Kategoriler
Tarihi Eserler ve Turizm Tarihi Sivrihisar Evleri

Zaimağa Konağı

Sivrihisar Zaimağa Konağı

Kurtuluş savaşının önemli olaylarına tanıklık etmiş ve düşman istilasına uğramış olan Sivrihisar, pek çok medeniyetlere ev sahipliği yapmış, eşsiz tarih ve kültür mirasına sahip, özellikle Selçuklu ve Osmanlı eserleri ile dopdolu bir yerleşim şehridir. Bu eserlerden biriside Zaimağa Konağı’dır.

Yaşadığı önemli olaylara tanıklık eden, başta Atatürk ve silah arkadaşlarına ev sahipliği yapan Zaimağa konağı, Kuvayı Milliye’nin kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükumeti ve Bakanlar Kurulunun Kurtuluş Savaşı sırasında ve en kritik bir dönemde Ankara dışında ilk kez toplandığı ve önemli kararlar aldığı bir konaktır. Bu toplantı, Ankara dışında yapılan ilk Bakanlar Kurulu toplantısı olarak tarihteki yerini alır. Zaim Ağa Konağında alınan kararlar Ankara’ya gönderilir. Bakanlar Kurulu ateşkesi Anadolu’nun hemen boşaltılması şartı ile kabul eder.

KONAĞIN TARİHÇESİ, KONUMU, MİMARİ ve SÜSLEME ÖZELLİKLERİ

Konak 1902 yılında yapılmış olup, Kültür Bakanlığı tarafından 2000 yılında kamulaştırılmış ve restorasyonuna karar verilmiştir. Bakanlık 28 Mart 2007 yılında Konağı, Sivrihisar Belediyesine tahsis etmiştir. Binanın bakım, onarım ve kullanılır hale getirilmesi için Eskişehir Valiliği tarafından aslına uygun şekilde restorasyonu sağlanmıştır. Restorasyon sırasında işçilerin hatasından kaynaklanan bir yangın çıkmış ve üst katta bulunan eşyaların çoğu yanmıştır.

Tipik bir Osmanlı yapısı olan Konak, bir süre konut olarak kullanılmıştır. 1905 yılında Osmanlı – Fransız ortaklığı olan Sosyal Güvenlik Sigortası tarafından sigortalanmış. 1914 yılına kadar dönemin Hükümetlerince sosyal amaçlı kullanırken 1. Cihan Savaşı süresince EYTAM “Bakıma muhtaç çocukların her türlü ihtiyaçlarını karşılayan kurum” olarak kullanılmıştır. Böylesine tarihi ve kültürel değere sahip olan Konak, son dönemlerde ciddi şekilde bakım ve onarıma ihtiyaç duyulduğu halde sahipleri tarafından kullanılmaktaydı.

Kültür Bakanlığınca restorasyon projesi hazırlanan binanın Eskişehir İl Özel İdaresinin sağladığı özel ödenekle; Sivrihisar köylere hizmet götürme birliği tarafından aslına uygun olarak restorasyonu tamamlanmıştır. Konağın restorasyonu ve yenileştirme süresince en ince ayrıntılara özen gösterilerek, yörenin kültür örf ve gelenekleri yanında el sanatları ve zengin Sivrihisar mutfağının sunumunu yapacak şekilde tamamlanarak 6 Temmuz 2009 tarihinde müze ve kültür evi olarak hizmete sunulmuştur. Zemin katı, restoran ve el sanatlarının satıldığı bölüme ayrılan konağın üst katı ise müzedir. K-1*

Not: Yazı içinde olan fotoğrafların üzerine tıklandığında yeni bir sayfada BÜYÜK görüntüleri gelir.

Konumu

Zaimoğlu Konağı, planı (Yenice Mahallesi Uzun Sokak No: 9)

zaimoglu-konak-kroki zaimoglu-konak-ikinci-kat-plan

Geniş bir bahçe içinde yer alan konak, iki katlı olarak inşa edilmiştir. Ayrıca altta yarım kat yüksekliğinde bir bodrumu mevcuttur. Zaimoğlu adıyla anılan Ali Zaimoğlu tarafından inşa ettirilen yapının, usta adı bilinmemekte, ancak ahşap işlerinin Hafız Ahmed Elmas’ın eseri olduğu söylenmektedir.

zaimoglu-konak-bodrum-ve-giris-plan

Konağın bodrum ve giriş kat duvarları yığma çamur harçlı kırma moloz taş; üst katları ahşap çatkı arası tuğla ve kerpiç dolgulu karkas şeklinde inşa edilmiştir. Üstü kırma çatılı ve oluklu kiremitle örtülüdür. Kuzey (giriş) cephesi sokağa bakan konağın arka ve doğu yanında bulunan bahçesi ve avlusu (hayatı) yüksek duvarlarla çevrilidir. Buraya doğrudan açılan çift kanatlı ahşap bir borda kapı mevcuttur.

zaimoglu-konak-02

Konağın müştemilatı, yapının kuzeybatı köşesine bitişik tandırevi dışında yıkılmıştır. İçinde biri çok büyük, diğeri ona göre daha küçük iki ocak ile ahşap ambar ve raf elemanları bulunan bu kısım da harap durumdadır.

Doğrudan bahçeyle ve giriş katıyla bağlantılı olan bodrum katı; kiler, depo, ahır, ambar ve şaraphana gibi bölümlere ayrılmıştır. İç sofalı bir plana sahip üst katlar ise tamamen ikamet amaçlı olarak düzenlenmiştir.

zaimoglu-konak-sofa-sedir

Sokaktan devşirme mermerlerle kaplı iki yönlü dış merdivenden çıkılarak, çift kanadı ahşap bir kapıyla konağın alt kat sofasına girilmektedir. Ortada kuzey-güney yönünde uzunlamasına dikdörtgen planlı bu sofanın dört köşesine birer oda yerleştirilmiş; odaların aralarına gelen boşluk alanlardan batıdaki üst kata çıkan merdivene ayrılmış; doğudaki, eyvan olarak değerlendirilmiştir. Planda dışarı doğru çıkma yapan eyvanın köşesinden helaya geçilmektedir. Zemini ve tavanı tahta döşemeli sofanın güney ucuna duvar boyunca bir sedir konulmuştur. Bu kattaki odaların dördü de oturma amaçlı olarak düzenlenmiştir. Bunların kışlık oldukları da söylenebilir.

zaimoglu-konak-giris-kapi

Sofadan tek kanatlı ve kısmen işçilikli ahşap birer kapı ile girilen bu mekanların hepsinde de sedir, yüklük ve dolap elemanları mevcuttur. Doğu taraftaki odaların işlemek yüklükleri çiçeliklidir ve her ikisinin de köşesinde gusülhanesi bulunmaktadır.

Ahşap bir merdivenle konağın üst katına çıkılmaktadır. Ortada geniş, uzunlamasına dikdörtgen hacim ve onun iki güzünde köşelere yerleştirilmiş odalarla şekillenen bu katın iç sofalı mekan organizasyonu büyük ölçüde giriş katının planını tekrarlamaktadır . Her iki ucuna, kıvrımlı profilli kolçaklarıyla gösterişli sedirlerin konulduğu sofanın tahta çıtalı tavanının ortasında bir göbek yer almaktadır. Duvarlarındaki küçük alçı raflar ve eyvanın kuzey duvarına yerleştirilen süslemeli mermer lavoba ile tahta döşemeli zemindeki kare formlu ızgaralı bir delik mekanın göze  çarpan elemanlarıdır. Pencere sayısının çokluğu nedeniyle bu kattaki mekanlar, alttakilerden daha aydınlıktır.

zaimoglu-konak-bodrum-merdiven

Odaların giriş kapıları oyma ve geçme tarzında özenli ahşap süslemelere sahiptir. Genelde iç düzenlemesi ve elemanları itibariyle birbirlerine yakınlık gösteren bu mekanlardan sokak yönündekiler çıkmalarla genişletilmiştir. Bunlar iç süslemeleriyle de diğerlerinden daha özenlidir. Odalarda pencere önlerine kolçaklı sedirler yerleştirilmiş, duvarlardan birisi, dolap ve çiçeklikli ahşap yüklüklerle kaplanmış; yüklüklerin bir tarafı gusülhane olarak değerlendirilmiştir. Ahşap tavanlar ve duvarlara yerleştirilen gömme dolaplar da nitelikli ahşap işçiliği sergilemektedir. Isıtmanın daima soba ve pirinç mangallarla sağlandığı anlaşılan odalarda ocak yoktur. Soba deliklerinin ise özgün olduğu görülmektedir.

Süslemesi

zaimoglu-konak-tavanlar

Yapının dışta en belirgin süslemesini üst kat cephelerinde tuğlaların çeşitli şekillerde istiflenmesi ile biçimlenen bezemeler oluşturmaktadır. Çıkmalar, bunları ve saçakları taşıyan profilli ahşap konsollar, demir pencere şebekeleri, açıkta bırakılan ahşap hatıllar ve çatkılar yapının sokak cephesinde hareketli ve simetriğe yakın bir dekorasyon oluşturmaktadır. Düz tahta kaplamalı saçaklar ve çift kanatlı ahşap dış kapılar ise sadedir.

zaimoglu-konak-yukluk1

Konak, dıştaki yalın görünüşüne rağmen içte zengin bir süsleme programına sahiptir. İç mekanlardaki süslemeler; oda kapıları, dolaplar, yüklükler, tavanlar, alçı raflar ve sedirlerde görülmektedir. Bezemeyi oluşturan motiflerin tümü geometrik ve bitkisel karakterlidir. Ahşap süslemelerde oyma, geçme ve yüzeyler üzerine çakılan çıtalarla bezeme kompozisyonları meydana getirilmiştir. Çıtalı tavan süslemelerinin ana motifini ince çıtalarla şekillenen küçük kareler içindeki stilize çarkıfelek motifleri ve “S” kıvrımları oluşturmaktadır. Bunların ortasındaki göbeklerde aynca metal süs unsurları da kullanılmıştır.

zaimoglu-konak-yukluk2

Sofaların ve odaların duvarlarında görülen alçı lambalıklar da süslemek elemanlardır. Başka yapılarda da gördüğümüz bu tarz rafların alt kısımlarında simetrik bir kompozisyon oluşturacak şekilde geometrik motifler yer almakta; onun altındaki üçgen panonun içinde tasvir edilen soyut bir çiçekli bitkinin üst köşelerinde, Arapça kabartma olarak yazılan “MaşaAllah 1320” ibareleri okunmaktadır.

Yapının sokak cephesindeki giriş kapısı üzerine konulan “1320” yazılı tuğla tarih kitabesinden, konağın 1902 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır. İç mekan duvarlarındaki alçı rafların üzerinde aynı tarihin tekrarlanmış olması da bunu teyit etmektedir. K-2*

* * *

KONAK GİRİŞİNDEKİ LEVHA

Zaimoğlu ailesinin Orta Asya’dan Malatya Darende’ye gelen Selçuklu soyundan olduğu, Irak’ın fethinden sonra Kerkük bölgesine yerleştiği, buradan ayrılarak Kerkük bölgesinde Zeamet sahibi yapıldığı zeamet sahibinin Kara Zaim olduğu bilinmektedir.

sivrihisar-zaimoglu-konak-levha

Geçen zaman içerisinde o bölgede büyük güç kazandığı hakimiyetinin artması üzerine çekemeyenler tarafından Kara Zaim’in isyan edip müstakil olmak istediği iddia edilir. Kendisi saray tarafından azledilir ve öldürülür. Üç oğlu Anadolu’ya sürülür. Büyük kardeş Adana’ya (adanalı Zaim Oğlu ailesi), ortanca kardeş Karadeniz (Rize’deki Senatör olan Turgut Zaim, Milletvekili Rasim Zaimoğlu) küçük 7-8 yaşlarındaki çocuk sadık ailelere Darende’ye gelir. Geçen zaman içerisinde; Kara Zaim’in haksızlığa uğradığı sarayca anlaşılması üzerine saray çocukların bulunmasını ister. Küçük çocuk bulunur. Devrin Padişahı tarafından Sivrihisar Sancağı’nın zamet sahibi yapılır. Zaim Zade Mehmet Ağa Sivrihisar Bölgesinde devlet adına vergi toplar. Atlı sipahi besler. Bu durum Osmanlı’nın çöküşüne kadar devam eder. Zaim Zade Mehmet Efendinin 3 oğlu vardır. (Hasan, Ali, Şefik) bilindiği ikametgahları yenice mahalledir. 1. Konak Şefik, 2. Konak Ali, 3. Konak Hasan Ağa Konağı (yıkılmış yerine evler yapılmıştır.)

Kurtuluş Savaşı sırasında ordu tarafından buluşma yeri olarak kullanılmıştır. Kezban Zaimoğlunun ifadesine göre “Gece yatsı namazından sonra atlı misafirlerin geldiği, kavakdibi tarafındaki kapıdan girdikleri ve hava ağarmadan gittikleri ve misafirler için yemek hazırladıkları, yemekleri mutfaktan erkeklerin alıp götürdüğü, misafirleri başka kimsenin görmediği” söylenmektedir. Çok sonraları Kemal paşa ve arkadaşlarının gelip gittiğini öğrenmişlerdir.

