Kategoriler
Genel

Sivrihisar’ın Neyi Meşhur

Yemeklerden: Bamya çorbası, Arabaşı, Kelem dolması, Un ve met helvası, Bazlama, Bulgur pilavı, Yaprak sarması

Yetişen bitkiler: Hünnap, Kepen kelemi ve pırasası, Koçaş patlıcanı

Geleneksel yiyeceklerinin başında, arabaşı gelir. Un, tuz ve suyla yapılan ve tepsilere dökülüp soğuduktan sonra dilimlenen hamuru vardır. Yağlı tavuk ya da horoz suyu kaynatılarak içine limon, tuz, kurutulmuş biberle hazırlanan arabaşı suyu vardır. Hamur dilimleri tahta kaşıkla kaynar tavuk suyuna daldırılır ve yutulur. Hamuru suya kaçıran helva alır.

Ayrıca buranın bir de “Bazlama” denilen ekmeği meşhurdur, bazlamanın pidesi de yapılır. Sivrihisar’ın aynı zamanda bamya çorbası, kelem (lahana) dolması ve un helvası meşhurdur. Bunun yanında meşhur bulgur pilavını ve yaprak sarmasını da unutmamak gerekir. Yaprak sarması ve kelem dolması – Kelem dolması ise “dene” ile yapılmaktadır. Deneyi soracak olursanız bunu ancak Sivrihisarlı olanlar bilir. (Dene: Bulgurun çok daha incesi.) Ayrıca pırasa dolması, limonla birlikte servis edilirse mükemmel olur. Ama o da Kepen’in pırasasıyla olunca harikadır.

Kültür: Yöreye has örf ve adetleri, giyecekleri, takıları, konuşma şivesi ve halk bilimi

Yetişen ünlüleri ve geçmiş tarihi eserleri ile meşhurdur. Hakıkları da unutmamak gerekir.

Zaten bu web sitesini, geçmişimizin ve kültürümüzün ne kadar köklü ve zengin olduğunu göstermek için açtık.

Konu başlıklarından

Sivrihisarın Tanıtımı

Sivrihisar Kültürü

Sivrihisar Yemekleri

Sivrihisar Tarihi Eserler

Sivrihisar Ünlüleri

bamya-corba arabasi yemekler-2yemekler-7 yemekler-6 yemekler-5  su-borek  yemekler-3   kelem-dolmayemekler-4kuru-fasulye  kapama guvec yemekler-1 dugu-corbamuska-baklavatatli

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Şamdanlar Evi

samdanlar-ev-kroki samdanlar-ev-plan

Çukur sokakla Kutlu çeşme sokağın kesiştiği köşede yer alan ev iki katlıdır. Yapının giriş katı ça­mur harçlı moloz taş örgüsü, üst katı ahşap çatkı arası kerpiç ve tuğla dolgulu karkas olarak inşa edilmiştir. Üzeri kırma çatılı ve oluklu kiremitlerle örtülüdür. Ancak bunların bir kısmı zamanla düştüğü için yerini marsilya tipi makine kiremitleri almıştır. Saçakları kaplamasızdır.

samdanlar-evi-sofaÇukur sokaktan çift kanatlı ahşap bir kapıyla evin hayatına (avlu) girilmektedir. Hayatın batı tarafında izbe, tandırevi, harçevi; güneyinde helâ ve ocak yer almakta; doğusunu bir oda, kuzey tarafını da alt katın uzunlamasına dikdörtgen plânlı sofası kuşatmaktadır. Bunun güney köşesine bir oda, kuzeyine mutfak ve kiler mekânları, batısına ise hamam yerleştirilmiştir.

Bu mekânlardan yalnızca mutfağın ve odanın sokak istikâmetinde birer penceresi vardır. Kışlık olarak kullanıldığı anlaşılan odaya sonradan yeni ikinci bir pencere açılmıştır. Kiler ise dışa açıklığı bulunmadığı, sofaya bakan tek penceresi de yeterli olmadığı için karanlıktır.

Oldukça sade ve süslemesiz olan bu bölüm­lerden mutfakta, mekânın kuzey duvarına açılmış ocak ve onun iki yanında birer dolap; odada ise yüklük ve sedir elemanları bulunmaktadır.

samdanlar-tavanEvin dış sofalı plân şeması üst katında daha belirgindir. Ancak burada iki ayn bölümün varlığı dikkati çeker. Bunun bir çeşit harem-selamlık uygulaması olduğu söylenebilir. Söz konusu bölümlere alt kattan ayrı ayrı ahşap merdivenlerle çıkılmaktadır. Tandırevi ile izbe arasındaki dar hacimden yükselen ahşap merdivenle batı uçtaki bölüme çıkılır. Tek kanatlı bir kapıyla birbirine bağlantı kurulan iki mekândan ibaret bu kısımda, girişteki oda 180×120 cm boyutlarındaki hamam mekânına açılmaktadır. Beşik tonozlu bir iç örtüye sahip bu hamam küçük tek pencereden aydınlatılmıştır.

Her iki oda mekânının da sade olduğu görülmektedir. Girişteki odada merdivenin üst kısmı küçük bir trabzana dönüştürülmüştür. Diğer odanın dolap ve yüklük elemanları mevcuttur.

samdanlar-evi-oda-kapiustu-suslemeGiriş katındaki sofanın doğu ucundan yükselen ahşap merdivenle evin diğer üst bölümüne çıkılmaktadır. Merdivenin ulaştığı üst kat sofası, hayat yönündeki pencerelerden bol ışık aldığından yeterince aydınlıktır. Ancak, pencerelerden ikisinin sonradan kapatıldığı gözlenmektedir. Sofanın güney kanadı diğer taraftan biraz yüksek tutulmuştur. Merdiven kovasına bakan tarafı ahşap korkuluklarla çevrilen bu kısım ‘trabzan’ olarak düzenlenmiştir. Buraya üç basamaklı bir merdivenle çıkılmaktadır.

Mekânın doğusunda, duvar boyunca uzanan sedir yer alır. Duvarda alçıdan bitkisel motiflerle süslemek, üzerinde Osmanlıca “MaşaAllah 1320” yazılı iki lambalık (raf) görülmektedir.

samdanlar-dolapYukarıda sözünü ettiğimiz sofanın baş ucunda yer alan hamamın hem sofaya, hem de bitişiğindeki odaya doğrudan birer kapı ile bağlantılı olduğu belirtilmişti. Sofanın kuzey tarafında iki, güney yönünde tek oda bulunmaktadır. Pencereleri sofaya bakan kuzeydeki oda mekanları biraz karanlıktır. Sağdaki odanın doğu yönündeki penceresi sonradan açılmıştır. Güneyindeki oda ise, iki cephede sokağa çıkma yapmaktadır. Pencere önlerinde, üç yönde duvar boyunca sedirlerin yerleştirildiği bu odanın evin baş odası olduğu anlaşılıyor. Süslemeli ahşap bir çiçekliği mevcut olan bu odada yüklük yoktur. Buna karşılık, birer sedirin yer aldığı diğer iki oda, kapakları ve üst bölümleri süslemeli yüklüklere sahiptir. Odalarda, ince işçilikli ahşap çıtalı tavanlar ve duvarlara yerleştirilmiş süslemeli ahşap dolaplar dikkat çekmektedir.

