli bazı değerler, her geçen gün biraz daha erozyona uğrayarak, zaman içinde birer birer kayboluyor.

Müziğimizi koruyup, gelecek nesillere aktarmak bu yüzden yaşamsal önemi olan bir sorumluluk.
Küreselleşen dünyada, kaybolmaya yüz tutan Sivrihisar müziğimizi araştırmak, tanıtmak, gün yüzüne çıkarmak ve toplumumuza mâl etmek, müzik kültürümüzü gelecek nesillerde de yaşatmak istedim.

SİVRİHİSAR’IM SİVRİHİSAR’ LIM
Kayalar dibinde cennet gibisin
Evliyalar enbiyalar yerisin
Sanki eşin yokmuş şehir gibisin
Dünyanın merkezi Sivrihisar’ım

Sivrihisar’ım Sivrihisar’ lım
Gelişiyor benim Sivrihisar’ım
Dörtyol’u aşıyor Sivrihisar’ım

Anayollar benim ilçemden geçer
Zenginleyenler hep kentlere göçer
Garipler yurdudur Sivrihisar’ım
Sivrihisar’ım Sivrihisar’ lım
Gelişiyor benim Sivrihisar’ım
Dörtyol’u aşıyor Sivrihisar’ım

Meşhur olur kışın arabaşısı
Hele su böreği bamya çorbası
İstanbul kadısı Hızır hocası
Yetiştirmiş benim Sivrihisar’ım
Yunus Emre’si Nasrettin Hoca’sı
Yetiştirmiş benim Sivrihisar’ım

Sivrihisar’ım Sivrihisar’lım
Gelişiyor benim Sivrihisar’ım
Dörtyol’u aşıyor Sivrihisar’ım

Asil halkı haram rüşvet yemedi
Yalan yere boşa yemin etmedi
3 gardaştan Hasan Mehmet Kemali
Bağrına basıyor Sivrihisar’ım

Sivrihisar’ım Sivrihisar’lım
Gelişiyor benim Sivrihisar’ım
Dörtyol’u aşıyor Sivrihisar’ım

Necati DEMİR

Kaynak= http://www.youtube.com/watch?v=8bYAWwDvvI8
SİVRİHİSAR KIZLARI
Sivrihisar dağları
Gül kokuyor bağları
Ne de güzel oynuyor
Sivrihisar’ın kızları

Aman aman kekliğim
Gerdana gül ektiğim
Yeter senin elinden
Bunca zaman çektiğim

Limonum portakalım
Yalvaralım kalalım
Sivrihisar’ın içinden
Bir kızda biz bulalım

Sivrihisar çarsısı
Elindedir aynası
Oğlanla konuşurken
Çıkageldi anası

Limonum portakalım
Yalvaralım kalalım
Sivrihisar’ın içinden
Bir kızda biz alalım

Aman aman kekliğim
Gerdana gül ektiğim
Yeter senin elinden
Bunca zaman çektiğim
Sivrihisar tepesi
İncilidir küpesi
Bir servete bedeldir
Kolundaki cebesi

Aman aman kekliğim
Gerdana gül ektiğim
Yeter senin elinden
Sivrihisar’da çektiğim

Limonum portakalım
Yalvaralım kalalım
Sivrihisar’ın içinden
Bir kızda biz bulalım Ömer ULUTAŞ
[ot-video type=”youtube” url=”https://www.youtube.com/watch?v=Us7Ln3PBReI”]
SİVRİHİSAR YOLLARI DÜZDÜR
Sivrihisar yolları düzdür
Üstündedir kayalar
Oğlan kızı kandırmışta
Sevdim diye oyalar.

Mozaik Değirmeni de
Taş döğüyor toza bak
Elbaşı bağlamak niye
Sen kendi haline bak
Elbaşı bağlamak niye
Sen kendi işine bak

Sefai don Sarka geymiş
Çifte ben var yüzünde
Şu Kızın güzelliği de
Cümle âlem dilinde
Ayağında Şalvarı da
Yelpir yelpir savurur
Ayrılamam gülüm senden
Ancak Ölüm ayırır
Ayrılamam gülüm senden
Bizi ölüm ayırır

Şadırvana suya gider
Su testisi elinde
Aklımı başımdan aldı
Sürmeleri gözünde

Mozaik Değirmeni de
Taş döğüyor toza bak
Elbaşı bağlamak niye
Dön de bir haline bak
Elbaşı bağlamak niye
Sen kendi haline bak. Zekayi KARABULUT
YEKTE

Hey heyyyy hey

Cami altı hasırdan, hasırdan
Bir yar sevdim Mısırdan, Mısırdan
Kara gözlü sevdiğim, sevdiğim
Geliyor Sivrihisar’dan, Sivrihisar’dan.

Yekte anam yekte
Pastırmalar dikte
Ne olursa olsun
Güzel delikanlılıkta.

Hey heyyyyy heyy.

Bulgur yedim
sert dokundu dişime,dişime
Evdeki garı ne garışır işime,işime
Sıçarım onun altın dişine

Yekte anam yekte
Pastırmalar dikte
Ne olursa olsun
Güzel delikanlılıkta.

Hey heyyyyy heyy.

Motor aldım çalıştı, çalıştı
Sibopları alıştı, alıştı
Şenay’ı da görünce, görünce
Şanzımanı karıştı, karıştı.

Yekte anam yekte
Pastırmalar dikte
Ne olursa olsun
Güzel delikanlılıkta.

Hey heyyyyy heyy

Tavşan gider ekine
Kulakları dikine
Şu Sivrihisar kızları
Gider bir çuval ekine

Yekte anam yekte
Pastırmalar dikte
Ne olursa olsun
Güzel delikanlılıkta.