Sivrihisar Zaimağa konağında Sakarya Meydan Muharebesi öncesi ateşkes koşulları taslağına son şeklini vermek için 24 Mart 1922 Cuma günü Başkomutan Gazi Mustafa Kemal ve Ankara Hükümeti’nin Bakanları Sivrihisar’a gelirler. 24/25 Mart 1922 gecesi toplana Bakanlar Kurulu, kararlarını Sivrihisar Zaim Ağa Konağından Ankara’ya gönderdikleri bilinmektedir. Sivrihisar’daki toplantıda Bakanlar Kurulu, ateşkesi Anadolu’nun hemen boşaltılması şartı ile kabul etmeye karar verirler.

28 Mart 1922 Salı günü Başkomutan Mustafa Kemal’in davet ettiği Sovyet Rusya Büyükelçisi Aralov Zonaryev ve Azerbaycan Büyükelçisi İbrahim Abilov da Sivrihisar’a gelir. Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa, askeri ve sivil zevat Zaim Ağa Konağında sabaha kadar çeşitli konuları görüşürler. 29 Mart 1922 Çarşamba sabahı çaya 1. Ordu Karargahında intikal ettikleri kayıtlıdır.

***

*K-1- BURASI SİVRİHİSAR – Sivrihisar Eğitim Vakfı
*K-2- Tarihi Sivrihisar Evleri – Prof.Dr. Yüksel Sayan, Ege Üniversitesi, 2009
Derleyen/Editör: Murat Sevimbay

ZAİMAĞA KONAĞI SİGORTA BELGESİ

1825 yılında konak konut olarak kullanılırken 1905-1914 yılları arasında EYTAM (askerdeki insanların yardıma muhtaç aile ve çocuklarını himaye eden kurum) hizmetlerinde kullanılmıştır. 1905 yılında Fransız ortaklı ‘Osmanlı Genel Sosyal Güvenlik Sigortası’ şirketi tarafından sigorta edilmiştir.

zaimaga-sigorta-arma
Fotoğrafı büyük görmek için üzerine tıklayın

RESTORASYON ÖNCESİ ve SONRASI KONAK FOTOĞRAFLARI >

VİDEO ⇓

[ot-video type=”youtube” url=”https://www.youtube.com/watch?v=S0-8rXmfz-Q”]

Kategoriler
Camiler Tarihi Eserler ve Turizm

Sivrihisar Ulu Cami

77 Diyarın 67 Direkle Tuttuğu Saf, Horasandan İstanbul’a Uzanan Bir Cem Hikayesi, Sivrihisar’ın Ulu Camii. Kılıç mescid caminden minber, hayır hasenat ile minare, Konya’dan Mevlana, İstanbul dan Hızır bey, Horasandan Hasan bin Mehmet’in safının omuzunda yüz yıllara meydan okuyor. (*5)

Aynı anda 2000 kişinin ibadet edebileceği Sivrihisar Ulu Cami, Selçuklu döneminin şaheser yapıtlarından günümüze ulaşan Anadolu’daki en büyük ahşap direkli camilerin nadir örneklerinden biridir. İlçenin merkezinde, kapladığı alan ve diğer özellikleri ile ULU kelimesi bu eserde tam anlamını bulmaktadır. (*1)

CAMİNİN TARİHÇESİ, KONUMU, MİMARİ ve SÜSLEME ÖZELLİKLERİ

Sivrihisar denilince kuşkusuz ilk akla gelen mimari yapı Ulu Cami olmaktadır. Şehrin merkezinde yer alan caminin mevcut şeklini, 1232’de Selçuklu devrinden başlayarak, bugüne kadar yapılan çeşitli ekleme ve onarımlar sonucunda aldığı anlaşılmaktadır (*2). Rivayete göre kervansaray olarak yapıldığı daha sonra camiye dönüştürüldüğü biliniyor. (*1)

ulucami-oyma-dolapBugünkü şekliyle Ulu Cami, dıştan yalın görünüşlü bir yapıdır. Caminin en eski kitabesi 1232 tarihini taşımaktadır. Yapıyı ilk yapan Sivrihisarlı kadı Leşker Emir Celaleddin Ali Bey’dir.* Yapı, bugünkü biçimine 1274 tarihinde Mevlana Celaleddin Rumi’nin müritlerinden ve III. Gıyaseddin Keyhüsrev’in naiblerinden Mikail bin Abdullah (Emineddin Mikail) tarafından kavuşmuştur. Fatih Sultan Mehmet dönemi kadılarından, İstanbul’un ilk Kadısı Hızır Bey bu camiyi 1440 yılında onartmıştır. (*3)

2013 yılında restorasyonuna başlanılan cami Mayıs 2015 tarihinde törenle ibadete açılmıştır. Yıllara meydan okuyan ve ihtişamını koruyan Ulu Cami, Sivrihisar Belediyesinin yapmış olduğu başvuru sonucunda alınan kararla 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası geçici listesine eklendi. (*6)

Ulu Cami 1485 m2’lik bir alana kuruludur. Çatısını 67 adet ahşap direk taşımaktadır. Bu direklerin 19 tanesinin üzerinde mermer sütün başlığı vardır. Direklerden altı tanesinin üst bölümleri rozet, palmet, geometrik ve bitkisel motiflerle bezenmiştir. Direkler üzerinde Bizans dönemine ait başlıklar da kullanılmıştır. Kalın direklerden dört tanesi zamanın özgün ağaç oymacılığı ile işlenmiş olup, bu direklerin alt ve üst tarafında mermerden oyma işçiliği uygulanmış sütun başlıkları vardır.

Minberi ise bir sanat şaheseridir. El işçiliği Horasanlı İbn-i Mehmet tarafından, geçme yöntemiyle ceviz ağacından yapılmıştır. Minber, 1924 yılında yanan Kılıç mescit camisinden getirtilmiştir. Anadolu Selçuklularının en dikkate değer minberlerindendir. Cami içerisinde, oyma tekniği ile yapılmış dolap kapakları da bulunmaktadır.

Cami Minaresi yapının güney cephesi üzerinde köşede yer alır. 1409 yılında (Caminin yapılışından 139 yıl sonra) Osman oğlu Hacı Habib tarafından yaptırıldığı, kitabesinde yazılıdır. Minare kaidesi iri mermer bloklarla yapılmıştır. Kaidenin üstü tuğla hatıllı, kesme taşlı sekiz köşelidir. Minare basamakları ardıç ağacından ahşap olarak yapılmış, gövde tuğladan örülmüştür. Şerefe altındaki petek, Selçuklu tuğla işçiliğinin nefis örneklerindendir. Şerefeden sonra baca üzerinde külahın altında minare yapılırken konulmuş bir sıra cam göbeği mavisi çini bulunmaktadır. Camide, (restore edilmeden önce) Sivrihisar kilim dokumacılığın güzel örnekleri de görülebiliyordu. (*4)

Not: Restorasyon sırasında kaldırılan eski kilimler, Sivrihisar’da açılması planlanan müzede kullanılacağından belediye tarafından muhafaza edilmektedir. (*6)

Dört giriş kapısı bulunan caminin duvarları kesme ve moloz taşla örülmüştür. Caminin sağ ve sol kanadı üzerinde kitabeler bulunmaktadır.

sivrihisar-ulucami-planDış mekan: 26. 50 x 52. 60 =1394 m2.
İç mekan:   24. 60 x 50. 40 =1240 m2. dir.

Kıble duvarına paralel ve 67 ağaç direk üzerine uzanan kirişlerle altı nefli bir yapıdır. Ortadaki 3. ve 4. nefin (şahın) tabanları en yüksek olmak üzere 1,2, ve 5, 6 neflerin tavanları uzayan konsollar üzerinde ortaya doğru yükseliş meyli arz eder. Tümü Orta Asya çadır mimarisi görünümündedir.

ulucami-direkDoğu batı doğrultusunda dikdörtgen planlı yapının harimi enlemesine yöneliş gösteren basit tiptedir. Sahınlar birbirinden ahşap sütunlara bindirilmiş kirişlerle ayrılmıştır. Kirişler arası uzanan yuvarlak döşemelerin, ahşap kaplamaları üstten yapılmıştır. Minber ve mihrap karşısında üç, onun arkasında bir ve çarşı çıkısında iki direk (kısmen sade olsa bile) olmak üzere altı direğin orijinal kaldığı görülmüştür. Bunların üst kısımları, zengin oyma ve kabartmalarla süslenmiş (mihrap önü direkte) yer yer pirinç baklava dilimi levhalar çakılmış, yeşil ve siyah kalem işleri ile boyanmıştır.

Direkler, ardıç ve sarı çam cinsi ağaçlardan olup, bazı antik başlıklar kaide yapılıp üzerine oturtulmuştur. Düz ağaç başlıklar yanında Pessinus’tan getirildiği kanaati yaygın olan çeşitli antik başlıklar da kullanılmıştır.

ulucami-direk-mermer

Caminin havalandırılması çatı ortasında bulunan havalandırma feneri ile sağlanmıştır. Zemini tahta ile kaplıdır. Zemin yapılışında yarma tabir edilen teknikle yapılmış, tahta ile kaplı iken restoresinde geçmeli taban tahtası kullanılmıştır. Direkler temele kadar devam eden taşlar üzerine oturtulmuştur. Caminin rutubete karşı korunması için zemin ile taban tahta arasında 150 cm’ye varan boşluk bırakılmıştır. Taban ön safta 20 cm., arka safta (kadılar safı) 1 metre kademelidir.

Camiye Genel Bakış
Cami aydınlıkUlu caminin kuzey duvarında pencere yoktur. Cami avlusuna bakan batı duvarında üç tepe penceresi, güney yönünde mihrabın bulunduğu duvarda 8 alt ve 9 üst pencere vardır. Doğu cephesinde ise kapı açıklığının sağ tarafında iki pencere yer alır. Sol tarafında duvar dışa doğru bir çıkıntı yapar. Kadınlar bölümünü teşkil eden bu kısımda kapı yanında bir pencere ve iki üst pencere ve kütüphanede doğuya bakan 1 üst ve güneye bakan 1 pencere olmak üzere 2 pencere vardır. Pencerelerin tümü ahşap kasalı ve lokma demirlidir.

Caminin kuzey duvarı arkasına, cami duvarına dayalı olarak 1924’den sonra Belediye tarafından manifatura dükkanları inşa edilmiş olup özel şahıslara satılmıştır. Caminin batı avlusundan sonra şadırvana bakan kesimde, Emineddin Mikail Medresesi (1474-75) ve yanlarında vakfiyeleri vardı. Bu vakfiyelerden biri Cafer Akıllı tarafından satın alınmış Horoz sokaktaki arsası ile dükkanın gelirini vasiyetle Orhan Keskin’e kurdurduğu vakıf aracılığı ile Ulucami’ye vakfetmiş, Cami önü açılmak üzere dükkanlar istimlak edildiğinde, bedelsiz olarak cami lehine terkini öngörmüştü.

Güncel: Son yapılan restorasyonda dükkanlar kaldırılmıştır.

Ordu Caddesinin karşı kesiminde (Bugün Halk Bankasının önündeki boşlukta) Mustafa Uça’ya ait lastik, hidrolik ve oto parçası satılan dükkanda 1953 kışında bir gaz sobasından çıkan yangında, tahıl pazarına giden Hazinedar Caddesi köşesine kadar dükkanların tümü yandı. Caminin köşesinden, saçağı tutuştuğu bir anda, damından sarkıtılan kilimlerin devamlı ıslatılması ve Sivrihisarlıların cansiparane gayretleri ile Ulucami yangından güçlükle kurtarılabilmişti.

Ulu cami toprak damlı iken üzerindeki toprak Vakıflar Genel Müdürlüğünce atılmış ve tavan döşemeleri üzerinde 10 cm. kadar (bulgurlama tabir edilen) toprak bırakılarak ahşap çatı ile kaplanmış, çatı üzerine kiremit döşenmişti. Estetik bakımından çatı daha fazla yükseltilemediği ve akıntısı az mesafe uzun olduğundan dam akıyordu. Tarihi Eserleri Koruma Derneği olarak müracaatımız ve kararlı takibimiz sonunda kiremit kaldırılıp 1956-1959 yıllarında Vakıflarca 139.028,17 TL. Harcanarak çatı bakırla kaplanmıştır. (Vakıflar Dergisi, sene 1973) Fakat bu tamirlerden sonra kışın sıcak yazın serin olan cami kışları soğuk olduğundan kalorifer yapılmak istenmiş fakat müsaade edilmemiştir. Çatı bulgurlaması altına bir izolasyon yapılmadığından tahta aralarından camiye toprak dökülüp kirletmekteydi.

2013 yılında Ulucami esaslı bir onarıma tabi tutulmuş, çevresindeki dükkanlar istimlak edilip çevresi açılmıştır. Eski çatı kaldırılarak döşemeler tamir edilmiş, döşeme üstü tahtaları değiştirilmiş, üzeri esaslı bir izolasyondan sonra bakır kaplanmış, raspa ile minare üzerindeki sıva kaldırılmıştır. Pencereler değiştirilmiş, içi de esaslı elden geçirilmiştir. Ser mahfilin Batı yönündeki kısmı kaldırılmış, antik kaidelere görülmeleri için kova yapılmıştır.

