Kategoriler
Sivrihisar Haberleri

Sivrihisar’daki Sempozyumda

Sivrihisar’daki Sempozyumda..
Doç.Dr. Muharrem Dayanç

SİVRİHİSAR’DAKİ SEMPOZYUMDA GEYVE’DE BİR SEMPOZYUM BİR FAKÜLTE HAYAL ETMEK

sivrihisar-sempozyum-03Edebiyat teorisyenleri çok genel anlamda da olsa edebi metinleri “okutan metin” (readerly text) ve “yazdıran metin” (writerly text) olarak ikiye ayırırlar. Bazı metinler okunduktan sonra okuru adeta metnin öznesi hâline getirir; onu düşünmeye, hatta yazmaya teşvik eder. Bu durum metnin okuyucu üzerindeki etkisinin metin okunduktan sonra da devam ettiğini gösterir.

Sözün özü, nitelikli bir eseri okuduktan sonra o eseri okumadan önceki biz değilizdir artık. Metnin büyüsü bizi sarsmış, bakış açımızı evrime uğratmış, bilgi dağarcığımızı güncellemiştir. Değişerek gelişmişizdir anlayacağınız.

Böyle bir giriş yapmamıza, 24-25 Ekim (2015) tarihleri arasında Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde düzenlenen Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla I. Sivrihisar Sempozyumu neden oldu. Bu sempozyum ve sempozyumda tanık olduklarımız -edebiyat teorisyenlerinin ifadesiyle okuduklarımız- bizi sadece düşündürmedi, sempozyum üzerinde yazı yazmaya da kışkırttı. Bunun elbette birkaç nedeni vardı. Bunlardan birincisi sempozyumun Anadolu’nun küçük sayılabilecek bir ilçesinde, daha çok o ilçenin belediyesinin katkısıyla düzenlenmesiydi. İkincisi, sempozyum plân ve programının katılımcılarda profesyonellerce yapılıyormuş duygusunu uyandırmasıydı. Üçüncü ve belki de en önemlisi, sempozyum görevlilerinin -özellikle Sivrihisar belediye başkan ve yetkililerinin- “görevini yapan” değil “misafirlerini memnun etmeye çalışan” yaklaşımlarıydı. Ayrıca, Sivrihisar Kaymakamlığı ile Sakarya, Anadolu ve Eskişehir Osmangazi Üniversitelerini bu organizasyona katkı verenler listesine yazmamak bu kurumlara haksızlık olur.

(Yine sempozyumu iki gün boyunca büyük bir dikkatle takip eden ve katkı vermeye çalışan Sivrihisar’ın Orhan Keskin büyüğümüzle birlikte Dede Korkutlarından olan Yaşar Yurtdaş ve Mustafa Altan Beyleri buraya not düşelim.)

sivrihisar-sempozyum-01Sempozyum, yıllar önce metruk bir bina olarak gördüğümüzde şaşırmamıza ve üzülmemize neden olan Ermeni Kilisesi’nde yapılacaktı. Ne yalan söyleyelim, önceki gidip gelmelerimizden aklımızda kalan ve Sivrihisar’la ilgili olarak yıllarca zihnimizi meşgul eden ana konular bu kentteki Ulu Cami ile Ermeni Kilisesi’nin durumuydu. Kilise kendi kaderine terk edilmişken Ulu Cami kocaman binaların arasında can çekişir bir haldeydi. Sempozyum için yola çıktığımızda bu iki tarihi ve dini yapıyı görmeyi sabırsızlıkla bekliyorduk ki Anadolu Üniversitesi misafirhanesinden aldığımız iki Azeri katılımcı dikkatlerimizi başka noktaya çektiler.

Karabağ sorunu nedeniyle kiliseye asla gelmeyeceklerini ve bildirilerini başka bir mekânda sunmak istediklerini yüksek sesle dile getirdiler. Buruk bir hava oluştu minibüste. Dolayısıyla, sempozyum izlenimlerinin fitili daha Sivrihisar’a varmadan ateşlenmiş oldu. Sivrihisar’a vardığımızda son durumlarını gördüğümüz Ermeni Kilisesi ile Ulu Cami’nin bakımlı halleri bizi bu güzel ilçemiz ve kültürümüz açısından mutlu etti. Kilise orijinal haline sadık kalınarak restore edilmiş, Ulu Cami ise adına yakışır bir şekilde elden geçirilip çevre düzenlenmeleriyle birlikte nefes alır hale gelmişti.

Biz edebiyatçılar için Sivrihisar, Yunus Emre ve Nasrettin Hoca ile birlikte biraz da Mehmet Kaplan demek. Kaplan’ın fikir ve ruh dünyasının arkasında çocukluk yıllarında (1915-1928 arası) Sivrihisar’da yaşadıkları önemli bir yer tutar. Aradan yıllar da geçse yaşadığı her etkileyici hadise onu bu kasabaya, dolayısıyla çocukluğuna geri götürür.