Süslemesi
samdanlar-evi-yukluk1Ev ahşap süslemeleriyle üzerinde ayrıca durulması gereken zengin­liktedir. Oda kapıları, yüklükler, dolaplar ve oda tavanlarında yoğunlaşan bu süslemeler; oyma, geçme ve çıtalama yöntemleriyle oluşturulmuştur. Odalara açılan ahşap kapılar ile bunların üzerindeki ahşap süsleme elemanları da oldukça niteliklidir. Kapıların üstünde çıtalarla oluşturulan sathi kemerli nişlerin yüzeyi, düz tahta zemin üzerine ahşaptan oyma rokoko tarzında soyut dallarla bezenmiştir. Burada zemin kırmızıya, dallar ise sarıya boyanmıştır. Hareketli dal kompozisyonu dıştan lacivert boyalı bir bordürle kuşatılmıştır. Bordürün üzerinde belli aralıklarla dizilmiş balık kılçığı şeklinde motifler görülmektedir. Onu dışa doğru genişleyen başka bir kuşatma kemeri dolanmaktadır. Kemer köşelikleri, kırmızı boyalı zemin üzerinde sivri uçlu çıtalarla oluşturulan şualarla (ışın motifi) doldurulmuştur. Bu süsleme kompozisyonu sofadan açılan yan yana iki oda kapısında da benzer şekilde tekrarlanmak sureti ile simetrik bir görünüş elde edilmiştir.

samdanlar-evi-yukluk2Odaların dolap-yüklük kapaklarında, çiçeklik ve tavanlarında da zengin ahşap süslemeler mevcuttur. Özellikle, kuzey taraftaki odalarda, mekânların karanlığını adeta ahşap süsleme ve çok renklilikle giderme çabası sezilmektedir. Yoğun şekilde soyut bitkisel motiflerin işlendiği yüklük kapaklarının ve çiçeklik gözlerinin üst kısımlarında sarı kırmızı ve yeşil renklerde aşı boyası ile boyanmış süsleme kompozisyonları dikkat çekicidir. Buna karşılık çıtalı tavanların süslemesinde, sadece birer göbek kompozisyonuyla yetinilmiştir.

Sokağa hakim bir konumda bulunan ve aydınlık iç mekâna sahip olan baş odanın girişi, diğer odaların girişindeki süsleme anlayışını belli ölçüde tekrarlamakla birlikte; çiçeklik, dolap ve kapı üstü süslemelerinde daha iyi derecede işçilik gözlenmektedir.

samdanlar-evi-tavan-gobekTavanı da diğerlerinden daha özenli ve gösterişlidir. Boyanmamış olan bu tavan, ortasında kırmızı kadife üzerine tespit edilmiş ahşap oyma, soyut bitki motiflerinden meydana gelen bir bezemeyi çevreleyen onikigen göbek kompozisyonunun etrafında gelişmektedir .

Halen bir ailenin barınağı olarak kullanılan ve kısmen işlevini sürdüren bu konut, Sivrihisar evleri arasında mimari elemanları ve süslemesiyle çok değerli bir eser durumundadır. Yakın zamanlarda yeni pencereler açılmak suretiyle bazı değişiklikler geçirmesine rağmen, özgünlüğünü büyük ölçüde koruyabilen ender örneklerden biridir.

Tarihlendirme
samdanlar-evi-ciceklik-dolapEvin inşa tarihi konusunda yukarıda sözünü ettiğimiz “1320” (1902) tarihi yazılı alçı lambalıklardan başka bilgi yoktur. İleride görüleceği üzere, Sivrihisar’ın pek çok eski evinin iç duvarlarında gördüğümüz ve aynı kalıptan çıktığını tespit ettiğimiz bu raflar, yapıların inşa tarihi konusunda kimi kuşkulara yol açmaktadır. Ancak, bunlara bakarak evin en geç 1902’de tamamlanmış olduğu anlaşılmaktadır.

* * *

samdanlar-evi-sokakTarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Bacacılar Evi

bacacilar-ev-planEğimli bir arsa üzerinde bulunan yapı iki katlıdır. İnşasında ağırlıklı olarak moloz taşın kullanıldığı evin kuzey ve doğu dış duvarları tamamen ahşap hatıllı çamur harçlı moloz taş örgüsüyle; güneyde girişin bulunduğu duvar da ikinci kat hizasına kadar aynı şekilde yapılmıştır. Bunun yukarısı ahşap çatkı arası tuğla dolguludur. Evin giriş katında hayata bakan dış duvarlar ile, içte temelden subasmanına kadar olan kısımlar da moloz taş örgüsüyle, üst kısımlar ise yine ahşap arası kerpiç dolgulu karkas şeklinde inşa edilmiştir. Evin üst örtüsü kırma çatılı ve alaturka kiremitle örtülüdür.

bacacilar-ev-hayatKuzey cephesi tamamen dışa sağır tutulan ev, daha çok hayata doğru yönlendirilmiş; sokak tarafında çıkmaya yer verilmemiş ve yalnızca üst odalar için az sayıda pencere açılmıştır. Buna bağlı olarak evin sokak cephesi masif görünüşlüdür. Sadece cümle kapının bulunduğu cephe, üstte tuğla ile dekore edilmiştir. Ayrıca bir çift pencerenin bu bölümü hareketlendirildiği de söylenebilir. Ancak bu cephenin geri kalan bölümü sonradan inşa edilen başka bir ev tarafından kapatılmıştır.

Yalın görünüşlü, çift kanadı bir cümle kapı ile evin hayatına girilmektedir. Hayatın kuzey ve doğu tarafını devşirme taş kaideli ahşap direklerin oluşturduğu galeriler kuşatmaktadır. Kuzeydeki galerinin arkasında yan yana üç mekan sıralanır. Bunlardan ortadakinin kapısı doğrudan hayata açılmaktadır. Diğer iki bölüme geçiş, harçevi olarak kullanılan bu mekândan sağlanmıştır. Doğudaki ocaklı mekân mutfak olarak düzenlenmiştir. Batıdaki oda; ahşap işlemeli dolap, yüklük ve çiçeklik elemanlarına sahiptir. ikâmet amaçlı kullanıldığı anlaşılan bu mekânın tavanı tamamen çökmüştür.

Hayatın doğu kanadındaki galeride küçük bir şaraphana yer almaktadır. Evin sahipleri eskiden helanın da hayatta olduğunu, fakat sonradan yıkılıp kaldırıldığını söylemektedirler.

bacacilar-evi-oda-kapiŞaraphananın solundaki ahşap merdivenden çıkılarak üst katın sofasına ulaşılmaktadır. “L” şeklinde bir plân gösteren sofanın hayata bakan yüzü özgününde tamamen dışa açık iken, bir kısmının sonradan kapatıldığı; geri kalanının da balkona dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. Söz konusu balkona halen sofadan açılan bir kapıyla geçilmektedir. Böylece açık dış sofalı plân bu yapıda faklı bir şekil almıştır. Burada sofanın güney ucunda bir, kuzey tarafında yan yana iki, batı uçta da bir olmak üzere dört mekân yer almaktadır. Güneydeki ve doğu köşedeki mekânlar doğrudan sofanın kapalı kısmına açılmaktadır. Kuzeyde olan diğerine ise balkona dönüştürülen bölümden girilmektedir. Günümüzde mutfak olarak kullanılan bu mekanın kuzey köşesi hamam olarak değerlendirilmiştir. Balkonun batı ucundan bir kapıyla geçilen dördüncü oda kullanılmayacak ölçüde yıkılmıştır. Bu mekânın tavanı ve zemini tamamen çökmüş olduğundan içeri girilememektedir. Üst kattaki odalardan yalnızca güneydekinde yüklük, dolap ve sedir elemanları bulunmaktadır. Aydınlık ve sokak manzarasına hakim olan bu mekânın evin baş odası olduğu anlaşılmaktadır.

