Kategoriler
Genel

Bütün Yönleriyle Sivrihisar

BÜTÜN YÖNLERİYLE SİVRİHİSAR Kitabı Yenilendi

Genişletilmiş 2. Baskı 2017 yılında yayınlandı.

ÖNSÖZ

Bütün Yönleriyle Sivrihisar isimli kitabımın 2001 yılında birinci baskısı yapıldı. Eser büyük beğeni aldı, “Bu bir belgeseldir” diye vasıflandırılırdı ve genç kuşakları bu vadide çalışmaya sevk etti.

Kitabı tanıtma konusunda tecrübe ve bilgi sahibi olmadığım, yardım da almadığım halde ilimizde ve Türkiye genelinde büyük ilgi gördü. Zaman akışına paralel olarak yeni belgeler ve bulgular ortaya çıktıkça kitabımızda bu gelişmelere yer vermemiz gerekiyordu.

Kitabın birinci baskısı bittiği halde yoğun taleplere rağmen, biraz da emeklilik hali gereği ikinci baskıya imkan olmamıştı. Ta ki sayın valimiz Güngör Azim Tuna’nın kitabı yeniden basma teklifine kadar.

Bu durum yeni olay ve bulgularla kitabı adeta baştan yazarcasına gözden geçirmemize sebep oldu.

Merkez nüfusunun 1/3’ünü teşkil eden öğrencilerin neticede aileleri ile birlikte Sivrihisar’ı terk durumunda bulunmaları, yeni gelenlerin ilçeye intibak halinde olmaları, mevcut kültürel değerlere sahip çıkılması sorunu, bize bu açığı kapama sorumluluğu yükledi ve kitabın tümünü gözden geçirdik.

Sivrihisar’daki kurumların günümüze uyumu hususunda Yaşar Yurtdaş’ın katkılarına teşekkür ederim. Kitabın ilk basımında yer alan kayıtlar ve kitaba katkıları için Hatice Misge ve Yusuf Kot’a, ikinci baskının uyarlama ve teknik hazırlığını yapan Şeref Kocaman’a, yeni fotoğrafları yerinde çeken kızım Şule’ye ve kitabın tashihi bir tarafa vücut bulmasında büyük hizmetleri olan damadım Hüsnü Misge’ye; bunların başında kitabın basımında ve sonuçlanmasında amil olan sayın valilerimiz Güngör Azim Tuna ve Azmi Çelik’e teşekkürlerimi sunarım.

Kitabımın Orta Asya’dan bugüne süregelen Kültürümüze katkıta bulunmasını ve yüce Devletimizin ebediyete kadar yaşamasını dilerim.

Saygılarımla
Orhan KESKİN
01 Ocak 2017

***

İlk Baskıda Olan Önsöz

SUNUŞ

Ankara dönüşü Sivrihisar’daki yazıhanemde beni ziyarete gelen, Bursalı bir avukat arkadaşım: “Orhancığım, bu dağ taş arası küçücük ilçede avukat olmak için mi fakültede o kadar çok çalışmıştın?” demiş, ben de cevap olarak: “Sana göre öyle ama buraya bir de benim gözümle bak” demiştim.

Sivrihisar’ın; doğum yerim, ata yurdum, vatanım olarak; daima gönlümde müstesna bir yeri olmuştur.

Şair Eşrefin Sivrihisar’a kaymakam tayin edildiğinde:
Padişahım gitmek murat ise bir hisara
Başı sivri olmasın da ak olsun
Dediğini duyunca ona kızmış ve:
Kırkağaçlı Eşref mazurdur hisarı ak ister
Serdar ise, hisarın sivrisini sancak ister
Hisarlar vardır yeşildir, aktır, karadır amma!
Sevmeye onu: Yunus, Hızır, Selman-ı Pak ister.
Demiştim.

Sonraları Kırkağaç ilçesi ile Akhisar ilçesi arasındaki uzaklığın çok az olduğunu görünce memleketine yakın olmak arzusunun galip geldiğini anlamış, gurbette biri olarak kendini anlayışla karşılamıştım.

Sivrihisar benim için, temiz havasını soluduğum, tatlı sularından içtiğim, nimetleri ile şekillenip büyüdüğüm, yaşadığım; benimle ağlayan benimle gülen akraba ve dostlarımın bulunduğu, toprağı şüheda kanı ile yoğrulmuş, atalarımın son durağı, manevi tasarrufları devam eden evliyalar yatağı…

İsrafı sevmeyen, zeki, çalışkan, ağırbaşlı, uyumlu, saygılı, kadirbilir, dinine, tarihine, diline, örf ve adetlerine bağlı bir ilçe.

Sivrihisar sevgimi abartılı bulan dostlarımın; ilçeyi yakından tanıdıklarında; bana hak verdiklerine, daha güzel tanımak için kitap arzuladıklarına, şahit olmuşumdur.

Yeri geldiğince yararlandığım merhum Tahsin Özalp’in yıllar önce kaleme aldığı “Sivrihisar Tarihi, Dr. Halime Doğru ve Dr. Erol Altınsapan’ın kitapları başta olmak üzere Ahmet Atmaca, Ahmet Kılıçaslan, Avukat İbrahim Demirkol ve Dr. İhsan Sarıkardeşoğlu’nun kitapları Sivrihisar üzerine yazılmış övgüye lâyık çalışmaların ürünüdür. Bunlardan ilkinin dili ve düzenlemesi; diğer iki müellifin eserlerinin akademik oluşu, yalnız belli bir konu ve zaman dilimine ışık tutmaları sebebi ile daha derli toplu fakat çok yönlü bir kitap yazmak gereği doğmuştur.

Çocukluk yıllarımdan beri konuya ilgi duyduğumu, kitap ve belge topladığımı bilen hemşehrilerimin isteği de bu doğrultuda olmuştur.

Bizler mesleklerimizi icra ederken çalışmalarımızın karşılığını maaş, ücret v. s seklinde aldığımızdan, bunun dışında; bu vatanın evladı olarak; bizi yetiştirenlere (tüm milletimizi kastediyorum) ilave borçlarımızın olduğunu düşünüyorum, iste: Dernek, vakıf çalışmaları ve buna benzer fahri faaliyet yanında; bana verilen kitap yazma görevini, yerine getirilmesi gerekli bir borç olarak kabul etmiş olmam, beni bu kitabı yazmaya teşvik etmiştir.

Sivrihisar, dünya coğrafyası hatta ülkemizde küçük bir yer işgal etmektedir. Ancak diğer yönden, yetiştirdiği şahsiyetler bakımından dünya çapında ilgiye layık bir yerdir. Kültürel değerlerimizin nesilden nesile aktarılmasında ve yaşatılmasında; aslında bütüne ait bozulmamış değerlerin; tanınması ve tanıtılmasında bu eserin faydalı olacağı düşünülmüştür.

Bu kitap en az kırk yıllık bir araştırma ve birikimin sonucudur. Başvurulan kaynakların çoğunun şahsi kütüphanemde ve arşivimde mevcut olduğunu ifade edersem, durumu izah eder sanırım. Hal böyle iken kitabı hazırlamakta geciktiğim kaygısı, mevcut belgelerin tümünü değerlendirmeme imkân vermemiştir. İkinci olarak, daha geniş bir kesime ulaşmak gayesi ile; kitabın hacminin biraz dar tutulması, bazı konularda özet vermeye sebep olmuştur.

Nitekim Şeydi Mahmud Haziresindeki mezar taşları, kitabeleri, restore edilmiş yazılar belirlenip okunmuşsa da, aynı şekilde bu çalışmanın tüm Sivrihisar için ayrı bir kitap konusu olması düşünülmüştür. Keza dil konusu, giyim kuşam, örf ve adetler, evliya kabirleri ve menkıbeleri, mahalli yemekler, hah ve kilimlerimiz; her biri akademik çalışma konusu olarak görülmüş, bazı örneklemelerle yetinilmiştir.

Sivrihisar’ın 17. asra kadar, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde şehir ve ilim merkezi olması; her bakımdan yapılacak araştırmalara; odak olmak niteliğini taşımasına yeterlidir sanırım.

Sivrihisar’ın bugün de; köy ve şehir arasındaki geçişte; “şehirli mektebi” kimliğini taşıdığını söylersek haksız sayılmayız.

Kitabın yazımında, kaynak araştırması ve değerlendirilmesinde, azami titizlik gösterilmiş, teyit edilmeyen verilere yer verilmemeye çalışılmıştır. Zan ve doğrulanmayan rivayetle hataya düşmektense o konuda susmak tercih edilmiştir.

Konular işlenirken, kaynakları belirtilmiş ve değerlendirmelerde ilmi hassasiyet gösterilmişse de buna rağmen gözden kaçmış hataların olması muhtemeldir. Okuyucuların uyarmaları halinde gereği yapılacaktır.