1950’li yılların sonunda Erzurum’da görev yaparken bir kış günü Kaplan Hoca’nın güneş gözlüğü bozulur. Taş mağazalardan birinde gözlüğünü tamir ettiren Hoca tamirciye “Borcum ne kadar?” diye sorar. Asil çehreli usta “Bunun için de para mı alınır bey?” der. Bu söz Kaplan’ın iç dünyasını harekete geçirir ve onu yıllar öncesine, çocukluk yıllarına kanatlandırır. Otuz yıldan beri duymadığı bir hisle ürperir Hoca. Bu ses, çocukluğunda çok iyi tanıdığı ulvi ruhlu Anadolu insanının sesidir. Kaplan bu Erzurum hatırasını, “kalabalık”tan “millet”e geçişte var olması gereken temel olguyu vurgulamak için anlatır. Sözün özü, ona ait olduğu milleti hissettiren, ömür boyu benliğini hiç terk etmeyen arketipsel mekândır Sivrihisar.

sivrihisar-sempozyum-04Erzurum’da yaşanan bu hatıra zihnimde canlılığını korurken kulaklarım ilginç bir olaya tanıklık etti. Kendisi de Erzurumlu olan bir dostum (M. Yaşar Ertaş) iç dünyamı okur gibi anlatmaya başladı: Sempozyuma geldiğimizi fark eden Sivrihisarlılar alışveriş yaptığımız yerlerde, “Siz bizim misafirimizsiniz!” diyerek bizden para almak istemediler.

“Siz bizim misafirimizsiniz!” cümlesi uzun süre zihnimde döndü durdu. Hayal dünyamda Erzurum yolculuğu başladı. Evet, karar vermek için biraz daha beklemeliydim, bunu hissediyordum. Fakat bir başka katılımcıdan da benzer bir anekdot dinlediğimde Hoca’nın Erzurum’da yaşadığı olayı hayal dünyamdan bugüne taşıdım.

Bu kasabada yaşananlarla Erzurum’daki usta arasında bağ kurmamak, bütün bunları yazıya dökmemek, kalıcı hale getirmemek iç dünyama ve bu güzel insanlara haksızlık olurdu. Kaplan’ın öğrencisiydi (Sema Uğurcan) ikinci hadiseyi anlatan: Sempozyum için İstanbul’dan Eskişehir’e, Eskişehir’den Sivrihisar’a geliyor Hocamız. Otobüsten indikten sonra ne yapacağını bilemez bir halde beklerken onun yabancı olduğunu fark ediyor Sivrihisar’a geldiği otobüsün sürücüsü. Elbette konuya duyarsız kalmıyor. Hocayla ilgileniyor ve onu kendi özel arabasıyla şehrin hayli dışında bulunan otele bırakıyor.

“İşte” diyorum içimden “şimdi oldu”. Erzurum’la Sivrihisar’ı kardeş memleketler olarak ilan ediyor ve ekliyorum: Kalabalıklar “yabancı”yı yolunacak kaz olarak görür, sömürür, aldatırlar. Ama millet olmayı başarmış insanlar, medeni topluluklar, “yabancı”yı kendisine yardım edilmesi şart olan Tanrı misafiri olarak algılarlar. Bu nedenle ona sahip çıkar, yardım ederler.

Sivrihisar’da bir konakla karşılaşmak… Elbette Zaimağa Konağı’ndan bahsediyorum.

sivrihisar-zaimoglu-konak-levha
Büyültmek için tıklayın.

Bu tarihi konakla ilgili olarak kaynaklar şuna yakın bilgiler veriyor: Yıl, 1922’nin mart ayıdır. Mustafa Kemal ve İsmet Paşa’nın da içinde bulunduğu topluluk bu konakta savaşa dair önemli kararlar alırlar. Bu arada Mustafa Kemal, İtilaf Devletleri tarafından yapılan ateşkes teklifini görüşmek ve verilecek cevabı karara bağlamak için Bakanlar Kurulu’nu Sivrihisar’a davet eder. 24 Mart 1922’de Bakanlar Kurulu bu tarihi konakta toplanır. Bu toplantı Ankara dışında yapılan ilk Bakanlar Kurulu toplantısı olarak tarihe geçer.

Konak bugün çok amaçlı olarak kullanılıyor. Biz iki gün boyunca öğle ve akşam yemeklerimizi bu konakta yedik. Hemen belirtelim ki hem konağa hem yemeklere hem de yemeklerin sunumuna şapka çıkardık. Bu arada yemeklerin belli bir ücret karşılığında Sivrihisarlı kadınlara yaptırıldığını duyunca çok şaşırdık, çünkü yemekler hem özenli hem de çok lezzetliydi. Yemeklerde emeği geçen Sivrihisarlı kadınlara teşekkürü borç biliyor, her alanda olduğu gibi bilimsel bir şölende de halkı bir yönüyle yapılanlara dâhil etmeyi unutmayan Sivrihisar belediyesini bu ince davranışından dolayı kutluyoruz.