Cami Giriş Kapıları

1- Kuzey giriş kapısı: Mihrap karşısında olup en eski kitabeyi taşımaktadır. Kapı girişinin sağ ve solunda cami zemininden bir metre yüksekte bulunan ve son cemaat mahalli vazifesi gören bu kıs­ma, kadılar safı denir. Bugün müezzin mahfeli buradadır. Bu safın üzerinde ve caminin batı yönü boyunca uzanan kadınlar mahfeli olarak da kullanılan sermahfel vardır. Bu mekana üç ayrı yer­den tahta merdivenle çıkılır.

ulucami-kuzey

Ayrıca caminin doğu tarafında, yükselti teşkil eden ana mekandan kafesle ayrılmış 5 ahşap direkli ve kütüphaneye çift kanatlı bir kapı ile irtibatlı, kadınların namaz kıldıkları bölüm vardır. “Hanımların mescitleri evleridir” kabulünden hareketle olmalı, bu mekan 1969 yılına kadar, dere tepe, taş ve toprakla kaplı iken, Tarihi Eserleri Koruma Derneğince temizlik, tesviye ve blokajdan sonra tahta ile kaplatılmıştı. Kuzey giriş kapısı Alemşah Kümbet’ine bakar. Bu kapının üzerindeki kitabe, iki kabara rozet sonra gül bezekler ortasında.

Essultani
– Cedede hazihil imaretül mescid-ül müba­rek fi nevbeti el abd-ül zaif Mikâil
– Bin Abdullah ahsenallahü evakıbehu fi sene selase ve seb’in ve sitre mie (673/1474)
Türkçesi: Sultan adına bu kutsal imaret mescidi Allah’ın aciz kulu “Allah akıbetini hayır etsin” Abdullah oğlu Emineddin Mikail’in görevi sırasında 673/1474 yılında yenilenmiştir.

Emineddin Mikail, Anadolu Seçuklular’ından III. Gıyaseddin Keyhüsrev’in naibidir. Ünlü hoca Maliye Bakanı Sadeddin Ebu Bekr-i Erdebili’nin azadlısıdır. Üstün gayreti, sağlam isabetli düşüncesi, engin bilgisi ve atılganlığı ile köleliğin malla aynı tutulan seviyesinden, efendiliğin başköşesine yükseldi. Sağlam inancı, güçlü kalemi, engin bilgisi ile insanlar arasından seçilerek sıradan ve seçkin kimselerin gözdesi oldu. Hadis, fıkıh, hikmet ilimlerinde en yüksek payı ve en geniş hisseyi kazandı… Aziz ömründen hiçbir anını İnsani olgunlukları elde etmek ve dünyadakilerin hayır dualarını kazanmaktan başka bir işe harcamadı. (İbni Bibi-Selçukname. Kültür Bakanlığı s. 207)

2- Batı Giriş Kapısı (Çarşı Portalı): Çarşı meydanına açılan ve şadırvana bakan taş kemerli bir girişten, sağ tarafı eski müftülük binası ve musallanın bulunduğu boşluk, sol tarafı ise eski muslukların kaldırılması ile merhum Hacı Süleyman Görener tarafından yaptırılan gasilhane, tuvaletler, abdest alma yeri ve cami kapalı olduğu zaman kullanılan buraya irtibatlı küçük mescidin yer aldığı avluya girilir.

Karşıda üzeri siperli portal, mermer taç kapının ahşap sağ kanadında ve devamla sol kanadında:
Ve ennel mescidallahü- felatedu meallahüahad 1457/1841 M (Kur’an-ı Kerim cüz 29 -sure. 72. 18) (Muhakkak mescidler Allah içindir – Allah birdir kimseyi O’na ortak koşma.) yazılıdır. Ulucami’nin kuzey kapısı ile bu kapı benzerlikler arz etmektedir.

Güncel: Son yapılan restorasyondan sonra batı kapısının avlu ve girişi kaldırılıp, etrafı açık olarak kalmıştır. Tuvaletler ve abdest alma yerleri Alemşah kümbeti yanına yapılmıştır.

e-mikail3- Doğu Giriş Kapısı: Caminin doğu portalı da ahşap kasalı ve ahşap kapılıdır. Bu kapının en üstünde bir kitabe ve yanında Mikâil denilen kanatlı sitilize bir resim yer alır.

Kitabenin okunuşu: (1. tamir kitabesi)
1-Ümmire hazel-cami el mukaddem fi devlet-i effar-is sultan el ümem
2-El nıelik el adil sultan Murad min Al-i Osman muvaletin niam
3-Fağlebelıu Hızır bin Celal halled- Allahü bi latif-i itam
4-Fi amine es salis ve’l-erbain bad-ı sema- niye miefahtetim

Türkçesi: Hizmete giren bu cami, Müslümanların sultanı devletin iftiharı Nimetleri devam eden adaletli melik, âlî Osman’dan Sultan Murad’ın saltanatı esnasında; Allah lütfunu devam ettirsin; zamanın övüncü Celâl oğlu Hızır’ın üstün yardımı ile imar edildi. Allah camiyi afetlerden emin kılsın 843H/1439-40 M. de son buldu.

ulucami-dogu-minare-kitabe

Alttaki kitabenin okunuşu: (2. tamir kitabesi)
1- Eyle ya rab vakfı rahmetine sencedir. Ba hem imam hatip hem cemaati cümleten. Mükerri han olalar, galleti züpte dediler. …
2- Bezl-i sayederler cümle cedid idüp tecdidine Kimi malen kimi say’en lahavle illa bin nasr Vakıfıyiisemma evvelki Emineddin Mikail ide hamiyet ana Mevla şefii ola (…..)
3-Sıdk-ı safa ile (…) eyle dua oku tarihi, zikrııllah oldu dai tecdid-i camii kebir. Da camii kebir tecdid-i bihidayeti rabbül muin. Bina sa­hibi hayr-i bi malil hayri malil (…) ziirriyeteyn
4- (….) Emeltü tarihen lehli min Kıır’an- ı miibin (…) ni’me davul muttakıyn. Fi senetihi ısney ve tis’İne miete ve elf 1192/1778

4- Kadınlar Mahfeli Dış kapısı: Sırf hanımlara ait dış kapıdır. O da özel günlerde kandil ve bayramlarda cemaatin geliş ve dağılımlarında kadın erkek karışmasını önlemek için kullanılırdı. Bu kapının girişe göre solunda abdest almak için, suyu acı bir çeşme vardı. Çeşmenin suyu yukarılarda bir kuyudan gelmiş olmalı.

ulucami-kadin-mahfeli

Kadınlar mahfelinin doğu güney köşesini işgal eden ve kadınlar mahfeline derin bir sivri kemer altındaki iki kanadı bir kapı ile bağlı bulunan ve keza batı kısmı aynı şekilde kemerli, üzerleri kubbeli, doğuda kapısı, güneyde penceresi bulunan bir bölüm vardır. Buranın Emineddin Mikail, daha sonra Hızır Bey Kütüphanesi olduğu bilinmektedir. Hal böyle iken, Ahmed Tevhid Bey ve kendisini kaynak alanlar bu mekana, Sölpük Mescidi deseler de ismin menşei bilinmediği, zikredilmediği gibi restorasyonda mihrap izine de rastlanılmamıştır. Kemerlerin altındaki boşluklarda kütüphane dolap veya rafları olmalıdır. Nitekim şimdi batı kemer altında kütüphane dolabı vardır.

Musalla Kapısı (Mihrap duvarında): Minareye yakın bu kapı, eskiden musalla (meyyit) taşı caminin güneyinde ve bu kapı önünde cadde üzerinde olduğundan, cenaze namazı için kullanıldığı, mu­salla taşının, doğu kapısı girişindeki yere taşınması ile de özel günlerde: bayram namazlarında olduğu gibi; kullanıldığı büyüklerimizce ifade edilmiştir.

Musalla taşına cenaze getirildiğinde imamın namazdan sonra ön safı takiben bu kapıdan çıkıp cenaze namazını kıldırdığı, cemaatinde dışarı çıkanlar yanında içeride kalıp bu kapıdan gelen imam veya müezzin sesine uyup cenaze namazına iştirak ettiği bilinmektedir.

Minarenin Giriş Kapısı Üzerindeki Kitabe:
Külli şey’in halikun illa veçhe Lehiil hükmü ve ileyhi türceun
Heme mergüzarım pir’ü civan Bekini ne maned kes-i cavidan
Bena hazihil imaret-ül mübareke el emirül kebir Cemaleddin Ali bek
Etâlallahü ömrehu li ecl-i validehil mer- humul mağfur Cemaleddin
İsmail bin Akça bey tegammedehullah senettis’a ve isrine ve sitte mie 629/1431
Türkçe çevirisi
– (Onun zatından başka) Her şey yok olacaktır. Hüküm Onun’dur ve nihayet döndürülüp ona götürüleceksiniz.
1-(Farsça) Genç ve yaslı hepimiz mutlaka ölümü tadacağız. Dünyada kimse ebedi kalmayacaktır.
2- Bu mübarek imaret (yapılar manzumesi) büyük emir Cemaleddin Ali Bek tarafından yapıldı
3-Allah onun ömrünü uzatsın vefat eden babası merhum ul mağfur Akçabey oğlu Cemaleddin İsmail için, Allah her ikisini de yarlığasın 629/1431-32 senesinde yapıldı.

ulucami-minare-kitabe

Anlaşıldığı veçhile bu kitabe, imaret kitabesidir. Osman Ergin Bey, Türk şehirlerinde imaret sistemi isimli eserinde: “İmaret: medrese talebeleri ile fakirlere yemek pişirilip yedirilen yerlere verilen addır. Aşhane, aş evi gibi. Bu kelimenin zıddı Harap (mamur olmayan)

Türkler, cami medrese, hastane, aşhane, misafirhane, hankâlı hatta türbe hatta kale hatta minare binalarına kadar teker teker olduğu gibi hepsi bir arada olarak ta imaret adını vermektedirler. İmaret hem mamurluk ve hem de yemek yenilen yer anlamına gelir” demektedir. Ulucami’de minare girişindeki bu kitabenin yanındaki kubbeli mekanın, bu ima­retin mescidi olarak kabul edilmesi halinde, buraya Akçabey Mescidi demek yerine şayet sonraki kullanımlar göz önünde tutulacaksa Emineddin Mikâil Kütüphanesi veya Hızırbey Kütüphanesi demek gerekirdi. Bana Sölpük Mescidi ismi dayanıksız gelmektedir.

Bu kitabenin bulunduğu kapıdan içeri girildiğinde, minare önünde genişçe bir mekan ve kapı karşısında dama doğru çıkan bir taş merdiven görülür. Bu merdivenin minare yapımından evvel minare yerine kullanılması düşünülebileceği gi­bi, toprak damların bakımı için dama çıkmak için veya her ikisi için kullanılmış olması mümkündür.

Minare Kitabesi
Bu minarenin yapım kitabesi şöyledir: Bena hazihil minaretül şerife el mübareke Sahib-ül hayrat Hacı Habib bin Osman, fi evail Recep sene esna ve asere ve semani mieh Receb 814/1409

Bu mübarek minare-i şerife hayırlar sahibi Osman oğlu Hacı Habib tarafından bina edildi. Receb başlarında H. 814/1409 M. (Not: evail- birinci gün değil çoğul olup evvelini ifade eder)

Minarenin külahı 1972 yılı 19 Haziranda rüzgar sırasında meydana gelen anoforda, seren direği kırılıp minare giriş kapısı dışındaki merdivenlerin önüne düşmüştü. Bütün müracaata rağmen Vakıflar ilgisiz kalınca, yine Vakıflar İdaresinin oluru ile Sivrihisar Tarihi Eserleri Koruma Derneği olarak külâhı da diledikleri gibi yapmak isteyen, bazı şahıslara karşı adeta savaş vererek; aslına sadakatle yeniden yapıldı ve minareye parato­ner takıldı. Hasar gören alemi ve kırık di­reği tamirle Alemşah Kümbetinde kullanılmış ve buraya yenisini takılmıştır.