Bu kitabın okuyucularına faydalı olacağını umarım. Ancak; bir kitabın hazırlanmasının ne denli uğraş isteyen bir iş olduğunu göstermesi bakımından; benim için öğretici olduğunu belirtmeliyim.

Beni inançlı, vatan ve millet sevgisi ile dolu yetiştiren anne ve babama, ağabeylerime, değerli hocalarıma rahmet ve mağfiret niyaz ediyorum.

Bu kitabın bilgisayarda yazılmasında ve bilgi toplamada emeği geçen Nizamettin Arslan’a, eski metinlerin, kitabelerin okunmasında yardımcı olan emekli vaiz Mehmet Dönmez Hocaefendi’ye ve tashihini yapan araştırmacı yazar Hasan Pir’e, Yusuf Mesut Kilci’ye, Fahri Keskin, Kemal Biçerli, Ali İhsan Küçükarslan ve Yaşar Yurttaş’a, fotoğrafları ile katkı sağlayan Ali Rıza Öztekin’e, yayma hazırlanmasında ve basımında emeği geçen Hatice ve Ahmet Kof’a ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyor, bu eserin Allah’ın rızasına, milli kültürümüzün yaşamasına vasıta olmasını niyaz ediyorum.

Orhan Keskin Eskişehir 2001

Kategoriler
Makale ve Yazılar

Sivrihisar’da Ağaç İşletmeciliği

Sivrihisar’da Ağaç İşletmeciliği ve Ulu Cami’nin Emsalsiz Minberi

1071 yılında Selçuklu – Bizans savaşını takiben, Ankara savaşından sonra Sivrihisar’a uç olarak yerleştirilen Kılıçlı (Salur) Türkmenleri Ortaasyadan getirdikleri dokuma mesleklerinin yanı sıra, Debbağlık, Demir, Bakır işletmeciliği ve ağaç işletmeciliğini de icra etmişler ve Sivrihisar’ı bir sanayi şehri yapmışlardır…

Bu yazımda, Sivrihisar’daki ağaç işletmeciliğinden bir örnek sunarak, bu mesleğin önemini ve değerini vurgulayacağım.

Türkler, yerleştikleri yere ilk önce tuvalet, çeşme, ve mescit yaptırmışlardır… Sivrihisar’a ilk gelen Kılıçlı (Salur) Türkmenleri de ilk yerleştikleri yer olan Saat Kulesinin çevresine Kılıç Mescidi inşa etmişlerdir. Mescidin Minberini de Horasan Türklerinden Mehmet Bey yapmıştır. Bu Minber, Kılıç Mescid yıktırıldıktan sonra çok isabetli bir kararla Ulu Cami’ye monte edilmiştir. Ulu Camiyi tarihi eser yönünden öne çıkaran bu Minberdir…

Bu Minber hakkında bilgi veren Prof.Dr. Haluk Karamağaralı şunları söyledi “Bu Minber dünyada emsali bulunmayan bir şaheserdir. Kapısında Ayet-el Kürsü işlidir” dedi. Ayrıca Hoşkadem Minaresi içinde aynı şeyi söyledi…

Sanat dahisi olan bir otoriteden duyduğum bu sözler, Selçuklu-Osmanlı Türklerinin Sivrihisar’da icra ettikleri ağaç işletmeciliğinin önemini vurgulamaktadır. Sivrihisar’da Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalma evlerin tavan, kapı, pencere ve oymalarda bu tezyini görmek mümkündür…

Hasbelkader bu ağaç işleme sanatını birçok eski evlerde, örneğin Zaim Ağa Konağı’nm ve Yunus Emre’nin atalarından kalma evlerde görüp hayran kaldım…

Ahmet Bican Atmaca

Kategoriler
Sivrihisar Haberleri

Sivrihisar Emitt’te Tanıtılacak

Sivrihisar EMITT Fuarında

Sivrihisar Belediyesi olarak bu yıl 21’incisi düzenlenen, 80 ülkeden 5 bin kurumun katıldığı kısa adı EMITT olan Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’na katılıyoruz. EMITT Fuarı, Dünya’nın en prestijli turizm fuarları arasında yer alıyor.

21. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT), Kültür ve Turizm Bakanımız Nabi Avcı’nın katılımıyla TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezinde açıldı. Bizde Tarihimizi ve Kültürümüzü tanıtmak amacıyla fuardaki yerimizi aldık.

İlçemizin Tarihi ve Kültürünü Uluslararası Alanda EMITT Fuarında Tanıtıyoruz. Sivrihisar Standımız ve Nasreddin Hocamız Yerli ve Yabancı Turistler Tarafından Büyük İlgi Görüyor.

Vezirhan Belediye Başkanı Mehmet Duymuş, EMITT Fuarında Bizleri Ziyaret Etti.

Eskişehir EMITT’te Tanıtılacak

İstanbul’da 26-29 Ocak’ta gerçekleştirilecek Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarında (EMITT), Eskişehir ve ilçeleriyle, yöresel ürünleri tanıtılacak.

EMITT‘te kurulacak Eskişehir standı, kamu-özel sektör işbirliğinin örneği olarak Eskişehir Valiliği ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile birlikte seyahat acentaları ve otellere ev sahipliği yapacak.

Sivrihisar, İnönü gibi ilçelerin de turizm değerlerinin tanıtılacağı stant alanında, fuar boyunca canlı performans eşliğinde cam sanatları ve lüle taşı ustalarının eserleri ziyaretçilere sergilenecek.

Ayrıca Yunus Emre, Nasreddin Hoca, Frig Vadisi ve lüle taşını tanıtan materyaller ile Eskişehir tanıtım filmi ziyaretçilerle paylaşılacak. Eskişehir’in kendisine has ürünü olan met helvasının ikram edileceği stantta önümüzdeki aylarda Frig Vadisinde gerçekleşecek sıcak hava balon uçuşlarının da tanıtımı yapılacak.

***

Dünyanın en büyük beş turizm fuarından biri olan, Türkiye ve dünya turizm sektörünü aynı platformda bir araya getiren ve sektörün en önemli uluslararası buluşma noktası EMITT Turizm Fuarı 21 yıldır sektöre yeni iş ve işbirliği fırsatları sunan turizm zirvesidir. 2016 yılında 70 ülkeden 882 firma EMITT’de katılımcı olarak yer aldı. East Mediterranean International Tourism Travel

http://www.emittistanbul.com/

Kategoriler
Tarihi Eserler ve Turizm

Sivrihisar’a Gitmek için 25 Neden

sivrihisara-gitmek-icin-25-neden

Yolunuz Bir Gün Mutlaka Sivrihisar’a Düşsün

Rüzgar gibi zamanın da yabancısı olduğu mekanlar vardır. Yılların, yüzyılların ılık bir aydınlık gibi ışıttığı mekanlarda ise hareketin ve sükunun, huzurlu bir sessizliğin sinip kaldığına tanık olursunuz. Bilgeler yurdu Sivrihisar’da da kafanızı çevirdiğiniz her yerde hafızanın, hatıranın ve yaşanmışlıkların eteklerine tutunan hüzünlü hikayelerle baş başa bulursunuz kendinizi. Eskişehir-Ankara yolunun hemen kenarında, dünyanın bütün gürültülerinden koparak huzurlu bir mola vermek isterseniz, Sivrihisar tam size göre.

Sivrihisar, tarihi yolların kesişme noktasında Friglerden, Romalılardan, Selçuklulardan, Osmanlılardan devraldığı birçok miras ile ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Bir uçbeyliği olan Sivrihisar, özellikle Türk-İslam dönemi eserlerle sizi geçmişe sürükleyecektir. Ünlü Kral Yolu’nun geçtiği ve Kibele Tapınağı’nın bulunduğu Pessinus, üç kıtadan kuşların konakladığı Balıkdamı Kuş Cenneti ve onlarca camii, mescit, çeşme, hamam, eski mahallelerde size zamanın donup kaldığı hissini verecektir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Bursa için söylediğini siz Sivrihisar için söyleyeceksiniz: “Takvimle, saatle ilgisi olmayan ikinci bir zaman daha var.”   Murat KÜÇÜK

SİVRİHİSAR TURİSTİK YERLER

hizbme1- HIZIR BEY MESCİDİ

15. yüzyıla ait yapı, Kubbeli Mahallesi Hızırbey Sokak’tadır. Kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. 1963 yılına kadar Belediyenin gaz deposu olarak kullanılan mescid, yapılan aslına uygun onarımlar sonucu orjinal formuna yakın bir görünüme sahip olmuştur. Bugün ibadete açıktır.  DEVAMI >

ayr

minare

2- KILIÇ MİNARESİ: Mescitsiz Minare, Sivrihisar kılıçla fethedildiğinden ve kılıca dayanılarak hutbe okunan ilk mescit olmasından dolayı bu adı aldığı söylenir. Bir başka rivayete göre Oğuz boylarının Kılıç aşiretinden adını alır. Tümüyle ahşaptan yapılan yapının mescidi yıkılmış ve günümüze yalnızca minare kalabilmiştir. Mescitsiz Minare Selçuklu sanatının güzel bir örneği.