YAR SEVDİM

Yar sevdim Sivrihisar’da
Öptüm beyaz gerdandan
Gece gelemiyom da
Kız korkuyom anandan
Aman yar yandım yar
Öldüm yar eridim gelin

Yar sevdim Çifteler’ li
Göğsü gümüş düğmeli
Kendisi mazlum ama
Anası çok cilveli
Amanın yar yandım yar
Öldüm yar eridim gelin

Yar sevdim Emirdağ’ lı
Aslında Karabağ’ lı
Gülüm böyle olmuyor da
Dünür salayım gayrı
Aman yar yandım yar
Öldüm yar eridim gelin

ANONİM

SİVRİHİSAR’LIM BENİM….
Acı dolu,hüzün dolu.
Gelip geçti seneler….
Hasret yaktı yüreğimi
Kor ateşten…

Bakışların benden uzak.
Gözlerim sana tutsak.
Bir sevda yolu elbet…
Sivrihisar’a götüren……

İlk aşkım, ilk göz ağrım…
Sevincim,heyecanım…
Yazım, kışım, baharım…
Sivrihisar’lım benim….

Nerde kaldı, güzel günler…
Hani o tatlı sözler….
Yazıcıoğlu küskün….
Kumluyol suskun…

Kara kışı yaşasam…
İçimi tek ısıtan…
Bir sevda yolu elbet…
Sivrihisar’a götüren….

Dr. Kemal ASLANCAN

SİVRİHİSAR YOLU

Sivrihisar’ yol gider
Bağların arasından
Bağda bir güzel gördüm
Üzüm yer asmasından
Onikiden vurdu güzel
Kalbimin ortasından
Yedi kilo erdim ben
O yarin Sevdasından

Suya gider bir güzel
Su testisi elinde
Su istedim verdi bana
Kalaylı kap tasından

Zekayi KARABULUT

KEPEN HAVASI
Motor aldım seksene
Çık üstüne sürsene
Motor kendi gidiyor
Üstündeki serseme

Yandımmmmm Yandım yavrum istersen
Anneni yolla seversen
Dünürünü yolla
Şinanay şinanay nom

Yılana bak yılana
Kıvrım kıvrım dolana
Ben yârimi kaybettim
Bin altın var bulana
Yandımmmmm Yandım yavrum istersen
Anneni yolla seversen
Dünürünü yolla
Şinanay şinanay nom

Çok sevdimde bağlandım
Girdim çıktım ağladım
Kahvelere kıyamazken
Kore’yede asker yolladım.

Yandımmmmm Yandım yavrum istersen
Anneni yolla seversen
Dünürünü yolla
Şinanay şinanay nom

Tavşan gider ekine
Kulakları dikine
O yar saraç getirmiş
Başındaki kefiye

Yandımmmmm Yandım yavrum istersen
Anneni yolla seversen
Dünürünü yolla
Şinanay şinanay nom

Meşe meşeye benzer
Şişe şişeye benzer
Şu Kepen’in kızları
Cennet kuşuna benzer

Yandımmmmm Yandım yavrum istersen
Anneni yolla seversen
Dünürünü yolla
Şinanay şinanay nom
ANONİM

ONİKİDEN VURDU GÜZEL!

Sivrihisar’ yol gider
Bağların arasından
Bağda bir güzel gördüm
Üzüm yer asmasından

Onikiden vurdu güzel
Kalbimin ortasından
Yedi kilo erdim ben
O yarin Sevdasından

Suya gider bir güzel
Su testisi elinde
Su istedim verdi bana
Kalaylı kap tasından

Zekayi KARABULUT

SİVRİHİSAR DÜĞÜN TÜRKÜSÜ

Oğlan kızı, kız oğlanı seviyor,
Oğlan evi kıza dünür gidiyor.
Anne, baba verdik he diyor…
Düğünümüz derneğimiz şen olsun
Gelin ile güveyi mutlu olsun

Kıyıldı nikâhlar içildi kahveler,
Dostlara gönderildi davetiyeler
Davetliler, hediyelerle geldiler
Düğünümüz derneğimiz şen olsun
Gelin ile güveyi mutlu olsun

Çalındı davullar zurnalar
Oyun oynar coşar dostlar
Güveyi giyinir okunur dualar
Düğünümüz derneğimiz şen olsun
Gelin ile güveyi mutlu olsun

(a) Ahmet Bican ATMACA

SİVRİHİSAR HALAY HAVASI

Kızlar çeker Halayı
Dostlar gelmiş Düğüne
Ben yârimi görmedim
Dert oldu yüreğime

Vur davulcu davula
Güm Güm Gümlesin
Vur davulun sesini
Sivrihisar dinlesin

Vur Davulcu Davula
Güm güm gümlesin
Vur davulun sesini
Nazlı yar duysun gelsin
Halay çeker bar çeker
Halayı Kızlar çeker
Yarini görmeyenler
Benim gibi Ah çeker

Vur Davulcu davula
Güm güm gümlesin
Vur davulun sesini
Sivrihisar dinlesin

Vur Davulcu davula
Güm güm gümlesin
Vur davulun sesini
Nazlı yar duysun gelsin

Zekayi KARABULUT

TAZE DE ÇIKTI YEDİN Mİ?
Eskişehir Kalabak suyundan,
Sivrihisar’ın unundan,
Sürel ekmek fırından,
Tazede çıktı yedin mi?

Kepenin keleminden,
Altın kasabın etinden,
Yusuf ustanın elinden,
Sarmada çıktı yedin mi?

Koçaşın patlıcanından
Mülkün acı soğanından
Kartalların manavından
Sebze de çıktı yedin mi?
Oğlakçının tavasından,
Mandıranın helvasından,
Çini Bahçe kebabından,
Tazede çıktı yedin mi?

Beylikova’nın sazlarından,
Bozan’ın kızlarından,
Alpu’nun kazlarından,
Kapamada çıktı yedin mi?

