Kategoriler
Edebiyat

Öyle İşte

ÖYLE İŞTE…

Çocukluk; adalet dağıtan, zayıfı koruyan
çizgi kahramanlarımız vardı
ve rüyalarımızı süsleyen masallarla
büyüdük biz…

Gençlik ; bir yanda gelecek telaşı, bir umut…
öbür yanda aşk romanları okuduklarımız
ve başımızda kavak yelleri, şairdik hepimiz…

Orta yaş ; araştırmalar, denemelerle geçti….
küçüklerin aklı ermiyor,
büyükler birşey anlamıyor dedik
ve sanki herşeyi biliyorduk biz…

Yaşlılık ; onun, bunun vaatlerine inandık, martavallara kandık,
büyüttük ellerimizle sahte kahramanları biz…
umutlar kırılınca, anılara döndük
ve geçmişle avunduk biz…

Bir ömür ; sağa saptık, sola baktık,
indik aşağı, çıktık yukarı,
her yer rampa…
düz yol aradık biz…
geldik, gidiyoruz işte, dünyayı değiştiremedik
ve bu dünyanın kargaşasında
ahireti kurtarabildik mi? biz…

Yaşar YURTDAŞ

Kategoriler
Edebiyat

Ahmet Atmaca Şiiri

AHMET ATMACA

1930 tarihinde Sivrihisar’da doğdun,
Memieket sevdasına çocukluktan vuruldun
Susmadın SİVRİHİSAR’IN SESİ oldun,
Anlatmakla bitmezsin Ahmet ATMACA.

Sivrihisar’lı tarihi çınar,
Yüreği canım ilçem diye yanar,
1963’ten bu yana durmaz yazar,
Sivrihisar’ın gururu Ahmet ATMACA

Eserlerin anlatmayla bitmez.
Anlatmaya seni mısralar yetmez,
Sivrihisar tarihi sensiz olmaz,
Sivrihisar Belgeselinin adı Ahmet ATMACA

Doğruların adamı, mazlumların yanındadır,
Sivrihisar’ın nadide aydınlarındandır.
Yaşayan tarihin canlı anlatımıdır,
Sivrihisar tarihinin ışığıdır Ahmet ATMACA.

Konu hak ve adaletse susmaz,
Sivrihisar için çarpar yüreği durmaz,
İnsanları sever kimseyi kırmaz,
Sivrihisar’da kaledir Ahmet ATMACA

Ankara salnamesini Türkçe’ye çevirdin,
OsmanlI, Selçuklu eserlerini sahiplendin,
Nasreddin Hoca kızı Fatma Hanım mezarını buldun.
Karanlık içinde ışıksın Ahmet ATMACA

Ömrünce hep Sivrihisar’ı düşündün.
Tüm dernek, vakıflarda bulundun,
Sivrihisar tarihini gün ışığına çıkardın.
Minnettardır Sivrihisar’lılar sana ATMACA

Sivrihisar’ın gören gözü,
İlçesine hizmettir sözü.
Aydınlık umut doludur yüzü.
Saygılar bizden Sayın AHMET ATMACA

Faruk ÖZ

Kategoriler
Edebiyat Yunusemre

Yunus Emre Şiirleri

– Muharrem Kubat ve Cemile Eren’den Yunus Emre Şiirleri –

[row][forth_paragraph]

Şiir 1

Yunus

Denizlere, dağa, taşa,
Söyler Yunus telden telden,
İnsanlara, kurda, kuşa,
Söyler Yunus telden telden.

Hakka doğru gider yolu,
Sarıköylü, Türkmen oğlu,
Kucak kucak sevgi dolu,
Bakar Yunus tülden tülden.

Yanmış ocak, tütmüş baca,
Taptuk Emre olmuş hoca,
Sahip olmuş bitmez güce,
Coşar Yunus selden selden.

Şiir yazmış, şair olmuş,
Çalışmayı görev bilmiş,
Hizmet etmiş, kendin bulmuş,
Eser Yunus yelden yelden.