ayr

.hudaicami3- AZİZ MAHMUD HÜDAİ CAMİİ: 1591 tarihinde Azîz Mahmûd Hüdâi tarafından yaptırılan ve ismiyle anılan camiye, 1893’te yeniden yapılmasından dolayı, Azîz Mahmûd Hüdâi Camii yerine Yeni Camii denilmiştir. Ortası büyük, çevresi yarım kubbeler şeklinde, ahşap tarzda yapılmıştır. Minaresi 1894 yılında yapılmıştır. Şerefe altında iki kuşak bulunmaktadır. Yapım sırasında birinci kuşaktaki yüksekliğin yeterli görülmediği ve kuşağın yükseltildiği anlaşılmaktadır. Celvetiyye tarikatının kurucusu Azîz Mahmûd Hüdai, hem bir şeyh hem de bir şairdir. Dönemin büyük sufisi 1543-1623 arasında yaşamıştır.

ayr

akumbet4- ALEMŞAH KÜMBETİ (NAMAZGAH): Eskiden şehir dışında, kırda ve set üzerinde, mihrap konulmak suretiyle, namaz kılınmak için yapılan yere namazgâh denilirdi. Namazgah, namaz dışında bir başka işlev daha üstlenirdi; bayramlarda, yağmur dualarında, hacıları gönderirken, asker uğurlarken halk burada toplanırdı. Sivrihisar’da halk, namazgâhı “Bayram Musalla” diye adlandırıyor. Namazgâhın mihrabı, 7 basamaklı minberi ve orta yerinde müezzinliği bulunuyor. Etrafı taş duvarla çevrili olan namazgâhtaki kitabeden, yapının 1799 yılında tamir edildiği anlaşılıyor.

ayr

balcami

 5- BALABAN CAMİİ: Sofya Fatihi Balaban Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dört ahşap direkli ve ahşap örtülü caminin minaresi güzel tuğla işçiliği ile ilgi görür. Cami önündeki çeşmenin de Balaban Paşa tarafından yaptırıldığı kabul ediliyor.

ayr

hkademcami6- HOŞKADEM CAMİİ: 15. yüzyıla tarihlenen bu camii Hacı Hoşkadem tarafından yaptırılmıştır. Karacalar Mahallesi Hoşkadem Sokak 385 ada, 1 nolu parsel de Va­kıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlıdır.

DEVAMI >

ayr

.yhkumbet7- YUNUS HOCA KÜMBETİ: 1274 yılında yapılmıştır. Ravzat-ül Ahbar adlı eserde, Selçuklu Bahriye Nazırı Sadreddin Hoca Yunus’un, Cimri ve Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından öldürülmesi üzerine yapıldığı yazılıdır. 6 metre çaplı kubbesi bulunan kümbetin kapı mermer sövelerinde çarkıfelekler, yaprak ve bitki motifleri ile geometrik bezemeli iki şerit arasında bir geyiği kovalayan aslan figürü görülür.

ayr

.namazgah-28- NAMAZGAH: Eskiden şehir dışında, kırda ve set üzerinde mihrap konulmak suretiyle namaz kılınmak için yapılan yere namazgâh deniliyor. Namaz dışında bir başka işlev daha üstleniyor; bayramlarda, yağmur dualarında, hacıları gönderirken, asker uğurlarken halk burada toplanıyor. Sivrihisar’da halk namazgâhı “Bayram Musalla” diye adlandırıyor. Namazgâhın mihrabı, 7 basamaklı minberi ve namazgâhın orta yerinde müezzinliği bulunuyor. Etrafı taş duvarla çevrili olan namazgâhtaki kitabeden 1799 yılında tamir edildiği anlaşılıyor.

ayr

.ulucami19- ULUCAMİ: Selçuklu döneminden günümüze ulaşan, ahşap direkli camilerin nadir örneklerinden biridir. Şehrin merkezinde, kapladığı alan ve diğer özellikleri ile ulu kelimesi bu eserde tam anlamını bulur.

Geniş açıklama ve fotoğraflar için tıklayın >

ayr

akdomes10- AKDOĞAN MESCİDİ: Selçuk Bey tarafından 15. yüzyılda yaptırılan Akdoğan Mescidi’nin en özgün yanı, tavan örtüsünün 2/3’ünün “tüteklikli örtü” denilen teknikle yapılmasıdır.

ayr

ihsan-erdemligil-konak
İHSAN ERDEMLİGİL KONAĞI

11- İHSAN ERDEMGİL KONAĞI: Atatürk, 7 Mart 1922’de Sivrihisar’a gelir. Kurtuluş Savaşı’nın o zor günlerinde üç gün süreyle İhsan Erdemgil’in konağında kalır. Gündüz cephedeki birlikleri denetleyen Atatürk, geceleri ise İhsan Erdemgil’in konağını karargâh olarak kullanır. 

* * *

ZAİMAĞA KONAĞI: Atatürk`ün Kurtuluş Savaşı sırasında bir süre ikamet ettiği ve Bakanlar Kurulunun, Ankara dışında, ilk kez toplantı yaptığı konağı mutlaka görmelisiniz.

Zaim Ağa Konağı detaylar için tıklayın >

ayr

kurcami12- KURŞUNLU CAMİİ: İlçe merkezindeki cami Şeyh Baba Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Kitabesine göre inşa tarihi 1492’dir. Bina, plan olarak tek kubbelidir. Üç kubbeli bir son cemaat yeri ve sağında caminin zarif bir minaresi ve önünde çeşmesi vardır. Son cemaat cephesi ve minare kesme taştan, diğer kısımları kesme taş üç sıra tuğladan inşa edilmiştir. Son cemaat yeri ince iki yan duvarı uzantısıyla ve kare şeklinde iki yığma ayaktan meydana gelmiş ve üç kubbelidir. Caminin en çarpıcı özelliklerinden biri duvarlarıdır. Duvar kalınlıkları son cemaat duvarında 1.32 m diğer duvarlarda 1.48 m olarak ölçülmüştür. Bu cami 1343’te Hacı Osman oğlu Hoca İbrahim’in yaptırmış olduğu mescidin yıkılıp genişletilen yerine yaptırılmıştır. Caminin yanındaki türbede Şeyh Baba Yusuf’un babası Halil Hoca ve oğlu Veli Hamdi Baba’nın kabri bulunmaktadır.

ayr

pessinus13- PESSİNUS BALLIHİSAR: Ankara-Eskişehir kara yolu üzerinde Sivrihisar’ın 13 km. güneyindeki Ballıhisar’da bulunuyor. Eski Kral Yolu üzerinde olan antik şehrin üzerinde bugün Ballıhisar Köyü kurulmuştur. Friglerce ‘Kybele’ diye adlandırılan ana tanrıçanın bulunduğu en önemli tapınma yerlerinden biri olarak biliniyor. Büyük olasılıkla bir meteor olan siyah taşın gökten inen tanrıça idolünün bulunduğu yerdi. Romalılar, Kartaca’ya karşı yapılan savaşı kazanabilmek için bu taşı MÖ 204 yılında Roma’ya götürürler ve bunu Magna Mater (Ulu Ana) diye adlandırırlar. Pessinus, ana tanrıça için yapılmakta olan törenlere sahne olur ve o dönemlerde kendini ana tanrıçaya adayanların merkezi konumuna gelir.

Pessinus’tan geçen Kral Yolu güvenilir ve kestirme olduğundan Roma ve Bizans çağlarında da kullanılır. Antik kentin yakınlarında yol kalıntıları günümüzde de görülebilir. Roma çağında Pessinus’a giden yollarda mil taşları kullanılır.
Hellenistik çağda şehirdeki tapınak onarılır, meclis binası, stoa, kanal, tiyatro ve yollar yapılır. 1967 yılında Belçika Gent Üniversitesi tarafından aralıklarla 2008 yılına kadar kazı çalışmaları yapılmıştır. 2009 yılından itibaren kazılar, Avustralya Melbourne Üniversitesi tarafından devam etmektedir. Kazılar sonucunda çıkan eserler Eskişehir Arkeoloji Müzesi’nde ve Pessinus’ta kurulan açık hava müzesinde sergilenmektedir.

ayr

doasmes14- DOĞAN ASLAN MESCİDİ:II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in bayraktarı Doğan Aslan Bey tarafından 1247’de yaptırılmıştır. Sekiz dilimli kubbesi ve son cemaat yeri ile bölgedeki yapılardan farklı mimariye sahiptir.

ayr

sivev15- SİVRİHİSAR EVLERİ: Sivrihisar’da zamanın ağırlığını taşıyan, dar yollar arasında birçok eski ev güzel mimarisiyle sizleri büyüleyecek.