Ya sempozyumun bilimsel yönü diye bir ses duyar gibiyim. Kısaca izah edeyim:

Sempozyumun bilimsel yönü hiç de mütevazı değildi. Bu durumu, katılımcıların sunduğu bildirilerin bilimsel niteliklerine bağlamıyorum sadece, mesela, unvan çeşitliliklerinin doğurduğu armoni ve sinerji de etkileyiciydi. Bu bağlamda özellikle vurgulanması gereken genç akademisyenlerin bildirilerinin yetkinliğiydi. Hocalarından hiç de aşağı kalmadılar. Kendilerini burada bir kere daha tebrik ediyorum.

Sempozyumun birinci ve ikinci gününde dörder oturum düzenlendi. Açılışa Eskişehir Valisi (Güngör Azim Tuna), Sivrihisar Kaymakamı (Erdinç Yılmaz) ve Belediye Başkanı (Hamid Yüzügüllü), bölgenin askeri erkânı ile halktan hatırı sayılır bir kalabalık katıldı. Vali Bey birinci oturumun sonunda toplantıdan ayrıldı.

Sempozyum alanını hiç terk etmeyenler de vardı. Bunlardan biri Anadolu Üniversitesi öğretim üyesi Mustafa Kemal Biçerli’ydi. Bir Sivrihisar sevdalısı olan Biçerli, akrabası ve büyüğü Orhan Keskin Beyefendi’nin boşluğunu hissettirmemek için iki kişilik güler yüzüyle konuşmacılara heyecan aşıladı.

Ve Hamid Yüzügüllü. Sivrihisar’ı yeniden eski güzel günlerine döndürmek isteyen bir heyecana tanık olduk bu insanda. Hemen müjdeleyelim, Hamid Yüzügüllü ile Sivrihisar küllerinden yeniden doğuyor ve Eskişehir’e yolu düşenlerin mutlaka uğrayacakları bir beldeye dönüşüyor.

Erdinç Yılmaz da mütevazı ve cana yakın bir yönetici tavrıyla hiç terk etmedi bilim meydanını.

Bu insanlar, kendilerine ayrı bir paragraf açmamızı sonuna kadar hak ettiler. Helal olsun.

Ya katılım?

Sempozyumu düzenleyen üç üniversiteden katılım beklenen seviyenin altındaydı. Sakarya Üniversitesi’nden Arif Bilgin, Mehmet Yaşar Ertaş, Hamza Gündoğdu, Basri Özçelik, Haşim Şahin, Burak Çıtır; Anadolu Üniversitesi’nden Hakan Sivas, Nilgün Elam, Demet Turgut; Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden Mehmet Topal, Zafer Koylu, İsmet Şanlı, Fatma Sevinç, Muharrem Dayanç, Sertaç Demir sempozyumda aktif olarak yer alan üniversitelerden Sivrihisar’a gelen akademisyenlerdendi. Ayrıca Marmara Üniversitesi’nden Sema Uğurcan, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nden Hüseyin Çınar, Uşak Üniversitesi’nden Biray Çakmak, Nevşehir Hacı Bektaş Üniversitesi’nden Suzak Akkuş Mutlu, Sabahattin Zaim Üniversitesi’nden İlknur Yüksel ile emekli öğretim görevlisi Mustafa Özçelik’i de burada anmak isteriz. Bütün bunlarla birlikte bildirileriyle bu şölene katkı sağlayan ve bizi Sivrihisar’a doyuran elliye yakın katılımcı tek tek teşekkürü hak ediyor.

Gelelim bahsin Geyve boyutuna.

Bir beldenin kabuğunu kırması ancak bilimle olur, bilimin tılsımlı elinin bu beldeye dokunmasıyla olur bir başka deyişle. Geyve ve yakın çevresini (Taraklı, Göynük, Pamukova, İznik, Osmaneli) bir bütün olarak düşündüğümüzde tarihsel derinlik ile kültürel zenginlik hemen kendisini hissettirir. Fakat sadece Geyve de köyleriyle birlikte önemli bir birikime sahiptir. (Bu konuda geyve.com’daki İrfan Özdilek Nişancık’ın yazılarına bakılabilir mesela.) Ne dediğimizin ve neyi teklif ettiğimizin farkındayız. Konuyu biraz daha açalım. Aslında mesele sadece tarihsel ve kültürel boyut da değil. Ekonomiden ziraata, eğitimden sağlığa, turizmden spora kadar birçok konu burada düzenlenecek bilimsel toplantılarda, sempozyumlarda masaya yatırılabilir. Bunlar kısmen yapılıyorlar da, fakat Geyve’nin daha büyük ve uluslararası arenada ses getirecek aktivitelere ev sahipliği yapabilecek birikime ve güce sahip olduğunu düşünüyoruz.