Gelir aşka, vurur saza,
Düşer yola, çıkar düze,
Sevgi ile başlar söze,
Verir Yunus baldan baldan.

Tarla sürmüş döne döne,
Ekmek yemiş bana bana,
Alev alev, yana yana,
Gider Yunus yoldan yoldan

Ayrı gayrı yok birlik var,
Hem düzen var, hem dirlik var,
Zenginlik var, fakirlik var,
Gelir Yunus elden elden.

Hoş sohbette, duru sözde,
Tatlı dilde, güler yüzde,
Hoşgörüde, gerçek nazda,
Vardır Yunus dilden dilden.

İnsanları sevmek asıl,
Pırıl pırıl, ışıl ışıl,
Yaprak yaprak, yeşil yeşil,
Açar Yunus daldan daldan.

Dert başlamış ince ince,
Çare bulmak anca anca,
Tomurcuklar gonca gonca,
Kokar Yunus gülden gülden.

Yumak yumak sarmış ağı,
Düğüm düğüm atmış bağı,
Dalga dalga aşmış çağı,
Doğar Yunus yıldan yıldan.

Muharrem Kubat

[/forth_paragraph][forth_paragraph]

Şiir 2

Yunus

Duygu duygu,ezgi ezgi,
Gönüllere giren Yunus,
Yürek yürek,sevgi sevgi,
Tüm evreni saran Yunus.

Kanat çırptı gökte kuşlar,
Selam durdu, dağlar taşlar,
Gerçek oldu bütün düşler,
Hak’kı hakta gören Yunus.

Duvaklarda, tüllerdesin,
Bestelerde, dillerdesin,
Çiğdemlerde, güllerdesin,
Sevgileri deren Yunus.

İlâhî bir sessin bizde,
Aşkın kordur içimizde,
Öze iniş Türkçemizde,
Halka kendin veren Yunus.

Nefes nefes, ince ince,
Gündüz gündüz, gece gece,
Sözcük sözcük, hece hece,
Sonsuz sırra eren Yunus.

Sevgilerde dilin olsam,
Mektuplarda pulun olsam,
Dergâhlarda kulun olsam,
Hak katına varan Yunus.

Coştu gönlün durmaz oldu,
Çağlar, sende kendin buldu,
Tüm insanlar kardeş oldu,
Tek bir dünya kuran Yunus.

Aşka vefa, vecde geliş,
Engin gönül, gerçek görüş,
Bitmez sevgi,sonsuz barış,
Derya-deniz duran Yunus.

Gönül verdim, gönül aldım,
Piştim sandım, sana geldim,
Seni, yine sende buldum,
Çağlar boyu süren Yunus

Muharrem Kubat

[/forth_paragraph][forth_paragraph]

Şiir 3

Bizim Yunus

Bizim Yunus, Derviş Yunus,
Merhametli, insan Yunus,
Canı canla özlettiren,
Sevgi dolu barış Yunus

Gönüllerde tahtlar kuran,
İnsanlara öğüt veren,
Kucak kucak sevgi deren.
Hoşgörülü pirdir Yunus.

Diyar diyar iller gezen,
Şeyhler ile sohbet eden,
İslamiyet ‘i sevdiren,
Sufi Yunus, birlik Yunus.

Eşitliği kardeşliği,
Kavimleri ve dilleri,
İnsanlığa tüm maleden,
Hak aşığı büyük Yunus.

Miskin sensin, derviş de sen,
Ölümsüzsün, ermiş de sen.
Gönle giren Hak aşığı,
Bilgin Yunus, Alim Yunus.

Evrenselsin, hem eşsizsin,
Aydınlıksın, bir güneşsin,
Var oldukça bu dünyamız,
İnsanlığa tek öndersin.

Bizim Yunus, Umman Yunus,
Barış, sevgi, sunan Yunus,
Senin gibi gerçek dostu.
Söyle nerde bulam Yunus.

Hiç ölmedin Yunus Emre,
Gönüllerde coşuyorsun.
Dilden dile yüreklerde,
Çağlar boyu yaşıyorsun.