Süslemesi
bacacilar-evi-yuklukDıştan sade görünüşlü yapının giriş cephesinde tuğlaların oluş­turduğu dekorasyondan başka kayda değer süs unsuru yoktur, içteki süslemeler ise baş oda ile alt katta tavanı çökmüş durumdaki mekanda toplanmaktadır. Her iki mekânda da süslemeleri oluşturan ana materyal ahşaptır. Bezemede oyma-geçme teknikleri kullanılarak çeşitli motif ve kompozisyonlar meydana getirilmiştir. Süslemede; baş odanın kapısı, yüklüğü ve çiçekliği özenli ahşap işçiliğine sahiptir. Kemerli bir açıklığa sahip kapının sövelerindeki süslemelerden başka, kanadının dış yüzünde ve dolap-yüklük kapaklarındaki stilize çarkıfelek motifleri ile oda girişinde, yüklüğün üst kısmında kemerlerin kuşattığı şua motifleri özellikle dikkati çekmektedir. Bunların yüzeyleri sonradan yağlıboya ile boyanmıştır.

bacacilar-evi-tavanOdanın çıtalı tavanı büyük ölçüde özgünlüğünü korumaktadır. Ortasında düz tahta üzerine çakılan elips biçimindeki göbek kompozisyonu ile bu tavan mekâna zengin bir görünüş kazandırmaktadır. Kırmızı kadife kumaş üzerine oyma tekniğinde oluşturulan rokoko üslûbunda soyut bitkisel dallarla süslü göbeğinin ortasına bir aynanın yerleştirildiği görülmektedir. Aynı tarzda yine kırmızı kadife kumaşlı zemin üzerine ince işçilikli bitkisel dalların bordür şeklinde kuşattığı geniş alanın içini de “S” kıvrımlarının mütemadiyen devam ettirilmesiyle ortaya çıkan baklava dilimleri süslemektedir. Tavanın daha sade görünen kenarları, ince bir kenarsuyu bordürü ile son bulmaktadır.

Evin zemin katında bulunan ve yukarıda sözü edilen tavanı çökmüş durumdaki odanın çiçeklikleri de bezemelidir. Bunların da süslemesini bitkisel karakterli soyut bitki motifleri oluşturmaktadır.

Tarihlendirme
bacacilar-evi-giris-yuklukYapının inşa tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Evin bugünkü varislerinden Hamdi Baş’ın verdiği bilgiye göre. Kurutuluş Savaşı’nın hemen öncesinde (1918) yapının alt katı tamamlanmış, savaş yıllarında bu bölümde ikâmet edilerek evin yapımına ara verilmiş ve altı yıl sonra (1924) da üst katı bina edilmiştir. Yapılan incelemelerde de evin bu şekilde iki aşamada inşa edildiği anlaşılmaktadır. Mevcut bilgiler ışığında tarihleme konusunda başka bir kanıt bulunmadığı göz önüne alınarak, konutun 1918-1924 yılları arasında inşa edildiğini kabul etmek gerekmektedir.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Kaymazlar Evi

kaymazlar-ev-kroki kaymazlar-ev-plan

Kaymazlar Evi vaziyet plânı (Kubbeli Mahallesi Mavikadın Sokak No:23)

Mavi Kadın sokakla Hızır Bey sokağının kesiştiği köşedeki paftada yer almaktadır. İki katlı yapının giriş katı ile üst katının kuzey duvarı yığma çamur harçlı moloz taş duvar; üst katının diğer kısımları ve oda bölme duvarları ise ahşap arası kerpiç dolgulu karkas şeklinde inşa edilmiştir. Yalnız üst katın kuzeybatı duvarı sonradan onarım görmüş ve bu kısım tuğla ile örülmüştür. İlk bakışta üst üste bindirilmiş konsollarla sokağa doğru uzanan gönyeli çıkmasıyla dikkati çeken evin üstü kırma çatılı ve özgününde alaturka kiremitle örtülü iken, bunların kırılıp düşmesi sonucunda, bir kısmı makine kiremiti, sofa bölümünün üzeri de çinko saçla kapatılmıştır. Yapı­nın saçakları kaplamasızdır. Giriş katı halen bir ailenin barınağı olarak işlevini sürdüren evin üst katı kullanılmadığından harap vaziyettedir.

kaymazlar-ev-hayatEv, güney tarafında tandırevi ve hela elemanlarının bulunduğu küçük bir hayata sahiptir. Buraya Mavi Kadın sokaktan açılan ahşap bir kapıyla girilmektedir.

Küçük ölçülerde ele alınan yapı, plânı bakımından Sivrihisar’ın geleneksel dış sofalı diğer evlerinden farklılık göstermektedir. Evin hayattan girilen alt katı bir giriş mekânı ile ona açılan yamuk plânlı bir odadan ibarettir. Üst katı ise dar ve uzunlamasına dikdörtgen plânlı bir sofa ile onun arkasında yer alan iki oda mekânından oluşmaktadır. Dıştan 13 basamaklı ahşap merdivenle evin üst kat sofasına çıkılmaktadır. Söz konusu merdiven evin hayat yönünde ahşap direklerle taşınan sofanın altına yerleştirilmiştir. Merdiven kovası da hemen hemen mekânın ortasına açılmıştır. Günümüzde çerçeveleri sökülmüş haldeki çok sayıda pencereden ışık alan sofa oldukça aydınlıktır.

kaymazlar-ev-oda-kapiSofanın kuzey tarafında iki geniş açıklıkla buraya bağlanan bir odaya geçilmektedir. Zemini tuğla döşemeli olan ve giriş niteliği taşıyan bu bölümden kapısı ahşap işlemeleriyle dekorlanmış diğer odaya girilir. Sokak yönündeki çıkmayla genişletilerek düzgün dikdörtgen plânlı bir mekâna dönüştürülen bu oda dört pencereden ışık almaktadır. Özgününde bunun da zemini tuğla döşemelidir. Ancak tuğlaların büyük kısmı sökülüp alınmıştır. Yine ince ahşap içliği sergileyen tavanının da büyük bölümü tahrip edilmiştir. Odanın giriş yönündeki duvarını ahşap yüklük ve dolap elemanları kaplamaktadır. Bunun karşı istikâmetinde ve pencere önünde, varlığı kalan izlerinden tespit edilebilen sedir ise yerinden sökülerek kaldırılmıştır. Özenli dekoratif unsurları ve konumu, bu mekânın evin baş odası olduğuna işaret etmektedir.