Ayrıca, Sakarya’nın diğer ilçelerine fakülte açan doğru da yapan yetkililer, Geyve ile Pamukova arasına bir Ziraat Fakültesi açmayı niçin düşünmezler? Göl manzaralı odalara nehir manzaralı çalışma alanları eklemek güzel ve anlamlı olmaz mı?

Mazur görsün dostlar-büyükler, insan yaşadığı şehirde tanık olduğu güzelliklerden sonra doğduğu topraklarla ilgili hayaller kurmaktan kendisini alamıyor.

Geyve de katılanları düşündür/ecek, yazdır/acak, onlara ilham ver/ecek bilimsel faaliyetleri hak etmiyor mu, ne dersiniz edebiyat teorisyenleri?

Doç.Dr. Muharrem Dayanç’a, Sivrihisar’da düzenlenen 1.Sivrihisar Sempozyumu hakkındaki yazısı ve katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz.

Perşembe, 29 Ekim 2015
www-geyve-com

Kategoriler
Etkinliklerimiz

Milli Mücadelede Sivrihisar Sergisi

sergi

Milli Mücadelede Cumhuriyetin Tanığı Sivrihisar

sergi-necmi-gunaySivrihisar Surp Yerortutyun Kilise’sinde düzenlenen ve iki gün süren “Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla 1. Sivrihisar Sempozyumu” etkinliği kapsamında Sivrihisar Belediyesi’nin katkılarıyla, araştırmacı yazar Necmi Günay tarafından hazırlanan “Milli Mücadelede Cumhuriyet’in Tanığı Sivrihisar” adlı sergi açıldı.

Sergi, Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, Sivrihisar Kaymakamı Erdinç Yılmaz, Sivrihisar Belediye Başkanı Hamid Yüzügüllü ve vatandaşlar tarafından gezildi.

Tarihi sergi sempozyum süresince 2 gün, daha sonra Sivrihisar’daki tüm okulların müdür, öğretmen ve öğren­cileri olmak üzere toplam 2430 kişi tarafından gezildi.

Necmi Günay; Sivrihisar’ın milli mücadeleye katkılarını, fedakarlıklarını görsel sunumlarla ve fikirsel metinlerle desteklenerek ziyaretçilerin görsel hafızalarına hitap et­mek amacıyla hazırlayıp açtıklarını ifade ederek, Sivrihi­sar Belediyesine ve emeği geçenlere teşekkür etti.

sempozyum-sergi-necmi-gunayali-atmaca-sergi

SİVRİHİSAR’ın VATAN MÜDAFAASINA ve MİLLİ MÜCADELEYE KATKILARI » yazısı

Kategoriler
Makale ve Yazılar

Sivrihisar Sempozyumu’na Sunulur

TARİHİ, KÜLTÜRÜ ve SANATIYLA SİVRİHİSAR SEMPOZYUMU’NA SUNULUR

Her yönüyle bir tarih ve kültür şehri olan; Frig, Roma, Bizans dönemleriyle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin medeniyetini ve kültürünü bağrında taşıyan Sivrihisar için düzen­lenen bu sempozyumu hazırlayan “Sivrihisar Kaymakamlığı, Sivrihisar Belediyesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi mensuplarına teşek­kür ediyoruz.

Her haliyle, ilmin, ülemanın harman olduğu Sivrihisar için düzenlenen sempozyumun hayırlara vesile olmasını diler saygılar sunarız.

Değerli misafirler!..
Sivrihisar ilçesi bağrından Yunus Emre, Nasreddin Hoca, Hızırbey, Sinanpaşa, Şeyh Baba Yusuf, Hamdi Baba, Aziz Mahmud Hüdai, Seyit Nurettin, Şeyh Osman Afif Efendi, Hopuş Hoca gibi yüzlerce alim yetiştirmiş; tarihi dokusu ile heryanı bir müze gibi tarihi eser ve kalıntılarıyla dolu Sivrihisar çağımızın sosyo-ekonomik gelişmelerine ayak uyduramamış, ayağına gelen nimetleri siyasi ve şahsi menfaatler uğruna tepmiş, sosyo-ekonomik önünü açacak hamleleri yapamamıştır. Bu kısır döngü ve ön kesme halen sürmektedir.

Örneğin;
Eski eserleriyle, sayısız tarihi ve yöresel giyim, kuşam gibi değerleri içine alacak bir müze açılması isteğimiz, ilgililer tarafından önü kesildi. Frig, Roma, Bizans medeniyetlerinin kavşak noktasında, diğer bir ifadeyle “İpek yolu” üzerinde altı büyük şehir kalıntısının bulunduğu, bu kalıntılardan çıkan antik eserler, gizli kazı yapanlar tarafından çıkarılıp, dış ülkelerin müzelerine konmaktadır. Nitekim yakın bir zaman önce Koçaş mahallesindeki bir çeşmede bulunan Aslan heykeli kaidesiyle birlikte kayıplara karıştı. Eğer Sivrihisar’a resmi bir müze açılmış olsaydı, bu kazıların, çalıp çırpmanın önüne geçilirdi. Sivrihisar’a açılacak müze ile, ilçemiz turizm patlaması yapacak ve tarihi eserlerimizin gün yüzüne çıkmasına vesile olacaktır.