Hoşgörü sende umman,
Sevgi ise katar katar.
Kardeşlik özünde yatar,
Ölmez Yunus, sonsuz Yunus.

Cemile Eren

[/forth_paragraph][forth_paragraph]

Şiir 4

Yunus Gibi

Düşte gördüm ayan beyan,
Uyan, Koca Yunus uyan,
Senden gelen sesi duyan,
Sevem dedim, Yunus gibi

Her gönülde çiçek açmış,
Sevgi ile dolmuş taşmış,
Semalara elin açmış,
Erem dedim, Yunus gibi

Yüreğime ışık saçtın
Nice çileleri aştın
Aşkınla da doldun taştın,
Gidem dedim, Yunus gibi

Varlığında yok oldum ben,
Kendimi sende buldum ben,
Dolanıp sana geldim ben,
Görem dedim, Yunus gibi

Seslenirim sağa, sola,
Yolum Hak’kın yolu ola,
Güler yüze, tatlı dile,
Soram dedim, Yunus gibi.

Merhem oldun tüm derdime,
Pir ettim seni kendime,
Taht kurdun benim gönlüme,
Çilem dedim, Yunus gibi.

Sevgi hamurundan tenin,
Gönlündesin sevenlerin,
Dolmuyor ki senin yerin,
Bulum dedim, Yunus gibi

Dünya hayran oldu sana,
İnsanlık hep senden yana,
Dermansın her zaman cana,
Kulum dedim, Yunus gibi.

Cemile Eren

[/forth_paragraph][/row]

[row][paragraph_left]

Kategoriler
Kurumlar

Sivrihisar İslami İlimler Vakfı

SİVRİHİSAR İSLAMİ İLİMLER VAKFI

CUMHURİYET MAH. AHMET YESEVİ SOK. NO:3
Tel: (222) 712 54 15

Sivrihisar İslami İlimler Vakfı Kuruluşu: 1973 (11 bazında ilk kurulan vakıf)

Mütevelli Heyet Üyeleri: Orhan Keskin, Dr. Yılmaz Nevruz, Av. A. İhsan Yalınbas, Ögr. Mustafa Altan, Ögr. Remzi Biçer, Süleyman Görener, Rıfat Soysal, Cevdet Gevrek, Abdullah Güvenç, Muzaffer İnci, Hamdi Karaduman, Selahattin Eroğlu, Hikmet Erol, Habip Kurşunlu, H. Hüseyin Sayın, Müftü Sadettin Gürışık, Necati Boyacıoglu, Ahmet Bozkurt.
Başkanları: Veli Ihsan Atasoy, Ali İhsan Küçükaslan, Av. İbrahim Demirkol (Kısa süre), Kemal Kilci.

O dönemlerde bu vakıf olmasa idi bugün Nasreddin Hocanın sandukası olmaz, Hamamkarahisar’daki hamamın olduğu cami restore edilmez ve yıkılırdı. -Halil Nural Destici-

1935 doğumlu Ali İhsan DESTİCİ’nin 1970 li yıllarda o dönem Sivrihisar’ın tarihinin ve kültürünün yaşatılması, taşınmaz kültür varlıklarının korunması ve medreseleri ile ün yapmış nice Alim ve Ulemalar yetiştirmiş Sivrihisar da Ahlaklı bilgili genç nesiller yetiştirilmesi amacıyla Sivrihisar da gayret sarf eden ve bu amaçla bir vakıf kuran değerli kişilerin çalışmalarına ithafen yazmış olduğu şiir… Allah onlardan razı olsun.