Süslemesi
kaymazlar-ev-tavanDışta, gönyeli bir çıkmayı taşıyan ahşap konsolların cepheyi hare­ketlendiren görüntüsünden ve ahşap pencere parmaklıklarından başka süslemesi bulunmayan evin, iç bezemeleri yalnızca üst kattaki baş odada toplanmaktadır. Odaya girişi sağlayan üzeri kemerli, tek kanatlı ahşap kapısı süslemelidir. Kapının sövelerinde, açıklık kemer üzengilerindeki ahşap dekorasyonlar özellikle dikkat çekicidir. Kapı kemerinin üstünde, etrafı yaprak dizisi ve zikzaklarla çevrelenmiş kitabelik şeklinde dikdörtgen bir kartuş görülmektedir. Ancak bunun ortasında herhangi bir yazı veya tasvir yoktur. Kapı aynalığında balık şeklinde bir çekecek elemanının bulunması da oldukça ilginçtir. Giriş kısmının çıtalı ahşap tavanı gösterişlidir. Bu bölüm, iki yanda dolap gözlerinin süslemeleri ile uyumlu bir bütün oluşturmaktadır.

kaymazlar-ev-yuklukYüklüğü, do­lap kapakları ve çiçekliği iyi derecede ahşap işçiliği sergileyen bu odanın ahşap tavanı ayrıca üzerinde durulmaya değer nite­liktedir. Fakat, yukarıda da belirttiğimiz gibi bu tavan bir köşeliği ile göbeğinden ve kenar suyundan pek az bir bölümü dışında tahrip olmuş durumdadır. Kalan izlerinden, ortadaki yuvarlak göbek kompozisyonu­nun kırmızı aşıboyalı tahta zemin üzerine çakılan oyma tarzında bitkisel dal ve çiçeklerin çevrelediği stilize bir güneş (çarkıfelek) motifinden oluştuğu tespit edilebilmektedir. Tavanın kenar bölümlerini, yine kırmızı aşıboyalı zemin üzerine ince işçilikli küçük parçaların çakılmasıyla elde edilen köşebender ve kenarsuyu bordürler kuşatmaktadır. Hem göbekte, hem de köşebenderde şuaların siyaha boyanmış olması, kırmızı zeminle uyumlu bir tezat meydana getirmektedir. Göbek ile kenarlardaki bordürler arasındaki kısım ise kare alanlar içerisine yerleştirilen stilize çarkıfelek motifleri ile doldurulmuştur. Odanın doğuya bakan bir çift penceresinin ortasına yerleştirilen dolabın ahşap oymaları da mekânın estetiğine zenginlik katmaktadır.

Tarihlendirme
kaymazlar-ev-dolapKitabesi bulunmayan yapının inşa tarihine ait herhangi bir bilgiye de sahip değiliz. Bu bakımdan yapı için kesin bir tarih vermek mümkün değilse de gerek inşa malzemesi, gerekse süslemesindeki özellikleri dikkate alınarak evin 19. yüzyılın ikinci yarısından kalmış olduğu düşünülmektedir.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Yazıcıoğlu Konağı

yazicioglu-konak-planGiriş cephesi sokağa bakan yapı, konak tarzında ve komşu evlerden bağımsız olarak inşa edilmiştir. Sokak cephesinden bakıldığında yarım kat yüksekliğindeki bodrumuyla 2,5 kat görüntüsü veren konak iki katlı olarak inşa edilmiştir. Subasmanına kadar çamur harçlı taş duvar örgüsü, üst kısımları ahşap arası tuğla ve kerpiç dolgulu karkas şeklinde yapılan konağın dış cepheleri —son zamanlarda— beton harcıyla sıvanmış olduğundan özgünlüğünü yitirmiştir. Buna bağlı olarak üst kat duvarlarındaki ahşap çatkının arasını dolduran kerpiç ve tuğlanın ne ölçüde kullanıldığı tespit edilememektedir. Yapının pencereleri çoğunlukla değiştirilmiştir. Kırma çatılı üst örtüsü de özgünümüzde oluklu kiremitle kaplı iken, yapılan onarımlar sonucunda bunların yerini makine kiremitleri almıştır. Saçaklar düz tahta kaplamalıdır.

Konağın batı ve güney tarafında etrafı yüksek duvarlarla çevrili hayatı bulunmaktadır. Çift kanatlı bir borda kapı ile girilen bu kısmın güney ve doğu kesiminde ahır, tandırevi ve hamam elamanları sıralanmaktadır.

Hayattan bir kapıyla girilen evin bodrumunda ise izbe, kuyu, şaraphana ve ambar bölümleri yer alır. Bunlar aynı zamanda, içten ahşap bir merdivenle giriş katına bağlanmaktadır.

yazicioglu-konak-cift-merdivenKonağın üstte her iki katı da ikâmet amaçlı düzenlenmiştir. Sokaktan çift yönlü ve sekizer taş basamaklı merdiven çıkılarak, ahşap çift kanatlı bir kapı ile giriş katına girilmektedir. İç sofalı plana sahip bu katta, ortada kuzey-güney istikametinde uzunlamasına dikdörtgen planlı bir sofanın iki yüzünde köşelere gelecek şekilde mekanlar yerleştirilmiştir. Arada kalan alanlardan doğudaki eyvan biçiminde bırakılmışken, batıdakinden ahşap merdiven yükselmektedir . Odalarda dolap-yüklük, gusülhane ve sedir elemanları bulunmaktadır. Harçevi olarak kullanılan güney köşedeki mekânın bir bölümü sonradan helaya dönüştürülmüştür. Mekânın içinde kuzey duvarın boyunca uzanan ahşap bir ambar mevcuttur.

Çift kollu merdivenle çıkılan üst kat, plânı itibariyle giriş katına benzemektedir. Aynı şekilde ortada geniş bir sofa ile dört yönde köşelere yerleştirilen birer oda düzeni burada da tekrarlanmaktadır. Ancak buradaki odaların alt kattakilere kıyasla (çıkmalarla) daha genişletilmiş oldukları görülmektedir. İki ucunda sedirlerin yer aldığı sofanın çıtalı tavanının ortasında bir göbek bulunmaktadır. Mekânın doğu yüzündeki eyvan; hamam ve mutfak olarak değerlendirilmiştir.

yazicioglu-konak-gomme-dolapSofadan tek kanatlı, ahşap işlemeli kapılarla girilen odalar birbirine yakın bir düzenleme göstermektedir. Bunların içinde ahşabın sağladığı sıcak etki hakimdir. Ortalarında göbek kompozisyonuna sahip çıtalı tekne tavanları yalın görünüştedir. Bir tarafı gusülhane olarak düzenlenmiş çiçeklikli yüklükler, oymalı gömme dolaplar ve sedirler odaların diğer elemanlarıdır. Bunlar düzenleme ve kompozisyon bakımından birbirine benzemektedir.

Konağın hayatındaki tandırevi ve ondan bir kapıyla girilen özel hamam ilgi çekicidir. Küçük ölçüde, tek hacimli mekandan ibaret bu hamamın üzeri tromplu bir kubbeyle örtülmüştür. Kubbesinin ortasında yuvarlak formda beş ışıklık yer almaktadır. Tandırevinin soyunmalık amacıyla kullanıldığı; hamam için gerekli sıcak suyun da yine buradaki tandırlı ocakta ısıtıldığı anlaşılmaktadır.

Süslemesi
yazicioglu-konak-tavanYapı, dıştaki özgünlüğünü yitirdiği için, çıkmaları yüklenen ahşap eliböğründeler ve cümle kapısından başka dekoratif unsur görülmemektedir. Buna karşılık konak; içte zengin ahşap süslemelere sahiptir. Her iki oturma katında sofaların ortada birer göbek kompozisyonu ile çıtalı tavanları geniş mekanlara estetik bir görünüş kazandırmaktadır. Oda kapıları, aynalıklarındaki geometrik ve bitkisel süslemeleriyle gösterişlidir. Odaların ortalarında birer göbeğe sahip çıtalı tavanları sade bir düzenleme sergilemektedirler. Oyma-kabartma tarzında geometrik ve bitkisel bezemelerin hakim olduğu dolap-yüklük kapakları ve çiçeklik gözleri ahşap içliği ile dikkat çekicidir. Ancak ahşap üzerindeki motif ve süsleme kompozisyonlarının birbirine yakın ya da benzer tarzda tekrarlanması, mekânlarda tekdüze bir dekorasyon anlayışını belli etmektedir.