Detaylar için tıklayın >

ayr

dogspor16- DOĞA SPORLARI: Sivrihisar’da tracking, hiking, kampçılık, kuş gözlemciliği, kaya tırmanışı için uygun birçok rota bulunuyor.

ayr

hazmesc17- HAZİNEDAR MESCİDİ: İlçenin en önemli tarihi eserlerinden biride, Anadolu’nun Kabe Minyatürlü İlk Mescidi olan Hazinedar Mescidi ilçe merkezindedir. Anadolu Selçuklularından Hazinedar (Maliye Nazırı) olan Necibiddin Mustafa’nın kendi adına 15. yüzyılda yaptırdığı mescidin içerisi minyatürlerle bezelidir.

ayr

kilise118- ERMENİ KİLİSESİ

Yapının Tarihçesi ve Mimari Özellikleri ile ilgili yazı ve fotoğraflar için tıklayınız.

ayr

saatkule19- SAAT KULESİ: Saat Kulesi 1899 yılında dönemin kaymakamı Mahmut Bey tarafından yaptırılmıştır. İlçenin her tarafından rahatça görülebilmesi için yüksek bir kaya kütlesi üzerine inşa edilmiştir. 

Detaylar için tıklayın >

ayr

karamez20- KARAKAYA MEZARI: Köy mezarlığının hemen yanı başında, toprak altındaki volkanik kaya kütlesine oyulmuş olan oda mezar, tipik Frig kaya mezarlarının en güzel örneklerinden biridir. Beşik çatılı, üçgen alınlıklı, arka arkaya yerleştirilen iki odadan oluşur. Arka odada ana kayadan yontulmuş, üzerine ölen kişinin yatırıldığı bir kline vardır. Köyü kuzeyden ve batıdan çevreleyen kaya kütlelerinin yüksek kesimlerinde iki mezar daha bulunmaktadır.

ayr

tekoren21- TEKÖREN KÖYÜ: Köyün hemen kuzeydoğusunda Tunç ve Demir Çağı malzemesine sahip geniş bir ören yeri; kayalara oyulmuş basamaklı sunak, oda mezarı ve üzüm ezme havuzundan oluşan Frig dönemine ait bir açık hava kutsal alanı vardır.

ayr

gelinkiz22- KARACAKAYA GELİN KIZ FRİG KAYA MEZARI: Yüksek ve kayalık Çal Tepesi’nin Karacakaya Köyü’ne bakan kuzey yüzünde, zirveye yakın bir kesimde sert mermer kayaya oyulmuştur. Beşik çatılı, üçgen alınlıklı, tek odalı bir mezardır. Mezar odasının içinde duvar yüzeyine işlenen figüratif kabartmaları ile son derece dikkat çekicidir. Kabartma alanında mezar girişine doğru ilerleyen ata yan oturmuş bir figür ile arkasında yaya olarak onu takip eden mızraklı bir figür vardır.

ayr

hamkarc23- HAMAMKARAHİSAR CAMİİ: Hamamkarahisar Köyü’nde Emir Seyfettin Kızıl tarafından 1259’da yaptırılır. Emir Seyfettin Kızıl’ın Türkmen Bayındır Boyu Beyi olduğu, İzzeddin Keykavus’un danıştığı üç büyük emirden biri olduğu belirtilir. Hamamkarahisar Camii, ana mekan ve son cemaat yeri olarak bölümlerin biçimlenmesi ve bütünleşmesi açısından Osmanlı mimarisine geçiş aşamasında, kimliğini günümüze taşıyabilen özgün bir örnektir.

ayr

zeykoy24- ZEY KÖYÜ: Sivrihisar Dağları’nın kuzey eteklerinde, kayalık bir yamaçta kurulmuştur. Köyün 1 km kadar güneyinde dar bir vadiyi iki yönden sınırlandıran kaya kütlelerinin yüksek kesimlerinde on iki adet oda mezar, iki adet basamaklı sunak ve üzüm ezme havuzu bulunur. Frig kaya sanatının özgün örneklerini oluşturan bu anıtlar ve bu alanın 1 km güneyindeki Zey Kalesi Frig yerleşmesine aittir.

ayr

balkaya25- BÖĞÜRTLEN BALKAYASI FRİG KAYA ANITI: Böğürtlen Köyü’nün güneyinde, Balkayası olarak da adlandırılan yüksek kaya kütlesinin dik yüzüne oyulmuştur. Beşik çatılı, üçgen alınlıklı bir yapının ön cephesini simgeler. Ortada kapıyı simgeleyen dikdörtgen sığ bir niş vardır. Bilinen aynı tip Frig anıtlarından farklı olarak alınlık ve cephedeki geometrik bezemeler, koyu kırmızı renk boya ile yapılmıştır.

Eskişehir Valiliği, EskiYeni dergisi

Kategoriler
Sivrihisar Haberleri

Sivrihisarı Dünyaya Tanıtacağız

SİVRİHİSAR’I DÜNYAYA TANITACAĞIZ

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile Kültür ve Turizm Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, Sivrihisar Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Nasrettin Hocayı Anma Etkinlikleri’ne katıldı.

Anma etkinliklerine, Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, AK Parti Eskişehir Milletvekili Harun Karacan, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Sivrihisar Belediye Başkanı Hamit Yüzügüllü, Han Belediye Başkanı Erdal Şanlı ve siyasi parti il başkanları ile vatandaşlar katıldı.

Bakan Eroğlu ile Avcı, ilk olarak Sivrihisar ilçesinde bulunan Nasrettin Hoca Kültür Parkı içerisinde bulunan Nasrettin Hoca ve kızı Fatıma Hatun’un temsili kabirlerini ziyaret edip dualar etti. Daha sonra parkta incelemelerde bulunan her iki Bakan, Nasrettin Hoca anıtının önünde hatıra fotoğrafı çektirdi. Bakan Eroğlu ve Avcı ardından park içerisine fidan dikimi yaptı.

Programın açılış konuşmasını yapan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Nasrettin Hocanın deyimiyle ‘dünyanın merkezinde’ bulunmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Nasrettin Hocanın filozof bir insan olduğunu aktaran Eroğlu, Nasrettin Hoca’nın bazı kıssalarını anlatarak sözlerine başladı. Nasrettin Hocanın Türk kültürüne katkısının büyük olduğunu ifade eden Bakan Eroğlu, programın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Sivrihisar’a 51 Milyon Tl’lik Yatırım

Orman ve Su İşleri Bakanlığı olarak Sivrihisar’a birçok yatırım yaptıklarını anlatan Bakan Eroğlu, “Orman ve Su İşleri Bakanlığı olarak Sivrihisar ilçesine Nasrettin Hoca Barajını inşa ettik. 7 bin 800 dekar arazi modern sulama sistemiyle sulanacak. DSİ’ye talimat verdim orada hem sulama hem de balıklandırma yapılacak. Sivrihisar’a 51 milyon liralık yatırım yaptık. İnşallah yapımı devam eden diğer tesislerimiz de en kısa sürede açılacak. Bunun dışında ağaçlandırma çalışmalarımız var. İnşallah Sivrihisar’ı yemyeşil yapacağız. Nasrettin Hoca anısına 3 bin sedir fidanı dağıtacağız” dedi.
Bakan Veysel Eroğlu, Nasrettin Hocanın eşeğe ters binişinden esinlenip, “Aman fidanları ters dikmeyin” ifadelerini kullandı.

Sivrihisar, Kültür Turizminin Çekim Merkezlerinden Biri Olmaya Çoktan Hak Kazanmış Bir Şehrimiz

Ardından konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı ise, Nasrettin Hocanın Anadolu hikmetinin en önemli temsilcilerinden birisi olduğunu ifade etti. Bakan Eroğlu’nun da vurguladığı gibi Nasrettin Hocayı mizah figürü olarak algılamanın çok yanlış ve haksız bir değerlendirme olacağını vurgulayan Avcı, “Nasrettin Hoca, kıssalarını fıkra olarak alsak da, aslında çok katmanlı derin hikmetler içeren ve öyle okunduğunda da gerçekten bize hayatın çok farklı yönlerini açan, kapılarını açan bir hazine. Dolayısıyla Nasrettin Hocayı üniversitelerimizin, düşünürlerimizin, yazarlarımızın bu gözle daha derinlemesine değerlendirmelerinde büyük fayda vardır. Nasrettin Hoca’dan nerede söz açılsa ondan öğreneceğimiz bir şeyler var. Ben Belediye Başkanımız Hamit beye böyle bir etkinlik düzenlediği için, Nasrettin Hocamıza gösterdiği bu vefa için, Sivrihisar’a yaptığı katkılar için çok teşekkür ediyorum. Onun da söylediği gibi gerçekten Sivrihisar, her şeyiyle, tabiatıyla, kültürel zenginlikleriyle, vakıf eserleriyle ve insanıyla elbette kültür turizminin çekim merkezlerinden biri olmaya çoktan hak kazanmış bir şehrimiz. İnşallah önümüzdeki dönemde Sivrihisarımızın bütün bu özelliklerini el birliğiyle bütün Türkiye’ye ve bütün dünyaya tanıtma fırsatımız olur. Böylece Sivrihisar hak ettiği turizm cazibe merkezi olma unvanını bu vesileyle pekiştirmiş olur İnşallah” dedi.

Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna’ya da teşekkürlerini ileten Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Gerçekten Türk Dünyası Kültür Başkentliği sürecinde ajans yönetim kurulu başkanı olarak sayın valimiz, sadece Sivrihisar’a değil, Eskişehir’in bütün ilçelerine, Eskişehir merkezde ve bütün ilçelerinde gerçekten çok kalıcı kültürel eserle imza attı. Sivrihisar da bunların arasında. Ben kendisine bu vesileyle bütün bu süreç boyunca, 2013 Türk Dünyası Kültür Başkentliği süreci boyunca devam eden süreçlerde Eskişehirimize yaptığı hizmetler için, kazandırdığı zenginlikler için, değerler için hepinizin huzurunda bir kere daha çok teşekkür ediyorum.”

Konuşmaların ardından, Sivrihisar Belediye Başkanı Hamit Yüzügüllü tarafından Bakan Avcı’ya minyatür takdim edildi. Bakan Eroğlu’na ise Nasrettin Hoca minyatürünü Bakan Avcı hediye etti.

Kategoriler
Video Galeri

Sivrihisar Balıkdamı Belgeseli

İnsan hayatının her alanına nüfus etmiş köklü tarih ve kültür değerlerinin beşikliğini ve bekçiliğini yapan Anadolu şehirlerinin başında hiç kuşkusuz Sivrihisar gelmektedir. BALIKDAMI KUŞ CENNETİ yazısı >
[ot-video type=”youtube” url=”https://www.youtube.com/watch?v=DJfjy_p-Tpg”]
Çalışmalarından dolayı Ünal hocamıza ve emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.

Murat Sevimbay
www.youtube.com/watch?v=xGctOlCSvKw

Kategoriler
Etkinliklerimiz

Sivrihisar Sempozyumu

sivrihisar-sempozyum

TARİHİ, KÜLTÜRÜ ve SANATIYLA SİVRİHİSAR SEMPOZYUMU 24-25 Ekim 2015

sivrihisar-sempozyumu

Sivrihisar tarihi, kültürü ve sanatıyla Eskiçağ’dan günümüze en önemli yerleşim merkezlerinden birisi durumundaydı. Şehir Roma, Bizans, Selçuklu, Beylikler ve bilhassa Osmanlı döneminde oldukça aktif bir konuma sahipti. Anadolu halk kültürünün tartışmasız en önemli kahramanlarından birisi kabul edilen Nasreddin Hoca, İstanbul’un ilk kadısı Hızır Bey ve Sinan Paşa gibi ileri gelen şahsiyetlerin Sivrihisarlı olmaları şehrin ortak kültüre katkısının anlaşılması bakımından son derece önemlidir. Yine Anadolu’daki en büyük Ermeni kilisesinin burada yer alması, Sivrihisar’ın sadece Müslümanlar açısından değil gayrimüslimler için de oldukça önemli bir merkez olduğunu göstermektedir.

Sivrihisar’a dair bazı araştırmaların mevcudiyeti bilinmekle birlikte şimdiye kadar tarihî, dinî, fikrî, edebî, ahlakî, siyasî ve sosyal yönlerini ihtiva eden bir sempozyumun yapılmamış olması önemli bir eksiklik olarak kabul edilebilir. Şehrin tarihi, kültürel ve sanatsal özelliklerinin bir arada ele alınıp sahasında uzman bilim adamları tarafından değerlendirileceği bir sempozyumun Sivrihisar’ın tarihi değerinin daha somut bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlayacağı aşikardır. Bu gaye ile, Sivrihisar Belediye Başkanlığının ev sahipliği ve desteği ile Sakarya Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesinin müşterek organizasyonu olarak, Sivrihisar ve çevresi üzerine çalışan araştırmacıların katılımını hedeflediğimiz “Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla Sivrihisar Sempozyumu” düzenlemekteyiz. Sempozyumumuza bildiri ile vereceğiniz destek bu önemli Anadolu şehrinin daha iyi anlaşılmasına büyük katkı sağlayacaktır.

1. Sivrihisar Sempozyumu Yapıldı »

KONU BAŞLIKLARI

Eskiçağ’da Sivrihisar
Doğu Roma (Bizans), Selçuklu ve Beylikler devrinde Sivrihisar
Osmanlı döneminde Sivrihisar
Milli Mücadele döneminde Sivrihisar
Cumhuriyet döneminde Sivrihisar
Sivrihisar ve çevresinde dini inançlar, ritüeller ve kutsal figürler
Sivrihisar’da mimari yapılar
Edebiyat ve folklorik unsurlar açısından Sivrihisar
Sivrihisar ve civarında Tekke ve Tasavvuf kültürü
Sivrihisarlı meşhurlar
Sivrihisar’ın sosyal ve kültürel değerleri

* * *

Sempozyum nedir?
Toplumu yakından ilgilendiren herhangi bir konu ya da olay hakkında dinleyiciler karşısında farklı uzman kişilerin konu ya da olayla ilgili yaptığı seri konuşmaların bütününe sempozyum denir.
Sempozyumda yapılan değişik konuşmalar, konuyu bütünleyici niteliktedir. Burada tartışmadan çok sohbet havası vardır. Konuşmalardan sonra dinleyiciler soru sorabilirler.
Sempozyum, diğer konuşma türlerine göre daha ilmi ve ciddi bir sohbet havasında geçer. Konuşmacılar konuyu kendi ilgi sahaları açısından ele alır. Sempozyumda bir başkan ve üç ile altı arasında değişen üyelerden oluşur. Üyelerin konuşma süreleri 15-20 dakikayı aşmaz. Konunun uzunluğuna göre sempozyum iki oturum veya iki gün sürebilir.

Sempozyum’un özellikleri nelerdir?
1- Sempozyumda aynı konu farklı bakış açılarıyla ele alınır.
2- Sempozyumu sunan grup önceden belirli bir konuda hazırlık yapıp o konunun farklı yönlerini ele alır.
3- Sempozyum belirli bir zamana yayılır ve birden fazla oturum gerçekleşir. Her oturumun başkanı olur.
4- Sempozyuma katılan konuşmacıların üst seviyede bir bilgiye sahip olmaları ge­rekir.
5- Sempozyumdaki yazılı metinler ilmi yazı niteliği taşır.

Sempozyum’un amacı nedir?
Sempozyumdaki amaç, konuyu tartışmak değil, konunun ilgili kişiler tarafından olumlu veya olumsuz yönlerinin ortaya konulup çözüme götürülmesidir. Sempozyumun sonucunda başkan konuyu özetleyerek çıkan sonucu dinleyicilere aktarır.

Sözlükte sempozyum ne anlama gelmektedir?
Belli bir konuda çeşitli konuşmacıların katılımıyla düzenlenen bilimsel ağırlıklı toplantı, bilgi şöleni.

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Sivrihisar Eski Kent Dokusu

ESKİ KENT DOKUSU, NÜFUS VE ŞEHİRLEŞME

kale-gravuruAntik devirlerdeki durumu yeterince tespit edilememekle birlikte Sivrihisar; Bizans döneminden itibaren kesintisiz bir yerleşime sahne olmuştur. Diğer Ortaçağ kentlerinde olduğu gibi burada da savunma amacıyla inşa edilmiş bir kalenin varlığı bilinmektedir. 19. yüzyılda şehre gelen seyyahlardan Ainsworth’un eserinde Sivrihisar Kalesi’nin bir gravürü görülür. Halen şehir merkezinden oldukça yüksek bir konumda, Yazıcı Kayası adı verilen sivri kayalıkların üzerinde Sivrihisar Kalesi’nin kalıntıları mevcuttur. Son zamanlarda burada oturan bir derebeyinin adına atfen Yazıcıoğlu Kalesi de denilen bu kaleye, şehirden yer yer zemini taş döşemeli yol takip edilerek güçlükle çıkılabilmektedir. Söz konusu kaleden bugün yalnızca bazı sur duvarları ile çeşitli depo kalıntıları ve yüksek kayalar üzerine inşa edilen bir köşkün duvarlarından bölümler görülebilmektedir.