İslami ilimler vakfı
Sivrihisar’ın yüz akı
Ahiret de ön safı
İsteyenler gelsin buna

Fani malı baki kılmak
Ah’rette zengin olmak
Hakkın rızasını bulmak
İsteyenler gelsin buna

Burası ilim yuvası
Hayır hasenat yuvası
Makbuldür fakir duası
İsteyenler gelsin buna

Sivrihisarlıyım diyen
Malı mülküyle övünen
Cennete girmek dileyen
İnananlar gelsin buna

Vakfa tapu verenleri
Hayır ile ölenleri
Hak cemalin görenleri
İsteyenler gelsin buna

Olmak istersen hanedan
Hayırlar dağıt karından
İki cihan azabından
Kurtulanlar gelsin buna

İnsan hayra sebeptir
En iyisi bol vermektir
Vakıf büyük bir hizmettir
Hizmet ehli gelsin buna

Vakıf İslamın tuğrası
Cömertliğin hatırası
Halil İbrahim sofrası
İsteyenler gelsin buna

Kategoriler
Edebiyat

Sema Turan Sivrihisar Şiiri

CUMHURİYET’İN TANIĞI SİVRİHİSAR

Yıl 1921, Aylardan Ağustos’un 12’si
Bugüne rastlar yunan işgali
Cehenneme döner Sivrihisar
Yaşar korkunç zulüm ve Vahşeti.
****
Hükumet konağına Yunanlılar girer hızla
Dehşet saçarlar karışır toz, dumana
Ne varsa yakar, yıkar
Savururlar sokaklara topladığını saklar

Sivrihisarlılar teslim eder
TÜRK akıncılarına
****
Taş üstünde taş koymaz hain Yunanlılar.
400 TÜRK erini esir alırlar.
45 köyün tamamını 26’sını kısmen yakarlar.
Böyle bir vahşete karşı koyar Sivrihisarlılar.
****
Sivrihisarlı dişinden tırnağından artırdı
Yokluk savaş demedi varını, yoğunu topladı
İlk uçağını alıp TÜRK ordusuna bağışladı
Halim CANKO ile Sivrihisar Semaların da havalandı
Adını Tarihe yazdırdı
****
Başa baş dişe diş mücadele eder Sivrihisarlılar.
Yunanın zulmüne eğilmez dimdik dururlar.
500 Mavzer tüfek 45 koşum atını
Kahraman TÜRK ordusuna bağışlar
****
Mustafa KEMAL paşa gelir Sivrihisar’a
Bir hafta kalır zaimoğlu konağında
On iki kişilik bakanlar kuruluyla
İşgalden Cumhuriyete tanıklık eder konakta
****
Zaim oğlu konağı deyip geçme adına
Mustafa KEMAL paşayı ağırladı bağrında
Konak’ta tek bir şartla ateşkes kabul edildi
Anadolu’yu hemen boşaltmak şartıyla
****
RABBİM Mustafa KEMAL paşaya verdi güç ve cesaret
Yıkamaz dedi TÜRK Milletini hiç bir kuvvet
Sivrihisar’ın verdiği mücadele ve amansız savaş
Çılgına çevirdi yunanı bir avuç dediği millet
****
Bakmayın ufak tefek kadın olduğuna
Yunana karşı oda savaştı Sivrihisar’da
Onca baskı işkenceye maruz kaldı
Yine de konuşmadı üsteğmen Kara Fatma
****
Mücadele kıvılcımını çakan
Ahmet Hamdi beyle
İlk meclis vekili Mehmet Çamoğluyla
Ulusal Direnişi Meşru sayan Müftüsüyle
Ve ismini yazamadığım Şehitler ve Gazisiyle
İşgalden Cumhuriyete yol aldı Sivrihisar….

Sivrihisar
Koca Bir Tarihi Bağrında Saklar

[blockquote style=”4″]
Kayasıyla Saat Kulesiyle
Bamya çorbasıyla Kepen kelemiyle
Hakıklar lakaplı üç kardeşiyle
Bir başkadır Sivrihisar
****
Kilisesiyle Ulu Camisiyle
Hayvancılık ve Çiftçiliğiyle
Arabaşı ve şivesiyle
Bir başkadır Sivrihisar.
****
Tamamı mermer gavur hamamıyla
Ballıhisar Dinek Bayırıyla
İpek yolu Kibele Tanrıçasıyla
Bir başkadır Sivrihisar
****
Batık şehri Pessinusla
Garipce diye yoluyla
Nasrettin Hoca Hortusuyla
Bir başkadır Sivrihisar
****
Koçaş patlıcanıyla baklavasıyla
Cana yakın insanıyla
Depremi durduran iki safıyla
Bir başkadır Sivrihisar.
****
Zaimağa Konağıyla
Atatürk ve ilk bakanlar kuruluyla
Yunus Emreyle Hızır Beyiyle
Bir başkadır Sivrihisar[/blockquote]

