Kategoriler
Genel

Alemşah Kümbeti Mimari ve Süslemeleri

Moğolların, kendileri ile beraber kalabalık Türkmen topluluklarını da önlerine katarak hızla batıya ilerlemeleri İran, Suriye ve Anadoluyu alt üst eden siyasal olayların yanında sosyal, kültürel değişikliklerede neden oldu. Batıya sürüklenen bu toplulukların beraberlerinde getirdikleri sanatları, kültürleri Anadolu’da bulunan ulusların kültür ve sanatları ile karışarak ortaya yeni bir mimari üslup çıktı. Biz buna İlhanlı sanatı veya mimarisi diyoruz.

Daha sonra İlhanlılar tarafından Anadolu’nun yönetimiyle görevlendirilen, Noyan ve beyler gönderildikleri bölgeye oymağı ile beraber gelip yerleşiyorlardı. Askeri yönü fazla basan bu valilerin hakimiyetleri uç bölgelerde daha belirgindi. İşte bu uç bölgelerden biriside Sivrihisar ve çevresidir. İlhanlılar gittikleri yerlerde camiler, kervansaraylar türbeler inşa etmişlerdir. Bilhassa Anadolu’da türbelerin yapımı Moğol istilasından sonra, yani on-üçüncü yüzyılın ikinci yarısında yaygınlaşmıştır. Türbeler genellikle sultanlar, hanedan mensupları, devlet adamları, Şeyh ve veliler için yapılıyordu.

Sivrihisar’da Çobanoğlu Timurtaş’ın öldürttüğü Sultan Şah’a kardeşi balto oğlu Melikşah tarafından H.728/M.1327-28 yılları arasında yaptırılan Alemşah türbesi, İlhanlı mimarisinin bir örneğidir. K-1-

***

Sivrihisar Alemşah Kümbetinin Mimarisi, Geometrik ve Figürlü Plastik Süslemeleri

Anadolu Selçuklu Devletinin Anadolu’da hakimiyetinin sona eriş tarihi olan 1308 (M) yılı, aynı zamanda Anadolu’da eski birlik kurmak için mücadele eden Anadolu Beyliklerininde en faal devreleri olarak görülebilir.

Her beyliğin sosyal, siyasi ve ekonomik alanlarda faaliyetlerini sürdürdüğü bu tarih, aynı zamanda İlhanlı hakimiyetinin de tam anlamıyla Anadolu’da varlığını hissettirdiği, ancak İlhanlının burada bir işgal kuvveti olarak kalacağını anlamaya başladığı ve Anadolu’da yer yer beylik mücadelelerinin kızıştığı tarih olarak ta kabul edilir. Bu tarihten sonra, XIV. yüzyılın ortalarına kadar Anadolu’da varlıklarını hissettirmiş olan İlhanlılar, Anadoluyu ele geçirdikleri tarihten beri devrin sosyal yaşantısına uygun şekilde dini ve sosyal müesseselerle eğitim kurumlarının inşaasını sürdürmüşler, bu arada camiler, mescitler, medreseler, türbeler, köprüler yaptırarak, kaleleri tahkim ettirmişlerdir.

Osmanlı Devletinin henüz kuruluş yıllarına rastlayan bu tarihlerde, Onların çok yakınında Sivrihisar’da, İlhanlılar tarafından yaptırılan yapılardan birisi ile karşılaşıyoruz. Aslında bu devirde Anadolu’da yapılan eserleri İlhanlılara maletmek doğru değildir. Çünki İlhanlıların kopup geldikleri yerlerde bilhassa İran’da yaptırdıkları eserlerle bunlar arasında önemli üslup farklılıkları vardır. Anadolu’da bu devirde yaptırılmış olan eserleri ancak kronolojik bakımdan İlhanlılar devrine maletmek gerekir.

Sivrihisar’da İlhanlının hakimiyeti yıllarında yapılan ve ALEMŞAH KÜMBETİ olarak tanıtacağımız bu yapı, her haliyle bir Anadolu Selçuklu eseridir. Aynı zamanda bu yapı Anadolu’ya Selçuklular tarafından getirilmiş sağlam mimari üslubun İlhanlılarca da tamamen benimsenmiş olduğunu kanıtlar.

MİMARİ VE SÜSLEMELERİ

Aslında aynı adla anılan bir medrese ve mescit ile birlikte yaptırıldığı anlaşılan Alemşah Kümbeti, medresenin vaziyetinin değişmesinden sonra, sağlam yapısı ile orijinal durumunu korumaktadır.

Alemşah Kümbetinin hafif şişkince sivri bir kemerin içerisine yerleştirilen ve kapı kilit-taşının üzerindeki boşluğu tamamen doldurabilecek şekildeki kitabesi, 9 satır halinde ve Arapçadır. Kitabenin hemen altındaki köşe boşluğu da bir ucu kalın, diğer ucu gittikçe incelen plastik bir volutla son bulur. İki yanı şişkin sivri kemerli bir üçgen alana yerleştirilen 9 satır halindeki bu Arapça kitabenin Türkçe karşılığı:

“Bu İmareyi büyük Emir-i ümeranın melik-i meali ve mekarimi sahib-i hayr ve hasenat babası Melikşah Bey yaptırdı. Allah tevfikini daim etsin ve cennet yolunu kolaylaştırsın. Bunu Rahmet-i İlâhiyeye sait ve gençlik çağında zulümle şehit edilen kardeşi Sultan Şah bin Kiro Baltu için yaptırdı. Allah Avfü mağfiret etsin ve bunları Cennet-i Firdevse iskân etsin. Yazan vecih-ül hatiptir. Sene 728” (1327-1328)dir.

Kitâbede adı geçen Melikşah, İlhanlı Hükümdarı Ebu Sait Bahadır tarafından Anadoluyu işgal ile görevlendirilen kumandan Baltu’nun oğludur. Melikşah, İlhanlı Sadrazamı ve Anadolu Umumi Valisi Emir Çoban’ın oğlu Timurtaş Paşa’nın babasının İran’da idam edilmesi üzerine isyan ederek bir çok bey ile birlikte öldürülen İlhanlı Beyi Sultan Şah’ın kardeşidir.

Mimari yönden kümbet, altta kriptası bulunan kare kaide üzerine yüksek sekizgen gövdeli ve pira-midal çatılıdır. Sekizgen türbenin her yüzeyi külâha kadar düzgün kesme mermerden, yukarısı tuğla malzeme ile yapılmıştır. Yakın tarihlerde yapılan tamirde külâhın üst kısmına bir korumalık ve alem geçirilmiştir.

Kripta ile aynı yönde açılmış kümbetin portalına, iki yandan 6 sıra merdivenle çıkılmakta, altta merdiven boşluğu arasında da alt kattaki kriptaya geçit veren küçük ölçüde bir kapı bulunmaktadır. Zeminden 75 sm. alçakta bulunan ve üzeri düz tonozla örtülü olan kripta kısmında, kitâbede adı geçen Sultan Şah’ın sandukası vardır. Üst katta kıble yönünde açılmış mihrap, türbenin üst katının gerektiğinde namaz kılmak için kullanıldığına işarettir.

Anadolu Selçuklu Portallarının tam bir benzeri olarak yapılmış olan portalı, sekizgen gövdeli kümbetin bir yüzeyine sığabilecek biçimde, fakat tüm süsleme özelliklerini üzerinde taşımaktadır. Dıştan dört sıra halindeki süs bordürü oldukça gösterişlidir. Arada kalan ince uzun kapı boşluğu, görünüşe göre yukarıya doğru biraz yüksekçe, üstten kitabe boşluğu, alttan da kapı çerçevesi ile içeriye taşmış küçük bir eyvan görünümündedir. Kapının basık kemerli kilit-taşının ortasında yüksek kabartma olarak bir kabara bulunmakta, bunun iki ucu aşağıya ve yukarıya doğru uzatılmıştır. Portal kemerinin iki yanında nebati süsle- meli başlıklarıyla sütunceler, birçok Anadolu Selçuklu ve İlhanlı yapılarında karşımıza çıkan görünüşlerdir. Sütunce başlığının nebati süslemeli olmasına karşılık, sütuncelerin üzeri Erzurum Çifte Minareli Medresenin avlusundaki revak sütunlarından birisi üzerinde bulunan iç içe dört çizgi halinde kesişen altıgenlerin meydana getirdiği alçak Kabartma formu akla getirir. Bu süslemenin daha eskiye uzanan örnekleri arasında Meraga’da Kümbet-i Surkh’un (1147 M.) portal kemerinin iki yanında bulunan süslemeler tuğla malzeme üzerinde dikkati çeker.

Portal çerçevesinin geometrik süslemelerine gelince, bunlar en dışta ortaları derin oyulmuş bir ters bir düz köşeli Y şekilleri meydana getirilen mimariden başka halı, çini, minyatür ve maden eserlerin bordürlerini süsleyen bir geometrik bordürler çevrelenmiştir. Bu bordürün aynısını son zamanlarda İlhanlılara maletme eğilimi ağırlık kazanan ve XIII. yüzyılın sonlarına tarihlenen Erzurum Çifte Minareli Medresenin doğu eyvanının revak kemerinden sonra içerde meydana gelen asıl eyvan kemerinin en dış bordür süslemesi olarak görüyoruz. Aynı bölgede yine İlhanlılar zamanında yaptırılmış olan Aras Nehri üzerindeki Emir Çoban (Çobandede) Köprüsünün doğu kemer ayaklarından birinin üzerinde de bu süslemenin benzerine rastlanın. Diğer benzerleri daha yumuşak hatlarla Kayseri-Sivas yolundaki Sultan Hanının (1232) Köşk mescidindeki kemerde ejderlerin gövdesi olarak, Antalya-Burdur yolunda Susuz Hanı’nın (1245 civarı) portalının iki yan mihrabiyelerinin kemerleri üzerinde ejder gövdesi olarak karşımıza çıkar.

İkinci ve geniş ana bordürü daha sonraya bırakıp, üçüncü geniş bordürü ele alacak olursak, tamamen kapalı geometrik şekiller arzeden bu bordürde, birbirine paralel çift hatlı kırık şekiller, birbiri içine girmek suretiyle üçgenler, dörtgenler, beşgenler, altıgenler meydana getirerek yüzey süslemesine katılmışlardır. Anadolu Selçuklu yapılarında daha çok taş üzerinde uygulama alanı bulan bu süslemelerin, daha geniş ölçüde benzerlerini görmek mümkündür.

Üçüncü bordürdeki geometrik kırık şekillerin içeride daha dar olarak dördüncü bordürde de tekrarlanmasından sonra, portal sütunce ve kemeri başlamaktadır.

Geometrik ve figürlü plastik süslemeler açısından daha da önemli olan ikinci bordür sistemi, en dıştaki birinci bordürden, birkaç ince çubuk silme ile ayrılır. Bu geniş bordürün ana kuruluş şeması yatık M şeklinde düzenlenen iki kırık şeridin birbirine geçmesi ile meydana gelen geometrik şekildir. Birbirine M harfi şeklinde yaklaşan iki ucun ortasından birer Rumi çıkarak yarım halde son bulmuş, ortadaki boşluk da bitki şekilleriyle doldurulmuştur. Yatık M şekilleri bir yanda meydana gelirken, aynı çizgilerin formu öte yanda 3/4 ü mevcut altıgen yıldız şeklini oluşturur. Palmetlerden başka bu yıldızların ortalarında küçük yuvarlak rozetlere de yer verilmiştir. Öte yandaki Rumi şekillerinin ortalarında, bazan sarmaşık şeklinde bir sapa bağlı olarak yanyana küçük hayvan başları da tasvir edilmiştir.

Portalın sol tarafında görebildiğimiz kadarıyla sarmaşık dallarına bağlı olarak tasvir edilmiş bu hayvan başları portalın önemini artırmaktadır. Bu çeşit hayvan başlarının birçok Anadolu Selçuklu ve İlhanlı dönemi yapılarında benzerlerini buluruz. İlhanlılar zamanında yaptırılmış olan Niğde Sungur Ağa Camimin (1335 M.) portalında, geometrik yüzeyleri çevreleyen sarmaşık saplarından meydana gelen bordürde, kıvrımların içini dolduran kısımlarda tasvir edilmiş at, aslan, balık, ejder, kuş, fare, gibi hayvan başları, aynı üslupta ele alınmıştır.

Anadolu Selçukluları zamanında yaptırılmış olan Bünyan Ulu Camimin (1256) portalında da, burada olduğu gibi yatık M şekilleri meydana getiren kırık iki şerit ve bu şeritlerin bir tarafta altıgen yıldız, öte yanda da bitki şekilleri meydana getiren geometrik bordürün hemen aynısı görülmektedir. Aynı yerdeki dördüncü broşürde de Niğde Sungur Ağa Camii portalında olduğu gibi spiral sarmaşık dallarından ibaret nebati süslemelere rastlanmaktadır. Bünyan Ulu Camii portalında hem geometrik süslemenin, hem de bitkisel süslemenin aynen tekrarı ilginçtir. Yalnız buradaki hayvan başları öncekilere göre daha büyükçe, fakat onlara nispetle şematize edilerek tasvir edilmiştir. Yatık M şeklindeki şeritin yarım altıgen yıldızlar meydana getirerek geometrik süslemeye katılmasını, Aksaray-Nevşehir yolundaki Ağzıkara Han’ın (1238-1240) dış portalının ikinci bordüründe de görebiliriz.

Aynı üslup birliği içinde olmasa da hayvan başlarının bir arada bulunduğu, fakat baş ve yüz çizgilerinde büyük bir benzerlik görülen hayvan başları topluluğu Sivas Gök Medrese (1271) portalının kapısının sağ ve sol üst köşelerinde karşımıza mermer üzerine kabartma olarak çıkmaktadır. Buradaki hayvan başları da birbirlerine sanki bitkilerle karışmışlardır.

İkonografik yönden hayvan başlarının bitki dallarının ucunda yer almasına, XI. yüzyıldan itibaren Büyük Selçukluların dağılmış oldukları bölgelerde rastlanır. Kökü, Gazneliler yolu ile Hunlara kadar uzanan bu üslubun Büyük Selçuklu yapılarında çeşitli yerlerde görülmesi, kaynağın zenginliğine işarettir. Musul’da Zengi’lerden Bedreddin Lulu tarafından yaptırılan Kara saray (1235) harabelerinde ştuk yazı frizini oluşturan kompozisyonda, zemin süslemesi olarak sarmaşık biçiminde kıvrık dal ve rumiler arasında yazılara yer verilmiş, bu yazıların uçları da insan, tavşan, kuş, fare, aslan başlarıyla sonuçlanmıştır. Büyük Selçuklulardan kaldığı anlaşılan Musul maden eserlerinde de bol örnekleriyle karşılaştığımız bu yazıların, daha çok insan başı şeklinde son bulanlarına “konuşan yazı” deyimi yakıştırılmıştır.

Yine Büyük Selçuklu atabeylerinin hakim olduğu Azerbaycan’da 1234-1235 (M) yıllarına tarihlenen Bakü Kalesinin kule ve surlarında iken denize düşerek bir müddet sonra çıkarılan parçalarında taş üzerine yazılmış kitabe kuşağına rastlanmaktadır. Bu kitabe kuşağında insan ve hayvan başlarına büyük ölçüde yer verilmiştir. Aynı bordürde solda sütunce başlığının hizasında ağzı yukarıya gelecek şekilde kaba hatlarıyla tasvir edilmiş bir balık figürü, Alemşah Kümbetini figür yönünden zenginleştirir. Yan yana tasvir edilmiş iki hayvan başından daha büyük ölçüdeki (12 x 8 sm.) balık figürünün baş kısmı bir çizgi ile ayrılmış, yüzgeç ve solungaçlarla kuyruk kısmı iki yana açık şekilde belirtilmiştir. Anadolu’da balığın tasvir edildiği birkaç örnek, sutuko ve taş süsleme olarak günümüze kadar gelmiştir.