Tarihlendirme
yazicioglu-konak-sofa-tavanKonağın tarihi konusunda yazılı bir kaynağa rastlanmamaktadır. Yapıyı, Sivrihisar’da Yazıcı İbrahim Ağa adıyla meşhur bir zatın oğullarından birinin 19. yüzyılın sonlarında inşa ettirmiş olduğu söylenmektedir. Yapının dış görünüşü, değişikliğe uğradığı ve tarihi niteliğini yitirdiği için inşa tarihi konusunda herhangi bir fikir vermemektedir.

Yazıcıoğlu Konağı, vaziyet plânı (Cumhuriyet Mahallesi Millet Caddesi No: 6)

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Ancılar Evi

anci-evi-planAkçeşme sokakta yer alan ev iki katlı olarak inşa edilmiştir. Üst bölümü çıkmalarla hareketli bir görünüşe sahip yapının dış cepheleri, 1963’de beton harcıyla sıvandığından inşa malzemesi görünmemektedir. Ancak, duvarların durumundan su basmanına kadar moloz taş örgüsü, üst kısımları ahşap arası kerpiç veya tuğla dolgulu karkas şeklinde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Üstü kırma çatılı ve makine kiremitleriyle örtülü evin saçakları düz tahta kaplamalıdır.

anci-giris
Giriş Eyvanının Tavanı

İç sofalı plan tipindeki evin her iki katı da ikâmet amaçlı düzenlenmiştir. Ayrıca küçük bodrumunda iki bölümlü izbesi bulunmaktadır. Tandırevi ve ahır elemanları evin arkasına gelen hayatında yapılmıştır. Bunlardan ahır yıkılmış olduğundan günümüzde mevcut değildir. Evin önünde devşirme mermerden üç basamaklı bir merdivenle çıkılan eyvan şeklinde giriş bölümü bulunmaktadır. Zemini yine devşirme mermerle kaplanmış bu kısmın tavanı, ortasında bir göbekle tahta çıtalıdır. Buradan çift kanatlı ve üzeri ışıklıklı ahşap bir kapı ile evin giriş kat sofasına geçilmektedir. Doğu-batı doğrultusundaki dikdörtgen planlı bu sofanın güney kanadında iki, kuzey tarafında tek oda, hela ve katlar arası bağlantıyı sağlayan ahşap merdiven yer almaktadır.

anci-cesmeMekanın batı ucunda bugün mutfak olarak kullanılan harçevi bulunmaktadır. Böylece iç sofalı plan bu mekanın varlığıyla değişik bir nitelik kazanmaktadır. Zemini tahta döşemeli olan sofanın dışa açılan kapı girişindeki sekialtı bölümünün zemini özgününde tuğla iken sonradan betonla kaplanmıştır, içinde herhangi bir oturma elemanı bulunmayan mekanın kuzey duvarında mermer aynalıklı çeşme tarzındaki lavabo ile çıtalı tavanındaki yalın göbek, ortasında asılı duran eski gaz lambasıyla ilgi çekicidir. Odalar sade bir düzenlemeye sahiptir. Güney taraftaki odaların dolap ve çiçeklikli yüklükleri orta derecede ahşap işçiliği göstermektedir.

Çift kollu ahşap merdivenle çıkılan üst katta iç sofalı plan daha belirgin bir şekil almıştır. Ortadaki sofanın bir tarafında iki, diğer tarafında tek oda ile, ona bitişik hamam ve merdiven yer almaktadır. Merdivenin üst kısmındaki boşluk ayrıca trabzan olarak değerlendirilmiştir.

Sokak yönünde dışarı çıkma yapan ve sade bir iç mekan anlayışına sahip olan sofanın penceresi önüne, duvar boyunca ahşap sedir yerleştirilmiştir. Burada da aynalığı kabartma şeklinde üzüm sarmaşığı motifleri ile bezeli mermer lavabo bulunmaktadır. Sofadan doğrudan tek ka­natlı birer kapıyla girilen odaların iç düzenlemeleri, sonraki müdahalelerle kısmen bozulmuştur. Batı yüzdeki odaların ahşap sedirleri halen durmaktadır. Güneydeki oda, döşemesiyle de özgündür. Ancak, doğu taraftaki odanın sedirinin sökülüp kaldırılmış olduğu anlaşılmaktadır. Sofa ve odalardaki eski dolaplar korunmuş olmakla birlikte; yüklükler kaldırılmış ve yenileri konulmuştur.

Süslemesi
anci-lavabo-dolapCepheleri özgünlüğünü yitirmiş olduğundan yapının dış süslemesi konusunda fazla bir şey söylenememektedir. Bununla birlikte, girişin iki yanında, üst katın çıkmasını yüklenen ahşap eliböğründeler, giriş eyvanının çıtalı tavanının ortasında stilize güneş tasviri ile ahşap işlemeli sekizgen göbek kompozisyonu, ahşap geçmeli çift kanatlı giriş kapısının üzerindeki stilize çarkıfelek motifi ile bunların merkezine yerleştirilen beş köşeli birer yıldız dış süsleme unsurları olarak sayılabilir.

Evin iç mekanlarında da sade ve ağır başlı bir süsleme anlayışı hakimdir. Oda kapılarında ve yüklük kapaklarında kayda değer süsleme görülmemektedir. Yalnız dolaplarda ve çiçeklik gözlerinde oyma – geçme yöntemiyle oluşturulan yalın süslemeler bulunmaktadır.

Bunlardan başka, sofa ve odaların çıtalı tavanlarının ortasında bulunan ve aynı kompozisyonu tekrarlayan göbekler mevcuttur. Her iki katın sofasında bulunan lavaboların mermer aynalıklarındaki bitkisel süslemeler de dikkati çekicidir. Evin alt katında, girişin hemen sağındaki odada iki adet “Maşaallah 1320” yazılı alçı rafın da vaktiyle odanın dekorasyonuna katkıda bulunduğu söylenebilir. Sofa tavanında, göbeğe asılı duran eski gaz lambası ise, estetik güzelliği yanında, yakın zamanlara kadar bu evlerin aydınlanmasında üstlendiği rolün de hatırasını yaşatmaktadır.

Tarihlendirme
Yapının bugünkü sahibi M. Kemal Ancı, dedesinin başkasından satın aldığı evin cephesinde, eskiden üzerinde 1928 yazılı tenekeden bir levhanın bulunduğunu ve bu levhanın 1963’de binanın dışının sıvanması esnasında kendileri tarafından kaldırıldığını söylemektedir. Ancak bunun yapının ilk inşasıyla ilgili olduğunu düşünmek güçtür. Zira, evde mevcut 1320 yazılı alçı raflar, yapının o tarihten önce inşa edilmiş olması gerektiğini göstermektedir. Bu durumda, üzerinde tarih bulunan teneke levhanın ilk inşasıyla ilgili olmadığı ve başka bir amaçla yapının cephesine iliştirildiği anlaşılmaktadır. Alçı raflardaki tarihe uygun olarak, yapının 1902’den önce tamamlanmış olduğunu kabul etmek akla uygun düşmektedir.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Kuzatlar Bağevi

Şehrin 4-5 km batısında Gavur Bağları denilen mevkide yer alan yapı, Sivrihisar’ın ayakta kalabilen geleneksel bağ evi örneklerinden biridir.

İki katlı evin alt katı çamur harçlı moloz taş duvar, üst katı kuzey duvarı dışında ahşap arası kerpiç dolgulu karkas şeklindedir. Yalnız yapının kuzey duvarında moloz taş örgüsünün üst kat boyunca devam ettirildiği görülmektedir. Batı cephesinin üst kat dış duvarlarının bir bölümü yıkılarak yeni malzeme beton kerpiç ve tuğla ile örülmüştür.