Çoğu Ortaçağ yerleşmelerinde iç kalenin, kentin hemen hemen merkezinde yer almasına ve onun çekirdeğini oluşturmasına karşılık, Sivrihisar’da böyle bir durumdan söz etmek mümkün değildir. Tarihi kaynaklarda geçen Sivrihisar Kalesi’nin ise bir iç kale mi; yoksa dış kale mi; olduğu belirsizdir. H. Doğru, tarihi bilgilerin ışığında yaptığı incelemelerle 15-16. yüzyıllarda Kılınç, Araklu, Kayalu, Çubuk, Elmalu, Koyuncu, Çapaklu ve Tatlar mahallelerinin kale ve çevresinde bulunduğu görüşüne yer vermektedir. Yukarıda sözünü ettiğimiz kalenin anılan mahalleleri kapsamadığı göz önüne alındığında, Sivrihisar’da kimi eski mahalleleri içine alan başka bir kalenin varlığı akla gelmektedir. Günümüzde ondan herhangi bir kalıntı tespit edilememekle birlikte, yerleşim yerini kısmen veya tamamen kuşatan bir kalenin bulunması o dönemlerin kent anlayışına uygundur. T. Özalp kaleden bahsederken. Köşk denilen yerde Saray ve Selamlık kapılan, Kızılbel denilen yerde Kızılbel Kapısı, Yenice mahallesi yakınlarında Uğrun Kapı, Hisar arkasına giden boğazda da Mudurnu Kapısı olduğunu belirtmektedir. Bu kapıların şehri kuşatan böyle bir kaleye ait olduğu düşünülmektedir.

Türkler tarafından ilk kez hangi tarihte fethedildiği bilinmeyen şehrin, o zamanki durumu hakkında da bilgi bulunmamaktadır. Ancak, diğer Bizans şehirleri gibi burasının da artık eski canlılığını koruyamadığı tahmin edilmektedir. Dolayısıyla bir kısmı Bizans döneminden kalmış olan mahalleler de şehrin Türkler tarafından fethedilmesinden hemen sonra Türk Şehri karakterinde bir yerleşim yeri olarak gelişme göstermiştir. Şehirdeki mahalle adlarının Türkçe olması da bunu doğrular niteliktedir. Selçuklu ve Beylikler döneminde, başka bir deyişle 13-14. yüzyıllarda Sivrihisar’da inşa edilen mimari anıtlara bakılarak, şehir ve çevresinin önemli bir Türk nüfusa sahip olduğu söylenebilir. Ancak, o dönemlerde buralarda yaşayan insan sayısı konusunda henüz kesin bir tarihi veri yoktur.

H. Doğru, arşiv bilgileri ışığında Sivrihisar’ın 15. ve 16. yüzyıllardaki durumunu ele alırken, kentin o dönemdeki ekonomik yapısı, mahalle sayısı, anıt yapıları ve ev adedi gibi konularda da önemli tespitlerde bulunmuştur. Buna göre, Osmanlı döneminde önceleri bir nahiye merkezi olmakla birlikte Sivrihisar, tamamen bir şehir niteliğinde gelişme göstermiştir. Tarihi arşiv kayıtlarından ve özellikle Tapu Tahrir Defterleri’nden bu konuda bazı önemli bilgiler edinilmektedir. Söz konusu belgelerin verdiği bilgilerden 1486 yılında Sivrihisar’da; 24’ünde Müslümanların, birinde ise gayrimüslimlerin oturduğu toplam 25 mahallenin bulunduğu; daha sonraları Kanuni devrinde de mahallelerin durumunda sayı bakımından değişiklik olmadığı tespit edilmektedir.

Sivrihisar’da genellikle mahalleler bir mescit veya caminin etrafında kurulmuştur. Bu yüzden mahalleler pek çok örnekte olduğu gibi, burada cami-mescit yaptıran şahsın adını almıştır. Bugün de eski mahallelere adını veren kişilerin bazıları sokak, cadde veya semt adlarıyla anılmaktadır. 15. ve 16. yüzyıllarda kentte mahalle sayısının bugünkünden çok fazla olması, mahalle kavramının o zamanlarda bugünkünden daha küçük yerleşme birimleri olduğunu düşündürür. Nitekim bu durumu verilen ev sayıları da açıkça göstermektedir. Söz gelimi, 1486’da Tatlar ve Camii mahallelerinde sadece 9’ar ev bulunurken en çok ev sayısına sahip mahallelerden Çubuk’da 38, Kılınç mahallesinde 35 ve Hacı Minnet mahallesinde de 33 ev yer alıyordu. 1521’de de mahallelerin ev sayısında önemli bir değişiklik gözlenmemektedir. Daha sonraları kimi mahalleler birleştirilerek ortadan kalkmıştır. Bazı mahalle adları yüzyıllardır değişmemiş veya yalnızca küçük ses değişiklikleriyle bugüne gelmiş; bir kısmının adı ise tamamen değiştirilmiştir. Örneğin, Kılınç – Kılıç, Elmalu – Elmalı ve Gedük – Gedik şeklinde söylenişinde birer harf değişikliğiyle, fakat aynı anlamı taşıyan adlarla varlıklarını devam ettirmektedirler. Tatlar, Seyyid Mahmud ve Faruk mahalleleri ise sırasıyla Cumhuriyet, Yenice ve Demirci olarak değiştirilmiştir. 16. yüzyılda şehre uğrayan batılı gezginler daha çok yörenin antik kalıntılarına ilgi duymuşlardır. Bunun yanı sıra, genelde konuk oldukları gayrimüslim konutlarının ilgi çeken döşemelerinden söz etmişler, evlerin mimari özelliklerine ise pek değinmemişlerdir. Ancak bunlardan bazıları yöreyle ilgili izlenimlerini naklederlerken kale ve kent hakkında az da olsa bilgi vermişlerdir. 1842’de Sivrihisar’a gelen seyyahlardan Ainsworth’un kent hakkında pek tutarlı olmayan bilgileri yanında, yukarıda sözünü ettiğimiz Sivrihisar Kalesi’ni tasvir eden gravürü ilginçtir. Kaynağı ve tarihi tam olarak bilinmeyen başka bir batılı seyyahın, tahminen iki yüz yıl öncesine ait olduğu düşünülen Yazıevi Arşivi’ndeki bir gravuründe de bugünkü fiziki yapıya uygun olarak eğimli bir alanda yer alan şehrin arkasındaki sarp kayalıkların bir mezarlık alandan görünüşü resmedilmiştir.

Batılı seyyahlardan S. Martin, “bir Türk şehri” olarak nitelendirdiği kentte 2000 ev bulunduğunu ve şehrin kısmen Pessinus’un harabeleri ile kurulduğunu yazmaktadır. 1862’de Sivrihisar’a gelen G. Perrot da Ermenilerin Türk geleneklerine göre yaşadıklarından bahsederek kadınlar yüzlerini örtüyorlar, erkeklerden kaçıyorlar, evlerde erkeğe çıkmıyorlar” demektedir. Aynı yıl buraya uğrayan ve Pessinus harabelerinin bir gravürünü de çizen C. Texier ise Sivrihisar hakkında kayda değer bilgi vermez. Birkaç yal sonra şehri gören Lennep (1870), kentin arkasındaki dağlara dikkat çekerek “bu kara dağlar, kasabanın ak evleri ile karşıt meydana getiriyorlar” der. Barkley (1891) de dönemin kent dokusu, evleri ve nüfusu konusunda bazı ipuçları veren şu bilgileri aktarmaktadır: “…Tepelerle yarı dairesel şekilde çevrilmiş Sivrihisar’a ulaştık. Bu yarı dairenin içi, değişik ölçülerle biçimini bulmuş konutlarla dolu. Halkının yansından fazlası Türk, gerisi Ermeni. Konutlar tepelere dayanmış olup, arka duvarları tepelere göre şekilleniyor. Konutlar cepheden hemen çoğunlukla iki katlı olarak yapılmışlar. Üst kat derin bir verandaya açılıyor. Alt kadarda küçük odalar bulunuyor. Halk yaz aylarını üst katta açık verandada geçiriyor…”

Daha Selçuklar zamanında bir Türk kimliği kazanan kentin nüfus çoğunluğunun bundan sonra hemen her dönemde müslümanlardan meydana geldiğini kaydetmiştik. Kırım Savaşı (1853-1856) yıllarında Kırım ve Kafkasya’dan getirilen bir grup Ermeni azınlığın Sultan Abdülmecid’in fermanında buraya yerleştirildiği dönemde bile, şehirdeki gayrimüslim halk, kent nüfusunun ancak üçte birlik bölümünü teşkil ediyordu. Dönemin yazılı kaynaklarına göre, 1890’da bunların şehirdeki nüfusu 4 bini aşmıyordu.

1879 tarihli Ankara Salnamesi’nde kaza dahilinde 6.234 ev bulunduğu belirtilmiş; 34.902 olan nüfusun % 12’sinin Ermeni olduğu kaydedilmiştir. Ş. Sami de o tarihlerde (1890’lar) şehir merkezinde 11.211 nüfusun bulunduğunu ve bunun dört bin kadarının Ermeni, geri kalanının müslüman ve Türk olduğunu yazmaktadır . 1907 tarihli Ankara Vilayet Salnamesi kaydında da Sivrihisar Kasabası’nın 36.635 olan toplam nüfusunun 11.515’i kasaba merkezinde gösterilmiştir.