Alemşah Kümbetindeki balık figürü gibi üslup birliği gösteren örnekler, Aksaray-Konya yolundaki Sultan Hanı’nın (1229) portalında, Denizli yakınlarındaki Çardak Hanının (1230) hol kısmında paye üzerinde, Alanya Obaköy Medresesi (1373) portalında karşılıklı iki ejderin geçme yapan karın kısmında boşluğu doldurabilecek şekilde büyük ihtimalle burç sembolü olarak tasvir edilmişlerdir. Su sembolü olarak da Konya’da Karamanoğulları tarafından yaptırılmış Meram Hamamınının (1324) kilit-taşı üzerinde cennet sembolü tavus kuşunun yanında su ve temizlik, iman ile ilgili sembol olarak tasvir edilmişlerdir. Ayrıca çeşitli sembolik ifadeler için mezar taşlarında, köprülerde, bol örnekler halinde karşımıza çıkmaktadırlar.

Bu yapı üzerinde zikredilmesi gereken husus bir İlhanlı Beyi için yaptırılmış olmasına rağmen, Anadolu Selçuklu Sanatının bir devamı şeklinde ele alınmasıdır. Plan ve şekil yönüyle tamamen Orta Anadolu ve Konya çevresindeki türbelere benzeyen Alemşah Kümbeti, iki yanda nebati başlıklı sütuncelere, dar ve uzun portal çerçevesine sahip olması yönünden de İlhanlılar tarafından yaptırılmış olan 1312 M. tarihli Niğde Hüdavent Hatun Kümbetiyle benzeşir. Belli ki Niğde Hüdavent Hatun Kümbetinin daha özenle ve ustanın tüm sanat gücünü ortaya koyarak yapmış olduğu anlaşılmaktadır. Alemşah Kümbetinin bundan bir müddet sonra yapılmış olduğu da göz önüne alınırsa Niğde Hüdavent Hatun Kümbetini daha sade ve mukarnassız bir giriş halinde tekrarladığı söylenebilir. Hüdavent Hatun Kümbetinde olduğu gibi bu kümbette de geometrik ve figürlü plastik süslemelere önem verilmiştir.

İlhanlıların kendilerinden en az iki buçuk asır önce Anadolulaşmış Selçuklulardan, daha saf ve direkt olarak birtakım inançları da birlikte getirdikleri, çeşitli sembolleri yapı üzerlerinde kullandıkları anlaşılmaktadır. Gerek burç-gezegen, gerek takvim hayvanı, gerekse temizlik ve iman sembolü olarak kullanılan bu hayvan figürlerinin İlhanlı dönemi yapılarında arttığı dikkati çekmektedir. İlhanlıların Anadolu Selçuklu yapıları karşısında daha teslimiyetçi bir tavır takındıkları, Onların İran’da yaptırmış oldukları yapılarla Anadolu’da yaptırmış oldukları yapılar arasındaki farklılıklarda da derhal görülecektir.

Yapı sanatı bakımından tamamen Anadolu’ya bağlı kalmış olan İlhanlıların Anadolu’da meydana getirdikleri yapılarda Erzurum Çifte Minareli Medrese, Erzurum Yakutiye Medresesi, Erzurum yakınlarında Çobandede Köprüsü, Niğde Hüdavent Hatun Kümbeti, Niğde Sungur Ağa Camii, Amasya Bimarhanesi gibi belli başlı eserlerde Anadolu Selçuklularına göre daha bol figür kullandıkları dikkati çekmektedir. Bu da daha çok İslamlaşmış Anadolu Selçuklularının, daha kısa bir zamanda Karakurumdan kopup gelen Moğolların yakın doğudaki gücünü oluşturan İlhanlılara oranla inançlarındaki değişimler olsa gerektir. Anadolu Selçuklularının figür tasvirlerinde daha çok armaya ve basit şekillere yönelmelerine karşılık, İlhanlıların sembolik anlamları ağır basan figürlü plastike yöneldikleri söylenebilir.

Sivrihisar’daki ALEMŞAH KÜMBETİ tamamen Anadolu Selçuk etkili, ancak figürler ve sembolik anlamları yönünden de daha çok eski Türk dinlerine dayalı bir önem arzeder. K-2-

***

K-1: Y. Mesut Kilci -Tez
K-2: Dr. Hamza GÜNDOĞDU – Vakıflar Dergisi Ankara, 1982

Kategoriler
Tarihi Eserler ve Turizm Tarihi Sivrihisar Evleri

Zaimağa Konağı

Sivrihisar Zaimağa Konağı

Kurtuluş savaşının önemli olaylarına tanıklık etmiş ve düşman istilasına uğramış olan Sivrihisar, pek çok medeniyetlere ev sahipliği yapmış, eşsiz tarih ve kültür mirasına sahip, özellikle Selçuklu ve Osmanlı eserleri ile dopdolu bir yerleşim şehridir. Bu eserlerden biriside Zaimağa Konağı’dır.

Yaşadığı önemli olaylara tanıklık eden, başta Atatürk ve silah arkadaşlarına ev sahipliği yapan Zaimağa konağı, Kuvayı Milliye’nin kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükumeti ve Bakanlar Kurulunun Kurtuluş Savaşı sırasında ve en kritik bir dönemde Ankara dışında ilk kez toplandığı ve önemli kararlar aldığı bir konaktır. Bu toplantı, Ankara dışında yapılan ilk Bakanlar Kurulu toplantısı olarak tarihteki yerini alır. Zaim Ağa Konağında alınan kararlar Ankara’ya gönderilir. Bakanlar Kurulu ateşkesi Anadolu’nun hemen boşaltılması şartı ile kabul eder.

KONAĞIN TARİHÇESİ, KONUMU, MİMARİ ve SÜSLEME ÖZELLİKLERİ

Konak 1902 yılında yapılmış olup, Kültür Bakanlığı tarafından 2000 yılında kamulaştırılmış ve restorasyonuna karar verilmiştir. Bakanlık 28 Mart 2007 yılında Konağı, Sivrihisar Belediyesine tahsis etmiştir. Binanın bakım, onarım ve kullanılır hale getirilmesi için Eskişehir Valiliği tarafından aslına uygun şekilde restorasyonu sağlanmıştır. Restorasyon sırasında işçilerin hatasından kaynaklanan bir yangın çıkmış ve üst katta bulunan eşyaların çoğu yanmıştır.

Tipik bir Osmanlı yapısı olan Konak, bir süre konut olarak kullanılmıştır. 1905 yılında Osmanlı – Fransız ortaklığı olan Sosyal Güvenlik Sigortası tarafından sigortalanmış. 1914 yılına kadar dönemin Hükümetlerince sosyal amaçlı kullanırken 1. Cihan Savaşı süresince EYTAM “Bakıma muhtaç çocukların her türlü ihtiyaçlarını karşılayan kurum” olarak kullanılmıştır. Böylesine tarihi ve kültürel değere sahip olan Konak, son dönemlerde ciddi şekilde bakım ve onarıma ihtiyaç duyulduğu halde sahipleri tarafından kullanılmaktaydı.

Kültür Bakanlığınca restorasyon projesi hazırlanan binanın Eskişehir İl Özel İdaresinin sağladığı özel ödenekle; Sivrihisar köylere hizmet götürme birliği tarafından aslına uygun olarak restorasyonu tamamlanmıştır. Konağın restorasyonu ve yenileştirme süresince en ince ayrıntılara özen gösterilerek, yörenin kültür örf ve gelenekleri yanında el sanatları ve zengin Sivrihisar mutfağının sunumunu yapacak şekilde tamamlanarak 6 Temmuz 2009 tarihinde müze ve kültür evi olarak hizmete sunulmuştur. Zemin katı, restoran ve el sanatlarının satıldığı bölüme ayrılan konağın üst katı ise müzedir. K-1*

Not: Yazı içinde olan fotoğrafların üzerine tıklandığında yeni bir sayfada BÜYÜK görüntüleri gelir.

Konumu

Zaimoğlu Konağı, planı (Yenice Mahallesi Uzun Sokak No: 9)

zaimoglu-konak-kroki zaimoglu-konak-ikinci-kat-plan

Geniş bir bahçe içinde yer alan konak, iki katlı olarak inşa edilmiştir. Ayrıca altta yarım kat yüksekliğinde bir bodrumu mevcuttur. Zaimoğlu adıyla anılan Ali Zaimoğlu tarafından inşa ettirilen yapının, usta adı bilinmemekte, ancak ahşap işlerinin Hafız Ahmed Elmas’ın eseri olduğu söylenmektedir.

zaimoglu-konak-bodrum-ve-giris-plan

Konağın bodrum ve giriş kat duvarları yığma çamur harçlı kırma moloz taş; üst katları ahşap çatkı arası tuğla ve kerpiç dolgulu karkas şeklinde inşa edilmiştir. Üstü kırma çatılı ve oluklu kiremitle örtülüdür. Kuzey (giriş) cephesi sokağa bakan konağın arka ve doğu yanında bulunan bahçesi ve avlusu (hayatı) yüksek duvarlarla çevrilidir. Buraya doğrudan açılan çift kanatlı ahşap bir borda kapı mevcuttur.

zaimoglu-konak-02

Konağın müştemilatı, yapının kuzeybatı köşesine bitişik tandırevi dışında yıkılmıştır. İçinde biri çok büyük, diğeri ona göre daha küçük iki ocak ile ahşap ambar ve raf elemanları bulunan bu kısım da harap durumdadır.

Doğrudan bahçeyle ve giriş katıyla bağlantılı olan bodrum katı; kiler, depo, ahır, ambar ve şaraphana gibi bölümlere ayrılmıştır. İç sofalı bir plana sahip üst katlar ise tamamen ikamet amaçlı olarak düzenlenmiştir.

zaimoglu-konak-sofa-sedir

Sokaktan devşirme mermerlerle kaplı iki yönlü dış merdivenden çıkılarak, çift kanadı ahşap bir kapıyla konağın alt kat sofasına girilmektedir. Ortada kuzey-güney yönünde uzunlamasına dikdörtgen planlı bu sofanın dört köşesine birer oda yerleştirilmiş; odaların aralarına gelen boşluk alanlardan batıdaki üst kata çıkan merdivene ayrılmış; doğudaki, eyvan olarak değerlendirilmiştir. Planda dışarı doğru çıkma yapan eyvanın köşesinden helaya geçilmektedir. Zemini ve tavanı tahta döşemeli sofanın güney ucuna duvar boyunca bir sedir konulmuştur. Bu kattaki odaların dördü de oturma amaçlı olarak düzenlenmiştir. Bunların kışlık oldukları da söylenebilir.

zaimoglu-konak-giris-kapi

Sofadan tek kanatlı ve kısmen işçilikli ahşap birer kapı ile girilen bu mekanların hepsinde de sedir, yüklük ve dolap elemanları mevcuttur. Doğu taraftaki odaların işlemek yüklükleri çiçeliklidir ve her ikisinin de köşesinde gusülhanesi bulunmaktadır.

Ahşap bir merdivenle konağın üst katına çıkılmaktadır. Ortada geniş, uzunlamasına dikdörtgen hacim ve onun iki güzünde köşelere yerleştirilmiş odalarla şekillenen bu katın iç sofalı mekan organizasyonu büyük ölçüde giriş katının planını tekrarlamaktadır . Her iki ucuna, kıvrımlı profilli kolçaklarıyla gösterişli sedirlerin konulduğu sofanın tahta çıtalı tavanının ortasında bir göbek yer almaktadır. Duvarlarındaki küçük alçı raflar ve eyvanın kuzey duvarına yerleştirilen süslemeli mermer lavoba ile tahta döşemeli zemindeki kare formlu ızgaralı bir delik mekanın göze  çarpan elemanlarıdır. Pencere sayısının çokluğu nedeniyle bu kattaki mekanlar, alttakilerden daha aydınlıktır.

zaimoglu-konak-bodrum-merdiven

Odaların giriş kapıları oyma ve geçme tarzında özenli ahşap süslemelere sahiptir. Genelde iç düzenlemesi ve elemanları itibariyle birbirlerine yakınlık gösteren bu mekanlardan sokak yönündekiler çıkmalarla genişletilmiştir. Bunlar iç süslemeleriyle de diğerlerinden daha özenlidir. Odalarda pencere önlerine kolçaklı sedirler yerleştirilmiş, duvarlardan birisi, dolap ve çiçeklikli ahşap yüklüklerle kaplanmış; yüklüklerin bir tarafı gusülhane olarak değerlendirilmiştir. Ahşap tavanlar ve duvarlara yerleştirilen gömme dolaplar da nitelikli ahşap işçiliği sergilemektedir. Isıtmanın daima soba ve pirinç mangallarla sağlandığı anlaşılan odalarda ocak yoktur. Soba deliklerinin ise özgün olduğu görülmektedir.

Süslemesi

zaimoglu-konak-tavanlar

Yapının dışta en belirgin süslemesini üst kat cephelerinde tuğlaların çeşitli şekillerde istiflenmesi ile biçimlenen bezemeler oluşturmaktadır. Çıkmalar, bunları ve saçakları taşıyan profilli ahşap konsollar, demir pencere şebekeleri, açıkta bırakılan ahşap hatıllar ve çatkılar yapının sokak cephesinde hareketli ve simetriğe yakın bir dekorasyon oluşturmaktadır. Düz tahta kaplamalı saçaklar ve çift kanatlı ahşap dış kapılar ise sadedir.

zaimoglu-konak-yukluk1

Konak, dıştaki yalın görünüşüne rağmen içte zengin bir süsleme programına sahiptir. İç mekanlardaki süslemeler; oda kapıları, dolaplar, yüklükler, tavanlar, alçı raflar ve sedirlerde görülmektedir. Bezemeyi oluşturan motiflerin tümü geometrik ve bitkisel karakterlidir. Ahşap süslemelerde oyma, geçme ve yüzeyler üzerine çakılan çıtalarla bezeme kompozisyonları meydana getirilmiştir. Çıtalı tavan süslemelerinin ana motifini ince çıtalarla şekillenen küçük kareler içindeki stilize çarkıfelek motifleri ve “S” kıvrımları oluşturmaktadır. Bunların ortasındaki göbeklerde aynca metal süs unsurları da kullanılmıştır.

zaimoglu-konak-yukluk2

Sofaların ve odaların duvarlarında görülen alçı lambalıklar da süslemek elemanlardır. Başka yapılarda da gördüğümüz bu tarz rafların alt kısımlarında simetrik bir kompozisyon oluşturacak şekilde geometrik motifler yer almakta; onun altındaki üçgen panonun içinde tasvir edilen soyut bir çiçekli bitkinin üst köşelerinde, Arapça kabartma olarak yazılan “MaşaAllah 1320” ibareleri okunmaktadır.