Yusuf KOYUNCU

SİVRİHİSAR’DA İSİMLER VE SÖYLENİŞ ŞEKİLERİ
SİVRİHİSAR’DA İSİMLER

A
Abdullah-Abdılla
Abdurrahman-Abdıraman
Adalet-Edalet
Ahmet-Amet
Aleyna-Aleyina
Alaaddin Alaat
Ali İhsan-Alisan/Aleysan
Ali Osman-Alosman
Asiye-Asya
Aslıhan-Aslaan
Asuman-Asıman
Atilla-Atila
Ayhan-Ayan
Ayşe-Aşa
Ayşegül-Aşagül
Ayşenur-Aşanur
B
Bahadır-Baadır
Bahattin-Bayittin
Bedia-Bediya
Bircan-Bican
Buğra-Buura
Burak-Bırak
Burhan-Buran
Bülent-Bilent
Bünyamin-Binyamin

C
Cahit-Cayit
Cumhur –Cumur
Ç
Çağatay-Çaatay
Çağla-Çaala
Çağlaya-Çaalayan
Çağrı-Çaarı
Çiğdem-Çiidem
D
Davut-Davıt
Derya-Deyra
E
Emine-İmine
Erdinç-Erdiç
Erhan-Eran
Ertuğrul-Erturul
Ethem-Etem
Eyüp-Eyip
F
Fahrettin-Farettin
Fahri-Fari
Faruk-Farık
Fatih -Fati
Fatma-Fadime
Fazilet-Fazlet
Fedakar-Feda
Fehmi-Feemi
Ferhat-Ferat
Fethi-Feti
Fevzi-Feyzi
Fikrîye-Fikir
Firdevs-Firdes
Funda-Fında
Fusün-Fisun
G
Güleser-Gülser
Gülnaz-Günnaz
Gülseren-Güsseren
Gülsüm-Güssün
Gülşen-Güşen
Gürhan-Güran
H
Habib-Hebip
Hafize-Hafze
Hakkı-Haggı
Halil-Halla/Hallaga
Halise-Halis
Hamiyet-Hamyet
Hatice-Hatça
Havva-Hava
Hayrettin-Hayreddin
Hidayet-Hüdayet
Hulisi-Hülosu
Huri-Hori
Huriye-Horiye
Hüseyin-Üseyin
Hüsna-Hesna
İ
İbrahim-İbram/İrbam
İhsan-Esan
İlhami-Elami
İshak-İsak
İsmail-Ismayıl
K
Kadir-Gadir
Kadriye-Gadiriye
Kezban-Keziban
L

Lütfiye-Nüttiye
Lütfü-Nütfü
M
Mahmut-Mamıt
Makbule-Makgole
Maksude-Maksud
Mehmet-Memed
Mehtap-Meytap
Melahat-Melaat
Meliha-Meliya
Meryem-Meyrem
Mevhibe-Mehibe
Mithat-Mitad
Muharrem-Marem
Muhsin-Mosin
Muhterem-Motterem
Mukaddes-Gaddes
Murat-Mırat
Musa-Mısa
Mustafa-Mısdava/Mıstık
Muzaffer-Muzaafer
Münevver-Minever
Müşerref-Müşeref
Müzeyyen-Müzüyen
N
Nagehan-Nagihan
Nazire-Nazir
Nebahat-Nebaat
Nezahat-Nezaat
Nurhan-Nuran
Nuri-Nori
Nurittin-Norittin
Nuriye-Noriye
O
Orhan-Oran
Ö
Ömer-Omar
P
Pembe-Pempe
Perihan-Peraan
R
Rabia-Rabiye
Rahim-Rehme
Rahşan-Raşan
Ramazan-Iramazan
Raziye-Irazıya
Rıza-Irza
Rüştü-Ürüştü
S
Saadet-Sadet
Saffet-Safet
Saide-Sayde
Sebahattin-Sabattin
Sebahat-Zebaat
Sebiha-Sebiya
Selahattin-Seladdin
Sıdıka-Sıddık
Süheyla-Süleyla
Ş
Şadiye-Şadik
Şefika-Şevke
T
Tahsin-Tasin
Tevfik-Tefik
Ü
Ümran-İmran
Ümmüham-İmman
Y
Yakup-Yakıp
Yunus-Yonis
Z
Zebahat-Zebaat
Zehra-Zeera
Zeliha-Zale
Zeliha-Zeliya
Zübeyde-Zübüde
SİVRİHİSAR ŞİVESİNE UYGUN SAHNELENECEK TİYATRO ESERLERİ
TİYATRO ESERİ OLACAK YAZILAR
Yöresel şivemiz kulanılarak tiyatral yazı hazırlığını Sivrihisarda gelin mi olmak zor Gayınna mı ve Sivrihisar’da bir evde dini bayramlaşmada geçenler olarak yazdım.
Daha sonra bu konuda çalışmalar yapan Sayın Niyazi KOCA Bey’in;
-Sivrihisar’lı iki goşunun konuşması,
-İsmet Aga ile Mıstık Aganın yol arkadaşlığı,
-Sivrihisar’lı AtayIn asker mektubu yazılarınıda kitabımıza almayı uygun gördüm.
Değerli katkılarından dolayı Sayın Niyazi KOCA Bey’e huzurlarınızda teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

SİVRİHİSAR’DA GELİN Mİ OLMAK ZOR GAYINNA MI?
Konuşmaya ve günlük sohbete konu olan kişiler;
İsimler;
Zeliha(Zale)
Mustafa(Mısdava)
Emine(İmine)
Fatma(Fadime)Gelin
Abdullah(Apdılla)
Sebahat(Zebaat)
İsmail(Ismayıl)
Nuriye(Noriye)
Mehmet(Memet)
Perihan(Peraan)
Zeliha anne, Emine anne ve Fatma gelinin günlük yaşantılarından bir kesit. Günlük konuşma ve Sivrihisar yöresel ağızla konuşmaları ve biraz da dedikoduları. Yöremize has bir dille canlandırmaya çalışacağım. İsimler, lakaplar ve olay hayalidir. Sürç-i lisan edersem affola…