(EŞYODER Dernek üyesi Sema Turan
Bize bu tarihimizi yeniden yaşatan Sayın Necmi GÜNAY’a ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler)

Kategoriler
Edebiyat

Bozuk Düzen Koşması

Kimi güler, kimi ağlar,
Kimi yürür, kimi koşar..
Bu dünya böyle bir âlem;
Kimi yer, kimi bakar…

Kiminin cebinde metelik,
Arar bulamaz cep delik..
Bu dünya böyle bir âlem;
Kiminin cebinde binlik…

Kimi yollarda ecelle yarışır.
Kimileri düz yolda şaşırır..
Bu dünya böyle bir âlem;
Kimi de varlık içinde yoklaşır…

Kimileri çalışmadan hompa kapar,
Kimileri çalışır, eller yir kapar..
Bu dünya böyle bir âlem;
Kimisi de toto ile hayal kurar…

Kimileri kazma sallar yorulur.
Kimileri kafa sallar kurulur..
Bu dünya böyle bir âlem;
Kimileri göbek atar savurur…

Kimileri siyaset satar.
Kimileri desteksiz atar..
Bu dünya böyle bir âlem;
Kimileri vurup kırar…

Kimileri basar parayı.
Askerlikle açar arayı..
Bu dünya böyle bir âlem;
Kimileri gidip bekler kışlayı…

Ülkemizde bir fitne rüzgarı eser,
Pkk itleri araç yakar, yol keser..
Bu dünya böyle bir âlem;
Kimileri kemliğe bilet keser…

Açılım dedik, açtık kapayamadık.
Süreç dedik sürdüremedik..
Bu dünya böyle bir âlem;
Kimileri çözüm dedi, çözemedik…

Bu düzen vurguncu faiz düzeni.
Arayıp sormaz, çalıp gideni..
Bu dünya böyle bir âlem;
Kimilerine göre bu iş medeni!..

Bican ! bu düzene takma kafayı.
Sen öteye bırak, akla karayı..
Bu dünya böyle bir âlem;
Kefenler almaz, kirli parayı…

Ahmet Bican ATMACA

Kategoriler
Edebiyat

Ömrümüzün Kıymetini Bilelim !

[row][double_paragraph]

Günler, bayramlar gelip geçiyor,
Sayılı günler birer birer eriyor..
Ömrümüz son demlerini yaşıyor;
Yaşlı ömür ecele yaklaşıyor…

Bulanık sular gün gelir durulur,
Ömürlerimiz debelenir yorulur;
Gün gelir bu düzenti bozulur,
Meçhul olan yola doğru koyulur…

Bu yaşamın kıymeti bilinmeli,
Ebedi hayatımız düşünülmeli;
Bu yolculuğa eli boş gitmek olmaz,
Dönülmez yola hediye ile gitmeli…

Ötemize götürelim bir hediye,
Yapalım bir Sadaka-i Cariye
Cesede sanlan bezin cebi yok !
Yapacağımız hayrı götürelim öteye…

Sağlıklı yaşam hayatın tadıdır,
Rahat, huzur sonsuz isteğimizdir;
Boş heveslerle kaybedilen sağlığın;
Sonu hüsran, hüzün ve acıdır…

Yaşam düzenimizi kurmuş yaradan,
Bir hayat vermiş, sudan havadan…
Ömrün zamanı değerlendirilmeli;
Uzak kalmamalı yüce Mevladan…

[/double_paragraph][double_paragraph]

Mevlamız göstermiş yaşam yolunu.
Bağlamamış beşerin elini kolunu..
İnsanlığa göndermiş rehberini;
Muhammed Mustafa emin kulunu…

Geçirme ömrünü boşu boşuna
Kul olasın ulu yaradanına..
Ümmet olasın sevgili Resulüne;
Huzurla gidesin bekâ alemine…

Konunca cesedimiz meyit taşına.
Dostlar dikilecek yanı başına;
Hocamız helallik isterken;
Helal dedirdelim ALLAH aşkına !