Yapının sokak cephesindeki giriş kapısı üzerine konulan “1320” yazılı tuğla tarih kitabesinden, konağın 1902 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır. İç mekan duvarlarındaki alçı rafların üzerinde aynı tarihin tekrarlanmış olması da bunu teyit etmektedir. K-2*

* * *

KONAK GİRİŞİNDEKİ LEVHA

Zaimoğlu ailesinin Orta Asya’dan Malatya Darende’ye gelen Selçuklu soyundan olduğu, Irak’ın fethinden sonra Kerkük bölgesine yerleştiği, buradan ayrılarak Kerkük bölgesinde Zeamet sahibi yapıldığı zeamet sahibinin Kara Zaim olduğu bilinmektedir.

sivrihisar-zaimoglu-konak-levha

Geçen zaman içerisinde o bölgede büyük güç kazandığı hakimiyetinin artması üzerine çekemeyenler tarafından Kara Zaim’in isyan edip müstakil olmak istediği iddia edilir. Kendisi saray tarafından azledilir ve öldürülür. Üç oğlu Anadolu’ya sürülür. Büyük kardeş Adana’ya (adanalı Zaim Oğlu ailesi), ortanca kardeş Karadeniz (Rize’deki Senatör olan Turgut Zaim, Milletvekili Rasim Zaimoğlu) küçük 7-8 yaşlarındaki çocuk sadık ailelere Darende’ye gelir. Geçen zaman içerisinde; Kara Zaim’in haksızlığa uğradığı sarayca anlaşılması üzerine saray çocukların bulunmasını ister. Küçük çocuk bulunur. Devrin Padişahı tarafından Sivrihisar Sancağı’nın zamet sahibi yapılır. Zaim Zade Mehmet Ağa Sivrihisar Bölgesinde devlet adına vergi toplar. Atlı sipahi besler. Bu durum Osmanlı’nın çöküşüne kadar devam eder. Zaim Zade Mehmet Efendinin 3 oğlu vardır. (Hasan, Ali, Şefik) bilindiği ikametgahları yenice mahalledir. 1. Konak Şefik, 2. Konak Ali, 3. Konak Hasan Ağa Konağı (yıkılmış yerine evler yapılmıştır.)

Kurtuluş Savaşı sırasında ordu tarafından buluşma yeri olarak kullanılmıştır. Kezban Zaimoğlunun ifadesine göre “Gece yatsı namazından sonra atlı misafirlerin geldiği, kavakdibi tarafındaki kapıdan girdikleri ve hava ağarmadan gittikleri ve misafirler için yemek hazırladıkları, yemekleri mutfaktan erkeklerin alıp götürdüğü, misafirleri başka kimsenin görmediği” söylenmektedir. Çok sonraları Kemal paşa ve arkadaşlarının gelip gittiğini öğrenmişlerdir.

Sivrihisar Zaimağa konağında Sakarya Meydan Muharebesi öncesi ateşkes koşulları taslağına son şeklini vermek için 24 Mart 1922 Cuma günü Başkomutan Gazi Mustafa Kemal ve Ankara Hükümeti’nin Bakanları Sivrihisar’a gelirler. 24/25 Mart 1922 gecesi toplana Bakanlar Kurulu, kararlarını Sivrihisar Zaim Ağa Konağından Ankara’ya gönderdikleri bilinmektedir. Sivrihisar’daki toplantıda Bakanlar Kurulu, ateşkesi Anadolu’nun hemen boşaltılması şartı ile kabul etmeye karar verirler.

28 Mart 1922 Salı günü Başkomutan Mustafa Kemal’in davet ettiği Sovyet Rusya Büyükelçisi Aralov Zonaryev ve Azerbaycan Büyükelçisi İbrahim Abilov da Sivrihisar’a gelir. Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa, askeri ve sivil zevat Zaim Ağa Konağında sabaha kadar çeşitli konuları görüşürler. 29 Mart 1922 Çarşamba sabahı çaya 1. Ordu Karargahında intikal ettikleri kayıtlıdır.

***

*K-1- BURASI SİVRİHİSAR – Sivrihisar Eğitim Vakfı
*K-2- Tarihi Sivrihisar Evleri – Prof.Dr. Yüksel Sayan, Ege Üniversitesi, 2009
Derleyen/Editör: Murat Sevimbay

ZAİMAĞA KONAĞI SİGORTA BELGESİ

1825 yılında konak konut olarak kullanılırken 1905-1914 yılları arasında EYTAM (askerdeki insanların yardıma muhtaç aile ve çocuklarını himaye eden kurum) hizmetlerinde kullanılmıştır. 1905 yılında Fransız ortaklı ‘Osmanlı Genel Sosyal Güvenlik Sigortası’ şirketi tarafından sigorta edilmiştir.

zaimaga-sigorta-arma
Fotoğrafı büyük görmek için üzerine tıklayın

RESTORASYON ÖNCESİ ve SONRASI KONAK FOTOĞRAFLARI >

VİDEO ⇓

[ot-video type=”youtube” url=”https://www.youtube.com/watch?v=S0-8rXmfz-Q”]

Kategoriler
Camiler Tarihi Eserler ve Turizm

Sivrihisar Ulu Cami

77 Diyarın 67 Direkle Tuttuğu Saf, Horasandan İstanbul’a Uzanan Bir Cem Hikayesi, Sivrihisar’ın Ulu Camii. Kılıç mescid caminden minber, hayır hasenat ile minare, Konya’dan Mevlana, İstanbul dan Hızır bey, Horasandan Hasan bin Mehmet’in safının omuzunda yüz yıllara meydan okuyor. (*5)

Aynı anda 2000 kişinin ibadet edebileceği Sivrihisar Ulu Cami, Selçuklu döneminin şaheser yapıtlarından günümüze ulaşan Anadolu’daki en büyük ahşap direkli camilerin nadir örneklerinden biridir. İlçenin merkezinde, kapladığı alan ve diğer özellikleri ile ULU kelimesi bu eserde tam anlamını bulmaktadır. (*1)

CAMİNİN TARİHÇESİ, KONUMU, MİMARİ ve SÜSLEME ÖZELLİKLERİ

Sivrihisar denilince kuşkusuz ilk akla gelen mimari yapı Ulu Cami olmaktadır. Şehrin merkezinde yer alan caminin mevcut şeklini, 1232’de Selçuklu devrinden başlayarak, bugüne kadar yapılan çeşitli ekleme ve onarımlar sonucunda aldığı anlaşılmaktadır (*2). Rivayete göre kervansaray olarak yapıldığı daha sonra camiye dönüştürüldüğü biliniyor. (*1)

ulucami-oyma-dolapBugünkü şekliyle Ulu Cami, dıştan yalın görünüşlü bir yapıdır. Caminin en eski kitabesi 1232 tarihini taşımaktadır. Yapıyı ilk yapan Sivrihisarlı kadı Leşker Emir Celaleddin Ali Bey’dir.* Yapı, bugünkü biçimine 1274 tarihinde Mevlana Celaleddin Rumi’nin müritlerinden ve III. Gıyaseddin Keyhüsrev’in naiblerinden Mikail bin Abdullah (Emineddin Mikail) tarafından kavuşmuştur. Fatih Sultan Mehmet dönemi kadılarından, İstanbul’un ilk Kadısı Hızır Bey bu camiyi 1440 yılında onartmıştır. (*3)

2013 yılında restorasyonuna başlanılan cami Mayıs 2015 tarihinde törenle ibadete açılmıştır. Yıllara meydan okuyan ve ihtişamını koruyan Ulu Cami, Sivrihisar Belediyesinin yapmış olduğu başvuru sonucunda alınan kararla 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası geçici listesine eklendi. (*6)

Ulu Cami 1485 m2’lik bir alana kuruludur. Çatısını 67 adet ahşap direk taşımaktadır. Bu direklerin 19 tanesinin üzerinde mermer sütün başlığı vardır. Direklerden altı tanesinin üst bölümleri rozet, palmet, geometrik ve bitkisel motiflerle bezenmiştir. Direkler üzerinde Bizans dönemine ait başlıklar da kullanılmıştır. Kalın direklerden dört tanesi zamanın özgün ağaç oymacılığı ile işlenmiş olup, bu direklerin alt ve üst tarafında mermerden oyma işçiliği uygulanmış sütun başlıkları vardır.

Minberi ise bir sanat şaheseridir. El işçiliği Horasanlı İbn-i Mehmet tarafından, geçme yöntemiyle ceviz ağacından yapılmıştır. Minber, 1924 yılında yanan Kılıç mescit camisinden getirtilmiştir. Anadolu Selçuklularının en dikkate değer minberlerindendir. Cami içerisinde, oyma tekniği ile yapılmış dolap kapakları da bulunmaktadır.

Cami Minaresi yapının güney cephesi üzerinde köşede yer alır. 1409 yılında (Caminin yapılışından 139 yıl sonra) Osman oğlu Hacı Habib tarafından yaptırıldığı, kitabesinde yazılıdır. Minare kaidesi iri mermer bloklarla yapılmıştır. Kaidenin üstü tuğla hatıllı, kesme taşlı sekiz köşelidir. Minare basamakları ardıç ağacından ahşap olarak yapılmış, gövde tuğladan örülmüştür. Şerefe altındaki petek, Selçuklu tuğla işçiliğinin nefis örneklerindendir. Şerefeden sonra baca üzerinde külahın altında minare yapılırken konulmuş bir sıra cam göbeği mavisi çini bulunmaktadır. Camide, (restore edilmeden önce) Sivrihisar kilim dokumacılığın güzel örnekleri de görülebiliyordu. (*4)

Not: Restorasyon sırasında kaldırılan eski kilimler, Sivrihisar’da açılması planlanan müzede kullanılacağından belediye tarafından muhafaza edilmektedir. (*6)

Dört giriş kapısı bulunan caminin duvarları kesme ve moloz taşla örülmüştür. Caminin sağ ve sol kanadı üzerinde kitabeler bulunmaktadır.

sivrihisar-ulucami-planDış mekan: 26. 50 x 52. 60 =1394 m2.
İç mekan:   24. 60 x 50. 40 =1240 m2. dir.

Kıble duvarına paralel ve 67 ağaç direk üzerine uzanan kirişlerle altı nefli bir yapıdır. Ortadaki 3. ve 4. nefin (şahın) tabanları en yüksek olmak üzere 1,2, ve 5, 6 neflerin tavanları uzayan konsollar üzerinde ortaya doğru yükseliş meyli arz eder. Tümü Orta Asya çadır mimarisi görünümündedir.

ulucami-direkDoğu batı doğrultusunda dikdörtgen planlı yapının harimi enlemesine yöneliş gösteren basit tiptedir. Sahınlar birbirinden ahşap sütunlara bindirilmiş kirişlerle ayrılmıştır. Kirişler arası uzanan yuvarlak döşemelerin, ahşap kaplamaları üstten yapılmıştır. Minber ve mihrap karşısında üç, onun arkasında bir ve çarşı çıkısında iki direk (kısmen sade olsa bile) olmak üzere altı direğin orijinal kaldığı görülmüştür. Bunların üst kısımları, zengin oyma ve kabartmalarla süslenmiş (mihrap önü direkte) yer yer pirinç baklava dilimi levhalar çakılmış, yeşil ve siyah kalem işleri ile boyanmıştır.

Direkler, ardıç ve sarı çam cinsi ağaçlardan olup, bazı antik başlıklar kaide yapılıp üzerine oturtulmuştur. Düz ağaç başlıklar yanında Pessinus’tan getirildiği kanaati yaygın olan çeşitli antik başlıklar da kullanılmıştır.

ulucami-direk-mermer

Caminin havalandırılması çatı ortasında bulunan havalandırma feneri ile sağlanmıştır. Zemini tahta ile kaplıdır. Zemin yapılışında yarma tabir edilen teknikle yapılmış, tahta ile kaplı iken restoresinde geçmeli taban tahtası kullanılmıştır. Direkler temele kadar devam eden taşlar üzerine oturtulmuştur. Caminin rutubete karşı korunması için zemin ile taban tahta arasında 150 cm’ye varan boşluk bırakılmıştır. Taban ön safta 20 cm., arka safta (kadılar safı) 1 metre kademelidir.

Camiye Genel Bakış
Cami aydınlıkUlu caminin kuzey duvarında pencere yoktur. Cami avlusuna bakan batı duvarında üç tepe penceresi, güney yönünde mihrabın bulunduğu duvarda 8 alt ve 9 üst pencere vardır. Doğu cephesinde ise kapı açıklığının sağ tarafında iki pencere yer alır. Sol tarafında duvar dışa doğru bir çıkıntı yapar. Kadınlar bölümünü teşkil eden bu kısımda kapı yanında bir pencere ve iki üst pencere ve kütüphanede doğuya bakan 1 üst ve güneye bakan 1 pencere olmak üzere 2 pencere vardır. Pencerelerin tümü ahşap kasalı ve lokma demirlidir.

Caminin kuzey duvarı arkasına, cami duvarına dayalı olarak 1924’den sonra Belediye tarafından manifatura dükkanları inşa edilmiş olup özel şahıslara satılmıştır. Caminin batı avlusundan sonra şadırvana bakan kesimde, Emineddin Mikail Medresesi (1474-75) ve yanlarında vakfiyeleri vardı. Bu vakfiyelerden biri Cafer Akıllı tarafından satın alınmış Horoz sokaktaki arsası ile dükkanın gelirini vasiyetle Orhan Keskin’e kurdurduğu vakıf aracılığı ile Ulucami’ye vakfetmiş, Cami önü açılmak üzere dükkanlar istimlak edildiğinde, bedelsiz olarak cami lehine terkini öngörmüştü.

Güncel: Son yapılan restorasyonda dükkanlar kaldırılmıştır.

Ordu Caddesinin karşı kesiminde (Bugün Halk Bankasının önündeki boşlukta) Mustafa Uça’ya ait lastik, hidrolik ve oto parçası satılan dükkanda 1953 kışında bir gaz sobasından çıkan yangında, tahıl pazarına giden Hazinedar Caddesi köşesine kadar dükkanların tümü yandı. Caminin köşesinden, saçağı tutuştuğu bir anda, damından sarkıtılan kilimlerin devamlı ıslatılması ve Sivrihisarlıların cansiparane gayretleri ile Ulucami yangından güçlükle kurtarılabilmişti.

Ulu cami toprak damlı iken üzerindeki toprak Vakıflar Genel Müdürlüğünce atılmış ve tavan döşemeleri üzerinde 10 cm. kadar (bulgurlama tabir edilen) toprak bırakılarak ahşap çatı ile kaplanmış, çatı üzerine kiremit döşenmişti. Estetik bakımından çatı daha fazla yükseltilemediği ve akıntısı az mesafe uzun olduğundan dam akıyordu. Tarihi Eserleri Koruma Derneği olarak müracaatımız ve kararlı takibimiz sonunda kiremit kaldırılıp 1956-1959 yıllarında Vakıflarca 139.028,17 TL. Harcanarak çatı bakırla kaplanmıştır. (Vakıflar Dergisi, sene 1973) Fakat bu tamirlerden sonra kışın sıcak yazın serin olan cami kışları soğuk olduğundan kalorifer yapılmak istenmiş fakat müsaade edilmemiştir. Çatı bulgurlaması altına bir izolasyon yapılmadığından tahta aralarından camiye toprak dökülüp kirletmekteydi.

2013 yılında Ulucami esaslı bir onarıma tabi tutulmuş, çevresindeki dükkanlar istimlak edilip çevresi açılmıştır. Eski çatı kaldırılarak döşemeler tamir edilmiş, döşeme üstü tahtaları değiştirilmiş, üzeri esaslı bir izolasyondan sonra bakır kaplanmış, raspa ile minare üzerindeki sıva kaldırılmıştır. Pencereler değiştirilmiş, içi de esaslı elden geçirilmiştir. Ser mahfilin Batı yönündeki kısmı kaldırılmış, antik kaidelere görülmeleri için kova yapılmıştır.

Cami Giriş Kapıları

1- Kuzey giriş kapısı: Mihrap karşısında olup en eski kitabeyi taşımaktadır. Kapı girişinin sağ ve solunda cami zemininden bir metre yüksekte bulunan ve son cemaat mahalli vazifesi gören bu kıs­ma, kadılar safı denir. Bugün müezzin mahfeli buradadır. Bu safın üzerinde ve caminin batı yönü boyunca uzanan kadınlar mahfeli olarak da kullanılan sermahfel vardır. Bu mekana üç ayrı yer­den tahta merdivenle çıkılır.

ulucami-kuzey

Ayrıca caminin doğu tarafında, yükselti teşkil eden ana mekandan kafesle ayrılmış 5 ahşap direkli ve kütüphaneye çift kanatlı bir kapı ile irtibatlı, kadınların namaz kıldıkları bölüm vardır. “Hanımların mescitleri evleridir” kabulünden hareketle olmalı, bu mekan 1969 yılına kadar, dere tepe, taş ve toprakla kaplı iken, Tarihi Eserleri Koruma Derneğince temizlik, tesviye ve blokajdan sonra tahta ile kaplatılmıştı. Kuzey giriş kapısı Alemşah Kümbet’ine bakar. Bu kapının üzerindeki kitabe, iki kabara rozet sonra gül bezekler ortasında.