Fondaki gri kayalar önünde fark edilsin diye (1959) sıvanıp üzeri badana edilerek, şerefe altına kırmızı yeşil kuşaklar çekilerek ve minare kapısı üstüne (muhtemelen seren direği değişirse buradan istifade edilsin diye) konulmuş kahverengi mermere, yağlı boya ile ay yıldız çizilerek bilgisizce bu tarihi eser berbat edilmiştir. Bu faaliyetlere Orhan Keskin’in son anda müdahalesi ile Hoşkadem, Balaban, Kılıç Mescid Cami minareleri ve diğerlerinin aynı akıbete uğramaları önlenmiştir. Konya Anıtlar Kurulu Başkanı merhum Prof. Dr. Yılmaz Önge Bey, o tarihlerde Vakıflar Müşaviri olarak Sivrihisar’a her gelişinde minareyi raspa ettirip üzerindeki sıvaları temizleyip eski hüviyetine kavuşturamadığından üzüntülerini beyan etmiştir. 2015 yılı Mayıs ayında restorasyonu tamamlanan caminin minare sıvaları kazınıp eski haline kavuşturulmuştur.

ulucami-hizir-onarim-kitabeCaminin Mihrabı ve Minberi
Mihrab: Kuzeydeki taç kapı karşısında kıble duvarında iki pencere arasında çıkıntı teşkil eder. Kalıplama tekniğinde alçı süslemelidir. Sathi mukarnaslı alçıdan yapılmış mihrabın, Hızırbey tarafından yaptırılan 1439 – 1440 tarihli onarımda konulduğu anla­şılmaktadır. Mihrabı Prof. Dr. Gönül Öney’de aynı zamana tarihlemektedir.
Mihrabı çevreleyen en dıştaki birinci şe­ritte sülüs karakterde yazı, ikinci şeritte ise üzüm salkımları ve dallarından oluşan bitkisel motifler, üçüncü şeritte geçmeli beşgenlerden oluşan beş ve on kollu yıldız motifleri yer alır. Mihrap kavsarasını balık sıra motifli kademeli kaval silme çevreler. Mihrap nişi­nin iki yanında yer alan sutünceler balık sırtı motiflidir.

ulucami1Minber: Anadolu Selçuklularının en dikkate değer minberlerindendir. Camiye girince hemen göze çarpar. Ceviz ağacından yapılmıştır, ileri doğru fırlamış geometrik bölümler içinde Rumî ve palmetlerle in­ce işlenmiş dolgular ve ajurlu korkuluk ve şebekeleri ile Selçuklu ağaç işçiliğinin kıymetli eserlerindendir. Taht kısmında kare şebeke dolgusunda, Kayseri Keykubad’i çinilerinden ve Karahanlılara kadar uzanan Türk süslemelerinde her zaman devam eden sekizgenlerin birbirini kesmesinden meydana gelmiş örgü motifi karakteristiktir.
Kapı kanadında, Hasan Bin Mehmed olarak ustanın adı yazılıdır. Kapı kemerini çevreleyen kitabe kuşağında, Selçuklu sü­lüsü ile Ayet el Kürsi yazılıdır. Ebced hesabı ile “Hace-i ecel” karşılığı tarihi 643 (1445) olup üslup ve karakteri bu tarihe uygundur.

ulucmiMinberin kapı kanatları kapandığında, sivri kemer oluşturan bir şeritte taçlandığı görülür. Sivri kemer yaylan iki yanda kaval silme biçiminde bir sütunceye oturur. Bu minber belki de üzerine sürülen malzemeden olacak, Etnografya Müzesinde bulunan emsallerinde rastlanan ağaç kurdu tahribatına maruz kalmamıştır. Maalesef bilinçsizce minber üzerindeki malzemeler temizlenip, hayır işliyoruz diye mobilya cilası ile cilalanmıştır. Minberin taht kısmında kare şebekenin külaha uzantıları üzerinde, Kufi yazı ile Ayet-el Kürsi nakşedilmiştir.

Taht tacının kaidesinde, kıbleye döndüğümüzde sağ tarafında Bismillahirrahmanirrahim, önünde (Nasrun minallahi ve fethün karib ve beşşiril müminin). Sol tarafında (Ve ennel mescide lillahi felated-ü maallahi ehaden) ayeti kerimeleri sülüs yazı ile yazılıdır. (Okuyan Mehmed Dönmez) Ulu caminin minberinin çarşı açmak ga­yesi ile 1924 yılında yıktırılan Kılıç Mescid Camiinden getirildiği bilinmektedir. Kendi minberinin de Ankara Aslanhane Camii ne götürüldüğü söylene gelmiştir. Zikri geçen minberin ustası Ebu Bekir olup 1175 yılına tarihlendiğinden bu söylenti iddia olmaktan ileri geçmez.

Ulucami’de Hizmet Veren Bazı imam- Hatibler

– Süleyman Efendi. Ö. T. 1848 mezarı Tahtalı Evliya ile beraber Kurşunlu Mezarlığı’na nakledildi.
– Hacı Hilmi Efendi 1896 (İhsan Başol’un baba dedesi)
– Ulemai asitane’den
– Hacı Ali Hoca Ö. T. 1908 Kabri, Kurşun­lu Mh. Kumluyol Mezarlığında
– Sobacının Hafız Ömer Efendi
– Adapazarlı Mustafa Efendi
– Bahri Tok (aynı zamanda Elmalı Kuran Kursu fahri hocası idi.)
– Harun Karça
– Enver Akça
– Ömer Öztürk
– Osman Hatiboglu 1975-1984
– Çorumlu Ahmet Efendi
– Ahmet Hakses

Camide Vaaz Eden Zatlar:

Gecekli Ali Efendi, Müftü Rasih Efendi, Müftü Mehmet Emre, Müftü Orhan Ersoy ve diğer müftü ve vaizler.

Müezzinler: Mukayyitlerin Eşref Efendi, Hüsnü Horozoğlu, Süleyman Güvener (Tosur Hoca, Ali İhsan Paşa’nın babası), Medine’de medfun Ahmet Aksakal, Hafız Abdullah Şen ve diğerleri. (*4)

Sivrihisar ve Köylerinde Yunan Mezalimi adlı eserde 200 kitabının yakıldığı Müderris Hafız Osman Efendi şeklinde adı geçen, Merhum Hafız Osman DESTİCİ 7 yıl İstanbul Fatih külliyesinde eğitim alır, Sivrihisar’a gelir 1 ay kalır. Ve tekrar gider 7 yıl daha eğitim alır. İstanbul Fatih külliyesindeki 14 yıllık eğitim sonunda Sivrihisar Ulu camisine önce baş imam, hatip sonra MÜDERRİS olur. Mekanı Cennet olsun. -vefatı 1930- (*6)

***

Dipnot:* Sivrihisar’lı kadı leşker (kadıskar) Emir Celaleddin Ali Bey 1256 yılında Moğolların tahttan indirdiği II. İzzeddin Keykavus’un taraftarı olduğu gerekçesiyle Muineddin Pervane’nin tutuklatıp Moğollara teslim etmesi üzerine şehit edilmiştir. Emir Celaleddin Ali Bey’in hayatı hakkında başka bir bilgi bulunamamıştır. (*3)

Ulu Cami hakkında değerlendirme yazısı için tıklayın >

Kaynaklar:
1- Burası Sivrihisar S.E.Vakfı Yay. sh:120
2- T.S.E. Prof.Dr. Yüksel Sayan, Ege Üni. Yay. 2009
3- Eskişehir Valiliği – EskiYeni Kültür Dergisi, Temmuz 2010
4- Bütün Yönleriyle Sivrihisar – Orhan Keskin 2001-2017
5- Semerkand Video
6- Derleyen/Editör: Murat Sevimbay

Restorasyondan sonraki fotoğraflar

ulucami-arkasi

ulucami-new

2015 ULU CAMİ VİDEO

[ot-video type=”youtube” url=”https://www.youtube.com/watch?v=Avn2r0ZjCgI”]

Kategoriler
Tarihi Eserler ve Turizm

Sivrihisar’a Gitmek için 25 Neden

sivrihisara-gitmek-icin-25-neden

Yolunuz Bir Gün Mutlaka Sivrihisar’a Düşsün

Rüzgar gibi zamanın da yabancısı olduğu mekanlar vardır. Yılların, yüzyılların ılık bir aydınlık gibi ışıttığı mekanlarda ise hareketin ve sükunun, huzurlu bir sessizliğin sinip kaldığına tanık olursunuz. Bilgeler yurdu Sivrihisar’da da kafanızı çevirdiğiniz her yerde hafızanın, hatıranın ve yaşanmışlıkların eteklerine tutunan hüzünlü hikayelerle baş başa bulursunuz kendinizi. Eskişehir-Ankara yolunun hemen kenarında, dünyanın bütün gürültülerinden koparak huzurlu bir mola vermek isterseniz, Sivrihisar tam size göre.

Sivrihisar, tarihi yolların kesişme noktasında Friglerden, Romalılardan, Selçuklulardan, Osmanlılardan devraldığı birçok miras ile ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Bir uçbeyliği olan Sivrihisar, özellikle Türk-İslam dönemi eserlerle sizi geçmişe sürükleyecektir. Ünlü Kral Yolu’nun geçtiği ve Kibele Tapınağı’nın bulunduğu Pessinus, üç kıtadan kuşların konakladığı Balıkdamı Kuş Cenneti ve onlarca camii, mescit, çeşme, hamam, eski mahallelerde size zamanın donup kaldığı hissini verecektir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Bursa için söylediğini siz Sivrihisar için söyleyeceksiniz: “Takvimle, saatle ilgisi olmayan ikinci bir zaman daha var.”   Murat KÜÇÜK

SİVRİHİSAR TURİSTİK YERLER

hizbme1- HIZIR BEY MESCİDİ

15. yüzyıla ait yapı, Kubbeli Mahallesi Hızırbey Sokak’tadır. Kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. 1963 yılına kadar Belediyenin gaz deposu olarak kullanılan mescid, yapılan aslına uygun onarımlar sonucu orjinal formuna yakın bir görünüme sahip olmuştur. Bugün ibadete açıktır.  DEVAMI >

ayr

minare

2- KILIÇ MİNARESİ: Mescitsiz Minare, Sivrihisar kılıçla fethedildiğinden ve kılıca dayanılarak hutbe okunan ilk mescit olmasından dolayı bu adı aldığı söylenir. Bir başka rivayete göre Oğuz boylarının Kılıç aşiretinden adını alır. Tümüyle ahşaptan yapılan yapının mescidi yıkılmış ve günümüze yalnızca minare kalabilmiştir. Mescitsiz Minare Selçuklu sanatının güzel bir örneği.

ayr

.hudaicami3- AZİZ MAHMUD HÜDAİ CAMİİ: 1591 tarihinde Azîz Mahmûd Hüdâi tarafından yaptırılan ve ismiyle anılan camiye, 1893’te yeniden yapılmasından dolayı, Azîz Mahmûd Hüdâi Camii yerine Yeni Camii denilmiştir. Ortası büyük, çevresi yarım kubbeler şeklinde, ahşap tarzda yapılmıştır. Minaresi 1894 yılında yapılmıştır. Şerefe altında iki kuşak bulunmaktadır. Yapım sırasında birinci kuşaktaki yüksekliğin yeterli görülmediği ve kuşağın yükseltildiği anlaşılmaktadır. Celvetiyye tarikatının kurucusu Azîz Mahmûd Hüdai, hem bir şeyh hem de bir şairdir. Dönemin büyük sufisi 1543-1623 arasında yaşamıştır.

ayr

akumbet4- ALEMŞAH KÜMBETİ (NAMAZGAH): Eskiden şehir dışında, kırda ve set üzerinde, mihrap konulmak suretiyle, namaz kılınmak için yapılan yere namazgâh denilirdi. Namazgah, namaz dışında bir başka işlev daha üstlenirdi; bayramlarda, yağmur dualarında, hacıları gönderirken, asker uğurlarken halk burada toplanırdı. Sivrihisar’da halk, namazgâhı “Bayram Musalla” diye adlandırıyor. Namazgâhın mihrabı, 7 basamaklı minberi ve orta yerinde müezzinliği bulunuyor. Etrafı taş duvarla çevrili olan namazgâhtaki kitabeden, yapının 1799 yılında tamir edildiği anlaşılıyor.

ayr

balcami

 5- BALABAN CAMİİ: Sofya Fatihi Balaban Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dört ahşap direkli ve ahşap örtülü caminin minaresi güzel tuğla işçiliği ile ilgi görür. Cami önündeki çeşmenin de Balaban Paşa tarafından yaptırıldığı kabul ediliyor.

ayr

hkademcami6- HOŞKADEM CAMİİ: 15. yüzyıla tarihlenen bu camii Hacı Hoşkadem tarafından yaptırılmıştır. Karacalar Mahallesi Hoşkadem Sokak 385 ada, 1 nolu parsel de Va­kıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlıdır.

DEVAMI >

ayr

.yhkumbet7- YUNUS HOCA KÜMBETİ: 1274 yılında yapılmıştır. Ravzat-ül Ahbar adlı eserde, Selçuklu Bahriye Nazırı Sadreddin Hoca Yunus’un, Cimri ve Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından öldürülmesi üzerine yapıldığı yazılıdır. 6 metre çaplı kubbesi bulunan kümbetin kapı mermer sövelerinde çarkıfelekler, yaprak ve bitki motifleri ile geometrik bezemeli iki şerit arasında bir geyiği kovalayan aslan figürü görülür.

ayr

.namazgah-28- NAMAZGAH: Eskiden şehir dışında, kırda ve set üzerinde mihrap konulmak suretiyle namaz kılınmak için yapılan yere namazgâh deniliyor. Namaz dışında bir başka işlev daha üstleniyor; bayramlarda, yağmur dualarında, hacıları gönderirken, asker uğurlarken halk burada toplanıyor. Sivrihisar’da halk namazgâhı “Bayram Musalla” diye adlandırıyor. Namazgâhın mihrabı, 7 basamaklı minberi ve namazgâhın orta yerinde müezzinliği bulunuyor. Etrafı taş duvarla çevrili olan namazgâhtaki kitabeden 1799 yılında tamir edildiği anlaşılıyor.

ayr

.ulucami19- ULUCAMİ: Selçuklu döneminden günümüze ulaşan, ahşap direkli camilerin nadir örneklerinden biridir. Şehrin merkezinde, kapladığı alan ve diğer özellikleri ile ulu kelimesi bu eserde tam anlamını bulur.