Sivrihisar ilçesi 33 medrese ile Selçuklu ve Osmanlı medeniyetinin bir uç ve kültür şehri olması hasebiyle, ilk gelen Salur (Kılıçlı) Türkmenleri, Ortaasya’dan mesleklerini de getirip, Sivrihisar’ı bir sanayi şehri haline getirmişlerdir. Bu cümleden; kök boya, halı, kilim, pala, seccade, heybe, çuval, yastık gibi dokuma emtianın yanı sıra, demir, bakır, araba yapımı ve deri imalatı, ağaç oyma vs. gibi meslekleriyle ün kazanmış bir belde olmuştur. Bu sanayi dallarının halen kalıntıları bir antik değer taşımakta olup antikacıların hücumuna uğramak­tadır. Bu nedenle diyoruz ki, Sivrihisar’a açılacak müze ile bu değerlere sahip çıkacağız. İlçemize açılacak olan müze barındıracağı emtia ve eserler ile İç Anadolu’nun en zengin müzesi olacaktır. Sivrihisar’da müze yeri için açık, kapalı birçok alan mevcuttur.

Sivrihisar, kültürel yönden de ileri bir durumdadır.

Merkez de; 4 ilkokul, 3 ortaokul, 8 Lise, 1 anaokulu, 1 Halk Eğitim merkezi mevcuttur. Ayrıca, ESOGÜ’ye bağlı Meslek Yüksek Okulumuz var. Ne yazık ki bu okulumuza mevcut bö­lümlere ilave olarak Elektrik ve Turizm bölümlerini açtırmaya uğraş vermemize rağmen, isteğimizin önü şahsi çıkarlar yüzünden kesilmektedir.

Komşu ilçelerin yüksek okullarında 500-600 arası öğrenci potansiyeli varken, bizim meslek yüksek okulumuzun öğrenci sayısı ne yazık ki 200’ü geçmiyor. Yaklaşık 4 yıl önce Sivrihisar Belediyesi tarafından Meslek Yüksek Okulumuza yurt yapımı için okul yanında arsa verildi. Ne hazindir ki aradan geçen sürede yurt yapımı ile ilgili bir gelişme olmadı.

12 derda deva suya sahip ve emsali az bulunan minerallerle yüklü Hamamkarahisar Çardak Termal Tesisleri, ilgisizlik sebebiyle sefilleri oynuyor. 4 yıl önce zamanın belediyesince restore edilmek üzere bir müteahhide ihale edildi. Müteahhit tesisleri yıktı, vurdu, kırdı, döktü, yüzüstü bırakıp gitti…

Kültür ve Turizm Bakanlığı, üç sene önce 5 adet Osmanlı evini restore edilmek üzere ihale etti. Müteahhit aldığı işi tamamlamadan yarım yamalak yüzüstü bırakıp gitti. Ne arayan var ne soran…

Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti çerçevesinde, bunca tarihi esere ve kültürel değere sahip Sivrihisar’a çivi çakılmadı, verilen sözler lafta kaldı…

Sivrihisar’ın sorunlarını, tarihi eserlerini ve kültürel değerlerini söylemeye, yazmaya sahifeler yetmez…

Sivrihisar’ın ufkunu açacak; bir müze ve belediyemizce gerçekleşmesi kararlaştırılan Doğalgaz ve Organize Sanayi Bölgesi’nin oluşması ile 2003 yılında uygulamaya konulan SİT kapsamının yeniden gözden geçirilmesi temennisiyle, Sempozyumun ilçemiz için hayırlı hizmetlere vesile olmasını diler, saygılar sunarız.

Gazeteci – Araştırmacı – Yazar
Ahmet Bican ATMACA
Sivrihisar’ın Sesi Gazetesi
15.10.2015

Kategoriler
Sivrihisar Haberleri

1. Sivrihisar Sempozyumu Yapıldı

1.SİVRİHİSAR SEMPOZYUMU GERÇEKLEŞEN İKİNCİ OTURUMU İLE SON BULDU

sempozyum-sonuSivrihisar Belediyesi ve Sivrihisar Kaymakamlığının ev sahipliği yaptığı Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ile Sakarya Üniversitesi’nce desteklenen “Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla 1. Sivrihisar Sempozyumu” nun ikinci oturumda gerçekleşti.

Sempozyumun ikinci gününde yapılan 4 oturum sonunda değerlendirme kurulunun değerlendirme ve konuşmalarıyla Sivrihisar için bir ilk olarak gerçekleşen 1. Sivrihisar Sempozyumu son buldu.

sempozyum-muratTüm Sivrihisar tarihinin, kültürünün ve sanatının gün yüzüne çıkarıldığı sempozyum sonunda konuşan Belediye Başkanımız Hamid Yüzügüllü; sempozyumun gerçekleşmesinde emeği geçen ve Sivrihisar’ın tarihine ışık tutan tüm katılımcılara teşekkürlerini sundu.