Essultani
– Cedede hazihil imaretül mescid-ül müba­rek fi nevbeti el abd-ül zaif Mikâil
– Bin Abdullah ahsenallahü evakıbehu fi sene selase ve seb’in ve sitre mie (673/1474)
Türkçesi: Sultan adına bu kutsal imaret mescidi Allah’ın aciz kulu “Allah akıbetini hayır etsin” Abdullah oğlu Emineddin Mikail’in görevi sırasında 673/1474 yılında yenilenmiştir.

Emineddin Mikail, Anadolu Seçuklular’ından III. Gıyaseddin Keyhüsrev’in naibidir. Ünlü hoca Maliye Bakanı Sadeddin Ebu Bekr-i Erdebili’nin azadlısıdır. Üstün gayreti, sağlam isabetli düşüncesi, engin bilgisi ve atılganlığı ile köleliğin malla aynı tutulan seviyesinden, efendiliğin başköşesine yükseldi. Sağlam inancı, güçlü kalemi, engin bilgisi ile insanlar arasından seçilerek sıradan ve seçkin kimselerin gözdesi oldu. Hadis, fıkıh, hikmet ilimlerinde en yüksek payı ve en geniş hisseyi kazandı… Aziz ömründen hiçbir anını İnsani olgunlukları elde etmek ve dünyadakilerin hayır dualarını kazanmaktan başka bir işe harcamadı. (İbni Bibi-Selçukname. Kültür Bakanlığı s. 207)

2- Batı Giriş Kapısı (Çarşı Portalı): Çarşı meydanına açılan ve şadırvana bakan taş kemerli bir girişten, sağ tarafı eski müftülük binası ve musallanın bulunduğu boşluk, sol tarafı ise eski muslukların kaldırılması ile merhum Hacı Süleyman Görener tarafından yaptırılan gasilhane, tuvaletler, abdest alma yeri ve cami kapalı olduğu zaman kullanılan buraya irtibatlı küçük mescidin yer aldığı avluya girilir.

Karşıda üzeri siperli portal, mermer taç kapının ahşap sağ kanadında ve devamla sol kanadında:
Ve ennel mescidallahü- felatedu meallahüahad 1457/1841 M (Kur’an-ı Kerim cüz 29 -sure. 72. 18) (Muhakkak mescidler Allah içindir – Allah birdir kimseyi O’na ortak koşma.) yazılıdır. Ulucami’nin kuzey kapısı ile bu kapı benzerlikler arz etmektedir.

Güncel: Son yapılan restorasyondan sonra batı kapısının avlu ve girişi kaldırılıp, etrafı açık olarak kalmıştır. Tuvaletler ve abdest alma yerleri Alemşah kümbeti yanına yapılmıştır.

e-mikail3- Doğu Giriş Kapısı: Caminin doğu portalı da ahşap kasalı ve ahşap kapılıdır. Bu kapının en üstünde bir kitabe ve yanında Mikâil denilen kanatlı sitilize bir resim yer alır.

Kitabenin okunuşu: (1. tamir kitabesi)
1-Ümmire hazel-cami el mukaddem fi devlet-i effar-is sultan el ümem
2-El nıelik el adil sultan Murad min Al-i Osman muvaletin niam
3-Fağlebelıu Hızır bin Celal halled- Allahü bi latif-i itam
4-Fi amine es salis ve’l-erbain bad-ı sema- niye miefahtetim

Türkçesi: Hizmete giren bu cami, Müslümanların sultanı devletin iftiharı Nimetleri devam eden adaletli melik, âlî Osman’dan Sultan Murad’ın saltanatı esnasında; Allah lütfunu devam ettirsin; zamanın övüncü Celâl oğlu Hızır’ın üstün yardımı ile imar edildi. Allah camiyi afetlerden emin kılsın 843H/1439-40 M. de son buldu.

ulucami-dogu-minare-kitabe

Alttaki kitabenin okunuşu: (2. tamir kitabesi)
1- Eyle ya rab vakfı rahmetine sencedir. Ba hem imam hatip hem cemaati cümleten. Mükerri han olalar, galleti züpte dediler. …
2- Bezl-i sayederler cümle cedid idüp tecdidine Kimi malen kimi say’en lahavle illa bin nasr Vakıfıyiisemma evvelki Emineddin Mikail ide hamiyet ana Mevla şefii ola (…..)
3-Sıdk-ı safa ile (…) eyle dua oku tarihi, zikrııllah oldu dai tecdid-i camii kebir. Da camii kebir tecdid-i bihidayeti rabbül muin. Bina sa­hibi hayr-i bi malil hayri malil (…) ziirriyeteyn
4- (….) Emeltü tarihen lehli min Kıır’an- ı miibin (…) ni’me davul muttakıyn. Fi senetihi ısney ve tis’İne miete ve elf 1192/1778

4- Kadınlar Mahfeli Dış kapısı: Sırf hanımlara ait dış kapıdır. O da özel günlerde kandil ve bayramlarda cemaatin geliş ve dağılımlarında kadın erkek karışmasını önlemek için kullanılırdı. Bu kapının girişe göre solunda abdest almak için, suyu acı bir çeşme vardı. Çeşmenin suyu yukarılarda bir kuyudan gelmiş olmalı.

ulucami-kadin-mahfeli

Kadınlar mahfelinin doğu güney köşesini işgal eden ve kadınlar mahfeline derin bir sivri kemer altındaki iki kanadı bir kapı ile bağlı bulunan ve keza batı kısmı aynı şekilde kemerli, üzerleri kubbeli, doğuda kapısı, güneyde penceresi bulunan bir bölüm vardır. Buranın Emineddin Mikail, daha sonra Hızır Bey Kütüphanesi olduğu bilinmektedir. Hal böyle iken, Ahmed Tevhid Bey ve kendisini kaynak alanlar bu mekana, Sölpük Mescidi deseler de ismin menşei bilinmediği, zikredilmediği gibi restorasyonda mihrap izine de rastlanılmamıştır. Kemerlerin altındaki boşluklarda kütüphane dolap veya rafları olmalıdır. Nitekim şimdi batı kemer altında kütüphane dolabı vardır.

Musalla Kapısı (Mihrap duvarında): Minareye yakın bu kapı, eskiden musalla (meyyit) taşı caminin güneyinde ve bu kapı önünde cadde üzerinde olduğundan, cenaze namazı için kullanıldığı, mu­salla taşının, doğu kapısı girişindeki yere taşınması ile de özel günlerde: bayram namazlarında olduğu gibi; kullanıldığı büyüklerimizce ifade edilmiştir.

Musalla taşına cenaze getirildiğinde imamın namazdan sonra ön safı takiben bu kapıdan çıkıp cenaze namazını kıldırdığı, cemaatinde dışarı çıkanlar yanında içeride kalıp bu kapıdan gelen imam veya müezzin sesine uyup cenaze namazına iştirak ettiği bilinmektedir.

Minarenin Giriş Kapısı Üzerindeki Kitabe:
Külli şey’in halikun illa veçhe Lehiil hükmü ve ileyhi türceun
Heme mergüzarım pir’ü civan Bekini ne maned kes-i cavidan
Bena hazihil imaret-ül mübareke el emirül kebir Cemaleddin Ali bek
Etâlallahü ömrehu li ecl-i validehil mer- humul mağfur Cemaleddin
İsmail bin Akça bey tegammedehullah senettis’a ve isrine ve sitte mie 629/1431
Türkçe çevirisi
– (Onun zatından başka) Her şey yok olacaktır. Hüküm Onun’dur ve nihayet döndürülüp ona götürüleceksiniz.
1-(Farsça) Genç ve yaslı hepimiz mutlaka ölümü tadacağız. Dünyada kimse ebedi kalmayacaktır.
2- Bu mübarek imaret (yapılar manzumesi) büyük emir Cemaleddin Ali Bek tarafından yapıldı
3-Allah onun ömrünü uzatsın vefat eden babası merhum ul mağfur Akçabey oğlu Cemaleddin İsmail için, Allah her ikisini de yarlığasın 629/1431-32 senesinde yapıldı.

ulucami-minare-kitabe

Anlaşıldığı veçhile bu kitabe, imaret kitabesidir. Osman Ergin Bey, Türk şehirlerinde imaret sistemi isimli eserinde: “İmaret: medrese talebeleri ile fakirlere yemek pişirilip yedirilen yerlere verilen addır. Aşhane, aş evi gibi. Bu kelimenin zıddı Harap (mamur olmayan)

Türkler, cami medrese, hastane, aşhane, misafirhane, hankâlı hatta türbe hatta kale hatta minare binalarına kadar teker teker olduğu gibi hepsi bir arada olarak ta imaret adını vermektedirler. İmaret hem mamurluk ve hem de yemek yenilen yer anlamına gelir” demektedir. Ulucami’de minare girişindeki bu kitabenin yanındaki kubbeli mekanın, bu ima­retin mescidi olarak kabul edilmesi halinde, buraya Akçabey Mescidi demek yerine şayet sonraki kullanımlar göz önünde tutulacaksa Emineddin Mikâil Kütüphanesi veya Hızırbey Kütüphanesi demek gerekirdi. Bana Sölpük Mescidi ismi dayanıksız gelmektedir.

Bu kitabenin bulunduğu kapıdan içeri girildiğinde, minare önünde genişçe bir mekan ve kapı karşısında dama doğru çıkan bir taş merdiven görülür. Bu merdivenin minare yapımından evvel minare yerine kullanılması düşünülebileceği gi­bi, toprak damların bakımı için dama çıkmak için veya her ikisi için kullanılmış olması mümkündür.

Minare Kitabesi
Bu minarenin yapım kitabesi şöyledir: Bena hazihil minaretül şerife el mübareke Sahib-ül hayrat Hacı Habib bin Osman, fi evail Recep sene esna ve asere ve semani mieh Receb 814/1409

Bu mübarek minare-i şerife hayırlar sahibi Osman oğlu Hacı Habib tarafından bina edildi. Receb başlarında H. 814/1409 M. (Not: evail- birinci gün değil çoğul olup evvelini ifade eder)

Minarenin külahı 1972 yılı 19 Haziranda rüzgar sırasında meydana gelen anoforda, seren direği kırılıp minare giriş kapısı dışındaki merdivenlerin önüne düşmüştü. Bütün müracaata rağmen Vakıflar ilgisiz kalınca, yine Vakıflar İdaresinin oluru ile Sivrihisar Tarihi Eserleri Koruma Derneği olarak külâhı da diledikleri gibi yapmak isteyen, bazı şahıslara karşı adeta savaş vererek; aslına sadakatle yeniden yapıldı ve minareye parato­ner takıldı. Hasar gören alemi ve kırık di­reği tamirle Alemşah Kümbetinde kullanılmış ve buraya yenisini takılmıştır.

Fondaki gri kayalar önünde fark edilsin diye (1959) sıvanıp üzeri badana edilerek, şerefe altına kırmızı yeşil kuşaklar çekilerek ve minare kapısı üstüne (muhtemelen seren direği değişirse buradan istifade edilsin diye) konulmuş kahverengi mermere, yağlı boya ile ay yıldız çizilerek bilgisizce bu tarihi eser berbat edilmiştir. Bu faaliyetlere Orhan Keskin’in son anda müdahalesi ile Hoşkadem, Balaban, Kılıç Mescid Cami minareleri ve diğerlerinin aynı akıbete uğramaları önlenmiştir. Konya Anıtlar Kurulu Başkanı merhum Prof. Dr. Yılmaz Önge Bey, o tarihlerde Vakıflar Müşaviri olarak Sivrihisar’a her gelişinde minareyi raspa ettirip üzerindeki sıvaları temizleyip eski hüviyetine kavuşturamadığından üzüntülerini beyan etmiştir. 2015 yılı Mayıs ayında restorasyonu tamamlanan caminin minare sıvaları kazınıp eski haline kavuşturulmuştur.

ulucami-hizir-onarim-kitabeCaminin Mihrabı ve Minberi
Mihrab: Kuzeydeki taç kapı karşısında kıble duvarında iki pencere arasında çıkıntı teşkil eder. Kalıplama tekniğinde alçı süslemelidir. Sathi mukarnaslı alçıdan yapılmış mihrabın, Hızırbey tarafından yaptırılan 1439 – 1440 tarihli onarımda konulduğu anla­şılmaktadır. Mihrabı Prof. Dr. Gönül Öney’de aynı zamana tarihlemektedir.
Mihrabı çevreleyen en dıştaki birinci şe­ritte sülüs karakterde yazı, ikinci şeritte ise üzüm salkımları ve dallarından oluşan bitkisel motifler, üçüncü şeritte geçmeli beşgenlerden oluşan beş ve on kollu yıldız motifleri yer alır. Mihrap kavsarasını balık sıra motifli kademeli kaval silme çevreler. Mihrap nişi­nin iki yanında yer alan sutünceler balık sırtı motiflidir.

ulucami1Minber: Anadolu Selçuklularının en dikkate değer minberlerindendir. Camiye girince hemen göze çarpar. Ceviz ağacından yapılmıştır, ileri doğru fırlamış geometrik bölümler içinde Rumî ve palmetlerle in­ce işlenmiş dolgular ve ajurlu korkuluk ve şebekeleri ile Selçuklu ağaç işçiliğinin kıymetli eserlerindendir. Taht kısmında kare şebeke dolgusunda, Kayseri Keykubad’i çinilerinden ve Karahanlılara kadar uzanan Türk süslemelerinde her zaman devam eden sekizgenlerin birbirini kesmesinden meydana gelmiş örgü motifi karakteristiktir.
Kapı kanadında, Hasan Bin Mehmed olarak ustanın adı yazılıdır. Kapı kemerini çevreleyen kitabe kuşağında, Selçuklu sü­lüsü ile Ayet el Kürsi yazılıdır. Ebced hesabı ile “Hace-i ecel” karşılığı tarihi 643 (1445) olup üslup ve karakteri bu tarihe uygundur.

ulucmiMinberin kapı kanatları kapandığında, sivri kemer oluşturan bir şeritte taçlandığı görülür. Sivri kemer yaylan iki yanda kaval silme biçiminde bir sütunceye oturur. Bu minber belki de üzerine sürülen malzemeden olacak, Etnografya Müzesinde bulunan emsallerinde rastlanan ağaç kurdu tahribatına maruz kalmamıştır. Maalesef bilinçsizce minber üzerindeki malzemeler temizlenip, hayır işliyoruz diye mobilya cilası ile cilalanmıştır. Minberin taht kısmında kare şebekenin külaha uzantıları üzerinde, Kufi yazı ile Ayet-el Kürsi nakşedilmiştir.

Taht tacının kaidesinde, kıbleye döndüğümüzde sağ tarafında Bismillahirrahmanirrahim, önünde (Nasrun minallahi ve fethün karib ve beşşiril müminin). Sol tarafında (Ve ennel mescide lillahi felated-ü maallahi ehaden) ayeti kerimeleri sülüs yazı ile yazılıdır. (Okuyan Mehmed Dönmez) Ulu caminin minberinin çarşı açmak ga­yesi ile 1924 yılında yıktırılan Kılıç Mescid Camiinden getirildiği bilinmektedir. Kendi minberinin de Ankara Aslanhane Camii ne götürüldüğü söylene gelmiştir. Zikri geçen minberin ustası Ebu Bekir olup 1175 yılına tarihlendiğinden bu söylenti iddia olmaktan ileri geçmez.