Geniş açıklama ve fotoğraflar için tıklayın >

ayr

akdomes10- AKDOĞAN MESCİDİ: Selçuk Bey tarafından 15. yüzyılda yaptırılan Akdoğan Mescidi’nin en özgün yanı, tavan örtüsünün 2/3’ünün “tüteklikli örtü” denilen teknikle yapılmasıdır.

ayr

ihsan-erdemligil-konak
İHSAN ERDEMLİGİL KONAĞI

11- İHSAN ERDEMGİL KONAĞI: Atatürk, 7 Mart 1922’de Sivrihisar’a gelir. Kurtuluş Savaşı’nın o zor günlerinde üç gün süreyle İhsan Erdemgil’in konağında kalır. Gündüz cephedeki birlikleri denetleyen Atatürk, geceleri ise İhsan Erdemgil’in konağını karargâh olarak kullanır. 

* * *

ZAİMAĞA KONAĞI: Atatürk`ün Kurtuluş Savaşı sırasında bir süre ikamet ettiği ve Bakanlar Kurulunun, Ankara dışında, ilk kez toplantı yaptığı konağı mutlaka görmelisiniz.

Zaim Ağa Konağı detaylar için tıklayın >

ayr

kurcami12- KURŞUNLU CAMİİ: İlçe merkezindeki cami Şeyh Baba Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Kitabesine göre inşa tarihi 1492’dir. Bina, plan olarak tek kubbelidir. Üç kubbeli bir son cemaat yeri ve sağında caminin zarif bir minaresi ve önünde çeşmesi vardır. Son cemaat cephesi ve minare kesme taştan, diğer kısımları kesme taş üç sıra tuğladan inşa edilmiştir. Son cemaat yeri ince iki yan duvarı uzantısıyla ve kare şeklinde iki yığma ayaktan meydana gelmiş ve üç kubbelidir. Caminin en çarpıcı özelliklerinden biri duvarlarıdır. Duvar kalınlıkları son cemaat duvarında 1.32 m diğer duvarlarda 1.48 m olarak ölçülmüştür. Bu cami 1343’te Hacı Osman oğlu Hoca İbrahim’in yaptırmış olduğu mescidin yıkılıp genişletilen yerine yaptırılmıştır. Caminin yanındaki türbede Şeyh Baba Yusuf’un babası Halil Hoca ve oğlu Veli Hamdi Baba’nın kabri bulunmaktadır.

ayr

pessinus13- PESSİNUS BALLIHİSAR: Ankara-Eskişehir kara yolu üzerinde Sivrihisar’ın 13 km. güneyindeki Ballıhisar’da bulunuyor. Eski Kral Yolu üzerinde olan antik şehrin üzerinde bugün Ballıhisar Köyü kurulmuştur. Friglerce ‘Kybele’ diye adlandırılan ana tanrıçanın bulunduğu en önemli tapınma yerlerinden biri olarak biliniyor. Büyük olasılıkla bir meteor olan siyah taşın gökten inen tanrıça idolünün bulunduğu yerdi. Romalılar, Kartaca’ya karşı yapılan savaşı kazanabilmek için bu taşı MÖ 204 yılında Roma’ya götürürler ve bunu Magna Mater (Ulu Ana) diye adlandırırlar. Pessinus, ana tanrıça için yapılmakta olan törenlere sahne olur ve o dönemlerde kendini ana tanrıçaya adayanların merkezi konumuna gelir.

Pessinus’tan geçen Kral Yolu güvenilir ve kestirme olduğundan Roma ve Bizans çağlarında da kullanılır. Antik kentin yakınlarında yol kalıntıları günümüzde de görülebilir. Roma çağında Pessinus’a giden yollarda mil taşları kullanılır.
Hellenistik çağda şehirdeki tapınak onarılır, meclis binası, stoa, kanal, tiyatro ve yollar yapılır. 1967 yılında Belçika Gent Üniversitesi tarafından aralıklarla 2008 yılına kadar kazı çalışmaları yapılmıştır. 2009 yılından itibaren kazılar, Avustralya Melbourne Üniversitesi tarafından devam etmektedir. Kazılar sonucunda çıkan eserler Eskişehir Arkeoloji Müzesi’nde ve Pessinus’ta kurulan açık hava müzesinde sergilenmektedir.

ayr

doasmes14- DOĞAN ASLAN MESCİDİ:II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in bayraktarı Doğan Aslan Bey tarafından 1247’de yaptırılmıştır. Sekiz dilimli kubbesi ve son cemaat yeri ile bölgedeki yapılardan farklı mimariye sahiptir.

ayr

sivev15- SİVRİHİSAR EVLERİ: Sivrihisar’da zamanın ağırlığını taşıyan, dar yollar arasında birçok eski ev güzel mimarisiyle sizleri büyüleyecek.

Detaylar için tıklayın >

ayr

dogspor16- DOĞA SPORLARI: Sivrihisar’da tracking, hiking, kampçılık, kuş gözlemciliği, kaya tırmanışı için uygun birçok rota bulunuyor.

ayr

hazmesc17- HAZİNEDAR MESCİDİ: İlçenin en önemli tarihi eserlerinden biride, Anadolu’nun Kabe Minyatürlü İlk Mescidi olan Hazinedar Mescidi ilçe merkezindedir. Anadolu Selçuklularından Hazinedar (Maliye Nazırı) olan Necibiddin Mustafa’nın kendi adına 15. yüzyılda yaptırdığı mescidin içerisi minyatürlerle bezelidir.

ayr

kilise118- ERMENİ KİLİSESİ

Yapının Tarihçesi ve Mimari Özellikleri ile ilgili yazı ve fotoğraflar için tıklayınız.

ayr

saatkule19- SAAT KULESİ: Saat Kulesi 1899 yılında dönemin kaymakamı Mahmut Bey tarafından yaptırılmıştır. İlçenin her tarafından rahatça görülebilmesi için yüksek bir kaya kütlesi üzerine inşa edilmiştir. 

Detaylar için tıklayın >

ayr

karamez20- KARAKAYA MEZARI: Köy mezarlığının hemen yanı başında, toprak altındaki volkanik kaya kütlesine oyulmuş olan oda mezar, tipik Frig kaya mezarlarının en güzel örneklerinden biridir. Beşik çatılı, üçgen alınlıklı, arka arkaya yerleştirilen iki odadan oluşur. Arka odada ana kayadan yontulmuş, üzerine ölen kişinin yatırıldığı bir kline vardır. Köyü kuzeyden ve batıdan çevreleyen kaya kütlelerinin yüksek kesimlerinde iki mezar daha bulunmaktadır.

ayr

tekoren21- TEKÖREN KÖYÜ: Köyün hemen kuzeydoğusunda Tunç ve Demir Çağı malzemesine sahip geniş bir ören yeri; kayalara oyulmuş basamaklı sunak, oda mezarı ve üzüm ezme havuzundan oluşan Frig dönemine ait bir açık hava kutsal alanı vardır.

ayr

gelinkiz22- KARACAKAYA GELİN KIZ FRİG KAYA MEZARI: Yüksek ve kayalık Çal Tepesi’nin Karacakaya Köyü’ne bakan kuzey yüzünde, zirveye yakın bir kesimde sert mermer kayaya oyulmuştur. Beşik çatılı, üçgen alınlıklı, tek odalı bir mezardır. Mezar odasının içinde duvar yüzeyine işlenen figüratif kabartmaları ile son derece dikkat çekicidir. Kabartma alanında mezar girişine doğru ilerleyen ata yan oturmuş bir figür ile arkasında yaya olarak onu takip eden mızraklı bir figür vardır.

ayr

hamkarc23- HAMAMKARAHİSAR CAMİİ: Hamamkarahisar Köyü’nde Emir Seyfettin Kızıl tarafından 1259’da yaptırılır. Emir Seyfettin Kızıl’ın Türkmen Bayındır Boyu Beyi olduğu, İzzeddin Keykavus’un danıştığı üç büyük emirden biri olduğu belirtilir. Hamamkarahisar Camii, ana mekan ve son cemaat yeri olarak bölümlerin biçimlenmesi ve bütünleşmesi açısından Osmanlı mimarisine geçiş aşamasında, kimliğini günümüze taşıyabilen özgün bir örnektir.

ayr

zeykoy24- ZEY KÖYÜ: Sivrihisar Dağları’nın kuzey eteklerinde, kayalık bir yamaçta kurulmuştur. Köyün 1 km kadar güneyinde dar bir vadiyi iki yönden sınırlandıran kaya kütlelerinin yüksek kesimlerinde on iki adet oda mezar, iki adet basamaklı sunak ve üzüm ezme havuzu bulunur. Frig kaya sanatının özgün örneklerini oluşturan bu anıtlar ve bu alanın 1 km güneyindeki Zey Kalesi Frig yerleşmesine aittir.

ayr

balkaya25- BÖĞÜRTLEN BALKAYASI FRİG KAYA ANITI: Böğürtlen Köyü’nün güneyinde, Balkayası olarak da adlandırılan yüksek kaya kütlesinin dik yüzüne oyulmuştur. Beşik çatılı, üçgen alınlıklı bir yapının ön cephesini simgeler. Ortada kapıyı simgeleyen dikdörtgen sığ bir niş vardır. Bilinen aynı tip Frig anıtlarından farklı olarak alınlık ve cephedeki geometrik bezemeler, koyu kırmızı renk boya ile yapılmıştır.

Eskişehir Valiliği, EskiYeni dergisi

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Şefik Sakarya Evi

sefik-sakarya-ev-planZaimoğlu Konağı ile aynı sokakta yer alan bu ev iki katlı ve büyükçe bir konuttur. Kuzey cephesi sokağa bakan yapı, yüksek duvarlarla çevrili, geniş bir bahçe içerisindedir. Evin üst katı dört yönde dışa çıkmalar yapmaktadır.

Şefik Sakarya Evi, vaziyet plânı (Yenice Mahallesi Uzun Sokak No: 7)

sefik-sakarya-ev-bahceEv; kuzey, doğu ve batı yönlerde giriş kat dış duvarları boyunca çamur harçlı moloz taş örgüsüyle; üst katlar ise ahşap arası tuğla dolgulu karkas olarak inşa edilmiştir. Ayrıca iç bölme duvarlarında, ahşap çatkı aralarında tuğlanın yerine kerpicin de kullanıldığı tespit edilebilmektedir. Üstü kırma çatılı ve oluklu kiremitle örtülüdür. Ancak oluklu kiremitlerin bir kısmı düşmüş ve onların yerine Marsilya tipi makine kiremitleri konulmuştur.

Altta küçük bir bodruma sahip olan evin hayatında tandırevi, hela ve kuyu elemanlan bulunmaktadır. Giriş katı depo, kiler ve kışlık oda mekânlarına ayrılmıştır. Üst katı ise tamamıyla ikâmet amaçlı olarak düzenlenmiştir.

sefik-sakarya-ev-giris-cepheEve, Uzun sokaktan iki basamaklı merdiven çıkılarak, çift kanatlı ahşap bir kapı ile girilmektedir. Ortada bir sofa ve onun iki yüzüne yerleştirilen mekânlardan oluşan bu kat, iç sofalı bir plân göstermektedir. Özgününde, sofanın bir bölümünün zemini tuğla (günümüzde beton kaplı), geri kalanı (güney tarafı) tahta döşemelidir. Karşılıklı iki odanın yer aldığı güney yönde, kovası ahşap kapaklı bir merdivenle bodruma inilmektedir. Depo olarak kullanılan bodrum, bir orta hacim ile onun iki yanındaki birer mekândan ibarettir.

sefik-sakarya-ev-bas-oda-sedirSofanın güneye bakan pencerelerinin önünde duvar boyunca bir sedir uzanır. Bu yöndeki karşılıklı mekânların kışlık odalar olduklan anlaşılmaktadır. Girişin hemen sağında ve solundakiler ise harçevi (kiler) olarak değerlendirilmiştir. Odalarla kilerler arasındaki alanlar, özgününde eyvan biçiminde bırakılmışken, doğu yüzdeki eyvan sonradan odaya dönüştürülmüştür.

Merdivenin bitişiğinde yer alan batı yüzdeki diğer eyvan kemerlidir. Ancak bunun da dış duvarı değişikliğe uğramıştır.

sefik-sakarya-ev-giris-kapiEv sahipleri, burada (eskiden) ortada bir kapı ile onun iki yanında birer pencerenin bulunduğunu, kapı ile avluya çıkıldığını, ancak son yıllarda eski duvarın tamamen yıkılarak kendileri tarafından yeniden yapıldığını ifade etmektedirler. Bugün söz konusu duvarda pencere açıklığı yoktur. Yalnız içeri açılan demir bir kapı ile hayata geçilmektedir.

sefik-sakarya-ev-oda-kapilarGiriş katındaki kışlık oda mekânlarının zemini tahta döşemelidir. Kilerlerin zemini ise aslında tuğla döşemeli iken birisi sonradan betonla kaplanmıştır. Kapılarındaki özenli ahşap işçiliği ile dikkati çeken kışlık odaların içinde sedir, dolap, yüklük ve gusülhane elemanları mevcuttur.