Zalena üstüne güneş doğmadan ve gargalar kahvaltısını yapmadan uyanmış baaça da kendi kendine söylenmektedir: Sidiği dutulasıca gelin gece uyumaz, zabanan, da gakmak bilmez.
Pek dediler baa alma o gızı amma beem velede söz geçiremedim ki. Ahh ahhh.!!!.
O sırada borda gapı çalınır.Gapıya doğru giderken de düşünür ve arkadan körekli gapıyı açar.
Amanin kim geldi ki bu saatte.Hayrolsun
-Ana gaç gız senmiydin gelen. Neman iyi ettin de geldin.Ge hoş geldin bakaam.
-Zabah şeriflerin hayrolsun Zaleba.naparsınız bi bakiin diye geldim. Mısdava emmi var mı? yoosa giriin.
Seende zabah şeriflerin hayrolsun imine ge gir hoş geldin.yok mısdava emmin.
Bende pek sıkıldıydım. Beem gelin varya, Geccaşına doymayasıca gakmadı.daha yatır köpeen eniği.
-Gız anam bu satedek yatılırmı hiç. Valaa pek ıratına düşkünümüş.seen gelinde.
-Gız ool sorma ne bu gelinden çektiim. Galkıpda bi hayadı süpürüvürmedi. Aşamdan dedim halbukise.. Eli işe varmaz anası gılıklının. Sen naaptın İmine oğlana gız soruşturunnu?
-Yok gız anam bulamadım. Bende saa soruyun die geldiydim. Gızların köküne gıran girdi sankı. Şöyle eli ayaa düzgün iyi huylu ahlaklı bişi bulamadım. Zaleba oğlanı eversem hacıya gitceen.
-Gız sen ne düşünün kendini yoran saa Keçecilerin Apdıllanın gızını alaam pekde gözel.
-Gız Zaleba onlar bize olurmu. Onun anasını pek gavga gaaşası deller. pek geçimsizimiş. Oolana dillik vermez.
-Anasını napacan gızı alacan. Gız pek hamarat, elinden her iş gelir. Geldii gibi bide hürmetli.Geçen oturmuya gitdiydim bi bazlamaç bişirmiş Allah seni inandırsın pamık gibi.
-Yoo alman ben onun gızını. Anasıynan geçinemeyiz. Zaleba Atıcıların gızı Zebaat’i bildinni. Oğlan dutdurdu onu baa alın der duru.
-Gız sen delirdin ni o gız pek fingirdek. Aaşam zabah çadıravanın önünde ileri geri gezer. Pek bi gezenti. lom lom gonuşur lafını sözünü de bilmez. Heç dünür gitmen derim. Ondan garı marı olmaz.
Bu sırada içerden bir ses gelir ve evin gelini kalkar…
– Hoş geldin İmine deza. Naparsınız? Ne der ne gorsunuz.?
-Hoş bulduk Fadime guzum. Ne edem beem oğlanı everecen de gız ararın yok mu şööle seen arkadaşlarından ağızlı yüzlü bişi.
-Gız İmine deza valaa bidene var acap beğennni bilmenki. Galaycılar’ın gızı Peraan.
-Yoo bilemedim guzum nası bi gız. namazlı abdeslimi? böyüne güccüne saygıyı bilsin. Ben başka bişi araman zaten.Geçincek onlar.Yuvasında mutlu olduunu isterin.
-Ee gösteriin saa gızı. öbür gün zabah hamama gelcek sende gel orda görün hem senide bi yuruz. Gız pek iyi, pek onatça İmine deza gız ayaana da pek tedik, canı da pek tez.
-Neyse gelin gızım bakcaz gari.
Gelin elini yüzünü yur,ve seslenir.
-Ben zıfrayı guruunda çay içip, yimek yiyem. Aç aç durma dezam.
-Pek nasipliymişsin İmine… zabahtan keşkek vurduydum ocağa. Aşamada göce aşı var. Ismayıl abiyi de çaaramda aşam yimeeni burada yiriz.
Zale aba bak yimek zıfrasına gelmişim gayınnnam da pek sever beni.Pek hoş gelinlik etdim ona. Rahmetlinin bi dedini iki ettirmedim.
-Şindiki gelinler ölee mi laf dedittirmezler. Lombadak lafı deyegollar, ne böök bililler ne güccük.
-Gız İmine aha bizim gelinde öyle dökülegalasıca. zabaleyin bi garış surat gakar. Hemen televizyonun gaşısına Gız anam televizyonun başından galdıraman. Ben demesem mutfağa girip de bişi hazırlamaycak.yaptığı aş da bişiye benzese bari.
-Zalebam vala bööle gelin olmaz olsun.yarın bende ele garışcaan.Allah etmeye bööle gelin beem afakanımı galdırı valaa.
-Bak geçen bi pilav bişirdi pilav yincek gibi deyil mübarek. tabaane suyundan bi helke su guymuş içine olduu gibi lapa yi yiyebilirsen.yımırtacıdan eççik ders alsın gözelim sarı yağa yazık olmuş. ıccak su mu guydu napdı,ondan lapa olmuş o pilav.
-İmine sen el değilsin hiç bişi bilmeden böötmüş soonada evermiş gurtulmuş anası.Anaan evinde insan heç mi bişi öğrenmez. Bişirdiği aş yinmez.
-Zaleba Gett ondan avrat mavrat olmaz. bööle gonuşma şartolsun olana gız aramakdan cayacam gorkuyom vala abaam
-İmine gardaşım ben olmasam oğlan aç galır inan olsun. Bide pek gamsız pek. Onun bulduğu gızdan hayır gelir mi hiç,bulduuda kendine benzer.
-Nedeyin anam seen bildiğin var.zamane gızları bööle biz heç de bööle değildik.
-Sen boşver onu cumayı aşamı Noriye’nin gızının düğünü var ora götürüün.
-Ozaman yarın ben ekmek bişiriimde bi hamama gidem. Sırtım pek gidişir. Hamamında suları pek çir akar sadıga gurnaları gapatmış ginede çir amma napacan hamamın dadını evde yıkanmak vermiyo.
-Noriyenin düğüne pek çok gız gelir ordan bakaam. Vardır bi nasibi elbet.hayırlısı nı iste. hayırlısıyla olsun hayırsızısa olmasın.
-Gız İmine saa Noriye’nin güccünü alalım. Pek gözel kibar, hanım, becerikli de.Şu gıza bi bakın allaşgına. hadi bi tentene modeli sormaya gidem de bi bak. Yaşı güccük amma böödün sen ne olcak.
-Nebilin gı o da pek çelimsiz pek de kemçik.daha çocuk gibi o da olmaz ama Memed’e deyin varı.
-Amaninnnnn sağa da gız beğendiremiyoz. Demirciye mi dövdürecen. neyse bulacaz gali bi gelin.
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