Ulucami’de Hizmet Veren Bazı imam- Hatibler

– Süleyman Efendi. Ö. T. 1848 mezarı Tahtalı Evliya ile beraber Kurşunlu Mezarlığı’na nakledildi.
– Hacı Hilmi Efendi 1896 (İhsan Başol’un baba dedesi)
– Ulemai asitane’den
– Hacı Ali Hoca Ö. T. 1908 Kabri, Kurşun­lu Mh. Kumluyol Mezarlığında
– Sobacının Hafız Ömer Efendi
– Adapazarlı Mustafa Efendi
– Bahri Tok (aynı zamanda Elmalı Kuran Kursu fahri hocası idi.)
– Harun Karça
– Enver Akça
– Ömer Öztürk
– Osman Hatiboglu 1975-1984
– Çorumlu Ahmet Efendi
– Ahmet Hakses

Camide Vaaz Eden Zatlar:

Gecekli Ali Efendi, Müftü Rasih Efendi, Müftü Mehmet Emre, Müftü Orhan Ersoy ve diğer müftü ve vaizler.

Müezzinler: Mukayyitlerin Eşref Efendi, Hüsnü Horozoğlu, Süleyman Güvener (Tosur Hoca, Ali İhsan Paşa’nın babası), Medine’de medfun Ahmet Aksakal, Hafız Abdullah Şen ve diğerleri. (*4)

Sivrihisar ve Köylerinde Yunan Mezalimi adlı eserde 200 kitabının yakıldığı Müderris Hafız Osman Efendi şeklinde adı geçen, Merhum Hafız Osman DESTİCİ 7 yıl İstanbul Fatih külliyesinde eğitim alır, Sivrihisar’a gelir 1 ay kalır. Ve tekrar gider 7 yıl daha eğitim alır. İstanbul Fatih külliyesindeki 14 yıllık eğitim sonunda Sivrihisar Ulu camisine önce baş imam, hatip sonra MÜDERRİS olur. Mekanı Cennet olsun. -vefatı 1930- (*6)

***

Dipnot:* Sivrihisar’lı kadı leşker (kadıskar) Emir Celaleddin Ali Bey 1256 yılında Moğolların tahttan indirdiği II. İzzeddin Keykavus’un taraftarı olduğu gerekçesiyle Muineddin Pervane’nin tutuklatıp Moğollara teslim etmesi üzerine şehit edilmiştir. Emir Celaleddin Ali Bey’in hayatı hakkında başka bir bilgi bulunamamıştır. (*3)

Ulu Cami hakkında değerlendirme yazısı için tıklayın >

Kaynaklar:
1- Burası Sivrihisar S.E.Vakfı Yay. sh:120
2- T.S.E. Prof.Dr. Yüksel Sayan, Ege Üni. Yay. 2009
3- Eskişehir Valiliği – EskiYeni Kültür Dergisi, Temmuz 2010
4- Bütün Yönleriyle Sivrihisar – Orhan Keskin 2001-2017
5- Semerkand Video
6- Derleyen/Editör: Murat Sevimbay

Restorasyondan sonraki fotoğraflar

ulucami-arkasi

ulucami-new

2015 ULU CAMİ VİDEO

[ot-video type=”youtube” url=”https://www.youtube.com/watch?v=Avn2r0ZjCgI”]

Kategoriler
Tarihi Eserler ve Turizm

Sivrihisar’a Gitmek için 25 Neden

sivrihisara-gitmek-icin-25-neden

Yolunuz Bir Gün Mutlaka Sivrihisar’a Düşsün

Rüzgar gibi zamanın da yabancısı olduğu mekanlar vardır. Yılların, yüzyılların ılık bir aydınlık gibi ışıttığı mekanlarda ise hareketin ve sükunun, huzurlu bir sessizliğin sinip kaldığına tanık olursunuz. Bilgeler yurdu Sivrihisar’da da kafanızı çevirdiğiniz her yerde hafızanın, hatıranın ve yaşanmışlıkların eteklerine tutunan hüzünlü hikayelerle baş başa bulursunuz kendinizi. Eskişehir-Ankara yolunun hemen kenarında, dünyanın bütün gürültülerinden koparak huzurlu bir mola vermek isterseniz, Sivrihisar tam size göre.

Sivrihisar, tarihi yolların kesişme noktasında Friglerden, Romalılardan, Selçuklulardan, Osmanlılardan devraldığı birçok miras ile ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Bir uçbeyliği olan Sivrihisar, özellikle Türk-İslam dönemi eserlerle sizi geçmişe sürükleyecektir. Ünlü Kral Yolu’nun geçtiği ve Kibele Tapınağı’nın bulunduğu Pessinus, üç kıtadan kuşların konakladığı Balıkdamı Kuş Cenneti ve onlarca camii, mescit, çeşme, hamam, eski mahallelerde size zamanın donup kaldığı hissini verecektir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Bursa için söylediğini siz Sivrihisar için söyleyeceksiniz: “Takvimle, saatle ilgisi olmayan ikinci bir zaman daha var.”   Murat KÜÇÜK

SİVRİHİSAR TURİSTİK YERLER

hizbme1- HIZIR BEY MESCİDİ

15. yüzyıla ait yapı, Kubbeli Mahallesi Hızırbey Sokak’tadır. Kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. 1963 yılına kadar Belediyenin gaz deposu olarak kullanılan mescid, yapılan aslına uygun onarımlar sonucu orjinal formuna yakın bir görünüme sahip olmuştur. Bugün ibadete açıktır.  DEVAMI >

ayr

minare

2- KILIÇ MİNARESİ: Mescitsiz Minare, Sivrihisar kılıçla fethedildiğinden ve kılıca dayanılarak hutbe okunan ilk mescit olmasından dolayı bu adı aldığı söylenir. Bir başka rivayete göre Oğuz boylarının Kılıç aşiretinden adını alır. Tümüyle ahşaptan yapılan yapının mescidi yıkılmış ve günümüze yalnızca minare kalabilmiştir. Mescitsiz Minare Selçuklu sanatının güzel bir örneği.

ayr

.hudaicami3- AZİZ MAHMUD HÜDAİ CAMİİ: 1591 tarihinde Azîz Mahmûd Hüdâi tarafından yaptırılan ve ismiyle anılan camiye, 1893’te yeniden yapılmasından dolayı, Azîz Mahmûd Hüdâi Camii yerine Yeni Camii denilmiştir. Ortası büyük, çevresi yarım kubbeler şeklinde, ahşap tarzda yapılmıştır. Minaresi 1894 yılında yapılmıştır. Şerefe altında iki kuşak bulunmaktadır. Yapım sırasında birinci kuşaktaki yüksekliğin yeterli görülmediği ve kuşağın yükseltildiği anlaşılmaktadır. Celvetiyye tarikatının kurucusu Azîz Mahmûd Hüdai, hem bir şeyh hem de bir şairdir. Dönemin büyük sufisi 1543-1623 arasında yaşamıştır.

ayr

akumbet4- ALEMŞAH KÜMBETİ (NAMAZGAH): Eskiden şehir dışında, kırda ve set üzerinde, mihrap konulmak suretiyle, namaz kılınmak için yapılan yere namazgâh denilirdi. Namazgah, namaz dışında bir başka işlev daha üstlenirdi; bayramlarda, yağmur dualarında, hacıları gönderirken, asker uğurlarken halk burada toplanırdı. Sivrihisar’da halk, namazgâhı “Bayram Musalla” diye adlandırıyor. Namazgâhın mihrabı, 7 basamaklı minberi ve orta yerinde müezzinliği bulunuyor. Etrafı taş duvarla çevrili olan namazgâhtaki kitabeden, yapının 1799 yılında tamir edildiği anlaşılıyor.

ayr

balcami

 5- BALABAN CAMİİ: Sofya Fatihi Balaban Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dört ahşap direkli ve ahşap örtülü caminin minaresi güzel tuğla işçiliği ile ilgi görür. Cami önündeki çeşmenin de Balaban Paşa tarafından yaptırıldığı kabul ediliyor.

ayr

hkademcami6- HOŞKADEM CAMİİ: 15. yüzyıla tarihlenen bu camii Hacı Hoşkadem tarafından yaptırılmıştır. Karacalar Mahallesi Hoşkadem Sokak 385 ada, 1 nolu parsel de Va­kıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlıdır.

DEVAMI >

ayr

.yhkumbet7- YUNUS HOCA KÜMBETİ: 1274 yılında yapılmıştır. Ravzat-ül Ahbar adlı eserde, Selçuklu Bahriye Nazırı Sadreddin Hoca Yunus’un, Cimri ve Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından öldürülmesi üzerine yapıldığı yazılıdır. 6 metre çaplı kubbesi bulunan kümbetin kapı mermer sövelerinde çarkıfelekler, yaprak ve bitki motifleri ile geometrik bezemeli iki şerit arasında bir geyiği kovalayan aslan figürü görülür.

ayr

.namazgah-28- NAMAZGAH: Eskiden şehir dışında, kırda ve set üzerinde mihrap konulmak suretiyle namaz kılınmak için yapılan yere namazgâh deniliyor. Namaz dışında bir başka işlev daha üstleniyor; bayramlarda, yağmur dualarında, hacıları gönderirken, asker uğurlarken halk burada toplanıyor. Sivrihisar’da halk namazgâhı “Bayram Musalla” diye adlandırıyor. Namazgâhın mihrabı, 7 basamaklı minberi ve namazgâhın orta yerinde müezzinliği bulunuyor. Etrafı taş duvarla çevrili olan namazgâhtaki kitabeden 1799 yılında tamir edildiği anlaşılıyor.

ayr

.ulucami19- ULUCAMİ: Selçuklu döneminden günümüze ulaşan, ahşap direkli camilerin nadir örneklerinden biridir. Şehrin merkezinde, kapladığı alan ve diğer özellikleri ile ulu kelimesi bu eserde tam anlamını bulur.

Geniş açıklama ve fotoğraflar için tıklayın >

ayr

akdomes10- AKDOĞAN MESCİDİ: Selçuk Bey tarafından 15. yüzyılda yaptırılan Akdoğan Mescidi’nin en özgün yanı, tavan örtüsünün 2/3’ünün “tüteklikli örtü” denilen teknikle yapılmasıdır.

ayr

ihsan-erdemligil-konak
İHSAN ERDEMLİGİL KONAĞI

11- İHSAN ERDEMGİL KONAĞI: Atatürk, 7 Mart 1922’de Sivrihisar’a gelir. Kurtuluş Savaşı’nın o zor günlerinde üç gün süreyle İhsan Erdemgil’in konağında kalır. Gündüz cephedeki birlikleri denetleyen Atatürk, geceleri ise İhsan Erdemgil’in konağını karargâh olarak kullanır. 

* * *

ZAİMAĞA KONAĞI: Atatürk`ün Kurtuluş Savaşı sırasında bir süre ikamet ettiği ve Bakanlar Kurulunun, Ankara dışında, ilk kez toplantı yaptığı konağı mutlaka görmelisiniz.

Zaim Ağa Konağı detaylar için tıklayın >

ayr

kurcami12- KURŞUNLU CAMİİ: İlçe merkezindeki cami Şeyh Baba Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Kitabesine göre inşa tarihi 1492’dir. Bina, plan olarak tek kubbelidir. Üç kubbeli bir son cemaat yeri ve sağında caminin zarif bir minaresi ve önünde çeşmesi vardır. Son cemaat cephesi ve minare kesme taştan, diğer kısımları kesme taş üç sıra tuğladan inşa edilmiştir. Son cemaat yeri ince iki yan duvarı uzantısıyla ve kare şeklinde iki yığma ayaktan meydana gelmiş ve üç kubbelidir. Caminin en çarpıcı özelliklerinden biri duvarlarıdır. Duvar kalınlıkları son cemaat duvarında 1.32 m diğer duvarlarda 1.48 m olarak ölçülmüştür. Bu cami 1343’te Hacı Osman oğlu Hoca İbrahim’in yaptırmış olduğu mescidin yıkılıp genişletilen yerine yaptırılmıştır. Caminin yanındaki türbede Şeyh Baba Yusuf’un babası Halil Hoca ve oğlu Veli Hamdi Baba’nın kabri bulunmaktadır.

ayr

pessinus13- PESSİNUS BALLIHİSAR: Ankara-Eskişehir kara yolu üzerinde Sivrihisar’ın 13 km. güneyindeki Ballıhisar’da bulunuyor. Eski Kral Yolu üzerinde olan antik şehrin üzerinde bugün Ballıhisar Köyü kurulmuştur. Friglerce ‘Kybele’ diye adlandırılan ana tanrıçanın bulunduğu en önemli tapınma yerlerinden biri olarak biliniyor. Büyük olasılıkla bir meteor olan siyah taşın gökten inen tanrıça idolünün bulunduğu yerdi. Romalılar, Kartaca’ya karşı yapılan savaşı kazanabilmek için bu taşı MÖ 204 yılında Roma’ya götürürler ve bunu Magna Mater (Ulu Ana) diye adlandırırlar. Pessinus, ana tanrıça için yapılmakta olan törenlere sahne olur ve o dönemlerde kendini ana tanrıçaya adayanların merkezi konumuna gelir.

Pessinus’tan geçen Kral Yolu güvenilir ve kestirme olduğundan Roma ve Bizans çağlarında da kullanılır. Antik kentin yakınlarında yol kalıntıları günümüzde de görülebilir. Roma çağında Pessinus’a giden yollarda mil taşları kullanılır.
Hellenistik çağda şehirdeki tapınak onarılır, meclis binası, stoa, kanal, tiyatro ve yollar yapılır. 1967 yılında Belçika Gent Üniversitesi tarafından aralıklarla 2008 yılına kadar kazı çalışmaları yapılmıştır. 2009 yılından itibaren kazılar, Avustralya Melbourne Üniversitesi tarafından devam etmektedir. Kazılar sonucunda çıkan eserler Eskişehir Arkeoloji Müzesi’nde ve Pessinus’ta kurulan açık hava müzesinde sergilenmektedir.

ayr

doasmes14- DOĞAN ASLAN MESCİDİ:II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in bayraktarı Doğan Aslan Bey tarafından 1247’de yaptırılmıştır. Sekiz dilimli kubbesi ve son cemaat yeri ile bölgedeki yapılardan farklı mimariye sahiptir.

ayr

sivev15- SİVRİHİSAR EVLERİ: Sivrihisar’da zamanın ağırlığını taşıyan, dar yollar arasında birçok eski ev güzel mimarisiyle sizleri büyüleyecek.

Detaylar için tıklayın >

ayr

dogspor16- DOĞA SPORLARI: Sivrihisar’da tracking, hiking, kampçılık, kuş gözlemciliği, kaya tırmanışı için uygun birçok rota bulunuyor.

ayr

hazmesc17- HAZİNEDAR MESCİDİ: İlçenin en önemli tarihi eserlerinden biride, Anadolu’nun Kabe Minyatürlü İlk Mescidi olan Hazinedar Mescidi ilçe merkezindedir. Anadolu Selçuklularından Hazinedar (Maliye Nazırı) olan Necibiddin Mustafa’nın kendi adına 15. yüzyılda yaptırdığı mescidin içerisi minyatürlerle bezelidir.

ayr

kilise118- ERMENİ KİLİSESİ

Yapının Tarihçesi ve Mimari Özellikleri ile ilgili yazı ve fotoğraflar için tıklayınız.

ayr

saatkule19- SAAT KULESİ: Saat Kulesi 1899 yılında dönemin kaymakamı Mahmut Bey tarafından yaptırılmıştır. İlçenin her tarafından rahatça görülebilmesi için yüksek bir kaya kütlesi üzerine inşa edilmiştir. 