Özgününde düz toprak damlı olan yapının üstü de sonradan kırma çatı ve çinko saçla örtülmüştür. Pencereleri karakapak denilen ahşap kapaklarla dıştan kapatılmış olan evin cepheleri yalın görünüştedir.

Geniş bir bahçenin içinde inşa edilen evin hayat olarak kullanılan bölümünde, yapının güney dış duvarına bitişik halde yapılmış bir havuz dikkati çekmektedir.

kuzatlar-ev-plan
Giriş ve Üst Kat Planları

Evin alt ve üst kat plânlan birbirinden farklıdır. Alt kat bir sofa ile ona açılan tek oda ve tandırevinden oluşmaktadır. Doğu yönde bulunan ve harçevi işlevini de yüklenen tandırevi, burada tek kadı olarak yapıya ekli bir nitelik taşımaktadır. Hela birimi de yapının dışında tutulmuştur.

Evin alt katına, sofaya doğrudan açılan ahşap bir kapıyla girilmektedir. 5.20×6.75 m boylarındaki sofa mekanının ortasında, 2.70×2.70 m ölçülerinde bir havuz ile, kuzey ve güney yönlerde duvar önlerine konulmuş ahşap sedirler yer almaktadır.

Etrafı ahşap parmaklıklarla çevrili olan havuz evin güney dış yüzündeki diğer havuzla içten bağlantılıdır. Başka bir ifadeyle, içteki havuz belli bir seviyeye kadar dolduğunda, fazla su dışarıdaki diğer havuza akmaktadır.

Giriş kat sofası, eskiden batı ve güney yönlerde ikişer pencereden aydınlatılmışken, güneydeki çift görünüşlü iki pencere sonradan bozularak; büyük, tek bir pencereye dönüştürülmüştür. Kuzey tarafta yer alan odanın da aslında bu yönde bulunan üç mazgal pencereden ışık aldığı; ancak, sol baştaki pencerenin yakın zamanlarda kapatıldığı anlaşılmaktadır.

kuzatlar-havuz
Giriş Sofasındaki Havuz

Evin üst katına sofadan ahşap, tek kollu bir merdivenle çıkılmaktadır. Giriş katından farklı olarak üst kat, ortada bir sofa ve bunun iki yanında yer alan birer odayla iç sofalıdır. Sofa ve odalar dikdörtgen planlıdır. Bunların hasır döşemeli tavanları kaplaması olarak özgünlüğünü korumaktadır. Sofada herhangi bir oturma elemanı yoktur. Buna karşılık, güneydeki odanın pencere önlerine üç yönde duvar boyunca ahşap sedirler konulmuştur. Misafir odası ya da baş oda diyebileceğimiz bu mekanın sofa duvarında servis amaçlı olarak düşünülmüş, ortada camekanlı bir servis dolabı dikkati çekmektedir. Kuzeydeki odanın batı duvarı önüne tek sedir yerleştirilmiştir.

İç mekanların duvarlarında gömme ahşap dolaplardan başka, kuzeydeki odanın doğu duvarında, bir tarafında gusülhanesi olan yüklük de bulunmaktadır.

kuzatlar-dolap
Çiçeklik ve Servis Dolapları

Süslemesi
Dışta kayda değer bir süslemesi bulunmayan evin içteki süslemelerini oyma ve geçme teknikleriyle şekillendirilen ahşap elemanlar oluşturmaktadır. Havuzun etrafını dolanan parmaklıklar ve üst kattaki dolaplar geleneksel Sivrihisar evlerinin ahşap süslemelerinde görülen bezeme anlayışını tekrarlamaktadır. Süslemede görülen geometrik ve stilize bitki motifleri yalın kompozisyonlar şeklindedir.

Tarihlendirme
Evin inşa tarihine ilişkin olarak herhangi bir kayıt veya bilgiye rastlanmamıştır. Bununla birlikte, gerek yapının mimari üslubu, gerekse malzemesinin niteliği bunun 19. yüzyılın sonlarında inşa edilmiş olabileceğini düşündürmektedir.

kuzatlar-bahce-havuz

Notlar
2009 yılındaki incelememizde yapının dış cephelerinin son yıllarda gerçekleştirilen niteliksiz bir onarım ve tadilat sonucunda tümüyle özgünlüğünü yitirmiş olduğunu gördük. Buradaki bilgiler evin eski durumunu tanımlamaktadır.

2009 yılı incelememizde, yapının dış cephelerinin serpme beton harcıyla sıvandığını ve cephelerin böylece özgünlüğünü yitirmiş olduğunu gördük.

Bu bilgiyi Ali Zaimoğlu’nun torunu Mustafa Sakarya (1939 doğumlu, ilkokul mezunu) büyüklerinden rivayetle aktarmaktadır.

Sivrihisar’da birçok evin ahşap işlerini yaptığı söylenen Hafız Ahmed Elmas hakkında yakınlarının verdiği bilgiden başka kaynak bulunmamaktadır. Sanatçının çalıştığı söylenen eserlerde adına rastlanmamaktadır. Yalnızca kendi evinin (Yenice Mah. Uzun Sk. 19 numaralı ev) alt katındaki bir odanın kapısı üzerine Arap harfleriyle “Ahmed Usta” şeklinde adını yazdığı görülmektedir. Sanatçının torunu emekli öğretmen Safiye Porsuk (D. 1945)’un büyüklerinden aktardığı bilgiye göre. Hafız Ahmed Elmas 1847’de Sivrihisar’da doğmuş ve 1945’te 98 yaşında iken ölmüştür. Sanatçı geleneksel usullerle marangozluğu öğrenmiş ve Sivrihisar’da birçok evin ahşap işlerini yapmıştır. Diğer taraftan, hafız olduğu için uzun yıllar öğrencilere hafızlık eğitimi de vermiştir. Hatta, kendisinin daha çok gündüzleri öğrencilerine dersle, geceleri de lamba ışığında ahşap işleriyle meşgul olduğu söylenmektedir.

Bu çalışmanın tamamlanmasından bir süre sonra yapı bir yangın geçirmiş ve daha sonra restorasyonu yapılmıştır.

Bu türden ızgaralı deliklere Sivrihisar evlerinde yaygın olarak karşılaşılmaktadır. Dış kapının mandalına bağlanan bir ip bu deliğe uzatılmakta; kapı çalındığında yukarıdan birisi bu ipe asılarak dış kapıyı açabilmektedir. Böylece aşağıya inilmeksizin yukarıdan kapıyı açabilecek, yani bir anlamda kapı otomatiği görevini yapabilecek bir düzen oluşturulmuştur.

Mustafa Sakarya (D. 1939, ilkokul mezunu), evin yapıldığında R. 1323 doğumlu olan babasının 5-6 yaşlarında olduğunu; bu bilgiyi evi yaptıran dedesi Şefik Sakarya (Ö.1956)’dan bizzat öğrendiğini ve doğruluğundan da emin olduğunu belirtmektedir.

Bilgi Hafız Ahmed Elmas’ın torunu emekli öğretmen Safiye Porsuk (D. 1945) tarafından verilmiştir.

Boyacı Mustafa Efendi’nin kızı ve evin bugünkü sahibi olan Naciye Altın (D. 1926, ilkokul 5. sınıftan ayrılmış ve iyi derecede okuma-yazma bilmekte) bu bilgiyi vermektedir.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Sivrihisar’da Sosyo – Kültürel Hayat

sivrihisar-gun-dogumu

Sivrihisar’da belirgin şekilde sınıf farklılıkları bulunmasa da evlerin fiziki büyüklüğünden ailenin nüfus ve ekonomik durumunun etkili olduğu anlaşılmaktadır. Konak tarzındaki büyük konutların, şehrin önde gelen varlıklı ailelerine ait olması bunu açıkça ortaya koyar.