SİVRİHİSAR’DA BAYRAM
SİVRİHİSAR’ da bir bayram ziyaretini yöremize has bir dille anlatacağım. Kişiler hayalidir. Sürç-i lisan edersem afola…
—Selamın aleyküm
—Aleykim selam
—Oooo kimler gelmiş hoş geldiniz sefalar getirdiniz guzularım
—Abdılla emmi bayramın mübarek olsun Öpüüm.
—Gusura kalman kakamıyon.gocadık gari.
—Olurmu abdılla emmi zamet etme sen
—Vala guzum yanarım pek aarır ,artık çekmiyor
—Haccana seninde mübarek olsun.Öpüüm
—Sizinde mübarek olsun guzum
—Geçin şöle geçin üstünüzü alıyın hoş geldiniz.
—Naparsınız? ne var ne yok.
—Anan boban nasıl.
—İyiler soranlara çokça selamları var.
—Gardaşların da geldimi?
—Yok abdılla emmi o bu bayram gelemedi.
—Leen cocuga para versaa
—Apdılla emmi bozukluk çıkarır ve uzadır .güle güle harca
—Guzularım garnınız açmı?
—Yok Haççana bayram yimeeni yidikde çıkdık
—Bak vala mabalı günaa boynunuza.
—Yok Haççana elin evimi aç olsak deriz nedii çekineem
—Allah tekrarına erdirsin. Yavrularım guzularım
—Sayılı gün deyimi tez geçer.
—Tez geçerde Abdılla emmi eski bayramların dadı duzu yok deeilmi.
—Öle vala tez geçiyor göz yumup açana kadar.
—Gızım mantonu çıkar rahat oturun iğreti gibi oturman hele
—An biz fazla durmaycaz
—Daha yeni çıktık ilk gapı sizsiniz
—Daha bi sürü gapı var malum bayram
—Amanın sizde oturun hele
—Zaten bayramdan bayrama gelirsiniz ondada ataş almaya gelmiş gibi

Bu sırada çocuklardan, gızlardan, damatlardan konuşulmaya başlanır.
Hatta önüne biraz da düşerim. Başlar dedikodu kulak verelim hele…
—Nerde çoluk çocuk gelin damat Apdılla emmi? Kimse yok evde.
—Valla guzum beeem hortulu ortanca gelin küs bu bayram gelmedi elimizi öpmeye..
—Abdılla emmi görcez yarın onlarda gayınna,gaynata olcak ölmez erersek
—Damatlar nasıl onlar napallar?
—Beem güççük güveede pek meyhor çıktı.Gızıma heç günyüzü göstermiyo ama napsın işte cocukların hatrına çekip duru..
—Gelinlerinden dünürlerinden memnunmusun?
—Bem gelini hortlayasıca honaz anası öreedir.Mezarda dogru yatamaz insallah galgır
—Gız Haçça gak şeker kolanya dut.
—Haççana kolanyayı dutar.
—Arkasından şekerleri de dutar bi dene alınır adetten
—Bi dene alana ,allasen bi dene daa al.çocuğun içinde al.
—Haçça fıstınan, gaba şekerde getir yisin guzularım
—Tamam, adam çocuklar bi nefeslensin.
—Abdılla emmi ben fısdığı az yiyin olmazmı
—Niye guzum siz genc adamsınız bişi olmaz.eridirsiniz siz.
—Vala geçen bayramda çok gaçırdım üstüne afiyet amel olmusudum
—Sen bilin bak israr etmen ama iştahın varıkan yi .yimezsen mabalımı çek.
—Şu datlılardan aldege Haçça
—Vala bu bayram baklava yapamadım yaam unum var emme kim pişircek guzuum.Abdılla Emminde hazır tulumba aldı geldi.
—Haçcana sende amma yaptın senin elin ererken gözün görürken azmı yidik baklavandan
—Haccana mutfaga geçer,gelirken datlı tabaanı hörüklemiştir.
—Obaahh!!! çok Haççana bu hepsini yiyemen ben
—Vala bana çok gelir
—Yi guzum yi siz gençsiniz bişicik olmaz yakarsınız.
—Bize müsade Abdılla emmi.Hadi allasmalladık
—Haçcana hemen lafa dalar.
—Gurban kestinizmi leeen kesmedıysenız surda kemik var onu guyuunda alın gidin
—İyi bakam müsaade sizin.Güle güle
—Allah tekrarın erdirsin
—Anana bobana selam söyle…
SİVRİHİSAR LI İKİ GOŞU NUN GONUŞMASI

* Napan goşum

**A… napin eyiyiz, eyi demek adet olmuş. Siz de, ne var ne yok. Naparsınız…

* Vala bizde eyiyiz dizlerim bir hafdadır, arıyıp dururdu da bidene kıya gösterin dedim, oda bi çuval hap yazdı. Kim yutuca sa, oradan da pazara çıkacan ufak tefek bişeler alında dönücen…