Evin üst katına, içten çift kollu ahşap bir merdivenle çıkılmaktadır. İç sofalı bir plâna sahip bu katta, kuzey-güney istikâmetinde uzanan sofanın iki yüzüne, altta olduğu gibi köşelere gelecek şekilde odalar yerleştirilmiştir. Bunların aralarında da birer eyvan bulunmaktadır. Batıdaki eyvandan ayrıca dikdörtgen plânlı bir mekâna geçilmekte ve onun arkasında da helâ ile (günümüzde mutfak olarak kullanılan) hamam bölümleri yer almaktadır.

kapı-alınlığı

Çok sayıda pencereden ışık alan evin üst kati giriş katıyla kıyaslandığında daha geniş, aydınlık ve ferah bir mekân etkisini hissettirmektedir. Sofanın pencere önlerine ve doğudaki eyvanın önüne kolçaklı birer ahşap sedir konulmuştur. Zemini tahta döşemeli olan ve ızgaralı açıklığı bulunan sofanın tavam özgününde kaplamasız olup, sonradan kontraplakla kaplanmıştır.

sefik-sakarya-ev-bas-oda-yuklukTek kanadı, süslemek ahşap kapılarla girilen odaların hepsinde sedirler bulunmaktadır. Çiçeklikli yüklüklere ve işlemeli ahşap dolaplara sahip odalardan üçünün çıtalı tavanı süslemelidir. Güneydeki odanın yüklüğünün bir bölümü gusülhane olarak değerlendirilmiştir. Diğerlerinden daha gösterişli olduğu gözlenen bu mekânın evin baş odası olduğu anlaşılmaktadır.

Evin içinde ocak yoktur. Kışın ısınma bu yapıda da daima soba ve mangalla gerçekleştirilmiştir.

Süslemesi
sefik-sakarya-ev-ustkat-oda-kapiDıştan yalın görünüşlü yapının giriş kapısının geçmelerle oluşturulan kare aynalıkları oyma-kabartma tekniğinde soyut çiçek motifleri ile bezenmiştir. Üst kat çıkmaları ve çok sayıda pencere açıklığı ile hareket kazanan cephelerde, ahşap çatkılar açıkta bırakılarak, bunların arasını dolduran tuğlalar değişik yönlerde istif edilmek suretiyle bir çeşit dekorasyon oluşturulmuştur.

Yapının içine girildiğinde dıştaki sadeliğe göre daha yoğun bir süsleme programı ile karşılaşılmaktadır. Evin alt kat mekânlarında kışlık olarak kullanılan odaların kapıları özenli ahşap işlemeler gösterir. Özellikle batıdaki odanın kapısı üstünde, kırmızı kadife kumaşlı bir zemin üzerine pano şeklinde yerleştirilmiş olan ahşap süsleme elemanı dikkat çekicidir. Sofa ve odalardaki ahşap dolaplar, çiçeklikler ve yüklük kapakları da iyi derece ahşap işçiliği sergilemektedir.

sefik-sakarya-ev-bas-oda-tavanEvin üst katı daha zengin süslemelere sahiptir. Oda kapılarının her biri aynalıklarına yerleştirilen oyma-kabartma şeklinde geometrik ve sojaıt çiçek motifleriyle süslenmiştir. Bunlar birbirlerinden farklı görünüştedir. Yalnız hemen hepsinin de orta aynalığında, geçme çıtalarla oluşturulmuş stilize bir çarkıfelek motifi ortak bezeme elemanı olarak görülmektedir. Sofanın batı güzündeki odalarda süslemek dolaplar mevcuttur; ancak yüklük yoktur. Doğu taraftaki odaların dolap, yüklük, çiçeklik ve tavanları da oldukça süslemelidir. Özellikle sofanın doğu yüzündeki odaların çıtak tavanları bezeme kompozisyonlarıyla dikkat çekicidir.

sefik-sakarya-ev-bas-oda-tavan2Baş odanın tavanında, ortada kırmızı zemin üzerine, rokoko tarzında altın yaldızla boyanmış soyut bitkisel dallarla doldurulan kare şeklinde birer göbeğin etrafında, mavi zemin üzerine, yine altı yaldızla (varak) boyanmış “S” kıvrımları mekâna renkli ve coşkulu bir etki kazandırmaktadır. Bunun bitişiğindeki diğer odanın tavanı işçilik bakımından baş odanın tavanına benzemekle birlikte, yalnızca göbek kısmında boya kullanılmış olduğundan daha sade ve duru bir görünüş sergilemektedir. Baş oda yüklüğünün üst kısmındaki kemerli panolar içine, kırmızı boyalı zemin üzerine çakma yöntemiyle yerleştiren rokoko üslûbunda ahşap oyma soyut dallar da güzel ve hareketli bezemelerdir. İşçilik bakımından daha sade bir düzenlemeye sahip olan kuzeybatı köşedeki odanın tavanındaki çıtalar da çeşitli renklerde boyanmıştır.

Tarihlendirme
sefik-sakarya-ev-bas-oda-tavan3Evin inşa tarihini gösteren herhangi bir kayıt ya da kitabe yoktur. Yapının bugünkü sahibi Mustafa Sakarya, evin dedesi Şefik Sakarya tarafından R.1329 (M. 1910) yılında inşa edildiğini söylenmektedir’^. Bu iddianın aksini ortaya koyacak başka dayanak bulunmadığı gibi, yapının malzemesi, mimari ve süsleme özellikleri de bu bilgiyi destekler niteliktedir. Dolayısıyla, evin 1910’da yaptırılmış olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Zeyneller Evi

zeyneller-ev-planEğimli bir arsa üzerinde iki katlı olarak inşa edilen evin ön cephesi (güneybatı) sokağa, arka cephesi yüksek duvarlarla çevrili avluya bakmaktadır. Batı tarafında tek mekândan ibaret bodrumuyla, sokak cephesi dıştan 2,5 katlı bir görünüş kazanmıştır. Günümüzde kullanılmayan yapı boş olarak kaderine terkedilmiş durumdadır (2009 yılında yapının cepheleride kısmen onarım yapıldığı görülmüştür).

Zeyneller Evi vaziyet plânı (Yenice Mahallesi Üç Pınar Cadddesi No: 50)

Her iki katında da iç sofalı bir plâna sahip evin giriş katı ahır, samanlık, tandırevi, kışlık oda ve harçevi bölümlerine ayrılmıştır. Üst katı ise ikâmet amaçlı olarak düzenlenmiş mekânlardan oluşmaktadır.

Subasmanına kadar çamur harçlı moloz taş örgüsüyle; üst kısımlar ahşap çatkı arası kerpiç ve tuğla dolgulu karkas şeklinde inşa edilen yapının giriş katı dıştan çamurla sıvanıp, dış yüzeyi kireçle badana edilmiştir. Buna karşılık, güney ve doğu cephelerinin üst kat bölümlerinde, yalnızca ahşap çatkıların dış yüzeyi kireç harcıyla sıvanmış; araları aynı harçla doldurulan tuğlalar kendi renginde bırakılmıştır. Bu şekilde cephelerde iki renkli bir görüntü elde etmenin yanında, tuğlalann değişik yönlerde dizilişleriyle çeşitli dekorasyonlar da oluşturulmuştur. Diğer cephelerin tamamen çamurla sıvanıp kireçle badana edildiği görülmektedir.

zeyneller-ev-tavanEvin giriş katına sokaktan üç basamaklı taş merdiven çıkılarak çift kanatlı ahşap kapıyla girilmektedir. Ortasında dikdörtgen, geniş bir sofanın ikiye ayırdığı bu katın doğu kanadında ahır, samanlık, üst kat merdiveni ve harçevi sıralanmaktadır. Katlar arası bağlantıyı sağlayan merdivenin altı ayrıca ambar olarak değerlendirilmiştir. Plânın batı kanadında ise tandırevi ve kışlık oda mekânları bulunmaktadır. Sofanın hayata ve bahçeye açılan duvarı günümüzde tamamen yıkık durumdadır. İçerisinde büyük ocağı ve bir tarafında tahta ambarı bulunan tandırevi sofanın kuzey köşesindedir. Bunun bitişiğinde yer alan odamn kışlık olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Yamuk plânlı bir iç mekâna sahip odanın tahta döşemeli zemini sofanınkinden biraz yüksek tutulmuştur. İki taraftan basamaklı ahşap merdivenlerle çıkılan sahanlıktan açılan bir kapıyla girilen bu mekân sokağa bakan iki pencere ile aydınlatılmıştır. Pencerelerin önünde duvar botaınca sedir uzanmaktadır. Çıtalı tavanında ve dolap kapaklarında sade dekoratif unsurlar mevcuttur. Odamn tam karşısına gelen ahır ve samanlık mekânlarının kayda değer bir özelliği yoktur. Merdiven basamaklarıyla inilen bodrumdaki tek mekânın da kışlık oda olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. İki tarafında sediri bulunan bu oda, sokak istikâmetinden açılan çok küçük bir pencereden ışık almaktadır.

zeyneller-ev-odaÇift kollu ve sabanlıklı ahşap merdivenle evin üst kat sofasına çıkıl­maktadır. “L” şeklinde bir plân gösteren bu sofanın sokak yönünde, karşılıklı birer oda yer alır. Batı yüzdeki odanın kuzeyinde küçük ölçülerde başka bir mekan; doğu taraftaki odanın doğusunda da helâ elemanı bulunmaktadır. Hem avlu, hem de sokak cephesindeki pencerelerden bol ışık alan üst kat sofası yeterince aydınlıktır. Günü­müzde pencere çerçevelerinin bir kısmı sökülüp alınmış; mevcut olanlar da bakımsızlıktan tahrip olmuş ve camları kırılmıştır.

Sofanın tahta kaplamalı zemininin ortalarında diğer bazı konudarda olduğu gibi ızgaralı delik bulunmaktadır. Çıtalı tavanının ortasında yer alan göbek kompozisyonu da dikkat çekicidir. Bundan başka, odalarla bağlantılı birer servis dolabı ile, sokak tarafındaki pencerelerinin önünde duvar boyunca uzanan ahşap sedir; mekânın göze çarpan elemanlandır.

Sokağa bakan ve dış cephede çıkma yapan odaların girişleri köşeye alınmış ve pahlanmıştır. Kapıları orta derecede ahşap işçiliği gösteren bu mekânlann çiçeklikli yüklükleri ve ahşap işlemeli dolapları mevcuttur. Yüklüklerin bir tarafı gusülhane olarak düzenlenmiştir. Dolap kapakları ve çiçekliklerinin bazı bölümleri sökülüp tahrip edilmiştir. Her iki odanın ahşap çıtalı tavanının ortasında birer göbek ve köşeliklerinde süslemeler bulunmaktadır. Yalmz batıdaki odanın tavanı çökmüş ve tahrip olmuştur. Odalarda altları sandıklı sedirler de bulunmaktadır. Fakat kuzeye düşen üçüncü oda daha küçük ölçüde olup içinde sedir, dolap ve yüklük elamanları yoktur.

Odaların duvarlarında soba delikleri olmasına rağmen, tandırevi mekânından başka ocağa rastlanmamakta ve kışın ısınmanın bu evde de daima soba ve mangalla sağlandığı anlaşılmaktadır.

Süslemesi
zeyneller-ev-sofa-tavanYapının dış süslemesini cephelerde ahşap çatkıların arasını dolduran tuğlaların değişik yönlerde istiflenmesi ile oluşturulan stilize motifler meydana getirmektedir. Sivrihisar evlerinde sık karşılaşılan bu dekorasyon anlayışı, cepheye zengin ve hareketli bir görünüş kazandırmıştır. Ahşap, çift kanatlı cümle kapısının kayda değer bir bezemesi yoktur.

Evin içinde sade ve ağır başlı bir süsleme anlayışı hakimdir. Burada süsleme; tavanlar, dolap-yüklük kapakları ve çiçeklik gözlerinde yoğunlaşmaktadır. Oda kapılarında basit geometrik bezemeler görülmektedir. Giriş katındaki tek odanın çıtalı tavanı ve ahşap dolap kapakla­rında da yalın süslemeler mevcuttur. Üst kat sofasında ise çıtalı tavanın ortasındaki göbek ince ahşap işçiliği sergilemektedir. Dairevi formdaki bu göbek kompozisyonu, ortada şua motifleri, onun dört tarafında daire içine alınmış, merkezinde birer gülbezek bulunan müh­rü Süleyman (altı köşeli yıldız) ile onların iki yanında yer alan yine daire içindeki gülbezekler ve yapraklarla (hançer motifi) bezenmiştir. Tavanın köşelerinde de çıtalar ile oluşturulan şua motifli süslemeler mevcuttur.

zeyneller-ev-dolapOdaların ahşap dolap, yüklük ve çiçeklik elemanları ile çıtalı tavanları da süslemelidir.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, batıdaki odanın tavanı çökmüş, dolap ve çiçekliklerindeki süslemeler de önemli ölçüde tahrip olmuş durumdadır.

Aynı şekilde doğudaki odanın dolap-yüklük kapaklannın bir bölümü ile çiçekliklerindeki süslemeler de sökülüp tahrip edilmiştir.