Sivrihisar Belediyesi 1877’de kurulmuştur. Buna karşılık şehrin imar planı ilk kez 1970’te hazırlanarak Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nca onaylamış ve yürürlüğe konulmuştur. Söz konusu plânda, eski dokuya —kimi sıhhileştirme değişiklikleri dışında— müdahale edilmeksizin şehir merkezi güneye kaydırılmış; yeni yapılaşma için de kentin doğu ve batısındaki araziler iskâna açılmıştır. Ancak, iskâna açılan bu alanlar kısa sürede dolunca, 1980’de öncekine ilave imâr planı hazırlanmış; bu plânda da yeni gelişme alanı için şehrin güney kesimi ile kuzeybatısındaki mülkiyeti belediyeye ait olan arazi gösterilmiştir.

Sivrihisar’ın eski kent dokusu bugün on bir mahalleye dağılmış durum­dadır. Bu dağılımı ana batlarıyla şu şekilde ifade etmek mümkündür: Şehrin kuzeyinde Türk yerleşiminin çekirdeğini oluşturan Kılıç mahallesi yer alır. Onun doğusunda Kubbeli, Camii Kebir mahalleleri ile —yerleşimin en doğu ucunda— Elmalı mahallesi; batısında ise Gedik mahallesi bulunmaktadır. Onların alt kesiminde ise kuzeybatıdan güneydoğuya doğru Yenice, Karabaşlı, Karacalar, Cumhuriyet, Demirci ve Kurşunlu mahalleleri sıralanmaktadır.

Hazırlanan imâr plânlarında yeni yapılaşma alanlarının eski yerleşimin dışında düşünülmesi ve bu süreçte kaçak yapılaşmaya da pek izin verilmemesi kentin eski dokusunun kısmen korunmasında etken olmuştur. Yalnız imâr plânlarında belirtilen ‘sıhhileştirme’ çalışmaları esnasında söz konusu tarihi dokuya zarar veren bir kısım değişiklikler de yapılmıştır. Elmas sokak. Mavi Kadın sokak ve Hızırbey caddesi gibi bazı eski cadde ve sokaklar genişletilirken kimi evler tamamen yok edilmiş, bir kısmı da bu çalışmalardan zarar görmüştür. Ayrıca Elmas sokakta iki katlı tarihi evlerin yoğun olduğu adalarda üç; Ordu ve Eskişehir caddelerine ise dört kadı imar izni verildiği için eski evlerin bulunduğu çevrelerde yeni yapılar inşa edilmiş ve bunlar da doğal olarak eski dokunun görünüşünü bozmuştur.

Ressam Halis Meriç’in 1943’te gerçeğine uygun olarak yaptığı anlaşılan Mavikadın sokağının resmi, sokağın bugünkü durumu ile karşılaştırıldığında, son altmış beş yılda Sivrihisar’da sokak (eski kent) dokusu ve evlerin geçirdiği değişimin boyutunu anlamak mümkün olmaktadır.

Anadolu’nun bütün eski kentleri gibi, Sivrihisar’da da sokaklar —sonradan genişletilenler dışında— evlerin cepheleri ve yüksek hayat duvarlarıyla kuşatılmış olarak çoğu kıvrımlı ve dardır. Fakat, evlerin üst katlarından taşıntı yapan çıkmalarla, hayat ve bahçelerden yükselen asmalar, diğer ağaçlarla da kaynaşarak canlı ve hareketli bir görünüm oluşturmaktadır. Sokakların kimisi çıkmaz sokak şeklindedir. Osmanlı kaldırımı döşeli dar sokakların zemini sel sularının akması için ortada içe doğru meyillidir

Bunların çoğu, nispeten daha geniş tutulan caddelerle genelde diklemesine bağlantılıdır. Bazen sokakla caddenin kesiştiği noktada, bazen de mahalle aralarındaki bir çeşmenin etrafında birkaç sokağın birleşmesi ile küçük meydanlar oluşturulmuştur.

Evlerin sokakla olan ilişkisi, doğrudan alt kata açılan bir giriş kapısıyla veya hayata (avluya) açılan bir cümle kapıyla sağlanmıştır. Avlu ve hayat bölümlerini yüksekçe bir duvar sokaktan ayırmaktadır. Bu duvarlar aynı zamanda sokağın iki yan sınırlarının belirlenmesinde de önemli rol oynamaktadır. ‘Borda kapı’ denilen büyük, çift kanatlı ahşap kapı, sokaktan bakıldığında masif görünüşlü yüksek duvarlara hareket kazandırmaktadır.

Sivrihisar köylerindeki geleneksel yerleşim dokusu ve sokaklar da şehir merkezinin eski durumu hakkında kimi ip uçları verir. Onlarda da evlerin ve yüksek hayat duvarlarının sokağı iki yönden kuşattığı görülmektedir. Büyük ‘borda kapılar, az sayıda pencere açıklığı bulunan masif alt kat duvarları, üst kadarda çıkmalar ve pencere sayısındaki artışlar, Sivrihisar’ın geleneksel şehir evlerinde de karşılaştığımız unsurlardır. Şehre göre çok daha yalın bir anlayış gösteren geleneksel köy evleri eskiden tamamen toprak damlı iken, bunların pek çoğunun üzeri son zamanlarda kiremitli kırma çanlarla örtülmüştür. Sivrihisar şehir merkezindeki evlerin de eskiden çoğunlukla toprak damlı oldukları ve kiremitli çatıların yakın zamanlarda yaygınlaştığı şehirdeki yaşlılar tarafından ifade edilmektedir.

Her şeye rağmen Sivrihisar, günümüzde geleneksel tarihi dokusunu önemli ölçüde koruyabilmiş ender Anadolu kentlerimizden biridir. Eski kentlerin çoğunda karşılaştığımız çarpık kentleşmeyi, tarihi anıdan gölgeleyen ve geleneksel mimarisiyle her bakımdan çelişen yapıları Sivrihisar’ın eski mahallelerinde daha az görmekteyiz. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bunun gerçekleşmesinde yerel idarenin kaçak yapılaşma karşısındaki tutumu ve eski dokunun korunmasında gösterdiği titizliğin payı büyüktür. Ancak bu dokunun korunmasındaki diğer bir etken, şehir halkının bu evlerde hâlâ severek yaşaması ve böylece onları yaşatması olmuştur. Başka bir değişle, geleneksel Sivrihisar evleri genelde bugün de işlevini sürdürdüğü için bakım görmekte ve böylece yaşatılmaktadır. Nitekim kimi kentlerimizin eski mahallelerindeki bakımsızlık ve sahiplenmemeden kaynaklanan durumlarla Sivrihisar’ın eski mahallelerinde pek karşılaşılmamaktadır’. Bu yüzden —kimi evler kaderine terkedilmiş olsa bile— kentin sokakları hala canlı ve şaşılacak ölçüde de temiz bir görüş sergilemektedir.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Mimari ve Süslemeler

Tarihi Sivrihisar Evleri Mimari ve Süslemeleri

MALZEME ve TEKNİK

Sivrihisar evlerinde kullanılan temel yapı malzemesi taş, tuğla ve ahşaptır. Metal pencere şebekelerinde, alçı ve boya maddeleri de süslemede kullanılan ikinci derecede malzemelerdir. Sivrihisar’da evler inşa edilirken temel, zeminde bulunan ana kayaya kadar kazılmıştır. Genellikle 60-150 cm derinliğe inildiğinde kayalık zemine ulaşıldığı için temel seviyesi de bu ölçülerdedir.
zeyneller-evi

Alt kat duvarları çoğunlukla ahşap hatıllı yığma, taş örgüsü şeklindedir. Yapının temel ve su basmanında kullanılan taşlar, şehrin özellikle kuzey kesiminde bulunan kayalıklardan kırılarak veya toplanarak elde edilmiştir. Üst katların duvarları ise ahşap çatkı arasının belli bir düzende tuğla veya kerpiçle doldurulması şeklinde yapılmıştır. Evlerde kullanılan tuğla ve oluklu kiremitler tamamen geleneksel yöntemlerle ve Sivrihisar’da üretilmiştir. Bunun için gerekli toprak kent merkezinden yaklaşık 5 km uzaklıktaki Kepen köyünden kağnılarla taşınmış; Sivrihisar’da çamur haline getirilerek ahşap kalıplara konulmuştur. Kalıpta şekillenen tuğla ve oluklu kiremitler daha sonra fırınlanmıştır. Bunların dışında kullanılan kerpiç ve topraklar ise yakın çevrelerden temin edilmiştir.