Sivrihisar, milli değerlerimiz açısından, köklü kültür mirasının bilincinde bir orta Anadolu kenti olma özelliğini büyük ölçüde günümüze dek korumuştur. Misafirperverlik, iyi komşuluk ilişkileri, yardımlaşma ve dayanışma gibi, değişen bir dünyada her gün biraz daha erozyona uğrayan ve yok olan pek çok güzellik burada hala yaşatılmaktadır.

Her sabah erkenden, evin kadınının kimse sokağa çıkmadan evinin önünü (sokağı) süpürmesi, Sivrihisar’da çok eski bir gelenektir. Geçmişi yüzyıllara uzanan bu gelenek, belli bir halk kültürünü ve temizlik anlayışını yansıtmakta; eski mahallelerin ve sokakların bugün de her türlü kirlenmeden uzak, şaşılacak ölçüde temiz kalmasına yardımcı olmaktadır.

Sivrihisar’ın eski evleri, üç kuşağın bir arada yaşadığı ataerkil aile yapısına göre tasarlanmıştır. Bu bakımdan konutlar genellikle büyüktür.

sivrihisar-carsi

Yakın zamanlara kadar şehir halkının sosyal yaşamında geçim kaynağı olarak tarım ve hayvancılığın önemli yeri vardı. Şehirdeki yaşlıların anlatımına göre, hemen her ailenin civar köylerde veya yakın çevrede, kendine ait ekip-biçtiği tarlası, bağı veya bahçesi bulunuyordu. Halkın büyük kesimi yaz aylarında “yayla” adını verdikleri bu köylere ve bağlara giderek tarımla uğraşıyordu. Bağların içinde, ailenin yazını geçirebileceği ve işlerini yapabileceği bir bağ evi mevcuttu. Şehir evlerine göre daha küçük ölçekte inşa edilen bu yapılar yakın zamanlara kadar varlığını sürdürmüştür.

Kuzatlar Bağ Evi gibi pek az sayıda bağ evi örneğine bugün de rastlanmaktadır. Böyle bir hayat tarzına bağlı olarak, tarımda kullanılan iş hayvanları ile eve ait diğer bazı hayvanların, yaz mevsimi dışında şehre nakledilerek kışı burada geçirmeleri sağlanıyordu. Dolayısıyla, tüm bunların barınağı için evlerin avlularında ya da alt bölümlerinde ahırlar ve samanlıklar tesis edilmişti. ‘Borda kapı’ denilen büyük avlu kapıları da onların ve çektikleri kağnı, araba gibi araçların kolayca içeriye girmesine imkan veriyordu. Çok eskilerde bu işler için mandaların, daha sonralan ise öküz ve atların kullanılmaya başlandığını yaşlı insanlar ifade etmektedirler. Traktörün kullanılmasından sonra, günümüzde artık bu türden hayvanlara şehirde rastlanmasa da, eski evlerin bir bölümünü işgal eden ve onların hatırasını yaşatan ahır ve samanlıklarla hâlâ karşılaşılmaktadır.

Sivrihisar’ın Ortaçağ’dan günümüze kadar önemli bir kültür merkezi olduğu; geçmişinde eğitim ve kültür açısından ileri bir seviyede bulunduğu anlaşılmaktadır. 19. yüzyılın sonlarında, Osmanlı eğitim sisteminin artık iyice zayıflamaya yüz tuttuğu dönemde de Sivrihisar’da canlı bir eğitim ve kültür etkinliğinden söz edilebilir. Zira, o devirde kaza dahilinde hizmet veren 18 medrese, 1 rüştiye ve 108 sübyan mektebinin (ilkokul) mevcut olduğu; ayrıca şehir merkezinde Ulu Cami’ye bitişik olarak 1500 ciltlik kitaba sahip bir kütüphanenin bulunduğu bilinmektedir.

Böyle bir ortamın mesesi olarak yetiştirdiği kişilerle de Sivrihisar’ın Türk kültür hayatında önemli yeri vardır. Türk mizahının en büyük ustası Sivrihisar’ın Hortu köyünde (bugün Nasreddin Hoca beldesi) dünyaya gelmiştir. Yine, Osmanlı Devletinin kuruluş devrindeki önemli isimlerden Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa’nın Sivrihisar’in Çandır köyünden olduğu ileri sürülmektedir. İstanbul’un ilk kadısı Hızır Çelebi 1407’de Sivrihisar’da doğmuş ve medrese eğitimine burada başlamıştır. Bunlardan başka Seyyid Mahmud Hayranî ile Yunus Emre’nin de —tartışmalı olmakla birlikle— bu çevrede doğduğunu düşünenler vardır. 1986’da yitirdiğimiz Türk Edebiyatının önde gelen isimlerinden Mehmet Kaplan da Sivrihisarlı dır. Bir araştırmacı, onun şahsiyetini oluşturan ana cevherin Sivrihisar olduğunu belirterek, 1972’de kendisiyle yapılan bir röportajda Kaplan’ın; “dedem ve babam dini kitaplarla halk hikayelerini okurlardı. İlkokulda iken sarı kağıdı taş basma, acemi yazılı halk hikayelerini ben de okudum. Kasabamızdaki evde sözlü olarak yaşayan zengin bir halk kültürü vardı. Nasreddin Hoca ve Yunus Emre Sivrihisarlı oldukları için, kadınlar bile onların fıkra ve şiirlerin bilirlerdi… Çevreden gelen bu halk kültürünün bende edebiyata karşı büyük ilgi uyandırdığına kaniyim ” dediğini nakletmektedir.

Öğrencilerinden Z. Kerman’ın, hocası Mehmet Kaplan’ın ölümünden bir süre sonra, evrakı arasında bularak “Hatıralar Çocukluk Yılları” başlığıyla onun adına yayınladığı bir yazı oldukça ilgi çekicidir.

Sivrihisar’daki evlerinin, eşyalarının, komşuluk ilişkilerinin ve o günlerin olaylarının, hayatı boyunca onun üzerinde ne kadar etkili olduğu anlaşılmaktadır. Bu, aynı zamanda, her yönüyle insana dönük bir mimari kimliğe sahip Türk Evinin ve dolayısıyla Sivrihisar geleneksel evlerinin, bir çocuğun kimliğini kazanmasında nasıl etkin olduğunu göstermektedir.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Fiziki Yapıyı Oluşturan Etkenler

Geleneksel Türk kenti ve evlerinin oluşumunda etkin rol oynayan tarih, coğrafi koşullar (iklim, bitki örtüsü, topoğrafya, jeolojik yapı vb.), eski kent dokusu, şehirleşme, nüfus hareketleri, ekonomik durum, inanç, kültür ve gelenekler ile yerleşim yerinde kurulmuş olan sosyal bina üniteleri (anıt yapılar) Sivrihisar evlerinde de doğrudan veya dolaylı biçimde etkisini göstermiştir.