Tarihlendirme
Kesin tarihini veren bir kayıt veya kitabe bulunmamakla beraber, mimari ve süsleme özelliklerinden evin 19. yüzyılın sonlarında veya 20. yüzyılın başlarında inşa edilmiş olduğu söylenebilir. Konutun ahşap işlerinin Hafız Ahmet Elmas’ın eseri olduğunun bilinmesi de bu fikri desteklemektedir.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Dalimanlar Evi

dalimanlar-ev-planDalimanlar Evi vaziyet planı (Cumhuriyet Mahallesi Sinan Paşa Sokak No: 16)

İki katlı evin zemin kat dış duvarları su başmanına kadar çamur harçlı moloz taş örgüsü, üst kısımlar güney ve doğu cephelerde ahşap çatkı arası tuğla, iç ve diğer duvarlar ise ahşap çatkı arası kerpiç dolgulu karkas olarak inşa edilmiştir. Yapının alt katının sokak cephesi sıvanmış ve üzeri kireçle badana edilmiştir. Evin bu yönde üst katı sokağa çıkmalıdır. Dıştan bakıldığında konutun pencere açıklıklarıyla hayata ve sokağa doğru yöneldiği görülmektedir. Bir başka deyişle, dış cephelerde pencereler yalnızca hayat ve sokak yönünde açılmıştır. Buna karşılık, kuzey ve batı cepheler dışa sağır tutulmuştur. Üstü kırma çatılı ve oluklu kiremitle örtülüdür.

dalimanlar-evi-kapilarEve giriş hayata açılan çift kanatlı ahşap bir cümle kapıyla sağlanmıştır. Bu kısım sokak yönünden yüksek bir duvarla ayrılmaktadır. Hayattan ikinci bir kapıyla girilen alt kat, özgününde ortada bir sofa ile, bunun doğu ve batı ucunda yer alan iki odadan ibarettir. Halen kullanımda olan bu kat, günün ihtiyaçlarına göre kimi değişikliklere uğramıştır. Nitekim sofanın kuzey tarafında bulunan küçük oda ve mutfağın sonradan bölünerek oluşturulduğu anlaşılmaktadır.

İçten ahşap bir merdivenle üst katın sofasına çıkılmaktadır. Doğu – batı istikametinde, evin büyüklüğüne oranla oldukça geniş bir alanı kaplayan ve kuzey duvarında bir ocağı bulunan sofanın her iki ucunda birer oda yer almaktadır. Çift kanatlı kapıya sahip doğudaki odanın bitişiğinde ayrıca küçük bir harçevi bulunmaktadır. Bugün evin ardiyesi olarak kullanılan ve bir depoya dönüştürülen bu kat özgünlüğünü büyük ölçüde korumaktadır.

dalimanlar-evi-dolapEv iç sofalı olmakla birlikte, düzenleme açısından farklı bir plân şekli göstermektedir. Sofanın dışa bakan yüzünün uzun tutulması ilk anda dış sofalı plân şeklini anımsatmaktadır. Ancak, odaların arkada değil de iki yanlarda yer almış olması yapıyı iç sofalı olarak tanımlamamızı gerektirmektedir.

Pencere önlerini boydan boya dolanan sedirler ile gömme dolap ve yüklükler odaların sabit elemanlarıdır. Sokağa çıkmasıyla dıştan da belirgin şekilde vurgulanan doğu baştaki mekanın hem konumu hem de süslemelerinden evin baş odası olduğu anlaşılmaktadır.

Süslemesi
Yapının cephesi, giriş kat seviyesinde sıvanarak badana edilmiştir. Buna karşılık, derz aralan harçla doldurulan tuğlaların çeşitli şekillerde istiflenişi ile üst kat cephelerinde oluşturulan bezemeler dış görünüşü zenginleştirmektedir. Sokak yönündeki çıkma ve onu taşıyan ahşap eliböğründeler evin bu cephesine hareket kazandırmıştır. Üst kat pencerelerinin alt yarısındaki ahşap kafesler de işlevsel olmanın ötesinde dış cephenin estetiğine katkı sağlamaktadır.

dalimanlar-evi-tavanEvin Üst katında oda kapıları ve dolap-yüklük kapakları yalın geometrik süslemelere sahiptir. Çift kanatlı bir kapıyla girilen baş odanın duvarındaki lambalık (alçı raf), hem üzerindeki yazı hem de süslemesi ile diğer örneklerde gördüğümüz kompozisyonu tekrarlamaktadır. Bunlardan başka süsleme açısından mekânın en dikkati çeken elemanı çıtak tavanıdır. Burada tavan içe doğru derinleşen kademeli bir örtü biçimindedir. Şamdanlar Evi’nin baş odasında da karşılaştığımız bu tavan şekli, süsleme motifleriyle ondan ayrılmaktadır. Ortada kırmızı kadife üzerine altın yaldızla (varak) boyanmış soyut bitki motifleri ile doldurulmuş sekizgen göbeği kare bir bölüm çevrelemektedir. Süslü çıtalarla zenginleştirilen bu bölüm, tavanın en yüksek kısmını oluşturmaktadır.

Tarihlendirme
Evin üst katında, baş odanın duvarında “Maşaallah 1320” yazılı alçı lambalıktan başka, yapının tarihine ilişkin herhangi bir kitabe ve kayıt bulunmamaktadır. Bu tarih esas alındığında, yapının 1902 tarihinde tamamlanmış olması gerekmektedir.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Boyacılar Evi

boyacilar-evi-planİki katlı olan evin altında ayrıca yarım kat yüksekliğinde bir bodrumu bulunmaktadır. Tek tarafı komşu evle bitişik nizamda yapılan evin alt katı çamur harçlı kırma moloz taş, üst katı ahşap çatkı arası tuğla ve kerpiç dolgulu karkas şeklinde inşa edilmiştir. Cepheler iki yönde dışa çıkmalıdır. Kırma çatılı evin üzeri oluklu kiremitle örtülüdür. Ahşap kaplamalı saçaklar yalın görünüştedir.

Boyacılar Evi, vaziyet plânı (Kubbeli Mahallesi Unkapanı Caddesi No: 42)

Sokaktan —üzeri sonradan betonla kaplanmış— beş basamaklı taş merdiven çıkılarak, çift kanatlı ahşap bir kapıyla evin alt katına girilmektedir. Burası, ortada bir sofa mekânı ile onun iki yanında yer alan oda ve hizmet birimleriyle iç sofalı plâna sahiptir.

Boyacı Mustafa Efendi tarafından yaptırıldığı bilinen evin üst katı işlenmemiş olduğu için kullanılmamakta, yalnızca giriş katında ikâmet edilmektedir.

boyacilar-evi-kapiSofada girişin karşı istikâmetine gelen kısım, beş basamaklı ahşap merdivenle çıkılan büyük bir seki halinde (trabzan) düzenlenmiştir. Sofanın sağ kanadında üç; sol tarafında bir oda, şaraphana ve mutfak bölümleri yer almaktadır. Doğu köşede bulunan harçevinin bir bölümü sonradan helaya dönüştürülmüştür. Trabzandan girilen mutfak bir kanat şeklinde hayata uzanmaktadır. İçinde ocak ve dolap elemanlan bulunan bu kısmın aslında tandırevi olduğu ve sonradan mutfak haline getirildiği ev sahipleri tarafından ifade edilmektedir. Evin hayatla bağlantısı da buradan açılan bir kapıyla sağlanmıştır. Zemini betonla kaplanmış olan hayatında kuyu ve hela elemanları mevcuttur. Dar bir parsel üzerine kurulmasına rağmen evin arkasında küçük bir bahçesi de bulunmamaktadır.

Sofa ve odaların zeminleri tahta döşemelidir. Bunların içinde ocak yoktur. Ancak güneybatı köşedeki odada, ısınma amacıyla zemine açılmış bir tandır bulunmaktadır. Sokak yönündeki odalar gusülhanelidir. Özgününde var olduğu tespit edilen sedirlerin ise sonradan sökülüp kaldırıldığı anlaşılmaktadır.

boyacilar-evi-trabzanNispeten aydınlık ve ferah bir mekân etkisine sahip evin kuzeydeki oda penceresi değişikliğe uğramış ve genişletilmiştir. Pencereler dikdörtgen formunda olmasına rağmen, sofanın güney kanadındaki odalardan ortadakinin penceresi mazgal tipindedir.

Evin üst katına sofamn trabzanından açılan bir kapıdan girilerek, ahşap basamaklı merdivenle çıkılmaktadır. Yarım kalmış olan bu katın iç bölme duvarlan yapılmamıştır. Ancak, mevcut ahşap çatkılardan burasının da iç sofalı olarak plânlanmış olduğu tespit edilebilmektedir.

Süslemesi

boyacilar-evi-dolapYapı dışta yalın görünüşte olmakla birlikte etkileyici bir cephe anlayışına sahiptir. Taştan inşa edilmiş olan alt katın sokak cephesi, üst kat hizasına kadar serpme betonla sıvandığı için bu bölüm özgünlüğünü yitirmiştir. Ancak tamamlanmamış olan üst katta, tuğlaların çeşitli şekillerde dizilmesiyle oluşturulan cephe anlayışı bu yapıda da dikkat çekicidir. Ayrıca, çıkmaları ve saçağı taşıyan ahşap profilli eliböğrün- deler ve aynalıklarında oyma tarzında geometrik motiflerin bulunduğu çift kanatlı ahşap cümle kapı da dış cephelerin görünüşünü zenginleştirmektedir.

İçte, giriş katı süsleme bakımından sadedir. Muhtemelen asıl süslemenin üst katta düşünüldüğü; fakat evin tamamlanamaması nedeniyle bunun gerçekleştirilemediği söylenebilir.

Giriş katında bütün mekânların tavanları düz tahta çıtalı olarak yapılmıştır. Sofada önemli bir süsleme unsuru görülmemektedir. Yalnız oda kapılanndan ikisi sade ahşap işçiliğine sahiptir. Girişin sağındaki ilk odanın çiçeklikli dolap ve yüklük elemanı yalın bir ahşap işçiliği gösterir. Diğer odalarda kayda değer bir süsleme yoktur. Güney taraftaki odanın duvarında ayrıca kalıplama tekniğiyle yapılmış, üzerinde Arapça “Maşaalah 1320” yazılı alçıdan iki lambalık (raf) mevcuttur.

Tarihlendirme

boyacilar-evi-ust-katYukarıda sözünü ettiğimiz “1320” (1902) tarihinin yazık olduğu iki adet alçı lambakktan başka, yapının inşa tarihine ilişkin herhangi bir kayıt veya kitabeye rastlanmamaktadır. Cümle kapısının üzerindeki tuğla kitabeliği de boştur. Ancak evin halen sahibi olan Naciye Altın, yapının H.1317 (1898)’de inşa edildiğini babasından çok defa işittiğini söylemekte; evin üst kaanın işlenmemiş olmasını da babasımn o yıllarda üst üste yaşadığı olaylara bağlamaktadır.

Bu bilgilerin ışığında, evin 1898-1902 yılları arasında inşa edildiğini söyleyebiliriz.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Mimari ve Süslemeler

Tarihi Sivrihisar Evleri Mimari ve Süslemeleri

MALZEME ve TEKNİK

Sivrihisar evlerinde kullanılan temel yapı malzemesi taş, tuğla ve ahşaptır. Metal pencere şebekelerinde, alçı ve boya maddeleri de süslemede kullanılan ikinci derecede malzemelerdir. Sivrihisar’da evler inşa edilirken temel, zeminde bulunan ana kayaya kadar kazılmıştır. Genellikle 60-150 cm derinliğe inildiğinde kayalık zemine ulaşıldığı için temel seviyesi de bu ölçülerdedir.
zeyneller-evi

Alt kat duvarları çoğunlukla ahşap hatıllı yığma, taş örgüsü şeklindedir. Yapının temel ve su basmanında kullanılan taşlar, şehrin özellikle kuzey kesiminde bulunan kayalıklardan kırılarak veya toplanarak elde edilmiştir. Üst katların duvarları ise ahşap çatkı arasının belli bir düzende tuğla veya kerpiçle doldurulması şeklinde yapılmıştır. Evlerde kullanılan tuğla ve oluklu kiremitler tamamen geleneksel yöntemlerle ve Sivrihisar’da üretilmiştir. Bunun için gerekli toprak kent merkezinden yaklaşık 5 km uzaklıktaki Kepen köyünden kağnılarla taşınmış; Sivrihisar’da çamur haline getirilerek ahşap kalıplara konulmuştur. Kalıpta şekillenen tuğla ve oluklu kiremitler daha sonra fırınlanmıştır. Bunların dışında kullanılan kerpiç ve topraklar ise yakın çevrelerden temin edilmiştir.