Sivrihisar Kaymakamlığı ve Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi iş birliği ile gerçekleşen “Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla” 1. Sivrihisar sempozyumu 24 Ekim 2015 tarihinde Surp Yerortutyun (Ermeni) kilisesinde başladı.

sivrihisar-sempozyumuAçılış öncesinde Vali Tuna, Kaymakam Yılmaz ve Belediye Başkanı Yüzügüllü, Sivrihisar Belediyesi’nin katkı sunduğu, Necmi Günay tarafından hazırlanan ‘Milli Mücadelede Cumhuriyetin Tanığı Sivrihisar’ adlı sergiyi gezdi. “Şehirler, sakinlerinin aynası olarak onların gönüllerini toprağın üstüne yansıtır” diyen Vali Tuna, “Şehirler sırrımızdır bizim. Şehre bakınca gönlümüzdekileri gördüğümüz gibi gönülden gönüle uzanan tarihi bir bağla ecdadımızın gönüllerinin yansımalarını da görürüz” dedi.

Sivrihisar ve çevresi üzerine çalışan araştırmacılar Anadolu tarihine ışık tutacak. 1. Sivrihisar Sempozyumu ile Sivrihisar’ın tarihi, dini, fikri, edebi, ahlaki, siyasi ve sosyal yapısı ele alındı. Sempozyum ile Sivrihisar’ın kapılarının yeniden açılması hedefleniyor.

İki gün sürecek olan sempozyumun amacını anlatan Belediye Başkanı Hamid Yüzügüllü ise, kadim medeniyetler kavşağından bulunan Sivrihisar’ın unutulan kültürel ve folklorik değerlerini ortaya çıkarmaya çalıştıklarını söyledi. Belediyenin bu alanda yaptığı çalışmalardan bahseden Başkan Yüzügüllü, sempozyuma katkı sağlayan herkese teşekkür etti. Yapılan konuşmaların ardından “Eskicağ’dan Bizans’a Sivrihisar” başlıklı ilk oturum gerçekleştirildi.

sempozyum-takvimi

TARİHİ, KÜLTÜRÜ VE SANATIYLA I.SİVRİHİSAR SEMPOZYUM PROGRAMI
24 Ekim Cumartesi
08:45 Otelden Alma
09:00-09:15 Protokol Konuşmaları
09:15-09:45  Açılış Konuşması
Mehmet Öz – “Şehir ve Bölge Tarihlerinin Önemi”
10:00-11:15 1. Oturum: Eskiçağ’dan Bizans’a Sivrihisar
Oturum Başkanı: Hakan Sivas
10:00-10:15 Fatma Sevinç
Sivrihisar’ın Hitit Devleti’nin Karargahı Olması Hakkında
10:15-10:30 Rövşen Alizade
Anadolu Mitolojisinin Öz Kültü: Ulu Ana Tanrıça
10:30-10:45 Suzan Akkuş Mutlu
Pessinus’ta Tanrıça Kybele için Düzenlenen Kült Törenleri
10:45-11:00 Hakan Sivas
11:00-11:15 Sivrihisar’da Yapılan Yeni Frig Araştırmaları’nın Sonuçları Nilgün Elam
Justinianpolis: Justinianos’un Kenti, Kentin Bizans Dönemi Tarihine Sigillografik Katkılar
11:30-12:15 II. Oturum OsmanlI’dan Cumhuriyet’e Sivrihisar
Oturum Başkanı: Mehmet Yaşar Ertaş
11:30-11:45 Mehmet Topal
16. Yüzyıl Tahrir Kayıtlarında Günyüzü Vakıfları
11:45-12:00 Hüseyin Çınar
Osmanlı Dönemi Sivrihisar Kazası Vakıfları Üzerine Bir Değerlendirme
12:00-12:15 Yurdal Demirel
12:15-12:30 Sivrihisar’da Modern Bir Eğitim Kurumu: Sivrihisar Rüşdiye Mektebi Burak Çıtır
Birinci Dünya Savaşı Öncesinde Sivrihisar’da Afyon Üretimi (1910-1914)
12:30-12:45 Zafer Koylu Sivrihisar’ın Milli Mücadele’ye Katılması
12:45-14:15 Öğle Yemeği