Hem kent hem de ev ölçeğinde fiziki yapıyı oluşturan bu etkenleri sırasıyla şu şekilde ele alabiliriz:

TARİHİ SÜREÇ

Sivrihisar’ın tarihi Hititlere kadar uzanmaktadır. O dönemde burasının ‘Spalia’ veya ‘Spania’ adında küçük bir yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. İlk Çağ’da kurulmuş olan ve Sivrihisar ilçe merkezine 15 km uzaklıkta bulunan Pessinus antik kenti (Ballıhisar), M.O. 8.) yüzyılda Kybele’nin kült merkezi olarak önem kazanmıştı. Bu antik kent, eski Kral Yolu üzerinde bulunduğu için ticari anlamda da öneme sahipti. Fakat, M.Ö. 204’de kültün Roma’ya taşınmasıyla bunun eski parlak dönemi sona erdi. Bizans devrinde imparator Iustinianos (527-565) askeri amaçla bu çevrede bir kent kurmak istediğinde, Pessinus’u yeniden imâr etmek yerine, yeni kent için bugünkü Sivrihisar’ın bulunduğu yeri tercih etmiş; Pessinus’un kalıntılarından da büyük ölçüde yararlanarak kendi adını verdiği (Justinianopolis) bir şehir kurmuştu. W. Ramsay, Justinianos’un kurduğu bu kentin zamanla gelişerek bölgenin önemli şehri olan Pessinus’u gölgede bıraktığını yazmaktadır.

Türklerin Anadolu’ya gelmesinden kısa bir süre sonra, Sivrihisar ve çevresine Oğuz boylarından bazı Türkmen aşiretleri gelip yerleşmişlerdir. Ancak Sivrihisar’ın tam olarak Selçuklu hakimiyetine geçiş tarihi bilinmemektedir. Muhtemelen 11. yüzyıldan sonra da kent Anadolu Selçuklu Devleti ile Bizans arasında birkaç kez el değiştirmiş olmalıdır. Bu yüzden yörede 11. yüzyıldan, hatta 12. yüzyılın ilk yarısından günümüze ulaşabilen önemli Türk eseri tespit edilememektedir. Buna karşın bölgede 13. yüzyılda yoğun imar faaliyetleri dikkati çeker. Başta Ulu Cami (1274) olmak üzere hem şehir merkezinde hem de köylerdeki mimari ambardan yörenin bu dönemde hatırı sayılır bir önem taşıdığı anlaşılmaktadır.

14. yüzyılın başlarında, burasının kısa bir süre Moğol güdümündeki yerel beyler tarafından yönetildiği, kentin merkezinde bulunan Alemşah Kümbeti’nin 1327 tarihli kitabesinden öğrenilmektedir.

COĞRAFİ DURUM

Sivrihisar yöresinde İç Anadolu’nun tipik karasal iklimi görülmektedir. Burada kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar sıcak ve kurak geçmektedir. Sıcaklık farkları gece ve gündüz arasında da oldukça belirgindir. Kışın soğuk geçmesi evlerin biçimlenmesinde çeşitli yönlerden etkili olmuştur. Söz gelimi, evlerin kuzeye bakan cepheleri mümkün olduğu kadar dışa sağır tutulmaya çalışılırken, pencere açıklıklarının ve açık sofaların güneye bakmasına özen gösterilmiştir. Bundan başka, konutlarda iklime bağlı olarak çeşitli çözüm arayışları da geliştirilmiş; evlerin içinde yazlık ve kışlık mekanlar oluşturulmuştur.

Bugün önemli bir kısmı bozkır görüntüsündeki Sivrihisar çevresinde, yakın zamanlara kadar zengin çam ormanlarının bulunduğu bilinmektedir. Yapılan incelemelerde de evlerin inşası için malzeme temininde yörenin bitki örtüsünden geniş ölçüde faydalanıldığı ve yapı için gerekli ahşabın bu ormanlardan sağlandığı anlaşılmaktadır.

Evlerin inşasında yörenin jeolojik yapısından da oldukça yararlanıldığı görülür. Bu bağlamda şehrin topografik konumu ile arsaların doğal yapısı konutların biçimlenmesinde etken olmuştur. İnşa malzemesi için gerekli taş çevredeki kayalıklardan kırılarak veya toplanarak sağlanmıştır. Aynı şekilde tuğla ve kerpiç de şehre yakın Aşağı Kepen köyünden getirilen topraklardan üretilmiştir.

Eskiden Sivrihisar halkının başlıca geçim kaynağı tarım, hayvancılık ve ticarete dayalıydı. Geçmişte şehirde yaşayan insanların az bir kısmı ticaret ve sanatla uğraşırken, büyük bölümünün tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı bilinmektedir. Bu durum, evlerde tarım ve hayvancılığa ilişkin olarak çeşitli birimlerin yapımını gerekli kılmıştır.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Plan Tipleri

Tarihi Sivrihisar Evleri Plan Tipleri

Sivrihisar evlerinin plân kuruluşları genellikle Anadolu Türk konut mimarisinin karakteristiklerini yansıtmaktadır. Bu bağlamda evlerin plânlarını oluşturan elemanların işlevi ve kullanım tarzları da iç sofalı ve dış sofalı geleneksel Türk evlerinin özelliklerini taşımaktadır. Evler çoğunlukla iki katlı olarak inşa edilmesine karşılık, tek katlı örneklere de rastlanmaktadır. Ancak daha yaygın olanı, arazinin eğiminden faydalanılarak, altta yarım kat yüksekliğinde bir bodrumla iki katlı evlerde iki buçuk, tek katlı evlerde ise bir buçuk katlı dış görünüşe sahip konutlardır. İki katlı evlerin esas ikâmet edilen kısmı üst katlarıdır. Alt katlar; ahır, kiler (harçevi), kışlık oda ve mutfak gibi hizmet birimlerine ayrılmıştır. Zaimoğlu Konağı, Yazıcıoğlu Konağı ve Şefik Sakarya Evi gibi bodrumu bulunan büyük evlerde bu türden birimler bodruma kaydırılarak, giriş katındaki mekânlar tamamen kışlık odalar şeklinde düzenlenmiştir.  Plan örnekleri ⇓

giris-plan-rolovesii

Evlerin ana ortak mekanını sofa oluşturmaktadır. Buna bağlı olarak evlerin planları sofanın konumuna göre şekil almıştır. Yapıların tamamı iç sofalı veya dış sofalı olarak planlanmıştır. İncelenen evlerde, orta sofalı ve sofasız örneğe rastlanmamıştır. Ancak, hem iç sofalı hem de dış sofalı evlerin plan özelliğini gösteren “karma sofalı” diye adlandırılabilecek bazı örneklere de rastlanmaktadır. Bu konuda daha önce (1986) ayrıntılı bir gruplandırma yapan F. Özşuca Sivrihisar evlerinin plan tipolojisini;

1- Dış Sofalı Evler

  • I tipi dış sofalı evler,
  • L tipi dış sofalı evler,
  • Köşe sofalı evler,
  • Üç tarafı kapalı dış sofalı evler

2- İç Sofalı Evler

  • Karnıyarık tipi evler
  • Bir tarafı kapalı karnıyarık tipi evler
  • Haç tipi evler
  • T tipi evler

3. Karma Sofalı Evler
Şeklinde belirlemekte; iç ve dış sofalı evlerin mahallelere yaklaşık eşit oranda dağıldıklarını, karma tiplerin ise çok az görüldüğünü ifade etmektedir. Araştırmacı bunların şehirdeki oranını ise % 52 dış sofalı, % 38 iç sofalı ve % 10 karma sofalı olarak vermektedir. Bu oranların zamana göre değişiklik geçirdiği kuşkusuzdur. Eskiden daha çok rağbet gören dış sofalı evlerin giderek azaldığını, hatta soğuktan korunmak için bunların açık yüzlerinin son zamanlarda kapatıldığını ve daha muhafazalı olan iç sofalı evlerin yaygınlık kazandığını söylemek mümkündür.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009