Sivrihisar evlerinde ahşabın önemli bir yeri vardır. Duvarlarda hatıl, çatkı ve üst örtüde sütrüktürel görev üslenen ahşap; kapı – pencere doğramaları, tavanlar, zemin döşemeleri, sedir, yüklük ve dolap gibi elemanların da yegane malzemesini oluşturmaktadır. Genelde sarı çam, meşe ve gürgen türü ağaçların kullanıldığı ahşap malzemenin kerestesi Sivrihisar civarında bulunan Elekli, Ekmekçi Pınarı ve Alan dağlarındaki ormanlık alanlardan sağlanmıştır. Tomruk halinde yine kağnıyla şehre taşınan bu ağaçlar Sivrihisar’da işlenmiştir.

samdanlar-gomme-dolap
Şamdanlar Evi Dolabı

SÜSLEME
Sivrihisar’da özellikle varlıklı ailelerin evlerinde süsleme önem kazanmıştır. Evlerdeki süslemelerin gerek bulundukları yerler, gerek ise motifler açısından çoğunlukla birbirleriyle olan benzerlikleri dikkati çekicidir. Genellikle süslemeler soyut bitki motifleri ve geometrik kompozisyonlardan oluşmaktadır. Figürlü süslemelere yalnızca bazı kapıların üzerindeki tokmak-çekecek tertibatında rastlanmaktadır.

Sivrihisar evlerinin süslemesini yapan ahşap ustalarının, bunları inşa edenlerden farklı olduğunu en azından bazı yapılar için söylemek mümkündür. Bu konuda şehir evlerinin ahşap süslemesinde Hafız Ahmed Efendi (Elmas) önemli bir isimdir. “Ahmed Usta” olarak yalnızca kendi evinde adını kaydetmiş olan bu sanatkârın, Zaimoğlu Konağı ve Zeyneller Evi gibi zengin iç süslemelere sahip iki yapının iç tezyinatını yaptığı bilinmektedir.

Anadolu Türk ev mimarisinin genelinde olduğu gibi, Sivrihisar evlerinde de dışta ev sahibinin ekonomik zenginliğini yansıtan gösteriş ve süslemeden kaçınılmıştır. Onun için konak tarzındaki büyük yapılar bile —büyüklüklerinden başka— dış görünüşleri bakımından orta halli bir aile evinden pek farklı değildir.

Sivrihisar evlerinde alt katların moloz taş örgülü yalınlığına karşılık, üst katlarda ahşap çatkı ve hatılların aralarına konulan tuğlaların değişik dizilişlerinin zengin cephe görünüşleri sergilediğini söylemiştik. Aslında konutların dışta en belirgin süslemesini de bunlar meydana getirmektedir. Bu süslemeler servi, hurma ağacı gibi stilize edilmiş bitkisel karakterli bezemelerle, nazarlık ve çeşitli geometrik motiflerden meydana gelmektedir. Benzer cephe dekorasyonları Ankara ve Bursa yörelerinin eski evlerinde de görülmektedir. Ancak, bu anlayışın Odunpazarı (Eskişehir) evlerinde benimsenip uygulanmaması ilginçtir.

Dış süslemelerin diğer önemli bir unsuru cümle kapılardır. Bunların başlıca bezemesini, aynalıklarına oyma veya kabartma tarzında işlenen geometrik ve bitkisel motifler oluşturmaktadır. Süslemeli metal kapı tokmakları genelde dış kapıların dekorasyonunu tamamlamaktadır.

kagni-sok11Dış cephelerde, çıkmaları ve saçaklan taşıyan ahşap konsol ve eliböğründeler ile pencerelerin demir şebekeleri ve ahşap kafesler de birer dekoratif eleman olarak yapıların görünüşüne zenginlik katarlar.

Bazı evlerin dış cephelerinde sıva üstüne kalem işi tekniğinde çeşitli motiflerin işlendiği görülmektedir. Bunun yanı sıra nadir de olsa yazının cephelerde, saçak altında dekoratif amaçlı kullanıldığına işaret eden örnekler tespit edilmiştir. Ayrıca, geç dönemlerde yapılmış duvar resmi niteliğinde süslemelere de nadir olarak rastlanmaktadır.

Sivrihisar evlerinin iç mekanlarında ve özellikle odalarda ahşap malzemenin kullanıldığı süslemeler yaygındır. Oda kapıları, yüklükler, dolaplar, tavanlar, sedir kolçakları süslemenin görüldüğü başlıca elemanlardır. Oyma, geçme ve çakma gibi ahşap teknikleriyle oluşturulan motifler daima geometrik ve bitkisel karakterlidir. Düz tahta zemin üzerine çıtalarla oluşturulan eş kenar dörtgenlerin arasında stilize çarkı felek motifleri, balıksırtı dizilişler, zikzaklar, rokoko üslubundaki “S” “C” kıvrımları, ışın (şua motifi), soyut bitkisel dallar ve çiçekler en çok tekrarlanan motiflerdir.

kapı-alınlığıAyrıca, bazı ahşap süsleme parçalarının zeminine kırmızı renkli bir kadife kumaşın serilmiş olduğu da görülür. Sivrihisar evlerinde yaygın olan bu süsleme tarzı İç Anadolu’nun başka yörelerinde de uygulanmıştır. Süslemeli olan tavanların hemen hepsinin ortasında süslemeli bir göbek bulunur. Bazı göbeklerde de metalden dizi halinde, servi motiflerine benzeyen süsleme kompozisyonları ilgi çekmektedir.

tavan-kesitleri

Zaimoğlu Konağı’nın ahşap işlerinde boyanın çok az ve tek renk (kırmızı) olarak kullanılmasına karşılık. Şamdanlar ve Şefik Sakarya evlerinin ahşap işlemelerinin bazı kısımları çeşitli renklerde boyanmıştır. Bunların dışında, Zaimoğlu Konağı’nda metalin hem pencere şebekelerinde, hem de tavan göbeklerinde; alçının da raflarda süsleme malzemesi olarak kullanıldığı görülür. Konağın sofa ve oda duvarlarına yerleştirilen ve aynı kalıptan çıktığı anlaşılan bu alçı rafların görünen dış yüzeyleri geometrik ve soyut bitkisel motiflerle bezenmiştir. Aynı tarz alçı raflara Şamdanlar, Boyacılar, Dalimanlar ve Ancılar evlerinin iç duvarlarında da rastlanmıştır.

Ahşabın çok kullanılması, iç mekanlara sıcak bir etki de sağlamıştır. Odaların çoğunda, girişin sağına gelen duvarı boydan boya dolap- yüklük ve çiçeklik elemanları kaplamaktadır. Bunların üzerine işlenmiş olan çeşitli geometrik ve bitkisel motifler zengin süsleme kompozisyonları meydana getirmektedir. Kimi konutlarda bu süslemeler odanın çıtalı tavam ile bütünleşmekte ve böylece süsleme anlayışı mekanın tümüne hakim olmaktadır.

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi 2009

Kategoriler
Sivrihisar Portalı

Sivrihisar’a Teleferik

sivrihisar-yoluSivrihisar gezi ve ziyaretleri sırasında İzmir yolundan Sivrihisar’a gelirken yeğenim bir fikir verdi. Karşıdan baktım ve düşündüm, acaba kayaların olduğu yere teleferik olsa nasıl olur diye…

Hayal kurma diyeceksiniz. Neden olmasın? Kayalarımız var, uygun bir yerden bir yere teleferik olamazmı. Üzerinde çalışma yapılsın. Sivrihisar turizmi canlanır, istihdam artar. Neden olmasın?

Belki daha önce gündeme geldi böyle bir fikir, ama internette rastlamadım. Tutarmı böyle bir fikir? Nede olsa Nasreddin Hoca’nın torunlarıyız, ya tutarsa.

teleferik

Murat Sevimbay
Site Admin

Kategoriler
Sportif Havacılık

Sivrihisar Uluslararası Sportif Havacılık Merkezi

Sivrihisar Uluslararası Sportif Havacılık Merkezi (S.U.S.H.M.), Necati Artan Tesisleri, 2014 yılının Mart ayında Hava Parkı olarak faaliyetlerine başlamıştır.

Tesis, yaklaşık 1000 dönüm arazi üzerine kuruludur. Arazinin deniz seviyesinden yüksekliği 2700 feet’tir. Hava parkı, 1800 m. uzunluğunda, 32 m. genişliğinde ana piste sahiptir. Pist yönü 05’e 23’tür. Ana pistin yanında planör ve diğer hafif hava araçları için çim pist bulunmaktadır. “Batı Apronu” ve “Doğu Apronu” olmak üzere iki apron alanı vardır.

Şu anda faaliyette bulunan Batı Apronu tarafında; hangarlar, havacılık şirketlerinin yer aldığı bakım ve iş jeti hangarları ile, teknik ofisler ve AIS ofisi (Aeronautical Information Service – Havacılık Bilgi Servisi) bulunmaktadır. Doğu Apronu’nda ise uçuş eğitim okulları ve akademik birimler için ayrılan hangarlar ve ofisler yer alacaktır. Doğu Apronu aynı zamanda Sivrihisar Hava Gösterileri’nde show alanıdır. OCC (Operasyon Kontrol Merkezi), VIP binası ve teknik hangarlar da bu kısımda yer almaktadır.

S.U.S.H.M.’de, uçak ve helikopterlere hangarlama hizmeti verilmektedir. Günlük konaklama ve iniş-kalkış ücreti alınmamaktadır. Hava parkında “havacılık disiplini” içinde kalmak kaydıyla “özgürlük” vardır. Bu bağlamda, Türkiye’de bu özelliklerde bulunan ilk ve tek hava parkıdır. Hava parkında uçuşların yanı sıra, paraşüt atlayışları ve paraşüt eğitimleri, uçuş eğitim okulları ve akademik birimlerin düzenlediği eğitimler ve kamplar ile model uçak eğitimleri, model uçak gösterileri, airshow ve akrobasi gösterileri de yapılmaktadır. Sportif havacılığın rahat yapılacağı bir yerdir. Paraşütçüler ve planörcüler için de çok uygundur.

Hava Parkında Jet A1 jet yakıtı, 100 LL Avgas piston motor yakıtı ve Mogas yakıtları mevcuttur. Yakıt ikmali Full ADR onaylı, TSE tescilli ve dünya standartlarına uygun bir yakıt tankeri ile sağlanmaktadır. Ayrıca 3 araçtan oluşan itfaiye ekibi bulunmaktadır. Pist ve taksi yolları aydınlatması ile gece VFR’ı için uçuş imkânları sağlanmaktadır. 120 yatak kapasiteli konaklama tesisinin inşaatı devam etmektedir.

S.U.S.H.M. Tel: +90 (222) 724 30 40 – 41
Fax: +90 (222) 724 30 11
Koordinatlar: N 39°17’59.29”
E 31°29’38.50”
Artan Kule Frekansı: 131,625 MHz

SHG İletişim Bilgileri / Contact Information
Sivrihisar Uluslararası Sportif Havacılık Merkezi Yeşilköy Mah. 26600 Sivrihisar / Eskişehir
shg.airshows@acromach.com
Telefon: +90 (222) 724 30 31 – 32
Fax: +90 (222) 724 30 33

sivil-havacilik-01
Büyültmek için tıklayın.

SİVRİHİSAR, ULUSLARARASI “SPORTİF” HAVACILIK MERKEZİ NECATİ ARTAN TESİSLERİ

“SİVRİHİSAR, ULUSLAR ARASI “SPORTİF” HAVACILIK MERKEZİ” NECATİ ARTAN TESİSLERİ
-Tamamı “Havacılık Merkezimize” ait yaklaşık 200.000 metrekarelik bir alanda-
-“ÖZER” PİSTİ: 1.000 metre uzunluğunda ve 32 metre genişliğinde (32.000 metre kare)
-T1 TAKSİ yolu: 3.200 metre kare
-“KÖKEN”APRONU: 9.744 metre kare (8 küçük + 4 büyük uçak kapasiteli)
-T2 TAKSİ yolu: 740 metre x 10 metre – 7.400 metre kare
-T2 TAKSİ yan bağlantılar: 1.200 metre kare
-T-KH Bağlantı yolları: 6.200 metre kare
-“ORUÇ” HELİKOPTER Pisti: 370 metre kare
-TESİS BAĞLANTI Yolları: 5.000 metre kare
-YAYA BAĞLANTI Yolları: 1.000 metre kare
-“KILIÇ” HANGARI: 756 metre kare
-“EKİNCİ” HANGARI: 216 metre kare
-“NUR” BAKIM & ONARIM ATÖLYESİ: 375 metre kare
-“DARICI ve KUMRULU” EĞİTİM SALONLARI: 380 metre kare x 2 adet
-S.U.S.H.M. İŞLETME Binası: 120 metre kare
-KARE HANGARLAR: 4 Adet, 154 metre kare
-T – HANGARLAR: 43 Adet, 110 metre kare
-“ÖZMEN” SOSYAL TESİSLERİ: 160 metre kare
-“SİVRİHİSAR SPORTİF HAVACILIK KULÜBÜ” Tesisleri: 150 metre kare
-PERSONEL Lojmanları: 120 metre kare x 4 adet
-KAMP ve ÇADIR alanı: 320 metre kare
-GÖLET: 700 metre kare
-KONAKLAMA BİRİMLERİ: 25 metre kare x 20 adet BUNGALOV
-AĞAÇLANDIRMA SAHASI: 8.000 metre kare, 8.000 fidan
-ÇİM ALAN: 30.000 metre kare
-OTOPARK: 46 araç

WEB SİTE

FACEBOOK

[ot-video type=”youtube” url=”https://www.youtube.com/watch?v=-elfZdXSlVY”]