**Aha bende zabah nemazında galk dım hamur yoğurduy dum. Bazlama pişirin diye tandırda yanmadı kör olasıca, ekme zor bela bişirdim. Ekmen arkasına da İbram emmin canı keşkek isteyip durudu onu goydum tandıra da. Gapının önünü süpürüverin dediydim. Seni gördüm…

* Napcan goşum, bi dene iş bitmez hep aynı, dur durak yok. Ha şurdan Hatçeye gidinde bidiki oturuyun dedim, canım pek sıkılıp durur da, zeynim dağılsın diye…

** Gız goşum, Emine ana gil naparlar eyilermi. Çokdan beri bi dene uyrayın derin uyramadım.

* Naspınlar goşum, kendilerini daşıyorlar işte gah hasta, gah eyiler.
** Ya dünya hali hepimizin olaca o…
* Doru söylen goşum.
** Gız goşum sölemeden duramadım, Fadime gızını verdimi, öle bi sölendi varda…
* Vala bilmen goşum, sen ne bilirsen bende onu bilirin, bi sölenti var da aslını bilen yok, gız köye varman demiş. Şee re ev döşerlerse olur demiş heralda…
**Anam şindikiler de “Yımırtadan çıkmışda gabunu beyenmezler…
* Napcan goşum zeman onu getir di. “Bi gızı on kişi istermiş de bi kişi ye nasip olurmuş”
**Hadi goşum pek zaman geçirdik, çocuklara selam söle..
* Dur goşum, bi dene bazlama goyunda yin. gokmuştur…
** Gerek yok goşum.
* Vala olmaz almazsan gücenirin.
** Bidene bazlamaynan, pideli goydum…
* Hadi goşum ölmüşlerin canına deysin. Pekde gözel bişmişler…
** Lafımı olur be bizden yana helalı hoş olsun. Afiyetinen yin…
* Sende selam söle…
İSMET AGA İLE MISTIK AGANIN YOL ARKADAŞLIĞI

Hesar Yaylasından İsmet aga ile Böğürtlen Köyünden Mıstık aga nin Pazar alış verişinden sona şeerden dönüş de yol arkadaşlığı hikayesi

**İ : Köye nerden gidem. Mıstık ağa.

*M :Sen bilin, ikimizde sonuçda gayadan arkaya aşacaz.

**İ : Gavur köyünden gitsek sa uzak, bal gayasından gitsek ba uzak, en isimi şurdan tombak gayadan aşıverem. Yoluda gısaltmış oluruz.

*M : Öle edem bari, eşşe de bidiki zor olur ama. Gayada pek dik mubarek.

**İ : Mıstık ağa, seninde eşşen zelberide çoomuş. Ne yükledin buna böle.

*M : Sorma goyunun duzu galmamış, garıda çamaşıra bidiki kil alıvır dedi. Yükün olup oluca bu, kendimize bişey almadık anacan.

**İ : Neyseki eşşen de, kahramana benzeyo,

*M :Öledir, yedini inkar etmez. Senin eşşen de pek cılızmış, heç bakmamışın.

**İ : Öle de gılına bakma sen, ayana pek tedik, bide inadı olmasa. Bunun bölesine dört goyun vedim.

*M : Ogadarcıkda olsun gali.

**İ : İmkanım olsa, Mıstık ağa, şu gayaları devirip de buraya gözel bi yol yapasım gelir.

*M : Eyide buraları oyucanda, şeerlileri napcan.
**İ : Şeerlilere nolcak.

*M : Gayadan guzeyden gelen poyraz şerlileri hasdalıkdan gırar geçirir, .

**İ : Doru söylen be Mıstık ağa ben bunu düşünemediydim.

*M :Eşşen sırtındaki semerde pek gözelmiş kime yaptırdın.

**İ : Şaraç Cemal a yaptırdım, 50 liraya eşşe satsan etmez o paraya.

*M :Eşek azaldı ya her bişici gıymata bindi,

**İ : Bi bizim eşek ler gıymata binmedi.

*M : Benim olanda goyundan birazını satam da, vesait alam deyip durur.

**İ :Eyide olur.

*M :Eyi olurda, Araba golayınan yörürmü, su yakmaz ya bu . Eşşen masrafı vasıta gadar olmaz. Atan önüne bi tutam ot yer durur. Oda olmazsa otu nerden, nerden bulur yer.

**İ : Vesait de ele güne gaşı da eyide olur, yaşdan yamurdan gorur adamı.

*M :Babamın bi sözü vardı. “Oğlun akıllıysa ninesin malı, oğlun deliyse gine ninesin malı ” bizim nemize arkadaş vesait, hem goyunun yünüde para, etide para, boku da para, vesait paramı saçıcak benim deli olan işte hoydur hoydur gezicek aklı sıra.

**İ : Goyunları ikilemeden varsak bari, geç galdın deye garının dır dırıda çekilmez.
*M : Aha da hesar görük dü. Gözün aydın İsmet aga.

**İ : Bidiki da olsa eşşek eyice köstürdü galik.

*M : Aha yol ayrımına geldik, bundan sonrasıda golay, düz aşşa gider.

**İ : Hadi yolun açık olsun.Mıstık aga, Abama selam söle, hesara dut yemeye gelin bekleriz.

*M : İşden başımızı gaşıcak zaman yok, nereye gelicen şu telaşeleri atladam bakam da geliriz işallah. Sende selam söle salıcakla galın. Böğürtlene gelin.