Ceset girince toprağın kovuğuna.
Sorgu melekleri sokulunca yanma;
Sorulara kolayca cevap verelim.
Hazırlıklı olalım ebedi yarma…

Bican der, bu dünyaya gelen gider,
Ömürler ecelin peşinden gider;
Barındığımız yer bir gölgeliktir;
Soluğumuz sayılı bir nefestir…

* * *

Ahmet Bican ATMACA

[/double_paragraph] [/row]

Kategoriler
Edebiyat

Yasemin Özyurt Ramazan Şiiri

RAMAZAN AYI HOŞ GELDİN

Mahyalarla süslü camii,
Bereket ayı hoş geldin,
Davulcu okuyor mani,
Ramazan ayı hoş geldin,

Oruç tutar Müslüman,
Allaha ulaşma anı,
Matım, indime zamanı,
Ramazan ayı hoş geldin.

Namaz bire bin veriyor,
Kuran bire bin veriyor,
Dua bire bin veriyor,
Ramazan ayı hoş geldin.

Tövbeyle yaşlar akıyor,
İman kalpleri yakıyor,
Gözler camiye bakıyor,
Ramazan ayı hoş geldin.

Fakirler yemekle doydu,
İnanan imanla doydu,
Yandı aşk Allah’la doydu,
Ramazan ayı hoş geldin.

* * *

Yasemin Özyurt hakkında bilgi için tıklayın>

footer Yasemin Özyurt

Kategoriler
Edebiyat

Sivrihisar’da 20 Eylül Sabahı

Bir bayram sabahıydı, susturuldu ezanlar,
Kesilmedi, elde kaldı kınalı kurbanlar
Düşman atlısı göründü Garipçe Kaya’dan,
Mehmetçik sıktı son kurşunu Tombak kayadan

Kara kara bulutlar sardı yalçın kayaları,
Girdi Sivrihisar’a yunan leş kargaları..
İnsan değildi bunlar, korkunç birer canavar,
Sokaklarda sessizlik, her evde gizli yas var..

Yakıldı tarlalarda demet demet ekinler,
Çiğneniyordu, bahçelerde bağlarda üzümler..
Girdi gelinler kızlar, korkudan bodrumlara.
Alçak yunanlı doldu, okullara hanlara..

Bastı Efeler rezil yunanlı karargahını,
Aldılar zalimden mazlum TÜRK’ün ahım..
Pek çok yunanlı öldürüp gitti akıncı TÜRK’İer
Toplandı geberik leşleri doldu dereler..

Düşman yakmakta iken, ev cami her yeri,
Sakarya’da boğdu yunanlıyı TÜRK ASKERİ..
Kalmadı alındı düşmandan mazlumun ahi,
Kurtuldu SİVRİHİSAR Yirmi Eylül Sabahı…

Ahmet Bican Atmaca

Kategoriler
Edebiyat

Öğretmenin Türküsü

Sen milleti güden kol; sen sonsuza giden yol,
Genç yaşta ölsen bile, idealim sen sağ ol,
Diyerek hayatını yurda bir damla kanca…
Verip ölen kitlesin melekçe ve arslanca…

Sen her çocuk yüzünde bir güneş görürsün de
Seherler yararatsm denizleşen gönlünde..
Mehtaplar yaratırsın ayın tolun, gök’ün bol.
Sonsuzluğa uzanır adetlerden fazla yol. .

Her çocuk bir zambağı lekesiz yurt aşkının,
Her alın bir bayrağı Atatürkçü akının,.,
Bu Vatan’ı göklere çıkaracak öğretmen,
Her okul bir merhale ebede doğru giden…

Zaman durmasın varsın, emek kalır can gider.
İdeal nesle geçer, sanma kahraman gider,
Mustafa Necati’den parçadır her öğretmen,
Gençlik alır yerini, gönülde yatan gider…

Her tomurcuk bir ümit, cehaletse sam rüzgâr,
Okumakla yeşerir vatandaş denen dallar,
Özsu olan her emek ebedî bir varlıktır…
Nesle geçmiyen inanç rüyada pazarlıktır.