Detaylar için tıklayın >

ayr

karamez20- KARAKAYA MEZARI: Köy mezarlığının hemen yanı başında, toprak altındaki volkanik kaya kütlesine oyulmuş olan oda mezar, tipik Frig kaya mezarlarının en güzel örneklerinden biridir. Beşik çatılı, üçgen alınlıklı, arka arkaya yerleştirilen iki odadan oluşur. Arka odada ana kayadan yontulmuş, üzerine ölen kişinin yatırıldığı bir kline vardır. Köyü kuzeyden ve batıdan çevreleyen kaya kütlelerinin yüksek kesimlerinde iki mezar daha bulunmaktadır.

ayr

tekoren21- TEKÖREN KÖYÜ: Köyün hemen kuzeydoğusunda Tunç ve Demir Çağı malzemesine sahip geniş bir ören yeri; kayalara oyulmuş basamaklı sunak, oda mezarı ve üzüm ezme havuzundan oluşan Frig dönemine ait bir açık hava kutsal alanı vardır.

ayr

gelinkiz22- KARACAKAYA GELİN KIZ FRİG KAYA MEZARI: Yüksek ve kayalık Çal Tepesi’nin Karacakaya Köyü’ne bakan kuzey yüzünde, zirveye yakın bir kesimde sert mermer kayaya oyulmuştur. Beşik çatılı, üçgen alınlıklı, tek odalı bir mezardır. Mezar odasının içinde duvar yüzeyine işlenen figüratif kabartmaları ile son derece dikkat çekicidir. Kabartma alanında mezar girişine doğru ilerleyen ata yan oturmuş bir figür ile arkasında yaya olarak onu takip eden mızraklı bir figür vardır.

ayr

hamkarc23- HAMAMKARAHİSAR CAMİİ: Hamamkarahisar Köyü’nde Emir Seyfettin Kızıl tarafından 1259’da yaptırılır. Emir Seyfettin Kızıl’ın Türkmen Bayındır Boyu Beyi olduğu, İzzeddin Keykavus’un danıştığı üç büyük emirden biri olduğu belirtilir. Hamamkarahisar Camii, ana mekan ve son cemaat yeri olarak bölümlerin biçimlenmesi ve bütünleşmesi açısından Osmanlı mimarisine geçiş aşamasında, kimliğini günümüze taşıyabilen özgün bir örnektir.

ayr

zeykoy24- ZEY KÖYÜ: Sivrihisar Dağları’nın kuzey eteklerinde, kayalık bir yamaçta kurulmuştur. Köyün 1 km kadar güneyinde dar bir vadiyi iki yönden sınırlandıran kaya kütlelerinin yüksek kesimlerinde on iki adet oda mezar, iki adet basamaklı sunak ve üzüm ezme havuzu bulunur. Frig kaya sanatının özgün örneklerini oluşturan bu anıtlar ve bu alanın 1 km güneyindeki Zey Kalesi Frig yerleşmesine aittir.

ayr

balkaya25- BÖĞÜRTLEN BALKAYASI FRİG KAYA ANITI: Böğürtlen Köyü’nün güneyinde, Balkayası olarak da adlandırılan yüksek kaya kütlesinin dik yüzüne oyulmuştur. Beşik çatılı, üçgen alınlıklı bir yapının ön cephesini simgeler. Ortada kapıyı simgeleyen dikdörtgen sığ bir niş vardır. Bilinen aynı tip Frig anıtlarından farklı olarak alınlık ve cephedeki geometrik bezemeler, koyu kırmızı renk boya ile yapılmıştır.

Eskişehir Valiliği, EskiYeni dergisi

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Şamdanlar Evi

samdanlar-ev-kroki samdanlar-ev-plan

Çukur sokakla Kutlu çeşme sokağın kesiştiği köşede yer alan ev iki katlıdır. Yapının giriş katı ça­mur harçlı moloz taş örgüsü, üst katı ahşap çatkı arası kerpiç ve tuğla dolgulu karkas olarak inşa edilmiştir. Üzeri kırma çatılı ve oluklu kiremitlerle örtülüdür. Ancak bunların bir kısmı zamanla düştüğü için yerini marsilya tipi makine kiremitleri almıştır. Saçakları kaplamasızdır.

samdanlar-evi-sofaÇukur sokaktan çift kanatlı ahşap bir kapıyla evin hayatına (avlu) girilmektedir. Hayatın batı tarafında izbe, tandırevi, harçevi; güneyinde helâ ve ocak yer almakta; doğusunu bir oda, kuzey tarafını da alt katın uzunlamasına dikdörtgen plânlı sofası kuşatmaktadır. Bunun güney köşesine bir oda, kuzeyine mutfak ve kiler mekânları, batısına ise hamam yerleştirilmiştir.

Bu mekânlardan yalnızca mutfağın ve odanın sokak istikâmetinde birer penceresi vardır. Kışlık olarak kullanıldığı anlaşılan odaya sonradan yeni ikinci bir pencere açılmıştır. Kiler ise dışa açıklığı bulunmadığı, sofaya bakan tek penceresi de yeterli olmadığı için karanlıktır.

Oldukça sade ve süslemesiz olan bu bölüm­lerden mutfakta, mekânın kuzey duvarına açılmış ocak ve onun iki yanında birer dolap; odada ise yüklük ve sedir elemanları bulunmaktadır.

samdanlar-tavanEvin dış sofalı plân şeması üst katında daha belirgindir. Ancak burada iki ayn bölümün varlığı dikkati çeker. Bunun bir çeşit harem-selamlık uygulaması olduğu söylenebilir. Söz konusu bölümlere alt kattan ayrı ayrı ahşap merdivenlerle çıkılmaktadır. Tandırevi ile izbe arasındaki dar hacimden yükselen ahşap merdivenle batı uçtaki bölüme çıkılır. Tek kanatlı bir kapıyla birbirine bağlantı kurulan iki mekândan ibaret bu kısımda, girişteki oda 180×120 cm boyutlarındaki hamam mekânına açılmaktadır. Beşik tonozlu bir iç örtüye sahip bu hamam küçük tek pencereden aydınlatılmıştır.

Her iki oda mekânının da sade olduğu görülmektedir. Girişteki odada merdivenin üst kısmı küçük bir trabzana dönüştürülmüştür. Diğer odanın dolap ve yüklük elemanları mevcuttur.

samdanlar-evi-oda-kapiustu-suslemeGiriş katındaki sofanın doğu ucundan yükselen ahşap merdivenle evin diğer üst bölümüne çıkılmaktadır. Merdivenin ulaştığı üst kat sofası, hayat yönündeki pencerelerden bol ışık aldığından yeterince aydınlıktır. Ancak, pencerelerden ikisinin sonradan kapatıldığı gözlenmektedir. Sofanın güney kanadı diğer taraftan biraz yüksek tutulmuştur. Merdiven kovasına bakan tarafı ahşap korkuluklarla çevrilen bu kısım ‘trabzan’ olarak düzenlenmiştir. Buraya üç basamaklı bir merdivenle çıkılmaktadır.

Mekânın doğusunda, duvar boyunca uzanan sedir yer alır. Duvarda alçıdan bitkisel motiflerle süslemek, üzerinde Osmanlıca “MaşaAllah 1320” yazılı iki lambalık (raf) görülmektedir.

samdanlar-dolapYukarıda sözünü ettiğimiz sofanın baş ucunda yer alan hamamın hem sofaya, hem de bitişiğindeki odaya doğrudan birer kapı ile bağlantılı olduğu belirtilmişti. Sofanın kuzey tarafında iki, güney yönünde tek oda bulunmaktadır. Pencereleri sofaya bakan kuzeydeki oda mekanları biraz karanlıktır. Sağdaki odanın doğu yönündeki penceresi sonradan açılmıştır. Güneyindeki oda ise, iki cephede sokağa çıkma yapmaktadır. Pencere önlerinde, üç yönde duvar boyunca sedirlerin yerleştirildiği bu odanın evin baş odası olduğu anlaşılıyor. Süslemeli ahşap bir çiçekliği mevcut olan bu odada yüklük yoktur. Buna karşılık, birer sedirin yer aldığı diğer iki oda, kapakları ve üst bölümleri süslemeli yüklüklere sahiptir. Odalarda, ince işçilikli ahşap çıtalı tavanlar ve duvarlara yerleştirilmiş süslemeli ahşap dolaplar dikkat çekmektedir.

Süslemesi
samdanlar-evi-yukluk1Ev ahşap süslemeleriyle üzerinde ayrıca durulması gereken zengin­liktedir. Oda kapıları, yüklükler, dolaplar ve oda tavanlarında yoğunlaşan bu süslemeler; oyma, geçme ve çıtalama yöntemleriyle oluşturulmuştur. Odalara açılan ahşap kapılar ile bunların üzerindeki ahşap süsleme elemanları da oldukça niteliklidir. Kapıların üstünde çıtalarla oluşturulan sathi kemerli nişlerin yüzeyi, düz tahta zemin üzerine ahşaptan oyma rokoko tarzında soyut dallarla bezenmiştir. Burada zemin kırmızıya, dallar ise sarıya boyanmıştır. Hareketli dal kompozisyonu dıştan lacivert boyalı bir bordürle kuşatılmıştır. Bordürün üzerinde belli aralıklarla dizilmiş balık kılçığı şeklinde motifler görülmektedir. Onu dışa doğru genişleyen başka bir kuşatma kemeri dolanmaktadır. Kemer köşelikleri, kırmızı boyalı zemin üzerinde sivri uçlu çıtalarla oluşturulan şualarla (ışın motifi) doldurulmuştur. Bu süsleme kompozisyonu sofadan açılan yan yana iki oda kapısında da benzer şekilde tekrarlanmak sureti ile simetrik bir görünüş elde edilmiştir.

samdanlar-evi-yukluk2Odaların dolap-yüklük kapaklarında, çiçeklik ve tavanlarında da zengin ahşap süslemeler mevcuttur. Özellikle, kuzey taraftaki odalarda, mekânların karanlığını adeta ahşap süsleme ve çok renklilikle giderme çabası sezilmektedir. Yoğun şekilde soyut bitkisel motiflerin işlendiği yüklük kapaklarının ve çiçeklik gözlerinin üst kısımlarında sarı kırmızı ve yeşil renklerde aşı boyası ile boyanmış süsleme kompozisyonları dikkat çekicidir. Buna karşılık çıtalı tavanların süslemesinde, sadece birer göbek kompozisyonuyla yetinilmiştir.

Sokağa hakim bir konumda bulunan ve aydınlık iç mekâna sahip olan baş odanın girişi, diğer odaların girişindeki süsleme anlayışını belli ölçüde tekrarlamakla birlikte; çiçeklik, dolap ve kapı üstü süslemelerinde daha iyi derecede işçilik gözlenmektedir.

samdanlar-evi-tavan-gobekTavanı da diğerlerinden daha özenli ve gösterişlidir. Boyanmamış olan bu tavan, ortasında kırmızı kadife üzerine tespit edilmiş ahşap oyma, soyut bitki motiflerinden meydana gelen bir bezemeyi çevreleyen onikigen göbek kompozisyonunun etrafında gelişmektedir .

Halen bir ailenin barınağı olarak kullanılan ve kısmen işlevini sürdüren bu konut, Sivrihisar evleri arasında mimari elemanları ve süslemesiyle çok değerli bir eser durumundadır. Yakın zamanlarda yeni pencereler açılmak suretiyle bazı değişiklikler geçirmesine rağmen, özgünlüğünü büyük ölçüde koruyabilen ender örneklerden biridir.

Tarihlendirme
samdanlar-evi-ciceklik-dolapEvin inşa tarihi konusunda yukarıda sözünü ettiğimiz “1320” (1902) tarihi yazılı alçı lambalıklardan başka bilgi yoktur. İleride görüleceği üzere, Sivrihisar’ın pek çok eski evinin iç duvarlarında gördüğümüz ve aynı kalıptan çıktığını tespit ettiğimiz bu raflar, yapıların inşa tarihi konusunda kimi kuşkulara yol açmaktadır. Ancak, bunlara bakarak evin en geç 1902’de tamamlanmış olduğu anlaşılmaktadır.

* * *

samdanlar-evi-sokakTarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Bacacılar Evi

bacacilar-ev-planEğimli bir arsa üzerinde bulunan yapı iki katlıdır. İnşasında ağırlıklı olarak moloz taşın kullanıldığı evin kuzey ve doğu dış duvarları tamamen ahşap hatıllı çamur harçlı moloz taş örgüsüyle; güneyde girişin bulunduğu duvar da ikinci kat hizasına kadar aynı şekilde yapılmıştır. Bunun yukarısı ahşap çatkı arası tuğla dolguludur. Evin giriş katında hayata bakan dış duvarlar ile, içte temelden subasmanına kadar olan kısımlar da moloz taş örgüsüyle, üst kısımlar ise yine ahşap arası kerpiç dolgulu karkas şeklinde inşa edilmiştir. Evin üst örtüsü kırma çatılı ve alaturka kiremitle örtülüdür.

bacacilar-ev-hayatKuzey cephesi tamamen dışa sağır tutulan ev, daha çok hayata doğru yönlendirilmiş; sokak tarafında çıkmaya yer verilmemiş ve yalnızca üst odalar için az sayıda pencere açılmıştır. Buna bağlı olarak evin sokak cephesi masif görünüşlüdür. Sadece cümle kapının bulunduğu cephe, üstte tuğla ile dekore edilmiştir. Ayrıca bir çift pencerenin bu bölümü hareketlendirildiği de söylenebilir. Ancak bu cephenin geri kalan bölümü sonradan inşa edilen başka bir ev tarafından kapatılmıştır.

Yalın görünüşlü, çift kanadı bir cümle kapı ile evin hayatına girilmektedir. Hayatın kuzey ve doğu tarafını devşirme taş kaideli ahşap direklerin oluşturduğu galeriler kuşatmaktadır. Kuzeydeki galerinin arkasında yan yana üç mekan sıralanır. Bunlardan ortadakinin kapısı doğrudan hayata açılmaktadır. Diğer iki bölüme geçiş, harçevi olarak kullanılan bu mekândan sağlanmıştır. Doğudaki ocaklı mekân mutfak olarak düzenlenmiştir. Batıdaki oda; ahşap işlemeli dolap, yüklük ve çiçeklik elemanlarına sahiptir. ikâmet amaçlı kullanıldığı anlaşılan bu mekânın tavanı tamamen çökmüştür.

Hayatın doğu kanadındaki galeride küçük bir şaraphana yer almaktadır. Evin sahipleri eskiden helanın da hayatta olduğunu, fakat sonradan yıkılıp kaldırıldığını söylemektedirler.

bacacilar-evi-oda-kapiŞaraphananın solundaki ahşap merdivenden çıkılarak üst katın sofasına ulaşılmaktadır. “L” şeklinde bir plân gösteren sofanın hayata bakan yüzü özgününde tamamen dışa açık iken, bir kısmının sonradan kapatıldığı; geri kalanının da balkona dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. Söz konusu balkona halen sofadan açılan bir kapıyla geçilmektedir. Böylece açık dış sofalı plân bu yapıda faklı bir şekil almıştır. Burada sofanın güney ucunda bir, kuzey tarafında yan yana iki, batı uçta da bir olmak üzere dört mekân yer almaktadır. Güneydeki ve doğu köşedeki mekânlar doğrudan sofanın kapalı kısmına açılmaktadır. Kuzeyde olan diğerine ise balkona dönüştürülen bölümden girilmektedir. Günümüzde mutfak olarak kullanılan bu mekanın kuzey köşesi hamam olarak değerlendirilmiştir. Balkonun batı ucundan bir kapıyla geçilen dördüncü oda kullanılmayacak ölçüde yıkılmıştır. Bu mekânın tavanı ve zemini tamamen çökmüş olduğundan içeri girilememektedir. Üst kattaki odalardan yalnızca güneydekinde yüklük, dolap ve sedir elemanları bulunmaktadır. Aydınlık ve sokak manzarasına hakim olan bu mekânın evin baş odası olduğu anlaşılmaktadır.