SİVRİHİSAR’CA AÇIKLAMASI

ŞEER “İlçe ve Kazanın kısaltılarak söylenmesi”,
BÖĞÜRTLEN “ Çiftlik Köyünün eski adı”,
HESAR “Hisar Yaylası”,
BİDİKİ “Az”,
ZELBER “Eşek yükü”,
GOYUN “Koyun, Davar”,
GILIINA” Ufak, tefek, kılık kıyafet”,
ALIVIR” Alıvermek”,
CILIZ” Zayıf”,
TEDİK” Hızlı yürüyen”,
OGADARCIK” Yeterli, kafi dercede”,
GAYA” Kaya”,
NAPCAN “ Ne yapacaksız”,
GIRAR “ Kırmak, dökülmek, parçalanma”,
DORU “ Doğru”,
SEMER” Binek hayvanlarında yük taşıma ve binmek için kullanılan tahtadan ve keçeden yapılan binmelik edevat”,
SARAÇ “Binek ve Koşum havyalarına ait alet, edevat vb malzemeleri yapan usta”,
BİŞİCİ “ Üzerinde görünen, değersiz gibi duranlar”,
GIYMAT” Kıymet, değer”,
VESAİT “ Araba, araç”,
GOLAY “Kolay”,
TUTAM “ Elle tutulacak kadar az olan”,
ELEGÜNE GAŞI “ Elaleme karşı, Bizi görenlere, komşulara
NİNESİN “Neylesin, ne yapsın”,
NEMİZE “ Biz kimiz, bize olmaz, alakasız”,
HOYDUR, HOYDUR “Boş, boş gezmek”,
GOYUNLARI İKİLEMEK “ Köy ve Yaylalarda süt sağımı için gelen koyunların ikinci sefer tekrar sağılması işi.”,
DIR DIR “ Çok konuşma”,
KÖSÜLMEK “ Yorulma”,
GAŞICAK “ Kaşıma”,
SALICAK “ Sağlıcakla kalma esenlik dilemek”,

SİVRİHİSAR lı ATAY ın ASKER MEKTUBU

Anacım, Babam her ikinizinde elinizden doyasıya öperim, sizleri pek özledim. Ablalarımı, Enişdelerim inde ellerinden öperin, yeğenlerimin gözlerinden öper. Eşe dosta akrabaların hepsine ayrı ayrı selam ederim.

Beni sorcak olursanız saalım saatim iyi hamdolsun. Bol bol karavana yeyip, eyitim yapar dururuz. Zaban beşinde galkar, aşamın dokuzunda yatarız. Anecanız aşama gadar kösülüyoz. Yaddımız yeri beyeniyoz. Asger de kilo almaya başladım. Asger urbaları da ba gocaman geldi, bakam izne gelince Memet emmiye bidiki daraltdırın derin.

Anam, Asger yeme eyide senin bişirdiğin bazlamanın gogusu burnumda düder, hele Anam gıymalı, peynirli yapdın su böre, yağlı basdıyı pek özledim.

Hani beyenmedim kepenin keleminden doldurdun kelem dolmasını, içinde gırmızıca duran o gırmızı beberi onu bile özledim. Oradayken beyenmez burnumu bükerdim demi.

Buralara gelince hepsinin gıymadını bildim.

Ana sahi gomşularımız naparlar eyilermi, Çakır emmi, Aşana gil, benim argadaş Memet giller nasılar görüsen beem selamımı söle.

Yanımda govuş argadaşlarım var, onlara bizim oraları anadırın da beni usanmadan dinlerler yazık.
Emmi min olu Hasan ın dününü anadırın pek hoşlarına giddi, ikide bi anadır dururun, bende asgerden dönünde aynısını yapıcan, sizleri de davet edicen derinde pek sevinirler.

Hele bide Sivas lı Muhlis var bi görsen ufak tefek bizim oradaki cılızların Mutda, bezer onu gör, onu görme, tıpa tıp aynı, seni beem düne okucan yağlı bamya yı, etli pilavı nan üzüm hoşafını, arkasından da gartalaç a dürülü un helvadan sa yidicen seni diriltcen adam edicen derinde pek hoşuna gider.

Ana aşam olunca buralarda kocaman, kocaman dalar var. Bizim oraların gayalar aklıma gelir heç buralarda bizim gayalara benzeyeni yok. Malelerimizdeki gibi güldür, güldür akan çeşmeler de yok. Bakraç dan içdim suda beni bi dene gandırmaz, hele bi gelin Sivrisara da vala Üçpınarın suyuunan, Nemanenin suyundan gana, gana garnım şişinceye gadar içicen.

Ana Babama söle de gendini pek yormasın, eskiden çalışmazdım gezcen diye, buralar da sıkıyı yiyince oraya bi gelin hele, gece gündüz çalışcan, işden gorkmacan, çalışmak neymiş görsünler.

Ana bidene şu bizim aşa male deki beem gonuşdum gızı Babamın bidene gulana çıtladıvır bakam ne decek, sende ara sıra ölesine ne var ne yok diye gidip geliver. Kavak dibine su doldurmaya gelirse benden mektup ne gelmiş de bakam ne decek. Ana vala isdeyen olursa da caydır. Ben gelinceye gadar göz kulak ol, Anam anam sen bilin.

Ana hatıra olsun diye size resim gönderiyon, bakdıkca beni hadırlarsınız, Ana işallah bir ay sona izne gelecek gibiyim. Şindikden büyüklerin ellerin den, küçüklerin gözlerinden öperim. Kendinize iyi bakın. Allah a emanet olun. Sizi canından çok seven olunuz…

SİVRİHİSAR MANİLERİ

MANİ ÜZERİNE;
Mani; Başta aşk olmak üzere hemen her konuda yazılabilen bir halk edebiyatı nazım türüdür.
Anonim Halk şiirinin en küçük ve en sevilen biçimidir.
Sevgi, övgü, yergi, ayrılık, hasret ve aşk konularını işler. Konu sınırlaması yoktur. Genellikle tek bir dörtlükten oluşur.
Manilerde Sivrihisar insanının duygu, düşünce hasret ve özlemlerini, memleket sevgisini, acıyı, kaygıyı, sevgi, ayrılık ve sistemlerini görmek mümkündür.
Bu çalışmamda yardımlarını esirgemeyen Sayın Şahin ELAGÖZ hocama teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

SİVRİHİSAR MANİLERİ

Sivrihisar dedikleri
Bulgurdur yedikleri
Pek hoşuma gider,
Hangırda dedikleri..