Sonsuzluğa gitmede fâniliği yıkan nur
Gözlerinden göklere uçuş tadı okunur.
Her sınıfın bir terfi, bir teftiş her öğrencin
Her şeyden üstün zevktir istikbale güvencin.

Eğitim ve öğretim nesillerde cana can,
Bu kanatlar olmasa geriler gider vatan;
Yükselen ve yaşayan vatanla varsın demek,
Yaşayan tesirinle sen de yaşarsın demek

Ölümü de yenene makam nedir, rütbe ne?
Faninin ölçüsünü, takvimler alsın yine,
Yine doğum ve ölüm herkese olsun varsın
Sen rütbeler rütbesi zamanı da aşarsın…

Geleceği yaratan bir adın «insan – vatan»,
Bir elin aydınlatan, bir elin bayrak tutan..
Öğretmenlik bir çeşit şehit yaşamak demek.
Ruhundaki kaynaktır yalnız seni avutan…

Vatan için mukaddes alevler dolu başın,
İdealler canınla bir boyda arkadaşın.
Kan, kemik, deri, her şey; ne varsa içerinde
Yol boyu harcamakla bitecektir savaşın…

İnsanca, erkekçedir hayatta yarışların,
Herkesin yüzünedir gerçeği vuruşların,
Eksik, sapık düşünce açık alnından korkar;
Ömründe küf bulanın alnında karışların ..

Gözlerinin gördüğü para değil çoçuktur,
Kulağın ondan gayri bütün sese kapalı,
İnsan olan ideal koynunda yaşamalı,
İdealden gelecek ölümden korku yoktur..,

Gerilikle savaştır savaşların savaşı,
Ne yapmalı zindanlar dolup taşan bir başı,
Gözler ki, aydın ışık arıyor perde perde;
Gün bulur, ay doğurur ışık bittiği yerde…

Ilık bir lâv gezinir içinde ince ince,
Makam sorulur mu hiç öğretmenim denince
Yaşamak bora gibi, şimşek gibi, gün gibi,
İdeal iklimine takdisle sürgün gibi…

Koparmak her fâniyi içinden birer birer,
Her kopanın yerine nurlu bir yolcu girer,
Her yolcu kendisiyle sayısız meyve taşır,
Er ideal altında maddeden uzaklaşır,..

Öğretmen cemiyete başında bayrak tutar,
O bayrağın üstünde yalnız, ancak Tanrı var,.
Her zafere giden yol selâmlarsa bu başı,
Mutlaka kazanmıştır en umulmaz savaşı…

Göz, gönül, kafa olmuş Atatürk’ün ülküsü,
Her kötüye bir ölüm öğretmenin türküsü,
Çeşit çeşit kin olmuş, damar damar savaşta,
Yobazın, komünistin ve cahilin korkusu…

Kalbin bir volkan gibi fışkırmasa da yanar,
Lâv yerine katıksız ideal ateşi var,
Kat kat ve iklim iklim dünyaların var senin,
Dünyalarını ancak soğutacak kefenin ..

Mezarında yanarak tütecek kara toprak,
Her öğrencin dumandan fotoğraf yaprak yaprak,
Her hocan yeşil bir dal eğilmemiş başında,
Her okulun bir kâbe fazilet savaşında…

Kalbin bahar mevsimi: kış yaz yoktur içinde
Bütün idallerin çiçek çiçek biçimde;
Öyle kanatlıdır ki; baharında her ufuk,
Serin rüzgârlar eser dallarda çocuk, çocuk…

Ve kalbin bir tarihtir sayfaları şan dolu,
Mukaddesler sultam üstün heyecan dolu,
Katıksız Türk markalı yapısının altında,
İman ve ülkü dolu, mübarek Vatan dolu…

emlAvukat Hilmi Çıngır