Sivrihisar evlerinde ahşabın önemli bir yeri vardır. Duvarlarda hatıl, çatkı ve üst örtüde sütrüktürel görev üslenen ahşap; kapı – pencere doğramaları, tavanlar, zemin döşemeleri, sedir, yüklük ve dolap gibi elemanların da yegane malzemesini oluşturmaktadır. Genelde sarı çam, meşe ve gürgen türü ağaçların kullanıldığı ahşap malzemenin kerestesi Sivrihisar civarında bulunan Elekli, Ekmekçi Pınarı ve Alan dağlarındaki ormanlık alanlardan sağlanmıştır. Tomruk halinde yine kağnıyla şehre taşınan bu ağaçlar Sivrihisar’da işlenmiştir.

samdanlar-gomme-dolap
Şamdanlar Evi Dolabı

SÜSLEME
Sivrihisar’da özellikle varlıklı ailelerin evlerinde süsleme önem kazanmıştır. Evlerdeki süslemelerin gerek bulundukları yerler, gerek ise motifler açısından çoğunlukla birbirleriyle olan benzerlikleri dikkati çekicidir. Genellikle süslemeler soyut bitki motifleri ve geometrik kompozisyonlardan oluşmaktadır. Figürlü süslemelere yalnızca bazı kapıların üzerindeki tokmak-çekecek tertibatında rastlanmaktadır.

Sivrihisar evlerinin süslemesini yapan ahşap ustalarının, bunları inşa edenlerden farklı olduğunu en azından bazı yapılar için söylemek mümkündür. Bu konuda şehir evlerinin ahşap süslemesinde Hafız Ahmed Efendi (Elmas) önemli bir isimdir. “Ahmed Usta” olarak yalnızca kendi evinde adını kaydetmiş olan bu sanatkârın, Zaimoğlu Konağı ve Zeyneller Evi gibi zengin iç süslemelere sahip iki yapının iç tezyinatını yaptığı bilinmektedir.

Anadolu Türk ev mimarisinin genelinde olduğu gibi, Sivrihisar evlerinde de dışta ev sahibinin ekonomik zenginliğini yansıtan gösteriş ve süslemeden kaçınılmıştır. Onun için konak tarzındaki büyük yapılar bile —büyüklüklerinden başka— dış görünüşleri bakımından orta halli bir aile evinden pek farklı değildir.

Sivrihisar evlerinde alt katların moloz taş örgülü yalınlığına karşılık, üst katlarda ahşap çatkı ve hatılların aralarına konulan tuğlaların değişik dizilişlerinin zengin cephe görünüşleri sergilediğini söylemiştik. Aslında konutların dışta en belirgin süslemesini de bunlar meydana getirmektedir. Bu süslemeler servi, hurma ağacı gibi stilize edilmiş bitkisel karakterli bezemelerle, nazarlık ve çeşitli geometrik motiflerden meydana gelmektedir. Benzer cephe dekorasyonları Ankara ve Bursa yörelerinin eski evlerinde de görülmektedir. Ancak, bu anlayışın Odunpazarı (Eskişehir) evlerinde benimsenip uygulanmaması ilginçtir.

Dış süslemelerin diğer önemli bir unsuru cümle kapılardır. Bunların başlıca bezemesini, aynalıklarına oyma veya kabartma tarzında işlenen geometrik ve bitkisel motifler oluşturmaktadır. Süslemeli metal kapı tokmakları genelde dış kapıların dekorasyonunu tamamlamaktadır.

kagni-sok11Dış cephelerde, çıkmaları ve saçaklan taşıyan ahşap konsol ve eliböğründeler ile pencerelerin demir şebekeleri ve ahşap kafesler de birer dekoratif eleman olarak yapıların görünüşüne zenginlik katarlar.

Bazı evlerin dış cephelerinde sıva üstüne kalem işi tekniğinde çeşitli motiflerin işlendiği görülmektedir. Bunun yanı sıra nadir de olsa yazının cephelerde, saçak altında dekoratif amaçlı kullanıldığına işaret eden örnekler tespit edilmiştir. Ayrıca, geç dönemlerde yapılmış duvar resmi niteliğinde süslemelere de nadir olarak rastlanmaktadır.

Sivrihisar evlerinin iç mekanlarında ve özellikle odalarda ahşap malzemenin kullanıldığı süslemeler yaygındır. Oda kapıları, yüklükler, dolaplar, tavanlar, sedir kolçakları süslemenin görüldüğü başlıca elemanlardır. Oyma, geçme ve çakma gibi ahşap teknikleriyle oluşturulan motifler daima geometrik ve bitkisel karakterlidir. Düz tahta zemin üzerine çıtalarla oluşturulan eş kenar dörtgenlerin arasında stilize çarkı felek motifleri, balıksırtı dizilişler, zikzaklar, rokoko üslubundaki “S” “C” kıvrımları, ışın (şua motifi), soyut bitkisel dallar ve çiçekler en çok tekrarlanan motiflerdir.

kapı-alınlığıAyrıca, bazı ahşap süsleme parçalarının zeminine kırmızı renkli bir kadife kumaşın serilmiş olduğu da görülür. Sivrihisar evlerinde yaygın olan bu süsleme tarzı İç Anadolu’nun başka yörelerinde de uygulanmıştır. Süslemeli olan tavanların hemen hepsinin ortasında süslemeli bir göbek bulunur. Bazı göbeklerde de metalden dizi halinde, servi motiflerine benzeyen süsleme kompozisyonları ilgi çekmektedir.

tavan-kesitleri

Zaimoğlu Konağı’nın ahşap işlerinde boyanın çok az ve tek renk (kırmızı) olarak kullanılmasına karşılık. Şamdanlar ve Şefik Sakarya evlerinin ahşap işlemelerinin bazı kısımları çeşitli renklerde boyanmıştır. Bunların dışında, Zaimoğlu Konağı’nda metalin hem pencere şebekelerinde, hem de tavan göbeklerinde; alçının da raflarda süsleme malzemesi olarak kullanıldığı görülür. Konağın sofa ve oda duvarlarına yerleştirilen ve aynı kalıptan çıktığı anlaşılan bu alçı rafların görünen dış yüzeyleri geometrik ve soyut bitkisel motiflerle bezenmiştir. Aynı tarz alçı raflara Şamdanlar, Boyacılar, Dalimanlar ve Ancılar evlerinin iç duvarlarında da rastlanmıştır.

Ahşabın çok kullanılması, iç mekanlara sıcak bir etki de sağlamıştır. Odaların çoğunda, girişin sağına gelen duvarı boydan boya dolap- yüklük ve çiçeklik elemanları kaplamaktadır. Bunların üzerine işlenmiş olan çeşitli geometrik ve bitkisel motifler zengin süsleme kompozisyonları meydana getirmektedir. Kimi konutlarda bu süslemeler odanın çıtalı tavam ile bütünleşmekte ve böylece süsleme anlayışı mekanın tümüne hakim olmaktadır.

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi 2009

Kategoriler
Gazete Yazıları

Bilim Proje Fuarı

Fahri Keskin Anadolu Lisesi İlklere imza atmaya devam ediyor

Sivrihisar Fahri Keskin Anadolu Lisesi, Tübitak ve Milli Eğitim Bakanlığı’nm birlikte yürüttüğü eğitim ve işbirliği protokol kapsamında “Bilim Proje Fuarı” açıldı.

Fuarın açılışı, Kaymakam Yılmaz, Başkan Yüzügüllü ve Albay Ünlen tarafından yapıldı.

Kaymakam Yılmaz yaptığı konuşmada; Sivrihisar’da ilk defa Fahri Keskin Anadolu Lisesi öğrencileri tarafın­dan yapılan böyle bilimsel bir etkinlikten dolayı son de­rece mutluyuz. Bilimsel çalışmalara çocuklarımızı ortaokul ve lise çağlarında alıştırmalıyız. Başarılı olmak için önce inanmak lazım, özgüven lazım, hedefi iyi belir­lemek lazım. Geleceğiniz adına bu potansiyeli sizlerde görüyorum. Bilimsel çalışma yöntemlerinin iyi öğrenil­mesi halinde doğru sonuca varmanın daha çabuk ve ko­lay olacağını belirten Yılmaz, çalışmada emeği geçen­lere teşekkür etti.

65 öğrenci tarafından hazırlanan 45 projenin bulundu­ğu standları gezenlere, Okul Müdürü Mehmet Öz, Proje Koordinatörü Biyoloji Öğretmeni M.Ümit Bayyar ve öğ­renciler tarafından bilgiler verildi.

Hepsi birbirinden değerli çalışmaların olduğu fuarda, uçuran ayna çalışması fuarı gezenlerin ilgisini üzerinde toplamayı başardı. Gün boyunca açık kalan fuar çok sa­yıda öğrenci tarafından ziyaret edildi.

Etkinliğe; Sivrihisar Kaymakamı Erdinç Yılmaz, Bele­diye Başkanı Hamid Yüzügüllü, Hava Meydan ve Garni­zon Komutanı Albay İsmet Ünlen, Sivrihisar İlçe Milli Eğitim Müdürü Tahsin Çekiç, Günyüzü İlçe Milli Eğitim Müdürü Hikmet Kara, daire amirleri, okul müdürleri ve öğrenciler katıldı.

Aydoğan Altın – Oğuz Ekici