2. Oturum: Belgeler Işığında Sivrihisar
Oturum Başkanı: Muzaffer Doğan
14:15-14:30 Gökden Göker
14:30-14:45 2 Numaralı Sivrihisar Şer’iyyeSicili’nde Fermanlara Göre Tanzimat Uygulamaları Biroy Çakmak
Ankara Valisi Tevfik Bey’in 12 Eylül 1909 Tarihli Layihasına Göre Sivrihisar KazasTnın Mülkî, İdarî, İktisadî, Beledî, Adlî Durum ve Sorunları
14:45-15:00 Ersin Kırca
15:00-15:15 Ankara Valisi Hulusi Bey’in Zîr, Ayaş, Nallıhan, Mihallıçcık, Sivrihisar ve Haymana Kazâları Hakkındaki Teftiş Raporu (5 Ekim 1913)
Necat Çetin
Resmi Belgelere Göre Sivrihisar Şehitleri Üzerine istatistiki inceleme
15:15-15:30 (Osmanlı-Rus Savaşından Kore Savaşı Dahil) İbrahim Göksel Baykan
Ord. Prof.Dr. Süheyl Ünver’in Sivrihisar Defteri
15:45-17:00 IV. Oturum: Sivrihisarlı Bir Değer Olarak Nasreddin Hoca
15:45-16:00 Oturum Başkanı: Mustafa Koç İbrahim Erşahin & Mustafa Usta Nasreddin Hoca ve Sivrihisar Fıkraları

16:00-16:15 Cavid Qasımov
Nasreddin Hoca Fıkralarında ideal Devlet ve Toplum imajı
16:15-16:30 Melek Ekici
Nasreddin Hoca’yı Sosyokültürel Çevresinde Yorumlamak
16:30-16:45 Dilek Çetindaş
Tarihsel Gerçeklik ile Kurmaca Biyografi Arasında: Nasreddin Hoca’nın
16:45-17:00 Edebiyatımızda Kahraman Olarak Kurgulanışı
Mustafa Özçelik Nasreddin Hoca’nın Bir Din Adamı Olarak Portresi
20:00 Otele Dönüş

25 EKİM PAZAR
1. Oturum:Sivrihisar’ın Önemli Şahsiyetleri
09:00-10:00 Oturum Başkanı: Arif Bilgin
Cem Boz
09:00-09:15 Sivrihisar Ulû Câmîi’nin Bânisi Olarak Kabul Edilen Eminüddîn Mîkâîl’in
Hayatı, Eserleri, Devlet Hizmetleri ve Şahsiyeti
09:15-09:30 Fikriye Boy
İstanbul’un İlk Kadısı: Sivrihisarlı Hızır Bey
09:30-09:45 Kenan Bozkurt
16. Yüzyılda Sivrihisarlı Bir Müellif: Şa’ban-ı Sivrihisari ve Firaset-Namesi
09:45-10:00 Ayşe Yılmaz
Sivrihisarlı Mülazım (Teğmen) Ahmet Hamdi Bey
10:00-10:15 ismet Şanlı
Sivrihisar’dan Yetişen Son Büyük Çınar: Orhan Keskin ve Sivrihisar’a Yaptığı Hizmetler

2. Oturum: Sivrihisar’da Sanat ve Mimari
10:30-12:00 Oturum Başkanı: Hamza Gündoğdu
10:30-10:45 İlknur Yüksel

Sivrihisar’da Taşınmaz Kültür Varlıklarının Günümüzdeki Durumları ve Kullanımları

10:45-11:00 Mehmet Emin Yılmaz & Fatih M. Tanrıveren

Sivrihisar Saat Kulesi

11:00-11:15 Demet Turgut
Sivrihisar İlçe Merkezinde Bulunan Türbe ve Camiilerin Alçı Mihrapları
11:15-11:30 Olcay Türkan Yurdugüzel & Sümeyra Pektaş
Geleneksel Yapıların Korunmasında Yaşanan Sorunlar: Sivrihisar Örneği
11:30-11:45 Çiğdem Belgin Dikmen & Ferruh Toruk
Sivrihisar Çeşmeleri’nin Korunmasına Yönelik Öneriler
11:45-12:00 Hamza Gündoğdu
Gazi Alemşah Türbesi’nin Geleneksel Türbe Mimarisindeki Yeri
12:00-13:30 Öğle Yemeği

13:30-14:45 3. Oturum: Edebiyatımızda Sivrihisar

Oturum Başkanı: Sema Uğurcan
13:30-13:45 Muhittin Eliaçık
Sivrihisarlı Hızır Bey’in Kaside Nûniyye’sinde Mutabakat Sanatının Kullanımı
13:45-14:00 Sema Uğurcan
Mehmet Kaplan’dan Yunus Emre’ye Bakışlar
14:00-14:15 Muharrem Dayanç
Doğumunun Yüzüncü Yılında Mehmet Kaplan Rahmet istedi
14:15-14:30 Kutbettin Turan
Sivrihisar’ı Anlatan Bir Roman: Fikrimin İnce Gülü
14:30-14:45 Nizamettin Arslan
Sivrihisar Kitabeleri