Süslemesi
bacacilar-evi-yuklukDıştan sade görünüşlü yapının giriş cephesinde tuğlaların oluş­turduğu dekorasyondan başka kayda değer süs unsuru yoktur, içteki süslemeler ise baş oda ile alt katta tavanı çökmüş durumdaki mekanda toplanmaktadır. Her iki mekânda da süslemeleri oluşturan ana materyal ahşaptır. Bezemede oyma-geçme teknikleri kullanılarak çeşitli motif ve kompozisyonlar meydana getirilmiştir. Süslemede; baş odanın kapısı, yüklüğü ve çiçekliği özenli ahşap işçiliğine sahiptir. Kemerli bir açıklığa sahip kapının sövelerindeki süslemelerden başka, kanadının dış yüzünde ve dolap-yüklük kapaklarındaki stilize çarkıfelek motifleri ile oda girişinde, yüklüğün üst kısmında kemerlerin kuşattığı şua motifleri özellikle dikkati çekmektedir. Bunların yüzeyleri sonradan yağlıboya ile boyanmıştır.

bacacilar-evi-tavanOdanın çıtalı tavanı büyük ölçüde özgünlüğünü korumaktadır. Ortasında düz tahta üzerine çakılan elips biçimindeki göbek kompozisyonu ile bu tavan mekâna zengin bir görünüş kazandırmaktadır. Kırmızı kadife kumaş üzerine oyma tekniğinde oluşturulan rokoko üslûbunda soyut bitkisel dallarla süslü göbeğinin ortasına bir aynanın yerleştirildiği görülmektedir. Aynı tarzda yine kırmızı kadife kumaşlı zemin üzerine ince işçilikli bitkisel dalların bordür şeklinde kuşattığı geniş alanın içini de “S” kıvrımlarının mütemadiyen devam ettirilmesiyle ortaya çıkan baklava dilimleri süslemektedir. Tavanın daha sade görünen kenarları, ince bir kenarsuyu bordürü ile son bulmaktadır.

Evin zemin katında bulunan ve yukarıda sözü edilen tavanı çökmüş durumdaki odanın çiçeklikleri de bezemelidir. Bunların da süslemesini bitkisel karakterli soyut bitki motifleri oluşturmaktadır.

Tarihlendirme
bacacilar-evi-giris-yuklukYapının inşa tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Evin bugünkü varislerinden Hamdi Baş’ın verdiği bilgiye göre. Kurutuluş Savaşı’nın hemen öncesinde (1918) yapının alt katı tamamlanmış, savaş yıllarında bu bölümde ikâmet edilerek evin yapımına ara verilmiş ve altı yıl sonra (1924) da üst katı bina edilmiştir. Yapılan incelemelerde de evin bu şekilde iki aşamada inşa edildiği anlaşılmaktadır. Mevcut bilgiler ışığında tarihleme konusunda başka bir kanıt bulunmadığı göz önüne alınarak, konutun 1918-1924 yılları arasında inşa edildiğini kabul etmek gerekmektedir.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Kaymazlar Evi

kaymazlar-ev-kroki kaymazlar-ev-plan

Kaymazlar Evi vaziyet plânı (Kubbeli Mahallesi Mavikadın Sokak No:23)

Mavi Kadın sokakla Hızır Bey sokağının kesiştiği köşedeki paftada yer almaktadır. İki katlı yapının giriş katı ile üst katının kuzey duvarı yığma çamur harçlı moloz taş duvar; üst katının diğer kısımları ve oda bölme duvarları ise ahşap arası kerpiç dolgulu karkas şeklinde inşa edilmiştir. Yalnız üst katın kuzeybatı duvarı sonradan onarım görmüş ve bu kısım tuğla ile örülmüştür. İlk bakışta üst üste bindirilmiş konsollarla sokağa doğru uzanan gönyeli çıkmasıyla dikkati çeken evin üstü kırma çatılı ve özgününde alaturka kiremitle örtülü iken, bunların kırılıp düşmesi sonucunda, bir kısmı makine kiremiti, sofa bölümünün üzeri de çinko saçla kapatılmıştır. Yapı­nın saçakları kaplamasızdır. Giriş katı halen bir ailenin barınağı olarak işlevini sürdüren evin üst katı kullanılmadığından harap vaziyettedir.

kaymazlar-ev-hayatEv, güney tarafında tandırevi ve hela elemanlarının bulunduğu küçük bir hayata sahiptir. Buraya Mavi Kadın sokaktan açılan ahşap bir kapıyla girilmektedir.

Küçük ölçülerde ele alınan yapı, plânı bakımından Sivrihisar’ın geleneksel dış sofalı diğer evlerinden farklılık göstermektedir. Evin hayattan girilen alt katı bir giriş mekânı ile ona açılan yamuk plânlı bir odadan ibarettir. Üst katı ise dar ve uzunlamasına dikdörtgen plânlı bir sofa ile onun arkasında yer alan iki oda mekânından oluşmaktadır. Dıştan 13 basamaklı ahşap merdivenle evin üst kat sofasına çıkılmaktadır. Söz konusu merdiven evin hayat yönünde ahşap direklerle taşınan sofanın altına yerleştirilmiştir. Merdiven kovası da hemen hemen mekânın ortasına açılmıştır. Günümüzde çerçeveleri sökülmüş haldeki çok sayıda pencereden ışık alan sofa oldukça aydınlıktır.

kaymazlar-ev-oda-kapiSofanın kuzey tarafında iki geniş açıklıkla buraya bağlanan bir odaya geçilmektedir. Zemini tuğla döşemeli olan ve giriş niteliği taşıyan bu bölümden kapısı ahşap işlemeleriyle dekorlanmış diğer odaya girilir. Sokak yönündeki çıkmayla genişletilerek düzgün dikdörtgen plânlı bir mekâna dönüştürülen bu oda dört pencereden ışık almaktadır. Özgününde bunun da zemini tuğla döşemelidir. Ancak tuğlaların büyük kısmı sökülüp alınmıştır. Yine ince ahşap içliği sergileyen tavanının da büyük bölümü tahrip edilmiştir. Odanın giriş yönündeki duvarını ahşap yüklük ve dolap elemanları kaplamaktadır. Bunun karşı istikâmetinde ve pencere önünde, varlığı kalan izlerinden tespit edilebilen sedir ise yerinden sökülerek kaldırılmıştır. Özenli dekoratif unsurları ve konumu, bu mekânın evin baş odası olduğuna işaret etmektedir.

Süslemesi
kaymazlar-ev-tavanDışta, gönyeli bir çıkmayı taşıyan ahşap konsolların cepheyi hare­ketlendiren görüntüsünden ve ahşap pencere parmaklıklarından başka süslemesi bulunmayan evin, iç bezemeleri yalnızca üst kattaki baş odada toplanmaktadır. Odaya girişi sağlayan üzeri kemerli, tek kanatlı ahşap kapısı süslemelidir. Kapının sövelerinde, açıklık kemer üzengilerindeki ahşap dekorasyonlar özellikle dikkat çekicidir. Kapı kemerinin üstünde, etrafı yaprak dizisi ve zikzaklarla çevrelenmiş kitabelik şeklinde dikdörtgen bir kartuş görülmektedir. Ancak bunun ortasında herhangi bir yazı veya tasvir yoktur. Kapı aynalığında balık şeklinde bir çekecek elemanının bulunması da oldukça ilginçtir. Giriş kısmının çıtalı ahşap tavanı gösterişlidir. Bu bölüm, iki yanda dolap gözlerinin süslemeleri ile uyumlu bir bütün oluşturmaktadır.

kaymazlar-ev-yuklukYüklüğü, do­lap kapakları ve çiçekliği iyi derecede ahşap işçiliği sergileyen bu odanın ahşap tavanı ayrıca üzerinde durulmaya değer nite­liktedir. Fakat, yukarıda da belirttiğimiz gibi bu tavan bir köşeliği ile göbeğinden ve kenar suyundan pek az bir bölümü dışında tahrip olmuş durumdadır. Kalan izlerinden, ortadaki yuvarlak göbek kompozisyonu­nun kırmızı aşıboyalı tahta zemin üzerine çakılan oyma tarzında bitkisel dal ve çiçeklerin çevrelediği stilize bir güneş (çarkıfelek) motifinden oluştuğu tespit edilebilmektedir. Tavanın kenar bölümlerini, yine kırmızı aşıboyalı zemin üzerine ince işçilikli küçük parçaların çakılmasıyla elde edilen köşebender ve kenarsuyu bordürler kuşatmaktadır. Hem göbekte, hem de köşebenderde şuaların siyaha boyanmış olması, kırmızı zeminle uyumlu bir tezat meydana getirmektedir. Göbek ile kenarlardaki bordürler arasındaki kısım ise kare alanlar içerisine yerleştirilen stilize çarkıfelek motifleri ile doldurulmuştur. Odanın doğuya bakan bir çift penceresinin ortasına yerleştirilen dolabın ahşap oymaları da mekânın estetiğine zenginlik katmaktadır.

Tarihlendirme
kaymazlar-ev-dolapKitabesi bulunmayan yapının inşa tarihine ait herhangi bir bilgiye de sahip değiliz. Bu bakımdan yapı için kesin bir tarih vermek mümkün değilse de gerek inşa malzemesi, gerekse süslemesindeki özellikleri dikkate alınarak evin 19. yüzyılın ikinci yarısından kalmış olduğu düşünülmektedir.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Şefik Sakarya Evi

sefik-sakarya-ev-planZaimoğlu Konağı ile aynı sokakta yer alan bu ev iki katlı ve büyükçe bir konuttur. Kuzey cephesi sokağa bakan yapı, yüksek duvarlarla çevrili, geniş bir bahçe içerisindedir. Evin üst katı dört yönde dışa çıkmalar yapmaktadır.

Şefik Sakarya Evi, vaziyet plânı (Yenice Mahallesi Uzun Sokak No: 7)

sefik-sakarya-ev-bahceEv; kuzey, doğu ve batı yönlerde giriş kat dış duvarları boyunca çamur harçlı moloz taş örgüsüyle; üst katlar ise ahşap arası tuğla dolgulu karkas olarak inşa edilmiştir. Ayrıca iç bölme duvarlarında, ahşap çatkı aralarında tuğlanın yerine kerpicin de kullanıldığı tespit edilebilmektedir. Üstü kırma çatılı ve oluklu kiremitle örtülüdür. Ancak oluklu kiremitlerin bir kısmı düşmüş ve onların yerine Marsilya tipi makine kiremitleri konulmuştur.

Altta küçük bir bodruma sahip olan evin hayatında tandırevi, hela ve kuyu elemanlan bulunmaktadır. Giriş katı depo, kiler ve kışlık oda mekânlarına ayrılmıştır. Üst katı ise tamamıyla ikâmet amaçlı olarak düzenlenmiştir.

sefik-sakarya-ev-giris-cepheEve, Uzun sokaktan iki basamaklı merdiven çıkılarak, çift kanatlı ahşap bir kapı ile girilmektedir. Ortada bir sofa ve onun iki yüzüne yerleştirilen mekânlardan oluşan bu kat, iç sofalı bir plân göstermektedir. Özgününde, sofanın bir bölümünün zemini tuğla (günümüzde beton kaplı), geri kalanı (güney tarafı) tahta döşemelidir. Karşılıklı iki odanın yer aldığı güney yönde, kovası ahşap kapaklı bir merdivenle bodruma inilmektedir. Depo olarak kullanılan bodrum, bir orta hacim ile onun iki yanındaki birer mekândan ibarettir.

sefik-sakarya-ev-bas-oda-sedirSofanın güneye bakan pencerelerinin önünde duvar boyunca bir sedir uzanır. Bu yöndeki karşılıklı mekânların kışlık odalar olduklan anlaşılmaktadır. Girişin hemen sağında ve solundakiler ise harçevi (kiler) olarak değerlendirilmiştir. Odalarla kilerler arasındaki alanlar, özgününde eyvan biçiminde bırakılmışken, doğu yüzdeki eyvan sonradan odaya dönüştürülmüştür.

Merdivenin bitişiğinde yer alan batı yüzdeki diğer eyvan kemerlidir. Ancak bunun da dış duvarı değişikliğe uğramıştır.

sefik-sakarya-ev-giris-kapiEv sahipleri, burada (eskiden) ortada bir kapı ile onun iki yanında birer pencerenin bulunduğunu, kapı ile avluya çıkıldığını, ancak son yıllarda eski duvarın tamamen yıkılarak kendileri tarafından yeniden yapıldığını ifade etmektedirler. Bugün söz konusu duvarda pencere açıklığı yoktur. Yalnız içeri açılan demir bir kapı ile hayata geçilmektedir.

sefik-sakarya-ev-oda-kapilarGiriş katındaki kışlık oda mekânlarının zemini tahta döşemelidir. Kilerlerin zemini ise aslında tuğla döşemeli iken birisi sonradan betonla kaplanmıştır. Kapılarındaki özenli ahşap işçiliği ile dikkati çeken kışlık odaların içinde sedir, dolap, yüklük ve gusülhane elemanları mevcuttur.

Evin üst katına, içten çift kollu ahşap bir merdivenle çıkılmaktadır. İç sofalı bir plâna sahip bu katta, kuzey-güney istikâmetinde uzanan sofanın iki yüzüne, altta olduğu gibi köşelere gelecek şekilde odalar yerleştirilmiştir. Bunların aralarında da birer eyvan bulunmaktadır. Batıdaki eyvandan ayrıca dikdörtgen plânlı bir mekâna geçilmekte ve onun arkasında da helâ ile (günümüzde mutfak olarak kullanılan) hamam bölümleri yer almaktadır.

kapı-alınlığı

Çok sayıda pencereden ışık alan evin üst kati giriş katıyla kıyaslandığında daha geniş, aydınlık ve ferah bir mekân etkisini hissettirmektedir. Sofanın pencere önlerine ve doğudaki eyvanın önüne kolçaklı birer ahşap sedir konulmuştur. Zemini tahta döşemeli olan ve ızgaralı açıklığı bulunan sofanın tavam özgününde kaplamasız olup, sonradan kontraplakla kaplanmıştır.

sefik-sakarya-ev-bas-oda-yuklukTek kanadı, süslemek ahşap kapılarla girilen odaların hepsinde sedirler bulunmaktadır. Çiçeklikli yüklüklere ve işlemeli ahşap dolaplara sahip odalardan üçünün çıtalı tavanı süslemelidir. Güneydeki odanın yüklüğünün bir bölümü gusülhane olarak değerlendirilmiştir. Diğerlerinden daha gösterişli olduğu gözlenen bu mekânın evin baş odası olduğu anlaşılmaktadır.

Evin içinde ocak yoktur. Kışın ısınma bu yapıda da daima soba ve mangalla gerçekleştirilmiştir.

Süslemesi
sefik-sakarya-ev-ustkat-oda-kapiDıştan yalın görünüşlü yapının giriş kapısının geçmelerle oluşturulan kare aynalıkları oyma-kabartma tekniğinde soyut çiçek motifleri ile bezenmiştir. Üst kat çıkmaları ve çok sayıda pencere açıklığı ile hareket kazanan cephelerde, ahşap çatkılar açıkta bırakılarak, bunların arasını dolduran tuğlalar değişik yönlerde istif edilmek suretiyle bir çeşit dekorasyon oluşturulmuştur.