Sivrihisar kızları,
Sürmelidir gözleri,
Ben kızlara bakarken,
Kaybettim öküzleri.

Üç pınara testi koydum,
Damla, damla dolacak,
Benim sevdiğim oğlan,
Baş öğretmen olacak.
Gâvur köyünün üzümü,
Gel kırma sözümü,
Utandım diyemiyom,
Bir öpeyim yüzünü.

Kayadan indi kuzu,
Kuzuya verin tuzu,
Kız seni kim alacak,
Yaşın geçti otuzu.

Ay yabalar, yabalar,
Tezek dolu sobalar,
Fakire kız vermiyor,
O zalim babalar.

Elindeki saz nedir,
Dilindeki söz nedir,
Madem beni seviyon,
Yanındaki kız nedir.

Entarim yandan, yandan,
Yeni geldim hamamdan,
Keşke sevmez olaydım,
Ben usandım bu candan.

Dama çıkmış bir güzel,
Damın etrafın gezer,
Senin sevdiğin yarin
Benden neresi güzel

Kayadan kayarım
Yoktur benim ayarım,
Ben bu dertten ölürsem,
Kaderime yanarım.

Bacadan hasırım var,
İçinde mısırım var,
Gelsin baksın kaynanam,
Neremde kusurum var.

Çıktım kaya başına,
Yazı yazdım taşına,
Kimin yari çirkinse,
Toprak koysun başına.

Kayada kara çalı,
Kararıp durma çalı,
Ben sana varırmıyım,
Sümüklü sıracalı.

Karadut özüynen,
Kim görmüş gözüynen,
İnsan yare küser mi, ?
Ellerin sözüynen.

Kayanın ardı bostan,
Dillere oldum destan,
Yar gelin olup gitti,
Yıkılsın bu gülistan.

Kayanın altı çarşı,
Dükkânlar karşı karşı,
Sen oradan çık, ben burdan,
Dosta düşmana karşı.

Sivrihisar tepe bayır
Yanıyor cayır cayır
Ver anne sevdiğime
Hem sevapır hem hayır.

Karpuz kestim içine
Baba benim suçum ne
Allah nasip eylesin
Sivrihisar içine.

RAMAZAN MANİLERİ

Besmeleyle çıktım yola
Selam verdim sağa sola
A benim ağalarım
Ramazanınız mübarek ola.

Ulu cami direk ister
Söylemeye yürek ister
Benim karnım tok ama
Arkadaşım börek ister

Davulcunuz kapıya geldi
Cümlenize selam verdi.
Darılmayın iki gözüm
Bahşişin almaya geldi.

İşte geldi gidiyor
Mutlu günler bitiyor
Onbir ayın sultanı
Bize vedâ ediyor.
Niyazi KOCA

YARINLARIN SİVRİHİSAR’I
İnsanların kaderleri gibi yerleşim yerlerinin de kaderleri vardır. Bu kader onların tarihsel, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimlerine yön verir.
“SİVRİHİSAR ” ismi zaten geçmişi ve geleceği hakkında bizlere bir taraftan bilgi vermekte diğer taraftan güzel yarınların oluşması için yol göstermektedir.
İlçemizin geçmiş tarihi, kültürü ve turizm potansiyeli yüzyıllar boyunca bu yöre insanının sofrasındaki ekmeği, umudu, hayali olmuştur. Ama bir yörenin gelişimi sadece bir gelişe bağlanırsa tam gelişmenin oluşmasını beklemek doğru olmayacaktır.
Çağımızın rekabetçi anlayışına ve teknolojik gelişimine uygun bireyler “SİVRİHİSAR’IN YARINLARINI” oluşturmalıdır.
Yapılan bütün çalışmalarda dönemin tanıtım dönemi olduğu unutulmamalıdır. Sahip olduğumuz kültür insanlar tarafından bilinmelidir. Adı sanı bilinmeyen bir yer olmaktan çıkarılmalı, marka kent haline getirilmelidir. Bunu da ancak festivaller, Nasrettin hoca anma günleri, makarna günleri, işgalden kurtuluş günleri ve tanıtım faaliyetleri ile sağlayabiliriz.
İlçemizin bir festivalinin olması bize ait bir ürün ortaya çıkarılması gerekir. Bu bir nevi marka oluşturmaktır. Nasıl ki ülkemizde kirazıyla, üzümü ile elmasıyla ünlü yerler varsa bizim de kendimize ait, bizi anlatan, bir ürün veya çalışmamız olmalıdır.
Koçaş Patlıcanı, Kepen Kelemi, Okçu Fasulyesi, Böğürtlen Havucu vs. Eğer bu markayı oluşturabilirsek ilçemiz daha geniş kitleler tarafından bilinecek ve geniş kesimlerin ilgisini artıracaktır.
Bunun yanında yöremize has olan yemeklerin(Arabaşı, Kapama, Bamya Çorbası, Düğü köftesi, Bastı, Dene, Keşkek ve Göce Aşı)mutlaka tescilleri yapılarak, patentleri alınmalı, bunların SİVRİHİSAR’A ait olması sağlanmalı, yemek kültürümüze kimse sahip çıkamamalıdır. Bu bizim için iyi bir tanıtım ve reklâm olacaktır.

Her şeyden önce SİVRİHİSAR da yaşayan insanlar olarak kendimizi tanımak ve kendimize güvenmek zorundayız. Bu güven bizi istediğimiz, amaçladığımız noktalara taşıyacaktır. Bir şeyler yapmış olmamız veya yapabilecek olmanın vermiş olduğu huzur ve güven istenilen başarının habercisidir.

SAYGILARIMLA      Necmi GÜNAY