Kategoriler
Etkinliklerimiz

Sivrihisar Sempozyumu

sivrihisar-sempozyum

TARİHİ, KÜLTÜRÜ ve SANATIYLA SİVRİHİSAR SEMPOZYUMU 24-25 Ekim 2015

sivrihisar-sempozyumu

Sivrihisar tarihi, kültürü ve sanatıyla Eskiçağ’dan günümüze en önemli yerleşim merkezlerinden birisi durumundaydı. Şehir Roma, Bizans, Selçuklu, Beylikler ve bilhassa Osmanlı döneminde oldukça aktif bir konuma sahipti. Anadolu halk kültürünün tartışmasız en önemli kahramanlarından birisi kabul edilen Nasreddin Hoca, İstanbul’un ilk kadısı Hızır Bey ve Sinan Paşa gibi ileri gelen şahsiyetlerin Sivrihisarlı olmaları şehrin ortak kültüre katkısının anlaşılması bakımından son derece önemlidir. Yine Anadolu’daki en büyük Ermeni kilisesinin burada yer alması, Sivrihisar’ın sadece Müslümanlar açısından değil gayrimüslimler için de oldukça önemli bir merkez olduğunu göstermektedir.

Sivrihisar’a dair bazı araştırmaların mevcudiyeti bilinmekle birlikte şimdiye kadar tarihî, dinî, fikrî, edebî, ahlakî, siyasî ve sosyal yönlerini ihtiva eden bir sempozyumun yapılmamış olması önemli bir eksiklik olarak kabul edilebilir. Şehrin tarihi, kültürel ve sanatsal özelliklerinin bir arada ele alınıp sahasında uzman bilim adamları tarafından değerlendirileceği bir sempozyumun Sivrihisar’ın tarihi değerinin daha somut bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlayacağı aşikardır. Bu gaye ile, Sivrihisar Belediye Başkanlığının ev sahipliği ve desteği ile Sakarya Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesinin müşterek organizasyonu olarak, Sivrihisar ve çevresi üzerine çalışan araştırmacıların katılımını hedeflediğimiz “Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla Sivrihisar Sempozyumu” düzenlemekteyiz. Sempozyumumuza bildiri ile vereceğiniz destek bu önemli Anadolu şehrinin daha iyi anlaşılmasına büyük katkı sağlayacaktır.

1. Sivrihisar Sempozyumu Yapıldı »

KONU BAŞLIKLARI

Eskiçağ’da Sivrihisar
Doğu Roma (Bizans), Selçuklu ve Beylikler devrinde Sivrihisar
Osmanlı döneminde Sivrihisar
Milli Mücadele döneminde Sivrihisar
Cumhuriyet döneminde Sivrihisar
Sivrihisar ve çevresinde dini inançlar, ritüeller ve kutsal figürler
Sivrihisar’da mimari yapılar
Edebiyat ve folklorik unsurlar açısından Sivrihisar
Sivrihisar ve civarında Tekke ve Tasavvuf kültürü
Sivrihisarlı meşhurlar
Sivrihisar’ın sosyal ve kültürel değerleri

* * *

Sempozyum nedir?
Toplumu yakından ilgilendiren herhangi bir konu ya da olay hakkında dinleyiciler karşısında farklı uzman kişilerin konu ya da olayla ilgili yaptığı seri konuşmaların bütününe sempozyum denir.
Sempozyumda yapılan değişik konuşmalar, konuyu bütünleyici niteliktedir. Burada tartışmadan çok sohbet havası vardır. Konuşmalardan sonra dinleyiciler soru sorabilirler.
Sempozyum, diğer konuşma türlerine göre daha ilmi ve ciddi bir sohbet havasında geçer. Konuşmacılar konuyu kendi ilgi sahaları açısından ele alır. Sempozyumda bir başkan ve üç ile altı arasında değişen üyelerden oluşur. Üyelerin konuşma süreleri 15-20 dakikayı aşmaz. Konunun uzunluğuna göre sempozyum iki oturum veya iki gün sürebilir.

Sempozyum’un özellikleri nelerdir?
1- Sempozyumda aynı konu farklı bakış açılarıyla ele alınır.
2- Sempozyumu sunan grup önceden belirli bir konuda hazırlık yapıp o konunun farklı yönlerini ele alır.
3- Sempozyum belirli bir zamana yayılır ve birden fazla oturum gerçekleşir. Her oturumun başkanı olur.
4- Sempozyuma katılan konuşmacıların üst seviyede bir bilgiye sahip olmaları ge­rekir.
5- Sempozyumdaki yazılı metinler ilmi yazı niteliği taşır.

Sempozyum’un amacı nedir?
Sempozyumdaki amaç, konuyu tartışmak değil, konunun ilgili kişiler tarafından olumlu veya olumsuz yönlerinin ortaya konulup çözüme götürülmesidir. Sempozyumun sonucunda başkan konuyu özetleyerek çıkan sonucu dinleyicilere aktarır.

Sözlükte sempozyum ne anlama gelmektedir?
Belli bir konuda çeşitli konuşmacıların katılımıyla düzenlenen bilimsel ağırlıklı toplantı, bilgi şöleni.