Yapının içine girildiğinde dıştaki sadeliğe göre daha yoğun bir süsleme programı ile karşılaşılmaktadır. Evin alt kat mekânlarında kışlık olarak kullanılan odaların kapıları özenli ahşap işlemeler gösterir. Özellikle batıdaki odanın kapısı üstünde, kırmızı kadife kumaşlı bir zemin üzerine pano şeklinde yerleştirilmiş olan ahşap süsleme elemanı dikkat çekicidir. Sofa ve odalardaki ahşap dolaplar, çiçeklikler ve yüklük kapakları da iyi derece ahşap işçiliği sergilemektedir.

sefik-sakarya-ev-bas-oda-tavanEvin üst katı daha zengin süslemelere sahiptir. Oda kapılarının her biri aynalıklarına yerleştirilen oyma-kabartma şeklinde geometrik ve sojaıt çiçek motifleriyle süslenmiştir. Bunlar birbirlerinden farklı görünüştedir. Yalnız hemen hepsinin de orta aynalığında, geçme çıtalarla oluşturulmuş stilize bir çarkıfelek motifi ortak bezeme elemanı olarak görülmektedir. Sofanın batı güzündeki odalarda süslemek dolaplar mevcuttur; ancak yüklük yoktur. Doğu taraftaki odaların dolap, yüklük, çiçeklik ve tavanları da oldukça süslemelidir. Özellikle sofanın doğu yüzündeki odaların çıtak tavanları bezeme kompozisyonlarıyla dikkat çekicidir.

sefik-sakarya-ev-bas-oda-tavan2Baş odanın tavanında, ortada kırmızı zemin üzerine, rokoko tarzında altın yaldızla boyanmış soyut bitkisel dallarla doldurulan kare şeklinde birer göbeğin etrafında, mavi zemin üzerine, yine altı yaldızla (varak) boyanmış “S” kıvrımları mekâna renkli ve coşkulu bir etki kazandırmaktadır. Bunun bitişiğindeki diğer odanın tavanı işçilik bakımından baş odanın tavanına benzemekle birlikte, yalnızca göbek kısmında boya kullanılmış olduğundan daha sade ve duru bir görünüş sergilemektedir. Baş oda yüklüğünün üst kısmındaki kemerli panolar içine, kırmızı boyalı zemin üzerine çakma yöntemiyle yerleştiren rokoko üslûbunda ahşap oyma soyut dallar da güzel ve hareketli bezemelerdir. İşçilik bakımından daha sade bir düzenlemeye sahip olan kuzeybatı köşedeki odanın tavanındaki çıtalar da çeşitli renklerde boyanmıştır.

Tarihlendirme
sefik-sakarya-ev-bas-oda-tavan3Evin inşa tarihini gösteren herhangi bir kayıt ya da kitabe yoktur. Yapının bugünkü sahibi Mustafa Sakarya, evin dedesi Şefik Sakarya tarafından R.1329 (M. 1910) yılında inşa edildiğini söylenmektedir’^. Bu iddianın aksini ortaya koyacak başka dayanak bulunmadığı gibi, yapının malzemesi, mimari ve süsleme özellikleri de bu bilgiyi destekler niteliktedir. Dolayısıyla, evin 1910’da yaptırılmış olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Zeyneller Evi

zeyneller-ev-planEğimli bir arsa üzerinde iki katlı olarak inşa edilen evin ön cephesi (güneybatı) sokağa, arka cephesi yüksek duvarlarla çevrili avluya bakmaktadır. Batı tarafında tek mekândan ibaret bodrumuyla, sokak cephesi dıştan 2,5 katlı bir görünüş kazanmıştır. Günümüzde kullanılmayan yapı boş olarak kaderine terkedilmiş durumdadır (2009 yılında yapının cepheleride kısmen onarım yapıldığı görülmüştür).

Zeyneller Evi vaziyet plânı (Yenice Mahallesi Üç Pınar Cadddesi No: 50)

Her iki katında da iç sofalı bir plâna sahip evin giriş katı ahır, samanlık, tandırevi, kışlık oda ve harçevi bölümlerine ayrılmıştır. Üst katı ise ikâmet amaçlı olarak düzenlenmiş mekânlardan oluşmaktadır.

Subasmanına kadar çamur harçlı moloz taş örgüsüyle; üst kısımlar ahşap çatkı arası kerpiç ve tuğla dolgulu karkas şeklinde inşa edilen yapının giriş katı dıştan çamurla sıvanıp, dış yüzeyi kireçle badana edilmiştir. Buna karşılık, güney ve doğu cephelerinin üst kat bölümlerinde, yalnızca ahşap çatkıların dış yüzeyi kireç harcıyla sıvanmış; araları aynı harçla doldurulan tuğlalar kendi renginde bırakılmıştır. Bu şekilde cephelerde iki renkli bir görüntü elde etmenin yanında, tuğlalann değişik yönlerde dizilişleriyle çeşitli dekorasyonlar da oluşturulmuştur. Diğer cephelerin tamamen çamurla sıvanıp kireçle badana edildiği görülmektedir.

zeyneller-ev-tavanEvin giriş katına sokaktan üç basamaklı taş merdiven çıkılarak çift kanatlı ahşap kapıyla girilmektedir. Ortasında dikdörtgen, geniş bir sofanın ikiye ayırdığı bu katın doğu kanadında ahır, samanlık, üst kat merdiveni ve harçevi sıralanmaktadır. Katlar arası bağlantıyı sağlayan merdivenin altı ayrıca ambar olarak değerlendirilmiştir. Plânın batı kanadında ise tandırevi ve kışlık oda mekânları bulunmaktadır. Sofanın hayata ve bahçeye açılan duvarı günümüzde tamamen yıkık durumdadır. İçerisinde büyük ocağı ve bir tarafında tahta ambarı bulunan tandırevi sofanın kuzey köşesindedir. Bunun bitişiğinde yer alan odamn kışlık olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Yamuk plânlı bir iç mekâna sahip odanın tahta döşemeli zemini sofanınkinden biraz yüksek tutulmuştur. İki taraftan basamaklı ahşap merdivenlerle çıkılan sahanlıktan açılan bir kapıyla girilen bu mekân sokağa bakan iki pencere ile aydınlatılmıştır. Pencerelerin önünde duvar botaınca sedir uzanmaktadır. Çıtalı tavanında ve dolap kapaklarında sade dekoratif unsurlar mevcuttur. Odamn tam karşısına gelen ahır ve samanlık mekânlarının kayda değer bir özelliği yoktur. Merdiven basamaklarıyla inilen bodrumdaki tek mekânın da kışlık oda olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. İki tarafında sediri bulunan bu oda, sokak istikâmetinden açılan çok küçük bir pencereden ışık almaktadır.

zeyneller-ev-odaÇift kollu ve sabanlıklı ahşap merdivenle evin üst kat sofasına çıkıl­maktadır. “L” şeklinde bir plân gösteren bu sofanın sokak yönünde, karşılıklı birer oda yer alır. Batı yüzdeki odanın kuzeyinde küçük ölçülerde başka bir mekan; doğu taraftaki odanın doğusunda da helâ elemanı bulunmaktadır. Hem avlu, hem de sokak cephesindeki pencerelerden bol ışık alan üst kat sofası yeterince aydınlıktır. Günü­müzde pencere çerçevelerinin bir kısmı sökülüp alınmış; mevcut olanlar da bakımsızlıktan tahrip olmuş ve camları kırılmıştır.

Sofanın tahta kaplamalı zemininin ortalarında diğer bazı konudarda olduğu gibi ızgaralı delik bulunmaktadır. Çıtalı tavanının ortasında yer alan göbek kompozisyonu da dikkat çekicidir. Bundan başka, odalarla bağlantılı birer servis dolabı ile, sokak tarafındaki pencerelerinin önünde duvar boyunca uzanan ahşap sedir; mekânın göze çarpan elemanlandır.

Sokağa bakan ve dış cephede çıkma yapan odaların girişleri köşeye alınmış ve pahlanmıştır. Kapıları orta derecede ahşap işçiliği gösteren bu mekânlann çiçeklikli yüklükleri ve ahşap işlemeli dolapları mevcuttur. Yüklüklerin bir tarafı gusülhane olarak düzenlenmiştir. Dolap kapakları ve çiçekliklerinin bazı bölümleri sökülüp tahrip edilmiştir. Her iki odanın ahşap çıtalı tavanının ortasında birer göbek ve köşeliklerinde süslemeler bulunmaktadır. Yalmz batıdaki odanın tavanı çökmüş ve tahrip olmuştur. Odalarda altları sandıklı sedirler de bulunmaktadır. Fakat kuzeye düşen üçüncü oda daha küçük ölçüde olup içinde sedir, dolap ve yüklük elamanları yoktur.

Odaların duvarlarında soba delikleri olmasına rağmen, tandırevi mekânından başka ocağa rastlanmamakta ve kışın ısınmanın bu evde de daima soba ve mangalla sağlandığı anlaşılmaktadır.

Süslemesi
zeyneller-ev-sofa-tavanYapının dış süslemesini cephelerde ahşap çatkıların arasını dolduran tuğlaların değişik yönlerde istiflenmesi ile oluşturulan stilize motifler meydana getirmektedir. Sivrihisar evlerinde sık karşılaşılan bu dekorasyon anlayışı, cepheye zengin ve hareketli bir görünüş kazandırmıştır. Ahşap, çift kanatlı cümle kapısının kayda değer bir bezemesi yoktur.

Evin içinde sade ve ağır başlı bir süsleme anlayışı hakimdir. Burada süsleme; tavanlar, dolap-yüklük kapakları ve çiçeklik gözlerinde yoğunlaşmaktadır. Oda kapılarında basit geometrik bezemeler görülmektedir. Giriş katındaki tek odanın çıtalı tavanı ve ahşap dolap kapakla­rında da yalın süslemeler mevcuttur. Üst kat sofasında ise çıtalı tavanın ortasındaki göbek ince ahşap işçiliği sergilemektedir. Dairevi formdaki bu göbek kompozisyonu, ortada şua motifleri, onun dört tarafında daire içine alınmış, merkezinde birer gülbezek bulunan müh­rü Süleyman (altı köşeli yıldız) ile onların iki yanında yer alan yine daire içindeki gülbezekler ve yapraklarla (hançer motifi) bezenmiştir. Tavanın köşelerinde de çıtalar ile oluşturulan şua motifli süslemeler mevcuttur.

zeyneller-ev-dolapOdaların ahşap dolap, yüklük ve çiçeklik elemanları ile çıtalı tavanları da süslemelidir.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, batıdaki odanın tavanı çökmüş, dolap ve çiçekliklerindeki süslemeler de önemli ölçüde tahrip olmuş durumdadır.

Aynı şekilde doğudaki odanın dolap-yüklük kapaklannın bir bölümü ile çiçekliklerindeki süslemeler de sökülüp tahrip edilmiştir.

Tarihlendirme
Kesin tarihini veren bir kayıt veya kitabe bulunmamakla beraber, mimari ve süsleme özelliklerinden evin 19. yüzyılın sonlarında veya 20. yüzyılın başlarında inşa edilmiş olduğu söylenebilir. Konutun ahşap işlerinin Hafız Ahmet Elmas’ın eseri olduğunun bilinmesi de bu fikri desteklemektedir.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009

Kategoriler
Tarihi Sivrihisar Evleri

Dalimanlar Evi

dalimanlar-ev-planDalimanlar Evi vaziyet planı (Cumhuriyet Mahallesi Sinan Paşa Sokak No: 16)

İki katlı evin zemin kat dış duvarları su başmanına kadar çamur harçlı moloz taş örgüsü, üst kısımlar güney ve doğu cephelerde ahşap çatkı arası tuğla, iç ve diğer duvarlar ise ahşap çatkı arası kerpiç dolgulu karkas olarak inşa edilmiştir. Yapının alt katının sokak cephesi sıvanmış ve üzeri kireçle badana edilmiştir. Evin bu yönde üst katı sokağa çıkmalıdır. Dıştan bakıldığında konutun pencere açıklıklarıyla hayata ve sokağa doğru yöneldiği görülmektedir. Bir başka deyişle, dış cephelerde pencereler yalnızca hayat ve sokak yönünde açılmıştır. Buna karşılık, kuzey ve batı cepheler dışa sağır tutulmuştur. Üstü kırma çatılı ve oluklu kiremitle örtülüdür.

dalimanlar-evi-kapilarEve giriş hayata açılan çift kanatlı ahşap bir cümle kapıyla sağlanmıştır. Bu kısım sokak yönünden yüksek bir duvarla ayrılmaktadır. Hayattan ikinci bir kapıyla girilen alt kat, özgününde ortada bir sofa ile, bunun doğu ve batı ucunda yer alan iki odadan ibarettir. Halen kullanımda olan bu kat, günün ihtiyaçlarına göre kimi değişikliklere uğramıştır. Nitekim sofanın kuzey tarafında bulunan küçük oda ve mutfağın sonradan bölünerek oluşturulduğu anlaşılmaktadır.

İçten ahşap bir merdivenle üst katın sofasına çıkılmaktadır. Doğu – batı istikametinde, evin büyüklüğüne oranla oldukça geniş bir alanı kaplayan ve kuzey duvarında bir ocağı bulunan sofanın her iki ucunda birer oda yer almaktadır. Çift kanatlı kapıya sahip doğudaki odanın bitişiğinde ayrıca küçük bir harçevi bulunmaktadır. Bugün evin ardiyesi olarak kullanılan ve bir depoya dönüştürülen bu kat özgünlüğünü büyük ölçüde korumaktadır.

dalimanlar-evi-dolapEv iç sofalı olmakla birlikte, düzenleme açısından farklı bir plân şekli göstermektedir. Sofanın dışa bakan yüzünün uzun tutulması ilk anda dış sofalı plân şeklini anımsatmaktadır. Ancak, odaların arkada değil de iki yanlarda yer almış olması yapıyı iç sofalı olarak tanımlamamızı gerektirmektedir.

Pencere önlerini boydan boya dolanan sedirler ile gömme dolap ve yüklükler odaların sabit elemanlarıdır. Sokağa çıkmasıyla dıştan da belirgin şekilde vurgulanan doğu baştaki mekanın hem konumu hem de süslemelerinden evin baş odası olduğu anlaşılmaktadır.

Süslemesi
Yapının cephesi, giriş kat seviyesinde sıvanarak badana edilmiştir. Buna karşılık, derz aralan harçla doldurulan tuğlaların çeşitli şekillerde istiflenişi ile üst kat cephelerinde oluşturulan bezemeler dış görünüşü zenginleştirmektedir. Sokak yönündeki çıkma ve onu taşıyan ahşap eliböğründeler evin bu cephesine hareket kazandırmıştır. Üst kat pencerelerinin alt yarısındaki ahşap kafesler de işlevsel olmanın ötesinde dış cephenin estetiğine katkı sağlamaktadır.

dalimanlar-evi-tavanEvin Üst katında oda kapıları ve dolap-yüklük kapakları yalın geometrik süslemelere sahiptir. Çift kanatlı bir kapıyla girilen baş odanın duvarındaki lambalık (alçı raf), hem üzerindeki yazı hem de süslemesi ile diğer örneklerde gördüğümüz kompozisyonu tekrarlamaktadır. Bunlardan başka süsleme açısından mekânın en dikkati çeken elemanı çıtak tavanıdır. Burada tavan içe doğru derinleşen kademeli bir örtü biçimindedir. Şamdanlar Evi’nin baş odasında da karşılaştığımız bu tavan şekli, süsleme motifleriyle ondan ayrılmaktadır. Ortada kırmızı kadife üzerine altın yaldızla (varak) boyanmış soyut bitki motifleri ile doldurulmuş sekizgen göbeği kare bir bölüm çevrelemektedir. Süslü çıtalarla zenginleştirilen bu bölüm, tavanın en yüksek kısmını oluşturmaktadır.

Tarihlendirme
Evin üst katında, baş odanın duvarında “Maşaallah 1320” yazılı alçı lambalıktan başka, yapının tarihine ilişkin herhangi bir kitabe ve kayıt bulunmamaktadır. Bu tarih esas alındığında, yapının 1902 tarihinde tamamlanmış olması gerekmektedir.

* * *

Tarihi Sivrihisar Evleri
Prof.Dr.Yüksel Sayan – Ege Üniversitesi, 2009